Konusunu Oylayın.: Özel emeklilik, bireysel emeklilik sistemleri caiz midir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Özel emeklilik, bireysel emeklilik sistemleri caiz midir?
  1. 08.Mart.2013, 01:57
    1
    Misafir

    Özel emeklilik, bireysel emeklilik sistemleri caiz midir?






    Özel emeklilik, bireysel emeklilik sistemleri caiz midir? Mumsema selamınaleyküm
    Özel emeklilik, bireysel emeklilik sistemleri caiz midir?
    şimdiden ALLAH RAZI OLSUN


  2. 11.Mart.2013, 02:04
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Özel emeklilik, bireysel emeklilik sistemleri caiz midir?




    Bireysel emeklilik sistemleri kar payı özelliğini taşıyor ve faiz olarak değil de ortaklık olarak veya kardan pay olarak kabul ediliyorsa bunda bir sakınca yoktur.Bu açıdan ilgili kurumun nasıl çalıştığı ve gelirlerin içinde haram kazanç olup olmadığı araştırılmalı ve ona göre karar verilmelidir. Örneğin faiz geliri de olan bir sistemse asla caiz değildir.
    Birikimli hayat sigortası ve bireysel emeklilik sisteminde (BES); katılımcı fertlerin, en az 10 yıl olmak üzere, umumiyetle 30-35 yıllık periyotlarla ödedikleri primler çeşitli fonlarda değerlendirilir. Buna karşılık, belli süreyi dolduran (en az 25 yıl) üyelere maaş bağlanır. Kamu güvenlik kuruluşlarında olduğu gibi, sağlık hizmeti vs gibi sosyal yardımlar söz konusu değildir. İştirakçilerden alınan primlerle sermayeleşen fonlar, bu parayı çoğunlukla yerli-yabancı faizli enstrümanlarda değerlendirir. Üyelerden giriş aidatı, yönetim gideri adı altında oldukça yüksek meblağlar tahsil edilir. Bu şirketlerin muazzam kârlara ve cesâmete ulaşması en az üyelerini düşündükleri kadar kendilerini de kolladıklarının kanıtı olsa gerektir. Uluslararası finans kapital deyimiyle anılan dev fonların önemli bölümü emeklilik fonlarından meydana gelir.

    Bu açıklamalarımız ışığında, faiz konusunda hassas bir Müslümanın özel emeklilik şirketlerinden uzak durması, bizce normal bir davranıştır.

    Not: Bireysel Emeklilikle ilgili olarak, Katılım Bankalarının uygulamaları konusunda Prof. Dr. Hayrettin Karaman'a sorulan bir soru ve o soruya verdiği cevap şöyledir:
    Şimdiye kadar ülkemizde bireysel emeklilik ya bir çeşit hayat sigortası şeklinde yaplıyordu veya içinde İslam'a göre meşru/caiz/helal olmayan işlem ve gelirlerin de bulunduğu yatırım fonlarına yatırım yapmak suretiyle gerçekleşiyordu ve bu sebeple biz de "bireysel emeklilik caiz değildir" demiştik.

    Şimdi katılım bankaları, içinde haram olan hiçbir işlemin ve gelirin bulunmadığı yatırım fonları aracılığı ile bir çeşit bireysel emeklilik kapısını açmış bulunuyorlar.

    Tarafıma gönderilen bilgi notu şudur:

    "Bireysel Emeklilik Sistemi ile aslında düzenli gelire sahip olan insanların sağlıklarının ve gençliklerinin yerinde olduğu dönemlerde daha iyi gelir elde edebiliyor olmasına dayalı olarak, emeklilik yıllarında, emeklilik maaşında yaşanan kesintilere dayalı olarak hayat standardında bir değişiklik gündeme gelmeden emeklilik öncesindeki gelir ve yaşam standartını devam ettirebilmesine imkan tanımak adına oluşturulmuş, uzun vadeli yatırım imkanıdır.

