Konusunu Oylayın.: Zekat hakkında sahih hadisi şerifler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Zekat hakkında sahih hadisi şerifler
  1. 27.Şubat.2013, 00:47
    1
    Misafir

    Zekat hakkında sahih hadisi şerifler






    Zekat hakkında sahih hadisi şerifler Mumsema Zekat hakkında sahih hadisi şerifler


  2. 27.Şubat.2013, 00:47
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 27.Şubat.2013, 15:53
    2
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Zekat hakkında sahih hadisi şerifler




    ZEKATLA İLGİLİ HADİSLER
    hadis
    Konusu
    İbnu Ömer ve Hz. Aişe radıyallahu anhüma’nın anlattığına göre: “Resulullah aleyhissalatu vesselam, her yirmi dinar ve daha fazlası için yarım dinar (zekat) alırdı, kırk dinar için de bir dinar (zekat) alırdı.

    ALTIN VE GÜMÜŞÜN ZEKATI
    Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam’ın: “Üzerinden bir yıl geçmedikçe, bir malda zekat yoktur” dediğini işittim.”

    BİR YILLIK MALA ZEKAT
    Hz. Cabir İbnu Abdillah radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Beş deveden aşağı mal için zekat yoktur. Beş okiyyeden az (gümüş için de) zekat yoktur. Beş vask miktarından az olan (hurma, üzüm ve hububat) için de zekat yoktur.”


    ZEKAT DÜŞEN MİKTAR
    Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Zekat verdiğiniz zaman: “Allahım! Bu zekatı büyük bir sevaba vesile kıl, (hak sahibine ödenip sevap beklenmeyen) bir borç kılma” demek suretiyle zekatın sevabını istemeyi unutmayın.”


    ZEKAT VERİRKEN NE DENİR?
    Ebu Sa’idi’l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Beşten az olan deve için zekat yoktur. Dört deve için de zekat yoktur. Deve sayısı beşe ulaştımı, dokuz oluncaya kadar bir koyun gerekir. On deve olunca iki koyun gerekir, ondört deveye kadar yine iki koyun gerekir, onbeşe ulaştı mı üç koyun gerekir. Ondokuz olsa da üç koyun gerekir. Yirmi olunca dört koyun gerekir. Bu, yirmidörde kadar böyledir. Deve sayısı yirmibeşe ulaşınca, otuzbeş oluncaya kadar bu miktarın zekatı bir bint-i mehazdır (bir yaşını doldurmuş, ikinci yaşına basmış dişi deve); eğer bintu mehaz yoksa bir ibnu lebün (iki yaşını doldurup üçüncü yaşına basan erkek deve)dir. Eğer bir deve fazlalaşırsa (otuzaltı olursa) zekatı bir bintu lebündur. Sayı kırkbeşi buluncaya kadar zekat yine de bir bintu lebündur. Bu miktarı bir deve aşsa bir hıkka (üç yaşını doldurup dörde basan dişi deve); bu, deve sayısı altmış oluncaya kadar böyledir. Altmış deveyi aşınca yetmişbeş oluncaya kadar bir ceze’a (dört yaşını doldurup beşinciye giren dişi deve) gerekir. Bu miktarı bir deve aşınca doksan deveye kadar iki bintu lebün gerekir. Bu miktarı bir deve aşınca (Doksan bir olunca) iki hıkka gerekir, bu, yüzyirmiye kadar böyledir. Bundan sonra her elli deve için bir hıkka, her kırk için bir bintu lebun (zekat) gerekir.”

    DEVELERİN ZEKATI
    İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Müslümanların zekatları (sürülerini suladıkları) su başlarında alınır. (Zekat memurları oralara gider, halk, zekatını vermek için, zekat memurlarının ayağına gelmez).”

    DAVARIN ZEKATI
    Abdullah İbnu Üneys radıyallahu anh’ın anlattığına göre: “Kendisi Hz. Ömer radıyallahu anh’la birlikte bir gün zekat hakkında müzakerede bulunmuşlardır. Hz. Ömer: “Sen, Resulullah aleyhissalatu vesselam’ın sadakada yapılan hırsızlık hakkında: “Kim sadaka malından bir deve veya koyun çalacak olsa, Kıyamet günü o çaldığı şeyi sırtına yüklenmiş olarak gelir!” buyurduğunu işitmedin mi ?” demiş, Abdullah İbnu Üneys de: “Evet işittim” diye cevap vermiştir.”

    SADAKA TOPLAYANLAR
    Amr İbnu Şu’ayb an ebihi an ceddihi radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam, (yerden çıkan mahsullerden) şu beş şeyden zekat verilmesini teşri buyurdu: “Buğday, arpa, hurma, üzüm ve darı.”

    ZEKAT GEREKTİREN MALLAR
    Bera İbnu Azib radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre, bu yüce sahabi “Ey iman edenler! Kazandığınız şeylerin) ve yerden sizin için çıkardığımız şeylerin temizlerinden infak ediniz ve malın kötüsünden infak etmeye kalkmayın!” (Bakara 267) mealindeki ayet-i kerime hakkında şöyle demiştir: “Bu ayet-i kerime Ensar radıyallahu anhüm hakkında nazil oldu. Onlar, hurma toplama mevsimi gelince, kendi bahçelerinden taze hurma salkımlarını devşirip Resulullah’ın mescidinde sütunlar arasına gerilmiş iplere asarlardı. Bunlardan fakir muhacirler yerlerdi. Ensarilerden biri, bu kadar çok salkımın arasında bir tane adi hurmalı salkımın bulunmasını caiz sanarak adi hurmalar da bulunan bir salkım sokuşturmuştu. İşte bunu yapan zat hakkında buyrularak “Zekatınızı, bozuk ve kötü hurmadan vermeye kalkmayın” ihtarında bulunulmuştur. “Öyle kötü hurmalar ki, eğer size hediye edilmiş olsaydı işinize yaramayan bir şeyi size gönderdiği için hissedeceğiniz öfkeden dolayı, sahibinden utanç duyarak kabul edecektiniz” denmek istenmiştir. Hak Teala hazretleri, bizim sadakalarımıza muhtaç olmadığını belirterek, sadakayı kendi menfaatimiz için verdiğimizi, öyleyse iyi şeylerden vermemiz gerektiğini ihtar etmiştir.”

