Konusunu Oylayın.: Temizlikte vesvesenin gerçeklik payı var mı / olabilir mi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Temizlikte vesvesenin gerçeklik payı var mı / olabilir mi?
  1. 21.Mart.2013, 04:57
    1
    Misafir

    Temizlikte vesvesenin gerçeklik payı var mı / olabilir mi?






    Temizlikte vesvesenin gerçeklik payı var mı / olabilir mi? Mumsema selamunaleyküm şurada necis(meni) var diye vesvese geliyorsa necis olduğunu sandığımız yerede bakmamız mümkün değilse ne yapmak gerekir? şeytan gerçekten necis var ve bize iş açmak ve bunalıma sokmak için gerçekten necis olan bir yere necis var dermi ? yani vesvesenin doğruluk payı varmı?illaki necis olmayan biryeremi necis var der?


  2. 21.Mart.2013, 04:57
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    selamunaleyküm şurada necis(meni) var diye vesvese geliyorsa necis olduğunu sandığımız yerede bakmamız mümkün değilse ne yapmak gerekir? şeytan gerçekten necis var ve bize iş açmak ve bunalıma sokmak için gerçekten necis olan bir yere necis var dermi ? yani vesvesenin doğruluk payı varmı?illaki necis olmayan biryeremi necis var der?


    Benzer Konular

    - Kar payı faize girer mi,kar payı almak haram mı?

    - Temizlikte Aşırı Titizlik

    - Dinin neden evrensel bir gerçeklik olması ne demektir?

    - Şeytan Tüyü tabirinin gerçeklik payı varmıdır?

    - Temizlikte kullanılacak doğal yöntemler.

  3. 22.Mart.2013, 00:11
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Temizlikte vesvesenin gerçeklik payı var mı / olabilir mi?




    VESVESELERE KARŞI MÜSLÜMANIN YAPMASI GEREKENLER

    Müslümanda vesvese olur

    Allah (c.c) vesveselerin insandan olmadığını fakat bunlardan kurtulmanın ise yine insanın elinde olduğu ikazında bulunmuştur. Kişi ne kadar vesveseler ile meşgul olursa tıpkı başına konan arıyı def ettikçe arının tekrar saldırması gibi vesvese de arı misali insanın peşini bırakmaz.

    Günümüzde insanların birbirine güven duymaması, şüphe, kuruntu nedeniyle çoğu aileler bertaraf olmuş ve yıkılmıştır. Oysaki insanların kötülüğü için her yolu deneyen bir şeytan varken, onun değirmenine su taşımak hangi mantığın eseridir.

    Kötü şeyler düşünerek, kötü yerlere giderek, şeytana yardımcı olmamalı! hadis-i şerifte, (Uçurum etrafında dolaşan oraya düşebilir.) (Buhari) bu benden değildir diyip elinin tersi ile o an gelen duygular def edilmelidir.

    Nur müellifi hak dostu yazdığı eserlerde vesvese ile ilgili çok çarpıcı tesbitlerde bulunmuştur.
    ˝Ey maraz-ı vesvese ile mübtela! Biliyor musun vesvesen neye benzer? Musibete benzer. Ehemmiyet verdikçe şişer. Ehemmiyet vermezsen söner. Ona büyük nazarıyla baksan büyür. Küçük görsen, küçülür. Korksan ağırlaşır, hasta eder. Havf etmezsen hafif olur, mahfî kalır. Mahiyetini bilmezsen devam eder, yerleşir. Mahiyetini bilsen, onu tanısan gider. Şu vesvese öyle bir şeydir ki, cehil onu davet eder, ilim onu tardeder. Tanımazsan gelir, tanısan gider˝ Hasılı kişi ne kadar vesvesenin üzerine giderse o kadar derin yaralar alır ve kalbini şeytanın eline kendi elleriyle teslim etmiş olur.

    Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
    Böyle vesveseler birçok kimsede olabilir. İmanım gitti diye şüpheye düşmemeli, böyle düşüncelere önem vermemeli, her zaman Allahü teâlâyı anmaya çalışmalıdır! Peygamber efendimiz, (Şeytan vesvese verir. Allah’ın ismi zikredilince, söylenince kaçar. Söylenmezse, vesveselerine devam eder) buyuruyor.
    Kalbine imanla ilgili vesvese gelen, ileride büyük makamlara layık kişidir. İbadetleri yapıp, ilmihal bilgilerini öğrenmeye çalışan kimseye, Allah’ı, ahireti inkâr gibi düşünceler gelmesi, onun imansız değil, imanlı olduğunu gösterir. Meyveli ağaç taşlandığı, hırsız mücevher olan eve girmeye çalıştığı gibi, şeytan da imanlı olanlara saldırır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

    İmanla ilgili kötü vesveselerin gelmesine sebep, imanın kâmil olmasıdır; çünkü hadis-i şerifte (Böyle vesveseler, imanın olgun olmasındandır) buyuruldu.

