Konusunu Oylayın.: Melekleri ne zaman görebiliriz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Melekleri ne zaman görebiliriz?
  1. 01.Mart.2013, 12:35
    1
    Misafir

    Melekleri ne zaman görebiliriz?






    Melekleri ne zaman görebiliriz? Mumsema melekleri ne zaman görebiliriz


  2. 01.Mart.2013, 12:35
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 01.Mart.2013, 14:09
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Melekleri ne zaman görebiliriz?




    Sual:
    Melekler görülür mü? Görünen melekler var diye duymuştum, böyle bir şey var mı?

    Melekler nurdan yaratılmış lâtif cevherler, ruhanî varlıklar oldukları için, aslî hüviyetleri ve gerçek mâhiyetleri ile insan gözüne gözükmezler. Görme kabiliyetimiz, melekleri görebilecek şekilde yaratılmamıştır. Ancak Cenâb-ı Hak peygamberlerine, melekleri görme kabiliyetini verdiğinden, onlar melekleri hakikî şekilleri ile görebilmişlerdir. Ayrıca, melekler farklı şekillere girerek görülebilirler.

    Melekleri hakikî mâhiyetleri ile göremememiz ve beş duyumuzla hissedemeyişimiz, onların yok oldukları iddiasını gerektirmez. Duyu organlarımızın maddî âlemde kendi dahi hissedemedikleri pek çok şey vardır. Kulağımız çok tiz ve çok pes sesleri işitmez. Bugün varlığı âletlerle tesbit edilen ışık dalgalarının hepsini, hele röntgen ve ültraviyole ışınlarını gözle görebilseydik, dünyayı şimdikinden çok başka şekilde tanıyacaktık.

    Biz daha kendi âlemimizdeki tezahürlerin hakikatına vâkıf değilken, Cenâb-ı Hakk`ın yarattığı nâmütenâhî âlemlerdeki nâmütenâhî hâdiselerin varlığını nasıl inkâr edebiliriz?

    Demek ki bir şeyi gözle görememek, o şeyin yok olduğuna delil olmaz. Gözle göremediğimiz pek çok şey var ki, o şeyin vücudunu aklımızla, ilim ve tecrübe ile, deneylerle kabûl ediyoruz. İşte, melekler de gözle göremediğimiz halde, varlığını kabûl ettiğimiz nesnelerdendir.

    Ancak, Allah dilerse melek, cin gibi ruhani varlıkları temessül ettirir ve insanlara da gösterir.

    Melek, cin ve ruhaniler her ne kadar kendilerine has yapılarıyla bu alemde görülmeseler bile, bu aleme has vasıtaları kullanıp, kılıf ve elbise giyerek görünebilirler. Meleklerin ve cinlerin bu şekilde görünmelerine “temessül” diyoruz. Kur’an-ı Kerim, temessülü anlatırken (Meryem, 19/17),
    “Melek, (Hz. Meryem’e) tastamam bir insan şeklinde temessül etti.” der.
    Efendimiz (s.a.v)’e vahiy getiren melek, bazen kendine has keyfiyetle, bazen bir muharip şeklinde, bazen de daha başka suretlerde geliyordu. Beni Kureyza üzerine yürüneceği zaman Cebrail (a.s), tozu toprağı üstünde bir muharip suretinde gelmiş ve “Ya Rasülallah, siz zırhlarınızı çıkardınız, fakat biz melekler taifesi çıkarmadık.” demişti. Yine aynı melek, bazı zaman oluyordu ki, Dıhye (r.a) suretinde geliyor, bazı zaman da, dini talim etmek maksadıyla üzerinde hiç de yolculuk emaresi taşımayan bir misafir kıyafetinde geliyor ve “İman, İhsan, İslam nedir?” şeklinde sualler sorup, verilen cevapları “Doğru” diye tasdik edip gidiyordu...
    (Mehmet Dikmen, İslam İlmihali)
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet





    Ölüm anında melekler nasıl görünür


    İnsanların normal koşullarda melekleri görmeye kabiliyetleri yoktur. Ama herkes Hz. Azrail'i son nefesinde görecektir. y Onun için Hz. Azrail'in diğer melekler arasında yeri bambaşkadır. Birçok insan, Azrail'i ölüm meleği olarak tanımlar. Ama Hz. Azrail'in ayrı bir hususiyeti vardır. Ölümü organize etmek, yahut insan hayatına son verilirken nihaî imzayı atmak, damga basmak değildir. Bu bakımdan Hz. Azrail'in meleklerin kudret sırlarını tanımakta çok önemli bir yeri vardır.
    Bu bakımdan Hz. Azrail'in meleklerin kudret sırlarını tanımakta çok önemli bir yeri vardır.

