Konusunu Oylayın.: Zühd-fakr ile ilgili hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Zühd-fakr ile ilgili hadisler
  1. 27.Şubat.2013, 00:45
    1
    Misafir

    Zühd-fakr ile ilgili hadisler






    Zühd-fakr ile ilgili hadisler Mumsema Zühd-fakr ile ilgili hadisler


  2. 27.Şubat.2013, 00:45
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 27.Şubat.2013, 15:49
    2
    maydın
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Mayıs.2007
    Üye No: 761
    Mesaj Sayısı: 1,165
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 13
    Bulunduğu yer: iskenderun

    Cevap: Zühd-fakr ile ilgili hadisler




    Zühd-fakr hakkında hadisler

    Sehl İbnu Sa’d (radiyallahu anh) anlatıyor: “Bir adam, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)’a uğradı. Efendimiz, yanında bulunan bir zata: “şu gelen kimse hakkında reyin nedir?” diye sordu. Adam: “O, halkın eşrafındandır, bu vallahi bir kıza talib olsa hemen evlendirilmeye; birisi lehine şefaatte bulunsa, şefaatının yerine getirilmesine layıktır” dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) sükut buyurdular. Derken az sonra bir adam daha uğradı. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) yanındakine: “Pekiyi bunun hakkında reyin nedir?” dedi. Adam: “Ey Allah’ın Resulü! Bu, müslümanların fakir takımındandır. Vallahi, bu bir kıza talib olsa evlendirilmemeye, şefaatte bulunsa itibar edilmemeye, bir şey söylese dinlenilmemeye layıktır?” cevabını verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): “Bu, onun gibilerin bir arz dolusundan daha hayırlıdır?” buyurdu. Buhari, Rikak 16, Nikah 15, İbnu Mace, Zühd 5, (4120).

    Ebu Zerr (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam) efendimiz buyurdular ki: “dünyada zahidlik, helal olanı haram etmek veya malı ziyan etmekle olmaz. Gerçek zahidlik, AIIah’ın elinde olana, kendi elinde olandan daha çok güvenmen ve bir musibete düştüğün zaman getireceği sevabı sebebiyle, onun devamına rağbet göstermendir.” Rezin şunu ilave etti: “zira Allah Teala Hazretleri şöyle buyurmuştur: “Bu, kaybettiğinize üzülmemeniz ve Allah ‘ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız içindir” (Hadid 23). Tirmizi, Zühd 29, (2341); İbnu Mace, Zühd 1, (4100).
    Hz. Aişe (radiyallahu anha) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “(Ey Aişe! Cennette) benimle olman seni mesrur edecekse sana dünyadan bir yolcunun azığı kadarı kifayet etmelidir. Sakın zenginlerle sohbet arkadaşlığı etme. Bir elbiseye yama vurmadan eskimiş addetme.” Rezin şunu ilave etmiştir: “Urve dedi ki: “Hz. Aişe (radiyallahu anha), bir elbiseyi eskitip yamamadıkça ve içini dışına ters çevirip (bir zamanlar da öyle giyerek iyice eskitmedikçe) yenilemezdi. Bir gün kendisine, Muaviye tarafından gönderilmiş olan seksenbin (dirhem) geldi. Bu paradan, akşama tek dirhem kalmadı (hepsini tasadduk etti). Cariyesi ona: “Bana ondan bir dirhemlik olsun et alsaydın ya!” dedi. Hz. Aişe: “(Para varken) hatırlatmış olsaydın, isteğini yapardım” dedi. Tirmizi, Libas 38, (1781).

    Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vessselam) şöyle dua ederdi: “Allah’ım, Al-i Muhammed’in rızkını belini doğrultacak kadar ver -Bir diğer rivayette- “yetecek kadar ver” buyurmuştur. Buhari, Rikak 17; Müslim, Zekat 126, (1055); Tirmizi, Zühd 38, (2362).

    Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle dua etmişti: “AIIah’ım, beni miskin olarak, yaşat, miskin olarak ruhumu kabzet, kıyamet günü de miskinler zümresiyle birlikte haşret.” Hz. Aişe (radiyallahu anha) atılarak sordu: “Niçin ey Allah’ın Resulu?” “Çünkü, dedi, onlar cennete, zenginlerden kırk bahar önce girecekler. Ey Aişe! fakirleri sev ve onları (rivayet meclisine) yaklaştır, ta ki kıyamet günü AIIah da sana yaklaşsın.” Diğer bir hadiste: “beşyüz yıl” tabiri vardır. İki hadis şöyle cem’edilir: “Kırktan maksad hırs sahibi fakirin, hırs sahibi zenginden öne geçeceği müddettir. Beşyüzden maksad, zahid fakirin hırslı zenginden önce gireceği müddettir. Böylece hırs sahibi fakir, zahid fakirin yirmibeş derece üstünlüğüne nazaran iki derecelik bir üstünlüğe sahiptir. Bu kırkın beşyüze nisbetidir. Bu ve benzeri takdirler Resulullah’ın lisanında mücazefe veya tesadufi olarak cereyan etmez. Bilakis idrak ettiği bir sır veya ilminin ihata ettiği bir nisbet sebebiyle söylenmiştir. Zira o hevadan konuşmaz.” Tirmizi, Zühd (2353).

    Hz. Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “Fukaralar, cennete zenginlerden beşyüz yıl önce girerler. Bu (Allah’ın indinde) yarım gündür. Tirmizi, Zühd 37, 2354).

    Ebu Abdirrahman el-Hubuli anlatıyor: “Bir adam Abdullah İbnu Amr (radiyallahu anh)’a sorarak dedi ki: “Biz muhacirlerin fakirlerinden değil miyiz?” Abdullah da ona sordu: “Kendisine sığındığın bir zevcen var mı?” Adam: “Evet” dedi. Abdullah: “Senin oturduğun bir meskenin var mı?” Adam: “Evet!” deyince Abdullah: “Sen zenginlerdensin!” dedi. Adam: “Benim bir de hizmetçim var!” diye ilave edince, Abdullah: “Öyleyse sen krallardansın!” dedi. Müslim, Zühd 37, (2979).

    Ebu Said (radiyallahu anh) anlatıyor: “Muhacirlerin fakirlerinden bir grupla birlikte oturmuştum. Bunlardan bir kısmı, bir kısmı (nın karaltısından istifade) ile çıplaklıktan korunuyordu. Bir kadın da bize (Kur’an) okuyordu. Derken Resulullah (aleyhissalatu vesselam) çıkageldi ve üzerimizde dikildi. Resulullah’ın yanımızda dikilmesi üzerine kadın okumayı bıraktı. Resulullah da selam verdi ve: “Ne yapıyorsunuz?” diye sordu. “Ey Allah’ın ResuIu! dedik, o karımızdır, bize (Kur’an) okuyor. Biz de AIIah Teala’nın kitabını dinliyoruz.” Bunun üzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam): “ümmetim arasında, kendileriyle birlikte sabretmem emredilen kimseleri yaratan Allah’ıma hamdolsun!” dedi. Sonra, kendisini bizimle eşitlemek üzere Resulullah, ortamıza oturdu. Ve eliyle işaret ederek: “şöyle (halka yapın)” dedi. Cemaat hemen etrafında halka oldu, yüzleri ona döndü. Ebu Said der ki: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam)’ın onlar arasında benden başka birini daha tanıyor görmedim. (Herkes yeni baştan vaziyetini alınca) Resulullah şu müjdeyi verdi: “Ey yoksul muhacirler, size müjdeler olsun! Size kıyamet günündeki tam nuru müjde ediyorum. Sizler cennete, insanların zenginlerinden yarım gün önce gireceksiniz. Bu yarım gün, (dünya günleriyle) beşyüz yiI eder.” Ebu Davud, İlim 13, (3666); Tirmizi, Zühd 37, (2352).

    Usame İbnu Zeyd (radiyallahu anhuma) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “(Miraç sırasında) cennetin kapısında durup içeri baktım. Oraya girenlerin büyük çoğunIuğunun miskinler olduğunu gördüm. Dünyadaki imkan sahiplerinin cehennemlikleri ateşe gitmeye emrolunmuşlardı, geri kalanlar da mahpus idiler. Cehennemin kapısında da durdum. Oraya girenlerin büyük çoğunluğu da kadınlardı.” Buhari, Rikak 51, Müslim, Zühd 93, (2736).
    Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “Bana zayıflarınızı arayın. Zira sizler, zayıflarınız sebebiyle yardıma ve rızka mazhar kılınıyorsunuz.” Ebu Davud, Cihad 77, (2594); Tirmizi, Cihad 24, (1702); Nesai, Cihad 43, (6, 45-46).

    Yine Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam) efendimiz buyurdular ki: “Allah hiçbir peygamber göndermedi ki, koyun çobanlığı yapmamış olsun.” “Sen de mi, Ey Allah’ın Resulu?” diye sordular. “Evet, dedi ben de bir miktar kırat mukabili Mekke ehline koyun güttüm.” Buhari, İcare 2; Muvatta,18 (2, 971); İbnu Mace, Ticaret 5, (2149).

    Abdullah İbnu Muğaffel (radiyallahu anh) anlatıyor: “Bir adam gelerek “Ey Allah’ın Resulu! Ben seni seviyorum” dedi. Resulullah: “Ne söylediğine dikkat et!” diye cevap verdi. Adam: “Vallahi ben seni seviyorum!” deyip, bunu üç kere tekrar etti. Resulullah (aleyhissalatu vesselam), bunun üzerine adama: “Eğer beni seviyorsan, fakirlik için bir zırh hazırla. Çünkü beni sevene fakirlik, hedefine koşan selden daha süratli gelir.” Tirmizi, Zühd 36, (2351).

    Hz. Ali (radiyallahu anh) anlatıyor: “Biz Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ile birlikte otururken uzaktan Mus’ab İbnu Umeyr (radiyallahu anh) göründü, bize doğru geliyordu. Üzerinde deri parçası ile yamanmış bir bürdesi vardı. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onu görünce, (Mekke’de iken giyim kuşam yönünden yaşadığı) bolluğu düşünerek ağladı. Sonra şunu söyledi: “(Gün gelip, sizden biri, sabah bir elbise, akşam bir başka elbise giyse ve önüne yemek tabakalarının biri getirilip diğeri kaldırılsa ve evlerinizi de (halılar ve kilimler ile) Kabe gibi örtseniz o zamanda nasıl olursunuz?” “O gün, dediler, biz bu günümüzden çok daha iyi oluruz. Çünkü hayat külfetimiz karşılanmış olacak, biz de ibadete daha çok vakit ayıracağız.” “Hayır! buyurdu, bilakis siz bugün o günden daha iyisinizdir.” Tirmizi, Kıyamet 36, (2478).

    Ebu Umame İbnu Salebe el-Ensari (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam)’ın yanında dünyayı zikretmişlerdi. Buyurdular ki: – “Duymuyor musunuz, işitmiyor musunuz? Mütevazi giyinmek imandandır, mütevazi giyinmek imandandır!” Ebu Davud, Tereccül 1, (4161); İbnu Mace, Zühd 22, (4118)
    Hz.Cabir (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam)’ın yanında bir adamın çok ibadet ettiğinden, bir diğerinin de vera sahibi olduğundan bahsedilmişti. Efendimiz: “Vera’ya denk olacak onunla tartılabilecek bir şey yoktur!” buyurdu.” Tirmizi, Kıyamet 61,(2521)



  4. 27.Şubat.2013, 15:49
    2
    Özel Üye



    Zühd-fakr hakkında hadisler

    Sehl İbnu Sa’d (radiyallahu anh) anlatıyor: “Bir adam, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)’a uğradı. Efendimiz, yanında bulunan bir zata: “şu gelen kimse hakkında reyin nedir?” diye sordu. Adam: “O, halkın eşrafındandır, bu vallahi bir kıza talib olsa hemen evlendirilmeye; birisi lehine şefaatte bulunsa, şefaatının yerine getirilmesine layıktır” dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) sükut buyurdular. Derken az sonra bir adam daha uğradı. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) yanındakine: “Pekiyi bunun hakkında reyin nedir?” dedi. Adam: “Ey Allah’ın Resulü! Bu, müslümanların fakir takımındandır. Vallahi, bu bir kıza talib olsa evlendirilmemeye, şefaatte bulunsa itibar edilmemeye, bir şey söylese dinlenilmemeye layıktır?” cevabını verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): “Bu, onun gibilerin bir arz dolusundan daha hayırlıdır?” buyurdu. Buhari, Rikak 16, Nikah 15, İbnu Mace, Zühd 5, (4120).

