Konusunu Oylayın.: Cennetin ağaçları, gölgeleri, suları, meyveleri, döşekleri nasıldır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Cennetin ağaçları, gölgeleri, suları, meyveleri, döşekleri nasıldır?
  1. 02.Mart.2013, 03:14
    1
    Misafir

    Cennetin ağaçları, gölgeleri, suları, meyveleri, döşekleri nasıldır?






    Cennetin ağaçları, gölgeleri, suları, meyveleri, döşekleri nasıldır? Mumsema Cennetin ağaçları, gölgeleri, suları, meyveleri, döşekleri nasıldır?


  2. 11.Mart.2013, 01:27
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Cennetin ağaçları, gölgeleri, suları, meyveleri, döşekleri nasıldır?




    Cennet ağaçlarının gölgeleri ve meyveleri nasıldır?
    - Ebû Bekir’in kızı Esma (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim: “Sidret-ül Münteha=en son ağaç ‘tan bahsetti ve şöyle buyurdu: Binitli bir kişi Sidrüt-ül Müteha’nın bir dalının gölgesinde yüz binitli gölgelenir -şüphe eden râvî Yahya’dır- Sidret-ül Münteha da altın kelebekler vardır ve o ağacın meyveleri büyüklük olarak testiler gibidir.” (Tirmizî rivâyet etymiştir.)

    ? Bu hadis hasen garibtir.



    DERLER Kİ;CENNETİN MEYVELERİ




    Güzelliğin alemde misli bulunmaz inci
    Ey gül, hasret çekmede cennet o bulvar sana
    Dedinki şükreden kul olmak istememmi ben
    Rabbin ihsan buyurdu hurma üzüm nar sana

    Cenab-ı allah'tan, kendi lütuf ve keremiyle bize o meyvelerden yedir*mesini diliyoruz. Amin.
    Cennet meyveleriyle ilgili olarak Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulmaktadır:
    İkisinde de türlü türlü meyveler hurmalıklar ve nar ağaçları vardır. (Rahman, 55/68)





    Bu cennetlerde her türlü meyveden çift çift vardır. (Rahman, 55/52)

    Orada örtüleri parlak atlastan yataklara yaslanırlar. İki cennetin meyve*lerini de kolayca toplarlar (Rahman, 55/54)

    Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır (İnsan, 76/14)

    Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara! Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında, bitip tükünmeyen ve yasak da edilmeyen bol mey*veler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler (Vakıa, 56/27-34)





    Oranın yiyecekleri ve gölgeleri devamlıdır. Bu, sakınanların elde ede*ceği sonuçtur. (Rad, 13/35)

    Orası, yani cennet; meyveleri bazı mevsimlerde ortaya çıkan, bazı mev*simlerde yok olan, ağaçları bir zaman yapraklanan, bir zaman da ağaçları yaprak döken dünyâ gibi değildir. Meyveleri her zaman mevcud olup yasak da değildir. İsteyene vardır ve elde edilmesi de kolaydır. Meyvelerle, onları koparmak isteyenler arasında bir engel yoktur. Hatta meyve, ağacın en yük*sek yerinde olsa bile kişi onu koparmak istediğinde aşağı doğru sarkıp kendisini koparmak isteyene yaklaşır.
    Onların koparılması kolaylaştırılmıştır.(insan, 76/14) Yani onlar uzanmaktayken meyveler onlara yaklaştırılır ki koparabilsinler. Ebû İshak, Berâ'ın bu âyeti böyle açıkladığını söylemiştir. Nitekim Yüce allah buyurmuş ki:
    İnananlar ve yararlı işler yapanlara, kendilerine altlarından ırmaklar akan cennetler olduğun müjdele. Onlara buranın bir ürünü rızık olarak veril*diğinde Bu, daha önce de rızıklandığımizdır derler. Bunlar, söylediklerinin benzerleri olarak sunulmuştur. Onlara orada tertemiz eşler vardır ve orada te*melli kalırlar. (Bakara, 2/25)

    allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pı*nar başlarındadırlar. Canlarının istediği meyveler arasmdadrılar. Onlara de*nir ki: İşlediklerinize karşılık afiyetle yeyiniz, içiniz. Biz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz. (Mürselât, 77/41-44)





    Seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar. İşledikleri*ne karşılık olarak, sedeflerdeki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. (Vakıa, 56/20-24)
    Orada güven içinde olarak her yemişi isteyebilirler (Duhân, 44/55)
    Önceki sayfalarda naklettiğimiz hadislerde anlatıldığına göre Cennetin toprağı misk ve safrandır. Oradaki her ağacın gövdesi de altundur. Cennetin toprağı ve ağaç gövdeleri böyle olduğuna göre, bu ağaçların verdiği parlak, olgun ve o güzelim meyveleri varın siz düşünün. O meyveler ki, dünyada kendileri değil, sadece isimleri vardır.

    İbn Abbas (r.a.) demiş ki: Dünyada cennetten sadece isimler vardır
    Örneğin dünyadaki sedir ağacı, sadece nebak gibi zayıf bir meyve ve çok diken veriyor. Muğaylan ağacı da dünyada sadece gölgesinden yararlan*mak amacıyla dikiliyor. İşte bu iki ağaç, cennette çok güzel ve bol meyveler verecektir. Hatta bunların bir meyvesi yarılarak ondan, tad ve renk bakımın*dan birbirine benzer yetmiş çeşit meyve daha çıkacaktır. Dünyadayken de güzel meyveler veren elma, hurma ve üzüm ağaçlarının cennette ne kadar lezzetli meyveler vereceklerini artık siz düşünün. Ya güzel kokular saçan bit*ki ve çiçeklere ne dersiniz?!. Hülâsa cennette gözlerin görmediği, kulakların duymadığı ve insanın kalbinden geçmemiş güzel şeyler ve nimetler vardır. Bizi o nimetlere kavuşturmasını yüce allah'ın lutfundan diliyoruz.




    Buharî ve Müslim'in sahihlerinde Güneş tutulması namazıyla ilgili ha*diste İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet olunmuştur: Sahabiler: Ey allah'ın Rasûlü! Şuracıkta elini bir şeye uzattığını ama sonra da (o göremediğimiz şeyden) geri çektiğini gördük. (Bu ne demek oluyor?) Rasûlullah (s.a.v.) bu*yurdu ki:
    Cenneti gördüm. Elimi oradaki bir üzüm salkımına uzattım. Eğer onu almış olsaydım ve siz de yeseydiniz dünya yerinde durmazdı!
    Müsned'de, Abdullah b. Muhammed b. Akil'in naklettiği hadiste, Câ-bir'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    Cennet, ondaki çiçekler ve parlaklık bana arzedildi. Getirip size ver*mek niyetiyle oradan bir salkım üzüm koparmak için elimi uzattığımda be*nimle o salkımın arasına bir engel girdi (koparamadım). Şayet onu size ge*tirmiş olsaydım ve gökle yer arasındakilerin tümü ondan yeseydi yine de on*dan bir şey eksiltemezlerdi

    Sahih-i Müslimde yine Câbir'den nakledilen bir rivayet bunu teyid et*mektedir.
    Önceki sayfalarda da nakedildiği gibi İmam Ahmed b. Hanbel'in Müs~ nedinde Abdullah b. Utbe es-Sülemî'den rivayet olundu ki; bedevinin biri Rasûlullah (s.a.v.)e sormuş:

    Cennette üzüm var mıdır?
    Evet, vardır.
    Salkımı ne kadar büyüktür?
    Dazlak karganın ara vermeksizin bir ay müddetle uçarak katedeceği mesafe kadar büyüktür.
    Kasım et-Taberanî Sevbân'dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöy*le buyurmuştur:
    Adam cennetten bir meyve kopardığında yerinde bir başkası biter.
    Hafız'ın ifadesine göre bu hadisin râvilerinden Abbad, bazı âlimler tara*fından eleştirilmiştir.

