Konusunu Oylayın.: Dini soru sorma ve cevaplama adabı nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Dini soru sorma ve cevaplama adabı nedir?
  1. 25.Mart.2013, 10:11
    1
    Misafir

    Dini soru sorma ve cevaplama adabı nedir?






    Dini soru sorma ve cevaplama adabı nedir? Mumsema Dini soru sorma ve cevaplama adabı nedir?


  2. 27.Mart.2013, 15:55
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Dini soru sorma ve cevaplama adabı nedir?




    Fetva dini bir meselenin müşkilliğini giderecek cevabın verilmesidir. Fetva verene, “Müfti” sorana da “Müstefti” denir. Evet, ilim bir hazinedir. Bu hazinenin anahtarı ise soru sormaktır. Ancak mevzu dini olunca hem soranın hem de sorulanın bilmesi, dikkat etmesi gereken kurallar olduğu hususunda uyarıyor büyükler… Fetva geleneği yüce dinimizin doğasında vardır. Zira İslam öğrenmeye ve öğretmeye çok büyük önem vermiş, Rasulullah’a (s.a.v) inen ilk ayet “Oku!” olmuş ve yine bir başka ayette, “...Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun” (Enbiya, 7) buyrulmuştur.
    Bu anlamda sahabe-i kiram (r.anhüm) problemlerini bizzat Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) soruyorlar, o da bu problemleri ayet veya kendi buyurduğu hadisle çözümlüyordu. Hz. Peygamber vali olarak sahabeden birini bir yere gönderdiğinde, fetva verme hususunda yetkili olanları seçiyordu. Şunu unutmamak gerekir ki, fetva veren kişi, Allah Teala’nın ve Rasulü’nün haberini insanlara anlatan kimsedir. Bu itibarla hem fetva verenin hem de isteyenin dikkat etmesi gereken pek çok nokta vardır.
    Öncelikle fetva makamında olan kişi, dini kaynaklara müracaat edebilecek seviyede yeterli ilmi donanıma sahip olmalıdır. Kişi bu makamın peygamberi veraset makamı olduğunu bilmeli ve zühd ve takvadan da nasibini almalıdır. Ehl-i sünnet eserlerden, sağlam kaynaklardan istifade etmeli ve naklini onlar üzerinden yapmalıdır. Soru soranı şaşırtacak tarzda ihtilafları zikredip meseleyi karma karışık hale getirmemelidir. Sorulan soruyu zaman ve mekan unsurlarını da hesaba katarak öncelikle çok iyi anladığından emin olmalıdır. Cevabından çok emin olmadığı konuları diğer ulema ile tartışıp sonuca öyle varmalıdır. Bilmediği konular için “Bilmiyorum” demekten çekinmemelidir.
    Büyükler fetva vermenin ne kadar hassas bir mesele olduğunun bilincinde hareket ediyorlardı. İbnu Ömer’e (r.a) bir fetva sorulduğunda, “Bunu git, insanların işini üstlenen halifeye sor, mesuliyeti onun omuzuna yükle!” derdi. İbnu Mesud (r.a) ise “Kendisine her sorulan konuda insanlara fetva veren kimse, muhakkak delidir” derdi.Abdurrahman b. Ebi Leyla (rah) demiştir ki: “Şu mescitte, Rasulullah’ın (s.a.v) ashabından yüz yirmi sahabeyi görüp meclisinde bulundum. Onlardan her birisi, kendisine bir hadis veya fetva sorulduğunda, yanındaki kardeşinin onu yeteri kadar bildiğini düşünüyor ve soru soranın ona gitmesini istiyordu. Onlardan birisine bir mesele arz edildiğinde o diğerine o da öbürüne yollar, sonunda mesele cevap için ilk sorulan kimseye gelirdi.”
    Kişi sorusunu ne şekilde sorarsa, alacağı cevap da o yönde olacaktır. Büyüklerin, “asıl müftü senin vicdanındır” demelerinin sebebi de budur.