    Örnek, sistem özü itibariyle 10 yıl vadeye dayalı olup, müşteri (süre sonunda) dilerse emekli gibi düzenli maaş alabilir, dilerse tek seferde biriken parasını "varsa" kârıyla birklikte tahsil eder. Ortada sigortadan bahsedebileceğimiz herhangi bir şey söz konusu değildir, özü itibariyle uzun vadeli tasarruf ve yatırım amacı vardır. Ancak lehdarın vefat etmesi halinde, lehdar tarafından önceden belirlediği kişiye (yoksa varislerine) fonda biriken anaparası ve "varsa" kârının ödenmesi (zarar varsa anaparadan mahsup edilir) garanti edilmektedir.

    "Burada fon yönetimi mevzu bahis olup, müşterinin aylık ödeyeceği tasarruflarla kurulmuş fonda eskiden hazine bonosu bulundurma zorunluluğu vardı. Yeni mevzuat bu zorunluluğu kaldırmış olup, fonun tamamı kıymetli maden ile (Katılım bankalarının altın hesabı gibi), İMKB'deki hisse senetleri ile (islami endekse uygun ürünlerle), Gelire Endeksli Senetlerle veya bu üç ürünün karmasından oluşabileceği gibi fonun % 10'unu geçmeyecek şekilde katılım havuzlarında değerlendirilmesine de imkan tanımaktadır. Kısaca hazine bonusu ve repo zorunluluğu ortadan kalktığı için katılım bankaları olarak faize duyarlı müşterilerimize bu ürünü faizsiz bankacılık ilkeleri dahilinde sunma arzusundayız.

    Bu üründen yararlanacak müşterilerimize anapara ve getiri garantisi verilmemekte olup, yukarıdaki ürünlerden gelire endeksli senetler hariç tamamı risk içerebiliğinden zarar da sözkonusu olabilir. Bankamızın hizmet alacağı yatırım firması da yukarıda ifade ettiğimiz ürünlere yatırım yaparak fonun varlığını devam ettirecektir. Bunun karşılığında fonun kârı ve zararı fon içindeki müşterilere ait olup, gerek bankamız gerekse yatırım firması fon yönetimi, takibi, raporlanması ve diğer oprasyonel işlemler ve giderleri karşılamak için müşteriden hizmet ücreti alacaktır."

    Yukarıda verilen bilgiye göre faizden uzak kalarak yatırım yapmak veya ileride emekli maaşı gibi meşru bir aylık gelire kavuşmak isteyenler, katılım bankalarında başlatılan bu "helal kazanç fonlarına" yatırım yapabilirler. Süre sonunda elde edilecek kâr ve ana para yatırımcıya aylık olarak da ödenebileceği için bu yatırım "meşru bir bireysel emeklilik" işini görmektedir.

    Katılım bankalarının bu işteki rolü ve kazancı iki şekilde olabilir:

    1. Yukarıda söylendiği gibi hizmet ücreti alabilirler.

    2. Fona yatırım yapmak isteyen müşterilerle mudarebe şirketi ilşkisi kurarlar, işi yürütürler ve kârdan pay alırlar.

    Soru: %25 primini devletin karşıladığı, insanları tasarrufa yöneltmek amacıyla bireysel emeklilik diye bir sistem başlatıldı.

    'Finans kurumlarının, gerek kredi kartlarından gerekse mal karşılığı verdikleri kredileri ödeyemeyen insanlardan tahsil ettikleri, kar payı adı altındaki paralar, katılım hesaplarına veya bireysel emeklilik fonlarının değerlendirildiği hesaplara girerse bu fonlardan veya katılım hesaplarından alınan paralar caiz olur mu olmaz mı?'