    Hz. Azrail, Hıristiyanlığın telkiniyle, karikatürlerde ve yarı çizimlerde ölüm meleği perspektifi içerisinde, eli oraklı bir iskelet gibi tanımlanır. Halbuki Hz. Azrail çok mükemmel ve çok güzel bir varlıktır.

    Hz. Azrail'in son nefeste gelip de ruhu kabzetme, yani bedenden ruhu ayırma fonksiyonu sanıldığı gibi basit bir operasyon değildir. Bir dişin çekilmesi bile ağızda nasıl bir operasyon meydana getiriyor. Bütün hücrelerin içinden ruhun hikmetlerinin boşalması ve bir bütün olarak ruhun alem-i ervaha intikali, çok büyük bir hadisedir. Haşa, eğer ölüm meleği Hz. Azrail olmasaydı, insan kendi kendine ölmeye kalksaydı, büyük bir felaket olurdu. Ruhun oradan çıkartılması çok büyük bir felaket olurdu. Allah rahmetiyle Hz. Azrail'i yaratmış ve bu görevi bütün bilimsel detaylarıyla Hz. Azrail'e vermiş ve ona öğretmiştir. Yani Hz. Azrail'in bir anlamda becerisi, maddeden mânayı ayırmanın müthiş bir fiziği, müthiş bir sanatıdır.


    Ruhun beden kafesinden sıyrılıp alem-i ervaha intikali sırasında ruh-büyük bir mutluluk kazanır ve neredeyse "beni bu madde cenderesinden kurtardın" diye Hz. Azrail'in elim öpmek ister. Onun için Hz. Azrail'in gerek sanatını, gerekse Cenab-ı Hakkın rahmet vesilesi olan sırrını ayrı bir pencereden seyretmek lazımdır. Böyle yanlış telkinler içerisinde Hz. Azrail'i .her an bir öcü gibi görmek çok gülünç olur.

    Meleklerin görünmezlik hikmetine karşılık Hz. Azrail'in ölüm anında görülmesi meselesine baktığımız zaman da şunu görürüz.

    Görünmezlikle görülürlük olayının çok iyi anlaşılması , lazımdır. Cisimleşmek, belirli boyutlar içerisinde bir mekanda yer işgal etmektir, şimdi melekler cisim olmadığı için bu mekanın içerisinde nasıl bir yer işgal etsin ki biz onları görebilelim? Melekler görünmezdirler. Nitekim Fahr-i Kâinat Efendimiz, Hz. Cebrail'e "sen asıl hüviyetinle gel, hüviyetin nasıl, bir tanıyayım" demiştir.

    Çünkü, Hz. Cebrail, Efendimize teşrif ederken, Efendimizin sevdiği görüntülerde gelirdi. Ashaptan birisi gibi bir görüntüye bürünürdü. Efendimize Hira Dağında ilk mesajları getirdiğinde bam başka bir raks ve ışın şeklinde gelmişti. Raks şeklinde titreşen müthiş bir güzelliği temsil eden bir ışık hüzmesi gibi gelmişti.

    Efendimiz, meleklerin gerçeğini bildiği için "Sen boyuta sığmazdın, nasıl sığdın bu boyuta? Bir de kendi hüviyetinle gel" dediği zaman bütün ufku kaplamıştı. Neredeyse dünyaya sığmıyordu. Demek ki melekler görünür hale gelseler, Cenab-ı Hak bunların yaratılış kudretini dünyanın maddesel yasalarına duyarlı hale getirse o zaman bu mekana sığmıyorlar. Çünkü bu mekana göre yaratılmamışlardır. Bu bize çok büyük bir fizik hikmeti de beyan ediyor.

