Konusunu Oylayın.: Öldükten sonra sonsuza kadar yok olma hakkımız yok mu? Neden sürekli var olmak zorundayız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Öldükten sonra sonsuza kadar yok olma hakkımız yok mu? Neden sürekli var olmak zorundayız?
  1. 07.Mart.2013, 20:27
    1
    Misafir

    Öldükten sonra sonsuza kadar yok olma hakkımız yok mu? Neden sürekli var olmak zorundayız?






    Öldükten sonra sonsuza kadar yok olma hakkımız yok mu? Neden sürekli var olmak zorundayız? Mumsema siteniz çok güzel<br>
    <br>
    Öldükten sonra sonsuza kadar yok olma hakkımız yok mu? Neden sürekli var olmak zorundayız?


  2. 11.Mart.2013, 01:51
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Öldükten sonra sonsuza kadar yok olma hakkımız yok mu? Neden sürekli var olmak zorundayız?




    Allah neden bize illa ki ebedi bir hayat veriyor, neden bizi zorla var ediyor? Mesela öldük diyelim günahlarımız var onun da acısını cehennemde çektik ve çıktık bundan sonra sonsuza kadar yok olmayı istesek neden Allah buna izin vermiyor, neden illa ki cennet ve cehennemi sunarak zorla bizi sonsuza kadar var ediyor? Öldükten sonra dünya imtihanımız bittikten sonra yok olmayı istemek bir insan olarak en doğal hakkımız değil mi?


    Allah bizleri kendi keyfimize göre var etmiyor ve kendi arzumuza göre bizi yok etmez.

    Allah bizi yaratırken, kendi isim ve sıfatlarının tecellilerini görmek istediği gibi, cennette ve cehennemdeki hayatı sonsuz olarak devam ettirmesi de kendi isim ve sıfatlarının tezahürlerini görmek istemesindendir.

    Buna göre, Allah’ın -söz gelişi- Hâlık ismi, insanların yaratılmasını, Rezzâk ismi, insanların rıızka muhtaç bir konumda olmasını, Şafi ismi, insanların hasta olmasını gerektirdiği gibi, Bâki ismi, Ebedi ismi, insanların ahirette ebedi bir şekilde hayatta kalmalarını isterler.

    Yine, Allah’ın Rahman, Rahim, Rauf, Kerim, Rezzak gibi cemal tecellilere sahip olan isimler, cennettekilerin ebedi olarak orada kalmalarını istediği gibi, Müntakim, Kahhar, Aziz, Muzil gibi celalli isimleri de cehennemliklerin orada ebedi olarak kalmalarını gerektirmektedir.

    Allah bizi dünyada yaratırken, sonra öldürürken, sonra tekrar diriltirken bize sormadığı gibi, bir kısmımız cennette bir kısmımızı cehennemde ebedi olarak yaşatırken de bize sormaz.

    Biz arabayı yaparken, bir eser yazarken, bir çocuk sahibi olurken onlara soruyor muyuz? Bir tarlada hangi sebze veya meyveleri ekerken o sebze veya meyvelere soruyor muyuz?

    Herhangi bir oyuncağın bir insanın iradesi karşısında ne kadar âciz ve hiç bir hak iddia etmeye hakkı olmadığı gibi, insanların da Allah’a karşı hiç bir hak iddia etme hakları yoktur.

    Bununla beraber, Allah’ın sonsuz merhameti ve adaleti, insanlara gereken değeri vermiştir. Katil zalimler ile masum temiz insanları eşit tutmamıştır. İnatçı kafirler ile itaatkar müminleri aynı kefeye koymamıştır.

    Ayrıca cennet yurdu sadece iyi insanlara bir mesken olsun diye yaratılmadığı gibi, cehennem de sadece kötü insanlar içi bir hapis olsun diye yaratılmamıştır. Nitekim milyarlarca yıldan beri Cennet ve cehennem vardır, ama oralarda hiç bir insan yoktur. Demek ki onların varlığının esas hikmeti Allah’ın cemal ve celal sıfatlarının tecellisi için birer yansıma alanı olsun diye var edilmiştir.

    Bediüzzaman hazretlerinin cehennemin başka hikmetlerinin olduğunu gösteren şu ifadeleri oldukça manidardır:

    "Evet nasıl bir serseri âsi ve raiyete tecavüz eden bir adam, oranın izzetli hâkimine dese: Beni hapse atamazsın ve yapamazsın." diye izzetine dokunsa, elbette o şehirde hapis olmasa da o edepsiz için bir hapishane yapacak, onu içine atacak. Aynen öyle de; kâfir-i mutlak, küfrüyle izzet-i celaline şiddetle dokunuyor. Ve azamet-i kudretine inkâr ile dokunduruyor. Ve kemal-i rububiyetine tecavüzüyle ilişiyor. Elbette Cehennem'in pek çok vazifeler için pek çok esbab-ı mûcibesi ve vücudunun hikmetleri olmasa da, öyle kâfirler için bir Cehennem'i halketmek ve onları içine atmak, o izzet ve celalin şe'nidir.” (Asa-yı Musa, 48-49)

    Son olarak şunu belirtelim ki, her insanın en büyük arzusu ebedi bir hayatta ebedi bir lezzette ebedi olarak yaşamaktır. Allah insanları bu arzularla yaratmış ve bu arzularını tatmin etmek için de cennetteki hayatı ebedileştirmiştir. Bu soruyu soran da dahil, ebedi olarak en güzel, en konforlu, ölümün semtine uğramadığı, hastalık ve üzüntünün yanından geçmediği cennet hayatı gibi bir hayatı istemek bütün insanların ortak arzusudur.

    Şu bir gerçektir ki, bazı kimselerin bazı zamanlarda intihar etmeleri veya intihara teşebbüs etmeleri, gerçekten bütün insanların dünyada yaşamak istemediklerine dair bir ölçü kabul edilmez. Aynı bunun gibi, bir kaç kişinin bir anlık hissine kapılarak cennette ebedi kalmak istemediklerine dair hastalıklı arzuları, genel olarak insanlar için bir değer ölçüsü olamaz...

    Şunu da belirtelim ki, bu tür akıl ve mantık dışı isteklerin seslendirilmesi ve bu açıdan Allah’ın sonsuz rahmet ve hikmetinin itham edilmesi gibi patavatsız düşünceler, şeytanın vesvesesi de olabilir. Çünkü, her insan vicdanının sesini dinlese, “Ebed, Sonsuzluk” feryadını işitecektir..

    İlave bilgi için tıklayınız:

    Cennet de olsa, sonsuz hayat sıkıcı olmaz mı?

    Cehenneme girmek mi, yoksa yok olmak mı daha iyidir?

    Cennet nasıl olacaktır?

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  3. 11.Mart.2013, 01:51
    2
    Moderatör



    Allah neden bize illa ki ebedi bir hayat veriyor, neden bizi zorla var ediyor? Mesela öldük diyelim günahlarımız var onun da acısını cehennemde çektik ve çıktık bundan sonra sonsuza kadar yok olmayı istesek neden Allah buna izin vermiyor, neden illa ki cennet ve cehennemi sunarak zorla bizi sonsuza kadar var ediyor? Öldükten sonra dünya imtihanımız bittikten sonra yok olmayı istemek bir insan olarak en doğal hakkımız değil mi?


    Allah bizleri kendi keyfimize göre var etmiyor ve kendi arzumuza göre bizi yok etmez.

    Allah bizi yaratırken, kendi isim ve sıfatlarının tecellilerini görmek istediği gibi, cennette ve cehennemdeki hayatı sonsuz olarak devam ettirmesi de kendi isim ve sıfatlarının tezahürlerini görmek istemesindendir.

    Buna göre, Allah’ın -söz gelişi- Hâlık ismi, insanların yaratılmasını, Rezzâk ismi, insanların rıızka muhtaç bir konumda olmasını, Şafi ismi, insanların hasta olmasını gerektirdiği gibi, Bâki ismi, Ebedi ismi, insanların ahirette ebedi bir şekilde hayatta kalmalarını isterler.

    Yine, Allah’ın Rahman, Rahim, Rauf, Kerim, Rezzak gibi cemal tecellilere sahip olan isimler, cennettekilerin ebedi olarak orada kalmalarını istediği gibi, Müntakim, Kahhar, Aziz, Muzil gibi celalli isimleri de cehennemliklerin orada ebedi olarak kalmalarını gerektirmektedir.

    Allah bizi dünyada yaratırken, sonra öldürürken, sonra tekrar diriltirken bize sormadığı gibi, bir kısmımız cennette bir kısmımızı cehennemde ebedi olarak yaşatırken de bize sormaz.

    Biz arabayı yaparken, bir eser yazarken, bir çocuk sahibi olurken onlara soruyor muyuz? Bir tarlada hangi sebze veya meyveleri ekerken o sebze veya meyvelere soruyor muyuz?

    Herhangi bir oyuncağın bir insanın iradesi karşısında ne kadar âciz ve hiç bir hak iddia etmeye hakkı olmadığı gibi, insanların da Allah’a karşı hiç bir hak iddia etme hakları yoktur.

    Bununla beraber, Allah’ın sonsuz merhameti ve adaleti, insanlara gereken değeri vermiştir. Katil zalimler ile masum temiz insanları eşit tutmamıştır. İnatçı kafirler ile itaatkar müminleri aynı kefeye koymamıştır.

    Ayrıca cennet yurdu sadece iyi insanlara bir mesken olsun diye yaratılmadığı gibi, cehennem de sadece kötü insanlar içi bir hapis olsun diye yaratılmamıştır. Nitekim milyarlarca yıldan beri Cennet ve cehennem vardır, ama oralarda hiç bir insan yoktur. Demek ki onların varlığının esas hikmeti Allah’ın cemal ve celal sıfatlarının tecellisi için birer yansıma alanı olsun diye var edilmiştir.

    Bediüzzaman hazretlerinin cehennemin başka hikmetlerinin olduğunu gösteren şu ifadeleri oldukça manidardır:

    "Evet nasıl bir serseri âsi ve raiyete tecavüz eden bir adam, oranın izzetli hâkimine dese: Beni hapse atamazsın ve yapamazsın." diye izzetine dokunsa, elbette o şehirde hapis olmasa da o edepsiz için bir hapishane yapacak, onu içine atacak. Aynen öyle de; kâfir-i mutlak, küfrüyle izzet-i celaline şiddetle dokunuyor. Ve azamet-i kudretine inkâr ile dokunduruyor. Ve kemal-i rububiyetine tecavüzüyle ilişiyor. Elbette Cehennem'in pek çok vazifeler için pek çok esbab-ı mûcibesi ve vücudunun hikmetleri olmasa da, öyle kâfirler için bir Cehennem'i halketmek ve onları içine atmak, o izzet ve celalin şe'nidir.” (Asa-yı Musa, 48-49)

    Son olarak şunu belirtelim ki, her insanın en büyük arzusu ebedi bir hayatta ebedi bir lezzette ebedi olarak yaşamaktır. Allah insanları bu arzularla yaratmış ve bu arzularını tatmin etmek için de cennetteki hayatı ebedileştirmiştir. Bu soruyu soran da dahil, ebedi olarak en güzel, en konforlu, ölümün semtine uğramadığı, hastalık ve üzüntünün yanından geçmediği cennet hayatı gibi bir hayatı istemek bütün insanların ortak arzusudur.

    Şu bir gerçektir ki, bazı kimselerin bazı zamanlarda intihar etmeleri veya intihara teşebbüs etmeleri, gerçekten bütün insanların dünyada yaşamak istemediklerine dair bir ölçü kabul edilmez. Aynı bunun gibi, bir kaç kişinin bir anlık hissine kapılarak cennette ebedi kalmak istemediklerine dair hastalıklı arzuları, genel olarak insanlar için bir değer ölçüsü olamaz...

    Şunu da belirtelim ki, bu tür akıl ve mantık dışı isteklerin seslendirilmesi ve bu açıdan Allah’ın sonsuz rahmet ve hikmetinin itham edilmesi gibi patavatsız düşünceler, şeytanın vesvesesi de olabilir. Çünkü, her insan vicdanının sesini dinlese, “Ebed, Sonsuzluk” feryadını işitecektir..

    İlave bilgi için tıklayınız:

    Cennet de olsa, sonsuz hayat sıkıcı olmaz mı?

    Cehenneme girmek mi, yoksa yok olmak mı daha iyidir?

    Cennet nasıl olacaktır?

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder