Konusunu Oylayın.: Yaşım 14, namazımı nasıl güzel kılarım?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Yaşım 14, namazımı nasıl güzel kılarım?
  1. 23.Şubat.2013, 01:00
    1
    Misafir

    Yaşım 14, namazımı nasıl güzel kılarım?






    Yaşım 14, namazımı nasıl güzel kılarım? Mumsema ben 14 yaşındayım namaz kılıyorum fakart kafam arasıra dağılıyor nasıl düzeltirim


  2. 23.Şubat.2013, 01:00
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 25.Şubat.2013, 18:02
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Yaşım 14, namazımı nasıl güzel kılarım?




    Namazları huşu içinde kılmak nasıl olur?


    l- Muhsin olmak: “ALLAH’ı göıür gibi iba*det etmektir. Zira sen onu görmüyorsan da O seni görüyor.”
    2- Ciddi olmak
    3- Zihnimizi ve kalbimizi meşgul edecek şeyleri izale etmek
    4- Okuduklarımızın mânâsını anlamak
    5- Hayatımızda huşulu olmak
    6- Cemaatle namaza devam etmek
    7- Kalbimizi dünyadan ve dünya sevgisin*den kurtarmak
    8- ALLAH’a olan aşkı ve sevgiyi hissetmek
    9- İslâm ümmetinin bir parçası olduğunu hissetmek
    10- Son kez kılıyormuş gibi ikame etmek
    11-Namaz dualarını yavaş yavaş ve tane tane okumak
    12-Cehennem azabını düşünmek
    HUŞU İÇİNDE NAMAZ NASIL KILINIR
    Huşu ile kılınan namaz insanın kalbiyle ALLAH’a tazim sena itaat ve sevgisinin ifadesidir. Kişi tevazuyla Rabbine boyun eğerek bedenî hareketlerle yap*tıklarını kalbiyle tasdik eder. Namazın rükusu sec*desi kıyamı özellikle de kıraati mü’mini husulü ol*maya sevkeder. Namaz müslümanı nerede olursa ol*sun ALLAH’ın taatına hazırlayan bir eğitimdir
    Namazlarda nihai gaye huşûya ermektir. Bizim kurtuluşumuza vesile olacak hayatımıza etkili ola*cak namaz huşûyla eda edilen namazdır. Bunun için ne yapıp edip namazlarımızda huşu derecesini mutlaka elde etmeliyiz.
    Huşu tertemiz bir kalple ALLAH’ın huzurunda saygılı olmaktır.
    Huşu kalbimizle aklı*mızla bedenimizle ALLAH’ın huzurunda tam bir tesli*miyet göstermektir.
    Tüm ibadetlerin makbuliyeti onu eda ederken bulunduğumuz ruh huzurumuza ve huşumuza bağlıdır.
    İhlasla samimiyetLE huşu ile eda edilen Rasulullah’ın istediği namazdır.
    “Muhakkak ki mü’minler kurtuluşa erdiler. Ki onlar namazlarında huşu içerisindedirler.” (Mü’minun Suresi; 1-2)
    Mü’minlerin özelliklerinden bahse*den bu surede kurtulan mü’minlerin birinci özellikle*rinin namazlarındaki huşu olduğu belirtiliyor. Kur*tulmak isteyen bir kimseye mü’min olmak yetmiyor. Mü’min olmakla birlikte namazlı olması da gereki*yor. Namazlı olması da yetmiyor huşu ile namazım ikame etmesi gerekiyor.
    Bu ayetteki huşunun anlamı ALLAH’a gönülden bo*yun eğereK onun huzurunda bulunulması acziyet ve alçak gönüllülük içerisinde kalbin titremesini ve tüy*lerin ürpermesini ifade eder.