    Peygamber efendimiz Kâbe’deyken, Müslümanların yanı sıra bir de Yahudi geldi. O zamanlar Kâbe’ye Yahudilerle müşrikler de geliyorlardı. Müslümanın biri Peygamber efendimize, (Ya Resulallah, şeytan bana namazda çok vesvese veriyor, ne yapmam gerekir?) diye sordu. Yahudi hemen atılıp, (Bizim dinimizde vesvese yok, şeytan bize vesvese vermiyor) dedi. Bunun üzerine, Peygamber efendimiz, (Ya Ali, bunun cevabını sen ver!) buyurdu. Hazret-i Ali, (Ya Resulallah, boş eve hırsız girmez) dedi.


    Vesvese ilimle, dua ve zikirle azalıp yok olur. Bunun için, bilhassa günaha meyledildiği zaman, hemen Allahü teâlâyı anmalı, istiğfar, salevat ve dua okuyarak şeytanı uzaklaştırmaya çalışmalı.

    Ayrıca, bir meşguliyet bulmalı, boş oturmamalı. Boş oturanları Allahü teâlâ sevmez. Bir kimse boş oturursa ona şeytan musallat olur. Çalışmayıp boş gezenler zengin olsalar bile, bunların arkadaşları şeytan, kalbleri de şeytanın konağı olur. Çalışmak ibadettir. Çalışan Allah’ın dostudur. Onun dostu olmak, rızasını kazanmak için boş durmamalı. Bir gün, Peygamber efendimiz bir yerden geçerken, boş duran birisine selam vermedi. Dönünce aynı kimseye selam verdi. Eshab-ı kiram, bunun hikmetini sorunca buyurdu ki:

    (Giderken hiçbir iş yapmıyordu. Boş duranı Allah sevmez. Allah’ın sevmediğine selam vermedim. Dönünce ise, bir çöple yeri karıştırmak suretiyle de olsa, bir şeyler yapıyordu. Onun için selam verdim.)

    Şeytan müminin kalbine giremez. Ancak pencereden vesvese verir. Mümin, kalbinden ruh âlemine pencere açılmış bir kimsedir. İnanmak ve istifade etmek için feyz penceresi açılır. Kâfirin ruh âlemine açılan penceresi kapalıdır.




  4. 22.Mart.2013, 00:11
    2
    Devamlı Üye



    VESVESELERE KARŞI MÜSLÜMANIN YAPMASI GEREKENLER

    Müslümanda vesvese olur

    Allah (c.c) vesveselerin insandan olmadığını fakat bunlardan kurtulmanın ise yine insanın elinde olduğu ikazında bulunmuştur. Kişi ne kadar vesveseler ile meşgul olursa tıpkı başına konan arıyı def ettikçe arının tekrar saldırması gibi vesvese de arı misali insanın peşini bırakmaz.

    Günümüzde insanların birbirine güven duymaması, şüphe, kuruntu nedeniyle çoğu aileler bertaraf olmuş ve yıkılmıştır. Oysaki insanların kötülüğü için her yolu deneyen bir şeytan varken, onun değirmenine su taşımak hangi mantığın eseridir.

    Kötü şeyler düşünerek, kötü yerlere giderek, şeytana yardımcı olmamalı! hadis-i şerifte, (Uçurum etrafında dolaşan oraya düşebilir.) (Buhari) bu benden değildir diyip elinin tersi ile o an gelen duygular def edilmelidir.

    Nur müellifi hak dostu yazdığı eserlerde vesvese ile ilgili çok çarpıcı tesbitlerde bulunmuştur.
    ˝Ey maraz-ı vesvese ile mübtela! Biliyor musun vesvesen neye benzer? Musibete benzer. Ehemmiyet verdikçe şişer. Ehemmiyet vermezsen söner. Ona büyük nazarıyla baksan büyür. Küçük görsen, küçülür. Korksan ağırlaşır, hasta eder. Havf etmezsen hafif olur, mahfî kalır. Mahiyetini bilmezsen devam eder, yerleşir. Mahiyetini bilsen, onu tanısan gider. Şu vesvese öyle bir şeydir ki, cehil onu davet eder, ilim onu tardeder. Tanımazsan gelir, tanısan gider˝ Hasılı kişi ne kadar vesvesenin üzerine giderse o kadar derin yaralar alır ve kalbini şeytanın eline kendi elleriyle teslim etmiş olur.

    Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
    Böyle vesveseler birçok kimsede olabilir. İmanım gitti diye şüpheye düşmemeli, böyle düşüncelere önem vermemeli, her zaman Allahü teâlâyı anmaya çalışmalıdır! Peygamber efendimiz, (Şeytan vesvese verir. Allah’ın ismi zikredilince, söylenince kaçar. Söylenmezse, vesveselerine devam eder) buyuruyor.
    Kalbine imanla ilgili vesvese gelen, ileride büyük makamlara layık kişidir. İbadetleri yapıp, ilmihal bilgilerini öğrenmeye çalışan kimseye, Allah’ı, ahireti inkâr gibi düşünceler gelmesi, onun imansız değil, imanlı olduğunu gösterir. Meyveli ağaç taşlandığı, hırsız mücevher olan eve girmeye çalıştığı gibi, şeytan da imanlı olanlara saldırır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

    İmanla ilgili kötü vesveselerin gelmesine sebep, imanın kâmil olmasıdır; çünkü hadis-i şerifte (Böyle vesveseler, imanın olgun olmasındandır) buyuruldu.

    Peygamber efendimiz Kâbe’deyken, Müslümanların yanı sıra bir de Yahudi geldi. O zamanlar Kâbe’ye Yahudilerle müşrikler de geliyorlardı. Müslümanın biri Peygamber efendimize, (Ya Resulallah, şeytan bana namazda çok vesvese veriyor, ne yapmam gerekir?) diye sordu. Yahudi hemen atılıp, (Bizim dinimizde vesvese yok, şeytan bize vesvese vermiyor) dedi. Bunun üzerine, Peygamber efendimiz, (Ya Ali, bunun cevabını sen ver!) buyurdu. Hazret-i Ali, (Ya Resulallah, boş eve hırsız girmez) dedi.


    Vesvese ilimle, dua ve zikirle azalıp yok olur. Bunun için, bilhassa günaha meyledildiği zaman, hemen Allahü teâlâyı anmalı, istiğfar, salevat ve dua okuyarak şeytanı uzaklaştırmaya çalışmalı.

    Ayrıca, bir meşguliyet bulmalı, boş oturmamalı. Boş oturanları Allahü teâlâ sevmez. Bir kimse boş oturursa ona şeytan musallat olur. Çalışmayıp boş gezenler zengin olsalar bile, bunların arkadaşları şeytan, kalbleri de şeytanın konağı olur. Çalışmak ibadettir. Çalışan Allah’ın dostudur. Onun dostu olmak, rızasını kazanmak için boş durmamalı. Bir gün, Peygamber efendimiz bir yerden geçerken, boş duran birisine selam vermedi. Dönünce aynı kimseye selam verdi. Eshab-ı kiram, bunun hikmetini sorunca buyurdu ki:

    (Giderken hiçbir iş yapmıyordu. Boş duranı Allah sevmez. Allah’ın sevmediğine selam vermedim. Dönünce ise, bir çöple yeri karıştırmak suretiyle de olsa, bir şeyler yapıyordu. Onun için selam verdim.)

    Şeytan müminin kalbine giremez. Ancak pencereden vesvese verir. Mümin, kalbinden ruh âlemine pencere açılmış bir kimsedir. İnanmak ve istifade etmek için feyz penceresi açılır. Kâfirin ruh âlemine açılan penceresi kapalıdır.




  5. 22.Mart.2013, 16:27
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Temizlikte vesvesenin gerçeklik payı var mı / olabilir mi?

    Ubey bin Ka'b'in rivayetine göre Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:


    "Abdeste musallat olan bir şeytan vardır ki, ona velehan (şaşkınlık veren) derler. Onun için abdest ve gusülde su vesvesesinden korunun.(1)

    Abdest işinde vesvese veren şeytana bu adın verilmesinin sebebi, mü'mini abdest esnasında vesveseye itme yolundaki aşırı hırsıdır. Yahut şeytan vesvesesiyle insanı öyle telaşa sokar ki, insan şaşırır kalır, şeytanın kendisiyle oynadığını bile anlamaz. Abdest alırken azasını ıslatıp ıslatmadığını ve kaç defa yıkadığını bilemez hale gelir.

