Konusunu Oylayın.: Evham yapmak ne demek?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 5 kişi
Evham yapmak ne demek?
  1. 17.Mart.2013, 05:21
    1
    Misafir

    Evham yapmak ne demek?






    Evham yapmak ne demek? Mumsema Evham yapmak ne demek? Evham yapmak nedir Evham yapmak ne anlama gelmektedir ?


  2. 17.Mart.2013, 05:21
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 17.Mart.2013, 18:15
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Evham yapmak ne demek




    EVHAM NEDİR?
    *

    İnsanın akıl dışında evham ve hayal denilen iki beyinsel duygusu vardır ve ikisi de çok önemli
    ve gereklidir. Çünkü eğer evham duygusu olmasa, insan her konuda aşırı hayalci, atılgan olur
    ve tabii olarak sonuçta pişman ve mutsuz olur. Ya hayal duygusu olmasa? O zaman da her
    konuda aşırı çekingen, ürkek, kararsız ve karamsar olur ve başladığı işleri bile yarım kalır.
    Hayal insanın gazı ve evham frenidir. Hayal ve evham duyguları üzerinde egemen olanların ve
    ikisinden eşit düzeyde yararlananların, kaderle örtüşmesi koşulu ile işleri başarılı, dünyaları ve
    âhiretleri mutlu olur. Evham ve hayal duyguları üzerinde egemen olamayanların, gaz yerine frene
    ve fren yerine gaza basanların da işleri başarısız, dünyaları ve âhiretleri mutsuz olur.
    *
    Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
    Şeytan insanın damarlarında kan akımı gibi dolaşır. (Buhâri - Müslim - Ebû Dâvûd)
    Gözle görülmeyen röntgen ışınları kemiklerimize kadar sirâyet ettiği ve lazer ışınları böbreklerimizdeki
    taşları kırıp parçaladığı gibi, ısıdan (enerjiden) yaratılan ve çok bilinçli bir varlık olan şeytan da
    damarlarımızda*dolaşır ve vesvese denilen fısıltısını gönlümüze, evham duygumuza duyurur.
    Bakteri türleri kendileri için elverişli ortamlarda hızla üreyip çoğaldıkları gibi, şeytan da aşırı duyarlı,
    alıngan, karamsar ve içe kapanık kimselerin evham duygularına yerleşip güçlenir ve zamanla bu tür
    insanların üzerinde tam egemen olur.
    Hz. Âdem ile Hz. Havva'yı bile aldatan şeytan, çok bilinçli olduğu için herkesin zayıf yönünü bilir ve
    insanlara o açıdan yaklaşır. Bilinçli müslümanların dinin direği olan beş vakit namazı terk
    etmeyeceğini ve haramlara*yaklaşmayacağını bildiği için onları takvâlık hayalleri ile abdest ve
    gusül ile oyalamaya ve lavabonun başında tutmaya çalışır. Takvâlık hayalleri ile Kur'an ve sünnetin
    dışına çıkan zavallılar, İslâm'ı daha güzel yaşayım derken şeytanın tuzağına düşer ve “Acaba elimi,
    yüzümü kaç defa yıkadım?
    Başımı mesh ettim mi? Gusül abdesti alırken arkamda kuru yer kaldı mı?” gibi soru işaretleri ile
    oyalanırken, gönlü daralır, içine sıkıntı gelir ve dinin direği olan namazdan soğur.
    Beyinde evhamla başlayan gerilim, zamanla sıkıntı, dalgınlık, bıkkınlık, uykusuzluk, baş ağrısı,
    sinirsel bozukluk ve gönül darlığı derken ruhsal bunalıma*dönüşür ve zavallı insan “artık
    dayanamıyorum, patlayacağım” diye tatlı canına kıymaya bile kalkışır.