    Huşunun aslı kalpde fa*kat belirtileri bedende olan bir eylemdir. Kalbin hu*zur ve saygıyla dolması bedenin de sakin ve hareket*siz olmasıdır. Kalbin sadece ALLAH’la meşgul olup O’nun zikriyle huzur bulmasıdır. “Dikkat edin (uya*nık olun) kalpler ancak ALLAH’ın zikriyle mutmain olur.” (Ra’d Suresi; 28)
    Buradaki zikirden maksat na*maz da olabilir. Çünkü namaz hakkında Cenab-ı Al*lah: “Zikrim olan namazı ikame et” buyurmaktadır. (Taha Suresi; 14)
    Kur’an bizim namazımızda ve hayatımızda huşu içinde olmamızı istiyor. Namazın bize kazandırması gereken huşûdan soruyor “insanlar için hâlâ kalple*rinin titreme ve ALLAH’ın zikrine (namaza) indirilen hakka (Kur’an’a) huşu (saygı) duyma vakti gelmedi mi? Ta ki bundan önce kendilerine kitap verilmiş sonra üzerlerinden uzun zaman geçmekle kalpleri ka*tılaşmış çoğu da yoldan çıkmış kimseler gibi olma*sınlar. ” (Hadid Suresi; 16)
    Huşu ile kılınan namaz insanın kalbiyle ALLAH’a tazim sena itaat ve sevgisinin ifadesidir. Kişi tevazuyla Rabbine boyun eğerek bedenî hareketlerle yap*tıklarını kalbiyle tasdik eder. Namazın rükusu sec*desi kıyamı özellikle de kıraati mü’mini husulü ol*maya sevkeder. Namaz müslümanı nerede olursa ol*sun ALLAH’ın taatına hazırlayan bir eğitimdir. Huşu içinde azaları ALLAH’ın emrine boyun eğen ellerini tekbirle ALLAH’a kaldıran başını rükû ve secde esna*sında eğerek iki büklüm olan kişi şüphesiz bütün iş*lerinde ALLAH’a itaat eder.
    Namazdan çıkıp insanlara karıştığı zamandahi takvaya sarılır. Artık din onun bütün hayatını kuşatmıştır. Namaz ile huşûyu elde eden mü’minlere ne mutlu…
    Her mü’min ALLAH’a doğru bir yolculuk ve yüksel*me (miraç) halindedir. “Namaz mü’minin miracı*dır. ” ALLAH’a miraç (yükselme) halinde bulunanların namazı kendilerine özgüdür. Namazdan duydukları haz ve aldıkları nasip makamlarına ve hayatlarına uygundur ilahi yolculuğa çıkmış olanların yol azığı olan namazlarında huşu sahibi olmaları gerekir. Her*kes kendisinin doktoru olmalı ve huşu için gereken eksikliklerini en kısa zamandatelafi etmelidir.
    HUŞU İÇİN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
    Namazlarımızı gündelik alışkanlık haline getiri*len faydasız bir ibadet olmaktan kurtarabilmek için birkaç tavsiyemiz olacak. Davasında ciddi ve samimi olan muvahhid müslümanların bu hususlara dikkat etmesi gerekir.
    l- Muhsin olmak
    Muhsinin ne anlama geldiğini her şeyin öğretme*ni Rasulullah’tan öğrenelim; “ALLAH’ı göıür gibi iba*det etmektir. Zira sen onu görmüyorsan da O seni görüyor.”
    Ancak şu var ki “muhsin olmanın yolu mukîn olmaktan (görür gibi iman etmek)” geçer. Al*lah’ı görür gibi ibadet etmek ALLAH’ı görür gibi yakinen iman etmek demektir. Hayatımızda ALLAH’ın her an bizi gördüğünü kalplerimizin özündekini bildiği*nin şuurunda olmamız gerekir. Hayatımızda ihsan derecesini kazanmışsak namazda muhsin olmak ko*lay olacaktır ihsan Kur’an’da geçen tüm Peygamber*lerin sıfatıdır. Yine ihsan mertebesine ulaşmış mü’minin Kur’an’daki başlıca özellikleri şunlardır: ALLAH’tan korkarlar O’ndan başkasından korkmazlar. ALLAH’ı herşeyden çok severler. Başlarına bir musibet geldiğinde işlerini ALLAH’a bırakırlar. Nitekim Hz. İb*rahim (as) ateşe atılacağı zamanböyle yapmıştı. Tam ateşin içine atılmak üzereyken ALLAH ona meleklerini gönderdi. Cebrail kendisine dilerse yardım etmek is*tediğini bildirdi ihsan derecesine ulaşan Ibarim (as) “ALLAH beni görüyor ve biliyor vekil olarak ALLAH ba*na yeter” diyerek Cebrail’in teklifini kabul etmedi.
    Şehid edilmek üzere idam sehpasına çıkarılan Mısırlı Alim Abdulkadir Udeh’e “Kendine bir avukat tut” dedikleri zamanşu ayeti okuyarak cevap verdi. “ALLAH inananların savunucusudur.” İşte ihsan şuuruna ermiş kişilerin şahsiyetleri ve ALLAH’a olan tes*limiyetleri böyle idi. Muhsin olmak aynı zamanda teslim olmak demektir. Hz. İbrahim’in ALLAH’ın em*rine teslim olarak oğlu İsmail’i kurban etmek isteme*si ve İsmail’in de hiç tereddüt etmeden “Babacığım ALLAH’ın emrini yerine getir. Muhakkak ki beni tes*lim olanlardan bulacaksın” demesi gibi.
    İnandım demenin bir bedeli olmalı inandığımız dava uğruna ölmek. Gerçekten öyle ölmek istiyorsak ki istiyoruz; bugün birçoklarımız şehid olmak istiyor. Ama çoğumuz ölmek istediğimiz yolda yaşamıyoruz. Şehid olmak istiyorsak şehid gibi yaşamamız gereki*yor. Bütün bunların ötesinde bizdeki gerçek eksiklik aşk ve sevgi yetersizliğidir iman şuur ve ihlas eksik*liğidir. Bunlar eksik olunca ihsana ve namazlarımızdaki huşûya ulaşamayız.
    Ferhad beşerî aşk için dağla*rı deldi Şirin’e (sevgilisine) kavuşmak için. Mecnun Leyla için çöllere düştü. Ama ALLAH’a inandığını ve O’nu sevdiğini söyleyen bizlerin günde O’nun yolun*da ne kadar ilerlediğimiz malumdur işte bizim aşk ve sevgi eksikliğimizin neticesi budur.
    Karıncaya sor*muşlar. Nereye gidiyorsun? Hacca gidiyorum cevabı*nı vermiş. Soranlar şaşırmış bu ne iştir? Bu yürüyü*şünle nasıl Beytullah’a varacaksın? Karıncanın cevabı çok enteresan. Varamazsam da bu yolda ölürüm. Ka*rıncanın gayreti ve ciddiyeti kadar olan bir gayret ve ciddiyet bize çok yol aldıracak. Bunu unutmayın.
    İhlasın ve huşunun eksikliği sadece aşk ve sevgi yetersizliği değil elbette. Bunlarla beraber hüzün ve gözyaşı eksikliği de var. ALLAH’a kulluk yoluna koyul*muş mü’min hüzünlüdür. Ve mü’minin bu hüznü cennetle bitecektir. O zamandiyecek ki: “Bizden hüznü gideren ALLAH’a hamdolsun.” (Fatır Suresi; 34) Hayatı hüzünlü olan mü’min kitabı da hüzünlü okuyacak ki ondan nasiplensin. “Sizden biriniz Kur’an okuduğu zaman hüzünlenerek okusun. Çünkü o hü*zünle indirilmiştir.” (Hadis-i Şerif) Sadece hüzün mü? Yetmez elbette bunun neticesi gözyaşıdır. “Benim bildiğimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız” (Hadis-i Şerif) “Ve gülüyorsunuz da hiç ağlamıyorsunuz.” (Necm Suresi; 60)
    Evet hüzün ve gözyaşı yüreğin bereketi. Yürek ise huşunun mekanıdır.
    Muhsin olmanın bir başka özelliği de ALLAH’a ka*vuşacaklarını kesin olarak bilmektir. “Namazla ve sabırla ALLAH’ın yardımını isteyin. Zira bu durum Al*lah’a gereği gibi saygı gösterenlerden başkasına ağır gelir. Ki onlar ALLAH’a kesin olarak kavuşacaklarını bilirler. Zaten onlar ALLAH’a döndürülmüşlerdir.” (Ba*kara Suresi- 45) Ayette muhsinin en nihai özelliği Al*lah’a kavuşmak sanki ALLAH’la beraber olmak Al*lah’ın rızasını kazanmak demektir. İşte bu mertebe*deki insana namaz kesinlikle zor ve can sıkıcı bir iba*det olamaz ihsan mertebesine ulaşmayan birçok in*sanın namazı bir süre kıldıktan sonra terkettikleri görülmektedir. Çünkü namazlarında gereken ruh ve kalp huzuruna kavuşmamışlardır. Bize düşen namazlarımızın devamlı olmasını istiyorsak bu mertebeyi iyi anlamalıyız. Yani namazı öğreteceğimiz kimsele*re namazın nasıl kılınacağını öğretmeden önce namazı sevdirmeli namazıhakkıyla ikame edebilecek duygular kazandırmalıyız.
