Konusunu Oylayın.: Fıhki yorumlar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Fıhki yorumlar
  1. 07.Nisan.2013, 22:44
    1
    Misafir

    Fıhki yorumlar






    Fıhki yorumlar Mumsema fıkıh ile ilgili yorumlar


  2. 07.Nisan.2013, 22:44
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 21.Nisan.2013, 21:26
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Fıhki yorumlar




    Fıhki yorumlar fıkıh ile ilgili yorumlar


    Fıkıh, İslam hukuku anlamına gelmektedir. Tanımı şöyledir; kişinin ameli (fiil) bakımdan kişinin lehinde ve aleyhinde olanları bilmesidir.

    Arapça bir kelime olan "fıkıh", birşeyi derinlemesine bilmek demektir. Temel kaynakları Kur’an ve sünnet olan İslam hukukuna verilen ad.

    İslamiyetin ilk devirlerinde fıkhın içine kelamî, fıkhî, ahlakî konuların hepsi girmekteydi. Daha sonra fıkıh, hicri 1. asırda (miladi 7.- 8. yüzyıllar) sadece ameli konulara münhasır kılınan

    İslam hukuku olarak ayrı bir ilim haline geldi. Fıkhın

    metodolojisi anlamına gelen Fıkıh Usûlü müctehidin (yani dinde hüküm verebilecek şahsın) şer'î amelî hükümleri tafsili delillerinden çıkarmasına yarayan kurallar bütünüdür. Fıkıh usûlü açısından ilk eser hicri 2. asırda

    İmam Şafii'nin "er-Risale" adlı eseridir.

    Fıkıhın amacı, yasa koymaktan çok, ana kaynaklara, yani Kur’an ve sünnete uygun hükmü araştırmaktır. Fıkıh, ana kaynaklara! dayanarak uygun hükmü oluştururken, icma, kıyas, istihsan, mesalihi mürsüle, sedd’i zerayi, istishab gibi ikincil kaynakla*ra da yönelir. Bunlardan icma, İslam bilgin*lerinin bir konudaki görüş birliği; kıyas ise, bir hükmü, benzerliği dolayısıyla başka bir konuya uygulama anlamına gelir. İstihsan açık kıyası bırakıp, gizli kıyasa başvurma olarak ortaya çıkarken, mesalihi mürsele açık bir hükmün bulunmadığı konularda, toplum yararını gözetmek şeklinde anlaşılır. Öte yandan, sedd’i zerayi kötülüğe giden yolları kapatmak; istishab ise, bir şeyin de*ğişmiş olduğunu ortaya koyan bir kanıt sunuluncaya kadar, eski durumun geçerli olduğunu kabul etmek anlamına gelmektedir



    İslam dininde inanç esaslarının yanı sıra uygulamaya yönelik olan ilke ve öğütler de vardır.İşte fıkhi yorumlar, dinin ibadet boyutu ve günlük hayatla ilgili olan diğer konuları ele

    alır.Temel İslam bilimlerinden olan fıkıh, ibadetler hakkında açıklayıcı bilgiler verir.Namaz, oruç, hac ve zekat gibi ibadetlerin nasıl ve ne zaman yapılacağını ayrıntılı bir şekilde açıklayan yorumlara, fıkhi yorumlar denir.

    İslamiyetin ilk dönemlerinde dinle ilgili bütün soru ve sorunları Hz. Peygamber (s.a.v.) gideriyordu.Cevap veriyordu..Bundan dolayı dinin uygulanış biçimi hakkında herhangi bir farklılık yaşanmamıştır.

    Hz. Muhammed vefatından sonra Müslümanlar karsılaştıkları sorunlarını çevrelerindeki

    bilgin kimselere sormaya başladılar. Her bilgin kendi bilgi gücüne ve yöntemine göre bu

    sorunlara çözümler bulmaya çalıştı. Zamanla bu bilgin kimselerin görüşleri toplumların birçoğu tarafından benimsenir hale geldi. Belli dönemlerde yaşamış İslam bilginlerinin belli konularla ilgili getirdikleri yorumlar daha sonra sistemleştirilmiş ve mezhepler ortaya çıkmıştır.

    Allah’ın emrettiği bir tarzda ona kulluk yapmak, ibadetleri doğru yapmaya bağlıdır.İslam düşüncesi içerisinde yer alan bazı fıkhi yorumlar, gelişerek günümüze kadar gelmiştir.Bu fıkhi yorumların başlıcaları şunlardır:

    1-HANEFİ MEZHEBİ: İmam-ı Âzam lâkabıyla şöhret bulan Ebû Hanîfe’ye izâfe edilen fıkıh ekolünün adı. Ebû Hanife’nin asıl adı Numân, babasının adı Sâbittir. Ebû Hanîfe H. 80 yılında Kûfe’de doğdu, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak orada yetişti. Irak ve Hicaz Ebû Hanife’nin yetiştiği dönemde önemli iki ilim merkezi hâlindeydi. Ebû Hanife meseleleri tek tek ortaya atar, öğrencilerini dinler, kendi görüşünü söyler ve onlarla konuyu bir ay hattâ daha fazla süreyle münâkaşa ederdi.Bu mezhep bizim de amalde tabi olduğumuz mezheptir.

