Konusunu Oylayın.: Cimrilik ile ilgili hikayeler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Cimrilik ile ilgili hikayeler
  1. 23.Şubat.2013, 00:23
    1
    Misafir

    Cimrilik ile ilgili hikayeler






    Cimrilik ile ilgili hikayeler Mumsema cimrilik ile ilgili hikayeler


  2. 23.Şubat.2013, 00:23
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 23.Şubat.2013, 02:00
    2
    İnanc
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Şubat.2012
    Üye No: 93990
    Mesaj Sayısı: 2,028
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Yalan Dünyada Bir Yer.

    Cevap: Cimrilik ile ilgili hikayeler




    CİMRİ BİR ADAM,TÜM MAL VARLIĞINIDAN EMİN OLMAK İÇİN HERŞEYİNİ SATAR VE ALTINA ÇEVİRİR ALTINLARI YER ALTINA GÖMÜP ARA SIRA KONTROL EDEREK İNCELER BU HAREKETİ İŞÇİLERİNDEN BİRİNİN DİKKATİNİ ÇEKER VE ORADA BİR HAZİNE OLDUĞUNDAN KUŞKULANIR GECE O NOKTAYA GİDER VE ALTINLARI ÇALAR.CİMRİ ERTESİ SABAH ALTININ YERİNDE YELLER ESTİĞİNİ GÖRÜR AĞLAYARAK SACINI BAŞINI YOLAR.ONU BÖYLE PERİŞAN GÖREN KOMŞUSU NEDENİNİ ÖĞRENİNCE ŞÖYLE DER;KENDİNİ ÜZME ARTIK BİR TAŞ ALIP AYNI ÇUKURA KOY VE O TAŞIN ALTINLARIN OLDUĞUNU DÜŞÜN ÇÜNKÜ KULLANMAYI HİÇ DÜŞÜNMEDİĞİNE GÖRE TAŞ DA AYNI İŞİ GÖRECEKTİR.ELİMİZDEKİLERİN DEĞERİ SAHİP OLMAKTA DEĞİL ONLARI ALLAH RIZASI İÇİN KULLANABİLMEKTİR.HİÇBİR ŞEY BENİMDİR DEME EMANETTİR DE ÇÜNKÜ NE MAL NE MÜLK NE GENÇLİK NE SAĞLIK NE EŞ NE EVLAT DAİMA SENİNLE KALMAZ

    Mumsema.com'dan alıntıdır



  4. 23.Şubat.2013, 02:00
    2
    Devamlı Üye



    CİMRİ BİR ADAM,TÜM MAL VARLIĞINIDAN EMİN OLMAK İÇİN HERŞEYİNİ SATAR VE ALTINA ÇEVİRİR ALTINLARI YER ALTINA GÖMÜP ARA SIRA KONTROL EDEREK İNCELER BU HAREKETİ İŞÇİLERİNDEN BİRİNİN DİKKATİNİ ÇEKER VE ORADA BİR HAZİNE OLDUĞUNDAN KUŞKULANIR GECE O NOKTAYA GİDER VE ALTINLARI ÇALAR.CİMRİ ERTESİ SABAH ALTININ YERİNDE YELLER ESTİĞİNİ GÖRÜR AĞLAYARAK SACINI BAŞINI YOLAR.ONU BÖYLE PERİŞAN GÖREN KOMŞUSU NEDENİNİ ÖĞRENİNCE ŞÖYLE DER;KENDİNİ ÜZME ARTIK BİR TAŞ ALIP AYNI ÇUKURA KOY VE O TAŞIN ALTINLARIN OLDUĞUNU DÜŞÜN ÇÜNKÜ KULLANMAYI HİÇ DÜŞÜNMEDİĞİNE GÖRE TAŞ DA AYNI İŞİ GÖRECEKTİR.ELİMİZDEKİLERİN DEĞERİ SAHİP OLMAKTA DEĞİL ONLARI ALLAH RIZASI İÇİN KULLANABİLMEKTİR.HİÇBİR ŞEY BENİMDİR DEME EMANETTİR DE ÇÜNKÜ NE MAL NE MÜLK NE GENÇLİK NE SAĞLIK NE EŞ NE EVLAT DAİMA SENİNLE KALMAZ

    Mumsema.com'dan alıntıdır



  5. 12.Aralık.2014, 16:18
    3
    Misafir

    Cevap: Cimrilik ile ilgili hikayeler

    Adam cimriydi, eli sıkıydı.