    Muhsin olmanın yolu ALLAH’tan hakkıyla kork*mak ve ALLAH’ın gözetiminde olduğumuzu hiç bir za*man unutmamaktır. Hz. Ömer gibi kendimizi Al*lah’ın azabından emin hissetmemektir. Rasulullah’ın “Şeytan Ömeri görse korkusundan yolunu değiş*tirir” demesine rağmen Hz. Ömer ALLAH’ın azabından çok korkardı. Kendi hilafetinin bir senesi kıtlık senesiydi. Halk Hz. Ömer’le beraber yağmur duasına çık*mıştı. Hz. Ömer duaya başlayınca ağladı ve dudakla*rından şu sözler döküldü:
    “ALLAH’ım Hattab oğlu Ömer’in yüzünden bu hal*kı cezalandırıp mahrum bırakma.” Hz. Ömer ömrü*nün son günlerinde yine ağlıyordu: “ALLAH seni affet*mezse halin ne olacak ey Ömer” diyordu. Batılın karşısında hak ve adaletin timsali Hz. Ömer böyleydi. Her zamanALLAH’tan korkar ALLAH’ın azabından emin olmazdı.
    Muhsin olmanın bir başka yolu da muhsin kullar*la salih kullarla sadık kullarla beraber olmaktan geçer. “Ey iman edenler ALLAH’tan korkunuz sadıklarla beraber olunuz.” [Tevbe Suresi; 119)
    “Ey mutmain olan nefis gir salih kullarımın ara*sına ve gir cennetime.” (Fecr Suresi; 27-30)
    Ahirette cennete girmenin formülü dünyada salih kulların arasınagirmekten geçer. Ey ALLAH’ım ihsanla nimetlendirdiğin kullarını bize sevdir ve bizi onlara dost kıl…



  4. 25.Şubat.2013, 18:02
    2
    Moderatör



    Namazları huşu içinde kılmak nasıl olur?


    l- Muhsin olmak: “ALLAH’ı göıür gibi iba*det etmektir. Zira sen onu görmüyorsan da O seni görüyor.”
    2- Ciddi olmak
    3- Zihnimizi ve kalbimizi meşgul edecek şeyleri izale etmek
    4- Okuduklarımızın mânâsını anlamak
    5- Hayatımızda huşulu olmak
    6- Cemaatle namaza devam etmek
    7- Kalbimizi dünyadan ve dünya sevgisin*den kurtarmak
    8- ALLAH’a olan aşkı ve sevgiyi hissetmek
    9- İslâm ümmetinin bir parçası olduğunu hissetmek
    10- Son kez kılıyormuş gibi ikame etmek
    11-Namaz dualarını yavaş yavaş ve tane tane okumak
    12-Cehennem azabını düşünmek
    HUŞU İÇİNDE NAMAZ NASIL KILINIR
    Huşu ile kılınan namaz insanın kalbiyle ALLAH’a tazim sena itaat ve sevgisinin ifadesidir. Kişi tevazuyla Rabbine boyun eğerek bedenî hareketlerle yap*tıklarını kalbiyle tasdik eder. Namazın rükusu sec*desi kıyamı özellikle de kıraati mü’mini husulü ol*maya sevkeder. Namaz müslümanı nerede olursa ol*sun ALLAH’ın taatına hazırlayan bir eğitimdir
    Namazlarda nihai gaye huşûya ermektir. Bizim kurtuluşumuza vesile olacak hayatımıza etkili ola*cak namaz huşûyla eda edilen namazdır. Bunun için ne yapıp edip namazlarımızda huşu derecesini mutlaka elde etmeliyiz.