    Abdestte görevli şeytandan kaçınmanın manası da şöyledir: Yani abdest azası ıslandı mı ıslanmadı mı, bir defa mı iki defa mı yıkandı, su temiz mi, kirli mi gibi Velehan adlı şeytanın suyla ilgili yapmak istediği bu ve benzeri vesveseden kaçının demektir.

    Abdestte gelen vesveseyi temelinden halleden ve herkesin rahatça tatbik edebileceği Peygamberimizin bir tavsiyesi de şu şekildedir:

    Bedevinin birisi Resulullaha (a.s.m.) gelerek abdestin nasıl alınacağını sordu.
    Resulullah (a.s.m.) azalarım üçer defa yıkayarak ona abdest almayı gösterdi. Sonra da şöyle buyurdu:
    "İşte abdest budur. Bundan fazla yapan sünneti terk ederek hata yaptı, sınırı aştı ve nefsine zulmetti demektir." (2)

    Bu hadisin izahında İbni Hacer der ki:

    "Elini yüzlerce defa yıkadığı halde abdestsizliğinin kalkmadığına inanan çok vesveseli insan gördük."
    İbni Hacer Hazretleri beş asır önce yaşamış bir hadis âlimidir. Demek ki, ibadetlerdeki vesveseyle sadece günümüz insanı karşılaşmıyor, asırlar öncesinden beri insanlık hep bu musibetle muhatap oluyor. Zira şeytan her zaman aynı taktiği kullanarak Allah'a verdiği, Salih kulları saptıracağına dair sözünü hep tutuyor.

    Abdestte olduğu gibi, namazda da yanılma, şüphe ve vesveselere karşı neler yapılacağı hususunda hadis-i şeriflerde pratik çözümler verilmektedir.

    Bu hadislerden bazılarının mealini verelim:
    Abdullah bin Amr'in rivayetine göre Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
    "Herhangi biriniz namazda iken şeytan ona gelerek, 'Falan şeyi ve şu şeyi hatırla. Ta ki, kul gafletle namazdan çıkıp gitsin. Ve her hangi biriniz yatağında uzanmış iken şeytan onun yanına varır ve kişi uyuyuncaya kadar şeytan durmadan onu uyutmaya çalışır.
    Başta abdest ve namaz olmak üzere ibadetlerde unutabiliriz, ne okuduğumuzu, ne kadar okuduğumuzu, kaç rekât kıldığımızı bir an için aklımızda tutamayabiliriz. Böyle durumlarda da hemen telâşa kapılmamalı, çareyi yine ibadetin kendi içinde aramalıyız. Hiçbir insan unutkanlıktan kurtulamadığı gibi, en üstün insan olan Peygamberimiz (a.s.m.) bile çok az da olsa unutkanlığa maruz kalabiliyordu. Çünkü o ne kadar büyük ve mükemmel bir insan olsa da, insanî halleri itibariyle bizden birisi gibiydi. Acıktığı, susadığı, hasta olduğu ve sıkıntıya düştüğü gibi, unuttuğu da olurdu. Bu meseleyi hadiste şu şekilde görüyoruz:
    Abdullah bin Mes'ud şöyle rivayet eder:

    "Resulullah (a.s.m.) namaz kıldırdı. Ya fazla yaptı, ya eksik yaptı. Bunun üzerine, 'Yâ Resulallah! Namaza bir şey mi ilave edildi?' denildi. Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:
    "Ben ancak bir insanım. Siz unuttuğunuz gibi ben de unuturum. Biriniz unuttuğu vakit, oturduğu halde iki secde yapı-versin" buyurdu. Sonra Resulullah kıbleye dönerek iki secde etti. (3)

    Şeytanın tek isteği ve görevi vardır, o da insanı ibadetten, özellikle namazdan alıkoymak, kendisi namaz ve secdeden mahrum kaldığı gibi, insanlığı da bu nimetten mahrum etmek ve uzak tutmaktır. Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam İblis'in bu hedefini açığa çıkarırlar.

    Kaynaklar:

    1- Tirmizi, Taharet:43; İbni Mâce, Taharet:48.
    2- İbni Mâce, İkame: 48.
    3- ibni Mâce, ikame: 129

    Mehmet Paksu


  6. 22.Mart.2013, 16:27
    3
    Silent and lonely rains
    Ubey bin Ka'b'in rivayetine göre Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:


    "Abdeste musallat olan bir şeytan vardır ki, ona velehan (şaşkınlık veren) derler. Onun için abdest ve gusülde su vesvesesinden korunun.(1)

    Abdest işinde vesvese veren şeytana bu adın verilmesinin sebebi, mü'mini abdest esnasında vesveseye itme yolundaki aşırı hırsıdır. Yahut şeytan vesvesesiyle insanı öyle telaşa sokar ki, insan şaşırır kalır, şeytanın kendisiyle oynadığını bile anlamaz. Abdest alırken azasını ıslatıp ıslatmadığını ve kaç defa yıkadığını bilemez hale gelir.

