Konusunu Oylayın.: Peygamberimiz nasıl biridir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Peygamberimiz nasıl biridir?
  1. 07.Mart.2013, 13:34
    1
    Misafir

    Peygamberimiz nasıl biridir?






    Peygamberimiz nasıl biridir? Mumsema Peygamberimizin insani yönleri nasıldır?
    Lütfennnnnn acill gerekli, din ödevi!!!


  2. 07.Mart.2013, 13:34
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 07.Mart.2013, 13:40
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Peygamberimiz nasıl biridir?




    Peygamberimiz nasıl bir insandı?

    Peygamberimiz (sas), karşılaştıklarına mutlak selam verirdi. ?Allah
    katında insanların en değerlisi karşılaştıklarında önce selam vermek
    için harekete geçendir.? buyuruyordu.


    * Gönüllerin efendisi (sas), her işe besmele ile başlardı. Bu konuda,
    ?besmele ile başlanmayan işin hayrı ve bereketi kesiktir.? buyurmuştu.

    * Nebi (sas) acıkmadan yemez, karnı tam doymadan da yemekten kalkardı.
    ?Karnınız iyice acıkmadan yemeğe oturmayın; tam doymadan da kalkın.?
    diyordu.

    * Güzeller güzeli (sas), insanların toplu bulunduğu yerlere ve
    mescidlere güzel kokular kullanarak giderdi. Kötü kokuyla topluma
    çıkılmamasını istiyordu.

    * Kutlu Nebi, Sahabilerden biri hasta olduğunda onu ziyaret eder,
    geçmiş olsun dileğinde bulunur ve bir ihtiyacı olup olmadığını
    sorarlardı.

    * Namazlarını hep cemaatle kılar ve ashabına namazda cemaati
    kaçırmamalarını kuvvetle tavsiye ederdi.

    * Evlere gidişte kâinatın iftihar tablosu?nun sünneti, kapının sağında
    veya solunda durmak, kapıyı en fazla üç defa çalmak, şayet cevap
    verilmiyorsa geri dönmekti.

    * Efendimiz, insanlar arasında, renk, dil, soy-sop, zenginlik ve
    yoksulluk gibi sebeplerden dolayı ayırımcılık yapmazdı. Üstünlüğün
    Allah?a itaat ve takva?da olduğunu söylüyordu.

    * Efendimiz tane tane konuşurdu. Anlattıkları iyice kavransın diye
    bazen önemli meseleleri üç defa tekrar ederdi.

    * Kutlu Nebi (sas) insanlara şaka yapardı. Ancak şakalarında asla
    yalan olmaz, gerçeğin farklı tonda bir parıltısı görülürdü.

    * Allah Resulu (sas) insanlara emeklerinin karşılığını hemen verirdi.
    Bunu ahlak olarak Müslümanlara da tavsiye ederdi: ?İşçinin ücretini
    alnının teri kurumadan veriniz.?

    * Seçilmiş insan (sas), hayvanlara merhametli davranır; onlara eziyet
    edilmemesini, fazla yük yüklenilmemesini ve iyi bakılmasını emrederdi.

    * Nebi (sas), sahabe-i Kiram?ı gece namazına teşvik eder, kendisi de
    mutlaka her gece uzun uzun teheccüd namazı kılardı.

    * Abdestli olarak yatar ve yatarken sağ tarafına dönerdi. Dişlerini
    temizler ve herkesten mutlaka diş temizliğine önem vermelerini
    isterdi.

    * İmkanları ölçüsünde misafirlerine yedirir ve içirirdi. Bunu da,
    ?Allah?a ve kıyamet gününe iman eden kimse, misafirine ikram etsin?
    tavsiyesiyle ashabına duyurmuştu.

    * Eşsiz bir aile reisi olan efendimiz, evine girdiği zaman ailesine ve
    evdekilere selam verirdi.

    * İki cihan güneşi, çocuklarla karşılaştığında onlara selam verir,
    onlarla şakalaşırdı.