    Huşu tertemiz bir kalple ALLAH’ın huzurunda saygılı olmaktır.
    Huşu kalbimizle aklı*mızla bedenimizle ALLAH’ın huzurunda tam bir tesli*miyet göstermektir.
    Tüm ibadetlerin makbuliyeti onu eda ederken bulunduğumuz ruh huzurumuza ve huşumuza bağlıdır.
    İhlasla samimiyetLE huşu ile eda edilen Rasulullah’ın istediği namazdır.
    “Muhakkak ki mü’minler kurtuluşa erdiler. Ki onlar namazlarında huşu içerisindedirler.” (Mü’minun Suresi; 1-2)
    Mü’minlerin özelliklerinden bahse*den bu surede kurtulan mü’minlerin birinci özellikle*rinin namazlarındaki huşu olduğu belirtiliyor. Kur*tulmak isteyen bir kimseye mü’min olmak yetmiyor. Mü’min olmakla birlikte namazlı olması da gereki*yor. Namazlı olması da yetmiyor huşu ile namazım ikame etmesi gerekiyor.
    Bu ayetteki huşunun anlamı ALLAH’a gönülden bo*yun eğereK onun huzurunda bulunulması acziyet ve alçak gönüllülük içerisinde kalbin titremesini ve tüy*lerin ürpermesini ifade eder.
    Huşunun aslı kalpde fa*kat belirtileri bedende olan bir eylemdir. Kalbin hu*zur ve saygıyla dolması bedenin de sakin ve hareket*siz olmasıdır. Kalbin sadece ALLAH’la meşgul olup O’nun zikriyle huzur bulmasıdır. “Dikkat edin (uya*nık olun) kalpler ancak ALLAH’ın zikriyle mutmain olur.” (Ra’d Suresi; 28)
    Buradaki zikirden maksat na*maz da olabilir. Çünkü namaz hakkında Cenab-ı Al*lah: “Zikrim olan namazı ikame et” buyurmaktadır. (Taha Suresi; 14)
    Kur’an bizim namazımızda ve hayatımızda huşu içinde olmamızı istiyor. Namazın bize kazandırması gereken huşûdan soruyor “insanlar için hâlâ kalple*rinin titreme ve ALLAH’ın zikrine (namaza) indirilen hakka (Kur’an’a) huşu (saygı) duyma vakti gelmedi mi? Ta ki bundan önce kendilerine kitap verilmiş sonra üzerlerinden uzun zaman geçmekle kalpleri ka*tılaşmış çoğu da yoldan çıkmış kimseler gibi olma*sınlar. ” (Hadid Suresi; 16)
    Huşu ile kılınan namaz insanın kalbiyle ALLAH’a tazim sena itaat ve sevgisinin ifadesidir. Kişi tevazuyla Rabbine boyun eğerek bedenî hareketlerle yap*tıklarını kalbiyle tasdik eder. Namazın rükusu sec*desi kıyamı özellikle de kıraati mü’mini husulü ol*maya sevkeder. Namaz müslümanı nerede olursa ol*sun ALLAH’ın taatına hazırlayan bir eğitimdir. Huşu içinde azaları ALLAH’ın emrine boyun eğen ellerini tekbirle ALLAH’a kaldıran başını rükû ve secde esna*sında eğerek iki büklüm olan kişi şüphesiz bütün iş*lerinde ALLAH’a itaat eder.
    Namazdan çıkıp insanlara karıştığı zamandahi takvaya sarılır. Artık din onun bütün hayatını kuşatmıştır. Namaz ile huşûyu elde eden mü’minlere ne mutlu…
    Her mü’min ALLAH’a doğru bir yolculuk ve yüksel*me (miraç) halindedir. “Namaz mü’minin miracı*dır. ” ALLAH’a miraç (yükselme) halinde bulunanların namazı kendilerine özgüdür. Namazdan duydukları haz ve aldıkları nasip makamlarına ve hayatlarına uygundur ilahi yolculuğa çıkmış olanların yol azığı olan namazlarında huşu sahibi olmaları gerekir. Her*kes kendisinin doktoru olmalı ve huşu için gereken eksikliklerini en kısa zamandatelafi etmelidir.