    Çünkü titreşimleri itibariyle meleklerin, kendi boyutlarındaki intikale göre ayarlanmış kudretleri, bir yayın (çok uzun bir yay kabul edin) üst üste bastırılmış, kısacık kalmış boyu gibidir. Onu açtığınız zaman, genişliyor, metrelerce oluyor. Bu varsayımla ortaya çıkarsanız meleklerin yaratılışındaki fizik nitelikleri, kendi boyutlarına göre ayarlandığı için; başka bir boyuta , intikal ettiği zaman, şiddetle büyüyorlar, değişik bir boyut kazanıyorlar.

    Onun için melekler kendi hüviyetleriyle, kendi bünyeleriyle görünür hale gelemezler. Ne olur peki? Hz. Azrail misalinde olduğu gibi Cenab-ı Hak, onların kudretlerini maddeleştirmez, madde planına intikal ettirmez, ayrı bir görüntü verir. Yani bu, geçici bir fotoğraf vermek gibidir. Nitekim gerek Hz. Cebrail, gerekse Hz. Azrail her vazifelerine geldiklerinde ayrı ayrı fotoğrafları temsil etmişlerdir. Yani Hz. Azrail belli bir fotoğraf değildir, her mü'mine ayrı bir görüntüdedir.

    Binaenaleyh, Hz. Azrail'in Ölüm anında görünmesi, kendi kudretinin tümüyle, bu mekana intikal etmesi değildir. Cenab-ı Hak ona bu mekana intikal etmeden bir geçici fotoğraf veriyor. Bu nedenle, Hz. Azrail'in görünür olması, Hz. Cebrail'in Efendimize gelişte bir ashabın görüntüsüne girmesi gibi kendisine ait bir hususiyet değil, Cenab-ı Hakkın verdiği geçici bir şekildir. Sırf göze görünür şekilde hitap edebilmesi için, insanın o anda, ona muhatap olabilmesi için ve mutlaka bu dünyadan ayrılmadan bir meleği görmenin sırrına ermesi için görünmektedir. Yoksa Hz. Azrail son nefeste hiç görünmeden de görevini yapabilirdi. Ama görünüyor. Bu da Cenab-ı Hakkın her insana bir meleğin varlığını göstermek için hazırladığı o büyük mizansenin bir parçasıdır.




  4. 01.Mart.2013, 14:09
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Sual:
    Melekler görülür mü? Görünen melekler var diye duymuştum, böyle bir şey var mı?

    Melekler nurdan yaratılmış lâtif cevherler, ruhanî varlıklar oldukları için, aslî hüviyetleri ve gerçek mâhiyetleri ile insan gözüne gözükmezler. Görme kabiliyetimiz, melekleri görebilecek şekilde yaratılmamıştır. Ancak Cenâb-ı Hak peygamberlerine, melekleri görme kabiliyetini verdiğinden, onlar melekleri hakikî şekilleri ile görebilmişlerdir. Ayrıca, melekler farklı şekillere girerek görülebilirler.

    Melekleri hakikî mâhiyetleri ile göremememiz ve beş duyumuzla hissedemeyişimiz, onların yok oldukları iddiasını gerektirmez. Duyu organlarımızın maddî âlemde kendi dahi hissedemedikleri pek çok şey vardır. Kulağımız çok tiz ve çok pes sesleri işitmez. Bugün varlığı âletlerle tesbit edilen ışık dalgalarının hepsini, hele röntgen ve ültraviyole ışınlarını gözle görebilseydik, dünyayı şimdikinden çok başka şekilde tanıyacaktık.

    Biz daha kendi âlemimizdeki tezahürlerin hakikatına vâkıf değilken, Cenâb-ı Hakk`ın yarattığı nâmütenâhî âlemlerdeki nâmütenâhî hâdiselerin varlığını nasıl inkâr edebiliriz?

    Demek ki bir şeyi gözle görememek, o şeyin yok olduğuna delil olmaz. Gözle göremediğimiz pek çok şey var ki, o şeyin vücudunu aklımızla, ilim ve tecrübe ile, deneylerle kabûl ediyoruz. İşte, melekler de gözle göremediğimiz halde, varlığını kabûl ettiğimiz nesnelerdendir.

    Ancak, Allah dilerse melek, cin gibi ruhani varlıkları temessül ettirir ve insanlara da gösterir.

    Melek, cin ve ruhaniler her ne kadar kendilerine has yapılarıyla bu alemde görülmeseler bile, bu aleme has vasıtaları kullanıp, kılıf ve elbise giyerek görünebilirler. Meleklerin ve cinlerin bu şekilde görünmelerine “temessül” diyoruz. Kur’an-ı Kerim, temessülü anlatırken (Meryem, 19/17),
    “Melek, (Hz. Meryem’e) tastamam bir insan şeklinde temessül etti.” der.
    Efendimiz (s.a.v)’e vahiy getiren melek, bazen kendine has keyfiyetle, bazen bir muharip şeklinde, bazen de daha başka suretlerde geliyordu. Beni Kureyza üzerine yürüneceği zaman Cebrail (a.s), tozu toprağı üstünde bir muharip suretinde gelmiş ve “Ya Rasülallah, siz zırhlarınızı çıkardınız, fakat biz melekler taifesi çıkarmadık.” demişti. Yine aynı melek, bazı zaman oluyordu ki, Dıhye (r.a) suretinde geliyor, bazı zaman da, dini talim etmek maksadıyla üzerinde hiç de yolculuk emaresi taşımayan bir misafir kıyafetinde geliyor ve “İman, İhsan, İslam nedir?” şeklinde sualler sorup, verilen cevapları “Doğru” diye tasdik edip gidiyordu...
    (Mehmet Dikmen, İslam İlmihali)
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet





    Ölüm anında melekler nasıl görünür


    İnsanların normal koşullarda melekleri görmeye kabiliyetleri yoktur. Ama herkes Hz. Azrail'i son nefesinde görecektir. y Onun için Hz. Azrail'in diğer melekler arasında yeri bambaşkadır. Birçok insan, Azrail'i ölüm meleği olarak tanımlar. Ama Hz. Azrail'in ayrı bir hususiyeti vardır. Ölümü organize etmek, yahut insan hayatına son verilirken nihaî imzayı atmak, damga basmak değildir. Bu bakımdan Hz. Azrail'in meleklerin kudret sırlarını tanımakta çok önemli bir yeri vardır.
    Bu bakımdan Hz. Azrail'in meleklerin kudret sırlarını tanımakta çok önemli bir yeri vardır.

    Hz. Azrail, Hıristiyanlığın telkiniyle, karikatürlerde ve yarı çizimlerde ölüm meleği perspektifi içerisinde, eli oraklı bir iskelet gibi tanımlanır. Halbuki Hz. Azrail çok mükemmel ve çok güzel bir varlıktır.

    Hz. Azrail'in son nefeste gelip de ruhu kabzetme, yani bedenden ruhu ayırma fonksiyonu sanıldığı gibi basit bir operasyon değildir. Bir dişin çekilmesi bile ağızda nasıl bir operasyon meydana getiriyor. Bütün hücrelerin içinden ruhun hikmetlerinin boşalması ve bir bütün olarak ruhun alem-i ervaha intikali, çok büyük bir hadisedir. Haşa, eğer ölüm meleği Hz. Azrail olmasaydı, insan kendi kendine ölmeye kalksaydı, büyük bir felaket olurdu. Ruhun oradan çıkartılması çok büyük bir felaket olurdu. Allah rahmetiyle Hz. Azrail'i yaratmış ve bu görevi bütün bilimsel detaylarıyla Hz. Azrail'e vermiş ve ona öğretmiştir. Yani Hz. Azrail'in bir anlamda becerisi, maddeden mânayı ayırmanın müthiş bir fiziği, müthiş bir sanatıdır.


    Ruhun beden kafesinden sıyrılıp alem-i ervaha intikali sırasında ruh-büyük bir mutluluk kazanır ve neredeyse "beni bu madde cenderesinden kurtardın" diye Hz. Azrail'in elim öpmek ister. Onun için Hz. Azrail'in gerek sanatını, gerekse Cenab-ı Hakkın rahmet vesilesi olan sırrını ayrı bir pencereden seyretmek lazımdır. Böyle yanlış telkinler içerisinde Hz. Azrail'i .her an bir öcü gibi görmek çok gülünç olur.