    * Boş sözlerden kaçınırdı. Bu konuda, ?mâlayani şeyleri terk etmesi,
    bir kişinin Müslümanlığının güzel olmasındandır.? buyurmuştu.

    Merhamet Âbidesi (sas), vefakârdı

    Yaşlı bir kadın hurma dalından edindiği asasına tutunarak
    Resulullah?ın huzuruna girdi. Onu gören Efendimiz hemen ayağa kalktı,
    mübarek cübbesini yere sererek buyur etti.

    Ashab, kadının gördüğü itibar ve iltifatı merak etti. Gidince
    sordular:

    - Ya Resulallah bu kadın kimdir ki, cübbenizin üzerine oturtacak
    derecede iltifata nail oldu?

    Efendimizin cevabı şu oldu:

    - Bu kadın bizim rahmetli Hatice?nin (r.anha) dostudur. Hayatta iken
    ona sık sık gelir, yardım eder, destek olurdu.

    ***

    Biz her şeyi İki Âlemin Güneşi?nden öğrendik

    O, varlığın başlangıcından sonuna, insanoğlunun yaratılışından, gidip
    cennet veya cehenneme ulaşmasına, vicdanların uyanmasından; ötede
    Cemâlullâh?ı müşâhede etmelerine, îmân ve itikattan, ibâdetin en ince
    teferruatına kadar pek çok mevzûda ve her mevzûnun gerektirdiği dil ve
    edâ ile her şeyi o kadar mükemmel anlatmıştır ki, Kur?ân istisnâ
    edilecek olursa, O?nun beyânına denk başka bir beyânın bulunduğunu
    söylemek mümkün değildir.

    ***

    Fazilet Güneşi basiretlerimize ışık saçtı

    O?nun basiretlerimize çaldığı ışık sayesinde bütün eski dünya ve eski
    düşünceler bir bir yıkıldı.. zulmetler ışık karşısında bozgunlar
    yaşamaya başladı.. O?nun, insan, varlık ve Allah adına ortaya koyduğu
    yorumlar sayesinde, kâinat muhtevalı ve okunaklı bir kitaba dönüştü..

    ***
    Adın sînelerimizden silinmek istendi

    Ey ışığıyla karanlık dünyalarımızı aydınlatan Nur, ey o enfes
    râyihasıyla cihanları ıtriyat çarşısına çeviren Gül, adın
    sinelerimizden kazınmak ve nâmın yeni nesillere unutturulmak istendi.
    Bu meş?um gayretlerle beraber şu köhne dünyamız uğursuzluk ağına
    takıldı ve ümmetin kaderi kamburlaşıp iki büklüm oldu.

    ***

    Kardeşinize lanet edeceğinize dua etseniz ya!

    İçki alışkanlığından kurtulamamış biri Resulullah?ın huzuruna
    gelmişti. Efendimiz ona nasihatlerde bulundu. Efendimiz?in yanından
    çıktıktan sonra orada bulunanlardan biri ?Allah lanet etsin bu sarhoş
    Himara?ya? dedi. Bunu duyan Efendimiz, sarhoş bile olsa hiçbir
    Müslüman?a lanet okunmasına razı olmadı ve şöyle dedi:

    - Kardeşinizin arkasından lanet okuyarak ona o kötülüğü yaptıran
    şeytana yardımcı olacağınıza, dua edip de kurtulmasını isteseniz ya?

    Bundan sonra bir hatırlatma daha yaparak buyurdu ki;

    - Vallahi lanet okuduğunuz o içten adam, Allah?ı ve Resulü?nü
    seviyor!..

    ***

    Aradığımız, Hak Elçisi?nin gösterdiğinde

    Bizler, dünyaya gönderilişimizdeki gaye ve hikmeti, yürüdüğümüz yolda
    uymamız gerekli olan yol kurallarını ve bu yolculuğun sonuyla alâkalı
    en sağlam bilgileri sadece ve sadece Hak Elçileri?nin sundukları
    mesajlarda arama mecburiyetindeyiz.