    Devlet kamu yararını gözeterek ve adaletten ayrılmaksızın insanlarına reel faizsiz kredi (teşvik kredisi) verebilir, bağışlarda bulunabilir. Lüzumsuz veya ikinci derecede önemli olan harcamaları kısmak ve tasarrufu teşvik amacıyla bireysel emekliliği de teşvik ediyor, teşvik için belli bir meblağı hibe ederek prim şeklinde ödüyor; böylece önemli ölçüde bir sermaye birikecek, bu sermaye meşru yatırımlara, üretimlere yönlendirilecek, istihdam alanları genişleyecek ve ülkenin serveti, halkının refahı artacak…

    Katılım bankalarının İslâmî konuları danıştığı (tek kişi değil) heyetleri var. Bireysel emeklilik fonlarının da hangi alanlarda nemalandırılabileceğini bu heyetlerden soruyorlar ve aldıkları cevaba göre uygulama yapıyorlar.

    'Finans kurumlarının, gerek kredi kartlarından gerekse mal karşılığı verdikleri kredileri ödeyemeyen insanlardan tahsil ettikleri, kar payı adı altındaki paralar' ifadenizi düzeltmek gerekiyor.

    Katılım bankalarının yaptıkları meşru işler arasında bir de murabaha vardır ki, manası: 'Bir malı satın alıp üzerine makul bir kâr koyarak vadeli satmak'tır. Bu bankaların kredi kartları da aslında 'murabaha vekalet ve kefalet kartı'dır. Bankadan bu kartı alan müşteri aldığı malı banka adına alır ve tüketmeden önce de kendine satın alır. Banka, hemen işlemin ardından ona bir mesaj gönderir, banka adına aldığı malı peşin mi, taksitle mi almak istediğini sorar ve aldığı cevaba göre işlem yapar.

    Murabaha işleminden kazanılan para ticârî kârdır ve meşrudur. Bu paralar vadesinde ödenmezse ve ödemeyen, imkanı bulunduğu halde ödemeyi yapmamış ise enflasyon farkı tahsil edilir ve bu, hak edilmiş alacaktır. Enflasyon farkını aşan miktar bir çeşit ceza olarak tahsil edilirse bankanın ve yatırımcının hesabına geçmez, hayır yolunda sarf edilir.

    Bu bankalarda, bireysel emeklilik sepetine helal olmayan bir kazancın girmemesi kuraldır.


  3. 11.Mart.2013, 02:04
    2
    Moderatör



    Bireysel emeklilik sistemleri kar payı özelliğini taşıyor ve faiz olarak değil de ortaklık olarak veya kardan pay olarak kabul ediliyorsa bunda bir sakınca yoktur.Bu açıdan ilgili kurumun nasıl çalıştığı ve gelirlerin içinde haram kazanç olup olmadığı araştırılmalı ve ona göre karar verilmelidir. Örneğin faiz geliri de olan bir sistemse asla caiz değildir.
    Birikimli hayat sigortası ve bireysel emeklilik sisteminde (BES); katılımcı fertlerin, en az 10 yıl olmak üzere, umumiyetle 30-35 yıllık periyotlarla ödedikleri primler çeşitli fonlarda değerlendirilir. Buna karşılık, belli süreyi dolduran (en az 25 yıl) üyelere maaş bağlanır. Kamu güvenlik kuruluşlarında olduğu gibi, sağlık hizmeti vs gibi sosyal yardımlar söz konusu değildir. İştirakçilerden alınan primlerle sermayeleşen fonlar, bu parayı çoğunlukla yerli-yabancı faizli enstrümanlarda değerlendirir. Üyelerden giriş aidatı, yönetim gideri adı altında oldukça yüksek meblağlar tahsil edilir. Bu şirketlerin muazzam kârlara ve cesâmete ulaşması en az üyelerini düşündükleri kadar kendilerini de kolladıklarının kanıtı olsa gerektir. Uluslararası finans kapital deyimiyle anılan dev fonların önemli bölümü emeklilik fonlarından meydana gelir.

