Konusunu Oylayın.: Sihir ve büyü ne demektir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Sihir ve büyü ne demektir?
  1. 25.Şubat.2013, 21:51
    1
    Misafir

    Sihir ve büyü ne demektir?






    Sihir ve büyü ne demektir? Mumsema Sihir ve büyü ne demektir?


  2. 25.Şubat.2013, 21:51
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 25.Şubat.2013, 21:54
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Sihir ve büyü ne demektir?







    Büyücüye gitmek günamıdır?
    Sihir ve büyü ne demektir?

    Sihir, sebebi gizli ve ince olan şey demektir. Türkçe’de buna ‘büyü’ deniliyor. Bunu sanat haline getirene de ‘sihirbaz’ denir. Sihrin değişik yolları ve pek çok çeşitleri vardır.

    Sihri, helal olduğuna inanarak yapmak küfürdür. İslam dini sihri yasaklamıştır. Sihirbazların kötü ruhlu insanlar olduklarını, dünyada da ahirette de perişan olacaklarını bildirmiştir. Nitekim bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur: “Büyücü nereye varırsa iflah olmaz.” (Taha; 69)

    Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Helake sürükleyen yedi şeyden sakının, bunlardan biri de sihirdir.” (Buhari, Müslim)

    Dikkat edilirse İslam dini, sihrin varlığını inkâr etmemiş, fakat yasaklamıştır. Kur'an-ı Kerim, Bakara Suresi’nin yüz ikinci ayetinde, firavunlar zamanında yapılan sihirler ile Babil'e gönderilen iki meleğin (Harut ve Marut) sihirle ilgilerinden bahsetmiştir.

    Felak ve Nas surelerinin, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi veselleme karşı yapılmış bir sihir teşebbüsü üzerine geldiğini gösteren rivayetler vardır.

    “Sihrin gerçekten tesiri var mıdır?” diye, akla bir soru gelebilir. Allah-u Zülcelal, ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Sihri yapanlar, Allah'ın izni olmadıkça kimseye hiçbir zarar veremezler.” (Bakara; 103)

    Hakiki tesir, ne sihirde, ne tabiatta, ne ruhta, ne semada, ne arzda, ne şeytanda, ne melektedir. Müessir-i hakiki (hakiki tesir eden) ancak Allah'tır. Menfaat da zarar da ancak O'nun izni ile hâsıl olur. O halde, her şeyden evvel Allah'tan korkmalı ve O'na yönelmelidir.

    Sihirbazın sihir yapması günah olduğu gibi bir Müslüman’ın herhangi bir probleminin çözümü için sihirbaza gitmesi aynı şekilde günahtır.

    Enes bin Malik radıyallahu anhudan rivayetle, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: “Kim büyücüye (kâhine) gelir, onun dediklerine inanırsa Muhammed'e indirilen Kuran'dan uzaklaşmış olur. Kim de inanmadığı halde, yine büyücüye giderse kırk gece kıldığı namaz kabul olunmaz.” (Taberani)

    Günümüzde insanlar bu kâhinlere, falcılara, çok inanıyorlar. İnsanların oğulları, kızları evlenemediği zaman, dükkânındaki satışları iyi gitmediği zaman, ‘Muhakkak bize sihir yapılmıştır, büyü yapılmıştır’ diyorlar.

    İnsanlar, sanki Allah-u Zülcelal'in kaza ve kaderini unutmuş gibiler. Oysa insan bilmelidir ki her şey Allah-u Zülcelal'in iradesindedir. Her şeyi Allah'tan bilmemiz lazımdır. Güneşin, ayın doğması, gündüz ve gecenin olması, insanların doğup büyümesi, ölmesi, bunların hepsi Allah'tandır. Başımıza ne gelirse bunun Allah'ın iradesiyle olduğunu, O'ndan geldiğini bilmemiz lazımdır. Allah'ın kudreti her şeyin üzerindedir. O’na sığınalım ve tevekkül edelim. Böyle itikadı sarsıcı işlere asla bulaşmayalım.

    Soru: İçki, Kumar ve benzeri haramların işlendiği yerlere girmek caiz midir?

    Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur; “Gerçekten Allah, size kitapta indirmiştir ki; Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini veya onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, artık onlarla beraber oturmayın. Ta ki başka bir söze dalsınlar. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, münafıklarla kâfirlerin hepsini cehennemde toparlayıcıdır.” (Nisa; 140)

    Bu ayet-i kerimede de işaret edildiği gibi Kur’an-ı Kerim’in bir ayetini bile inkâr eden, ayet-i kerimelerde konulan hükümlerle alay eden veya dinimizce mukaddes olan şeylere hakaret eden kimseler ile beraber olmaktan, bir arada oturmaktan sakınmak lazımdır.

    Dinimiz, içki içilen ve haram işlenen toplantılarda bulunmayı yasaklamıştır. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur; “... Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa üzerinde içki bulunan sunulan sofraya oturmasın.” (Tirmizi)

    Ayrıca, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, müslümanın başkalarına uymayacağını, başkalarının ona uyması gerektiğini ve bunun için de müslümanın her yerde güzel örnekler sergilemesinin, dini bir hizmet olduğunu birçok hadislerde açıklamıştır.



    Günaha hoş görülü olmak da günahtır. Dini emirlerin inkâr edildiği, alaya alındığı bir mecliste gönül isteğiyle oturmak haramdır. Buna göre, “Ben Müslümanım” diyen kimseler böyle yerlere girmemelidir. Bilmeden giderse, orada bulunanlara Emri bil Maruf ve Nehyi anil Münker (iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak) vazifesini yapmalı, onları ikaz etmelidir.

    Kâfirlere, fasıklara (günahkârlara), bid’atçilere Emri bil Maruf ve Nehyi anil Münker vazifesini yapmak amacıyla, İslam’ı tebliğ maksadıyla onların yanına varılabilir. Yoksa sükût ederek onlarla bir arada oturmak, caiz değildir. Çünkü susmak, kabul etmek demektir.

    Kaynak: Seyda Muhammed Konyevî, Asrımız Meselelerine Fetvalar, Reyhanî Yayınları, 2005.
    Gülistan dergisi



  4. 25.Şubat.2013, 21:54
    2
    Moderatör






    Büyücüye gitmek günamıdır?
    Sihir ve büyü ne demektir?

    Sihir, sebebi gizli ve ince olan şey demektir. Türkçe’de buna ‘büyü’ deniliyor. Bunu sanat haline getirene de ‘sihirbaz’ denir. Sihrin değişik yolları ve pek çok çeşitleri vardır.

    Sihri, helal olduğuna inanarak yapmak küfürdür. İslam dini sihri yasaklamıştır. Sihirbazların kötü ruhlu insanlar olduklarını, dünyada da ahirette de perişan olacaklarını bildirmiştir. Nitekim bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur: “Büyücü nereye varırsa iflah olmaz.” (Taha; 69)

    Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Helake sürükleyen yedi şeyden sakının, bunlardan biri de sihirdir.” (Buhari, Müslim)

    Dikkat edilirse İslam dini, sihrin varlığını inkâr etmemiş, fakat yasaklamıştır. Kur'an-ı Kerim, Bakara Suresi’nin yüz ikinci ayetinde, firavunlar zamanında yapılan sihirler ile Babil'e gönderilen iki meleğin (Harut ve Marut) sihirle ilgilerinden bahsetmiştir.

    Felak ve Nas surelerinin, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi veselleme karşı yapılmış bir sihir teşebbüsü üzerine geldiğini gösteren rivayetler vardır.

    “Sihrin gerçekten tesiri var mıdır?” diye, akla bir soru gelebilir. Allah-u Zülcelal, ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Sihri yapanlar, Allah'ın izni olmadıkça kimseye hiçbir zarar veremezler.” (Bakara; 103)

    Hakiki tesir, ne sihirde, ne tabiatta, ne ruhta, ne semada, ne arzda, ne şeytanda, ne melektedir. Müessir-i hakiki (hakiki tesir eden) ancak Allah'tır. Menfaat da zarar da ancak O'nun izni ile hâsıl olur. O halde, her şeyden evvel Allah'tan korkmalı ve O'na yönelmelidir.

