Konusunu Oylayın.: Kadının erkeklerle beraber bulunması

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kadının erkeklerle beraber bulunması
  1. 02.Nisan.2013, 22:30
    1
    Misafir

    Kadının erkeklerle beraber bulunması

  2. 04.Nisan.2013, 20:16
    2
    Altundal
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Nisan.2011
    Üye No: 86504
    Mesaj Sayısı: 579
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6

    Cevap: Kadının erkeklerle beraber bulunması





    Kadının erkeklerle beraber bulunması


    Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) örtülerini üstlerine almalarını (vücutlarını örtmelerini) söyle. Onların tanınmaması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah; çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.).) (33/el-Ahzâb/59) Kur’an-ı Kerim’in, kadınlar ve erkeklerin karışık bir şekilde aynı ortamda bulunmaları karşısındaki konumunu bu ve benzeri ayetler belirlemektedir.
    Bu, güvenlik kuralları çizen Kur’anî bir metottur. Müslüman ailenin benliğini ve soylarının selametini korumak, erkeklerin ve kadınların kalplerini fitneden ve sapıklıktan arındırmak üzere kurtuluşun yollarını belirler.

    Allah Subhânehu kadınlara örtülerini üzerlerine almalarını ve erkeklere ve kadınlara gözlerini haramdan sakınmalarını emretmiş, mahrem olmayan erkeklerle kadınların aynı ortamda birlikte bulunmalarını haram kılmıştır. Bütün bunlar, kötülüğe ve fuhşun yaygınlaşmasına giden yolların kesilmesi içindir.

    Kadınlarla erkeklerin karışık bir şekilde aynı ortamı paylaşmaları bu çağda da kendini gösteren eski bir sorundur. Kadın ve erkeğin aynı ortamı paylaşmasını teşvik edenler, bu ümmetin en hayırlı ümmet olmasını ve Allah’ın onu diğer ümmetlere üstün kılmasını çekemedikleri için pusuda yatarak fırsat gözetlemektedir.

    Yabancı kadınla yabancı erkeğin birlikte aynı ortamı paylaşmasına davet edenleri namusların korunması ilgilendirmemektedir. Onlar, şeref ve namusun ne anlama geldiğini de anlamamaktadır. Bunlar onların gözünde geçmişte kalmış ve anlamlarını yitirmiş kelimelerdir. Uygarlık ve ilerleme, -onlara göre- bu tür kavramları bağlarından kurtarmıştır!!.

    Aykırı bir takım sesler, kadın-erkek karışıklığının temiz bir ilişki kurmaya yardımcı olacağını; bunun psikolojik, sosyal ve ekonomik bir gereklilik olduğunu ileri sürmektedir. Onlara deriz ki: Kokuşmuş batı medeniyetine sorun, kadın-erkek karışıklığından ne fayda sağladı?!. Size, zina yoluyla hamile kalanların oranı ve kanuni olmayan yollarla dünyaya gelen binlerce çocukla ilgili akıllara durgunluk veren istatistiklerle ve korkunç rakamlarla cevap verecektir. Kürtaj olaylarını ve zorla ırza geçme suçlarının oranını; toplumların yıkımını haber veren sonuçları ve ahlaki çöküntüyü, evlenmeme oranının yüksekliğini ise hiç sorma!. Arzularını gidermek için kolay yollar bulunması –kendilerince- onları evliliğin yükümlülüklerinden ve masraflarından kurtarmıştır.

    Bazıları; kadın-erkek karışıklığının şehveti kırdığını, içgüdüyü düzenlediğini, bilinç altına itilmekten ve kompleksten koruduğunu öne sürer. Oysa kadın-erkek karışıklığının ve her türlü fuhşiyatın serbest olduğu ülkelerdeki durum bunu yalanlamakta ve çürütmektedir. Çünkü insanların hayvani açlığını ve namusların çiğnenmesini artırmaktan başka bir şey yapmamıştır. Şehvetleri doymak ve dinmek bilmeyecek şekilde ateşlemiş, bu da ölçü ve sınır tanımayan sapıklıklara yolaçmıştır.

    Batı’da içgüdüler serbest bırakıldı da ne oldu; nefislerin sorunlarını artırdı ve sinirlerin daha da gerilmesini sağladı. Bununla birlikte ölümcül hastalıklar yayıldı, stres orada çağın hastalığı haline geldi.

    Nasıl olur da bir insanı azgın dalgaların arasına atıp, sonra ondan elbiselerini ıslatmamasını isteyebiliriz..?! Nasıl olur da bir insanı yanan ateşin ortasına atıp, sonra ondan vücudunu yanmaktan korumasını isteyebiliriz..?!

    Her türlü kötülüğün serbest olduğu ülkelerde yaşayan ve kadın-erkek karışıklığının kötülüğünü yaşayan akıllı insanlar, gelmekte olan tehlikenin farkına vararak, ülkelerinde kadınlarla erkeklerin aynı ortamı paylaşmasının yasaklanmasını güçlü bir şekilde talep etmektedir. Uzun bir çileden sonra, karma olmayan eğitimin karma eğitimden daha iyi olduğunu açıkça ilan etmektedirler.

    Kadın-erkek karışıklığı temiz bir toplum sağlamamıştır. Bilakis, tam anlamıyla hayvanlaşmaya yolaçmıştır. Ailelerin birbirine bağlılığını, huzur ve istikrarı sağlamamıştır. Bilakis; sürekli çözülmeye, sürekli artan boşanma olaylarına ve sürekli açlığa yolaçmıştır.

    Kadın-erkek karışıklığı aldatıcı bir eğlencedir. Gençleri, evliliği düşünmez hale getirir. Evli olana da, evlilik bağını kaybettirir. Belki de, karı-kocadan herbiri sevgililer ve dostlar edinir. Şüphesiz bu, aile hayatını yıkan ve istikrarını bozan etkili bir unsurdur. Çünkü kadın-erkek karışıklığının bulunduğu toplumda hiçkimse Allah’ın kendisi için takdir ettiği ile yetinmez. Karı-koca arasında birbirini aldatmalar çoğaldığı gibi kıskançlıklar ve şikayetler de çoğalır.

    Mısır Azizi’nin karısının, Yusuf aleyhisselam’a tutulmasının açıkça görülen nedenlerinden biri de, gizli içgüdüleri ateşleyen kadın-erkek karışıklığıdır. Sonuçta Yusuf aleyhisselam, herşeyi bilen ve her şeyi gören Allah azze ve celle’den korkarak kadının isteğini reddeder.

    Kadın-erkek karışıklığı, zina suçunun işlenmesini ve her türlü fuhşu kolaylaştıran etkenlerin en büyüklerindendir. İnsanın içindeki kötü eğilimleri harekete geçirir. Azgın şehvet duygularını ateşler. Kışkırtma ve sapma meydana getirir.

    Kadın-erkek karışıklığı, ümmetin gençlerini yüksek değerlerden alıkoyar. Güçlerinin erimesine yolaçar ve onları, hayvani şehvet duygularının kölesi haline getirir. Toplumu; oyun ve eğlence, çılgınlık ve ahlaksızlık toplumuna dönüştürür. Bu da toplumu, yıkıma götürür.

    Haram olan kadın-erkek karışıklığının toplumlarda bir çok görüntüsü vardır. Bunlardan bazıları şu şekildedir: Kızların, amca ya da hala oğluyla birlikte bulunmaları... Dayı oğlunun teyze kızıyla birlikte bulunması... Tanışma ve birbirini daha yakından tanıma bahanesiyle nişanlıların, nikahtan önce yalnız kalmaları ve birlikte çıkmaları... Kalplerin temizliği bahanesiyle kadınlarla erkeklerin genelde birlikte bulunmaları... Bazı toplumlarda olduğu gibi, kız öğrencilerle erkek öğrencilerin üniversitelerde ve diğer okullarda, sınıflarda birlikte bulunmaları... Yine bazı toplumlarda olduğu gibi kadının, kocasının kendisine mahrem olmayan akrabalarını ya da arkadaşlarını onun yokluğunda karşılaması, onlarla oturması ve konuşması... Öğretim bahanesiyle, özel hocaların kız öğrencilerle yalnız kalması... İşin gereği olduğunu öne sürerek laboratuvarlarda, eczanelerde, hastanelerde ve bürolarda kadınlarla erkeklerin birlikte çalışması... Erkek doktorun, yanında bir mahremi olmadan kadın hastayla yalnız kalması... Erkeklerle kadınların birlikte oturup karşılıklı konuştukları aile sohbetleri...

