Konusunu Oylayın.: Asrı saddette görülen şeytan artık neden gözle görünmüyor?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Asrı saddette görülen şeytan artık neden gözle görünmüyor?
  1. 23.Şubat.2013, 22:47
    1
    Misafir

    Asrı saddette görülen şeytan artık neden gözle görünmüyor?






    Asrı saddette görülen şeytan artık neden gözle görünmüyor? Mumsema Selamunaleykum

    Asrı saddette görülen şeytan artık neden gözle görünmüyor?


  2. 23.Şubat.2013, 22:47
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 24.Şubat.2013, 01:52
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Asrı saddette görülen şeytan artık neden gözle görünmüyor?




    Evvela şunu belirtelim ki, asr-ı saadette şeytanlar herkesin göreceği şekilde sokaklarda dolaşmıyorlardı. İlgi kıssalardan anlaşılıyor ki, ferdi olarak bazı kimseler onları bir adam suretinde görüyordu. Mesela, Buhari’nin bildirdiğine göre, Hz. Ebu Hureyre, (uzunca bir hadisin özeti olarak) şöyle demiştir:
    Rasûlullah (a.s.m) beni rama­zan zekâtını korumaya vekîl ta'yîn etti. (Bir gece) bana biri geldi ve zekât hurmasından avuçlamaya başladı. Ben onu yakaladım ve: Allah'a yemin ederim ki, seni muhakkak Rasûlullah'a götüreceğim, dedim. Fakir olduğunu,bir daha gelmeyeceğini söylemsi üzerine serbest bıraktım Sabahleyin Resulullah’ın yanına varınca, "Yâ Ebâ Hureyre, dün gece esirin ne yaptı?” dedi. Ben de:

    “Yâ Rasûlallah, şiddetli ihtiyâcdan ve ailesinin çokluğundan şikâyet etti. Ben de ona acıdım ve salıverdim” dedim.

    Rasûlullah: “Şüphesiz o sana yalan söylemiştir, ve yakında yine gelecektir" buyurdu.

    Nihayet bu iş iki defa daha aynen tekrar etti. Üçüncüsünde kendisini artık bırakmayacığımı söyleyince, “sana bazı şeyler öğreteceğim, onları okuduğunda, Allah onlarla seni faydalandıracaktır” dedi... ve bunu da şöyle açıkladı: “Yatağına girdiğinde Ayetel-Kürsiyi okursan, Allah sana bir koruma veriri ve onlar sabaha kadar seni korur ve şeytanlar sana yaklaşamaz.” dedi ben de onu salıverdim.

    Sabaha girince Rasûlullah bana: "Dün gece esirin ne yaptı?" dedi. Ben de: meseleyi anlattım. Buyurdu ki: “ Bu esir çok yalancıdır, ama sana doığruyu söylemiştir. Üç günden beri seninle uğraşan kimdir bilirmisin, o insan kılığına girmiş bir şeytandır”(Buhari, Vekalet, 11)

    Peygamberlerin bulunduğu devirlerde şeytanın görülmesi daha yeni bir dine intisap edenlerin gaybe açılan pencerelerinin tozunu almaya yarıyordu, imanlarını daha da arttırıyordu. Asr-ı saadette müminlerin bazen meleği/Cebrail’i gördükleri gibi, şeytanı da bazen görebiliyorlardı. Bu realite belki de Allah’ın insanlara bir ihsanı idi. Çünkü, bu konuyu hemen danışacakları peygamber vardı. Ona arz ettikleri olayların yorumlarını öğreniyor ve imanları artıyordu.

    Ayrıca, İslam öncesinde var olan kehanet ve benzeri yollardan gaibten haber verme sisteminde en büyük rolü cin ve ve bir cin kabilesi olan şeytan oynuyordu. İslam dini bu yolu kapatmakla beraber, her konuda olduğu gibi bu konuda da tedriç metodu, tekamül kanunu işliyordu. Bu sebeple, bu yolun kapanması peyderpey oluyordu. Kapının tamamen birden kapanmaması şeytanların bazen görülmesine imkan veriyordu. Bunun belki de önemli bir hikmeti de, kahinlik yapanların kullandığı malzemenin şeytan ve cin olduğunu ortaya koyarak hem daha önceki kahinlerin ve kendi putlarından bazı sesler duyanların bu işin gerçeğini öğrenmelerine hem de yeni müslüman olmuş toplumun gaybi haberler konusunda işin aslını öğrenerek yalanları doğrularının kat be kat üstünde seyreden bu gibi yollara baş vurmamaları sağlanıyordu.

