Konusunu Oylayın.: Cemaat halinde zikir çekmenin sünnet olduğunu gösteren hadis sahih midir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Cemaat halinde zikir çekmenin sünnet olduğunu gösteren hadis sahih midir?
  1. 25.Mart.2013, 19:39
    1
    Misafir

    Cemaat halinde zikir çekmenin sünnet olduğunu gösteren hadis sahih midir?

  2. 25.Mart.2013, 19:42
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Cemaat halinde zikir çekmenin sünnet olduğunu gösteren hadis sahih midir?




    Toplu Halde Cehri Zikrin Delili İddiasındaki Hadisin Şerh ve Sıhhati Nedir? Ashabtan Şeddad b. Evs ile Ubâde b. Sâmit der ki: “Peygamber aleyhissalatü vesselamın yanında bulunuyorduk. Peygamber aleyhissalatü vesselam: ‘İçinizde garîb (Ehl-i Kitab) var mı’ diye sordu. ‘Hayır, yâ Rasûlallâh’ dedik. Bunun üzerine kapıların kapatılmasını emretti. ‘Ellerinizi kaldırınız ve Lâ ilâhe illallâh deyiniz.’ buyurdu. Ellerimizi kaldırdık ve bir saat boyunca birlikte ‘Lâ ilâhe illallâh’ dedik. Rasûlullâh aleyhissalatü vesselam, elini indirdi. Sonra da: ‘Allah’a hamdolsun. Allah’ım! Sen, beni bu kelime ile gönderdin ve beni bununla memur kıldın. Cenneti de, bana bu söz üzerine vaat ettin. Şüphe yok ki sen, asla vaadinden dönmezsin’ diyerek dua etti. Sonra da: ‘Sevininiz! Hiç şüphesiz Aziz ve Celil olan Allah, sizi bağışladı.’ buyurdu. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 124; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 19; Hâkim, Müstedrek, I, 501)


    Ashabtan Şeddad b. Evs ile Ubâde b. Sâmit der ki:

    “Peygamber aleyhissalatü vesselamın yanında bulunuyorduk. Peygamber aleyhissalatü vesselam: ‘İçinizde garîb (Ehl-i Kitab) var mı’ diye sordu. ‘Hayır, yâ Rasûlallâh’ dedik. Bunun üzerine kapıların kapatılmasını emretti. ‘Ellerinizi kaldırınız ve Lâ ilâhe illallâh deyiniz.’ buyurdu.

    Ellerimizi kaldırdık ve bir saat boyunca birlikte ‘Lâ ilâhe illallâh’ dedik. Rasûlullâh aleyhissalatü vesselam, elini indirdi. Sonra da:

    ‘Allah’a hamdolsun. Allah’ım! Sen, beni bu kelime ile gönderdin ve beni bununla memur kıldın. Cenneti de, bana bu söz üzerine vaat ettin. Şüphe yok ki sen, asla vaadinden dönmezsin’ diyerek dua etti. Sonra da: ‘Sevininiz! Hiç şüphesiz Aziz ve Celil olan Allah, sizi bağışladı.’ buyurdu. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 124; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 19; Hâkim, Müstedrek, I, 501)

    Bu hadis rivayeti ve verilen kaynaklar doğrudur: (bk.Ahmed b. Hanbel, Musned, IV, 124; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 19; Hâkim, Mustedrak, I, 501)

    Hakim bu hadis rivayetinde yer alan İsmail b. Ayyaş’ın hıfz /hafıza yönünden iyi olmadığını, fakat yine de kendi şartlarına uygun olduğunu belirtmiştir. (Hakim, a.g.y)

    Zesehbi ise, bu hadis rivayetinde yer alan Raşid b. Davud’un Darekutni tarafından zayıf görüldüğünü, fakat, Dahim tarafından ise sika kabul edildiğini belirtmiştir. (bk. Zhebi Talhis-Hakim/Müstedrek ile birlikte- a.g.y)

    Öyle anlaşılıyor ki, bu hadis rivayeti senet bakımından sahih kabul edilebilir bir konuma sahiptir.

    Nitekim Hafız Heysemi de, bu hadis rivayetinin Ahmed b. Hanbel, Taberani ve Bezzar tarafından nakledildiğini ve rivayetin senedinde bulunan ravilerin sika olduğunu bildirerek hadisin sahih olduğuna hükmetmiştir. (bk. Heysemi, Mecmau’z-Zervaid, 1/19-h. no: 23)

    - Bu hadiste bir kaç nokta dikkat çekmektedir:

    Birinci nokta: Hz. Peygamberin “‘İçinizde garip (Ehl-i Kitab olan) kimse var mı?” diye sorması.

    Burada sanki Hz. Peygamber kendi öz kardeşleri gibi gördüğü ashabına hususi bir şey söylemeye çalışmış ve namahremlerin/Müslüman olmayanların bunu duymalarını istememiştir. Medine’de bu kutsi meclise gelen yabancılar genellikle ehl-i kitap olduğundan, hadisçiler efendimizin “garib”ten maksadının ehl-i kitap olduğunu belirtmişlerdir.

    Buna göre, Hz. Peygamber halis tevhid inancının simgesi olan “Lâ ilâhe illallâh”ın faziletini anlatırken, ehl-i kitabın orada olup olmadığına dikkat etmesi, onları “‘Ellerinizi kaldırınız ve Lâ ilâhe illallâh deyiniz” şeklindeki İslami tevhid akidesine zorlamak üzere bir şey söylemek istememesinden kaynaklanabilir. Çünkü orada olanlar yabancı da olsa kendilerini efendimizin bu emrine uymak zorunda hissedebilirlerdi. Bu ise, Kur’an’ın “Dinde zorlama yoktur” (Bakara, 2/256) şeklindeki prensibine aykırı düşecekti.

    İkinci nokta: “kapıların kapatılmasını emretmiş olması”.

    Bu tedbir de yabancıların olup olmadığını soruşturmanın bir teyidi mahiyetindedir. Bu tedbir, içeride bir yabancının olmaması yanında, dışarıdan da bir yabancının gelme ihtimalini tamamen ortadan kaldırmaya yöneliktir. Peki neden?

    Kuvvetli bir ihtimalle, Hz. Peygamber orada bulunan sahabelerine Allah tarafından bağışlandıkları müjdesini vermek istiyordu. Bunun bir hazırlık safhası olarak da onlara “Lâ ilâhe illallâh” zikrini yaptırmıştı. Böyle önemli bir müjdenin hususi olması, -belki de müslüman da olsa- dışarıdan yeni gelenleri kapsamayacağını bildiği için bu tedbiri ön görmüştür.

    Üçüncü nokta: “Ellerimizi kaldırdık ve bir saat boyunca birlikte ‘Lâ ilâhe illallâh’ dedik.” manasındaki ifadeden anlaşılıyor ki, ehl-i tarikın evradı arasında yer alan “Lâ ilâhe illallâh” zikri sünnet ile de sabittir. Ancak hadis metninde olduğu gibi tercümede aynen yer alan “bir saat” ifadesi, bildiğimiz bir saatten ziyade “bir süre” manasında kullanıldığını kabul etmek daha isabetli görülmektedir.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  3. 25.Mart.2013, 19:42
    2
    Moderatör



    Toplu Halde Cehri Zikrin Delili İddiasındaki Hadisin Şerh ve Sıhhati Nedir? Ashabtan Şeddad b. Evs ile Ubâde b. Sâmit der ki: “Peygamber aleyhissalatü vesselamın yanında bulunuyorduk. Peygamber aleyhissalatü vesselam: ‘İçinizde garîb (Ehl-i Kitab) var mı’ diye sordu. ‘Hayır, yâ Rasûlallâh’ dedik. Bunun üzerine kapıların kapatılmasını emretti. ‘Ellerinizi kaldırınız ve Lâ ilâhe illallâh deyiniz.’ buyurdu. Ellerimizi kaldırdık ve bir saat boyunca birlikte ‘Lâ ilâhe illallâh’ dedik. Rasûlullâh aleyhissalatü vesselam, elini indirdi. Sonra da: ‘Allah’a hamdolsun. Allah’ım! Sen, beni bu kelime ile gönderdin ve beni bununla memur kıldın. Cenneti de, bana bu söz üzerine vaat ettin. Şüphe yok ki sen, asla vaadinden dönmezsin’ diyerek dua etti. Sonra da: ‘Sevininiz! Hiç şüphesiz Aziz ve Celil olan Allah, sizi bağışladı.’ buyurdu. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 124; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 19; Hâkim, Müstedrek, I, 501)


    Ashabtan Şeddad b. Evs ile Ubâde b. Sâmit der ki:

    “Peygamber aleyhissalatü vesselamın yanında bulunuyorduk. Peygamber aleyhissalatü vesselam: ‘İçinizde garîb (Ehl-i Kitab) var mı’ diye sordu. ‘Hayır, yâ Rasûlallâh’ dedik. Bunun üzerine kapıların kapatılmasını emretti. ‘Ellerinizi kaldırınız ve Lâ ilâhe illallâh deyiniz.’ buyurdu.

