Konusunu Oylayın.: Vesveselerin her türlüsünden kurtulmak için ne duası okumalıyız

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Vesveselerin her türlüsünden kurtulmak için ne duası okumalıyız
  1. 14.Mart.2013, 02:50
    1
    Misafir

    Vesveselerin her türlüsünden kurtulmak için ne duası okumalıyız






    Vesveselerin her türlüsünden kurtulmak için ne duası okumalıyız Mumsema banada 3 gun oldu bu vesveseler ama korkuyorum ınanclarımı kaybetmekten sonra kafam zınk ediyor yerine eski haline geri donuyor suphe duymak gibi seyler oluyor bana yol gosterırmısınız


  2. 14.Mart.2013, 02:50
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 14.Mart.2013, 17:36
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Vesveselerin her türlüsünden kurtulmak için ne duası okumalıyız




    Vesveseden kurtulmak için bilgiler
    Vesveseden kurtulmanın çaresi

    Fısıltı, hışırtı ve fışırtı gibi gizli ses, fiskos. Kalpte
    meydana gelen şüphe, tereddüt, vehim, kuruntu, iç üzüntüsü, nefis ve şeytanın
    meydana getirdiği iç karışıklığı anlamları için kullanır.


    Zıddı tereddütsüz, kararlı, emin ve azimli olmak demektir
    (el-İsfahanî, el-Müfredât, İstanbul,1986, 819, vesvese mad).


    Vesvese kelimesi Kur'ân'da dört yerde geçmektedir. Şeytanın
    Cennette bulunan Âdem (a.s) ve Havva validemize nasıl vesvesede bulunduğu Yüce
    Allah tarafından şöyle haber verilmiştir:


    "Derken Şeytan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için
    onlara fısıldadı (vesvesede bulundu): - Rabbiniz başka bir sebepten dolayı
    değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedi kalıcılardan olursunuz diye sizi
    bu ağaçtan menetti" (el-A'raf, 7/20).


    Bu âyette geçen vesvese kelimesi, fısıldama şeklinde
    anlaşılmakta ve tercüme edilmektedir.


    Bir de şeytanın Cennete nasıl girdiği ve Âdem (a.s) ile Havva
    validemize nasıl vesvesede bulunduğu hususunda, alimlerin farklı yorumları
    vardır. Bu hususta çeşitli görüşler ileri sürülmüştür (Geniş bilgi için bk.
    el-Maverdî, en-Nuketü ve'l-Uyun, Beyrut 1992, II, 210).


    Kur'ân'ın başka bir yerinde, Tâhâ sûresinin 120. âyetinde de
    şeytanın Âdem (a.s) ve Havva validemize yaptığı bu vesvese dile
    getirilmiştir.


    Vesvese ile ilgili diğer bir âyetin meali de şöyledir:
    "Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesvese verdiğini
    (fısıldadığını) biliriz. (Çünkü) biz ona şah damarından daha yakınız" (Kaf
    50/16).


    Bu âyette de Yüce Allah'ın kudretine işâret buyurulmaktadır. O,
    insanı yaratan, yoktan var edendir. İnsanların gizli ve açık her şeylerinden
    haberdardır. İnsanın kalbinden geçirdiği vesvese ve düşüncelerin tamamına
    vakıftır. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.s), bu âyetin tefsiri mahiyetinde açıklamada
    bulunurken; "Şüphesiz Yüce Allah, ümmetimden olan kişilerin kalbinden
    geçirdikleri şeyleri, söylemedikleri ve işlemedikleri takdirde affeder; günah
    olarak saymaz" diye buyurmuştur (Buharî, Itk, 6; İmân, 15; Neseî, Talâk, 22; İbn
    Mâce, Talâk, 16).


    Başka bir âyette ise, vesvese hakkında şu bilgiler verilmiştir:
    "De ki: Sığınırım ben, insanların Rabb'ine insanların padişahına, insanların
    ilâhına. İnsanlara kötü şeyler fısıldayan o sinsi vesvesecinin şerrinden. O ki,
    insanların göğüslerine (kötü düşünceleri) fısıldar. Gerek cinlerden, gerek
    insanlardan (olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım)" (en-Nas,
    114/1-6).