    Taberanî Ebû Musa'dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyur*muştur:
    Âdem (a.s.) cennetten yeryüzüne indirildiğinde Cenab-ı hak ona her işi yapmayı öğretti. Azık olarak ona cennet meyvelerini verdi. Şu yedikleri*niz cennet meyvelerindendir. Şu farkla ki bunlar değişirler ama, cennetteki meyveler değişikliğe uğramazlar.

    alıntı


    [/INDENT]



  3. 11.Mart.2013, 01:27
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Cennet ağaçlarının gölgeleri ve meyveleri nasıldır?
    - Ebû Bekir’in kızı Esma (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim: “Sidret-ül Münteha=en son ağaç ‘tan bahsetti ve şöyle buyurdu: Binitli bir kişi Sidrüt-ül Müteha’nın bir dalının gölgesinde yüz binitli gölgelenir -şüphe eden râvî Yahya’dır- Sidret-ül Münteha da altın kelebekler vardır ve o ağacın meyveleri büyüklük olarak testiler gibidir.” (Tirmizî rivâyet etymiştir.)

    ? Bu hadis hasen garibtir.



    DERLER Kİ;CENNETİN MEYVELERİ




    Güzelliğin alemde misli bulunmaz inci
    Ey gül, hasret çekmede cennet o bulvar sana
    Dedinki şükreden kul olmak istememmi ben
    Rabbin ihsan buyurdu hurma üzüm nar sana

    Cenab-ı allah'tan, kendi lütuf ve keremiyle bize o meyvelerden yedir*mesini diliyoruz. Amin.
    Cennet meyveleriyle ilgili olarak Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulmaktadır:
    İkisinde de türlü türlü meyveler hurmalıklar ve nar ağaçları vardır. (Rahman, 55/68)





    Bu cennetlerde her türlü meyveden çift çift vardır. (Rahman, 55/52)

    Orada örtüleri parlak atlastan yataklara yaslanırlar. İki cennetin meyve*lerini de kolayca toplarlar (Rahman, 55/54)

    Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır (İnsan, 76/14)

    Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara! Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında, bitip tükünmeyen ve yasak da edilmeyen bol mey*veler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler (Vakıa, 56/27-34)





    Oranın yiyecekleri ve gölgeleri devamlıdır. Bu, sakınanların elde ede*ceği sonuçtur. (Rad, 13/35)

    Orası, yani cennet; meyveleri bazı mevsimlerde ortaya çıkan, bazı mev*simlerde yok olan, ağaçları bir zaman yapraklanan, bir zaman da ağaçları yaprak döken dünyâ gibi değildir. Meyveleri her zaman mevcud olup yasak da değildir. İsteyene vardır ve elde edilmesi de kolaydır. Meyvelerle, onları koparmak isteyenler arasında bir engel yoktur. Hatta meyve, ağacın en yük*sek yerinde olsa bile kişi onu koparmak istediğinde aşağı doğru sarkıp kendisini koparmak isteyene yaklaşır.
    Onların koparılması kolaylaştırılmıştır.(insan, 76/14) Yani onlar uzanmaktayken meyveler onlara yaklaştırılır ki koparabilsinler. Ebû İshak, Berâ'ın bu âyeti böyle açıkladığını söylemiştir. Nitekim Yüce allah buyurmuş ki:
    İnananlar ve yararlı işler yapanlara, kendilerine altlarından ırmaklar akan cennetler olduğun müjdele. Onlara buranın bir ürünü rızık olarak veril*diğinde Bu, daha önce de rızıklandığımizdır derler. Bunlar, söylediklerinin benzerleri olarak sunulmuştur. Onlara orada tertemiz eşler vardır ve orada te*melli kalırlar. (Bakara, 2/25)

    allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pı*nar başlarındadırlar. Canlarının istediği meyveler arasmdadrılar. Onlara de*nir ki: İşlediklerinize karşılık afiyetle yeyiniz, içiniz. Biz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz. (Mürselât, 77/41-44)





    Seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar. İşledikleri*ne karşılık olarak, sedeflerdeki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. (Vakıa, 56/20-24)
    Orada güven içinde olarak her yemişi isteyebilirler (Duhân, 44/55)
    Önceki sayfalarda naklettiğimiz hadislerde anlatıldığına göre Cennetin toprağı misk ve safrandır. Oradaki her ağacın gövdesi de altundur. Cennetin toprağı ve ağaç gövdeleri böyle olduğuna göre, bu ağaçların verdiği parlak, olgun ve o güzelim meyveleri varın siz düşünün. O meyveler ki, dünyada kendileri değil, sadece isimleri vardır.

