Konusunu Oylayın.: Mukallit müslüman ve Muhakkik müslüman kimlerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mukallit müslüman ve Muhakkik müslüman kimlerdir?
  1. 17.Mart.2013, 09:33
    1
    Misafir

    Mukallit müslüman ve Muhakkik müslüman kimlerdir?






    Mukallit müslüman ve Muhakkik müslüman kimlerdir? Mumsema Mukallit=Taklit ehli
    Muhakkik=Tahkik ehli
    Mukallit müslüman;ezberci,taklitçi ve duyduklarına,işittiklerine göre müslümanlığını yaşayan kimsedir.Duydukları,işittikleri ya eksik bilgi veya yanlış bilgi ise ...
    Muhakkik müslüman;İslam Dinini mukallit olarak öğrenmeye başlar.Fakat duyduklarının,işittiklerinin doğruluk derecesini,orijin kaynaklardan araştırıp inceler.Aklı ile düşünüp tastik ederse kabul eder ve hayatına uygular,kriterlere ve aklına uymuyorsa bir kenara koyar,yoluna devam eder.
    Allah(cc),cümlemizi muhakkik müslüman olmayı nasip etsin.
    ''Allah(cc),zenginliği dilediğine,ilmide dileyene verir.''
    Öyleyse MUHAKKİK Müslüman olmak,Rabbımızın bize verdiği doguştan gelen bir hak.Ben derim ki,bu hakkı,dünyada yaşıyor iken kullanalım.Sistemde maazerete yer yok. Selamunaleyküm


  2. 17.Mart.2013, 09:33
    1
    alf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    alf
    Misafir



    Mukallit=Taklit ehli
    Muhakkik=Tahkik ehli
    Mukallit müslüman;ezberci,taklitçi ve duyduklarına,işittiklerine göre müslümanlığını yaşayan kimsedir.Duydukları,işittikleri ya eksik bilgi veya yanlış bilgi ise ...
    Muhakkik müslüman;İslam Dinini mukallit olarak öğrenmeye başlar.Fakat duyduklarının,işittiklerinin doğruluk derecesini,orijin kaynaklardan araştırıp inceler.Aklı ile düşünüp tastik ederse kabul eder ve hayatına uygular,kriterlere ve aklına uymuyorsa bir kenara koyar,yoluna devam eder.
    Allah(cc),cümlemizi muhakkik müslüman olmayı nasip etsin.
    ''Allah(cc),zenginliği dilediğine,ilmide dileyene verir.''
    Öyleyse MUHAKKİK Müslüman olmak,Rabbımızın bize verdiği doguştan gelen bir hak.Ben derim ki,bu hakkı,dünyada yaşıyor iken kullanalım.Sistemde maazerete yer yok. Selamunaleyküm


    Benzer Konular

    - Müslüman olmayanların birbirleriyle veya Müslüman bir kimsenin, Müslüman olmayan biriyle zina etmesi

    - İki çeşit Müslüman vardır: Mukallit ve Muhakkik

    - Endülüslü müslüman alimleri kimlerdir

    - Bir müslüman ya müçtehittir yada mukallit

    - Müslüman alimler kimlerdir?

  3. 17.Mart.2013, 13:37
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Mukallit müslüman ve Muhakkik müslüman kimlerdir?




    Mukallit miyiz, muhakkik mi?


    Bir kimse veya bir mesele sözkonusu olduğunda, söylenenleri aynen kabul edip, taklitçi mi olursunuz, yoksa, araştırır tahkik mi edersiniz? Veya şöyle soralım: Bir kimse veya bir mesele hakkında:

    Bir şey gördük, bir şey duyduk, bir şey sezinledik… Ne yapacağız, ne yapmalıyız?
    Biri gözle, gözlemle; diğeri kulakla, duyumla; öbürü kalple, sezgi ile ilgili.
    Hayatımızın her safhasında, başkalarını görürüz, duyarız, sezinleriz.

    Meselâ, itimat ettiğimiz birisi, yine saygı duyduğumuz birisi hakkında olumsuz bir söz söyledi, menfî bir hüküm verdi. Acaba nasıl davranmalıyız?
    O haberi getirene körü körüne inanıp, onun peşinde mi gitmeliyiz?

    İhbar ettiği kişi hakkında suizanda mı bulunmalıyız?
    Başkalarını da uyarmalı mıyız?
    İşte, şaşmaz, şaşırtmaz ve dosdoğru yola ileten Kur’ân’ın ölümsüz ölçüsü:
    “Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsra Sûresi, 36.)
    Göz yanılır: Dünyamızdan bir milyon dört yüz bin defa daha büyük olan güneşi, bir tepsi gibi görüyor. Suyun içindeki metali kırık görürüz…

    Biraz daha müşahhaslaştırırsak: Çok sevdiğim bir öğretmenimi, bir öğrencisiyle şakalaşarak kahveden çıktığını gördüm! Fena halde bozulmuştum! “Vay canına, senin kahveye gittiğin yetmemiş gibi, öğrencini de alıştırdın!” diye düşündüm. Seneler sonra öğrendim ki, kahveye giden öğrencisini çıkarmak için gitmişti! Seneler süren suizannımı nasıl helâl ettireceğim ki!

    Kulak yanılır: Bektaşi der ki, “Ben duydum, Kur’ân der ki, namaza yaklaşmayın! Onun için kılmıyorum!” Habuki, “Sarhoşken!” kelimesini duymadı veya duymak istemedi, eksik, yanlış duyurdu.

    Kalp yanılır: Birisine deli gibi aşık olursunuz. Sonra ondan öyle bir tepki alırsınız ki, dünyada en nefret ettiğiniz insan oluverir! Kalp yanılır… Sezgileriniz sizi yanıltır.

    Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığımız şeylerin ardına düşmemeli. Yani, başkalarını körü körüne taklit ederek kararlar vermemeliyiz.

    Ehl-i tahkik olmalı.
    İlmel-yakin (ilimle, araştırmayla kesin bir bilgiye),
    Aynel-yakin (gözle görme derecesinde kesin bilgiye),
    Hakkal-yakin (bizzat yaşayarak, anlayarak, kavrayarak kesin sezme derecesinde bir bilgiye) sahip olmadıkça karar vermemeli, ahkâm kesmemeli.
    Ve “Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığımız şeyin peşine düşmemeli”

    Karar vermeliyiz: Ömür boyu mukallit mi kalmalıyız, yoksa ehl-i tahkik mi olmalıyız?
    Başkalarının gördüklerine, duyurduklarına, zanlarına göre mi hareket etmeli; onların oyuncağı, maskarası mı olmalıyız?
    Yoksa hakkında kesin bilgi sahibi olmadığımız şeyin peşine düşmemeli miyiz?


    Ali Ferşadoğlu


  4. 17.Mart.2013, 13:37
    2
    Moderatör



    Mukallit miyiz, muhakkik mi?


    Bir kimse veya bir mesele sözkonusu olduğunda, söylenenleri aynen kabul edip, taklitçi mi olursunuz, yoksa, araştırır tahkik mi edersiniz? Veya şöyle soralım: Bir kimse veya bir mesele hakkında:

    Bir şey gördük, bir şey duyduk, bir şey sezinledik… Ne yapacağız, ne yapmalıyız?
    Biri gözle, gözlemle; diğeri kulakla, duyumla; öbürü kalple, sezgi ile ilgili.
    Hayatımızın her safhasında, başkalarını görürüz, duyarız, sezinleriz.

    Meselâ, itimat ettiğimiz birisi, yine saygı duyduğumuz birisi hakkında olumsuz bir söz söyledi, menfî bir hüküm verdi. Acaba nasıl davranmalıyız?
    O haberi getirene körü körüne inanıp, onun peşinde mi gitmeliyiz?

    İhbar ettiği kişi hakkında suizanda mı bulunmalıyız?
    Başkalarını da uyarmalı mıyız?
    İşte, şaşmaz, şaşırtmaz ve dosdoğru yola ileten Kur’ân’ın ölümsüz ölçüsü:
    “Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsra Sûresi, 36.)
    Göz yanılır: Dünyamızdan bir milyon dört yüz bin defa daha büyük olan güneşi, bir tepsi gibi görüyor. Suyun içindeki metali kırık görürüz…

    Biraz daha müşahhaslaştırırsak: Çok sevdiğim bir öğretmenimi, bir öğrencisiyle şakalaşarak kahveden çıktığını gördüm! Fena halde bozulmuştum! “Vay canına, senin kahveye gittiğin yetmemiş gibi, öğrencini de alıştırdın!” diye düşündüm. Seneler sonra öğrendim ki, kahveye giden öğrencisini çıkarmak için gitmişti! Seneler süren suizannımı nasıl helâl ettireceğim ki!

    Kulak yanılır: Bektaşi der ki, “Ben duydum, Kur’ân der ki, namaza yaklaşmayın! Onun için kılmıyorum!” Habuki, “Sarhoşken!” kelimesini duymadı veya duymak istemedi, eksik, yanlış duyurdu.

    Kalp yanılır: Birisine deli gibi aşık olursunuz. Sonra ondan öyle bir tepki alırsınız ki, dünyada en nefret ettiğiniz insan oluverir! Kalp yanılır… Sezgileriniz sizi yanıltır.

    Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığımız şeylerin ardına düşmemeli. Yani, başkalarını körü körüne taklit ederek kararlar vermemeliyiz.

    Ehl-i tahkik olmalı.
    İlmel-yakin (ilimle, araştırmayla kesin bir bilgiye),
    Aynel-yakin (gözle görme derecesinde kesin bilgiye),
    Hakkal-yakin (bizzat yaşayarak, anlayarak, kavrayarak kesin sezme derecesinde bir bilgiye) sahip olmadıkça karar vermemeli, ahkâm kesmemeli.
    Ve “Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığımız şeyin peşine düşmemeli”

    Karar vermeliyiz: Ömür boyu mukallit mi kalmalıyız, yoksa ehl-i tahkik mi olmalıyız?
    Başkalarının gördüklerine, duyurduklarına, zanlarına göre mi hareket etmeli; onların oyuncağı, maskarası mı olmalıyız?
    Yoksa hakkında kesin bilgi sahibi olmadığımız şeyin peşine düşmemeli miyiz?


    Ali Ferşadoğlu





+ Yorum Gönder