    Kadınlarla erkeklerin karışık şekilde aynı ortamı paylaşmasına ve kadınlarla erkeklerin birbirlerinden ayrı ve uzak bulunmaları kuralının çiğnenmesine yolaçan faktörleri haram kılan birçok sahih hadis vardır. Mahrem olmayan yabancı kadının yanına girmenin ve onunla yalnız kalmanın haramlığını, yanında bir mahremi olmadan kadının yolculuk yapmasının haramlığını, erkek ve kadından her birinin diğerine kasıtlı olarak bakmasının haramlığını; erkeklerin, kadınların yanına girmesinin haramlığını; mahremi olmayan yabancı kadının bedenine, tokalaşmak amacıyla da olsa dokunmanın haramlığını, kadın ve erkekten her birinin diğerine benzemesinin haramlığını bildiren hadisler bunlardan bazılarıdır.

    Temiz şeriatın kurallarından biri de şudur: Allah azze ve celle bir şeyi haram kılınca, ondan sakınılmasını sağlamak ve ona yaklaşılmasını engellemek için o harama götüren yolları ve araçları da haram kılar. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur.).) (17/el-İsrâ/32)
    Alimlerden biri şöyle der: “Zinaya yaklaşmayı yasaklamak, yalnızca zina işlemeyi yasaklamaktan daha derin bir ifadedir. Çünkü bu, zinaya çağıran ve zina öncesi yapılan bütün fiilleri yasaklamayı içerir. Şüphesiz, uçurumun kenarında dolaşanın ona düşmesi yakındır.” İbnu’l-Kayyım rahimehullah şöyle der: “Erkeklerin kadınlarla karışık bir şekilde aynı ortamı paylaşması zinanın ve fuhuşların çoğalmasına sebeptir.”

    Şeriatın, erkeklerle kadınların birbirinden uzak olmasına ve karışık bir şekilde aynı ortamı paylaşmamasına verdiği önemin bir göstergesi de, namaz gibi, namaz kılanın dünyaya bağlılıktan uzak bir şekilde kendisini Rabbinin huzurunda hissettiği ibadet mekanlarında dahi buna teşvik etmesidir. Ebu Hureyre radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Erkeklerin saflarının en hayırlısı ilkidir, en kötüsü ise sonuncusudur. Kadınların saflarının en hayırlısı sonuncusudur, en kötüsü ise ilkidir.”Bu hadisi, Müslim rivayet eder. Bu ancak, kadınların ilk safının erkeklere en yakın olması nedeniyledir ve bu nedenle safların en kötüsü olmuştur. Kadınların en son safı ise, erkeklerden uzaklığı nedeniyle safların en hayırlısı olmuştur. İmam Nevevi rahimehullah şöyle der: “Erkeklerle birlikte namaza gelen kadınların saflarının en sonuncusu, erkeklerle karışma ihtimalinden uzak olduğu için üstün kılınmıştır. İlk safları ise, bunun tersi nedeniyle kötülenmiştir.”

    Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Mescid’den çıkınca, erkeklerle kadınların yolda karışık olduklarını görür ve kadınlara şöyle buyurur: “Geri durun! Şüphesiz, yolun ortasından yürümek size göre değildir. Yolun kenarlarından yürüyün!”!” Bundan sonra kadın; duvara o kadar yakın yürürdü ki, yakınlığı nedeniyle elbisesi duvara takılırdı.” Bu hadisi, Ebu Davud rivayet eder. İşte müslümanların kadınları bu yolda yürüdü ve onların, erkeklerle karışık bir şekilde bulundukları hiç görülmedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem; kadının evinde kıldığı namazın, mescitte kıldığı namazdan daha hayırlı olduğunu bildirir ve şöyle buyurur: : “Kadınları, mescitlere çıkmaktan alıkoymayın; (bununla birlikte) onların evleri, onlar için daha hayırlıdır.”.” Bu hadisi İmam Ahmed, İbni Ömer radıyallahu anhuma kanalıyla rivayet eder.

    Kadınlarla erkeklerin karışık bir şekilde aynı ortamı paylaşmamasına şeriatın verdiği önemin bir göstergesi de; kadınların, mescitlere çıktıkları zaman koku sürünmelerini yasaklamasıdır. Ebu Hureyre radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Hangi bir kadın koku sürünürse, bizimle birlikte yatsı namazına gelmesin!” Bu hadisi, Müslim rivayet eder.

    Aişe radıyallahu anha, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in vefatından sonra kadınların hallerindeki değişikliği görünce şöyle der: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, kadınların sonradan ortaya çıkardığı şeyleri görmüş olsaydı, İsrailoğulları’nın kadınlarının alıkonulduğu gibi onları mescitlerden alıkoyardı.” Bu, Aişe radıyallahu anha zamanında böyle... Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yaşadığı dönem çok yakın... Kötülüğün arttığı, açılıp-saçılmanın çoğalıp yaygınlaştığı ve Allah korkusunun azaldığı bu zaman için ya ne demeli?!. Allah yardımcımız olsun!..

    İbnu’l-Kayyım rahimehullah şöyle der: “Hiç şüphesiz; kadınların erkeklerle birlikte karışık bir şekilde aynı ortamda bulunmasına imkan sağlamak her türlü belanın ve kötülüğün temelidir. Bu, genel cezaların inmesinin en büyük nedenidir. Aynı şekilde genelin ve özelin işlerinin bozulmasının da nedenlerindendir. Kadınların, erkeklerle birlikte aynı ortamı paylaşması, zinanın ve fuhuşların çoğalmasının sebebidir. Toplu ölümlerin ve salgın veba hastalıklarının nedenlerindendir. Fahişe kadınlar, Musa’nın askerleri arasına karışıp aralarında fuhuş yayılınca, Allah onların üzerine veba gönderir ve bir günde onlardan yetmişbin kişi ölür

    Abdulbâri es-Sübeyti



  3. 04.Nisan.2013, 20:16
    2
    Devamlı Üye




    Kadının erkeklerle beraber bulunması


    Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) örtülerini üstlerine almalarını (vücutlarını örtmelerini) söyle. Onların tanınmaması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah; çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.).) (33/el-Ahzâb/59) Kur’an-ı Kerim’in, kadınlar ve erkeklerin karışık bir şekilde aynı ortamda bulunmaları karşısındaki konumunu bu ve benzeri ayetler belirlemektedir.
    Bu, güvenlik kuralları çizen Kur’anî bir metottur. Müslüman ailenin benliğini ve soylarının selametini korumak, erkeklerin ve kadınların kalplerini fitneden ve sapıklıktan arındırmak üzere kurtuluşun yollarını belirler.

    Allah Subhânehu kadınlara örtülerini üzerlerine almalarını ve erkeklere ve kadınlara gözlerini haramdan sakınmalarını emretmiş, mahrem olmayan erkeklerle kadınların aynı ortamda birlikte bulunmalarını haram kılmıştır. Bütün bunlar, kötülüğe ve fuhşun yaygınlaşmasına giden yolların kesilmesi içindir.

    Kadınlarla erkeklerin karışık bir şekilde aynı ortamı paylaşmaları bu çağda da kendini gösteren eski bir sorundur. Kadın ve erkeğin aynı ortamı paylaşmasını teşvik edenler, bu ümmetin en hayırlı ümmet olmasını ve Allah’ın onu diğer ümmetlere üstün kılmasını çekemedikleri için pusuda yatarak fırsat gözetlemektedir.

    Yabancı kadınla yabancı erkeğin birlikte aynı ortamı paylaşmasına davet edenleri namusların korunması ilgilendirmemektedir. Onlar, şeref ve namusun ne anlama geldiğini de anlamamaktadır. Bunlar onların gözünde geçmişte kalmış ve anlamlarını yitirmiş kelimelerdir. Uygarlık ve ilerleme, -onlara göre- bu tür kavramları bağlarından kurtarmıştır!!.