    Evham, gerçekte bir hastalık olmadığı halde aşırı evhamlı kimse kendini ağır hasta zanneder ve
    herkesin kendisi ile ilgilenmesini ister. Yakınlarından ve çevresinden beklediği ilgiyi göremeyince
    herkese küser ve toplumdan kopar.
    Sonra hastane hastane dolaşmaya ve hayâli derdi ne derman aramaya başlar. Filmler, tahliller
    temiz çıkınca ve doktorlardan beklediği ilgiyi göremeyince,*bu her halde hoca işidir diye bakıcı ve
    cinci denilen sapıkların tuzağına düşer. Zavallı hayâli derdine derman ararken, dertsiz başını derde
    sokar ve sapıkların büyü hikâyelerine aldanıp yakınlarına ve eşine bile kuşku ile bakar.
    *
    Peki, evhamdan kurtulmak için ne yapmalı?
    Kurtlar sisli havayı sevdiği gibi, şeytan da içe kapanık, aşırı duyarlı,karamsar ve topluma küskün
    kimseleri sever ve onların evham duygularına yüklediği programlarla (dürtüleriyle) onları etkisi
    altına almaya çalışır.*Eğer insan evham duygusuna olumlu güzel programlar yüklemez yani güzel
    şeyler düşünmezse, şeytanın kafasına taktığı (yüklediği) olumsuz ve karamsar programlarla
    (dürtülerle) uğraşma zorunluluğunda kalır ve kolay kolay bunları kafasından söküp atamaz.
    Aşırı duyarlı kimseler bu duruma gelmemek için evham duygularına sürekli olumlu programlar
    yüklemeli (güzel şeyler düşünmeli), toplumdan kopmayıp sevdiği kişilerle görüşmeli, gülümseyip
    konuşmalı ve boş durmayıp ya dünya ya da âhiret için bir şeyler yapmalıdır. Ayrıca,
    *
    Yüce Allah buyuruyor:
    (Ya Muhammed!) De ki: Rabbim! Şeytanların vesvese (dürtü) lerinden*sana sığınırım. Ve Rabbim!
    Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım. (Mü'minûn - 97 - 98 )
    Tıb, genelde iki bölümden oluşur; koruyucu hekimlik ve tedavi hekimliği.
    Koruyucu hekimlik ne kadar başarılı olursa, tedavi hekimliğinin yükü o kadar hafifler ve hatta gerek
    bile kalmaz. İşte şeytanın dürtülerine karşı en etkili koruyucu âyetlerden biri de bu*âyetlerdir.
    Sabah-akşam bu âyetleri Kur'an'daki aslından okuyan kimseye şeytan vesvese veremez ve yanına
    bile yaklaşamaz. Ayrıca sabah namazı ile yatsı namazından sonra Âyet-el-Kürsî, İhlâs, Felâk ve
    Nâs sûrelerini okuyanlara da şeytanlar, cinler yaklaşamaz ve büyücüler hiçbir zarar veremez.
    Eğer alınan bu önlemlere rağmen şeytan bir açık bulup yine vesvese (dürtü) verirse,
    *
    Yüce Allah buyuruyor:
    Eğer şeytandan sana bir vesvese gelirse, hemen Allah'a sığın ("Euzü billahi mine'ş-şeytânirracîm" de).
    Çünkü O (Allah) her şeyi işitendir, bilendir. (Fussilet - 36 )
    Şeytandan bir dürtü geldiği zaman, hemen "Eûzü billahi mine'şşeytânirracîm"*diye, Allah'ın rahmetinden
    kovulmuş (lânetlenmiş) olan şeytanın*şerrinden Allah'a sığınmalı ve hafif sesle en az yedi defa bunu
    tekrarlamalıdır. Şeytanın dürtülerini (sessiz fısıltılarını) duymamak için mutlaka*bir şeyle oyalanmalı ve
    îmanla ilgili olumsuz soru işaretlerine, atalarımızın "İt ürür, kervan yürür" sözünü uygulamalı yani şeytan
    ürüse de kesinlikle*ona muhatab olmamalıdır.