    İbn Abbas (r.a.) demiş ki: Dünyada cennetten sadece isimler vardır
    Örneğin dünyadaki sedir ağacı, sadece nebak gibi zayıf bir meyve ve çok diken veriyor. Muğaylan ağacı da dünyada sadece gölgesinden yararlan*mak amacıyla dikiliyor. İşte bu iki ağaç, cennette çok güzel ve bol meyveler verecektir. Hatta bunların bir meyvesi yarılarak ondan, tad ve renk bakımın*dan birbirine benzer yetmiş çeşit meyve daha çıkacaktır. Dünyadayken de güzel meyveler veren elma, hurma ve üzüm ağaçlarının cennette ne kadar lezzetli meyveler vereceklerini artık siz düşünün. Ya güzel kokular saçan bit*ki ve çiçeklere ne dersiniz?!. Hülâsa cennette gözlerin görmediği, kulakların duymadığı ve insanın kalbinden geçmemiş güzel şeyler ve nimetler vardır. Bizi o nimetlere kavuşturmasını yüce allah'ın lutfundan diliyoruz.




    Buharî ve Müslim'in sahihlerinde Güneş tutulması namazıyla ilgili ha*diste İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet olunmuştur: Sahabiler: Ey allah'ın Rasûlü! Şuracıkta elini bir şeye uzattığını ama sonra da (o göremediğimiz şeyden) geri çektiğini gördük. (Bu ne demek oluyor?) Rasûlullah (s.a.v.) bu*yurdu ki:
    Cenneti gördüm. Elimi oradaki bir üzüm salkımına uzattım. Eğer onu almış olsaydım ve siz de yeseydiniz dünya yerinde durmazdı!
    Müsned'de, Abdullah b. Muhammed b. Akil'in naklettiği hadiste, Câ-bir'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    Cennet, ondaki çiçekler ve parlaklık bana arzedildi. Getirip size ver*mek niyetiyle oradan bir salkım üzüm koparmak için elimi uzattığımda be*nimle o salkımın arasına bir engel girdi (koparamadım). Şayet onu size ge*tirmiş olsaydım ve gökle yer arasındakilerin tümü ondan yeseydi yine de on*dan bir şey eksiltemezlerdi

    Sahih-i Müslimde yine Câbir'den nakledilen bir rivayet bunu teyid et*mektedir.
    Önceki sayfalarda da nakedildiği gibi İmam Ahmed b. Hanbel'in Müs~ nedinde Abdullah b. Utbe es-Sülemî'den rivayet olundu ki; bedevinin biri Rasûlullah (s.a.v.)e sormuş:

    Cennette üzüm var mıdır?
    Evet, vardır.
    Salkımı ne kadar büyüktür?
    Dazlak karganın ara vermeksizin bir ay müddetle uçarak katedeceği mesafe kadar büyüktür.
    Kasım et-Taberanî Sevbân'dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöy*le buyurmuştur:
    Adam cennetten bir meyve kopardığında yerinde bir başkası biter.
    Hafız'ın ifadesine göre bu hadisin râvilerinden Abbad, bazı âlimler tara*fından eleştirilmiştir.

    Taberanî Ebû Musa'dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyur*muştur:
    Âdem (a.s.) cennetten yeryüzüne indirildiğinde Cenab-ı hak ona her işi yapmayı öğretti. Azık olarak ona cennet meyvelerini verdi. Şu yedikleri*niz cennet meyvelerindendir. Şu farkla ki bunlar değişirler ama, cennetteki meyveler değişikliğe uğramazlar.

    alıntı


    [/INDENT]






+ Yorum Gönder