    Burada geçen "vesvâs" kelimesi, şeytan için kullanılmıştır.
    Yani bununla şeytan kastedilmektedir ve vesvese de onun eseridir. İnsana vesvese
    veren şeytan iki türlüdür. Biri cinlerden ve diğeri de insanlardan olan
    şeytanlardır. Bu şeytanlar, insanların kalbinde vesveseyi meydana getirecek akıl
    ve fikirlerini çeler, onları kötü emeller işlemeye sevkeder. Allah yoluna
    gitmekten, insanlık gayesine ermekten alıkor. Nihayet din ve imandan çıkarır,
    ebedi helâke sürükler. İnsanların kalbine fısıldayıp duran, onları gaflete
    düşüren, her şerrin başı olan vesveseyi meydana getiren herşey, "hannâs" ve
    "vesvas" olarak kabul edilir (ez-Zemahşerî, el-Keşâf, Mısır 1977, VI, 265
    vd).


    Hiç şüphesiz, şeytanın verdiği vesvese insanı imandan ve
    ibâdetten uzaklaştırır; fert, aile ve toplumun hayatında çeşitli sıkıntıların
    meydana gelmesine sebep olur. Medine çevresinde badiyede yaşayan Müslümanlar,
    koyun ve sığır kesip etini satmak üzere şehre getiriyorlarmış. Bu eti yemekten
    çekinen bazı Müslümanlar Hz. Muhammed (s-.a.s)'e giderek;


    "Ya Rasûlüllah! Bazı badiye halkı bize et getirip satıyorlar.
    Bunların, hayvanı keserken besmeleyi söyleyip söylemediklerini bilmiyoruz" diye
    sormuşlar. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.s) şu cevabı vermiştir:


    "Bismillah deyiniz ve sonra bu eti yeyiniz" (ez-Zebidî, Sahihi
    Buhârî Muhtasarı Tecridi Sarih Tercemesi, trc. Kamil Miras, Ankara 1974, VI, 354
    vd).


    Rasûlüllah (s.a.s) bununla vesveseden uzak durmaya işaret
    buyurmuştur.


    Başka bir konu ile ilgili olarak Hz. Muhammed (s.a.s)'e şöyle
    sormuşlar:


    "Ya Rasûlüllah! Birisi namaz kılarken abdestim bozuldu diye
    gönlünde bir vesvese hissederse, bu kişinin namazı bozulur mu, bozulmaz mı? Hz.
    Muhammed (s.a.s) bu soruya şu cevabı vermiştir:


    "Hayır. Bir yellenme sesi veya bir kokuyu duymadıkça namazı
    bozmaz" (ez-Zebidî, a.g.e., VI, 355).


    Burada da Rasûlüllah (s.a.s) vesveseden uzak durmayı, abdestin
    bozulduğuna dair kanaat hasıl olmadıkça namazı bozmamayı tavsiye etmiştir.


    Fıkıh usulünde de vesvese kötü bir şey olarak kabul edilmiştir.
    Her şeyde tereddüt ve vesvese ile hareket edenin sözüne itibar edilmemiştir. Hz.
    Muhammed (s.a.s) vesvese ile hareket edenin talâkının geçerliliğini kabul
    etmemiştir (Buharî, Talâk, 11). Yani hanımını boşayıp boşamadığını veya
    söylediği sözler hakkında vesvese içinde olan bir kişinin talâkı (boşaması)
    geçerli kabul edilmemiştir.


    Görüldüğü gibi, Kur'ân ve sünnette vesvese tasvib edilmemiştir.
    Bilhassa vesvese ile ilgili bütün âyetlerde, vesvesenin şeytandan geldiğine
    işaret buyurulmuştur. Buna göre İslâm vesveseden sakınmayı istemiştir. Çünkü
    vesvese faydalı değil, zararlı olan bir şeydir. Vesveseye kapılan insan,
    ibadetlerinde yanılır, çeşitli hatalara düşer ve haz almaz. Vesvese insanı
    yanlış ve batıl yollara saptırır. Hatta vesvesenin neticesinde insan akli
    dengesini bile kaybedebilir.


    Nureddin TURGAY


  4. 14.Mart.2013, 17:36
    2
    Moderatör



    Vesveseden kurtulmak için bilgiler
    Vesveseden kurtulmanın çaresi

    Fısıltı, hışırtı ve fışırtı gibi gizli ses, fiskos. Kalpte
    meydana gelen şüphe, tereddüt, vehim, kuruntu, iç üzüntüsü, nefis ve şeytanın
    meydana getirdiği iç karışıklığı anlamları için kullanır.


    Zıddı tereddütsüz, kararlı, emin ve azimli olmak demektir
    (el-İsfahanî, el-Müfredât, İstanbul,1986, 819, vesvese mad).


    Vesvese kelimesi Kur'ân'da dört yerde geçmektedir. Şeytanın
    Cennette bulunan Âdem (a.s) ve Havva validemize nasıl vesvesede bulunduğu Yüce
    Allah tarafından şöyle haber verilmiştir:


    "Derken Şeytan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için
    onlara fısıldadı (vesvesede bulundu): - Rabbiniz başka bir sebepten dolayı
    değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedi kalıcılardan olursunuz diye sizi
    bu ağaçtan menetti" (el-A'raf, 7/20).


    Bu âyette geçen vesvese kelimesi, fısıldama şeklinde
    anlaşılmakta ve tercüme edilmektedir.


    Bir de şeytanın Cennete nasıl girdiği ve Âdem (a.s) ile Havva
    validemize nasıl vesvesede bulunduğu hususunda, alimlerin farklı yorumları
    vardır. Bu hususta çeşitli görüşler ileri sürülmüştür (Geniş bilgi için bk.
    el-Maverdî, en-Nuketü ve'l-Uyun, Beyrut 1992, II, 210).


    Kur'ân'ın başka bir yerinde, Tâhâ sûresinin 120. âyetinde de
    şeytanın Âdem (a.s) ve Havva validemize yaptığı bu vesvese dile
    getirilmiştir.


    Vesvese ile ilgili diğer bir âyetin meali de şöyledir:
    "Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesvese verdiğini
    (fısıldadığını) biliriz. (Çünkü) biz ona şah damarından daha yakınız" (Kaf
    50/16).


    Bu âyette de Yüce Allah'ın kudretine işâret buyurulmaktadır. O,
    insanı yaratan, yoktan var edendir. İnsanların gizli ve açık her şeylerinden
    haberdardır. İnsanın kalbinden geçirdiği vesvese ve düşüncelerin tamamına
    vakıftır. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.s), bu âyetin tefsiri mahiyetinde açıklamada
    bulunurken; "Şüphesiz Yüce Allah, ümmetimden olan kişilerin kalbinden
    geçirdikleri şeyleri, söylemedikleri ve işlemedikleri takdirde affeder; günah
    olarak saymaz" diye buyurmuştur (Buharî, Itk, 6; İmân, 15; Neseî, Talâk, 22; İbn
    Mâce, Talâk, 16).


    Başka bir âyette ise, vesvese hakkında şu bilgiler verilmiştir:
    "De ki: Sığınırım ben, insanların Rabb'ine insanların padişahına, insanların
    ilâhına. İnsanlara kötü şeyler fısıldayan o sinsi vesvesecinin şerrinden. O ki,
    insanların göğüslerine (kötü düşünceleri) fısıldar. Gerek cinlerden, gerek
    insanlardan (olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım)" (en-Nas,
    114/1-6).