    ***

    Biz Rabbimiz?i O?nunla tanıdık

    Sağanak sağanak başımızdan aşağı dökülen nimetleri O?nun
    basiretlerimize saçtığı nurlar sayesinde duyup hissettik. Nimete
    minnet ve şükran duygusunu; ihsan, hamd ü sena düşüncesini O?ndan
    öğrendik. O?nun sunduğu mesajlarla Yaratan ve yaratılan arasındaki
    ilişkileri, kul ve Mabut münasebetlerini, Yaratan?ın ululuğuna ve
    bizim kulluğumuza yaraşır şekilde duyup anlayabildik.

    ***

    O (sas), kâinât kitabının müfessiridir

    O, nübüvvetinin gereği bize Cenab-ı Hakk?ı zât-sıfât-esmasıyla
    bildirir, tanıttırır ve O?na karşı bizlerde sorumluluk duygusu uyarır;
    bu yönüyle O, bilinmezleri bildiren, idrak edilmezleri ruhlarımıza
    duyuran bir tarif edici ve bir muallim-i ekberdir. Dinî hükümleri
    tebliğ, insanî değerleri talim ve ahlâkî esasları temsil yanı
    itibarıyla da O, muvazzaf bir müşerri?, bir kanun vazıı ve hakikatler
    hakikatinin bir kavl-i şârihidir.

    ***

    Kararlı, pes etmeyen, soğukkanlı bir zât idi

    Keskin zekası; hiç yanıltmayan firaseti; her türlü tereddüde kapalı
    kararlılığı; azm ü ikdamı; kimseyi aldatmamanın yanında baş döndüren
    stratejileri; en yaman hâdiseler karşısında dahi asla ?pes? etmemesi;
    musibetlerin yüzüne gülmesi ve belâları iyi okuyup onlardan kitaplar
    dolusu ibretler çıkarması; şiddet, hiddet ve öfkeye sebebiyet veren
    münasebetsizlikler karşısında olabildiğine soğukkanlı, olabildiğine
    temkinli davranması hem O?nun insanüstü karakterini, hem de konumunu
    ve o konuma göre duruşunu aksettiren hususlardan sadece birkaçıdır.

    ***

    O?nu gören sevdiklerini unuturdu

    O?nu yakından tanıyan herkes, O?na, evlât, anne-baba ve bütün
    sevdiklerinden daha fazla alâka duyar, âdeta O?nun tiryakisi olur ve
    bir daha da huzurundan ayrılmak istemezdi. O her hâliyle çevresine
    güven vadeder; söz, tavır ve mimikleriyle her zaman Rabbisinin
    huzurunda bulunduğunu işaretler; sürekli emniyet soluklar ve herkese
    demet demet güven dağıtırdı.

    ***

    Tavırlarıyla insanları etkilerdi

    Allah (cc) Peygamber Efendimiz?e (sas), iç ve dış yapısı itibarıyla
    öyle bir genişlik bahşetmişti ki, fevkalâde mütevazı olmasının yanında
    olabildiğine mehîb ve büyüleyiciydi; huzuruna giren en mağrur ve
    mütekebbir ruhlar bile Hazreti Muhammed Mustafa?nın (sas) mehâbeti
    karşısında tir tir titrer, düşünce ve niyetlerinin hilâfına farklı bir
    hâl alırlardı. Mağrur Kisra elçileri, o mehabet abidesiyle
    karşılaştıklarında oldukları yerde kalakalmış ve ne diyeceklerini
    unutmuşlardı.