    Ebu Zerr (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam) efendimiz buyurdular ki: “dünyada zahidlik, helal olanı haram etmek veya malı ziyan etmekle olmaz. Gerçek zahidlik, AIIah’ın elinde olana, kendi elinde olandan daha çok güvenmen ve bir musibete düştüğün zaman getireceği sevabı sebebiyle, onun devamına rağbet göstermendir.” Rezin şunu ilave etti: “zira Allah Teala Hazretleri şöyle buyurmuştur: “Bu, kaybettiğinize üzülmemeniz ve Allah ‘ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız içindir” (Hadid 23). Tirmizi, Zühd 29, (2341); İbnu Mace, Zühd 1, (4100).
    Hz. Aişe (radiyallahu anha) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “(Ey Aişe! Cennette) benimle olman seni mesrur edecekse sana dünyadan bir yolcunun azığı kadarı kifayet etmelidir. Sakın zenginlerle sohbet arkadaşlığı etme. Bir elbiseye yama vurmadan eskimiş addetme.” Rezin şunu ilave etmiştir: “Urve dedi ki: “Hz. Aişe (radiyallahu anha), bir elbiseyi eskitip yamamadıkça ve içini dışına ters çevirip (bir zamanlar da öyle giyerek iyice eskitmedikçe) yenilemezdi. Bir gün kendisine, Muaviye tarafından gönderilmiş olan seksenbin (dirhem) geldi. Bu paradan, akşama tek dirhem kalmadı (hepsini tasadduk etti). Cariyesi ona: “Bana ondan bir dirhemlik olsun et alsaydın ya!” dedi. Hz. Aişe: “(Para varken) hatırlatmış olsaydın, isteğini yapardım” dedi. Tirmizi, Libas 38, (1781).

    Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vessselam) şöyle dua ederdi: “Allah’ım, Al-i Muhammed’in rızkını belini doğrultacak kadar ver -Bir diğer rivayette- “yetecek kadar ver” buyurmuştur. Buhari, Rikak 17; Müslim, Zekat 126, (1055); Tirmizi, Zühd 38, (2362).

    Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle dua etmişti: “AIIah’ım, beni miskin olarak, yaşat, miskin olarak ruhumu kabzet, kıyamet günü de miskinler zümresiyle birlikte haşret.” Hz. Aişe (radiyallahu anha) atılarak sordu: “Niçin ey Allah’ın Resulu?” “Çünkü, dedi, onlar cennete, zenginlerden kırk bahar önce girecekler. Ey Aişe! fakirleri sev ve onları (rivayet meclisine) yaklaştır, ta ki kıyamet günü AIIah da sana yaklaşsın.” Diğer bir hadiste: “beşyüz yıl” tabiri vardır. İki hadis şöyle cem’edilir: “Kırktan maksad hırs sahibi fakirin, hırs sahibi zenginden öne geçeceği müddettir. Beşyüzden maksad, zahid fakirin hırslı zenginden önce gireceği müddettir. Böylece hırs sahibi fakir, zahid fakirin yirmibeş derece üstünlüğüne nazaran iki derecelik bir üstünlüğe sahiptir. Bu kırkın beşyüze nisbetidir. Bu ve benzeri takdirler Resulullah’ın lisanında mücazefe veya tesadufi olarak cereyan etmez. Bilakis idrak ettiği bir sır veya ilminin ihata ettiği bir nisbet sebebiyle söylenmiştir. Zira o hevadan konuşmaz.” Tirmizi, Zühd (2353).

    Hz. Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “Fukaralar, cennete zenginlerden beşyüz yıl önce girerler. Bu (Allah’ın indinde) yarım gündür. Tirmizi, Zühd 37, 2354).

    Ebu Abdirrahman el-Hubuli anlatıyor: “Bir adam Abdullah İbnu Amr (radiyallahu anh)’a sorarak dedi ki: “Biz muhacirlerin fakirlerinden değil miyiz?” Abdullah da ona sordu: “Kendisine sığındığın bir zevcen var mı?” Adam: “Evet” dedi. Abdullah: “Senin oturduğun bir meskenin var mı?” Adam: “Evet!” deyince Abdullah: “Sen zenginlerdensin!” dedi. Adam: “Benim bir de hizmetçim var!” diye ilave edince, Abdullah: “Öyleyse sen krallardansın!” dedi. Müslim, Zühd 37, (2979).

    Ebu Said (radiyallahu anh) anlatıyor: “Muhacirlerin fakirlerinden bir grupla birlikte oturmuştum. Bunlardan bir kısmı, bir kısmı (nın karaltısından istifade) ile çıplaklıktan korunuyordu. Bir kadın da bize (Kur’an) okuyordu. Derken Resulullah (aleyhissalatu vesselam) çıkageldi ve üzerimizde dikildi. Resulullah’ın yanımızda dikilmesi üzerine kadın okumayı bıraktı. Resulullah da selam verdi ve: “Ne yapıyorsunuz?” diye sordu. “Ey Allah’ın ResuIu! dedik, o karımızdır, bize (Kur’an) okuyor. Biz de AIIah Teala’nın kitabını dinliyoruz.” Bunun üzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam): “ümmetim arasında, kendileriyle birlikte sabretmem emredilen kimseleri yaratan Allah’ıma hamdolsun!” dedi. Sonra, kendisini bizimle eşitlemek üzere Resulullah, ortamıza oturdu. Ve eliyle işaret ederek: “şöyle (halka yapın)” dedi. Cemaat hemen etrafında halka oldu, yüzleri ona döndü. Ebu Said der ki: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam)’ın onlar arasında benden başka birini daha tanıyor görmedim. (Herkes yeni baştan vaziyetini alınca) Resulullah şu müjdeyi verdi: “Ey yoksul muhacirler, size müjdeler olsun! Size kıyamet günündeki tam nuru müjde ediyorum. Sizler cennete, insanların zenginlerinden yarım gün önce gireceksiniz. Bu yarım gün, (dünya günleriyle) beşyüz yiI eder.” Ebu Davud, İlim 13, (3666); Tirmizi, Zühd 37, (2352).

    Usame İbnu Zeyd (radiyallahu anhuma) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “(Miraç sırasında) cennetin kapısında durup içeri baktım. Oraya girenlerin büyük çoğunIuğunun miskinler olduğunu gördüm. Dünyadaki imkan sahiplerinin cehennemlikleri ateşe gitmeye emrolunmuşlardı, geri kalanlar da mahpus idiler. Cehennemin kapısında da durdum. Oraya girenlerin büyük çoğunluğu da kadınlardı.” Buhari, Rikak 51, Müslim, Zühd 93, (2736).
    Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “Bana zayıflarınızı arayın. Zira sizler, zayıflarınız sebebiyle yardıma ve rızka mazhar kılınıyorsunuz.” Ebu Davud, Cihad 77, (2594); Tirmizi, Cihad 24, (1702); Nesai, Cihad 43, (6, 45-46).

    Yine Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam) efendimiz buyurdular ki: “Allah hiçbir peygamber göndermedi ki, koyun çobanlığı yapmamış olsun.” “Sen de mi, Ey Allah’ın Resulu?” diye sordular. “Evet, dedi ben de bir miktar kırat mukabili Mekke ehline koyun güttüm.” Buhari, İcare 2; Muvatta,18 (2, 971); İbnu Mace, Ticaret 5, (2149).

    Abdullah İbnu Muğaffel (radiyallahu anh) anlatıyor: “Bir adam gelerek “Ey Allah’ın Resulu! Ben seni seviyorum” dedi. Resulullah: “Ne söylediğine dikkat et!” diye cevap verdi. Adam: “Vallahi ben seni seviyorum!” deyip, bunu üç kere tekrar etti. Resulullah (aleyhissalatu vesselam), bunun üzerine adama: “Eğer beni seviyorsan, fakirlik için bir zırh hazırla. Çünkü beni sevene fakirlik, hedefine koşan selden daha süratli gelir.” Tirmizi, Zühd 36, (2351).

    Hz. Ali (radiyallahu anh) anlatıyor: “Biz Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ile birlikte otururken uzaktan Mus’ab İbnu Umeyr (radiyallahu anh) göründü, bize doğru geliyordu. Üzerinde deri parçası ile yamanmış bir bürdesi vardı. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onu görünce, (Mekke’de iken giyim kuşam yönünden yaşadığı) bolluğu düşünerek ağladı. Sonra şunu söyledi: “(Gün gelip, sizden biri, sabah bir elbise, akşam bir başka elbise giyse ve önüne yemek tabakalarının biri getirilip diğeri kaldırılsa ve evlerinizi de (halılar ve kilimler ile) Kabe gibi örtseniz o zamanda nasıl olursunuz?” “O gün, dediler, biz bu günümüzden çok daha iyi oluruz. Çünkü hayat külfetimiz karşılanmış olacak, biz de ibadete daha çok vakit ayıracağız.” “Hayır! buyurdu, bilakis siz bugün o günden daha iyisinizdir.” Tirmizi, Kıyamet 36, (2478).

    Ebu Umame İbnu Salebe el-Ensari (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam)’ın yanında dünyayı zikretmişlerdi. Buyurdular ki: – “Duymuyor musunuz, işitmiyor musunuz? Mütevazi giyinmek imandandır, mütevazi giyinmek imandandır!” Ebu Davud, Tereccül 1, (4161); İbnu Mace, Zühd 22, (4118)
    Hz.Cabir (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam)’ın yanında bir adamın çok ibadet ettiğinden, bir diğerinin de vera sahibi olduğundan bahsedilmişti. Efendimiz: “Vera’ya denk olacak onunla tartılabilecek bir şey yoktur!” buyurdu.” Tirmizi, Kıyamet 61,(2521)






+ Yorum Gönder