    ZEKAT İYİ MALDAN VERİLMELİ
    Ebu Seyyare el Müte’i anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü, benim bal arılarım var (zekat düşer mi?)dedim.


    “Evet! Öşürünü ver!” buyurdu.

    “Ey Allah’ın Reslulü! Arıları benim için muhafaza buyur!” dedim, o da onları benim için muhafaza buyurdu.”

    BALIN ZEKATI
    Ala İbnu’l-Hadrami radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam beni Bahreyn’e -veya Hecer’e- gönderdi. Ben orada kardeşler arasında müşterek olan bir bağdan vergi almak üzere giderdim. Kardeşin biri müslüman ise, müslümanın payına düşenden öşür, müşrikten de harac alırdım.” ÖŞÜR VE HARAÇ
    Hz. Cabir İbnu Abdillah radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Bir vask altmış sa’dır.”
    Ümmü Seleme radıyallahu anha anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam bize sadaka vermemizi emretmişti. Abdullah İbnu Mesud’un hanımı Zeyneb radıyallahu anhüma: “Kardeşimin yetim çocukları ile fakir olan kocama versem bu, beni sadaka mükellefiyetinden kurtarur mu? Ben onlara şöyle şöyle infak ediyorum!” dedi. Aleyhissalatu vesselam: “Evet!” buyurdular. Ravi der ki : “Zeyneb san’atkar bir kadındı, el işi yapardı.”

    YAKINLARA ZEKAT


  4. 27.Şubat.2013, 15:53
    2
    Moderatör



    ZEKATLA İLGİLİ HADİSLER
    hadis
    Konusu
    İbnu Ömer ve Hz. Aişe radıyallahu anhüma’nın anlattığına göre: “Resulullah aleyhissalatu vesselam, her yirmi dinar ve daha fazlası için yarım dinar (zekat) alırdı, kırk dinar için de bir dinar (zekat) alırdı.

    ALTIN VE GÜMÜŞÜN ZEKATI
    Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam’ın: “Üzerinden bir yıl geçmedikçe, bir malda zekat yoktur” dediğini işittim.”

    BİR YILLIK MALA ZEKAT
    Hz. Cabir İbnu Abdillah radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Beş deveden aşağı mal için zekat yoktur. Beş okiyyeden az (gümüş için de) zekat yoktur. Beş vask miktarından az olan (hurma, üzüm ve hububat) için de zekat yoktur.”


    ZEKAT DÜŞEN MİKTAR
    Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Zekat verdiğiniz zaman: “Allahım! Bu zekatı büyük bir sevaba vesile kıl, (hak sahibine ödenip sevap beklenmeyen) bir borç kılma” demek suretiyle zekatın sevabını istemeyi unutmayın.”


    ZEKAT VERİRKEN NE DENİR?
    Ebu Sa’idi’l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Beşten az olan deve için zekat yoktur. Dört deve için de zekat yoktur. Deve sayısı beşe ulaştımı, dokuz oluncaya kadar bir koyun gerekir. On deve olunca iki koyun gerekir, ondört deveye kadar yine iki koyun gerekir, onbeşe ulaştı mı üç koyun gerekir. Ondokuz olsa da üç koyun gerekir. Yirmi olunca dört koyun gerekir. Bu, yirmidörde kadar böyledir. Deve sayısı yirmibeşe ulaşınca, otuzbeş oluncaya kadar bu miktarın zekatı bir bint-i mehazdır (bir yaşını doldurmuş, ikinci yaşına basmış dişi deve); eğer bintu mehaz yoksa bir ibnu lebün (iki yaşını doldurup üçüncü yaşına basan erkek deve)dir. Eğer bir deve fazlalaşırsa (otuzaltı olursa) zekatı bir bintu lebündur. Sayı kırkbeşi buluncaya kadar zekat yine de bir bintu lebündur. Bu miktarı bir deve aşsa bir hıkka (üç yaşını doldurup dörde basan dişi deve); bu, deve sayısı altmış oluncaya kadar böyledir. Altmış deveyi aşınca yetmişbeş oluncaya kadar bir ceze’a (dört yaşını doldurup beşinciye giren dişi deve) gerekir. Bu miktarı bir deve aşınca doksan deveye kadar iki bintu lebün gerekir. Bu miktarı bir deve aşınca (Doksan bir olunca) iki hıkka gerekir, bu, yüzyirmiye kadar böyledir. Bundan sonra her elli deve için bir hıkka, her kırk için bir bintu lebun (zekat) gerekir.”

    DEVELERİN ZEKATI
    İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Müslümanların zekatları (sürülerini suladıkları) su başlarında alınır. (Zekat memurları oralara gider, halk, zekatını vermek için, zekat memurlarının ayağına gelmez).”

    DAVARIN ZEKATI
    Abdullah İbnu Üneys radıyallahu anh’ın anlattığına göre: “Kendisi Hz. Ömer radıyallahu anh’la birlikte bir gün zekat hakkında müzakerede bulunmuşlardır. Hz. Ömer: “Sen, Resulullah aleyhissalatu vesselam’ın sadakada yapılan hırsızlık hakkında: “Kim sadaka malından bir deve veya koyun çalacak olsa, Kıyamet günü o çaldığı şeyi sırtına yüklenmiş olarak gelir!” buyurduğunu işitmedin mi ?” demiş, Abdullah İbnu Üneys de: “Evet işittim” diye cevap vermiştir.”

    SADAKA TOPLAYANLAR
    Amr İbnu Şu’ayb an ebihi an ceddihi radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam, (yerden çıkan mahsullerden) şu beş şeyden zekat verilmesini teşri buyurdu: “Buğday, arpa, hurma, üzüm ve darı.”