    Bu açıklamalarımız ışığında, faiz konusunda hassas bir Müslümanın özel emeklilik şirketlerinden uzak durması, bizce normal bir davranıştır.

    Not: Bireysel Emeklilikle ilgili olarak, Katılım Bankalarının uygulamaları konusunda Prof. Dr. Hayrettin Karaman'a sorulan bir soru ve o soruya verdiği cevap şöyledir:
    Şimdiye kadar ülkemizde bireysel emeklilik ya bir çeşit hayat sigortası şeklinde yaplıyordu veya içinde İslam'a göre meşru/caiz/helal olmayan işlem ve gelirlerin de bulunduğu yatırım fonlarına yatırım yapmak suretiyle gerçekleşiyordu ve bu sebeple biz de "bireysel emeklilik caiz değildir" demiştik.

    Şimdi katılım bankaları, içinde haram olan hiçbir işlemin ve gelirin bulunmadığı yatırım fonları aracılığı ile bir çeşit bireysel emeklilik kapısını açmış bulunuyorlar.

    Tarafıma gönderilen bilgi notu şudur:

    "Bireysel Emeklilik Sistemi ile aslında düzenli gelire sahip olan insanların sağlıklarının ve gençliklerinin yerinde olduğu dönemlerde daha iyi gelir elde edebiliyor olmasına dayalı olarak, emeklilik yıllarında, emeklilik maaşında yaşanan kesintilere dayalı olarak hayat standardında bir değişiklik gündeme gelmeden emeklilik öncesindeki gelir ve yaşam standartını devam ettirebilmesine imkan tanımak adına oluşturulmuş, uzun vadeli yatırım imkanıdır.

    Örnek, sistem özü itibariyle 10 yıl vadeye dayalı olup, müşteri (süre sonunda) dilerse emekli gibi düzenli maaş alabilir, dilerse tek seferde biriken parasını "varsa" kârıyla birklikte tahsil eder. Ortada sigortadan bahsedebileceğimiz herhangi bir şey söz konusu değildir, özü itibariyle uzun vadeli tasarruf ve yatırım amacı vardır. Ancak lehdarın vefat etmesi halinde, lehdar tarafından önceden belirlediği kişiye (yoksa varislerine) fonda biriken anaparası ve "varsa" kârının ödenmesi (zarar varsa anaparadan mahsup edilir) garanti edilmektedir.

    "Burada fon yönetimi mevzu bahis olup, müşterinin aylık ödeyeceği tasarruflarla kurulmuş fonda eskiden hazine bonosu bulundurma zorunluluğu vardı. Yeni mevzuat bu zorunluluğu kaldırmış olup, fonun tamamı kıymetli maden ile (Katılım bankalarının altın hesabı gibi), İMKB'deki hisse senetleri ile (islami endekse uygun ürünlerle), Gelire Endeksli Senetlerle veya bu üç ürünün karmasından oluşabileceği gibi fonun % 10'unu geçmeyecek şekilde katılım havuzlarında değerlendirilmesine de imkan tanımaktadır. Kısaca hazine bonusu ve repo zorunluluğu ortadan kalktığı için katılım bankaları olarak faize duyarlı müşterilerimize bu ürünü faizsiz bankacılık ilkeleri dahilinde sunma arzusundayız.

    Bu üründen yararlanacak müşterilerimize anapara ve getiri garantisi verilmemekte olup, yukarıdaki ürünlerden gelire endeksli senetler hariç tamamı risk içerebiliğinden zarar da sözkonusu olabilir. Bankamızın hizmet alacağı yatırım firması da yukarıda ifade ettiğimiz ürünlere yatırım yaparak fonun varlığını devam ettirecektir. Bunun karşılığında fonun kârı ve zararı fon içindeki müşterilere ait olup, gerek bankamız gerekse yatırım firması fon yönetimi, takibi, raporlanması ve diğer oprasyonel işlemler ve giderleri karşılamak için müşteriden hizmet ücreti alacaktır."