    Sihirbazın sihir yapması günah olduğu gibi bir Müslüman’ın herhangi bir probleminin çözümü için sihirbaza gitmesi aynı şekilde günahtır.

    Enes bin Malik radıyallahu anhudan rivayetle, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: “Kim büyücüye (kâhine) gelir, onun dediklerine inanırsa Muhammed'e indirilen Kuran'dan uzaklaşmış olur. Kim de inanmadığı halde, yine büyücüye giderse kırk gece kıldığı namaz kabul olunmaz.” (Taberani)

    Günümüzde insanlar bu kâhinlere, falcılara, çok inanıyorlar. İnsanların oğulları, kızları evlenemediği zaman, dükkânındaki satışları iyi gitmediği zaman, ‘Muhakkak bize sihir yapılmıştır, büyü yapılmıştır’ diyorlar.

    İnsanlar, sanki Allah-u Zülcelal'in kaza ve kaderini unutmuş gibiler. Oysa insan bilmelidir ki her şey Allah-u Zülcelal'in iradesindedir. Her şeyi Allah'tan bilmemiz lazımdır. Güneşin, ayın doğması, gündüz ve gecenin olması, insanların doğup büyümesi, ölmesi, bunların hepsi Allah'tandır. Başımıza ne gelirse bunun Allah'ın iradesiyle olduğunu, O'ndan geldiğini bilmemiz lazımdır. Allah'ın kudreti her şeyin üzerindedir. O’na sığınalım ve tevekkül edelim. Böyle itikadı sarsıcı işlere asla bulaşmayalım.

    Soru: İçki, Kumar ve benzeri haramların işlendiği yerlere girmek caiz midir?

    Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur; “Gerçekten Allah, size kitapta indirmiştir ki; Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini veya onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, artık onlarla beraber oturmayın. Ta ki başka bir söze dalsınlar. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, münafıklarla kâfirlerin hepsini cehennemde toparlayıcıdır.” (Nisa; 140)

    Bu ayet-i kerimede de işaret edildiği gibi Kur’an-ı Kerim’in bir ayetini bile inkâr eden, ayet-i kerimelerde konulan hükümlerle alay eden veya dinimizce mukaddes olan şeylere hakaret eden kimseler ile beraber olmaktan, bir arada oturmaktan sakınmak lazımdır.

    Dinimiz, içki içilen ve haram işlenen toplantılarda bulunmayı yasaklamıştır. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur; “... Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa üzerinde içki bulunan sunulan sofraya oturmasın.” (Tirmizi)

    Ayrıca, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, müslümanın başkalarına uymayacağını, başkalarının ona uyması gerektiğini ve bunun için de müslümanın her yerde güzel örnekler sergilemesinin, dini bir hizmet olduğunu birçok hadislerde açıklamıştır.



    Günaha hoş görülü olmak da günahtır. Dini emirlerin inkâr edildiği, alaya alındığı bir mecliste gönül isteğiyle oturmak haramdır. Buna göre, “Ben Müslümanım” diyen kimseler böyle yerlere girmemelidir. Bilmeden giderse, orada bulunanlara Emri bil Maruf ve Nehyi anil Münker (iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak) vazifesini yapmalı, onları ikaz etmelidir.

    Kâfirlere, fasıklara (günahkârlara), bid’atçilere Emri bil Maruf ve Nehyi anil Münker vazifesini yapmak amacıyla, İslam’ı tebliğ maksadıyla onların yanına varılabilir. Yoksa sükût ederek onlarla bir arada oturmak, caiz değildir. Çünkü susmak, kabul etmek demektir.

    Kaynak: Seyda Muhammed Konyevî, Asrımız Meselelerine Fetvalar, Reyhanî Yayınları, 2005.
    Gülistan dergisi






+ Yorum Gönder