    ***

    O?nda derinlik ve cazibe vardır

    Hazreti Ruh-u Seyyidi?l-Enâm (aleyhi elfü elfi salâtin ve?s-selâm)
    herkesi ve her şeyi alâkadar eden bir mesajla gelmişti ve vazifesi
    itibarıyla gönülleri, gözleri dolduracak bir derinlik ve cazibeye
    sahipti. Yaratılışında olabildiğine bir mükemmeliyet, davranışlarında
    fevkalâde inandırıcılık ve tavırlarında da her zaman cismâniyetini
    aşan bir lâhutîlik nümayandı.

    ***

    Dediklerini yaşayan bir insan

    O, emin bir iman abidesiydi; dediklerini kılı kırk yararcasına
    yaşıyor, tavırlarını hep ötelere göre ayarlıyor ve hayatını Hakk?ı
    görüyor ve O?nun tarafından görülüyor olma derinliğiyle yaşıyordu;
    herkesten daha hassas davranıyor, her haliyle ciddî bir sorumluluk
    tavrı sergiliyor; her zaman hüsn-ü akıbet peşinde koşuyor ve gözünü
    bir lâhza olsun hedeften ayırmadan hep namzet olduğu noktaya doğru
    koşuyordu.

    ***

    Hüner cehenneme adam itelemek değildir

    Efendimiz Medine?de müşriklerden inatçı bir adamı, Hakem bin Keysan?ı
    karşısına almış, İslam?ın özellik ve güzelliklerini anlatıyordu. Hakem
    inanmak şöyle dursun, alaycı bir tavırla söz söylüyor, İslam?ın
    aleyhinde sözler sarf ediyordu. Bu duruma şahit olan Hz. Ömer (ra)
    dayanamamış ve Hakem?e tepki göstermiş, hatta Resulullah?tan işini
    bitirmek için izin istemişti. Ama Efendimiz bu çıkıştan memnun
    olmamıştı. O yine anlatmasına devam etti. Hakem İslam?a girince
    Efendimiz çevresine döndü ve Hz. Ömer?e de bakarak şöyle buyurdu:
    - Size kalsaydı, bunun boynunu vuracak ve cehenneme bir adam göndermiş
    olacaktınız. Ama gördünüz ki, sabrın ve hoşgörünün sonu hayırdır,
    zaferdir. Cehennem?e bir adam değil, Cennet?e bir mü?min kazandınız.
    Bu netice size ders olmalıdır. .



  4. 07.Mart.2013, 13:40
    2
    Moderatör



    Peygamberimiz nasıl bir insandı?

    Peygamberimiz (sas), karşılaştıklarına mutlak selam verirdi. ?Allah
    katında insanların en değerlisi karşılaştıklarında önce selam vermek
    için harekete geçendir.? buyuruyordu.


    * Gönüllerin efendisi (sas), her işe besmele ile başlardı. Bu konuda,
    ?besmele ile başlanmayan işin hayrı ve bereketi kesiktir.? buyurmuştu.

    * Nebi (sas) acıkmadan yemez, karnı tam doymadan da yemekten kalkardı.
    ?Karnınız iyice acıkmadan yemeğe oturmayın; tam doymadan da kalkın.?
    diyordu.

    * Güzeller güzeli (sas), insanların toplu bulunduğu yerlere ve
    mescidlere güzel kokular kullanarak giderdi. Kötü kokuyla topluma
    çıkılmamasını istiyordu.

    * Kutlu Nebi, Sahabilerden biri hasta olduğunda onu ziyaret eder,
    geçmiş olsun dileğinde bulunur ve bir ihtiyacı olup olmadığını
    sorarlardı.

    * Namazlarını hep cemaatle kılar ve ashabına namazda cemaati
    kaçırmamalarını kuvvetle tavsiye ederdi.

    * Evlere gidişte kâinatın iftihar tablosu?nun sünneti, kapının sağında
    veya solunda durmak, kapıyı en fazla üç defa çalmak, şayet cevap
    verilmiyorsa geri dönmekti.

    * Efendimiz, insanlar arasında, renk, dil, soy-sop, zenginlik ve
    yoksulluk gibi sebeplerden dolayı ayırımcılık yapmazdı. Üstünlüğün
    Allah?a itaat ve takva?da olduğunu söylüyordu.