  4. 17.Mart.2013, 18:15
    2
    Moderatör



    EVHAM NEDİR?
    *

    İnsanın akıl dışında evham ve hayal denilen iki beyinsel duygusu vardır ve ikisi de çok önemli
    ve gereklidir. Çünkü eğer evham duygusu olmasa, insan her konuda aşırı hayalci, atılgan olur
    ve tabii olarak sonuçta pişman ve mutsuz olur. Ya hayal duygusu olmasa? O zaman da her
    konuda aşırı çekingen, ürkek, kararsız ve karamsar olur ve başladığı işleri bile yarım kalır.
    Hayal insanın gazı ve evham frenidir. Hayal ve evham duyguları üzerinde egemen olanların ve
    ikisinden eşit düzeyde yararlananların, kaderle örtüşmesi koşulu ile işleri başarılı, dünyaları ve
    âhiretleri mutlu olur. Evham ve hayal duyguları üzerinde egemen olamayanların, gaz yerine frene
    ve fren yerine gaza basanların da işleri başarısız, dünyaları ve âhiretleri mutsuz olur.
    *
    Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
    Şeytan insanın damarlarında kan akımı gibi dolaşır. (Buhâri - Müslim - Ebû Dâvûd)
    Gözle görülmeyen röntgen ışınları kemiklerimize kadar sirâyet ettiği ve lazer ışınları böbreklerimizdeki
    taşları kırıp parçaladığı gibi, ısıdan (enerjiden) yaratılan ve çok bilinçli bir varlık olan şeytan da
    damarlarımızda*dolaşır ve vesvese denilen fısıltısını gönlümüze, evham duygumuza duyurur.
    Bakteri türleri kendileri için elverişli ortamlarda hızla üreyip çoğaldıkları gibi, şeytan da aşırı duyarlı,
    alıngan, karamsar ve içe kapanık kimselerin evham duygularına yerleşip güçlenir ve zamanla bu tür
    insanların üzerinde tam egemen olur.
    Hz. Âdem ile Hz. Havva'yı bile aldatan şeytan, çok bilinçli olduğu için herkesin zayıf yönünü bilir ve
    insanlara o açıdan yaklaşır. Bilinçli müslümanların dinin direği olan beş vakit namazı terk
    etmeyeceğini ve haramlara*yaklaşmayacağını bildiği için onları takvâlık hayalleri ile abdest ve
    gusül ile oyalamaya ve lavabonun başında tutmaya çalışır. Takvâlık hayalleri ile Kur'an ve sünnetin
    dışına çıkan zavallılar, İslâm'ı daha güzel yaşayım derken şeytanın tuzağına düşer ve “Acaba elimi,
    yüzümü kaç defa yıkadım?
    Başımı mesh ettim mi? Gusül abdesti alırken arkamda kuru yer kaldı mı?” gibi soru işaretleri ile
    oyalanırken, gönlü daralır, içine sıkıntı gelir ve dinin direği olan namazdan soğur.
    Beyinde evhamla başlayan gerilim, zamanla sıkıntı, dalgınlık, bıkkınlık, uykusuzluk, baş ağrısı,
    sinirsel bozukluk ve gönül darlığı derken ruhsal bunalıma*dönüşür ve zavallı insan “artık
    dayanamıyorum, patlayacağım” diye tatlı canına kıymaya bile kalkışır.
    Evham, gerçekte bir hastalık olmadığı halde aşırı evhamlı kimse kendini ağır hasta zanneder ve
    herkesin kendisi ile ilgilenmesini ister. Yakınlarından ve çevresinden beklediği ilgiyi göremeyince
    herkese küser ve toplumdan kopar.
    Sonra hastane hastane dolaşmaya ve hayâli derdi ne derman aramaya başlar. Filmler, tahliller
    temiz çıkınca ve doktorlardan beklediği ilgiyi göremeyince,*bu her halde hoca işidir diye bakıcı ve
    cinci denilen sapıkların tuzağına düşer. Zavallı hayâli derdine derman ararken, dertsiz başını derde
    sokar ve sapıkların büyü hikâyelerine aldanıp yakınlarına ve eşine bile kuşku ile bakar.
    *
    Peki, evhamdan kurtulmak için ne yapmalı?
    Kurtlar sisli havayı sevdiği gibi, şeytan da içe kapanık, aşırı duyarlı,karamsar ve topluma küskün
    kimseleri sever ve onların evham duygularına yüklediği programlarla (dürtüleriyle) onları etkisi
    altına almaya çalışır.*Eğer insan evham duygusuna olumlu güzel programlar yüklemez yani güzel
    şeyler düşünmezse, şeytanın kafasına taktığı (yüklediği) olumsuz ve karamsar programlarla
    (dürtülerle) uğraşma zorunluluğunda kalır ve kolay kolay bunları kafasından söküp atamaz.
    Aşırı duyarlı kimseler bu duruma gelmemek için evham duygularına sürekli olumlu programlar
    yüklemeli (güzel şeyler düşünmeli), toplumdan kopmayıp sevdiği kişilerle görüşmeli, gülümseyip
    konuşmalı ve boş durmayıp ya dünya ya da âhiret için bir şeyler yapmalıdır. Ayrıca,
    *
    Yüce Allah buyuruyor:
    (Ya Muhammed!) De ki: Rabbim! Şeytanların vesvese (dürtü) lerinden*sana sığınırım. Ve Rabbim!
    Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım. (Mü'minûn - 97 - 98 )
    Tıb, genelde iki bölümden oluşur; koruyucu hekimlik ve tedavi hekimliği.
    Koruyucu hekimlik ne kadar başarılı olursa, tedavi hekimliğinin yükü o kadar hafifler ve hatta gerek
    bile kalmaz. İşte şeytanın dürtülerine karşı en etkili koruyucu âyetlerden biri de bu*âyetlerdir.
    Sabah-akşam bu âyetleri Kur'an'daki aslından okuyan kimseye şeytan vesvese veremez ve yanına
    bile yaklaşamaz. Ayrıca sabah namazı ile yatsı namazından sonra Âyet-el-Kürsî, İhlâs, Felâk ve
    Nâs sûrelerini okuyanlara da şeytanlar, cinler yaklaşamaz ve büyücüler hiçbir zarar veremez.
    Eğer alınan bu önlemlere rağmen şeytan bir açık bulup yine vesvese (dürtü) verirse,
    *
    Yüce Allah buyuruyor:
    Eğer şeytandan sana bir vesvese gelirse, hemen Allah'a sığın ("Euzü billahi mine'ş-şeytânirracîm" de).
    Çünkü O (Allah) her şeyi işitendir, bilendir. (Fussilet - 36 )
    Şeytandan bir dürtü geldiği zaman, hemen "Eûzü billahi mine'şşeytânirracîm"*diye, Allah'ın rahmetinden
    kovulmuş (lânetlenmiş) olan şeytanın*şerrinden Allah'a sığınmalı ve hafif sesle en az yedi defa bunu
    tekrarlamalıdır. Şeytanın dürtülerini (sessiz fısıltılarını) duymamak için mutlaka*bir şeyle oyalanmalı ve
    îmanla ilgili olumsuz soru işaretlerine, atalarımızın "İt ürür, kervan yürür" sözünü uygulamalı yani şeytan
    ürüse de kesinlikle*ona muhatab olmamalıdır.






+ Yorum Gönder