    ZEKAT GEREKTİREN MALLAR
    Bera İbnu Azib radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre, bu yüce sahabi “Ey iman edenler! Kazandığınız şeylerin) ve yerden sizin için çıkardığımız şeylerin temizlerinden infak ediniz ve malın kötüsünden infak etmeye kalkmayın!” (Bakara 267) mealindeki ayet-i kerime hakkında şöyle demiştir: “Bu ayet-i kerime Ensar radıyallahu anhüm hakkında nazil oldu. Onlar, hurma toplama mevsimi gelince, kendi bahçelerinden taze hurma salkımlarını devşirip Resulullah’ın mescidinde sütunlar arasına gerilmiş iplere asarlardı. Bunlardan fakir muhacirler yerlerdi. Ensarilerden biri, bu kadar çok salkımın arasında bir tane adi hurmalı salkımın bulunmasını caiz sanarak adi hurmalar da bulunan bir salkım sokuşturmuştu. İşte bunu yapan zat hakkında buyrularak “Zekatınızı, bozuk ve kötü hurmadan vermeye kalkmayın” ihtarında bulunulmuştur. “Öyle kötü hurmalar ki, eğer size hediye edilmiş olsaydı işinize yaramayan bir şeyi size gönderdiği için hissedeceğiniz öfkeden dolayı, sahibinden utanç duyarak kabul edecektiniz” denmek istenmiştir. Hak Teala hazretleri, bizim sadakalarımıza muhtaç olmadığını belirterek, sadakayı kendi menfaatimiz için verdiğimizi, öyleyse iyi şeylerden vermemiz gerektiğini ihtar etmiştir.”

    ZEKAT İYİ MALDAN VERİLMELİ
    Ebu Seyyare el Müte’i anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü, benim bal arılarım var (zekat düşer mi?)dedim.


    “Evet! Öşürünü ver!” buyurdu.

    “Ey Allah’ın Reslulü! Arıları benim için muhafaza buyur!” dedim, o da onları benim için muhafaza buyurdu.”

    BALIN ZEKATI
    Ala İbnu’l-Hadrami radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam beni Bahreyn’e -veya Hecer’e- gönderdi. Ben orada kardeşler arasında müşterek olan bir bağdan vergi almak üzere giderdim. Kardeşin biri müslüman ise, müslümanın payına düşenden öşür, müşrikten de harac alırdım.” ÖŞÜR VE HARAÇ
    Hz. Cabir İbnu Abdillah radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Bir vask altmış sa’dır.”
    Ümmü Seleme radıyallahu anha anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam bize sadaka vermemizi emretmişti. Abdullah İbnu Mesud’un hanımı Zeyneb radıyallahu anhüma: “Kardeşimin yetim çocukları ile fakir olan kocama versem bu, beni sadaka mükellefiyetinden kurtarur mu? Ben onlara şöyle şöyle infak ediyorum!” dedi. Aleyhissalatu vesselam: “Evet!” buyurdular. Ravi der ki : “Zeyneb san’atkar bir kadındı, el işi yapardı.”

    YAKINLARA ZEKAT


  5. 27.Şubat.2013, 15:54
    3
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Zekat hakkında sahih hadisi şerifler

    ZEKÂT HAKKINDAKİ HADİSLER
    hadis
    kaynak
    Ziyad İbnu’l-Haris es-Sudai (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’a gelip biat ettim. O sırada bir adam gelerek: “Bana sadakadan ver!” dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) adama: “Allah, sadakalar hususunda, ne herhangi bir peygambere ne de bir başkasına hüküm verme yetkisi tanımadı, hükmü bizzat kendisi verdi. Ve, sadakaları sekiz hisseye ayırdı. Eğer sen bunlardan birine girersen senin hakkını derhal sana veririm” buyurdu.” Ebu Davud, Zekat 23, (1630).
    İsmi Nüseybe olan Ümmü Atiyye (radıyallahu anha) anlatıyor: “Bana bir koyun tasadduk edilmişti. Hz. Aişe (radıyallahu anha)’ye bir miktar et gönderdim. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) o sırada Hz. Aişe’ye:


    “Yiyecek birşeyler var mı?” diye sormuş, Hz. Aişe (radıyallahu anha) de:

    “Hayır! Ancak, Nüseybe’nin şu (kendisine tasadduk edilen) koyundan gönderdiği bir miktar et var” cevabını vermiş. Resûlullah:

    “Getir onu, o koyun yerini bulmuş (bize hediye olarak gelen zekat olmaktan çıkmış)tır” demiş.” Buhari, Zekat 31, 62, Hibe 5; Müslim, Zekat 174, (1076).
    Yine Sahiheyn’de ve ayrıca Ebu Davud ve Nesai’de Hz. Enes (radıyallahu anh)’den rivayet edilen bir hadiste denmiştir ki:


    “Berire (radıyallahu anha)’ye tasadduk edilen bir etten Resûlullah’a ikram edilmişti. (Etin menşeini öğrenen Resûlullah: “Bu ona sadakadır, bize ise hediyedir” buyurdu.” Buhari, Zekat 62, Hibe 5; Müslim, Zekat 170, (1074); Ebu Davud, Zekat 30, (1655).
    Beşir İbnu Yesar (rahimehullah)’dan nakledildiğine göre, Sehl İbnu Ebe Hasme denen Ensar’dan bir zat ona şunu haber vermiştir:


    “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), kendisine (Sehl’e) zekat develerinden yüz tanesini diyet olarak ödemiştir. Yani, Hayber’de öldürülen Ensari’nin diyeti olarak.” Ebu Davud, Diyat 8, 9, (4521, 4523); Buhari, Diyat 22.
    Rezin’in kaydettiği bir rivayette, Ebu Las el-Huzai demiştir ki: “Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), (bizi hacca giderken) sadaka develerine bindirdi.” Buhari, Zekat 49, Ahmed İbnu Hanbel 4, 221. (Bu rivayeti Rezin ilave etmiştir. Buhari muallak olarak kaydeder. Ahmed İbnu Hanbel de Müsned’de.