    Hayatı boyunca parayı biriktirdi.

    Kimseye bir kuruşluk iyilikte bulunmadı.

    Ne kadar çok yaşasa kişi sonunda ölüyor.

    İnsan öldüğü zaman çocukları, malı, mülkü, parası, iyilik ve kötülükleri, günahları ve sevapları mezarına kadar kendisiyle birlikte giderler. İki eliyle kazandığı günah ve sevapları, iyilik ve kötülükleri onunla birlikte kalır, çocukları, malı ve parası geriye döner.

    Adam öldü sonunda.

    Geride yüklü bir servet, başkalarını imrendiren bir miras, yüz binlerce altın bıraktı .

    Adamın bir de akıllı, dürüst, iyiliksever, yoksulları düşünen vicdan sahibi ve inanmış bir oğlu vardı.

    Bu çocuk, babası ölünce; mal, mülk, servet, para ve yüklü mirasa bağlanıp kalmadı. Parayı görünce azıp sapıtmadı, şımarmadı, ne oldum delisine dönmedi.

    Dünyaya ait şeylerin sınırlı, sonlu, geçici, göçücü, yok olucu olduklarını biliyordu. Mal, mülk, zenginlik, makam, mevki, çocuklar ve kadınlar dünya hayatının süsüydü, bir fitne ve sınav sebebiydiler. Onlar layık oldukları yerde, anlamlı ve ölçülü bir şekilde değerlendirildiklerinde dünyada mutluluk kaynağı, sonsuz hayatta verilecek güzelliklerin hazırlayıcısıydılar.

    İnsanın ayağını kaydıran, kalbini karartan, iki dünya hayatını cehenneme çeviren korkunç birer ateş de olabilirlerdi ellerimizle tutuşturup körüklediğimiz.

    Delikanlı babasının peşinden, cimriler gibi sıkı sıkıya tutmadı parayı. Tapmadı ona, putlaştırıp kölesi olmadı. Başkalarına hükmetme, aşağılama ve zulüm aracı haline getirmedi. Açgözlülük yapmadı. Bir vadi dolusu altını varken ikincisini istemeye gerek duymadı. Babası gibi parayı keselerde tutmadı.

    Gözü gönlü toktu.

    Mal ve para bir emanetti ona göre.

    Verenin sevgisini ve hoşnutluğunu kazandıracak yollarda harcanmalıydı.

    Yoksulların hakkı verilmeliydi. İhtiyaç sahipleri aranıp bulunmalı ve gözetilmeliydi.

    Başkaları aç yatarken o tok duramaz, parayı biriktiremezdi.

    Kapısından fakirler eksik olmadı.

    Konağında misafirsiz günü geçmedi hiç.

    Akrabayı, yoksulu, yetimi, komşuyu, yolda ve darda kalmışları, tanıdıkları, yabancıları, ulaşabildiği herkesi memnun etti, iyilik ve ihsanda bulundu, gönüllerini hoş etti, sevgilerini kazandı, dualarını aldı.

    Evi, gönlü ve malı insanlar içindi.

    O verdikçe Allah da ona veriyordu. Eksilen bir şey yoktu hiç. Herkese hakkını sunuyordu.

    Onu iyi tanıyan, bu halini beğenmeyen baba dostlarından birisi bir gün uyardı, kınadı ve ayıpladı. Dedi ki ona:

    -Ne yapıyorsun delikanlı? Malını, mülkünü birden dağıtıp kendini perişan mı edeceksin? Altın, mal, mülk, para, ekmek ve dünya nimetleri sürekli değildir. Bir hikaye var, bilir misin? Anlaşılan sen o hikayeyi işitmemişsin!

    Delikanlı kendisini kınayan ve uyaran adama sordu merak içinde:

    -Nedir o hikaye, anlatır mısın?

    Adam anlatmaya başladı:

    -Şu günlerde işittim daha. Bir Allah dostu çocuğuna demiş ki:

    “Ey babasının canı!

    Bekar yaşa, evde ne varsa yoksullara ver. Cömert ol, dünya malına değer verme!”

    Çocuk ileriyi görenlerden, akıllı ve tecrübeli biriymiş. Demiş ki babasına teşekkürden sonra:

    “Bir harman bir senede meydana gelir. Onu bir dakikada yakmak insanlığa yakışmaz.