    * Efendimiz tane tane konuşurdu. Anlattıkları iyice kavransın diye
    bazen önemli meseleleri üç defa tekrar ederdi.

    * Kutlu Nebi (sas) insanlara şaka yapardı. Ancak şakalarında asla
    yalan olmaz, gerçeğin farklı tonda bir parıltısı görülürdü.

    * Allah Resulu (sas) insanlara emeklerinin karşılığını hemen verirdi.
    Bunu ahlak olarak Müslümanlara da tavsiye ederdi: ?İşçinin ücretini
    alnının teri kurumadan veriniz.?

    * Seçilmiş insan (sas), hayvanlara merhametli davranır; onlara eziyet
    edilmemesini, fazla yük yüklenilmemesini ve iyi bakılmasını emrederdi.

    * Nebi (sas), sahabe-i Kiram?ı gece namazına teşvik eder, kendisi de
    mutlaka her gece uzun uzun teheccüd namazı kılardı.

    * Abdestli olarak yatar ve yatarken sağ tarafına dönerdi. Dişlerini
    temizler ve herkesten mutlaka diş temizliğine önem vermelerini
    isterdi.

    * İmkanları ölçüsünde misafirlerine yedirir ve içirirdi. Bunu da,
    ?Allah?a ve kıyamet gününe iman eden kimse, misafirine ikram etsin?
    tavsiyesiyle ashabına duyurmuştu.

    * Eşsiz bir aile reisi olan efendimiz, evine girdiği zaman ailesine ve
    evdekilere selam verirdi.

    * İki cihan güneşi, çocuklarla karşılaştığında onlara selam verir,
    onlarla şakalaşırdı.

    * Boş sözlerden kaçınırdı. Bu konuda, ?mâlayani şeyleri terk etmesi,
    bir kişinin Müslümanlığının güzel olmasındandır.? buyurmuştu.

    Merhamet Âbidesi (sas), vefakârdı

    Yaşlı bir kadın hurma dalından edindiği asasına tutunarak
    Resulullah?ın huzuruna girdi. Onu gören Efendimiz hemen ayağa kalktı,
    mübarek cübbesini yere sererek buyur etti.

    Ashab, kadının gördüğü itibar ve iltifatı merak etti. Gidince
    sordular:

    - Ya Resulallah bu kadın kimdir ki, cübbenizin üzerine oturtacak
    derecede iltifata nail oldu?

    Efendimizin cevabı şu oldu:

    - Bu kadın bizim rahmetli Hatice?nin (r.anha) dostudur. Hayatta iken
    ona sık sık gelir, yardım eder, destek olurdu.

    ***

    Biz her şeyi İki Âlemin Güneşi?nden öğrendik

    O, varlığın başlangıcından sonuna, insanoğlunun yaratılışından, gidip
    cennet veya cehenneme ulaşmasına, vicdanların uyanmasından; ötede
    Cemâlullâh?ı müşâhede etmelerine, îmân ve itikattan, ibâdetin en ince
    teferruatına kadar pek çok mevzûda ve her mevzûnun gerektirdiği dil ve
    edâ ile her şeyi o kadar mükemmel anlatmıştır ki, Kur?ân istisnâ
    edilecek olursa, O?nun beyânına denk başka bir beyânın bulunduğunu
    söylemek mümkün değildir.

    ***

    Fazilet Güneşi basiretlerimize ışık saçtı

    O?nun basiretlerimize çaldığı ışık sayesinde bütün eski dünya ve eski
    düşünceler bir bir yıkıldı.. zulmetler ışık karşısında bozgunlar
    yaşamaya başladı.. O?nun, insan, varlık ve Allah adına ortaya koyduğu
    yorumlar sayesinde, kâinat muhtevalı ve okunaklı bir kitaba dönüştü..

