Konusunu Oylayın.: Zulme susan dilsiz şeytan ise, neden Allah zulümlere sessiz kalıyor?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Zulme susan dilsiz şeytan ise, neden Allah zulümlere sessiz kalıyor?
  1. 21.Mart.2013, 18:39
    1
    Misafir

    Zulme susan dilsiz şeytan ise, neden Allah zulümlere sessiz kalıyor?

  2. 22.Mart.2013, 00:36
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Zulme susan dilsiz şeytan ise, neden Allah zulümlere sessiz kalıyor?




    Zulme susan dilsiz şeytan ise, neden Allah zulümlere sessiz kalıyor?


    Allah insana hür iradesi ile hareket etme özgürlüğü vermiştir; insan ister, Allah yaratır. Örneğin ateş, inanan birini yakmasa, ama inanmayanı yaksa, namaz kılanın başına güller, kılmayanın başına taşlar yağsa, o zaman herkes Müslüman olur ve Ebu Bekir (ra) ile Ebu Cehil arasında fark kalmazdı.

    Demek ki, insanların isyanlarına bu dünyada ceza verilmemesi, imtihan edilmelerinin bir gereğidir. Ölümle imtihan süresi dolacak ve kabirde ilk sorgu, mahşerde ve mizanda büyük muhasebe görülecek ve herkes layık olduğu akıbete uğrayacaktır.

    Bazı asi ve zalim kavimler, peygamberlere zulmettikleri veya sefahatte çok aşırı gittikleri için, bu dünyada kahır tokatlarına maruz kalmışlarsa da, temel kural “cezaların kabre ve ahirete tecil” edilmesidir.

    Dünyadaki bu cezalar, diğer insanların ibret almaları için İlâhî birer ikaz mahiyetindedirler.

    Kur’an-ı Kerim'de âsi kavimlere gelen belalar dikkatlere sunulmakta, o kahır tecellisine sebep olan hallerden müminlerin çekinmeleri emredilmiş oluyor. Bu İlâhî tokatların birine ahlâksızlık, bir diğerine peygamberlerine zulmetme, bir başkasına ölçü ve tartıda hile yapma,…, sebep olmuşlardır. Bu tarz, çok müessir bir sakındırma yoludur.

    Eski kavimlerin başına gelen belaların İlâhî bir ceza olduğunu kabul etmeye nefisler yanaşmayabilir. Çünkü o takdirde, hem kendi suçlarını kabul etmiş olacaklar, hem de akıbetlerinin cehennem azabı olduğunu anlayacaklardır.

    Böyle bir halde, tövbe etmek ise nefse çok zor gelir. En kolay yol, o musibetin bir tabiat olayı, yahut bir başka sebeple olduğuna inanıp konu üzerinde düşünmemeyi tercih etmektir.

    Eğer senin arzu ettiğin gibi, bu dünyada bir imtihan olmasaydı, herkes -kendi düşüncesine göre- iyi ve mutlu olsaydı, hem dünyada cennet hem ahirette cennet herkes için söz konusu olsaydı, bu takdirde senin gibi Allah’a karşı en saygısız ifadeleri kullanmaktan çekinmeyen cehaletin bir timsali ile, adaletin timsali Hz. Ömer ve ilim-irfan ve takvanın timsali olan Hz. Ali’yi aynı kefeye koymak gerekirdi ki, bundan daha büyük bir zulüm olamazdı.

    Kur’an’da imtihanın, iyi ve kötü insanların birbirinden ayrılması, fark edilmesi, gün yüzüne çıkması için yapıldığına dair birçok ifade vardır. Örnek olarak bazı ayetlerin meallerini vermekte yarar vardır:

    “Bir görseydin o suçluları: Rab’lerinin huzurunda, mahcupluktan başları önlerine eğilmiş şöyle derken: “Gördük, işittik ey Rabbimiz! Ne olur bizi dünyaya bir gönder! Öyle güzel, makbul işler yaparız ki! Çünkü gerçeği kesin olarak biliyoruz artık!

    Eğer dileseydik bütün insanlara hidayet verir, doğru yola koyardık. Lakin “Cehennemi cinlerden ve insanlardan bir kısmıyla dolduracağım” hükmü kesinleşmiştir.” (Secde, 32/12-13)

    Bu ayetin manası şudur: İnsanların bir kısmı cenneti değil, cehennemi hakketmektedir. Cenneti hakketmeyen, yaptıkları haksızlıklarıyla cehennemi hakkeden canileri mükâfatlandırmak gibi bir haksızlığı Allah’tan nasıl isteyebiliriz.

    “Öyle ya, mümin olan, hiç fâsık gibi olur mu? Bunlar asla bir olamazlar” (Secde, 32/18) mealindeki ayette bu hususun altı çizilmiştir.

    Aklı ve vicdanı olan hangi insan var ki, insanlara hep yardım eden, iyilik eden kimseler ile katil ve canileri aynı şekilde mükâfatlandırılmasını istesin. Veya üniversite imtihanına giren binlerce insanlar arasında çalışkanlığıyla, aklıyla, zekasıyla, herkesin beğenini kazanmış bir öğrenci ile, tembel, geri zekalı, aklını kullanmayan, ayyaşlıktan başka bir şey bilmeyen bir öğrenciye aynı puanların verilmesini isteyen tek bir Allah’ın kulu var mı?

    “Cehennemliklerle cennetlikler elbette bir olmaz. Felah ve başarıya erenler, cennetliklerdir.” mealindeki ayette başarıya göre muamelenin yapıldığına işaret de vardır.

    “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akl-ı selim sahipleri, sağduyulu olanlar düşünüp ibret alır.” (Zümer, 39/9) mealindeki ayette bilenlerle bilmeyenleri aynı kefeye koymanın yanlış olacağına işaret edilmiştir.

    “Allah, sizin içinizden cihad edenlerle (her türlü maddi- manevi iyilik konusunda gayret gösterenlerle) sabır gösterenleri ortaya çıkarmadan, kolayca cennete girivereceğinizi mi zannettiniz?” (Ali İmran, 3/142) mealindeki ayette çalışkan-sabırlı olanlarla tembel-zavallı olanların aynı kefeye konmasının haksızlık olduğuna işaret edilmiştir.

    “Görmeyenle gören bir olmaz. İman edip makbul ve güzel işler yapanlarla hep kötülük yapanlar da bir olmaz. Ne de az düşünüyorsunuz!” (Mümin, 40/57) mealindeki ayette, iman edip güzel işler yapanlar gözleri gören kimseler olarak nitelendirildiği gibi, işleri güçleri kötülük yapmak olanlar da kör olarak tasvir edilmiştir.

    Şimdi, Allah aşkına, gerçekleri gören ile, bu gerçekleri görmeyen kör bir kimse sizce bir midir?

    Sizi insafa, vicdana, kendinize acımaya davet ediyoruz.
    Bunlara da bakmak ister misiniz?
    Allah izzeti de zilleti de dilediğine verir diyorlar. Zillet verilen kişi dünyada insanların oyuncağı olduğu gibi zavallı olduğundan ahiretine de çalışamayacaktır. Bunları göz önüne alarak dilediğne vermek konusunu açıklar mısınız?
    “Cinleri ve İnsanları Cehenneme dolduracağız'' ayeti ile, ''Yakıtı taşlar ve insanlar olan cehennem ateşinden sakınınız'' ayetini nasıl yorumlamalıyız?
    Biz dilesek, elbette herkese hidayetini verirdik. Fakat, Cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir kısmıyla dolduracağım, diye benden kesin söz çıkmıştır. (Secde, 32/13) ayetini nasıl anlamak gerekir?
    50.000 yıllık hesap günü bekleyişi ile Allah hesabı çabuk görendir ayetindeki çelişkiyi nasıl anlamalıyız?
    Allah haksızlıklara neden müsade etmektedir? Allah neden hakedenin yanında değil?..






  3. 22.Mart.2013, 00:36
    2
    Devamlı Üye



    Zulme susan dilsiz şeytan ise, neden Allah zulümlere sessiz kalıyor?


    Allah insana hür iradesi ile hareket etme özgürlüğü vermiştir; insan ister, Allah yaratır. Örneğin ateş, inanan birini yakmasa, ama inanmayanı yaksa, namaz kılanın başına güller, kılmayanın başına taşlar yağsa, o zaman herkes Müslüman olur ve Ebu Bekir (ra) ile Ebu Cehil arasında fark kalmazdı.

    Demek ki, insanların isyanlarına bu dünyada ceza verilmemesi, imtihan edilmelerinin bir gereğidir. Ölümle imtihan süresi dolacak ve kabirde ilk sorgu, mahşerde ve mizanda büyük muhasebe görülecek ve herkes layık olduğu akıbete uğrayacaktır.

    Bazı asi ve zalim kavimler, peygamberlere zulmettikleri veya sefahatte çok aşırı gittikleri için, bu dünyada kahır tokatlarına maruz kalmışlarsa da, temel kural “cezaların kabre ve ahirete tecil” edilmesidir.