  6. 27.Şubat.2013, 15:54
    3
    Moderatör
    ZEKÂT HAKKINDAKİ HADİSLER
    hadis
    kaynak
    Ziyad İbnu’l-Haris es-Sudai (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’a gelip biat ettim. O sırada bir adam gelerek: “Bana sadakadan ver!” dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) adama: “Allah, sadakalar hususunda, ne herhangi bir peygambere ne de bir başkasına hüküm verme yetkisi tanımadı, hükmü bizzat kendisi verdi. Ve, sadakaları sekiz hisseye ayırdı. Eğer sen bunlardan birine girersen senin hakkını derhal sana veririm” buyurdu.” Ebu Davud, Zekat 23, (1630).
    İsmi Nüseybe olan Ümmü Atiyye (radıyallahu anha) anlatıyor: “Bana bir koyun tasadduk edilmişti. Hz. Aişe (radıyallahu anha)’ye bir miktar et gönderdim. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) o sırada Hz. Aişe’ye:


    “Yiyecek birşeyler var mı?” diye sormuş, Hz. Aişe (radıyallahu anha) de:

    “Hayır! Ancak, Nüseybe’nin şu (kendisine tasadduk edilen) koyundan gönderdiği bir miktar et var” cevabını vermiş. Resûlullah:

    “Getir onu, o koyun yerini bulmuş (bize hediye olarak gelen zekat olmaktan çıkmış)tır” demiş.” Buhari, Zekat 31, 62, Hibe 5; Müslim, Zekat 174, (1076).
    Yine Sahiheyn’de ve ayrıca Ebu Davud ve Nesai’de Hz. Enes (radıyallahu anh)’den rivayet edilen bir hadiste denmiştir ki:


    “Berire (radıyallahu anha)’ye tasadduk edilen bir etten Resûlullah’a ikram edilmişti. (Etin menşeini öğrenen Resûlullah: “Bu ona sadakadır, bize ise hediyedir” buyurdu.” Buhari, Zekat 62, Hibe 5; Müslim, Zekat 170, (1074); Ebu Davud, Zekat 30, (1655).
    Beşir İbnu Yesar (rahimehullah)’dan nakledildiğine göre, Sehl İbnu Ebe Hasme denen Ensar’dan bir zat ona şunu haber vermiştir:


    “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), kendisine (Sehl’e) zekat develerinden yüz tanesini diyet olarak ödemiştir. Yani, Hayber’de öldürülen Ensari’nin diyeti olarak.” Ebu Davud, Diyat 8, 9, (4521, 4523); Buhari, Diyat 22.
    Rezin’in kaydettiği bir rivayette, Ebu Las el-Huzai demiştir ki: “Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), (bizi hacca giderken) sadaka develerine bindirdi.” Buhari, Zekat 49, Ahmed İbnu Hanbel 4, 221. (Bu rivayeti Rezin ilave etmiştir. Buhari muallak olarak kaydeder. Ahmed İbnu Hanbel de Müsned’de.


  7. 27.Şubat.2013, 15:55
    4
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Zekat hakkında sahih hadisi şerifler

    ZEKÂT KİMLERE HARAM?
    hadis
    kaynak

    Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hasan İbnu Ali (radıyallahu anhüma) zekat hurmasından bir tanesini alıp, hemen ağzına attı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Hişt, hişt at onu! Bilmiyor musun, biz zekat yemiyoruz!" -veya: "Bize zekat helal değildir!-" diye müdahale etti."
    Buhari, Zekat 60, 57, Cihad 188; Müslim, Zekat 161, (1069).

    Yine Sahiheyn’de gelen bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ben bazan evime dönüyor, yatağımda veya odamda yere düşmüş bir hurma buluyorum. Onu yemek üzere kaldırdığım vakit, "bu, sadaka hurması olmasın?" diye aklıma geliyor, korkup (tekrar yere) atıyorum."
    Buhari, Lukata 6; Müslim, Zekat 162,163, (1070); Ebu Davud, Zekat 29, (1651,1652).

    Yine Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) efendimiz, kendisine bir yiyecek getirilince, mahiyeti hakkında sorardı. Eğer "hediye olduğu" söylenirse ondan yerdi, "sadaka olduğu" söylenirse yemeyip Ashabına, "Siz yiyin!" derdi."
    Buhari, Hibe 5; Müslim, Zekat 175, (1077); Tirmizi, Zekat 25, (656); Nesai, Zekat 98, (5, 107).

    (Peygamberimizin azadlısı) Ebu Rafi’ (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), Beni Mahzüm’dan bir adamı zekat toplamak üzere gönderdi. Adam bana: "Benimle sen de gel, zekattan sana da bir pay düşsün" dedi. Kendisine "Hele Resûlullah’a bir sorayım" cevabını verdim ve sordum. Efendimiz: "Bir kavmin azadlısı o kavimden sayılır, bize sadaka helal değildir" buyurdu."

    İbnu’l-Esir der ki: "Bütün mezheplerce meşhur olan görüşe göre, Beni Haşim ve Beni Muttalib’in azadlılarına zekat haram değildir. Bu meselede Şafi mezhebinde iki görüş mevcuttur: Birine göre, Beni Haşim ve Beni Muttalib’e zekatı haram kılan sebebin sona ermesi ve zekata bedel pay aldıkları humus hissesinin ortadan kalkmış olmasından dolayı zekat haram olmaz.

    Diğerine göre, bu hadis sebebiyle haramdır.

    Ortadaki bu ihtilafın -yani sadaka Beni Haşim ve Muttalib azadlılarına haram değil diyen görüşle haram olduğunu söyleyen bu hadisin te’lifine gelince: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bu sözü, Ebu Rafi’e, tenzihen ve kendilerine benzemeye ve sünnetine uymaya teşviken söylemiş olmalıdır (gerçek manada haram etmek ve kesin bir hükümle yasaklamak maksadıyla değil.)"
    Tirmizi, Zekat 25, (657); Ebu Davud, Zekat 29, (1650); Nesai, Zekat 97, (5,107). Hadisin metni Ebu Davud ve Tirmizi’nin metnidir.

    Abdullah İbnu Amr İbni’l-As (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sadaka, ne zengine ne de sakatlığı olmayan güçlüye helal değildir."
    Tirmizi, Zekat 23, (652); Ebu Davud, Zekat 23, (1634); Nesai, Zekat 90, (5, 99); İbnu Mace, Zekat 26, (1839).

    Ata İbnu Yesar merhum anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sadaka şu beş kişi dışında zengine helal değildir:

    1- AIIah yolunda gazveye çıhan,

    2- Sadakayı toplamak için çalışan

    3- Borçlanan,

    4- Sadaka malını kendi parasıyla satın alan,

    5- Komşusu fakir olan kimse. Şöyle ki: Bu fakire sadaka verilir, o da bundan zengin komşusuna hediyede bulunur."
    Muvatta, Zekat 29, (1, 268); Ebu Davud, Zekat 22, (1635, 1636); İbnu Mace, Zekat 27, (1841).


  8. 27.Şubat.2013, 15:55
    4
    Moderatör
    ZEKÂT KİMLERE HARAM?
    hadis
    kaynak

    Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hasan İbnu Ali (radıyallahu anhüma) zekat hurmasından bir tanesini alıp, hemen ağzına attı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Hişt, hişt at onu! Bilmiyor musun, biz zekat yemiyoruz!" -veya: "Bize zekat helal değildir!-" diye müdahale etti."
    Buhari, Zekat 60, 57, Cihad 188; Müslim, Zekat 161, (1069).

    Yine Sahiheyn’de gelen bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ben bazan evime dönüyor, yatağımda veya odamda yere düşmüş bir hurma buluyorum. Onu yemek üzere kaldırdığım vakit, "bu, sadaka hurması olmasın?" diye aklıma geliyor, korkup (tekrar yere) atıyorum."
    Buhari, Lukata 6; Müslim, Zekat 162,163, (1070); Ebu Davud, Zekat 29, (1651,1652).

    Yine Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) efendimiz, kendisine bir yiyecek getirilince, mahiyeti hakkında sorardı. Eğer "hediye olduğu" söylenirse ondan yerdi, "sadaka olduğu" söylenirse yemeyip Ashabına, "Siz yiyin!" derdi."
    Buhari, Hibe 5; Müslim, Zekat 175, (1077); Tirmizi, Zekat 25, (656); Nesai, Zekat 98, (5, 107).

    (Peygamberimizin azadlısı) Ebu Rafi’ (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), Beni Mahzüm’dan bir adamı zekat toplamak üzere gönderdi. Adam bana: "Benimle sen de gel, zekattan sana da bir pay düşsün" dedi. Kendisine "Hele Resûlullah’a bir sorayım" cevabını verdim ve sordum. Efendimiz: "Bir kavmin azadlısı o kavimden sayılır, bize sadaka helal değildir" buyurdu."

    İbnu’l-Esir der ki: "Bütün mezheplerce meşhur olan görüşe göre, Beni Haşim ve Beni Muttalib’in azadlılarına zekat haram değildir. Bu meselede Şafi mezhebinde iki görüş mevcuttur: Birine göre, Beni Haşim ve Beni Muttalib’e zekatı haram kılan sebebin sona ermesi ve zekata bedel pay aldıkları humus hissesinin ortadan kalkmış olmasından dolayı zekat haram olmaz.

    Diğerine göre, bu hadis sebebiyle haramdır.

    Ortadaki bu ihtilafın -yani sadaka Beni Haşim ve Muttalib azadlılarına haram değil diyen görüşle haram olduğunu söyleyen bu hadisin te’lifine gelince: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bu sözü, Ebu Rafi’e, tenzihen ve kendilerine benzemeye ve sünnetine uymaya teşviken söylemiş olmalıdır (gerçek manada haram etmek ve kesin bir hükümle yasaklamak maksadıyla değil.)"
    Tirmizi, Zekat 25, (657); Ebu Davud, Zekat 29, (1650); Nesai, Zekat 97, (5,107). Hadisin metni Ebu Davud ve Tirmizi’nin metnidir.

    Abdullah İbnu Amr İbni’l-As (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sadaka, ne zengine ne de sakatlığı olmayan güçlüye helal değildir."
    Tirmizi, Zekat 23, (652); Ebu Davud, Zekat 23, (1634); Nesai, Zekat 90, (5, 99); İbnu Mace, Zekat 26, (1839).

    Ata İbnu Yesar merhum anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sadaka şu beş kişi dışında zengine helal değildir:

    1- AIIah yolunda gazveye çıhan,

    2- Sadakayı toplamak için çalışan

    3- Borçlanan,

    4- Sadaka malını kendi parasıyla satın alan,

    5- Komşusu fakir olan kimse. Şöyle ki: Bu fakire sadaka verilir, o da bundan zengin komşusuna hediyede bulunur."
    Muvatta, Zekat 29, (1, 268); Ebu Davud, Zekat 22, (1635, 1636); İbnu Mace, Zekat 27, (1841).


  9. 27.Şubat.2013, 15:55
    5
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Zekat hakkında sahih hadisi şerifler

    ZEKÂT TAHSİLDARININ HAK VE VAZİFELERİ
    hadis
    kaynak

    Ebu Humeyd es-Saidi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) zekat toplama işinde bir adam istihdam etti. -Bir rivayette "Beni Süleym’in zekatını toplama işinde" denmiştir- Adam vazifeden dönünce:

    "Bu size aittir, şu da bana hediye edilenler!" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) (öfkeyle) minbere çıkıp, Allah’a hamd ve senada bulunduktan sonra şunları söyledi:

    "Emma ba’d, Ben sizden birini, Allah’ın bana tevdi ettiği bir işte istihdam ederim. Sonra o gelir:

    "Bu size aittir, şu da bana hediye edilenler!" der. Bu adama, babasının veya anasının evinde otursaydı da, eğer doğru sözlüyse hediyesi ayağına gelseydi ya! Vallahi sizden kim haksız bir şey alırsa mutlaka onu boynunda taşır olduğu halde Kıyamet günü Allah’la karşılacaktır. Eğer bu haksız aldığı şey deve ise böğürecek, sığırsa möleyecek, koyunsa meleyecek!"

    Sonra Resûlullah ellerini kaldırdı, o kadar ki koltuk altındaki beyazlık gözüktü:

    "Allah’ım tebliğ ettim mi?" dedi ve bu sözünü üç kere tekrar etti."
    Buhari, Hiyel 15, Cum’a 29, Zekat 67, Hibe 17, Eyman 3, Ahkam 24, 41; Müslim, İmaret 26, (1832); Ebu Davud, İmaret 11, (2946).

    Beşir İbnu’l-Hasasiye (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah’ın Resülü! dedik, zekat toplayanlar, bize haksızlık edip borcumuzdan fazlasını alıyorlar, biz malımızdan haksızlıkları kadarını gizleyelim mi?"

    "Hayır!" cevabını verdi."
    Ebu Davud, Zekat 5, (1586,1587).

    Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Zekatta haddi aşan, vermeyen gibidir."
    Ebu Davud, Zekat 4, (1585); Tirmizi, Zekat 19, (646); İbnu Mace, Zekat 14, (1908).

    C’abir İbnu Atik (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Size bir grup sevimsiz atlılar gelecek. Geldikleri zaman, onları iyi karşılayın. Onlarla talep ettikleri şeylerin arasından çekilin. Adalet ederlerse bu kendi lehlerinedir. Zulmederlerse bu da onların aleyhlerindedir. Siz onları razı edin. Zekatınızın kemali onların rızasına bağlıdır. (Öyle ise onları razı edin ki) sizlere dua etsinler."
    Ebu Davud, Zekat 5, (1588).

    Rafi’ İbnu Hadic (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Zekatı hakkaniyetle toplayan tahsildar, evine dönünceye kadar, AIIah Teala yolunda cihad yapan asker gibidir."
    Ebu Davud, İmaret 7, (2936); Tirmizi, Zekat 18, (645); İbnu Mace, Zekat 14, (1809).

    Abdullah İbnu Ebi Evfa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Babam ashabu’ş-şecereden idi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) kendisine bir kavm zekatlarını getirince şöyle dua buyururlardı:

    "Allah’ım Ebu Evfa’ya rahmet buyur" diye dua etti."
    Buhari, Zekat 64, Meğazi 35, Daavat 19, 33; Müslim Zekat 176, (1078); Ebu Davud, Zekat 6,(1590); Nesai Zekat 13, (5,31).


  10. 27.Şubat.2013, 15:55
    5
    Moderatör
    ZEKÂT TAHSİLDARININ HAK VE VAZİFELERİ
    hadis
    kaynak

    Ebu Humeyd es-Saidi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) zekat toplama işinde bir adam istihdam etti. -Bir rivayette "Beni Süleym’in zekatını toplama işinde" denmiştir- Adam vazifeden dönünce:

    "Bu size aittir, şu da bana hediye edilenler!" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) (öfkeyle) minbere çıkıp, Allah’a hamd ve senada bulunduktan sonra şunları söyledi:

    "Emma ba’d, Ben sizden birini, Allah’ın bana tevdi ettiği bir işte istihdam ederim. Sonra o gelir:

    "Bu size aittir, şu da bana hediye edilenler!" der. Bu adama, babasının veya anasının evinde otursaydı da, eğer doğru sözlüyse hediyesi ayağına gelseydi ya! Vallahi sizden kim haksız bir şey alırsa mutlaka onu boynunda taşır olduğu halde Kıyamet günü Allah’la karşılacaktır. Eğer bu haksız aldığı şey deve ise böğürecek, sığırsa möleyecek, koyunsa meleyecek!"

    Sonra Resûlullah ellerini kaldırdı, o kadar ki koltuk altındaki beyazlık gözüktü:

    "Allah’ım tebliğ ettim mi?" dedi ve bu sözünü üç kere tekrar etti."
    Buhari, Hiyel 15, Cum’a 29, Zekat 67, Hibe 17, Eyman 3, Ahkam 24, 41; Müslim, İmaret 26, (1832); Ebu Davud, İmaret 11, (2946).

    Beşir İbnu’l-Hasasiye (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah’ın Resülü! dedik, zekat toplayanlar, bize haksızlık edip borcumuzdan fazlasını alıyorlar, biz malımızdan haksızlıkları kadarını gizleyelim mi?"

    "Hayır!" cevabını verdi."
    Ebu Davud, Zekat 5, (1586,1587).

    Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Zekatta haddi aşan, vermeyen gibidir."
    Ebu Davud, Zekat 4, (1585); Tirmizi, Zekat 19, (646); İbnu Mace, Zekat 14, (1908).

    C’abir İbnu Atik (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Size bir grup sevimsiz atlılar gelecek. Geldikleri zaman, onları iyi karşılayın. Onlarla talep ettikleri şeylerin arasından çekilin. Adalet ederlerse bu kendi lehlerinedir. Zulmederlerse bu da onların aleyhlerindedir. Siz onları razı edin. Zekatınızın kemali onların rızasına bağlıdır. (Öyle ise onları razı edin ki) sizlere dua etsinler."
    Ebu Davud, Zekat 5, (1588).

    Rafi’ İbnu Hadic (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Zekatı hakkaniyetle toplayan tahsildar, evine dönünceye kadar, AIIah Teala yolunda cihad yapan asker gibidir."
    Ebu Davud, İmaret 7, (2936); Tirmizi, Zekat 18, (645); İbnu Mace, Zekat 14, (1809).

    Abdullah İbnu Ebi Evfa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Babam ashabu’ş-şecereden idi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) kendisine bir kavm zekatlarını getirince şöyle dua buyururlardı:

    "Allah’ım Ebu Evfa’ya rahmet buyur" diye dua etti."
    Buhari, Zekat 64, Meğazi 35, Daavat 19, 33; Müslim Zekat 176, (1078); Ebu Davud, Zekat 6,(1590); Nesai Zekat 13, (5,31).


  11. 27.Şubat.2013, 16:00
    6
    maydın
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Mayıs.2007
    Üye No: 761
    Mesaj Sayısı: 1,165
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 13
    Bulunduğu yer: iskenderun

    Cevap: Zekat hakkında sahih hadisi şerifler

    Zekat hakkında hadisi şerifler

    Ziyad İbnu’l-Haris es-Sudai (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’a gelip biat ettim. O sırada bir adam gelerek: “Bana sadakadan ver!” dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) adama: “Allah, sadakalar hususunda, ne herhangi bir peygambere ne de bir başkasına hüküm verme yetkisi tanımadı, hükmü bizzat kendisi verdi. Ve, sadakaları sekiz hisseye ayırdı. Eğer sen bunlardan birine girersen senin hakkını derhal sana veririm” buyurdu.” Ebu Davud, Zekat 23, (1630). İsmi Nüseybe olan Ümmü Atiyye (radıyallahu anha) anlatıyor: “Bana bir koyun tasadduk edilmişti. Hz. Aişe (radıyallahu anha)’ye bir miktar et gönderdim. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) o sırada Hz. Aişe’ye: “Yiyecek birşeyler var mı?” diye sormuş, Hz. Aişe (radıyallahu anha) de:

    “Hayır! Ancak, Nüseybe’nin şu (kendisine tasadduk edilen) koyundan gönderdiği bir miktar et var” cevabını vermiş. Resûlullah:

    “Getir onu, o koyun yerini bulmuş (bize hediye olarak gelen zekat olmaktan çıkmış)tır” demiş.”

    Buhari, Zekat 31, 62, Hibe 5; Müslim, Zekat 174, (1076). Yine Sahiheyn’de ve ayrıca Ebu Davud ve Nesai’de Hz. Enes (radıyallahu anh)’den rivayet edilen bir hadiste denmiştir ki: “Berire (radıyallahu anha)’ye tasadduk edilen bir etten Resûlullah’a ikram edilmişti. (Etin menşeini öğrenen Resûlullah: “Bu ona sadakadır, bize ise hediyedir” buyurdu.”

    Buhari, Zekat 62, Hibe 5; Müslim, Zekat 170, (1074); Ebu Davud, Zekat 30, (1655). Beşir İbnu Yesar (rahimehullah)’dan nakledildiğine göre, Sehl İbnu Ebe Hasme denen Ensar’dan bir zat ona şunu haber vermiştir: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), kendisine (Sehl’e) zekat develerinden yüz tanesini diyet olarak ödemiştir. Yani, Hayber’de öldürülen Ensari’nin diyeti olarak.”

    Ebu Davud, Diyat 8, 9, (4521, 4523); Buhari, Diyat 22. Rezin’in kaydettiği bir rivayette, Ebu Las el-Huzai demiştir ki: “Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), (bizi hacca giderken) sadaka develerine bindirdi.” Buhari, Zekat 49, Ahmed İbnu Hanbel 4, 221. (Bu rivayeti Rezin ilave etmiştir. Buhari muallak olarak kaydeder. Ahmed İbnu Hanbel de Müsned’de.

    Ebu Humeyd es-Saidi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) zekat toplama işinde bir adam istihdam etti. -Bir rivayette "Beni Süleym’in zekatını toplama işinde" denmiştir- Adam vazifeden dönünce:

    "Bu size aittir, şu da bana hediye edilenler!" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) (öfkeyle) minbere çıkıp, Allah’a hamd ve senada bulunduktan sonra şunları söyledi:

    "Emma ba’d, Ben sizden birini, Allah’ın bana tevdi ettiği bir işte istihdam ederim. Sonra o gelir:

    "Bu size aittir, şu da bana hediye edilenler!" der. Bu adama, babasının veya anasının evinde otursaydı da, eğer doğru sözlüyse hediyesi ayağına gelseydi ya! Vallahi sizden kim haksız bir şey alırsa mutlaka onu boynunda taşır olduğu halde Kıyamet günü Allah’la karşılacaktır. Eğer bu haksız aldığı şey deve ise böğürecek, sığırsa möleyecek, koyunsa meleyecek!"

    Sonra Resûlullah ellerini kaldırdı, o kadar ki koltuk altındaki beyazlık gözüktü:

    "Allah’ım tebliğ ettim mi?" dedi ve bu sözünü üç kere tekrar etti."

    Buhari, Hiyel 15, Cum’a 29, Zekat 67, Hibe 17, Eyman 3, Ahkam 24, 41; Müslim, İmaret 26, (1832); Ebu Davud, İmaret 11, (2946).

    Beşir İbnu’l-Hasasiye (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah’ın Resülü! dedik, zekat toplayanlar, bize haksızlık edip borcumuzdan fazlasını alıyorlar, biz malımızdan haksızlıkları kadarını gizleyelim mi?"

    "Hayır!" cevabını verdi."

    Ebu Davud, Zekat 5, (1586,1587).

    Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Zekatta haddi aşan, vermeyen gibidir."

    Ebu Davud, Zekat 4, (1585); Tirmizi, Zekat 19, (646); İbnu Mace, Zekat 14, (1908).

    C’abir İbnu Atik (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Size bir grup sevimsiz atlılar gelecek. Geldikleri zaman, onları iyi karşılayın. Onlarla talep ettikleri şeylerin arasından çekilin. Adalet ederlerse bu kendi lehlerinedir. Zulmederlerse bu da onların aleyhlerindedir. Siz onları razı edin. Zekatınızın kemali onların rızasına bağlıdır. (Öyle ise onları razı edin ki) sizlere dua etsinler."

    Ebu Davud, Zekat 5, (1588).

    Rafi’ İbnu Hadic (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Zekatı hakkaniyetle toplayan tahsildar, evine dönünceye kadar, AIIah Teala yolunda cihad yapan asker gibidir."

    Ebu Davud, İmaret 7, (2936); Tirmizi, Zekat 18, (645); İbnu Mace, Zekat 14, (1809).

    Abdullah İbnu Ebi Evfa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Babam ashabu’ş-şecereden idi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) kendisine bir kavm zekatlarını getirince şöyle dua buyururlardı:

    "Allah’ım Ebu Evfa’ya rahmet buyur" diye dua etti."

    Buhari, Zekat 64, Meğazi 35, Daavat 19, 33; Müslim Zekat 176, (1078); Ebu Davud, Zekat 6,(1590); Nesai Zekat 13, (5,31).



  12. 27.Şubat.2013, 16:00
    6
    Özel Üye
    Zekat hakkında hadisi şerifler

    Ziyad İbnu’l-Haris es-Sudai (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’a gelip biat ettim. O sırada bir adam gelerek: “Bana sadakadan ver!” dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) adama: “Allah, sadakalar hususunda, ne herhangi bir peygambere ne de bir başkasına hüküm verme yetkisi tanımadı, hükmü bizzat kendisi verdi. Ve, sadakaları sekiz hisseye ayırdı. Eğer sen bunlardan birine girersen senin hakkını derhal sana veririm” buyurdu.” Ebu Davud, Zekat 23, (1630). İsmi Nüseybe olan Ümmü Atiyye (radıyallahu anha) anlatıyor: “Bana bir koyun tasadduk edilmişti. Hz. Aişe (radıyallahu anha)’ye bir miktar et gönderdim. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) o sırada Hz. Aişe’ye: “Yiyecek birşeyler var mı?” diye sormuş, Hz. Aişe (radıyallahu anha) de:

    “Hayır! Ancak, Nüseybe’nin şu (kendisine tasadduk edilen) koyundan gönderdiği bir miktar et var” cevabını vermiş. Resûlullah:

    “Getir onu, o koyun yerini bulmuş (bize hediye olarak gelen zekat olmaktan çıkmış)tır” demiş.”

    Buhari, Zekat 31, 62, Hibe 5; Müslim, Zekat 174, (1076). Yine Sahiheyn’de ve ayrıca Ebu Davud ve Nesai’de Hz. Enes (radıyallahu anh)’den rivayet edilen bir hadiste denmiştir ki: “Berire (radıyallahu anha)’ye tasadduk edilen bir etten Resûlullah’a ikram edilmişti. (Etin menşeini öğrenen Resûlullah: “Bu ona sadakadır, bize ise hediyedir” buyurdu.”

    Buhari, Zekat 62, Hibe 5; Müslim, Zekat 170, (1074); Ebu Davud, Zekat 30, (1655). Beşir İbnu Yesar (rahimehullah)’dan nakledildiğine göre, Sehl İbnu Ebe Hasme denen Ensar’dan bir zat ona şunu haber vermiştir: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), kendisine (Sehl’e) zekat develerinden yüz tanesini diyet olarak ödemiştir. Yani, Hayber’de öldürülen Ensari’nin diyeti olarak.”

    Ebu Davud, Diyat 8, 9, (4521, 4523); Buhari, Diyat 22. Rezin’in kaydettiği bir rivayette, Ebu Las el-Huzai demiştir ki: “Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), (bizi hacca giderken) sadaka develerine bindirdi.” Buhari, Zekat 49, Ahmed İbnu Hanbel 4, 221. (Bu rivayeti Rezin ilave etmiştir. Buhari muallak olarak kaydeder. Ahmed İbnu Hanbel de Müsned’de.

    Ebu Humeyd es-Saidi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) zekat toplama işinde bir adam istihdam etti. -Bir rivayette "Beni Süleym’in zekatını toplama işinde" denmiştir- Adam vazifeden dönünce:

    "Bu size aittir, şu da bana hediye edilenler!" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) (öfkeyle) minbere çıkıp, Allah’a hamd ve senada bulunduktan sonra şunları söyledi:

    "Emma ba’d, Ben sizden birini, Allah’ın bana tevdi ettiği bir işte istihdam ederim. Sonra o gelir:

    "Bu size aittir, şu da bana hediye edilenler!" der. Bu adama, babasının veya anasının evinde otursaydı da, eğer doğru sözlüyse hediyesi ayağına gelseydi ya! Vallahi sizden kim haksız bir şey alırsa mutlaka onu boynunda taşır olduğu halde Kıyamet günü Allah’la karşılacaktır. Eğer bu haksız aldığı şey deve ise böğürecek, sığırsa möleyecek, koyunsa meleyecek!"

    Sonra Resûlullah ellerini kaldırdı, o kadar ki koltuk altındaki beyazlık gözüktü:

    "Allah’ım tebliğ ettim mi?" dedi ve bu sözünü üç kere tekrar etti."

    Buhari, Hiyel 15, Cum’a 29, Zekat 67, Hibe 17, Eyman 3, Ahkam 24, 41; Müslim, İmaret 26, (1832); Ebu Davud, İmaret 11, (2946).

    Beşir İbnu’l-Hasasiye (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah’ın Resülü! dedik, zekat toplayanlar, bize haksızlık edip borcumuzdan fazlasını alıyorlar, biz malımızdan haksızlıkları kadarını gizleyelim mi?"

    "Hayır!" cevabını verdi."

    Ebu Davud, Zekat 5, (1586,1587).

    Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Zekatta haddi aşan, vermeyen gibidir."

    Ebu Davud, Zekat 4, (1585); Tirmizi, Zekat 19, (646); İbnu Mace, Zekat 14, (1908).

    C’abir İbnu Atik (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Size bir grup sevimsiz atlılar gelecek. Geldikleri zaman, onları iyi karşılayın. Onlarla talep ettikleri şeylerin arasından çekilin. Adalet ederlerse bu kendi lehlerinedir. Zulmederlerse bu da onların aleyhlerindedir. Siz onları razı edin. Zekatınızın kemali onların rızasına bağlıdır. (Öyle ise onları razı edin ki) sizlere dua etsinler."

    Ebu Davud, Zekat 5, (1588).

    Rafi’ İbnu Hadic (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Zekatı hakkaniyetle toplayan tahsildar, evine dönünceye kadar, AIIah Teala yolunda cihad yapan asker gibidir."

    Ebu Davud, İmaret 7, (2936); Tirmizi, Zekat 18, (645); İbnu Mace, Zekat 14, (1809).

    Abdullah İbnu Ebi Evfa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Babam ashabu’ş-şecereden idi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) kendisine bir kavm zekatlarını getirince şöyle dua buyururlardı:

    "Allah’ım Ebu Evfa’ya rahmet buyur" diye dua etti."

    Buhari, Zekat 64, Meğazi 35, Daavat 19, 33; Müslim Zekat 176, (1078); Ebu Davud, Zekat 6,(1590); Nesai Zekat 13, (5,31).






+ Yorum Gönder