Konusunu Oylayın.: Ubudiyet ile ilgili hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ubudiyet ile ilgili hadisler
  1. 28.Şubat.2013, 16:32
    1
    Misafir

    Ubudiyet ile ilgili hadisler

  2. 02.Mart.2013, 21:31
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: ubudiyet ile ilgili hadisler





    Resul-ü Kibriyanın (asm) ubudiyetinin, muvafakat sırrıyla, bütün enbiyanın sırr-ı ubudiyetini tazammun etmesi ne demektir?

    Tazammun, zımnen içine alma demektir. Yani, asıl olan Onun (asm) ubudiyetidir; diğer ubudiyetler bunun zımnında bulunuyorlar.

    Ubudiyet, “insanın sonsuz aczini, fakrını ve naksını bilip Cenâb-ı Hakk'ın sonsuz kudreti, nihayetsiz rahmeti ve sonsuz kemali karşısında tezellül ve inkısar halinde bulunması” şeklinde tarif ediliyor.

    “Sonra o Rabbü’l-Âlemînin uluhiyetinin izharına karşı zaaf içinde aczlerini, ihtiyaç içinde farklarını ilandan ibaret olan ubudiyet ile ve ubudiyetin hülasası olan namaz ile mukabele ettiler.” (Sözler, On Birinci Söz)

    Bu marifet, son derecesiyle Allah Resulünde (asm) kendini göstermiştir.

    “Allah’ı en çok ben severim ve O’ndan en çok da ben korkarım.”

    hadis-i şerifi, onun kulluk şuurunun en güzel bir göstergesidir.

    Nur Risalelerinde, Allah sevgisi ve korkusu hakkında çok önemli bir ölçü konuluyor: Cemaline muhabbet etmek, celalinden havf vetmek.

    (Kemal için ise “istihsan etmek” tabirini kullanır.) İşte bu vazifeleri yerine getirmek kulluktur.

    Bu üç görevi yapması için de insan “sonsuz aciz, fakir ve kusurlu (noksan)” yaratılmıştır. Acz celale, fakr cemale, naks ise kemale bakmaktadır. (Kusur ve noksan denilince insanın yorulması, unutması, uyuması, bir anda iki şey irade edememesi gibi hususlar anlaşılacaktır. Günahlar kusur olmakla birlikte bu saydığımız kusurlar ve noksanlıklar günah değildirler.)

    Kulluğunu bilen insan, bunun gereği olarak ibadete yönelir, yasaklardan sakınır.

    Ubudiyet devamlıdır, ibadet ise belli zamanlarda yapılır. İnsan namazdan çıktıktan sonra da ubudiyete devam eder. Yürürken harama bakmayacaktır, çünkü o Allah’ın kuludur ve bu bakış ona Rabbi tarafından yasaklanmıştır. Konuşurken doğru konuşacak, ticaret yapıyorsa aldatmaktan, yalandan, faizden, ihtikârdan uzak duracaktır.

    Bilindiği gibi bütün peygamberler hidayet rehberleridir; insanlara istikamet yolunu gösteren İlâhî elçiler ve Rabbanî mürşitlerdir. Onların hepsi insanlara öncelikle Allah’ı tanıtmışlar, şirkin bütün çeşitlerinden onları uzak tutarak tevhid yolunu göstermişler, daha sonra rıza-ı İlâhîyi kazanmanın, ebedî saadete ermenin ve o sonsuz cehennem azabından uzak kalmanın şartlarını anlatmışlardır.

    Bütün peygamberler bu ana maddelerde ittifak halindedirler. Sadece asırlara göre şeriatlarda bazı farklılıklar olmuştur. Namaz bütün hak dinlerde vardır, ama vakitleri, rekatları farklılık göstermiştir. Zekât ve oruç da öyle. Bazı gıdaların helal ve haram oluşu da asırlara göre farklılık gösterebilmiştir.

    Peygamber Efendimizin (asm.) en mükemmel manada sergilediği ubudiyet yolu kısaca “iman, takva, salih amel ve güzel ahlâk” şekinde üzetlenebilir.

