Konusunu Oylayın.: Hanefi-şaffi- maliki harbeli-caferi mezheplerin özellikleri, tarihçeleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Hanefi-şaffi- maliki harbeli-caferi mezheplerin özellikleri, tarihçeleri
  1. 28.Şubat.2013, 19:52
    1
    Misafir

    Hanefi-şaffi- maliki harbeli-caferi mezheplerin özellikleri, tarihçeleri






    Hanefi-şaffi- maliki harbeli-caferi mezheplerin özellikleri, tarihçeleri Mumsema hanefi-şaffi- maliki harbeli-caferi mezheplerin özellikleri,tarihçeleri ve hangi bölgelerde görüldükleri.


  2. 28.Şubat.2013, 19:52
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 03.Mart.2013, 18:03
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,670
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: hanefi-şaffi- maliki harbeli-caferi mezheplerin özellikleri, tarihçeleri




    HANEFÎ MEZHEBİ


    Ehl-i Sünnet fıkıh mezheplerinin tarih itibariyle birincisi olan Hanefî mezhebi, ismini kurucusu sayılan büyük fakih İmam-ı Azam Ebû Hanife'den almıştır. Mezhep imamı Ebû Hanife'nin asıl ismi Numan b. Sabit olup, "İmam-ı Azam" (büyük imam) lakabıyla anılır. Bu mezhebe mensup fakihlere ve bu mezhebin görüşüyle amel edenlere Hanefî denir. Günümüzde Türkiye, Türkistan, Afganistan ve Balkanlar'da bu mezhep çok yaygındır. Hindistan ve Pakistan'da ise, Hanefî mezhebinin tek mezhep olduğu söylenebilir.

    Ebû Hanîfe, hocaları tarafından kendisine intikal ettirilen önceki nesillere ait fıkhî görüşleri, rivâyetleri ve ilmî mirası, içinde bulunduğu devrin şartlarını ve insanların ihtiyaçlarını dikkate alarak, dinin genel ilke ve amaçları açısından yeniden değerlendirmeye ve sınırlı nasslar ile sınırsız olaylar, naklin hükmü ile aklın yorumu, hadis ile rey arasında makul bir denge kurmaya çalışmıştır. Bunun için de, Kur'ân'ın genel ilkelerini, örf ve âdeti, kamu yararını daima göz önünde bulundurmuş ve istihsan metodunu sıklıkla kullanmıştır. İmam-ı Azam'ın talebeleri ve özellikle içtihat derecesine yükselen Ebû Yusuf ve Muhammed, onun tedrisatını devam ettirmişler ve ondan öğrendikleri usule uyarak kaynaklardan hüküm çıkarmayı sürdürmüşlerdir. Hanefî fıkhının delilleri, Kitap, Sünnet, sahabe fetvaları, icma, kıyas, istihsan, örf ve âdet şeklinde sıralanabilir.


    ŞAFİ'Î MEZHEBİ


    Dört büyük fıkıh mezhebinden biri olan Şafiî Mezhebi, büyük fakih Ebû Abdullah Muhammed ibn İdrîs eş-Şâfiî'nin görüşleri etrafında oluşmuştur. Mezhep imamının yaşadığı dönem ve mezhepleşme süreci bakımından Hanefî ve Malikî mezhebinden sonra ortaya çıkmış üçüncü büyük Ehl-i Sünnet mezhebidir. Bu mezhebe mensup olan fakihlere ve bu mezhebin görüşüyle amel eden kişilere Şâfiî denir. Şâfiî mezhebi halen, Mısır, Güney Arabistan, Doğu Afrika, Doğu Anadolu'da yaygındır. Kısmen Hindistan ve Endonezya'da bulunmaktadır.

    Şâfiî mezhebinin hüküm çıkarmada kullandığı kaynak ve deliller kitap, sünnet, kıyas ve icmadır. Sünnetin her çeşidini delil olarak kabul eder. Mürsel hadisleri ise bazı şartlarla delil olarak alır. Şâfiîler, istihsan ve mesâlih-i mürseleyi delil olarak almazlar. Sahabe kavlini de delil olarak kabul etmezler.

    MÂLİKÎ MEZHEBİ


    Fıkıh mezheplerinden biri olan Malikî Mezhebi, ismini kurucusu sayılan İmam Malik ibn Enes'ten almaktadır. Medine'de doğan Mâlik, Medine halkının âlimi ve imamıdır. İmam Malik, Medine'de kadı ve dinî liderdi. Bu mezhebe mensup fakihlere ve bu mezhebin görüşüyle amel edenlere Malikî denir. Malikî mezhebi, Hicaz'da, Afrika'da ve Endülüs'te yayılmıştır. Yukarı Mısır'da ve Sudan'da bu mezhep mensupları bulunmaktadır.

    İmam Malik, ehl-i hadisten olarak şöhret bulmasına rağmen, kıyas ve re'yi de kullanmıştır. "Dinin 9/10'u istihsandır" sözü ona aittir. İmam Mâlik'in kullandığı deliller, Kitap, sünnet, icma', kıyas, Medinelilerin ameli, sahabe kavli, mesâlih-i mürsele, istihsan, sedd-i zerâi, muraât-ı hilaf, istıshab, öncekilerin şeriati şeklinde sıralanabilir.
    HANBELÎ MEZHEBİ


    Dört büyük fıkıh mezhebinden birisi olan Hanbelî mezhebi, büyük hadisçi ve fakih Ahmed b. Hanbel'in görüşleri etrafında oluşmuştur. Mezhep imamının yaşadığı dönem ve mezhepleşme süreci bakımından Hanefî, Malikî ve Şafiî mezhebinden sonra ortaya çıkmış dördüncü büyük ehl-i sünnet mezhebidir. Bu mezhebe mensup olan fakihlere ve bu mezhebin görüşüyle amel eden kişilere Hanbelî denir. Hanbelî mezhebi halen, başta Hicaz bölgesi olmak üzere Irak, Suriye, Filistin ve Mısır'da yaygındır.

    Hanbelî mezhebinin hüküm çıkarmada kullandığı kaynak ve deliller konusunda diğer fıkıh mezhepleri ile aralarında önemli bir ayrılık bulunmamaktadır. Şer'î hükümlerin kendisinden çıkarıldığı kaynaklar içinde ilk sırayı âyet ve hadisler oluşturmaktadır. Bundan sonra hüküm çıkarmada, sahabe fetvaları, zayıf hadisler, maslahat ve kıyas kullanılmaktadır.



  4. 03.Mart.2013, 18:03
    2
    Moderatör



    HANEFÎ MEZHEBİ


    Ehl-i Sünnet fıkıh mezheplerinin tarih itibariyle birincisi olan Hanefî mezhebi, ismini kurucusu sayılan büyük fakih İmam-ı Azam Ebû Hanife'den almıştır. Mezhep imamı Ebû Hanife'nin asıl ismi Numan b. Sabit olup, "İmam-ı Azam" (büyük imam) lakabıyla anılır. Bu mezhebe mensup fakihlere ve bu mezhebin görüşüyle amel edenlere Hanefî denir. Günümüzde Türkiye, Türkistan, Afganistan ve Balkanlar'da bu mezhep çok yaygındır. Hindistan ve Pakistan'da ise, Hanefî mezhebinin tek mezhep olduğu söylenebilir.

    Ebû Hanîfe, hocaları tarafından kendisine intikal ettirilen önceki nesillere ait fıkhî görüşleri, rivâyetleri ve ilmî mirası, içinde bulunduğu devrin şartlarını ve insanların ihtiyaçlarını dikkate alarak, dinin genel ilke ve amaçları açısından yeniden değerlendirmeye ve sınırlı nasslar ile sınırsız olaylar, naklin hükmü ile aklın yorumu, hadis ile rey arasında makul bir denge kurmaya çalışmıştır. Bunun için de, Kur'ân'ın genel ilkelerini, örf ve âdeti, kamu yararını daima göz önünde bulundurmuş ve istihsan metodunu sıklıkla kullanmıştır. İmam-ı Azam'ın talebeleri ve özellikle içtihat derecesine yükselen Ebû Yusuf ve Muhammed, onun tedrisatını devam ettirmişler ve ondan öğrendikleri usule uyarak kaynaklardan hüküm çıkarmayı sürdürmüşlerdir. Hanefî fıkhının delilleri, Kitap, Sünnet, sahabe fetvaları, icma, kıyas, istihsan, örf ve âdet şeklinde sıralanabilir.