    Ellerimizi kaldırdık ve bir saat boyunca birlikte ‘Lâ ilâhe illallâh’ dedik. Rasûlullâh aleyhissalatü vesselam, elini indirdi. Sonra da:

    ‘Allah’a hamdolsun. Allah’ım! Sen, beni bu kelime ile gönderdin ve beni bununla memur kıldın. Cenneti de, bana bu söz üzerine vaat ettin. Şüphe yok ki sen, asla vaadinden dönmezsin’ diyerek dua etti. Sonra da: ‘Sevininiz! Hiç şüphesiz Aziz ve Celil olan Allah, sizi bağışladı.’ buyurdu. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 124; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 19; Hâkim, Müstedrek, I, 501)

    Bu hadis rivayeti ve verilen kaynaklar doğrudur: (bk.Ahmed b. Hanbel, Musned, IV, 124; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 19; Hâkim, Mustedrak, I, 501)

    Hakim bu hadis rivayetinde yer alan İsmail b. Ayyaş’ın hıfz /hafıza yönünden iyi olmadığını, fakat yine de kendi şartlarına uygun olduğunu belirtmiştir. (Hakim, a.g.y)

    Zesehbi ise, bu hadis rivayetinde yer alan Raşid b. Davud’un Darekutni tarafından zayıf görüldüğünü, fakat, Dahim tarafından ise sika kabul edildiğini belirtmiştir. (bk. Zhebi Talhis-Hakim/Müstedrek ile birlikte- a.g.y)

    Öyle anlaşılıyor ki, bu hadis rivayeti senet bakımından sahih kabul edilebilir bir konuma sahiptir.

    Nitekim Hafız Heysemi de, bu hadis rivayetinin Ahmed b. Hanbel, Taberani ve Bezzar tarafından nakledildiğini ve rivayetin senedinde bulunan ravilerin sika olduğunu bildirerek hadisin sahih olduğuna hükmetmiştir. (bk. Heysemi, Mecmau’z-Zervaid, 1/19-h. no: 23)

    - Bu hadiste bir kaç nokta dikkat çekmektedir:

    Birinci nokta: Hz. Peygamberin “‘İçinizde garip (Ehl-i Kitab olan) kimse var mı?” diye sorması.

    Burada sanki Hz. Peygamber kendi öz kardeşleri gibi gördüğü ashabına hususi bir şey söylemeye çalışmış ve namahremlerin/Müslüman olmayanların bunu duymalarını istememiştir. Medine’de bu kutsi meclise gelen yabancılar genellikle ehl-i kitap olduğundan, hadisçiler efendimizin “garib”ten maksadının ehl-i kitap olduğunu belirtmişlerdir.

    Buna göre, Hz. Peygamber halis tevhid inancının simgesi olan “Lâ ilâhe illallâh”ın faziletini anlatırken, ehl-i kitabın orada olup olmadığına dikkat etmesi, onları “‘Ellerinizi kaldırınız ve Lâ ilâhe illallâh deyiniz” şeklindeki İslami tevhid akidesine zorlamak üzere bir şey söylemek istememesinden kaynaklanabilir. Çünkü orada olanlar yabancı da olsa kendilerini efendimizin bu emrine uymak zorunda hissedebilirlerdi. Bu ise, Kur’an’ın “Dinde zorlama yoktur” (Bakara, 2/256) şeklindeki prensibine aykırı düşecekti.

    İkinci nokta: “kapıların kapatılmasını emretmiş olması”.

    Bu tedbir de yabancıların olup olmadığını soruşturmanın bir teyidi mahiyetindedir. Bu tedbir, içeride bir yabancının olmaması yanında, dışarıdan da bir yabancının gelme ihtimalini tamamen ortadan kaldırmaya yöneliktir. Peki neden?

    Kuvvetli bir ihtimalle, Hz. Peygamber orada bulunan sahabelerine Allah tarafından bağışlandıkları müjdesini vermek istiyordu. Bunun bir hazırlık safhası olarak da onlara “Lâ ilâhe illallâh” zikrini yaptırmıştı. Böyle önemli bir müjdenin hususi olması, -belki de müslüman da olsa- dışarıdan yeni gelenleri kapsamayacağını bildiği için bu tedbiri ön görmüştür.

    Üçüncü nokta: “Ellerimizi kaldırdık ve bir saat boyunca birlikte ‘Lâ ilâhe illallâh’ dedik.” manasındaki ifadeden anlaşılıyor ki, ehl-i tarikın evradı arasında yer alan “Lâ ilâhe illallâh” zikri sünnet ile de sabittir. Ancak hadis metninde olduğu gibi tercümede aynen yer alan “bir saat” ifadesi, bildiğimiz bir saatten ziyade “bir süre” manasında kullanıldığını kabul etmek daha isabetli görülmektedir.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder