Konusunu Oylayın.: Cimrilik ile ilgili hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 5 kişi
Cimrilik ile ilgili hadisler
  1. 27.Şubat.2013, 00:05
    1
    Misafir

    Cimrilik ile ilgili hadisler






    Cimrilik ile ilgili hadisler Mumsema Cimrilik ile ilgili hadisler paylaşır mısınız
    Cimrilik kelimesi geçen hadisler arıyorum


  2. 27.Şubat.2013, 00:05
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 27.Şubat.2013, 17:59
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Cimrilik ile ilgili hadisler




    CİMRİLİKLE HAKKINDAKİ HADİSLER





    Ahnef İbnu Kays anlatıyor: “Ben Kureys’ten bir grubla oturuyordum. Oradan Ebu Zerr (radıyallahu anh) geçti. Şöyle diyordu:

    “-Mal biriktirenleri, cehennem ateşinde kızdırılan taşlarla müjdele. Bu kızgın taşlar onların her birinin memelerinin uçlarına konacak, ta kürek kemiklerinden çıkacak; kürek kemiklerine konacak, ta meme uçlarından çıkacak. (Böylece) çalkalanıp duracaklar” dedi. Bu konuşmayı dinleyenler başlarını indirdiler. Onlardan hiçbirinin bu adama cevap verdiğini görmedim. Bunun üzerine adam dönüp gitti. Ben de peşinden onu takip ettim. Nihayet bir direğin dibine oturdu.

    -Bu adamların, senin kendisine söylediklerinden hoşlanmadıklarını görüyorum, dedim. Şu cevabı verdi:

    -Bunların hakikaten hiçbir şeye aklı ermiyor. Dostum Ebu’l-Kasım (aleyhissalatu vesselam) bir keresinde beni çağırdı. Yanına varınca bana:

    -Uhud’u görüyormusun? dedi.

    -Evet görüyorum dedim. Bunun üzerine:

    -Bunun kadar altınım olmasını istemem, (olsaydı) üç dinar müstesna hepsini infak ederdim, buyurdu. Ebu Zerr (radıyallahu anh) önceki sözünü te’kiden:

    -Bu (Kureyşliler var ya) dünyayı topluyorlar hiçbir şeye akılları ermiyor, dedi.

    Ben:

    -Seninle bu Kureyşli kardeşlerinin arasında ne var ki, onların yanına uğramıyor, onlardan birşey almıyorsun? dedim.

    Ebu Zerr:

    -Hayır! Rabbine yemin ederim, taa Allah ve Resûlüne kavuşuncaya kadar ben onlardanne dünyalık isterim ne de kendilerine din namına bir şey sorarım, dedi. Ben tekrar:

    -Şu ihsan meselesi hakkında ne dersin? dedim.

    -Sen onu al. Çünkü, bugün onda bir nafaka var. Ancak, bu ihsan dinin karşılığında yapılırsa, bırak alma, dedi.

    Buhari, Zekat 4; Müslim, Zekat 34. (992).



    Bir başka rivayette şöyle denmiştir:

    “Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’la beraber yürüyordum. O, Uhud dağına bakıyordu. Bir ara: “Evimde üç gece kalacak altınım olsun istemem. Ancak üzerimdeki bir borç sebebiyle tek dinarı koruyabilir, geri kalanın da Allah’ın kullarına şöyle şöyle dağıtılmasını emrederdim” dedi ve elleriyle önüne, sağına soluna dağıtma işareti yaptı”.

    Buhari, Zekat 4; İstikraz 3, Bed’u'l-Halk 6; İsti’zan 30, Rikak 13, 14; Müslim, Zekat 34 (992).



    Ebu Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Kabe’nin gölgesinde otururken yanına geldim. Beni görünce: “Kabe’nin Rabbine kasem olsun onlar zararda” buyurdu. Ben:

    -Ey Allah’ın Resûlü, annem babam sana feda olsun, onlar kimlerdir? dedim. Buyurdu ki:

    -”Onlar malca çok olanlardır. Ancak -eliyle ön, arka, sağ ve sol taraflarını göstererek- şöyle şöyle bol bol vermelerini emredenler müstesna” dedi ve hemen ilave etti:

    -”Böyleleri ne kadar az! Şunu bilin ki, devesi, sığırı, davarı olup da zekatını vermeyen her insan kıyamet günü, o malları, mümkün olan en iri ve en semiz şekilde karşısına çıkıp, sırayla boynuzlarıyla toslayacak, ayaklarıyla çiğneyecek. Sonuncusu da bu muameleyi yapınca birinci tekrar başlayacak. Bu hal, insanlar arasındaki hüküm bitinceye kadar devam edecek.”

    Müslim, Zekat, 301, (590); Buhari, Eyman 3, Zekat 43; Tirmizi, Zekat 1, (617); Nesai, Zekat 2, (5, 10-11).



    İbnu Ömer anlatıyor: “Bir gün Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bize hitab ederek şöyle buyurdular: “Sıkılık huyundan kaçının. Zira sizden önce gelip geçenler bu huy yüzünden helak oldular. Şöyle ki: Bu huy onlara cimrilik emretti, onlar hemen cimrileşiverdiler, sıla-ı rahmi kesmelerini emretti, hemen sıla-ı rahmi kestiler, doğru yoldan çıkmayı (fücur) emretti, hemen doğru yoldan çıktılar.”

    Ebu Davud, Zekat 46, (1698).



    Ebu Said el-Hudri (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “İki haslet vardır ki bir mü’minde asla beraber bulunmazlar: Cimrilik ve kötü ahlak.”

    Tirmizi, Bir 41, (1963).



    Ka’b İbnu İyaz (radıyallahu anh) anlatıyor; “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’ı şöyle derken işittim: “Her ümmet için bir fitne vardır, benim ümmetimin fitnesi de maldır.”

    Tirmizi, Zühd 26, (2337).



    İbnu Mes’ud (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdular: “Çiftlik edinmeyin, dünyaya bağlanır kalırsınız.”

    Tirmizi, Zühd 20, (2329).



    Abdullah İbnu’ş-Şihhir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Elhahümü’t-tekasür sûresini okurken yanına geldim. Bana: “İnsanoğlu malım malım der. Halbuki ademoğlunun yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve sağlığında tasadduk edip gönderdiğinden başka kendisinin olan neyi var? (Gerisini ölümle terkeder ve insanlara bırakır.”

    Müslim, Zühd 3, 4, (2958); Nesai, Vesaya 1 (6, 238); Tirmizi, Tefsir, Tekasür, (3351).



    Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle söyledi: “Altına tapanlar mel’undur, gümüşe tapanlar mal’undur.”

    Tirmizi, Zühd 42, (2376).



    İbnu Mes’ud (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bir keresinde, “Hanginiz, varisinin malını kendi malından daha çok sever?” diye sordu. Cemaat: “Ey Allah’ın Resûlü içimizde, herkes kendi malını varisinin malından daha çok sever” dediler. Bunun üzerine: “Öyleyse şunu bilin: Kişinin gerçek malı hayatında gönderdiğidir. Geriye koyduğu da varislerinin malıdır.”

    Buhari, Rikak 12; Nesai, Vesaya 1, (6, 237-238).



    Ebû Vail anlatıyor: “Hz. Muaviye (radıyallahu anh) bir gün Ebu Haşim İbnu Utbe’ye uğradı. Maksadı geçmiş olsun ziyaretinde bulunmaktı, çünkü Ebu Haşim hastaydı. Yanına varınca ağlar buldu. “Ey dayıcığım niye ağlıyorsun? Dayanamadığın bir ağrı veya dünyaya karşı bir hırs mı seni böyle ağlatıyor?” diye sordu. Ebu Vail:

    -Hayır, asla bu sebeplerle ağlamıyorum. Ne var ki, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bizden bir söz almıştı, onu tutamadım (bu sebeple ağlıyorum) dedi. Hz. Muaviye:

    -Neydi o? diye sordu.

    -Ben, dedi, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’ı şöyle söylerken dinlemiştim: “Sizden birine, dünyalık olarak bir hizmetçi ve Allah yolunda cihadda kullanacağı bir binek edinecek kadar mal toplaması yeterlidir.” Halbuki bugün ben kendimi bundan daha çok mal toplamış görüyorum.

    Rezin merhum şu ilavede bulundu: “Ebu Haşim rahmet-i Rahman’a kavuştuğu zaman, geride bıraktığı serveti hesapladı, hepsi otuz dirhem kadardı.” (Bu ziyadenin kaynağı bulunamamıştır.)

    Tirmizi, Zühd 19, (2328); Nesai, Zinet 119, (8, 218-219); İbnu Mace, Zühd 1, (4103).


  4. 27.Şubat.2013, 17:59
    2
    Özel Üye



    CİMRİLİKLE HAKKINDAKİ HADİSLER





    Ahnef İbnu Kays anlatıyor: “Ben Kureys’ten bir grubla oturuyordum. Oradan Ebu Zerr (radıyallahu anh) geçti. Şöyle diyordu:

    “-Mal biriktirenleri, cehennem ateşinde kızdırılan taşlarla müjdele. Bu kızgın taşlar onların her birinin memelerinin uçlarına konacak, ta kürek kemiklerinden çıkacak; kürek kemiklerine konacak, ta meme uçlarından çıkacak. (Böylece) çalkalanıp duracaklar” dedi. Bu konuşmayı dinleyenler başlarını indirdiler. Onlardan hiçbirinin bu adama cevap verdiğini görmedim. Bunun üzerine adam dönüp gitti. Ben de peşinden onu takip ettim. Nihayet bir direğin dibine oturdu.

    -Bu adamların, senin kendisine söylediklerinden hoşlanmadıklarını görüyorum, dedim. Şu cevabı verdi:

    -Bunların hakikaten hiçbir şeye aklı ermiyor. Dostum Ebu’l-Kasım (aleyhissalatu vesselam) bir keresinde beni çağırdı. Yanına varınca bana:

    -Uhud’u görüyormusun? dedi.

    -Evet görüyorum dedim. Bunun üzerine:

    -Bunun kadar altınım olmasını istemem, (olsaydı) üç dinar müstesna hepsini infak ederdim, buyurdu. Ebu Zerr (radıyallahu anh) önceki sözünü te’kiden:

    -Bu (Kureyşliler var ya) dünyayı topluyorlar hiçbir şeye akılları ermiyor, dedi.

    Ben:

    -Seninle bu Kureyşli kardeşlerinin arasında ne var ki, onların yanına uğramıyor, onlardan birşey almıyorsun? dedim.

    Ebu Zerr:

    -Hayır! Rabbine yemin ederim, taa Allah ve Resûlüne kavuşuncaya kadar ben onlardanne dünyalık isterim ne de kendilerine din namına bir şey sorarım, dedi. Ben tekrar:

    -Şu ihsan meselesi hakkında ne dersin? dedim.

    -Sen onu al. Çünkü, bugün onda bir nafaka var. Ancak, bu ihsan dinin karşılığında yapılırsa, bırak alma, dedi.

    Buhari, Zekat 4; Müslim, Zekat 34. (992).



    Bir başka rivayette şöyle denmiştir:

    “Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’la beraber yürüyordum. O, Uhud dağına bakıyordu. Bir ara: “Evimde üç gece kalacak altınım olsun istemem. Ancak üzerimdeki bir borç sebebiyle tek dinarı koruyabilir, geri kalanın da Allah’ın kullarına şöyle şöyle dağıtılmasını emrederdim” dedi ve elleriyle önüne, sağına soluna dağıtma işareti yaptı”.

    Buhari, Zekat 4; İstikraz 3, Bed’u'l-Halk 6; İsti’zan 30, Rikak 13, 14; Müslim, Zekat 34 (992).



    Ebu Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Kabe’nin gölgesinde otururken yanına geldim. Beni görünce: “Kabe’nin Rabbine kasem olsun onlar zararda” buyurdu. Ben:

    -Ey Allah’ın Resûlü, annem babam sana feda olsun, onlar kimlerdir? dedim. Buyurdu ki:

    -”Onlar malca çok olanlardır. Ancak -eliyle ön, arka, sağ ve sol taraflarını göstererek- şöyle şöyle bol bol vermelerini emredenler müstesna” dedi ve hemen ilave etti:

    -”Böyleleri ne kadar az! Şunu bilin ki, devesi, sığırı, davarı olup da zekatını vermeyen her insan kıyamet günü, o malları, mümkün olan en iri ve en semiz şekilde karşısına çıkıp, sırayla boynuzlarıyla toslayacak, ayaklarıyla çiğneyecek. Sonuncusu da bu muameleyi yapınca birinci tekrar başlayacak. Bu hal, insanlar arasındaki hüküm bitinceye kadar devam edecek.”

    Müslim, Zekat, 301, (590); Buhari, Eyman 3, Zekat 43; Tirmizi, Zekat 1, (617); Nesai, Zekat 2, (5, 10-11).



    İbnu Ömer anlatıyor: “Bir gün Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bize hitab ederek şöyle buyurdular: “Sıkılık huyundan kaçının. Zira sizden önce gelip geçenler bu huy yüzünden helak oldular. Şöyle ki: Bu huy onlara cimrilik emretti, onlar hemen cimrileşiverdiler, sıla-ı rahmi kesmelerini emretti, hemen sıla-ı rahmi kestiler, doğru yoldan çıkmayı (fücur) emretti, hemen doğru yoldan çıktılar.”

    Ebu Davud, Zekat 46, (1698).



    Ebu Said el-Hudri (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “İki haslet vardır ki bir mü’minde asla beraber bulunmazlar: Cimrilik ve kötü ahlak.”

    Tirmizi, Bir 41, (1963).



    Ka’b İbnu İyaz (radıyallahu anh) anlatıyor; “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’ı şöyle derken işittim: “Her ümmet için bir fitne vardır, benim ümmetimin fitnesi de maldır.”

    Tirmizi, Zühd 26, (2337).



    İbnu Mes’ud (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdular: “Çiftlik edinmeyin, dünyaya bağlanır kalırsınız.”

    Tirmizi, Zühd 20, (2329).



    Abdullah İbnu’ş-Şihhir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Elhahümü’t-tekasür sûresini okurken yanına geldim. Bana: “İnsanoğlu malım malım der. Halbuki ademoğlunun yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve sağlığında tasadduk edip gönderdiğinden başka kendisinin olan neyi var? (Gerisini ölümle terkeder ve insanlara bırakır.”

    Müslim, Zühd 3, 4, (2958); Nesai, Vesaya 1 (6, 238); Tirmizi, Tefsir, Tekasür, (3351).



    Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle söyledi: “Altına tapanlar mel’undur, gümüşe tapanlar mal’undur.”

    Tirmizi, Zühd 42, (2376).



    İbnu Mes’ud (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bir keresinde, “Hanginiz, varisinin malını kendi malından daha çok sever?” diye sordu. Cemaat: “Ey Allah’ın Resûlü içimizde, herkes kendi malını varisinin malından daha çok sever” dediler. Bunun üzerine: “Öyleyse şunu bilin: Kişinin gerçek malı hayatında gönderdiğidir. Geriye koyduğu da varislerinin malıdır.”

    Buhari, Rikak 12; Nesai, Vesaya 1, (6, 237-238).



    Ebû Vail anlatıyor: “Hz. Muaviye (radıyallahu anh) bir gün Ebu Haşim İbnu Utbe’ye uğradı. Maksadı geçmiş olsun ziyaretinde bulunmaktı, çünkü Ebu Haşim hastaydı. Yanına varınca ağlar buldu. “Ey dayıcığım niye ağlıyorsun? Dayanamadığın bir ağrı veya dünyaya karşı bir hırs mı seni böyle ağlatıyor?” diye sordu. Ebu Vail:

    -Hayır, asla bu sebeplerle ağlamıyorum. Ne var ki, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bizden bir söz almıştı, onu tutamadım (bu sebeple ağlıyorum) dedi. Hz. Muaviye:

    -Neydi o? diye sordu.

    -Ben, dedi, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’ı şöyle söylerken dinlemiştim: “Sizden birine, dünyalık olarak bir hizmetçi ve Allah yolunda cihadda kullanacağı bir binek edinecek kadar mal toplaması yeterlidir.” Halbuki bugün ben kendimi bundan daha çok mal toplamış görüyorum.

    Rezin merhum şu ilavede bulundu: “Ebu Haşim rahmet-i Rahman’a kavuştuğu zaman, geride bıraktığı serveti hesapladı, hepsi otuz dirhem kadardı.” (Bu ziyadenin kaynağı bulunamamıştır.)

    Tirmizi, Zühd 19, (2328); Nesai, Zinet 119, (8, 218-219); İbnu Mace, Zühd 1, (4103).


  5. 09.Mart.2014, 22:09
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,581
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Cimrilik ile ilgili hadisler

    cimrilik ile ilgili hadisler

    461. . [1:430, Hadîs No: 825.]

    Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivayetle:

    İçinizdeki iyi kimseler idarecileriniz, cömert kimseler de zenginle*riniz olduğu ve işleriniz istişare ile yürüdüğü takdirde toprağın üstü sizin için, altından daha hayırlıdır. Kötüleriniz idareci ve cimrileriniz de zengin olduğu ve işleriniz de kadınlarınıza kaldığı zaman toprağın altı, sizin için üstünden daha hayırlıdır."

    657. [1:556, Hadîs No: 1145]

    Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet ediyor:

    İnsanların en âcizi, duadan âciz olandır. İnsanların en cimrisi se*lâmı esirgeyendir.

    872. [2:122, Hadîs No: 1489]

    Enes'den (r.a.) rivayetle:

    Allah'ım, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, düş*kün ihtiyarlıktan, kalb katılığından, gafletten, başkasına yük olmak*tan, miskinlikten Sana sığınıyorum. Fakirlikten, inkarcılık ve küf-ran-ı nimetten, günahkârlıktan, hakka ters düşmekten, iki yüzlülük*ten, işitsinler ve görsünler diye amel işlemekten Sana sığınırım. Sa*ğırlıktan, dilsizlikten, delilikten, cüzzamdan, alaca hastalığından ve kötü hastalıklardan Sana sığınırım


  6. 09.Mart.2014, 22:09
    3
    Moderatör
    cimrilik ile ilgili hadisler

    461. . [1:430, Hadîs No: 825.]

    Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivayetle:

    İçinizdeki iyi kimseler idarecileriniz, cömert kimseler de zenginle*riniz olduğu ve işleriniz istişare ile yürüdüğü takdirde toprağın üstü sizin için, altından daha hayırlıdır. Kötüleriniz idareci ve cimrileriniz de zengin olduğu ve işleriniz de kadınlarınıza kaldığı zaman toprağın altı, sizin için üstünden daha hayırlıdır."

    657. [1:556, Hadîs No: 1145]

    Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet ediyor:

    İnsanların en âcizi, duadan âciz olandır. İnsanların en cimrisi se*lâmı esirgeyendir.

    872. [2:122, Hadîs No: 1489]

    Enes'den (r.a.) rivayetle:

    Allah'ım, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, düş*kün ihtiyarlıktan, kalb katılığından, gafletten, başkasına yük olmak*tan, miskinlikten Sana sığınıyorum. Fakirlikten, inkarcılık ve küf-ran-ı nimetten, günahkârlıktan, hakka ters düşmekten, iki yüzlülük*ten, işitsinler ve görsünler diye amel işlemekten Sana sığınırım. Sa*ğırlıktan, dilsizlikten, delilikten, cüzzamdan, alaca hastalığından ve kötü hastalıklardan Sana sığınırım


  7. 23.Mayıs.2014, 18:58
    4
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Cimrilik ile ilgili hadisler

    cimrilik ile ilgili hadis

    cimrilikle ilgili bir hadis

    “Cimrilikten sakının, çünkü cimrilik sizden öncekileri helâk etmiş, onları birbirlerinin kanlarını dökmeye, haramı helâl görmeye yönlendirmiştir.”
    (Müslim, Birr 56)


  8. 23.Mayıs.2014, 18:58
    4
    mum
    Administrator
    cimrilik ile ilgili hadis

    cimrilikle ilgili bir hadis

    “Cimrilikten sakının, çünkü cimrilik sizden öncekileri helâk etmiş, onları birbirlerinin kanlarını dökmeye, haramı helâl görmeye yönlendirmiştir.”
    (Müslim, Birr 56)





+ Yorum Gönder