    Bu dört esas bütün peygamberlerin ortak yoludur.

    Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.),



  3. 02.Mart.2013, 21:31
    2
    Moderatör




    Resul-ü Kibriyanın (asm) ubudiyetinin, muvafakat sırrıyla, bütün enbiyanın sırr-ı ubudiyetini tazammun etmesi ne demektir?

    Tazammun, zımnen içine alma demektir. Yani, asıl olan Onun (asm) ubudiyetidir; diğer ubudiyetler bunun zımnında bulunuyorlar.

    Ubudiyet, “insanın sonsuz aczini, fakrını ve naksını bilip Cenâb-ı Hakk'ın sonsuz kudreti, nihayetsiz rahmeti ve sonsuz kemali karşısında tezellül ve inkısar halinde bulunması” şeklinde tarif ediliyor.

    “Sonra o Rabbü’l-Âlemînin uluhiyetinin izharına karşı zaaf içinde aczlerini, ihtiyaç içinde farklarını ilandan ibaret olan ubudiyet ile ve ubudiyetin hülasası olan namaz ile mukabele ettiler.” (Sözler, On Birinci Söz)

    Bu marifet, son derecesiyle Allah Resulünde (asm) kendini göstermiştir.

    “Allah’ı en çok ben severim ve O’ndan en çok da ben korkarım.”

    hadis-i şerifi, onun kulluk şuurunun en güzel bir göstergesidir.

    Nur Risalelerinde, Allah sevgisi ve korkusu hakkında çok önemli bir ölçü konuluyor: Cemaline muhabbet etmek, celalinden havf vetmek.

    (Kemal için ise “istihsan etmek” tabirini kullanır.) İşte bu vazifeleri yerine getirmek kulluktur.

    Bu üç görevi yapması için de insan “sonsuz aciz, fakir ve kusurlu (noksan)” yaratılmıştır. Acz celale, fakr cemale, naks ise kemale bakmaktadır. (Kusur ve noksan denilince insanın yorulması, unutması, uyuması, bir anda iki şey irade edememesi gibi hususlar anlaşılacaktır. Günahlar kusur olmakla birlikte bu saydığımız kusurlar ve noksanlıklar günah değildirler.)

    Kulluğunu bilen insan, bunun gereği olarak ibadete yönelir, yasaklardan sakınır.

    Ubudiyet devamlıdır, ibadet ise belli zamanlarda yapılır. İnsan namazdan çıktıktan sonra da ubudiyete devam eder. Yürürken harama bakmayacaktır, çünkü o Allah’ın kuludur ve bu bakış ona Rabbi tarafından yasaklanmıştır. Konuşurken doğru konuşacak, ticaret yapıyorsa aldatmaktan, yalandan, faizden, ihtikârdan uzak duracaktır.

    Bilindiği gibi bütün peygamberler hidayet rehberleridir; insanlara istikamet yolunu gösteren İlâhî elçiler ve Rabbanî mürşitlerdir. Onların hepsi insanlara öncelikle Allah’ı tanıtmışlar, şirkin bütün çeşitlerinden onları uzak tutarak tevhid yolunu göstermişler, daha sonra rıza-ı İlâhîyi kazanmanın, ebedî saadete ermenin ve o sonsuz cehennem azabından uzak kalmanın şartlarını anlatmışlardır.

    Bütün peygamberler bu ana maddelerde ittifak halindedirler. Sadece asırlara göre şeriatlarda bazı farklılıklar olmuştur. Namaz bütün hak dinlerde vardır, ama vakitleri, rekatları farklılık göstermiştir. Zekât ve oruç da öyle. Bazı gıdaların helal ve haram oluşu da asırlara göre farklılık gösterebilmiştir.

    Peygamber Efendimizin (asm.) en mükemmel manada sergilediği ubudiyet yolu kısaca “iman, takva, salih amel ve güzel ahlâk” şekinde üzetlenebilir.

    Bu dört esas bütün peygamberlerin ortak yoludur.

    Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.),






+ Yorum Gönder