Konusunu Oylayın.: İsim ile ilgili hadisler

5 üzerinden 4.67 | Toplam : 3 kişi
İsim ile ilgili hadisler
  1. 27.Şubat.2013, 01:47
    1
    Misafir

    İsim ile ilgili hadisler

  2. 27.Şubat.2013, 16:07
    2
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: İsim ile ilgili hadisler




    İSİM VE KÜNYE ÜZERİNE MÜTEFERRİK HAKKINDAKİ HADİSLER
    hadis
    kaynak
    İbnu Ömer (radıyallahu anhuma) anlatıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) çocuğa, doğumunun yedinci gününde isim konmasını, yıkanarak pisliklerin temizlenmesini ve akika kurbanı kesilmesini emir buyurdu.” Ebu Davud, Edahi, 21, (2837); Tirmizi, Edahi 23, (1522), Edeb 63,(2834), (Tirmizi’de hadis İbnu Ömer’den değil, Amr İbnu Şu’ayb an ebihi an ceddihi tarikindendir. Burada bir sehiv söz konusu -Nesai, Akika 5, (7, 166); İbnu Mace, Zebaih 1, (3165)-dur.).
    Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: “Yeni doğan çocuklar Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)’e getirilirdi. O da bunlara mübarek olmaları için dua eder, tahnikde bulunurdu.” Müslim, Edeb, 27 (2147); Ebu Davud, Edeb 116, (5106).
    Ebu Rafi (radıyallahu anh) anlatıyor: “Hz. Fatıma (radıyallahu anha) oğlu Hasan (radıyallahu anh)’ı doğurduğu zaman, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’ı kulağına ezan okurken gördüm.”


    Rezin şu ziyadeyi kaydeder: “Kulağına İhlas sûresini okudu, hurma ile tahnik etti ve ismini koydu.” Ebu Davud, Edeb 116, (5105); Tirmizi, Edahi 17, (1514). Tirmizi hadisin sahih olduğunu söylemiştir.
    Yahya İbnu Said anlatıyor: “Hz. Ömer bir adama: “İsmin nedir?” diye sordu. Adam “Cemre (kor)” dedi. “Kimin oğlusun?” diye tekrar sordu. Adam: “İbnu Şihab (alev) deyince “Kimlerden?” dedi. Adam: “Hurakalardan.” “Eviniz nerede? diye sordu. “Harretu’n-Nar’da” cevabını alınca, “hangisinde?” dedi. “Zatı Leza’da” cevabını alınca; Hz. Ömer (radıyallahu anh) “Ailene yetiş, yanıyorlar!” dedi. Gerçekten durum aynen Hz. Ömer’in dediği gibiydi” Muvatta, İsti’zan 25 (2, 973).


  3. 27.Şubat.2013, 16:07
    2
    Moderatör



    İSİM VE KÜNYE ÜZERİNE MÜTEFERRİK HAKKINDAKİ HADİSLER
    hadis
    kaynak
    İbnu Ömer (radıyallahu anhuma) anlatıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) çocuğa, doğumunun yedinci gününde isim konmasını, yıkanarak pisliklerin temizlenmesini ve akika kurbanı kesilmesini emir buyurdu.” Ebu Davud, Edahi, 21, (2837); Tirmizi, Edahi 23, (1522), Edeb 63,(2834), (Tirmizi’de hadis İbnu Ömer’den değil, Amr İbnu Şu’ayb an ebihi an ceddihi tarikindendir. Burada bir sehiv söz konusu -Nesai, Akika 5, (7, 166); İbnu Mace, Zebaih 1, (3165)-dur.).
    Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: “Yeni doğan çocuklar Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)’e getirilirdi. O da bunlara mübarek olmaları için dua eder, tahnikde bulunurdu.” Müslim, Edeb, 27 (2147); Ebu Davud, Edeb 116, (5106).
    Ebu Rafi (radıyallahu anh) anlatıyor: “Hz. Fatıma (radıyallahu anha) oğlu Hasan (radıyallahu anh)’ı doğurduğu zaman, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’ı kulağına ezan okurken gördüm.”