    Abdestte görevli şeytandan kaçınmanın manası da şöyledir: Yani abdest azası ıslandı mı ıslanmadı mı, bir defa mı iki defa mı yıkandı, su temiz mi, kirli mi gibi Velehan adlı şeytanın suyla ilgili yapmak istediği bu ve benzeri vesveseden kaçının demektir.

    Abdestte gelen vesveseyi temelinden halleden ve herkesin rahatça tatbik edebileceği Peygamberimizin bir tavsiyesi de şu şekildedir:

    Bedevinin birisi Resulullaha (a.s.m.) gelerek abdestin nasıl alınacağını sordu.
    Resulullah (a.s.m.) azalarım üçer defa yıkayarak ona abdest almayı gösterdi. Sonra da şöyle buyurdu:
    "İşte abdest budur. Bundan fazla yapan sünneti terk ederek hata yaptı, sınırı aştı ve nefsine zulmetti demektir." (2)

    Bu hadisin izahında İbni Hacer der ki:

    "Elini yüzlerce defa yıkadığı halde abdestsizliğinin kalkmadığına inanan çok vesveseli insan gördük."
    İbni Hacer Hazretleri beş asır önce yaşamış bir hadis âlimidir. Demek ki, ibadetlerdeki vesveseyle sadece günümüz insanı karşılaşmıyor, asırlar öncesinden beri insanlık hep bu musibetle muhatap oluyor. Zira şeytan her zaman aynı taktiği kullanarak Allah'a verdiği, Salih kulları saptıracağına dair sözünü hep tutuyor.

    Abdestte olduğu gibi, namazda da yanılma, şüphe ve vesveselere karşı neler yapılacağı hususunda hadis-i şeriflerde pratik çözümler verilmektedir.

    Bu hadislerden bazılarının mealini verelim:
    Abdullah bin Amr'in rivayetine göre Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
    "Herhangi biriniz namazda iken şeytan ona gelerek, 'Falan şeyi ve şu şeyi hatırla. Ta ki, kul gafletle namazdan çıkıp gitsin. Ve her hangi biriniz yatağında uzanmış iken şeytan onun yanına varır ve kişi uyuyuncaya kadar şeytan durmadan onu uyutmaya çalışır.
    Başta abdest ve namaz olmak üzere ibadetlerde unutabiliriz, ne okuduğumuzu, ne kadar okuduğumuzu, kaç rekât kıldığımızı bir an için aklımızda tutamayabiliriz. Böyle durumlarda da hemen telâşa kapılmamalı, çareyi yine ibadetin kendi içinde aramalıyız. Hiçbir insan unutkanlıktan kurtulamadığı gibi, en üstün insan olan Peygamberimiz (a.s.m.) bile çok az da olsa unutkanlığa maruz kalabiliyordu. Çünkü o ne kadar büyük ve mükemmel bir insan olsa da, insanî halleri itibariyle bizden birisi gibiydi. Acıktığı, susadığı, hasta olduğu ve sıkıntıya düştüğü gibi, unuttuğu da olurdu. Bu meseleyi hadiste şu şekilde görüyoruz:
    Abdullah bin Mes'ud şöyle rivayet eder:

    "Resulullah (a.s.m.) namaz kıldırdı. Ya fazla yaptı, ya eksik yaptı. Bunun üzerine, 'Yâ Resulallah! Namaza bir şey mi ilave edildi?' denildi. Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:
    "Ben ancak bir insanım. Siz unuttuğunuz gibi ben de unuturum. Biriniz unuttuğu vakit, oturduğu halde iki secde yapı-versin" buyurdu. Sonra Resulullah kıbleye dönerek iki secde etti. (3)

    Şeytanın tek isteği ve görevi vardır, o da insanı ibadetten, özellikle namazdan alıkoymak, kendisi namaz ve secdeden mahrum kaldığı gibi, insanlığı da bu nimetten mahrum etmek ve uzak tutmaktır. Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam İblis'in bu hedefini açığa çıkarırlar.

    Kaynaklar:

    1- Tirmizi, Taharet:43; İbni Mâce, Taharet:48.
    2- İbni Mâce, İkame: 48.
    3- ibni Mâce, ikame: 129

    Mehmet Paksu





+ Yorum Gönder