    Nitekim, İslam öncesi dönemdeki kehanetlerden belki de daha fazla bir potansiyele sahip olan bu ahir zamanda da cinlerin,şeytanların açıkça bazı kimselere görünmeleri söz konusudur. Hatta değişik insan kılığında ortalıklarda dolaşacaklarına dair hadisler de vardır.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  4. 24.Şubat.2013, 01:52
    2
    Moderatör



    Evvela şunu belirtelim ki, asr-ı saadette şeytanlar herkesin göreceği şekilde sokaklarda dolaşmıyorlardı. İlgi kıssalardan anlaşılıyor ki, ferdi olarak bazı kimseler onları bir adam suretinde görüyordu. Mesela, Buhari’nin bildirdiğine göre, Hz. Ebu Hureyre, (uzunca bir hadisin özeti olarak) şöyle demiştir:
    Rasûlullah (a.s.m) beni rama­zan zekâtını korumaya vekîl ta'yîn etti. (Bir gece) bana biri geldi ve zekât hurmasından avuçlamaya başladı. Ben onu yakaladım ve: Allah'a yemin ederim ki, seni muhakkak Rasûlullah'a götüreceğim, dedim. Fakir olduğunu,bir daha gelmeyeceğini söylemsi üzerine serbest bıraktım Sabahleyin Resulullah’ın yanına varınca, "Yâ Ebâ Hureyre, dün gece esirin ne yaptı?” dedi. Ben de:

    “Yâ Rasûlallah, şiddetli ihtiyâcdan ve ailesinin çokluğundan şikâyet etti. Ben de ona acıdım ve salıverdim” dedim.

    Rasûlullah: “Şüphesiz o sana yalan söylemiştir, ve yakında yine gelecektir" buyurdu.

    Nihayet bu iş iki defa daha aynen tekrar etti. Üçüncüsünde kendisini artık bırakmayacığımı söyleyince, “sana bazı şeyler öğreteceğim, onları okuduğunda, Allah onlarla seni faydalandıracaktır” dedi... ve bunu da şöyle açıkladı: “Yatağına girdiğinde Ayetel-Kürsiyi okursan, Allah sana bir koruma veriri ve onlar sabaha kadar seni korur ve şeytanlar sana yaklaşamaz.” dedi ben de onu salıverdim.

    Sabaha girince Rasûlullah bana: "Dün gece esirin ne yaptı?" dedi. Ben de: meseleyi anlattım. Buyurdu ki: “ Bu esir çok yalancıdır, ama sana doığruyu söylemiştir. Üç günden beri seninle uğraşan kimdir bilirmisin, o insan kılığına girmiş bir şeytandır”(Buhari, Vekalet, 11)

    Peygamberlerin bulunduğu devirlerde şeytanın görülmesi daha yeni bir dine intisap edenlerin gaybe açılan pencerelerinin tozunu almaya yarıyordu, imanlarını daha da arttırıyordu. Asr-ı saadette müminlerin bazen meleği/Cebrail’i gördükleri gibi, şeytanı da bazen görebiliyorlardı. Bu realite belki de Allah’ın insanlara bir ihsanı idi. Çünkü, bu konuyu hemen danışacakları peygamber vardı. Ona arz ettikleri olayların yorumlarını öğreniyor ve imanları artıyordu.

    Ayrıca, İslam öncesinde var olan kehanet ve benzeri yollardan gaibten haber verme sisteminde en büyük rolü cin ve ve bir cin kabilesi olan şeytan oynuyordu. İslam dini bu yolu kapatmakla beraber, her konuda olduğu gibi bu konuda da tedriç metodu, tekamül kanunu işliyordu. Bu sebeple, bu yolun kapanması peyderpey oluyordu. Kapının tamamen birden kapanmaması şeytanların bazen görülmesine imkan veriyordu. Bunun belki de önemli bir hikmeti de, kahinlik yapanların kullandığı malzemenin şeytan ve cin olduğunu ortaya koyarak hem daha önceki kahinlerin ve kendi putlarından bazı sesler duyanların bu işin gerçeğini öğrenmelerine hem de yeni müslüman olmuş toplumun gaybi haberler konusunda işin aslını öğrenerek yalanları doğrularının kat be kat üstünde seyreden bu gibi yollara baş vurmamaları sağlanıyordu.

    Nitekim, İslam öncesi dönemdeki kehanetlerden belki de daha fazla bir potansiyele sahip olan bu ahir zamanda da cinlerin,şeytanların açıkça bazı kimselere görünmeleri söz konusudur. Hatta değişik insan kılığında ortalıklarda dolaşacaklarına dair hadisler de vardır.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder