Konusunu Oylayın.: Hazreti Meryem ve Hazreti Hacer karıştırılıyor mu?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Hazreti Meryem ve Hazreti Hacer karıştırılıyor mu?
  1. 28.Mart.2013, 12:11
    1
    Misafir

    Hazreti Meryem ve Hazreti Hacer karıştırılıyor mu?

  2. 29.Mart.2013, 00:20
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Hazreti Meryem ve Hazreti Hacer karıştırılıyor mu?




    Değerli kardeşimiz;
    Kur’an’ın bir vasfı “Muheymin”dir. Bu kavram, Tevrat ve İncil gibi -zamanla- insanlar tarafından tahrifatın yapıldığı, hatta büyük çoğunluğun insanlar tarafından yazıldığını Yahudi ve Hristiyan alimlerinin de kabul ettiği kitaplardaki bilgileri kontrol eden kitap manasınadır.

    Buna göre, Kur’an o kitaplardaki doğruları tasdik ettiği gibi, insanlar tarafından sokuşturulan yanlış bilgileri de tashih edip düzeltir. Ancak bu işi yaparken, “işte bu doğru, bu yanlış” diyerek değil, kullandığı bilgileri ortaya koymak suretiyle insanlara bunları karşılaştırma imkanını verir.

    Bu sebeple, Kitab-ı mukaddes’teki bilgilerle Kur’an’ın bilgilerini kontrol etmek, hem mantık açısından hem de vahiylerin kronolojisi bakımından yanlıştır. Çünkü, Kur’an’ın A’dan Z’eye bütün ayet, kelime ve harflerinin eksiksiz Allah’tan gelen birer vahiy mahsulü olduğu bütün İslam alimleri tarafından kabul gören bir gerçektir.

    Alimlerin bu yaklaşımı, hem ayet hem de sahih hadislere dayanmaktadır. Keza, Kur’an Allah’ın en son vahiy kitabı olması bakımından onun hiç bir surette tahrifata uğramasının mümkün olmadığı, Allah tarafından korunduğu açıkça ifade edilmiştir. (bk. Hicr, 15/9)

    Böyle bir koruma vaadi, ne Tevrat ne de İncil için söz konusu değildir.

    Kitab-ı Mukaddes’in çoğunun asırlar sonra yazıldığı bilinmektedir. Oysa Kur’an’ın her bir ayetinin indiği anda yazdırıldığını gösteren ayetlerin varlığı yanında sahih hadis ve tarih kaynakları da mevcuttur.

    Kur’an ile Kitab-ı Mukaddes’i karşılaştırırsak, Kur’an’ın 15 asırdan beri bütün insanlara meydan okumasıyla, ortaya koyduğu harika belagati ile, gaybi haberleriyle, müspet ilmin kesin verilerine uygunluğuyla Allah’ın sözü olduğunu ispat etmiştir. Kitab-ı mukaddesin, birçok batılı ilim adamlarının da itirafıyla, ihtiva ettiği bir çok yanlış kıssalar ve bilimsel gerçeklere ters düşmesi sebebiyle Kur’an’la kıyaslanması mümkün değildir.
    Örneğin “İsa`nın annesi babası her yıl Fısıh Bayramı`nda Yeruşalim`e giderlerdi.” (İncil/Matta, bölüm:2/41) bilgisine ne buyururlar? İsa’nın babası mı var?

    Sözü fazla uzatmadan, sadece şunu söyleyelim ki; tarih boyunca ve bu gün de yüzlerce belki binlerce Yahudi ve Hristiyan din adamları ve ilim adamlarının Kur’an’a iman edip müslüman olmaları, Kur’an’ın konumunu ortaya koymaya kafidir. Oysa tarih boyunca herhangi bir müslüman akli muhakemesini kullanarak başka dinlere girdiği yok hükmündedir.

    Elimizdeki Kur’an’ın mealini yazan Muhammed Esed tek başına bu dediklerimizi doğrulayan canlı bir belgedir. Onların da ellerinden geliyorsa, sadece iki müslüman din aliminin veya ilim adamının İslam’ı bırakıp onlara katıldığını göstersinler!

    O halde, Kur’an’ın Hz. İsa’nın doğumu ile ilgili verdiği bilgiler kesinlikle doğrudur. Aksine söyleneler ise hatalıdır veya bir tevili vardır.

    Ayrıca, Kur’an’da Hz. Meryam’in bir “çölde doğum yaptığına” dair bir bilgi verilmiş değildir.

    İlgili ayetlerin mealleri şöyledir:

    “Sonra çocuğuna hamile kaldı ve bu haliyle uzakça bir yere çekildi.