    ***
    Adın sînelerimizden silinmek istendi

    Ey ışığıyla karanlık dünyalarımızı aydınlatan Nur, ey o enfes
    râyihasıyla cihanları ıtriyat çarşısına çeviren Gül, adın
    sinelerimizden kazınmak ve nâmın yeni nesillere unutturulmak istendi.
    Bu meş?um gayretlerle beraber şu köhne dünyamız uğursuzluk ağına
    takıldı ve ümmetin kaderi kamburlaşıp iki büklüm oldu.

    ***

    Kardeşinize lanet edeceğinize dua etseniz ya!

    İçki alışkanlığından kurtulamamış biri Resulullah?ın huzuruna
    gelmişti. Efendimiz ona nasihatlerde bulundu. Efendimiz?in yanından
    çıktıktan sonra orada bulunanlardan biri ?Allah lanet etsin bu sarhoş
    Himara?ya? dedi. Bunu duyan Efendimiz, sarhoş bile olsa hiçbir
    Müslüman?a lanet okunmasına razı olmadı ve şöyle dedi:

    - Kardeşinizin arkasından lanet okuyarak ona o kötülüğü yaptıran
    şeytana yardımcı olacağınıza, dua edip de kurtulmasını isteseniz ya?

    Bundan sonra bir hatırlatma daha yaparak buyurdu ki;

    - Vallahi lanet okuduğunuz o içten adam, Allah?ı ve Resulü?nü
    seviyor!..

    ***

    Aradığımız, Hak Elçisi?nin gösterdiğinde

    Bizler, dünyaya gönderilişimizdeki gaye ve hikmeti, yürüdüğümüz yolda
    uymamız gerekli olan yol kurallarını ve bu yolculuğun sonuyla alâkalı
    en sağlam bilgileri sadece ve sadece Hak Elçileri?nin sundukları
    mesajlarda arama mecburiyetindeyiz.

    ***

    Biz Rabbimiz?i O?nunla tanıdık

    Sağanak sağanak başımızdan aşağı dökülen nimetleri O?nun
    basiretlerimize saçtığı nurlar sayesinde duyup hissettik. Nimete
    minnet ve şükran duygusunu; ihsan, hamd ü sena düşüncesini O?ndan
    öğrendik. O?nun sunduğu mesajlarla Yaratan ve yaratılan arasındaki
    ilişkileri, kul ve Mabut münasebetlerini, Yaratan?ın ululuğuna ve
    bizim kulluğumuza yaraşır şekilde duyup anlayabildik.

    ***

    O (sas), kâinât kitabının müfessiridir

    O, nübüvvetinin gereği bize Cenab-ı Hakk?ı zât-sıfât-esmasıyla
    bildirir, tanıttırır ve O?na karşı bizlerde sorumluluk duygusu uyarır;
    bu yönüyle O, bilinmezleri bildiren, idrak edilmezleri ruhlarımıza
    duyuran bir tarif edici ve bir muallim-i ekberdir. Dinî hükümleri
    tebliğ, insanî değerleri talim ve ahlâkî esasları temsil yanı
    itibarıyla da O, muvazzaf bir müşerri?, bir kanun vazıı ve hakikatler
    hakikatinin bir kavl-i şârihidir.

    ***

    Kararlı, pes etmeyen, soğukkanlı bir zât idi

    Keskin zekası; hiç yanıltmayan firaseti; her türlü tereddüde kapalı
    kararlılığı; azm ü ikdamı; kimseyi aldatmamanın yanında baş döndüren
    stratejileri; en yaman hâdiseler karşısında dahi asla ?pes? etmemesi;
    musibetlerin yüzüne gülmesi ve belâları iyi okuyup onlardan kitaplar
    dolusu ibretler çıkarması; şiddet, hiddet ve öfkeye sebebiyet veren
    münasebetsizlikler karşısında olabildiğine soğukkanlı, olabildiğine
    temkinli davranması hem O?nun insanüstü karakterini, hem de konumunu
    ve o konuma göre duruşunu aksettiren hususlardan sadece birkaçıdır.