    1. Alimin alime sorusu: Bu dinleyenlere öğretmek, doğruluğunu test etmek, müzakere ve mübahase etmek için sorulur. Hz. Cebrail’in Hz. Peygamber’e sorduğu “İman nedir?”, “İslam nedir?”, “İhsan nedir?” soruları bu türdendir.

    2. Alimin cahile sorusu: Bu, soru yoluyla öğretme usulünün gereğidir. Muhataba ya bilmediğini öğretmek, ya yanlış bildiğini düzeltmek, ya da üçüncü şahıslara bir bilgiyi iletmek için kullanılan yöntemdir. Soruyu soran cevabı vermek için sorar. Rabbimizin vahiy yoluyla “Sizi kurtaracak karlı bir ticaret önereyim mi?”, “Ona adaş birinin varlığını biliyor musun?” gibi sorular buna örnektir.

    3. Cahilin cahile sorusu: Bu sorudan bir şey çıkmaz. Tıpkı “Üçayaklı hayvanın adı nedir?” gibi abes bir iştir. Cahilin muhatabı olan cahilde uyandıracağı bilme merakı ihtimali, bu tür bir soruyu nisbeten anlamlı kılabilir.

    4. Cahilin alime sorusu: Asıl soru budur ve vahyin “Bilmiyorsanız bilgi sahibi (ehl-i zikr) olanlardan sorun!” emrinden anlaşılması gereken de bu tür sorudur.



  3. 27.Mart.2013, 15:55
    2
    Devamlı Üye



    Fetva dini bir meselenin müşkilliğini giderecek cevabın verilmesidir. Fetva verene, “Müfti” sorana da “Müstefti” denir. Evet, ilim bir hazinedir. Bu hazinenin anahtarı ise soru sormaktır. Ancak mevzu dini olunca hem soranın hem de sorulanın bilmesi, dikkat etmesi gereken kurallar olduğu hususunda uyarıyor büyükler… Fetva geleneği yüce dinimizin doğasında vardır. Zira İslam öğrenmeye ve öğretmeye çok büyük önem vermiş, Rasulullah’a (s.a.v) inen ilk ayet “Oku!” olmuş ve yine bir başka ayette, “...Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun” (Enbiya, 7) buyrulmuştur.
    Bu anlamda sahabe-i kiram (r.anhüm) problemlerini bizzat Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) soruyorlar, o da bu problemleri ayet veya kendi buyurduğu hadisle çözümlüyordu. Hz. Peygamber vali olarak sahabeden birini bir yere gönderdiğinde, fetva verme hususunda yetkili olanları seçiyordu. Şunu unutmamak gerekir ki, fetva veren kişi, Allah Teala’nın ve Rasulü’nün haberini insanlara anlatan kimsedir. Bu itibarla hem fetva verenin hem de isteyenin dikkat etmesi gereken pek çok nokta vardır.
    Öncelikle fetva makamında olan kişi, dini kaynaklara müracaat edebilecek seviyede yeterli ilmi donanıma sahip olmalıdır. Kişi bu makamın peygamberi veraset makamı olduğunu bilmeli ve zühd ve takvadan da nasibini almalıdır. Ehl-i sünnet eserlerden, sağlam kaynaklardan istifade etmeli ve naklini onlar üzerinden yapmalıdır. Soru soranı şaşırtacak tarzda ihtilafları zikredip meseleyi karma karışık hale getirmemelidir. Sorulan soruyu zaman ve mekan unsurlarını da hesaba katarak öncelikle çok iyi anladığından emin olmalıdır. Cevabından çok emin olmadığı konuları diğer ulema ile tartışıp sonuca öyle varmalıdır. Bilmediği konular için “Bilmiyorum” demekten çekinmemelidir.
    Büyükler fetva vermenin ne kadar hassas bir mesele olduğunun bilincinde hareket ediyorlardı. İbnu Ömer’e (r.a) bir fetva sorulduğunda, “Bunu git, insanların işini üstlenen halifeye sor, mesuliyeti onun omuzuna yükle!” derdi. İbnu Mesud (r.a) ise “Kendisine her sorulan konuda insanlara fetva veren kimse, muhakkak delidir” derdi.Abdurrahman b. Ebi Leyla (rah) demiştir ki: “Şu mescitte, Rasulullah’ın (s.a.v) ashabından yüz yirmi sahabeyi görüp meclisinde bulundum. Onlardan her birisi, kendisine bir hadis veya fetva sorulduğunda, yanındaki kardeşinin onu yeteri kadar bildiğini düşünüyor ve soru soranın ona gitmesini istiyordu. Onlardan birisine bir mesele arz edildiğinde o diğerine o da öbürüne yollar, sonunda mesele cevap için ilk sorulan kimseye gelirdi.”
    Kişi sorusunu ne şekilde sorarsa, alacağı cevap da o yönde olacaktır. Büyüklerin, “asıl müftü senin vicdanındır” demelerinin sebebi de budur.

    1. Alimin alime sorusu: Bu dinleyenlere öğretmek, doğruluğunu test etmek, müzakere ve mübahase etmek için sorulur. Hz. Cebrail’in Hz. Peygamber’e sorduğu “İman nedir?”, “İslam nedir?”, “İhsan nedir?” soruları bu türdendir.

    2. Alimin cahile sorusu: Bu, soru yoluyla öğretme usulünün gereğidir. Muhataba ya bilmediğini öğretmek, ya yanlış bildiğini düzeltmek, ya da üçüncü şahıslara bir bilgiyi iletmek için kullanılan yöntemdir. Soruyu soran cevabı vermek için sorar. Rabbimizin vahiy yoluyla “Sizi kurtaracak karlı bir ticaret önereyim mi?”, “Ona adaş birinin varlığını biliyor musun?” gibi sorular buna örnektir.

    3. Cahilin cahile sorusu: Bu sorudan bir şey çıkmaz. Tıpkı “Üçayaklı hayvanın adı nedir?” gibi abes bir iştir. Cahilin muhatabı olan cahilde uyandıracağı bilme merakı ihtimali, bu tür bir soruyu nisbeten anlamlı kılabilir.

    4. Cahilin alime sorusu: Asıl soru budur ve vahyin “Bilmiyorsanız bilgi sahibi (ehl-i zikr) olanlardan sorun!” emrinden anlaşılması gereken de bu tür sorudur.



  4. 18.Şubat.2017, 12:39
    3
    Misafir

    Yorum: Dini soru sorma ve cevaplama adabı nedir?

    Gusül alirken kapi nin anahtari olmadigindan kapi kilitli degildi ve ben gusülün sonundayken kücük kardesim kapiyi acti
    Gusül abdestinu bozarmi yine almam gerekirmi?


  5. 18.Şubat.2017, 12:39
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Gusül alirken kapi nin anahtari olmadigindan kapi kilitli degildi ve ben gusülün sonundayken kücük kardesim kapiyi acti
    Gusül abdestinu bozarmi yine almam gerekirmi?


  6. 18.Şubat.2017, 21:06
    4
    Arkat
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Temmuz.2014
    Üye No: 104303
    Mesaj Sayısı: 50
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Yorum: Dini soru sorma ve cevaplama adabı nedir?

    Guslü ancak meninin çıkması, kadının regl olması veya cinsel ilişki bozabilir. Başka hiç bir şey bozmaz. Böyle basit düşünceler içine girmeyin.


  7. 18.Şubat.2017, 21:06
    4
    Arkat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Guslü ancak meninin çıkması, kadının regl olması veya cinsel ilişki bozabilir. Başka hiç bir şey bozmaz. Böyle basit düşünceler içine girmeyin.





+ Yorum Gönder