    Rezin şu ziyadeyi kaydeder: “Kulağına İhlas sûresini okudu, hurma ile tahnik etti ve ismini koydu.” Ebu Davud, Edeb 116, (5105); Tirmizi, Edahi 17, (1514). Tirmizi hadisin sahih olduğunu söylemiştir.
    Yahya İbnu Said anlatıyor: “Hz. Ömer bir adama: “İsmin nedir?” diye sordu. Adam “Cemre (kor)” dedi. “Kimin oğlusun?” diye tekrar sordu. Adam: “İbnu Şihab (alev) deyince “Kimlerden?” dedi. Adam: “Hurakalardan.” “Eviniz nerede? diye sordu. “Harretu’n-Nar’da” cevabını alınca, “hangisinde?” dedi. “Zatı Leza’da” cevabını alınca; Hz. Ömer (radıyallahu anh) “Ailene yetiş, yanıyorlar!” dedi. Gerçekten durum aynen Hz. Ömer’in dediği gibiydi” Muvatta, İsti’zan 25 (2, 973).


  4. 27.Şubat.2013, 16:08
    3
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: İsim ile ilgili hadisler

    HZ.PEYGAMBER(S.A.S.)’İN İSİM ve KÜNYESİNİ ALMA
    hadis
    kaynak

    Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir gün Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Baki’de idi. Kulağına bir ses geldi: "Ey Ebu’l-Kasım!" diyordu. Başını sese doğru çevirdi. Seslenen adam: "Ey Allah’ın Resûlü seni kastedmedim, ben falancayı çağırdım" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "İsmimi isim olarak koyun, fakat künyemi kendinize künye yapmayın!" buyurdu.
    Buhari, Menakıb 20, Edeb 106; Müslim, Âdab 1 (2131); Tirmizi, Edeb 68, (2844).

    Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bizden birinin bir oğlu oldu. İsmini Kasım koydu. Kendisine: "Sana Ebu’l-Kasım künyesini vermeyiz. Bu künye ile seni şereflendirip memnun etmeyiz" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)’e gelerek durumu arzetti. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bunun üzerine: "Oğlunun adı Abdurrahmandır" dedi.

    Bir rivayette şu ziyade var: "İsmimi isim olarak koyun, fakat künyemi künye yapmayın. Zira ben Kasım (taksim edici) kılındım. Aranızda taksim ederim."

    Ebu Davud’un bir rivayetinde şöyle buyrulmuştur: "Kim benim ismimi almışsa, künyem ile künyelenmesin. Kim de künyem ile künyelenmişse, ismimle isimlenmesin."
    Buhari, Edeb 105, 106, 109, Menakıb 20; Müslim, Adab 2, (2133); Ebu Davud, Edeb 74, (4965); Tirmizi, Edeb 68, (2845).

    Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Bir kadın gelerek: "Ey Allah’ın Resûlü, ben bir oğlan dünyaya getirdim. Muhammed diye isim, Ebu’l-Kasım diye de künye verdim. Bana, sizin bu durumdan hoşlanmadığınız söylendi, doğru mu?" diye sordu. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "İsmimi helal, künyemi haram kılan şey de ne?" veya "Künyemi haram kılıp ismimi helal kılan şey de ne?" diyerek reddetti.
    Ebu Davud Edeb 76, (4968).

    Muhammed İbnu’l-Hanife, babasından (Allah her ikisinden de razı olsun) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)’e sordum: "Ey Allah’ın Resûlü, sizden sonra bir oğlum olduğu takdirde, sizin isminizle isimlendirebilir, künyenizle de künyelendirebilir miyim, ne dersiniz?" Bana "Evet" buyurdular.
    Ebu Davud, Edeb, 76, (4967); Tirmizi, Edeb 68, (2846). Metin Ebu Davud’undur. Tirmizi, hadise, "sahih" demiştir, ayrıca: "Burada bizim için ruhsat var" diye kaydetmiştir.


  5. 27.Şubat.2013, 16:08
    3
    Moderatör
    HZ.PEYGAMBER(S.A.S.)’İN İSİM ve KÜNYESİNİ ALMA
    hadis
    kaynak

    Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir gün Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Baki’de idi. Kulağına bir ses geldi: "Ey Ebu’l-Kasım!" diyordu. Başını sese doğru çevirdi. Seslenen adam: "Ey Allah’ın Resûlü seni kastedmedim, ben falancayı çağırdım" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "İsmimi isim olarak koyun, fakat künyemi kendinize künye yapmayın!" buyurdu.
    Buhari, Menakıb 20, Edeb 106; Müslim, Âdab 1 (2131); Tirmizi, Edeb 68, (2844).

    Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bizden birinin bir oğlu oldu. İsmini Kasım koydu. Kendisine: "Sana Ebu’l-Kasım künyesini vermeyiz. Bu künye ile seni şereflendirip memnun etmeyiz" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)’e gelerek durumu arzetti. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bunun üzerine: "Oğlunun adı Abdurrahmandır" dedi.

    Bir rivayette şu ziyade var: "İsmimi isim olarak koyun, fakat künyemi künye yapmayın. Zira ben Kasım (taksim edici) kılındım. Aranızda taksim ederim."

    Ebu Davud’un bir rivayetinde şöyle buyrulmuştur: "Kim benim ismimi almışsa, künyem ile künyelenmesin. Kim de künyem ile künyelenmişse, ismimle isimlenmesin."
    Buhari, Edeb 105, 106, 109, Menakıb 20; Müslim, Adab 2, (2133); Ebu Davud, Edeb 74, (4965); Tirmizi, Edeb 68, (2845).

    Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Bir kadın gelerek: "Ey Allah’ın Resûlü, ben bir oğlan dünyaya getirdim. Muhammed diye isim, Ebu’l-Kasım diye de künye verdim. Bana, sizin bu durumdan hoşlanmadığınız söylendi, doğru mu?" diye sordu. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "İsmimi helal, künyemi haram kılan şey de ne?" veya "Künyemi haram kılıp ismimi helal kılan şey de ne?" diyerek reddetti.
    Ebu Davud Edeb 76, (4968).

    Muhammed İbnu’l-Hanife, babasından (Allah her ikisinden de razı olsun) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)’e sordum: "Ey Allah’ın Resûlü, sizden sonra bir oğlum olduğu takdirde, sizin isminizle isimlendirebilir, künyenizle de künyelendirebilir miyim, ne dersiniz?" Bana "Evet" buyurdular.
    Ebu Davud, Edeb, 76, (4967); Tirmizi, Edeb 68, (2846). Metin Ebu Davud’undur. Tirmizi, hadise, "sahih" demiştir, ayrıca: "Burada bizim için ruhsat var" diye kaydetmiştir.


  6. 27.Şubat.2013, 16:09
    4
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: İsim ile ilgili hadisler

    HZ. PEYGAMBER (S.A.S.)’İN İSİM KOYDUĞU KİMSELER
    hadis
    kaynak

    Sehl İbnu Sa’d es-Saidi (radıyallahu anh) buyurdu ki: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Fatıma (radıyallahu anha) annemizin evine uğramıştı. Hz. Ali (radıyallahu anh)’yi evde bulamayınca: "Amca oğlun nerede?" diye sordu. Fatıma (radıyallahu anha): "Aramızda bir şekerlenme oldu. Bunun üzerine bana kızdı ve çekip gitti" dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) birine: "Hele bir arayıver nereye gitmiş" diye emretti. "Mescidde yatıyor!" diye haber verince, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), ‘Kalk ey Ebu Turab, kalk ey Ebu Turab (yani Toprak babası) diye seslendi.

    Sehl der ki: Hz. Ali (radıyallahu anh)’nin en çok sevdiği ismi bu isimdi.
    Buhari, Salat 58, Fedaili’l, Ashab 9, Edeb 113, İsti’zan 40; Müslim, Fedailu’s-Sahabe 38, (2409).

    Esma Bintu Ebi Bekr (radıyallahu anhüma) anlatıyor. "Mekke’de Abdullah İbnu Zübeyr (radıyallahu anh)’e hamile kalmıştım. Doğum yaklaşmıştı ki, Mekke’yi terkettim ve Medine’ye geldim, Kuba’ya indim. Abdullah’ı orada dünyaya getirdim. Doğunca, bebeği alıp Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’a götürdüm, kucağına bıraktım. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bir hurma istedi, ağzında çiğneyerek ezdikten sonra, tükrüğünden çocuğun ağzına bıraktı. Abdullah’ın midesine ilk inen şey Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’ın mübarek tükrükleri idi. Sonra (yumuşattığı o) hurma ile çocuğun damağını oğdu, hakkında bereketle dua etti ve Abdullah ismini verdi. Müslüman aileden ilk doğan çocuk bu idi. (Medine’de bütün Müslümanlar) onun doğumuna çok sevindiler. Çünkü "Yahudiler size sihir yaptılar, asla doğum yapamayacaksınız" diye bir şayia çıkarılmıştı."
    Buhari, Menakibu’l-Ensar 45, Akika 1, Müslim, Âdab 26, (2146).

    Ebu Mûsa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir oğlum doğmuştu. Hemen Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’a getirdim. İbrahim ismini verip bir hurma ile tahnikde bulundu. Sonra da "Mübarek olsun" diye dua buyurdu ve çocuğu bana geri verdi. Bu çocuk, Ebu Musa’nın en büyük evladı idi."
    Buhari, Akika 1; Müslim, Adab 24, (2145).

    Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Abdullah İbnu Ebi Talha’yı doğduğu zaman Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’a götürdüm. Bebek bir bez içerisinde idi. Vardığımızda Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) devesine katran sürüyordu. "Beraberinde hurma da getirdin mi?" diye sordu. "Evet" dedim ve birkaç tane hurma verdim. Onları ağzında çiğnedi, sonra çocuğun ağzını açtı. Ağzına tükrüğü püskürttü. Bebek, yalamaya başladı. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) "Ensar’ın hurma sevgisine bakın (doğar doğmaz başlıyor)" diye latife etti ve çocuğu Abdullah diye isimledi."
    Buhari, Cenaiz 42, Akika 1; Müslim, Âdab 22, (2144); Ebu Davud, Edeb 69, (4951) Hadisin metni; Müslim’deki metindir.

    Hz. Aişe (radıyallahu anha): "Ey Allah’ın Rasûlü, dedim, arkadaşlarımdan her birisinin bir künyesi var, (benim yok)". Dedi ki: "Oğlum Abdullah İbnu Zübeyr ile künyelen." Aişe, "Ümmü Abdillah (Abdullah’ın annesi)" diye künye almıştı"

    Rezin merhum: "Teyze anne gibidir" ilavesini kaydetmiştir.
    Ebu Davud, Edeb 78, (4970).

    Hz. Aişe (radıyallahu anha): "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) çirkin isimleri değiştirirdi" buyurmuştur.
    Tirmizi, Edeb 66, (2841).

    Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Zeyneb Bintu Ebi Seleme’nin ismi Berre idi. "Nefsini tezkiye ediyor" denildi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) onu Zeyneb diye isimlendirdi.
    Buhari Edeb 108; Müslim, Edeb 17, (2141).

    İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: "Cüveyriye Bintu’l-Haris’in ismi Berre idi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) onun ismini Cüveyriye diye değiştirdi. Zira, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) "Berre’nin yanından çıktı" denmesini sevmiyordu.
    Müslim, Edeb 16, (2140).

    Şureyh İbnu Hani, (radıyallahu anh) babasından naklediyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), kavmimin beni Ebu’l-Hakem diye künyelediklerini işitmişti. Beni çağırtarak: "Hakem olan Allah’tır, hüküm de O’nadır, öyle ise, sen nasıl Ebu’l-Hakem künyesini taşırsın?" dedi. Ben açıkladım: "Kavmim bir meselede anlaşmazlığa düşünce bana gelirler, ben hükme bağlarım. Her iki taraf da verdiğim hükme razı olurlar." Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Bu ne güzel şey?" buyurdu ve "Çocuklarından neler var?" diye sordu. Ben: "Şüreyh, Müslim, Abdullah var" dedim. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "En büyüğü hangisi?" dedi. "Şüreyh" dedim. "Öyleyse, buyurdu, sen Ebu Şüreyh’sin"
    Ebu Davud, Edeb 70, (4955); Nesai, Kada 7, (8, 226-227).

    Beşir İbnu Meymun, amcası Üsame İbnu Ahdari’den rivayet ediyor: Ahdari diyor ki: "İsmi Asram olan bir adam vardı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ona: "İsmin nedir?" diye sordu. Adam Asram diye cevap verdi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayır sen Zür’a'sın" buyurdu.
    Ebu Davud, Edeb 70, (4954).

    Said İbnu’l-Müseyyeb babası vasıtasıyla dedesinden naklediyor: "Dedem, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’a uğramıştı. İsmin ne? diye sordu. "Hazn (sert yer)" diye cevap verdi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayır sen Sehl’sin" dedi. Müseyyeb: "Olamaz, babanın verdiği bir ismi değiştiremem" dedi. İbnu’l-Müseyyeb ilave ediyor: "O günden sonra aramızda kabalık devam etti gitti."

    Ebu Davud’un rivayetinde şöyle demiştir: "… Hayır sehl ezilir ve hakir tutulur."

    Ebu Davud merhum der ki: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Asi, Aziz, Atele (şiddet, sertlik), Şeytan, Hakem, Gurab (karga) Habbab, Şihab isimlerini değiştirdi. Şihab’ı Hişam, Harb’i Silm (sulh), Muzdaci’ı (yatan) Münbais (kalkan) yaptı. Afire (çorak) adını taşıyan bir araziyi de Hadire (yeşillik) diye, Şi’bu’d Dalalet’i (sapıklık geçidi) Şi’bu’l-Hüda diye isimledi. Benu’z-Zinye’yi Benu’r-Rüşd olarak değiştirdi."
    Buhari, Edeb 107-108; Ebu Davud, Edeb 70, (4956).

    İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) diyor ki: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Asiye (isyankar, itaatsiz kadın) ismini değiştirip Cemile (güzel kadın) yaptı.
    Müslim, Edeb 14, (2139); Tirmizi, Edeb 66, (2840); Ebu Davud, Edeb 70, (4952).

    Mesruk anlatıyor: "Hz. Ömer’le karşılaştım. Bana "Sen kimsin?" diye sordu. "Mesruk İbnu’l-Ecda" dedim. Dedi ki: "Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’ın ecda şeytandır" dediğini işittim."
    Ebu Davud, Edeb 70, (4957).

    Sehl İbnu Sa’d (radıyallahu anh) anlatıyor: "el-Münzir İbnu Ebi Üseyd doğduğu zaman Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’a getirilmişti. Çocuğu kucağına aldı ve: "İsmi nedir?" diye sordu. "İsmi falandır" diye ne konmuşsa söylendi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayır! bunun ismi Münzir olacak" dedi ve o gün çocuğa Münzir ismini koydu.
    Buhari, Edeb 108; Müslim, Edeb 29, (2149).


  7. 27.Şubat.2013, 16:09
    4
    Moderatör
    HZ. PEYGAMBER (S.A.S.)’İN İSİM KOYDUĞU KİMSELER
    hadis
    kaynak

    Sehl İbnu Sa’d es-Saidi (radıyallahu anh) buyurdu ki: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Fatıma (radıyallahu anha) annemizin evine uğramıştı. Hz. Ali (radıyallahu anh)’yi evde bulamayınca: "Amca oğlun nerede?" diye sordu. Fatıma (radıyallahu anha): "Aramızda bir şekerlenme oldu. Bunun üzerine bana kızdı ve çekip gitti" dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) birine: "Hele bir arayıver nereye gitmiş" diye emretti. "Mescidde yatıyor!" diye haber verince, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), ‘Kalk ey Ebu Turab, kalk ey Ebu Turab (yani Toprak babası) diye seslendi.

    Sehl der ki: Hz. Ali (radıyallahu anh)’nin en çok sevdiği ismi bu isimdi.
    Buhari, Salat 58, Fedaili’l, Ashab 9, Edeb 113, İsti’zan 40; Müslim, Fedailu’s-Sahabe 38, (2409).

    Esma Bintu Ebi Bekr (radıyallahu anhüma) anlatıyor. "Mekke’de Abdullah İbnu Zübeyr (radıyallahu anh)’e hamile kalmıştım. Doğum yaklaşmıştı ki, Mekke’yi terkettim ve Medine’ye geldim, Kuba’ya indim. Abdullah’ı orada dünyaya getirdim. Doğunca, bebeği alıp Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’a götürdüm, kucağına bıraktım. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bir hurma istedi, ağzında çiğneyerek ezdikten sonra, tükrüğünden çocuğun ağzına bıraktı. Abdullah’ın midesine ilk inen şey Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’ın mübarek tükrükleri idi. Sonra (yumuşattığı o) hurma ile çocuğun damağını oğdu, hakkında bereketle dua etti ve Abdullah ismini verdi. Müslüman aileden ilk doğan çocuk bu idi. (Medine’de bütün Müslümanlar) onun doğumuna çok sevindiler. Çünkü "Yahudiler size sihir yaptılar, asla doğum yapamayacaksınız" diye bir şayia çıkarılmıştı."
    Buhari, Menakibu’l-Ensar 45, Akika 1, Müslim, Âdab 26, (2146).

    Ebu Mûsa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir oğlum doğmuştu. Hemen Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’a getirdim. İbrahim ismini verip bir hurma ile tahnikde bulundu. Sonra da "Mübarek olsun" diye dua buyurdu ve çocuğu bana geri verdi. Bu çocuk, Ebu Musa’nın en büyük evladı idi."
    Buhari, Akika 1; Müslim, Adab 24, (2145).

    Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Abdullah İbnu Ebi Talha’yı doğduğu zaman Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’a götürdüm. Bebek bir bez içerisinde idi. Vardığımızda Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) devesine katran sürüyordu. "Beraberinde hurma da getirdin mi?" diye sordu. "Evet" dedim ve birkaç tane hurma verdim. Onları ağzında çiğnedi, sonra çocuğun ağzını açtı. Ağzına tükrüğü püskürttü. Bebek, yalamaya başladı. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) "Ensar’ın hurma sevgisine bakın (doğar doğmaz başlıyor)" diye latife etti ve çocuğu Abdullah diye isimledi."
    Buhari, Cenaiz 42, Akika 1; Müslim, Âdab 22, (2144); Ebu Davud, Edeb 69, (4951) Hadisin metni; Müslim’deki metindir.

    Hz. Aişe (radıyallahu anha): "Ey Allah’ın Rasûlü, dedim, arkadaşlarımdan her birisinin bir künyesi var, (benim yok)". Dedi ki: "Oğlum Abdullah İbnu Zübeyr ile künyelen." Aişe, "Ümmü Abdillah (Abdullah’ın annesi)" diye künye almıştı"

    Rezin merhum: "Teyze anne gibidir" ilavesini kaydetmiştir.
    Ebu Davud, Edeb 78, (4970).

    Hz. Aişe (radıyallahu anha): "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) çirkin isimleri değiştirirdi" buyurmuştur.
    Tirmizi, Edeb 66, (2841).

    Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Zeyneb Bintu Ebi Seleme’nin ismi Berre idi. "Nefsini tezkiye ediyor" denildi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) onu Zeyneb diye isimlendirdi.
    Buhari Edeb 108; Müslim, Edeb 17, (2141).

    İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: "Cüveyriye Bintu’l-Haris’in ismi Berre idi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) onun ismini Cüveyriye diye değiştirdi. Zira, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) "Berre’nin yanından çıktı" denmesini sevmiyordu.
    Müslim, Edeb 16, (2140).

    Şureyh İbnu Hani, (radıyallahu anh) babasından naklediyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), kavmimin beni Ebu’l-Hakem diye künyelediklerini işitmişti. Beni çağırtarak: "Hakem olan Allah’tır, hüküm de O’nadır, öyle ise, sen nasıl Ebu’l-Hakem künyesini taşırsın?" dedi. Ben açıkladım: "Kavmim bir meselede anlaşmazlığa düşünce bana gelirler, ben hükme bağlarım. Her iki taraf da verdiğim hükme razı olurlar." Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Bu ne güzel şey?" buyurdu ve "Çocuklarından neler var?" diye sordu. Ben: "Şüreyh, Müslim, Abdullah var" dedim. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "En büyüğü hangisi?" dedi. "Şüreyh" dedim. "Öyleyse, buyurdu, sen Ebu Şüreyh’sin"
    Ebu Davud, Edeb 70, (4955); Nesai, Kada 7, (8, 226-227).

    Beşir İbnu Meymun, amcası Üsame İbnu Ahdari’den rivayet ediyor: Ahdari diyor ki: "İsmi Asram olan bir adam vardı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ona: "İsmin nedir?" diye sordu. Adam Asram diye cevap verdi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayır sen Zür’a'sın" buyurdu.
    Ebu Davud, Edeb 70, (4954).

    Said İbnu’l-Müseyyeb babası vasıtasıyla dedesinden naklediyor: "Dedem, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’a uğramıştı. İsmin ne? diye sordu. "Hazn (sert yer)" diye cevap verdi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayır sen Sehl’sin" dedi. Müseyyeb: "Olamaz, babanın verdiği bir ismi değiştiremem" dedi. İbnu’l-Müseyyeb ilave ediyor: "O günden sonra aramızda kabalık devam etti gitti."

    Ebu Davud’un rivayetinde şöyle demiştir: "… Hayır sehl ezilir ve hakir tutulur."

    Ebu Davud merhum der ki: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Asi, Aziz, Atele (şiddet, sertlik), Şeytan, Hakem, Gurab (karga) Habbab, Şihab isimlerini değiştirdi. Şihab’ı Hişam, Harb’i Silm (sulh), Muzdaci’ı (yatan) Münbais (kalkan) yaptı. Afire (çorak) adını taşıyan bir araziyi de Hadire (yeşillik) diye, Şi’bu’d Dalalet’i (sapıklık geçidi) Şi’bu’l-Hüda diye isimledi. Benu’z-Zinye’yi Benu’r-Rüşd olarak değiştirdi."
    Buhari, Edeb 107-108; Ebu Davud, Edeb 70, (4956).

    İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) diyor ki: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Asiye (isyankar, itaatsiz kadın) ismini değiştirip Cemile (güzel kadın) yaptı.
    Müslim, Edeb 14, (2139); Tirmizi, Edeb 66, (2840); Ebu Davud, Edeb 70, (4952).

    Mesruk anlatıyor: "Hz. Ömer’le karşılaştım. Bana "Sen kimsin?" diye sordu. "Mesruk İbnu’l-Ecda" dedim. Dedi ki: "Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’ın ecda şeytandır" dediğini işittim."
    Ebu Davud, Edeb 70, (4957).

    Sehl İbnu Sa’d (radıyallahu anh) anlatıyor: "el-Münzir İbnu Ebi Üseyd doğduğu zaman Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’a getirilmişti. Çocuğu kucağına aldı ve: "İsmi nedir?" diye sordu. "İsmi falandır" diye ne konmuşsa söylendi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayır! bunun ismi Münzir olacak" dedi ve o gün çocuğa Münzir ismini koydu.
    Buhari, Edeb 108; Müslim, Edeb 29, (2149).


  8. 27.Şubat.2013, 16:09
    5
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: İsim ile ilgili hadisler

    MAKBUL VE MEKRUH İSİMLER
    hadis
    kaynak

    Ebu’d-Derda (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız öyleyse isimlerinizi güzel yapın"
    Ebu Davud, Edeb 69, (4948).

    İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah’ın en ziyade sevdiği isimler Amdullah ve Abdurrahman’dır."
    Müslim, Âdab, 2, (2132); Ebu Davud Edeb 69, (4949); Tirmizi, Edeb 64, (2835).

    Ebu Vehb el-Cüşemi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Peygamberlerin isimleriyle isimlenin. Allah’ın çok sevdiği isimler Abdullah, Abdurrahman’dır. En sadık olanları da Haris ve Hemmam isimleridir. En çirkinleri de Harb ve Mürre isimleridir"
    Ebu Davud, Edeb 69, (4950). Metin Ebu Davud’a aittir, Nesai’de muhtasar olarak kaydedilmiştir (Hayl 3 (6, 218, 219)).

    Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah katında en düşük (ahna’) isim Melikü’l-emlak (mülklerin maliki) ismidir. Allah’tan başka Malik yoktur."

    Süfyan merhum dedi ki: Şahan Şah bunun örneğidir.

    Ahmed İbnu Hanbel merhûm dedi ki: "Ebu Amr merhum’a, ahna’ne demek diye sordum, bana "en düşük" diye cevap verdi.
    Buhari, Edeb 114; Müslim, Edeb 20, (2143); Ebu Davud, Edeb 70, (4961); Tirmizi Edeb 65, (2839).

    Müslim’in bir diğer rivayetinde şöyle buyrulmuştur: "Kıyamet günü, Allah’ın en ziyade kızacağı en kötü kimse, adı Melikü’l-emlak (Şehinşah) olan kimsedir. Allah’tan başka Malik yoktur."
    Müslim, Adab 21

    Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Ya’la, Bereket, Eflah, Yesar, Nafi ve benzeri isimlerin kullanılmasını yasaklamayı arzu etmişti. Sonra onun bu mevzuda sükut ettiğini gördüm. Sonra da yasaklamadan vefat etti."

    Ebu Davud’un rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "…Zira kişi "Bereket burada mı?" diye sorar da "hayır yok!" diye cevap verirler."
    Bu hadisi Müslim, Âdab 13, (2138); ve Ebu Davud, Edeb, 70, (4960) rivayet ettiler. Hadisin metni Müslim’e aittir.

    Hz. Ömer (radıyallahu anh)’in azadlı kölesi Eslem anlatıyor: "Hz. Ömer (radıyallahu anh), bir oğlunu Ebu İsa künyesini kullandığı için dövdü. Öte yandan Muğire İbnu Şu’be (radıyallahu anh), Ebu İsa künyesini kullanıyordu. Hz. Ömer (radıyallahu anh) ona "Ebu Abdillah künyesini kullanman sana yetmez mi?" dedi. Muğire: "Bana Ebu İsa künyesini takan Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)’dir" cevabını verince, Hz. Ömer: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)’in geçmiş gelecek bütün günahları affedilmiştir. Biz ise bundan böyle sıkıntıdayız" dedi. Ölünceye kadar Muğire’yi "Ebu Abdillah" diye künyeledi.
    Ebu Davud, Edeb 72, (4963).

    Yahya İbnu Sa’id (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bol sütlü bir deve hakkında: "Bunu kim sağacak?" diye sordu. Bir adam ayağa kalkmıştı ki Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) "İsmin ne?" dedi. Adam: "Mürre (acı)!" deyince, ona: "Otur!" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) tekrar "Bunu kim sağıverecek?" diye sordu. Bir başkası ayağa kalktı, ben sağacağım diyecekti. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) ona da: "ismin nedir?" diye sordu. Adam: "Harb!" diye cevap verdi. Ona da "Otur" dedi.

    Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Bu deveyi kim bize sağıverecek?" diye sormaya devam etti. Bir adam daha kalktı. Ona da ismini sordu. "Ya’iş (yaşıyor!)" cevabını alınca ona: "Sen sağ" diyerek müsaade etti."
    Muvatta, İsti’zan 24 (2, 973).


  9. 27.Şubat.2013, 16:09
    5
    Moderatör
    MAKBUL VE MEKRUH İSİMLER
    hadis
    kaynak

    Ebu’d-Derda (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız öyleyse isimlerinizi güzel yapın"
    Ebu Davud, Edeb 69, (4948).

    İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah’ın en ziyade sevdiği isimler Amdullah ve Abdurrahman’dır."
    Müslim, Âdab, 2, (2132); Ebu Davud Edeb 69, (4949); Tirmizi, Edeb 64, (2835).

    Ebu Vehb el-Cüşemi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Peygamberlerin isimleriyle isimlenin. Allah’ın çok sevdiği isimler Abdullah, Abdurrahman’dır. En sadık olanları da Haris ve Hemmam isimleridir. En çirkinleri de Harb ve Mürre isimleridir"
    Ebu Davud, Edeb 69, (4950). Metin Ebu Davud’a aittir, Nesai’de muhtasar olarak kaydedilmiştir (Hayl 3 (6, 218, 219)).

    Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah katında en düşük (ahna’) isim Melikü’l-emlak (mülklerin maliki) ismidir. Allah’tan başka Malik yoktur."

    Süfyan merhum dedi ki: Şahan Şah bunun örneğidir.

    Ahmed İbnu Hanbel merhûm dedi ki: "Ebu Amr merhum’a, ahna’ne demek diye sordum, bana "en düşük" diye cevap verdi.
    Buhari, Edeb 114; Müslim, Edeb 20, (2143); Ebu Davud, Edeb 70, (4961); Tirmizi Edeb 65, (2839).

    Müslim’in bir diğer rivayetinde şöyle buyrulmuştur: "Kıyamet günü, Allah’ın en ziyade kızacağı en kötü kimse, adı Melikü’l-emlak (Şehinşah) olan kimsedir. Allah’tan başka Malik yoktur."
    Müslim, Adab 21

    Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Ya’la, Bereket, Eflah, Yesar, Nafi ve benzeri isimlerin kullanılmasını yasaklamayı arzu etmişti. Sonra onun bu mevzuda sükut ettiğini gördüm. Sonra da yasaklamadan vefat etti."

    Ebu Davud’un rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "…Zira kişi "Bereket burada mı?" diye sorar da "hayır yok!" diye cevap verirler."
    Bu hadisi Müslim, Âdab 13, (2138); ve Ebu Davud, Edeb, 70, (4960) rivayet ettiler. Hadisin metni Müslim’e aittir.

    Hz. Ömer (radıyallahu anh)’in azadlı kölesi Eslem anlatıyor: "Hz. Ömer (radıyallahu anh), bir oğlunu Ebu İsa künyesini kullandığı için dövdü. Öte yandan Muğire İbnu Şu’be (radıyallahu anh), Ebu İsa künyesini kullanıyordu. Hz. Ömer (radıyallahu anh) ona "Ebu Abdillah künyesini kullanman sana yetmez mi?" dedi. Muğire: "Bana Ebu İsa künyesini takan Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)’dir" cevabını verince, Hz. Ömer: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)’in geçmiş gelecek bütün günahları affedilmiştir. Biz ise bundan böyle sıkıntıdayız" dedi. Ölünceye kadar Muğire’yi "Ebu Abdillah" diye künyeledi.
    Ebu Davud, Edeb 72, (4963).

    Yahya İbnu Sa’id (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bol sütlü bir deve hakkında: "Bunu kim sağacak?" diye sordu. Bir adam ayağa kalkmıştı ki Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) "İsmin ne?" dedi. Adam: "Mürre (acı)!" deyince, ona: "Otur!" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) tekrar "Bunu kim sağıverecek?" diye sordu. Bir başkası ayağa kalktı, ben sağacağım diyecekti. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) ona da: "ismin nedir?" diye sordu. Adam: "Harb!" diye cevap verdi. Ona da "Otur" dedi.

    Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Bu deveyi kim bize sağıverecek?" diye sormaya devam etti. Bir adam daha kalktı. Ona da ismini sordu. "Ya’iş (yaşıyor!)" cevabını alınca ona: "Sen sağ" diyerek müsaade etti."
    Muvatta, İsti’zan 24 (2, 973).





+ Yorum Gönder