    ***

    O?nu gören sevdiklerini unuturdu

    O?nu yakından tanıyan herkes, O?na, evlât, anne-baba ve bütün
    sevdiklerinden daha fazla alâka duyar, âdeta O?nun tiryakisi olur ve
    bir daha da huzurundan ayrılmak istemezdi. O her hâliyle çevresine
    güven vadeder; söz, tavır ve mimikleriyle her zaman Rabbisinin
    huzurunda bulunduğunu işaretler; sürekli emniyet soluklar ve herkese
    demet demet güven dağıtırdı.

    ***

    Tavırlarıyla insanları etkilerdi

    Allah (cc) Peygamber Efendimiz?e (sas), iç ve dış yapısı itibarıyla
    öyle bir genişlik bahşetmişti ki, fevkalâde mütevazı olmasının yanında
    olabildiğine mehîb ve büyüleyiciydi; huzuruna giren en mağrur ve
    mütekebbir ruhlar bile Hazreti Muhammed Mustafa?nın (sas) mehâbeti
    karşısında tir tir titrer, düşünce ve niyetlerinin hilâfına farklı bir
    hâl alırlardı. Mağrur Kisra elçileri, o mehabet abidesiyle
    karşılaştıklarında oldukları yerde kalakalmış ve ne diyeceklerini
    unutmuşlardı.

    ***

    O?nda derinlik ve cazibe vardır

    Hazreti Ruh-u Seyyidi?l-Enâm (aleyhi elfü elfi salâtin ve?s-selâm)
    herkesi ve her şeyi alâkadar eden bir mesajla gelmişti ve vazifesi
    itibarıyla gönülleri, gözleri dolduracak bir derinlik ve cazibeye
    sahipti. Yaratılışında olabildiğine bir mükemmeliyet, davranışlarında
    fevkalâde inandırıcılık ve tavırlarında da her zaman cismâniyetini
    aşan bir lâhutîlik nümayandı.

    ***

    Dediklerini yaşayan bir insan

    O, emin bir iman abidesiydi; dediklerini kılı kırk yararcasına
    yaşıyor, tavırlarını hep ötelere göre ayarlıyor ve hayatını Hakk?ı
    görüyor ve O?nun tarafından görülüyor olma derinliğiyle yaşıyordu;
    herkesten daha hassas davranıyor, her haliyle ciddî bir sorumluluk
    tavrı sergiliyor; her zaman hüsn-ü akıbet peşinde koşuyor ve gözünü
    bir lâhza olsun hedeften ayırmadan hep namzet olduğu noktaya doğru
    koşuyordu.

    ***

    Hüner cehenneme adam itelemek değildir

    Efendimiz Medine?de müşriklerden inatçı bir adamı, Hakem bin Keysan?ı
    karşısına almış, İslam?ın özellik ve güzelliklerini anlatıyordu. Hakem
    inanmak şöyle dursun, alaycı bir tavırla söz söylüyor, İslam?ın
    aleyhinde sözler sarf ediyordu. Bu duruma şahit olan Hz. Ömer (ra)
    dayanamamış ve Hakem?e tepki göstermiş, hatta Resulullah?tan işini
    bitirmek için izin istemişti. Ama Efendimiz bu çıkıştan memnun
    olmamıştı. O yine anlatmasına devam etti. Hakem İslam?a girince
    Efendimiz çevresine döndü ve Hz. Ömer?e de bakarak şöyle buyurdu:
    - Size kalsaydı, bunun boynunu vuracak ve cehenneme bir adam göndermiş
    olacaktınız. Ama gördünüz ki, sabrın ve hoşgörünün sonu hayırdır,
    zaferdir. Cehennem?e bir adam değil, Cennet?e bir mü?min kazandınız.
    Bu netice size ders olmalıdır. .






+ Yorum Gönder