    Burada geçen "vesvâs" kelimesi, şeytan için kullanılmıştır.
    Yani bununla şeytan kastedilmektedir ve vesvese de onun eseridir. İnsana vesvese
    veren şeytan iki türlüdür. Biri cinlerden ve diğeri de insanlardan olan
    şeytanlardır. Bu şeytanlar, insanların kalbinde vesveseyi meydana getirecek akıl
    ve fikirlerini çeler, onları kötü emeller işlemeye sevkeder. Allah yoluna
    gitmekten, insanlık gayesine ermekten alıkor. Nihayet din ve imandan çıkarır,
    ebedi helâke sürükler. İnsanların kalbine fısıldayıp duran, onları gaflete
    düşüren, her şerrin başı olan vesveseyi meydana getiren herşey, "hannâs" ve
    "vesvas" olarak kabul edilir (ez-Zemahşerî, el-Keşâf, Mısır 1977, VI, 265
    vd).


    Hiç şüphesiz, şeytanın verdiği vesvese insanı imandan ve
    ibâdetten uzaklaştırır; fert, aile ve toplumun hayatında çeşitli sıkıntıların
    meydana gelmesine sebep olur. Medine çevresinde badiyede yaşayan Müslümanlar,
    koyun ve sığır kesip etini satmak üzere şehre getiriyorlarmış. Bu eti yemekten
    çekinen bazı Müslümanlar Hz. Muhammed (s-.a.s)'e giderek;


    "Ya Rasûlüllah! Bazı badiye halkı bize et getirip satıyorlar.
    Bunların, hayvanı keserken besmeleyi söyleyip söylemediklerini bilmiyoruz" diye
    sormuşlar. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.s) şu cevabı vermiştir:


    "Bismillah deyiniz ve sonra bu eti yeyiniz" (ez-Zebidî, Sahihi
    Buhârî Muhtasarı Tecridi Sarih Tercemesi, trc. Kamil Miras, Ankara 1974, VI, 354
    vd).


    Rasûlüllah (s.a.s) bununla vesveseden uzak durmaya işaret
    buyurmuştur.


    Başka bir konu ile ilgili olarak Hz. Muhammed (s.a.s)'e şöyle
    sormuşlar:


    "Ya Rasûlüllah! Birisi namaz kılarken abdestim bozuldu diye
    gönlünde bir vesvese hissederse, bu kişinin namazı bozulur mu, bozulmaz mı? Hz.
    Muhammed (s.a.s) bu soruya şu cevabı vermiştir:


    "Hayır. Bir yellenme sesi veya bir kokuyu duymadıkça namazı
    bozmaz" (ez-Zebidî, a.g.e., VI, 355).


    Burada da Rasûlüllah (s.a.s) vesveseden uzak durmayı, abdestin
    bozulduğuna dair kanaat hasıl olmadıkça namazı bozmamayı tavsiye etmiştir.


    Fıkıh usulünde de vesvese kötü bir şey olarak kabul edilmiştir.
    Her şeyde tereddüt ve vesvese ile hareket edenin sözüne itibar edilmemiştir. Hz.
    Muhammed (s.a.s) vesvese ile hareket edenin talâkının geçerliliğini kabul
    etmemiştir (Buharî, Talâk, 11). Yani hanımını boşayıp boşamadığını veya
    söylediği sözler hakkında vesvese içinde olan bir kişinin talâkı (boşaması)
    geçerli kabul edilmemiştir.


    Görüldüğü gibi, Kur'ân ve sünnette vesvese tasvib edilmemiştir.
    Bilhassa vesvese ile ilgili bütün âyetlerde, vesvesenin şeytandan geldiğine
    işaret buyurulmuştur. Buna göre İslâm vesveseden sakınmayı istemiştir. Çünkü
    vesvese faydalı değil, zararlı olan bir şeydir. Vesveseye kapılan insan,
    ibadetlerinde yanılır, çeşitli hatalara düşer ve haz almaz. Vesvese insanı
    yanlış ve batıl yollara saptırır. Hatta vesvesenin neticesinde insan akli
    dengesini bile kaybedebilir.


    Nureddin TURGAY





+ Yorum Gönder