    Yukarıda verilen bilgiye göre faizden uzak kalarak yatırım yapmak veya ileride emekli maaşı gibi meşru bir aylık gelire kavuşmak isteyenler, katılım bankalarında başlatılan bu "helal kazanç fonlarına" yatırım yapabilirler. Süre sonunda elde edilecek kâr ve ana para yatırımcıya aylık olarak da ödenebileceği için bu yatırım "meşru bir bireysel emeklilik" işini görmektedir.

    Katılım bankalarının bu işteki rolü ve kazancı iki şekilde olabilir:

    1. Yukarıda söylendiği gibi hizmet ücreti alabilirler.

    2. Fona yatırım yapmak isteyen müşterilerle mudarebe şirketi ilşkisi kurarlar, işi yürütürler ve kârdan pay alırlar.

    Soru: %25 primini devletin karşıladığı, insanları tasarrufa yöneltmek amacıyla bireysel emeklilik diye bir sistem başlatıldı.

    'Finans kurumlarının, gerek kredi kartlarından gerekse mal karşılığı verdikleri kredileri ödeyemeyen insanlardan tahsil ettikleri, kar payı adı altındaki paralar, katılım hesaplarına veya bireysel emeklilik fonlarının değerlendirildiği hesaplara girerse bu fonlardan veya katılım hesaplarından alınan paralar caiz olur mu olmaz mı?'

    Devlet kamu yararını gözeterek ve adaletten ayrılmaksızın insanlarına reel faizsiz kredi (teşvik kredisi) verebilir, bağışlarda bulunabilir. Lüzumsuz veya ikinci derecede önemli olan harcamaları kısmak ve tasarrufu teşvik amacıyla bireysel emekliliği de teşvik ediyor, teşvik için belli bir meblağı hibe ederek prim şeklinde ödüyor; böylece önemli ölçüde bir sermaye birikecek, bu sermaye meşru yatırımlara, üretimlere yönlendirilecek, istihdam alanları genişleyecek ve ülkenin serveti, halkının refahı artacak…

    Katılım bankalarının İslâmî konuları danıştığı (tek kişi değil) heyetleri var. Bireysel emeklilik fonlarının da hangi alanlarda nemalandırılabileceğini bu heyetlerden soruyorlar ve aldıkları cevaba göre uygulama yapıyorlar.

    'Finans kurumlarının, gerek kredi kartlarından gerekse mal karşılığı verdikleri kredileri ödeyemeyen insanlardan tahsil ettikleri, kar payı adı altındaki paralar' ifadenizi düzeltmek gerekiyor.

    Katılım bankalarının yaptıkları meşru işler arasında bir de murabaha vardır ki, manası: 'Bir malı satın alıp üzerine makul bir kâr koyarak vadeli satmak'tır. Bu bankaların kredi kartları da aslında 'murabaha vekalet ve kefalet kartı'dır. Bankadan bu kartı alan müşteri aldığı malı banka adına alır ve tüketmeden önce de kendine satın alır. Banka, hemen işlemin ardından ona bir mesaj gönderir, banka adına aldığı malı peşin mi, taksitle mi almak istediğini sorar ve aldığı cevaba göre işlem yapar.

    Murabaha işleminden kazanılan para ticârî kârdır ve meşrudur. Bu paralar vadesinde ödenmezse ve ödemeyen, imkanı bulunduğu halde ödemeyi yapmamış ise enflasyon farkı tahsil edilir ve bu, hak edilmiş alacaktır. Enflasyon farkını aşan miktar bir çeşit ceza olarak tahsil edilirse bankanın ve yatırımcının hesabına geçmez, hayır yolunda sarf edilir.

    Bu bankalarda, bireysel emeklilik sepetine helal olmayan bir kazancın girmemesi kuraldır.





+ Yorum Gönder