    Meleklerin görünmezlik hikmetine karşılık Hz. Azrail'in ölüm anında görülmesi meselesine baktığımız zaman da şunu görürüz.

    Görünmezlikle görülürlük olayının çok iyi anlaşılması , lazımdır. Cisimleşmek, belirli boyutlar içerisinde bir mekanda yer işgal etmektir, şimdi melekler cisim olmadığı için bu mekanın içerisinde nasıl bir yer işgal etsin ki biz onları görebilelim? Melekler görünmezdirler. Nitekim Fahr-i Kâinat Efendimiz, Hz. Cebrail'e "sen asıl hüviyetinle gel, hüviyetin nasıl, bir tanıyayım" demiştir.

    Çünkü, Hz. Cebrail, Efendimize teşrif ederken, Efendimizin sevdiği görüntülerde gelirdi. Ashaptan birisi gibi bir görüntüye bürünürdü. Efendimize Hira Dağında ilk mesajları getirdiğinde bam başka bir raks ve ışın şeklinde gelmişti. Raks şeklinde titreşen müthiş bir güzelliği temsil eden bir ışık hüzmesi gibi gelmişti.

    Efendimiz, meleklerin gerçeğini bildiği için "Sen boyuta sığmazdın, nasıl sığdın bu boyuta? Bir de kendi hüviyetinle gel" dediği zaman bütün ufku kaplamıştı. Neredeyse dünyaya sığmıyordu. Demek ki melekler görünür hale gelseler, Cenab-ı Hak bunların yaratılış kudretini dünyanın maddesel yasalarına duyarlı hale getirse o zaman bu mekana sığmıyorlar. Çünkü bu mekana göre yaratılmamışlardır. Bu bize çok büyük bir fizik hikmeti de beyan ediyor.

    Çünkü titreşimleri itibariyle meleklerin, kendi boyutlarındaki intikale göre ayarlanmış kudretleri, bir yayın (çok uzun bir yay kabul edin) üst üste bastırılmış, kısacık kalmış boyu gibidir. Onu açtığınız zaman, genişliyor, metrelerce oluyor. Bu varsayımla ortaya çıkarsanız meleklerin yaratılışındaki fizik nitelikleri, kendi boyutlarına göre ayarlandığı için; başka bir boyuta , intikal ettiği zaman, şiddetle büyüyorlar, değişik bir boyut kazanıyorlar.

    Onun için melekler kendi hüviyetleriyle, kendi bünyeleriyle görünür hale gelemezler. Ne olur peki? Hz. Azrail misalinde olduğu gibi Cenab-ı Hak, onların kudretlerini maddeleştirmez, madde planına intikal ettirmez, ayrı bir görüntü verir. Yani bu, geçici bir fotoğraf vermek gibidir. Nitekim gerek Hz. Cebrail, gerekse Hz. Azrail her vazifelerine geldiklerinde ayrı ayrı fotoğrafları temsil etmişlerdir. Yani Hz. Azrail belli bir fotoğraf değildir, her mü'mine ayrı bir görüntüdedir.

    Binaenaleyh, Hz. Azrail'in Ölüm anında görünmesi, kendi kudretinin tümüyle, bu mekana intikal etmesi değildir. Cenab-ı Hak ona bu mekana intikal etmeden bir geçici fotoğraf veriyor. Bu nedenle, Hz. Azrail'in görünür olması, Hz. Cebrail'in Efendimize gelişte bir ashabın görüntüsüne girmesi gibi kendisine ait bir hususiyet değil, Cenab-ı Hakkın verdiği geçici bir şekildir. Sırf göze görünür şekilde hitap edebilmesi için, insanın o anda, ona muhatap olabilmesi için ve mutlaka bu dünyadan ayrılmadan bir meleği görmenin sırrına ermesi için görünmektedir. Yoksa Hz. Azrail son nefeste hiç görünmeden de görevini yapabilirdi. Ama görünüyor. Bu da Cenab-ı Hakkın her insana bir meleğin varlığını göstermek için hazırladığı o büyük mizansenin bir parçasıdır.







+ Yorum Gönder