    HUŞU İÇİN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
    Namazlarımızı gündelik alışkanlık haline getiri*len faydasız bir ibadet olmaktan kurtarabilmek için birkaç tavsiyemiz olacak. Davasında ciddi ve samimi olan muvahhid müslümanların bu hususlara dikkat etmesi gerekir.
    l- Muhsin olmak
    Muhsinin ne anlama geldiğini her şeyin öğretme*ni Rasulullah’tan öğrenelim; “ALLAH’ı göıür gibi iba*det etmektir. Zira sen onu görmüyorsan da O seni görüyor.”
    Ancak şu var ki “muhsin olmanın yolu mukîn olmaktan (görür gibi iman etmek)” geçer. Al*lah’ı görür gibi ibadet etmek ALLAH’ı görür gibi yakinen iman etmek demektir. Hayatımızda ALLAH’ın her an bizi gördüğünü kalplerimizin özündekini bildiği*nin şuurunda olmamız gerekir. Hayatımızda ihsan derecesini kazanmışsak namazda muhsin olmak ko*lay olacaktır ihsan Kur’an’da geçen tüm Peygamber*lerin sıfatıdır. Yine ihsan mertebesine ulaşmış mü’minin Kur’an’daki başlıca özellikleri şunlardır: ALLAH’tan korkarlar O’ndan başkasından korkmazlar. ALLAH’ı herşeyden çok severler. Başlarına bir musibet geldiğinde işlerini ALLAH’a bırakırlar. Nitekim Hz. İb*rahim (as) ateşe atılacağı zamanböyle yapmıştı. Tam ateşin içine atılmak üzereyken ALLAH ona meleklerini gönderdi. Cebrail kendisine dilerse yardım etmek is*tediğini bildirdi ihsan derecesine ulaşan Ibarim (as) “ALLAH beni görüyor ve biliyor vekil olarak ALLAH ba*na yeter” diyerek Cebrail’in teklifini kabul etmedi.
    Şehid edilmek üzere idam sehpasına çıkarılan Mısırlı Alim Abdulkadir Udeh’e “Kendine bir avukat tut” dedikleri zamanşu ayeti okuyarak cevap verdi. “ALLAH inananların savunucusudur.” İşte ihsan şuuruna ermiş kişilerin şahsiyetleri ve ALLAH’a olan tes*limiyetleri böyle idi. Muhsin olmak aynı zamanda teslim olmak demektir. Hz. İbrahim’in ALLAH’ın em*rine teslim olarak oğlu İsmail’i kurban etmek isteme*si ve İsmail’in de hiç tereddüt etmeden “Babacığım ALLAH’ın emrini yerine getir. Muhakkak ki beni tes*lim olanlardan bulacaksın” demesi gibi.
    İnandım demenin bir bedeli olmalı inandığımız dava uğruna ölmek. Gerçekten öyle ölmek istiyorsak ki istiyoruz; bugün birçoklarımız şehid olmak istiyor. Ama çoğumuz ölmek istediğimiz yolda yaşamıyoruz. Şehid olmak istiyorsak şehid gibi yaşamamız gereki*yor. Bütün bunların ötesinde bizdeki gerçek eksiklik aşk ve sevgi yetersizliğidir iman şuur ve ihlas eksik*liğidir. Bunlar eksik olunca ihsana ve namazlarımızdaki huşûya ulaşamayız.
    Ferhad beşerî aşk için dağla*rı deldi Şirin’e (sevgilisine) kavuşmak için. Mecnun Leyla için çöllere düştü. Ama ALLAH’a inandığını ve O’nu sevdiğini söyleyen bizlerin günde O’nun yolun*da ne kadar ilerlediğimiz malumdur işte bizim aşk ve sevgi eksikliğimizin neticesi budur.
    Karıncaya sor*muşlar. Nereye gidiyorsun? Hacca gidiyorum cevabı*nı vermiş. Soranlar şaşırmış bu ne iştir? Bu yürüyü*şünle nasıl Beytullah’a varacaksın? Karıncanın cevabı çok enteresan. Varamazsam da bu yolda ölürüm. Ka*rıncanın gayreti ve ciddiyeti kadar olan bir gayret ve ciddiyet bize çok yol aldıracak. Bunu unutmayın.
    İhlasın ve huşunun eksikliği sadece aşk ve sevgi yetersizliği değil elbette. Bunlarla beraber hüzün ve gözyaşı eksikliği de var. ALLAH’a kulluk yoluna koyul*muş mü’min hüzünlüdür. Ve mü’minin bu hüznü cennetle bitecektir. O zamandiyecek ki: “Bizden hüznü gideren ALLAH’a hamdolsun.” (Fatır Suresi; 34) Hayatı hüzünlü olan mü’min kitabı da hüzünlü okuyacak ki ondan nasiplensin. “Sizden biriniz Kur’an okuduğu zaman hüzünlenerek okusun. Çünkü o hü*zünle indirilmiştir.” (Hadis-i Şerif) Sadece hüzün mü? Yetmez elbette bunun neticesi gözyaşıdır. “Benim bildiğimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız” (Hadis-i Şerif) “Ve gülüyorsunuz da hiç ağlamıyorsunuz.” (Necm Suresi; 60)
    Evet hüzün ve gözyaşı yüreğin bereketi. Yürek ise huşunun mekanıdır.
    Muhsin olmanın bir başka özelliği de ALLAH’a ka*vuşacaklarını kesin olarak bilmektir. “Namazla ve sabırla ALLAH’ın yardımını isteyin. Zira bu durum Al*lah’a gereği gibi saygı gösterenlerden başkasına ağır gelir. Ki onlar ALLAH’a kesin olarak kavuşacaklarını bilirler. Zaten onlar ALLAH’a döndürülmüşlerdir.” (Ba*kara Suresi- 45) Ayette muhsinin en nihai özelliği Al*lah’a kavuşmak sanki ALLAH’la beraber olmak Al*lah’ın rızasını kazanmak demektir. İşte bu mertebe*deki insana namaz kesinlikle zor ve can sıkıcı bir iba*det olamaz ihsan mertebesine ulaşmayan birçok in*sanın namazı bir süre kıldıktan sonra terkettikleri görülmektedir. Çünkü namazlarında gereken ruh ve kalp huzuruna kavuşmamışlardır. Bize düşen namazlarımızın devamlı olmasını istiyorsak bu mertebeyi iyi anlamalıyız. Yani namazı öğreteceğimiz kimsele*re namazın nasıl kılınacağını öğretmeden önce namazı sevdirmeli namazıhakkıyla ikame edebilecek duygular kazandırmalıyız.
    Muhsin olmanın yolu ALLAH’tan hakkıyla kork*mak ve ALLAH’ın gözetiminde olduğumuzu hiç bir za*man unutmamaktır. Hz. Ömer gibi kendimizi Al*lah’ın azabından emin hissetmemektir. Rasulullah’ın “Şeytan Ömeri görse korkusundan yolunu değiş*tirir” demesine rağmen Hz. Ömer ALLAH’ın azabından çok korkardı. Kendi hilafetinin bir senesi kıtlık senesiydi. Halk Hz. Ömer’le beraber yağmur duasına çık*mıştı. Hz. Ömer duaya başlayınca ağladı ve dudakla*rından şu sözler döküldü:
    “ALLAH’ım Hattab oğlu Ömer’in yüzünden bu hal*kı cezalandırıp mahrum bırakma.” Hz. Ömer ömrü*nün son günlerinde yine ağlıyordu: “ALLAH seni affet*mezse halin ne olacak ey Ömer” diyordu. Batılın karşısında hak ve adaletin timsali Hz. Ömer böyleydi. Her zamanALLAH’tan korkar ALLAH’ın azabından emin olmazdı.
    Muhsin olmanın bir başka yolu da muhsin kullar*la salih kullarla sadık kullarla beraber olmaktan geçer. “Ey iman edenler ALLAH’tan korkunuz sadıklarla beraber olunuz.” [Tevbe Suresi; 119)
    “Ey mutmain olan nefis gir salih kullarımın ara*sına ve gir cennetime.” (Fecr Suresi; 27-30)
    Ahirette cennete girmenin formülü dünyada salih kulların arasınagirmekten geçer. Ey ALLAH’ım ihsanla nimetlendirdiğin kullarını bize sevdir ve bizi onlara dost kıl…






+ Yorum Gönder