    2-ŞAFİİ MEZHEBİ: İmam Şafiî (ö. 204/819)’ye nispet edilen fıkıh ekolü. Muhammed b. İdrîs elKureşî H. 150′de Gazze’de doğmuştur. İmam Şafiî mutlak, bağımsız bir müctehid olup, fıkıh, hadis ve usûlde imamdı. O, Hicaz ve Irak fıkhını birleştirici bir yol izledi.

    3-MALİKİ MEZHEBİ: Malik b. Enes b. Malik b. Ebi Amir el Asbahî’ye nispet edilen fıkhî ekolün adı. Büyük fıkıh ekollerinden biri olan Malikî mezhebinin imamı İmam Malik, Hicrî 93 yılında Medine’de doğmuştur. O, hayatı boyunca Medine’den başka bir yere gitmemiştir. İlimde ihtiyacı olduğu her şeyin, sahih bir şekilde Medine’de bulunduğuna inanıyor, manevî havasını teneffüs ettiği Peygamber şehrinden uzaklaşmak istemiyordu.

    4-HANBELİ MEZHEBİ: Ebû Abdillâh Ahmed b. Hanbel eş-Şeybânî’ye nispet edilen mezhebin adı. İslâm’da dört büyük fıkıh mezhebin birisi. Ahmed b. Hanbel 164/780 yılında Bağdat’ta doğdu. 241/855′te yine orada vefat etti.

    Ahmed b. Hanbel, Ebû Hanîfe’nin (ö.150/767) öğrencisi ve devrin ünlü baş kadısı Ebû Yûsuf’tan (ö.182/798) fıkıh ilmi aldı. Rivâyetle dirayeti birleştiren bir yol izledi.

    5-Caferilik: Caferilik mezhebi, İmam Cafer Sadık’ın görüşlerini temel alan fıkhi bir yorumdur. Caferilik, daha çok İran, Pakistan ve Irak gibi ülkelerde yaygındır.

    İslam düşüncesindeki yorum biçimlerinden biri de ahlakla ilgili konular üzerinde yoğunlaşan tasavvufi yorumlardır.



  4. 21.Nisan.2013, 21:26
    2
    Devamlı Üye



    Fıhki yorumlar fıkıh ile ilgili yorumlar


    Fıkıh, İslam hukuku anlamına gelmektedir. Tanımı şöyledir; kişinin ameli (fiil) bakımdan kişinin lehinde ve aleyhinde olanları bilmesidir.

    Arapça bir kelime olan "fıkıh", birşeyi derinlemesine bilmek demektir. Temel kaynakları Kur’an ve sünnet olan İslam hukukuna verilen ad.

    İslamiyetin ilk devirlerinde fıkhın içine kelamî, fıkhî, ahlakî konuların hepsi girmekteydi. Daha sonra fıkıh, hicri 1. asırda (miladi 7.- 8. yüzyıllar) sadece ameli konulara münhasır kılınan

    İslam hukuku olarak ayrı bir ilim haline geldi. Fıkhın

    metodolojisi anlamına gelen Fıkıh Usûlü müctehidin (yani dinde hüküm verebilecek şahsın) şer'î amelî hükümleri tafsili delillerinden çıkarmasına yarayan kurallar bütünüdür. Fıkıh usûlü açısından ilk eser hicri 2. asırda

    İmam Şafii'nin "er-Risale" adlı eseridir.

    Fıkıhın amacı, yasa koymaktan çok, ana kaynaklara, yani Kur’an ve sünnete uygun hükmü araştırmaktır. Fıkıh, ana kaynaklara! dayanarak uygun hükmü oluştururken, icma, kıyas, istihsan, mesalihi mürsüle, sedd’i zerayi, istishab gibi ikincil kaynakla*ra da yönelir. Bunlardan icma, İslam bilgin*lerinin bir konudaki görüş birliği; kıyas ise, bir hükmü, benzerliği dolayısıyla başka bir konuya uygulama anlamına gelir. İstihsan açık kıyası bırakıp, gizli kıyasa başvurma olarak ortaya çıkarken, mesalihi mürsele açık bir hükmün bulunmadığı konularda, toplum yararını gözetmek şeklinde anlaşılır. Öte yandan, sedd’i zerayi kötülüğe giden yolları kapatmak; istishab ise, bir şeyin de*ğişmiş olduğunu ortaya koyan bir kanıt sunuluncaya kadar, eski durumun geçerli olduğunu kabul etmek anlamına gelmektedir



    İslam dininde inanç esaslarının yanı sıra uygulamaya yönelik olan ilke ve öğütler de vardır.İşte fıkhi yorumlar, dinin ibadet boyutu ve günlük hayatla ilgili olan diğer konuları ele

    alır.Temel İslam bilimlerinden olan fıkıh, ibadetler hakkında açıklayıcı bilgiler verir.Namaz, oruç, hac ve zekat gibi ibadetlerin nasıl ve ne zaman yapılacağını ayrıntılı bir şekilde açıklayan yorumlara, fıkhi yorumlar denir.