    ŞAFİ'Î MEZHEBİ


    Dört büyük fıkıh mezhebinden biri olan Şafiî Mezhebi, büyük fakih Ebû Abdullah Muhammed ibn İdrîs eş-Şâfiî'nin görüşleri etrafında oluşmuştur. Mezhep imamının yaşadığı dönem ve mezhepleşme süreci bakımından Hanefî ve Malikî mezhebinden sonra ortaya çıkmış üçüncü büyük Ehl-i Sünnet mezhebidir. Bu mezhebe mensup olan fakihlere ve bu mezhebin görüşüyle amel eden kişilere Şâfiî denir. Şâfiî mezhebi halen, Mısır, Güney Arabistan, Doğu Afrika, Doğu Anadolu'da yaygındır. Kısmen Hindistan ve Endonezya'da bulunmaktadır.

    Şâfiî mezhebinin hüküm çıkarmada kullandığı kaynak ve deliller kitap, sünnet, kıyas ve icmadır. Sünnetin her çeşidini delil olarak kabul eder. Mürsel hadisleri ise bazı şartlarla delil olarak alır. Şâfiîler, istihsan ve mesâlih-i mürseleyi delil olarak almazlar. Sahabe kavlini de delil olarak kabul etmezler.

    MÂLİKÎ MEZHEBİ


    Fıkıh mezheplerinden biri olan Malikî Mezhebi, ismini kurucusu sayılan İmam Malik ibn Enes'ten almaktadır. Medine'de doğan Mâlik, Medine halkının âlimi ve imamıdır. İmam Malik, Medine'de kadı ve dinî liderdi. Bu mezhebe mensup fakihlere ve bu mezhebin görüşüyle amel edenlere Malikî denir. Malikî mezhebi, Hicaz'da, Afrika'da ve Endülüs'te yayılmıştır. Yukarı Mısır'da ve Sudan'da bu mezhep mensupları bulunmaktadır.

    İmam Malik, ehl-i hadisten olarak şöhret bulmasına rağmen, kıyas ve re'yi de kullanmıştır. "Dinin 9/10'u istihsandır" sözü ona aittir. İmam Mâlik'in kullandığı deliller, Kitap, sünnet, icma', kıyas, Medinelilerin ameli, sahabe kavli, mesâlih-i mürsele, istihsan, sedd-i zerâi, muraât-ı hilaf, istıshab, öncekilerin şeriati şeklinde sıralanabilir.
    HANBELÎ MEZHEBİ


    Dört büyük fıkıh mezhebinden birisi olan Hanbelî mezhebi, büyük hadisçi ve fakih Ahmed b. Hanbel'in görüşleri etrafında oluşmuştur. Mezhep imamının yaşadığı dönem ve mezhepleşme süreci bakımından Hanefî, Malikî ve Şafiî mezhebinden sonra ortaya çıkmış dördüncü büyük ehl-i sünnet mezhebidir. Bu mezhebe mensup olan fakihlere ve bu mezhebin görüşüyle amel eden kişilere Hanbelî denir. Hanbelî mezhebi halen, başta Hicaz bölgesi olmak üzere Irak, Suriye, Filistin ve Mısır'da yaygındır.

    Hanbelî mezhebinin hüküm çıkarmada kullandığı kaynak ve deliller konusunda diğer fıkıh mezhepleri ile aralarında önemli bir ayrılık bulunmamaktadır. Şer'î hükümlerin kendisinden çıkarıldığı kaynaklar içinde ilk sırayı âyet ve hadisler oluşturmaktadır. Bundan sonra hüküm çıkarmada, sahabe fetvaları, zayıf hadisler, maslahat ve kıyas kullanılmaktadır.






+ Yorum Gönder