    Aykırı bir takım sesler, kadın-erkek karışıklığının temiz bir ilişki kurmaya yardımcı olacağını; bunun psikolojik, sosyal ve ekonomik bir gereklilik olduğunu ileri sürmektedir. Onlara deriz ki: Kokuşmuş batı medeniyetine sorun, kadın-erkek karışıklığından ne fayda sağladı?!. Size, zina yoluyla hamile kalanların oranı ve kanuni olmayan yollarla dünyaya gelen binlerce çocukla ilgili akıllara durgunluk veren istatistiklerle ve korkunç rakamlarla cevap verecektir. Kürtaj olaylarını ve zorla ırza geçme suçlarının oranını; toplumların yıkımını haber veren sonuçları ve ahlaki çöküntüyü, evlenmeme oranının yüksekliğini ise hiç sorma!. Arzularını gidermek için kolay yollar bulunması –kendilerince- onları evliliğin yükümlülüklerinden ve masraflarından kurtarmıştır.

    Bazıları; kadın-erkek karışıklığının şehveti kırdığını, içgüdüyü düzenlediğini, bilinç altına itilmekten ve kompleksten koruduğunu öne sürer. Oysa kadın-erkek karışıklığının ve her türlü fuhşiyatın serbest olduğu ülkelerdeki durum bunu yalanlamakta ve çürütmektedir. Çünkü insanların hayvani açlığını ve namusların çiğnenmesini artırmaktan başka bir şey yapmamıştır. Şehvetleri doymak ve dinmek bilmeyecek şekilde ateşlemiş, bu da ölçü ve sınır tanımayan sapıklıklara yolaçmıştır.

    Batı’da içgüdüler serbest bırakıldı da ne oldu; nefislerin sorunlarını artırdı ve sinirlerin daha da gerilmesini sağladı. Bununla birlikte ölümcül hastalıklar yayıldı, stres orada çağın hastalığı haline geldi.

    Nasıl olur da bir insanı azgın dalgaların arasına atıp, sonra ondan elbiselerini ıslatmamasını isteyebiliriz..?! Nasıl olur da bir insanı yanan ateşin ortasına atıp, sonra ondan vücudunu yanmaktan korumasını isteyebiliriz..?!

    Her türlü kötülüğün serbest olduğu ülkelerde yaşayan ve kadın-erkek karışıklığının kötülüğünü yaşayan akıllı insanlar, gelmekte olan tehlikenin farkına vararak, ülkelerinde kadınlarla erkeklerin aynı ortamı paylaşmasının yasaklanmasını güçlü bir şekilde talep etmektedir. Uzun bir çileden sonra, karma olmayan eğitimin karma eğitimden daha iyi olduğunu açıkça ilan etmektedirler.

    Kadın-erkek karışıklığı temiz bir toplum sağlamamıştır. Bilakis, tam anlamıyla hayvanlaşmaya yolaçmıştır. Ailelerin birbirine bağlılığını, huzur ve istikrarı sağlamamıştır. Bilakis; sürekli çözülmeye, sürekli artan boşanma olaylarına ve sürekli açlığa yolaçmıştır.

    Kadın-erkek karışıklığı aldatıcı bir eğlencedir. Gençleri, evliliği düşünmez hale getirir. Evli olana da, evlilik bağını kaybettirir. Belki de, karı-kocadan herbiri sevgililer ve dostlar edinir. Şüphesiz bu, aile hayatını yıkan ve istikrarını bozan etkili bir unsurdur. Çünkü kadın-erkek karışıklığının bulunduğu toplumda hiçkimse Allah’ın kendisi için takdir ettiği ile yetinmez. Karı-koca arasında birbirini aldatmalar çoğaldığı gibi kıskançlıklar ve şikayetler de çoğalır.

    Mısır Azizi’nin karısının, Yusuf aleyhisselam’a tutulmasının açıkça görülen nedenlerinden biri de, gizli içgüdüleri ateşleyen kadın-erkek karışıklığıdır. Sonuçta Yusuf aleyhisselam, herşeyi bilen ve her şeyi gören Allah azze ve celle’den korkarak kadının isteğini reddeder.

    Kadın-erkek karışıklığı, zina suçunun işlenmesini ve her türlü fuhşu kolaylaştıran etkenlerin en büyüklerindendir. İnsanın içindeki kötü eğilimleri harekete geçirir. Azgın şehvet duygularını ateşler. Kışkırtma ve sapma meydana getirir.

    Kadın-erkek karışıklığı, ümmetin gençlerini yüksek değerlerden alıkoyar. Güçlerinin erimesine yolaçar ve onları, hayvani şehvet duygularının kölesi haline getirir. Toplumu; oyun ve eğlence, çılgınlık ve ahlaksızlık toplumuna dönüştürür. Bu da toplumu, yıkıma götürür.

    Haram olan kadın-erkek karışıklığının toplumlarda bir çok görüntüsü vardır. Bunlardan bazıları şu şekildedir: Kızların, amca ya da hala oğluyla birlikte bulunmaları... Dayı oğlunun teyze kızıyla birlikte bulunması... Tanışma ve birbirini daha yakından tanıma bahanesiyle nişanlıların, nikahtan önce yalnız kalmaları ve birlikte çıkmaları... Kalplerin temizliği bahanesiyle kadınlarla erkeklerin genelde birlikte bulunmaları... Bazı toplumlarda olduğu gibi, kız öğrencilerle erkek öğrencilerin üniversitelerde ve diğer okullarda, sınıflarda birlikte bulunmaları... Yine bazı toplumlarda olduğu gibi kadının, kocasının kendisine mahrem olmayan akrabalarını ya da arkadaşlarını onun yokluğunda karşılaması, onlarla oturması ve konuşması... Öğretim bahanesiyle, özel hocaların kız öğrencilerle yalnız kalması... İşin gereği olduğunu öne sürerek laboratuvarlarda, eczanelerde, hastanelerde ve bürolarda kadınlarla erkeklerin birlikte çalışması... Erkek doktorun, yanında bir mahremi olmadan kadın hastayla yalnız kalması... Erkeklerle kadınların birlikte oturup karşılıklı konuştukları aile sohbetleri...

    Kadınlarla erkeklerin karışık şekilde aynı ortamı paylaşmasına ve kadınlarla erkeklerin birbirlerinden ayrı ve uzak bulunmaları kuralının çiğnenmesine yolaçan faktörleri haram kılan birçok sahih hadis vardır. Mahrem olmayan yabancı kadının yanına girmenin ve onunla yalnız kalmanın haramlığını, yanında bir mahremi olmadan kadının yolculuk yapmasının haramlığını, erkek ve kadından her birinin diğerine kasıtlı olarak bakmasının haramlığını; erkeklerin, kadınların yanına girmesinin haramlığını; mahremi olmayan yabancı kadının bedenine, tokalaşmak amacıyla da olsa dokunmanın haramlığını, kadın ve erkekten her birinin diğerine benzemesinin haramlığını bildiren hadisler bunlardan bazılarıdır.

    Temiz şeriatın kurallarından biri de şudur: Allah azze ve celle bir şeyi haram kılınca, ondan sakınılmasını sağlamak ve ona yaklaşılmasını engellemek için o harama götüren yolları ve araçları da haram kılar. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur.).) (17/el-İsrâ/32)
    Alimlerden biri şöyle der: “Zinaya yaklaşmayı yasaklamak, yalnızca zina işlemeyi yasaklamaktan daha derin bir ifadedir. Çünkü bu, zinaya çağıran ve zina öncesi yapılan bütün fiilleri yasaklamayı içerir. Şüphesiz, uçurumun kenarında dolaşanın ona düşmesi yakındır.” İbnu’l-Kayyım rahimehullah şöyle der: “Erkeklerin kadınlarla karışık bir şekilde aynı ortamı paylaşması zinanın ve fuhuşların çoğalmasına sebeptir.”

    Şeriatın, erkeklerle kadınların birbirinden uzak olmasına ve karışık bir şekilde aynı ortamı paylaşmamasına verdiği önemin bir göstergesi de, namaz gibi, namaz kılanın dünyaya bağlılıktan uzak bir şekilde kendisini Rabbinin huzurunda hissettiği ibadet mekanlarında dahi buna teşvik etmesidir. Ebu Hureyre radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Erkeklerin saflarının en hayırlısı ilkidir, en kötüsü ise sonuncusudur. Kadınların saflarının en hayırlısı sonuncusudur, en kötüsü ise ilkidir.”Bu hadisi, Müslim rivayet eder. Bu ancak, kadınların ilk safının erkeklere en yakın olması nedeniyledir ve bu nedenle safların en kötüsü olmuştur. Kadınların en son safı ise, erkeklerden uzaklığı nedeniyle safların en hayırlısı olmuştur. İmam Nevevi rahimehullah şöyle der: “Erkeklerle birlikte namaza gelen kadınların saflarının en sonuncusu, erkeklerle karışma ihtimalinden uzak olduğu için üstün kılınmıştır. İlk safları ise, bunun tersi nedeniyle kötülenmiştir.”

    Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Mescid’den çıkınca, erkeklerle kadınların yolda karışık olduklarını görür ve kadınlara şöyle buyurur: “Geri durun! Şüphesiz, yolun ortasından yürümek size göre değildir. Yolun kenarlarından yürüyün!”!” Bundan sonra kadın; duvara o kadar yakın yürürdü ki, yakınlığı nedeniyle elbisesi duvara takılırdı.” Bu hadisi, Ebu Davud rivayet eder. İşte müslümanların kadınları bu yolda yürüdü ve onların, erkeklerle karışık bir şekilde bulundukları hiç görülmedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem; kadının evinde kıldığı namazın, mescitte kıldığı namazdan daha hayırlı olduğunu bildirir ve şöyle buyurur: : “Kadınları, mescitlere çıkmaktan alıkoymayın; (bununla birlikte) onların evleri, onlar için daha hayırlıdır.”.” Bu hadisi İmam Ahmed, İbni Ömer radıyallahu anhuma kanalıyla rivayet eder.

    Kadınlarla erkeklerin karışık bir şekilde aynı ortamı paylaşmamasına şeriatın verdiği önemin bir göstergesi de; kadınların, mescitlere çıktıkları zaman koku sürünmelerini yasaklamasıdır. Ebu Hureyre radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Hangi bir kadın koku sürünürse, bizimle birlikte yatsı namazına gelmesin!” Bu hadisi, Müslim rivayet eder.

    Aişe radıyallahu anha, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in vefatından sonra kadınların hallerindeki değişikliği görünce şöyle der: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, kadınların sonradan ortaya çıkardığı şeyleri görmüş olsaydı, İsrailoğulları’nın kadınlarının alıkonulduğu gibi onları mescitlerden alıkoyardı.” Bu, Aişe radıyallahu anha zamanında böyle... Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yaşadığı dönem çok yakın... Kötülüğün arttığı, açılıp-saçılmanın çoğalıp yaygınlaştığı ve Allah korkusunun azaldığı bu zaman için ya ne demeli?!. Allah yardımcımız olsun!..

    İbnu’l-Kayyım rahimehullah şöyle der: “Hiç şüphesiz; kadınların erkeklerle birlikte karışık bir şekilde aynı ortamda bulunmasına imkan sağlamak her türlü belanın ve kötülüğün temelidir. Bu, genel cezaların inmesinin en büyük nedenidir. Aynı şekilde genelin ve özelin işlerinin bozulmasının da nedenlerindendir. Kadınların, erkeklerle birlikte aynı ortamı paylaşması, zinanın ve fuhuşların çoğalmasının sebebidir. Toplu ölümlerin ve salgın veba hastalıklarının nedenlerindendir. Fahişe kadınlar, Musa’nın askerleri arasına karışıp aralarında fuhuş yayılınca, Allah onların üzerine veba gönderir ve bir günde onlardan yetmişbin kişi ölür

    Abdulbâri es-Sübeyti






+ Yorum Gönder