    Dünyadaki bu cezalar, diğer insanların ibret almaları için İlâhî birer ikaz mahiyetindedirler.

    Kur’an-ı Kerim'de âsi kavimlere gelen belalar dikkatlere sunulmakta, o kahır tecellisine sebep olan hallerden müminlerin çekinmeleri emredilmiş oluyor. Bu İlâhî tokatların birine ahlâksızlık, bir diğerine peygamberlerine zulmetme, bir başkasına ölçü ve tartıda hile yapma,…, sebep olmuşlardır. Bu tarz, çok müessir bir sakındırma yoludur.

    Eski kavimlerin başına gelen belaların İlâhî bir ceza olduğunu kabul etmeye nefisler yanaşmayabilir. Çünkü o takdirde, hem kendi suçlarını kabul etmiş olacaklar, hem de akıbetlerinin cehennem azabı olduğunu anlayacaklardır.

    Böyle bir halde, tövbe etmek ise nefse çok zor gelir. En kolay yol, o musibetin bir tabiat olayı, yahut bir başka sebeple olduğuna inanıp konu üzerinde düşünmemeyi tercih etmektir.

    Eğer senin arzu ettiğin gibi, bu dünyada bir imtihan olmasaydı, herkes -kendi düşüncesine göre- iyi ve mutlu olsaydı, hem dünyada cennet hem ahirette cennet herkes için söz konusu olsaydı, bu takdirde senin gibi Allah’a karşı en saygısız ifadeleri kullanmaktan çekinmeyen cehaletin bir timsali ile, adaletin timsali Hz. Ömer ve ilim-irfan ve takvanın timsali olan Hz. Ali’yi aynı kefeye koymak gerekirdi ki, bundan daha büyük bir zulüm olamazdı.

    Kur’an’da imtihanın, iyi ve kötü insanların birbirinden ayrılması, fark edilmesi, gün yüzüne çıkması için yapıldığına dair birçok ifade vardır. Örnek olarak bazı ayetlerin meallerini vermekte yarar vardır:

    “Bir görseydin o suçluları: Rab’lerinin huzurunda, mahcupluktan başları önlerine eğilmiş şöyle derken: “Gördük, işittik ey Rabbimiz! Ne olur bizi dünyaya bir gönder! Öyle güzel, makbul işler yaparız ki! Çünkü gerçeği kesin olarak biliyoruz artık!

    Eğer dileseydik bütün insanlara hidayet verir, doğru yola koyardık. Lakin “Cehennemi cinlerden ve insanlardan bir kısmıyla dolduracağım” hükmü kesinleşmiştir.” (Secde, 32/12-13)

    Bu ayetin manası şudur: İnsanların bir kısmı cenneti değil, cehennemi hakketmektedir. Cenneti hakketmeyen, yaptıkları haksızlıklarıyla cehennemi hakkeden canileri mükâfatlandırmak gibi bir haksızlığı Allah’tan nasıl isteyebiliriz.

    “Öyle ya, mümin olan, hiç fâsık gibi olur mu? Bunlar asla bir olamazlar” (Secde, 32/18) mealindeki ayette bu hususun altı çizilmiştir.

    Aklı ve vicdanı olan hangi insan var ki, insanlara hep yardım eden, iyilik eden kimseler ile katil ve canileri aynı şekilde mükâfatlandırılmasını istesin. Veya üniversite imtihanına giren binlerce insanlar arasında çalışkanlığıyla, aklıyla, zekasıyla, herkesin beğenini kazanmış bir öğrenci ile, tembel, geri zekalı, aklını kullanmayan, ayyaşlıktan başka bir şey bilmeyen bir öğrenciye aynı puanların verilmesini isteyen tek bir Allah’ın kulu var mı?

    “Cehennemliklerle cennetlikler elbette bir olmaz. Felah ve başarıya erenler, cennetliklerdir.” mealindeki ayette başarıya göre muamelenin yapıldığına işaret de vardır.

    “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akl-ı selim sahipleri, sağduyulu olanlar düşünüp ibret alır.” (Zümer, 39/9) mealindeki ayette bilenlerle bilmeyenleri aynı kefeye koymanın yanlış olacağına işaret edilmiştir.

    “Allah, sizin içinizden cihad edenlerle (her türlü maddi- manevi iyilik konusunda gayret gösterenlerle) sabır gösterenleri ortaya çıkarmadan, kolayca cennete girivereceğinizi mi zannettiniz?” (Ali İmran, 3/142) mealindeki ayette çalışkan-sabırlı olanlarla tembel-zavallı olanların aynı kefeye konmasının haksızlık olduğuna işaret edilmiştir.

    “Görmeyenle gören bir olmaz. İman edip makbul ve güzel işler yapanlarla hep kötülük yapanlar da bir olmaz. Ne de az düşünüyorsunuz!” (Mümin, 40/57) mealindeki ayette, iman edip güzel işler yapanlar gözleri gören kimseler olarak nitelendirildiği gibi, işleri güçleri kötülük yapmak olanlar da kör olarak tasvir edilmiştir.

    Şimdi, Allah aşkına, gerçekleri gören ile, bu gerçekleri görmeyen kör bir kimse sizce bir midir?

    Sizi insafa, vicdana, kendinize acımaya davet ediyoruz.
    Bunlara da bakmak ister misiniz?
    Allah izzeti de zilleti de dilediğine verir diyorlar. Zillet verilen kişi dünyada insanların oyuncağı olduğu gibi zavallı olduğundan ahiretine de çalışamayacaktır. Bunları göz önüne alarak dilediğne vermek konusunu açıklar mısınız?
    “Cinleri ve İnsanları Cehenneme dolduracağız'' ayeti ile, ''Yakıtı taşlar ve insanlar olan cehennem ateşinden sakınınız'' ayetini nasıl yorumlamalıyız?
    Biz dilesek, elbette herkese hidayetini verirdik. Fakat, Cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir kısmıyla dolduracağım, diye benden kesin söz çıkmıştır. (Secde, 32/13) ayetini nasıl anlamak gerekir?
    50.000 yıllık hesap günü bekleyişi ile Allah hesabı çabuk görendir ayetindeki çelişkiyi nasıl anlamalıyız?
    Allah haksızlıklara neden müsade etmektedir? Allah neden hakedenin yanında değil?..






  4. 22.Mart.2013, 14:44
    3
    Misafir

    Cevap: Zulme susan dilsiz şeytan ise, neden Allah zulümlere sessiz kalıyor?

    Allah(cc),için İZAFİYET ve GÖRESELLİK kavramları MUHAL'dir.
    Zulüm,göresel ve izafi bir kavramdır.Beş duyumuza ve şartlanmalarla meydana gelen DUYGU'larımız a göredir.
    ''Zulüm karşısında susan dilsiz şeytandır'' hitabı,yaratılmış insana söylenmiş olup,insan BİLİNÇ'inde oluşur.
    Allah(cc) indinde göresellik ve izafiyet yoktur.
    Zaten ALLAH(cc),kendindeki sınırsız ve sonsuz manaları seyretmeyi dilemiş,ADEM'i yaratmış .(Göresel ve izafi olarak)
    İnsan olayları beşduyu algılama araçlarına göre değerlendirir.Beşduyunun dışında kalan bilgileri de Hz.Muhammed(s.a.v)'den aldığı ilimle yoluna devam eder.(Değerlendirir)
    Hz.Rasulaleyhisselam;''Zulüm karşısında sessiz kalmayın'' diyorsa,Doğrudur der yaparız.(İman ederiz)(Biat ederiz.)
    Sessiz kalan, şeytanın tarafına geçmiş olur. Mecazi anlamda da ''Dilsiz Şeytan'' olur.
    Hoşça Kalın.


  5. 22.Mart.2013, 14:44
    3
    Alf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Alf
    Misafir
    Allah(cc),için İZAFİYET ve GÖRESELLİK kavramları MUHAL'dir.
    Zulüm,göresel ve izafi bir kavramdır.Beş duyumuza ve şartlanmalarla meydana gelen DUYGU'larımız a göredir.
    ''Zulüm karşısında susan dilsiz şeytandır'' hitabı,yaratılmış insana söylenmiş olup,insan BİLİNÇ'inde oluşur.
    Allah(cc) indinde göresellik ve izafiyet yoktur.
    Zaten ALLAH(cc),kendindeki sınırsız ve sonsuz manaları seyretmeyi dilemiş,ADEM'i yaratmış .(Göresel ve izafi olarak)
    İnsan olayları beşduyu algılama araçlarına göre değerlendirir.Beşduyunun dışında kalan bilgileri de Hz.Muhammed(s.a.v)'den aldığı ilimle yoluna devam eder.(Değerlendirir)
    Hz.Rasulaleyhisselam;''Zulüm karşısında sessiz kalmayın'' diyorsa,Doğrudur der yaparız.(İman ederiz)(Biat ederiz.)
    Sessiz kalan, şeytanın tarafına geçmiş olur. Mecazi anlamda da ''Dilsiz Şeytan'' olur.
    Hoşça Kalın.





+ Yorum Gönder