    Derken doğum sancısı onu bir hurma ağacına dayanmaya zorladı. “Ay!” dedi, “n’olaydım, keşke bu iş başıma gelmeden öleydim, adı sanı unutulup gitmiş biri olaydım!”
    (Meryem, 19/22-23)
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  3. 29.Mart.2013, 00:20
    2
    Editör



    Değerli kardeşimiz;
    Kur’an’ın bir vasfı “Muheymin”dir. Bu kavram, Tevrat ve İncil gibi -zamanla- insanlar tarafından tahrifatın yapıldığı, hatta büyük çoğunluğun insanlar tarafından yazıldığını Yahudi ve Hristiyan alimlerinin de kabul ettiği kitaplardaki bilgileri kontrol eden kitap manasınadır.

    Buna göre, Kur’an o kitaplardaki doğruları tasdik ettiği gibi, insanlar tarafından sokuşturulan yanlış bilgileri de tashih edip düzeltir. Ancak bu işi yaparken, “işte bu doğru, bu yanlış” diyerek değil, kullandığı bilgileri ortaya koymak suretiyle insanlara bunları karşılaştırma imkanını verir.

    Bu sebeple, Kitab-ı mukaddes’teki bilgilerle Kur’an’ın bilgilerini kontrol etmek, hem mantık açısından hem de vahiylerin kronolojisi bakımından yanlıştır. Çünkü, Kur’an’ın A’dan Z’eye bütün ayet, kelime ve harflerinin eksiksiz Allah’tan gelen birer vahiy mahsulü olduğu bütün İslam alimleri tarafından kabul gören bir gerçektir.

    Alimlerin bu yaklaşımı, hem ayet hem de sahih hadislere dayanmaktadır. Keza, Kur’an Allah’ın en son vahiy kitabı olması bakımından onun hiç bir surette tahrifata uğramasının mümkün olmadığı, Allah tarafından korunduğu açıkça ifade edilmiştir. (bk. Hicr, 15/9)

    Böyle bir koruma vaadi, ne Tevrat ne de İncil için söz konusu değildir.

    Kitab-ı Mukaddes’in çoğunun asırlar sonra yazıldığı bilinmektedir. Oysa Kur’an’ın her bir ayetinin indiği anda yazdırıldığını gösteren ayetlerin varlığı yanında sahih hadis ve tarih kaynakları da mevcuttur.

    Kur’an ile Kitab-ı Mukaddes’i karşılaştırırsak, Kur’an’ın 15 asırdan beri bütün insanlara meydan okumasıyla, ortaya koyduğu harika belagati ile, gaybi haberleriyle, müspet ilmin kesin verilerine uygunluğuyla Allah’ın sözü olduğunu ispat etmiştir. Kitab-ı mukaddesin, birçok batılı ilim adamlarının da itirafıyla, ihtiva ettiği bir çok yanlış kıssalar ve bilimsel gerçeklere ters düşmesi sebebiyle Kur’an’la kıyaslanması mümkün değildir.
    Örneğin “İsa`nın annesi babası her yıl Fısıh Bayramı`nda Yeruşalim`e giderlerdi.” (İncil/Matta, bölüm:2/41) bilgisine ne buyururlar? İsa’nın babası mı var?

    Sözü fazla uzatmadan, sadece şunu söyleyelim ki; tarih boyunca ve bu gün de yüzlerce belki binlerce Yahudi ve Hristiyan din adamları ve ilim adamlarının Kur’an’a iman edip müslüman olmaları, Kur’an’ın konumunu ortaya koymaya kafidir. Oysa tarih boyunca herhangi bir müslüman akli muhakemesini kullanarak başka dinlere girdiği yok hükmündedir.

    Elimizdeki Kur’an’ın mealini yazan Muhammed Esed tek başına bu dediklerimizi doğrulayan canlı bir belgedir. Onların da ellerinden geliyorsa, sadece iki müslüman din aliminin veya ilim adamının İslam’ı bırakıp onlara katıldığını göstersinler!

    O halde, Kur’an’ın Hz. İsa’nın doğumu ile ilgili verdiği bilgiler kesinlikle doğrudur. Aksine söyleneler ise hatalıdır veya bir tevili vardır.

    Ayrıca, Kur’an’da Hz. Meryam’in bir “çölde doğum yaptığına” dair bir bilgi verilmiş değildir.

    İlgili ayetlerin mealleri şöyledir:

    “Sonra çocuğuna hamile kaldı ve bu haliyle uzakça bir yere çekildi.

    Derken doğum sancısı onu bir hurma ağacına dayanmaya zorladı. “Ay!” dedi, “n’olaydım, keşke bu iş başıma gelmeden öleydim, adı sanı unutulup gitmiş biri olaydım!”
    (Meryem, 19/22-23)
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder