Konusunu Oylayın.: Dünya sevgisi ile ilgili hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Dünya sevgisi ile ilgili hadisler
  1. 26.Şubat.2013, 23:47
    1
    Misafir

    Dünya sevgisi ile ilgili hadisler






    Dünya sevgisi ile ilgili hadisler Mumsema dünya sevgisi ile ilgili hadisler


  2. 27.Şubat.2013, 12:56
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: dünya sevgisi ile ilgili hadisler





    Dünya Sevgisi Hakkındaki Hadisler


    * Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın ashabından olan Ebu Hallâd radıyu anh anlatıyor: Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: Bir kimseye dünyaya karşı zühd ve az konuşma hasletlerinin verildiğini görürseniz ona yaklaşın (ve sözlerini dikkatle dinleyin). Çünkü o hikmetli sözler eder-veya ona hikmet ilham edilir-

    * Sehl İbnu Sa'd es-Sâidî radıyu anh anlatıyor: (Bir gün) Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir adam gelerek: Ey Allah'ın Resülü! Bana öyle bir amel gösterin ki, ben onu yaptığım taktirde Allah beni sevsin, halk da beni sevsin dedi. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm: Dünyaya rağbet gösterme, Allah seni sevsin, insanların elinde bulunanlara göz dikme ki onlar da seni sevsin! buyurdular.

    * Hz. Enes radıyu anh anlatıyor: Resülullah aleyhissalâtu vesselâm hastalanmıştı. Sa'd İbnu Ebi Vakkâs geçmiş olsun ziyaretine gitti. Yanına varınca Selman'ı ağlıyor buldu. Sa'd: Niye ağlıyorsun? Ey kardeşim, sen Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a arkadaşlık etmedin mi, şöyle değil mi, böyle değil mi (diye ağlamasını abes kılan bir kısım faziletleri hatırlattı). Selman radıyu anh şu cevabı verdi: Ben şu iki şeyden biri için ağlamıyorum: Ben ne bir dünya düşkünlüğü ne de ahiret gafleti sebebiyle ağlıyor değilim. Beni ağlatan Resülullah aleyhissalâtu vesselam'ın bir ahdidir. O bana bir husus ahdetmişti, şimdi kendimi o ahdi tecavüz etmiş görüyorum. Sa'd: Resülullah size ne ahdetmişti ? diye sordu. Selmân: Aleyhissalâtu vesselâm bana: Birinize dünyalık olarak bir yolcunun azığı kadarı yeterli diye ahdetmişti. Ben kendimi bu haddi aşmış görüyorum. Sana gelince, ey Sa'd! Hüküm verdiğin zaman hükmünden, (hak) taksim ettiğin zaman taksiminden, bir şeye yöneldiğin zaman niyetinden Allah'tan kork. Ravilerden Sâbit der ki: Selman radıyu anh'ın vefat ettiğinde geriye nafaka olarak sadece yirmi küsur dirhemlik bir mal bıraktığı haberi bana geldi.

    * Hz. Osman İbnu Affân radıyu anh anlatıyor: Zeyd İbnu Sa'bît radıyu anh gün ortasında Halife Mervan'ın yanından çıkmıştı. Ben: Bu saatte, Zeyd'i mutlaka sormak istediği bir şey için çağırmıştır (diye düşündüm ve kendisine kanaatimi) söyledim. Zeyd: O bize, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'dan işittiğimiz bazı şeyler sordu. Ben Aleyhissalâtu vesselâm'ın: Kimin emeli dünya olursa Allah onun işini aleyhine darmadağın eder, fakirliği iki gözünün arasında kılar, dünyadan eline geçen miktar da kaderinde yazılandan fazla olmaz. Kimin de kasdi ahiret olursa, Allah, onun (dağınık) işini lehinde toplar, zenginliğini kalbine koyar, dünya nimetleri ona koşarak (kendiliğinden) gelir sözünü anlattım.

    * Abdullah İbnu Mes'ud radıyu anh anlatıyor: Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Kim gam ve tasalarını bire indirir ve sadece ahiret tasasına gönlünde yer verirse, onun dünyevi gamlarını Allah izale eder. Kim de gam ve tasalarını dünya ahvaline dağıtacak olursa, Allah onun, vadilerden hangisinde helak olacağına aldırış etmez.

    * Sehl İbnu Sa'd radıyu anh anlatıyor: Biz (hacc sırasında) Zülhuleyfe'de Resülullah aleyhissalâtu vesselam ile beraberdik. O, birden şişkinlikten ayağı havaya kalkmış bir davar ölüsüyle karşılaştı. Bunun üzerine: Şu lâşenin, sahibine ne kadar değersiz olduğunu görüyor musunuz? Nefsimi elinde tutan Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun, şu dünya, Allah yanında, bunun sahibi yanındaki değersizliğinden daha değersizdir. Eğer dünyanın Allah katında sivrisineğin kanadı kadar değeri olsaydı, kâfire ondan ebediyen tek damla su içirmezdi buyurdular.

    * Ebu Ümâme radıyu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Benim nazarımda en ziyade gıbta etmeye değer kimse şu evsafı taşıyan kimsedir: (Dünyevi yükü ve) hâli hafif, namazdan nasibi fazla, insanlar içinde (adem-i şöhretle) gizli kalmış ve kendisine (cemiyette) iltifat edilmemiş mü'mindir. Onun rızkı (zaruri ihtiyaçlarına) yetecek kadardı, o buna sabretti, ölümü de çabuk geldi, az miras bıraktı, kendisi için mâtem tutan kadın da az oldu.

    * Esmâ Bintu Yezid radıyu anhâ anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün): Size en hayırlınızı haber vereyim mi? diye sordu. Evet! Ey Allah'ın Resûlü! dediler. Sizden o kimseler en hayırlıdır ki, onları görenler aziz ve celil olan Allah'ı hatırlarlar buyurdular.

    * İmrân İbna Husayn radıyu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Şurası muhakkak ki, Allah Teâla hazretleri, maddeten fakir, çoluk çocuk sahibi olup dilencilik ve haram kazançtan kaçınan mü'min kulunu sever.

    * Abdullah İbnu Ömer radıyu anh anlatıyor: Muhacirlerin fakirleri, Allah'ın, zenginleri kendilerinden (mali ibadetler yönüyle) daha üstün kıldığı hususunda dert yandılar. Aleyhissalâtu vesselâm onlara: Ey fakirler cemaati! Ben sizi, fakir muhacirlerin, cennete zenginlerinden, (dünya ölçüleriyle beşyüz yıl olan) yarım gün önce gireceklerini müjdelemeyeyim mi? buyurdular. Bu hadisi rivayet eden Musa rahimehullah şu ayeti okudu: "Ve şüphesiz, senin Rabbin katındaki bir gün sizin saymakta olduğunuz bin yıl gibidir ."(Kuranı kerim Hacc 47).



  3. 27.Şubat.2013, 12:56
    2
    Moderatör




    Dünya Sevgisi Hakkındaki Hadisler


    * Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın ashabından olan Ebu Hallâd radıyu anh anlatıyor: Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: Bir kimseye dünyaya karşı zühd ve az konuşma hasletlerinin verildiğini görürseniz ona yaklaşın (ve sözlerini dikkatle dinleyin). Çünkü o hikmetli sözler eder-veya ona hikmet ilham edilir-

    * Sehl İbnu Sa'd es-Sâidî radıyu anh anlatıyor: (Bir gün) Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir adam gelerek: Ey Allah'ın Resülü! Bana öyle bir amel gösterin ki, ben onu yaptığım taktirde Allah beni sevsin, halk da beni sevsin dedi. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm: Dünyaya rağbet gösterme, Allah seni sevsin, insanların elinde bulunanlara göz dikme ki onlar da seni sevsin! buyurdular.

    * Hz. Enes radıyu anh anlatıyor: Resülullah aleyhissalâtu vesselâm hastalanmıştı. Sa'd İbnu Ebi Vakkâs geçmiş olsun ziyaretine gitti. Yanına varınca Selman'ı ağlıyor buldu. Sa'd: Niye ağlıyorsun? Ey kardeşim, sen Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a arkadaşlık etmedin mi, şöyle değil mi, böyle değil mi (diye ağlamasını abes kılan bir kısım faziletleri hatırlattı). Selman radıyu anh şu cevabı verdi: Ben şu iki şeyden biri için ağlamıyorum: Ben ne bir dünya düşkünlüğü ne de ahiret gafleti sebebiyle ağlıyor değilim. Beni ağlatan Resülullah aleyhissalâtu vesselam'ın bir ahdidir. O bana bir husus ahdetmişti, şimdi kendimi o ahdi tecavüz etmiş görüyorum. Sa'd: Resülullah size ne ahdetmişti ? diye sordu. Selmân: Aleyhissalâtu vesselâm bana: Birinize dünyalık olarak bir yolcunun azığı kadarı yeterli diye ahdetmişti. Ben kendimi bu haddi aşmış görüyorum. Sana gelince, ey Sa'd! Hüküm verdiğin zaman hükmünden, (hak) taksim ettiğin zaman taksiminden, bir şeye yöneldiğin zaman niyetinden Allah'tan kork. Ravilerden Sâbit der ki: Selman radıyu anh'ın vefat ettiğinde geriye nafaka olarak sadece yirmi küsur dirhemlik bir mal bıraktığı haberi bana geldi.

    * Hz. Osman İbnu Affân radıyu anh anlatıyor: Zeyd İbnu Sa'bît radıyu anh gün ortasında Halife Mervan'ın yanından çıkmıştı. Ben: Bu saatte, Zeyd'i mutlaka sormak istediği bir şey için çağırmıştır (diye düşündüm ve kendisine kanaatimi) söyledim. Zeyd: O bize, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'dan işittiğimiz bazı şeyler sordu. Ben Aleyhissalâtu vesselâm'ın: Kimin emeli dünya olursa Allah onun işini aleyhine darmadağın eder, fakirliği iki gözünün arasında kılar, dünyadan eline geçen miktar da kaderinde yazılandan fazla olmaz. Kimin de kasdi ahiret olursa, Allah, onun (dağınık) işini lehinde toplar, zenginliğini kalbine koyar, dünya nimetleri ona koşarak (kendiliğinden) gelir sözünü anlattım.

    * Abdullah İbnu Mes'ud radıyu anh anlatıyor: Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Kim gam ve tasalarını bire indirir ve sadece ahiret tasasına gönlünde yer verirse, onun dünyevi gamlarını Allah izale eder. Kim de gam ve tasalarını dünya ahvaline dağıtacak olursa, Allah onun, vadilerden hangisinde helak olacağına aldırış etmez.

    * Sehl İbnu Sa'd radıyu anh anlatıyor: Biz (hacc sırasında) Zülhuleyfe'de Resülullah aleyhissalâtu vesselam ile beraberdik. O, birden şişkinlikten ayağı havaya kalkmış bir davar ölüsüyle karşılaştı. Bunun üzerine: Şu lâşenin, sahibine ne kadar değersiz olduğunu görüyor musunuz? Nefsimi elinde tutan Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun, şu dünya, Allah yanında, bunun sahibi yanındaki değersizliğinden daha değersizdir. Eğer dünyanın Allah katında sivrisineğin kanadı kadar değeri olsaydı, kâfire ondan ebediyen tek damla su içirmezdi buyurdular.

    * Ebu Ümâme radıyu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Benim nazarımda en ziyade gıbta etmeye değer kimse şu evsafı taşıyan kimsedir: (Dünyevi yükü ve) hâli hafif, namazdan nasibi fazla, insanlar içinde (adem-i şöhretle) gizli kalmış ve kendisine (cemiyette) iltifat edilmemiş mü'mindir. Onun rızkı (zaruri ihtiyaçlarına) yetecek kadardı, o buna sabretti, ölümü de çabuk geldi, az miras bıraktı, kendisi için mâtem tutan kadın da az oldu.

    * Esmâ Bintu Yezid radıyu anhâ anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün): Size en hayırlınızı haber vereyim mi? diye sordu. Evet! Ey Allah'ın Resûlü! dediler. Sizden o kimseler en hayırlıdır ki, onları görenler aziz ve celil olan Allah'ı hatırlarlar buyurdular.

    * İmrân İbna Husayn radıyu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Şurası muhakkak ki, Allah Teâla hazretleri, maddeten fakir, çoluk çocuk sahibi olup dilencilik ve haram kazançtan kaçınan mü'min kulunu sever.

    * Abdullah İbnu Ömer radıyu anh anlatıyor: Muhacirlerin fakirleri, Allah'ın, zenginleri kendilerinden (mali ibadetler yönüyle) daha üstün kıldığı hususunda dert yandılar. Aleyhissalâtu vesselâm onlara: Ey fakirler cemaati! Ben sizi, fakir muhacirlerin, cennete zenginlerinden, (dünya ölçüleriyle beşyüz yıl olan) yarım gün önce gireceklerini müjdelemeyeyim mi? buyurdular. Bu hadisi rivayet eden Musa rahimehullah şu ayeti okudu: "Ve şüphesiz, senin Rabbin katındaki bir gün sizin saymakta olduğunuz bin yıl gibidir ."(Kuranı kerim Hacc 47).






+ Yorum Gönder