    İslamiyetin ilk dönemlerinde dinle ilgili bütün soru ve sorunları Hz. Peygamber (s.a.v.) gideriyordu.Cevap veriyordu..Bundan dolayı dinin uygulanış biçimi hakkında herhangi bir farklılık yaşanmamıştır.

    Hz. Muhammed vefatından sonra Müslümanlar karsılaştıkları sorunlarını çevrelerindeki

    bilgin kimselere sormaya başladılar. Her bilgin kendi bilgi gücüne ve yöntemine göre bu

    sorunlara çözümler bulmaya çalıştı. Zamanla bu bilgin kimselerin görüşleri toplumların birçoğu tarafından benimsenir hale geldi. Belli dönemlerde yaşamış İslam bilginlerinin belli konularla ilgili getirdikleri yorumlar daha sonra sistemleştirilmiş ve mezhepler ortaya çıkmıştır.

    Allah’ın emrettiği bir tarzda ona kulluk yapmak, ibadetleri doğru yapmaya bağlıdır.İslam düşüncesi içerisinde yer alan bazı fıkhi yorumlar, gelişerek günümüze kadar gelmiştir.Bu fıkhi yorumların başlıcaları şunlardır:

    1-HANEFİ MEZHEBİ: İmam-ı Âzam lâkabıyla şöhret bulan Ebû Hanîfe’ye izâfe edilen fıkıh ekolünün adı. Ebû Hanife’nin asıl adı Numân, babasının adı Sâbittir. Ebû Hanîfe H. 80 yılında Kûfe’de doğdu, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak orada yetişti. Irak ve Hicaz Ebû Hanife’nin yetiştiği dönemde önemli iki ilim merkezi hâlindeydi. Ebû Hanife meseleleri tek tek ortaya atar, öğrencilerini dinler, kendi görüşünü söyler ve onlarla konuyu bir ay hattâ daha fazla süreyle münâkaşa ederdi.Bu mezhep bizim de amalde tabi olduğumuz mezheptir.

    2-ŞAFİİ MEZHEBİ: İmam Şafiî (ö. 204/819)’ye nispet edilen fıkıh ekolü. Muhammed b. İdrîs elKureşî H. 150′de Gazze’de doğmuştur. İmam Şafiî mutlak, bağımsız bir müctehid olup, fıkıh, hadis ve usûlde imamdı. O, Hicaz ve Irak fıkhını birleştirici bir yol izledi.

    3-MALİKİ MEZHEBİ: Malik b. Enes b. Malik b. Ebi Amir el Asbahî’ye nispet edilen fıkhî ekolün adı. Büyük fıkıh ekollerinden biri olan Malikî mezhebinin imamı İmam Malik, Hicrî 93 yılında Medine’de doğmuştur. O, hayatı boyunca Medine’den başka bir yere gitmemiştir. İlimde ihtiyacı olduğu her şeyin, sahih bir şekilde Medine’de bulunduğuna inanıyor, manevî havasını teneffüs ettiği Peygamber şehrinden uzaklaşmak istemiyordu.

    4-HANBELİ MEZHEBİ: Ebû Abdillâh Ahmed b. Hanbel eş-Şeybânî’ye nispet edilen mezhebin adı. İslâm’da dört büyük fıkıh mezhebin birisi. Ahmed b. Hanbel 164/780 yılında Bağdat’ta doğdu. 241/855′te yine orada vefat etti.

    Ahmed b. Hanbel, Ebû Hanîfe’nin (ö.150/767) öğrencisi ve devrin ünlü baş kadısı Ebû Yûsuf’tan (ö.182/798) fıkıh ilmi aldı. Rivâyetle dirayeti birleştiren bir yol izledi.

    5-Caferilik: Caferilik mezhebi, İmam Cafer Sadık’ın görüşlerini temel alan fıkhi bir yorumdur. Caferilik, daha çok İran, Pakistan ve Irak gibi ülkelerde yaygındır.

    İslam düşüncesindeki yorum biçimlerinden biri de ahlakla ilgili konular üzerinde yoğunlaşan tasavvufi yorumlardır.






+ Yorum Gönder