    Zarurete katlanmak, yoksulluk çekmemek için genişlik vaktinde hesaplı hareket etmek gerekir!”

    İşin özü:

    Hayatta denge kuralı vardır.

    Ölçülü olmak gerekir.

    Uç noktalardan uzak durmak, ifrat ve tefritten kaçınmak lazımdır.

    Akıllı kişi; kınanıp kaybettiklerinin hasretini çekecek kadar gereksiz yere saçıp savurmaz, büsbütün eli açık olmaz.

    Eli sıkı olup cimrileşmez de hiç…

    Akrabaya, yoksula, yetime, yolcuya, darda kalmışa hakkını verir, yardım eder.


  6. 12.Aralık.2014, 16:18
    3
    Misafir üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir üye
    Misafir
    Adam cimriydi, eli sıkıydı.

    Hayatı boyunca parayı biriktirdi.

    Kimseye bir kuruşluk iyilikte bulunmadı.

    Ne kadar çok yaşasa kişi sonunda ölüyor.

    İnsan öldüğü zaman çocukları, malı, mülkü, parası, iyilik ve kötülükleri, günahları ve sevapları mezarına kadar kendisiyle birlikte giderler. İki eliyle kazandığı günah ve sevapları, iyilik ve kötülükleri onunla birlikte kalır, çocukları, malı ve parası geriye döner.

    Adam öldü sonunda.

    Geride yüklü bir servet, başkalarını imrendiren bir miras, yüz binlerce altın bıraktı .

    Adamın bir de akıllı, dürüst, iyiliksever, yoksulları düşünen vicdan sahibi ve inanmış bir oğlu vardı.

    Bu çocuk, babası ölünce; mal, mülk, servet, para ve yüklü mirasa bağlanıp kalmadı. Parayı görünce azıp sapıtmadı, şımarmadı, ne oldum delisine dönmedi.

    Dünyaya ait şeylerin sınırlı, sonlu, geçici, göçücü, yok olucu olduklarını biliyordu. Mal, mülk, zenginlik, makam, mevki, çocuklar ve kadınlar dünya hayatının süsüydü, bir fitne ve sınav sebebiydiler. Onlar layık oldukları yerde, anlamlı ve ölçülü bir şekilde değerlendirildiklerinde dünyada mutluluk kaynağı, sonsuz hayatta verilecek güzelliklerin hazırlayıcısıydılar.

    İnsanın ayağını kaydıran, kalbini karartan, iki dünya hayatını cehenneme çeviren korkunç birer ateş de olabilirlerdi ellerimizle tutuşturup körüklediğimiz.

    Delikanlı babasının peşinden, cimriler gibi sıkı sıkıya tutmadı parayı. Tapmadı ona, putlaştırıp kölesi olmadı. Başkalarına hükmetme, aşağılama ve zulüm aracı haline getirmedi. Açgözlülük yapmadı. Bir vadi dolusu altını varken ikincisini istemeye gerek duymadı. Babası gibi parayı keselerde tutmadı.

    Gözü gönlü toktu.

    Mal ve para bir emanetti ona göre.

    Verenin sevgisini ve hoşnutluğunu kazandıracak yollarda harcanmalıydı.

    Yoksulların hakkı verilmeliydi. İhtiyaç sahipleri aranıp bulunmalı ve gözetilmeliydi.

    Başkaları aç yatarken o tok duramaz, parayı biriktiremezdi.

    Kapısından fakirler eksik olmadı.

    Konağında misafirsiz günü geçmedi hiç.

    Akrabayı, yoksulu, yetimi, komşuyu, yolda ve darda kalmışları, tanıdıkları, yabancıları, ulaşabildiği herkesi memnun etti, iyilik ve ihsanda bulundu, gönüllerini hoş etti, sevgilerini kazandı, dualarını aldı.

    Evi, gönlü ve malı insanlar içindi.

    O verdikçe Allah da ona veriyordu. Eksilen bir şey yoktu hiç. Herkese hakkını sunuyordu.

    Onu iyi tanıyan, bu halini beğenmeyen baba dostlarından birisi bir gün uyardı, kınadı ve ayıpladı. Dedi ki ona:

    -Ne yapıyorsun delikanlı? Malını, mülkünü birden dağıtıp kendini perişan mı edeceksin? Altın, mal, mülk, para, ekmek ve dünya nimetleri sürekli değildir. Bir hikaye var, bilir misin? Anlaşılan sen o hikayeyi işitmemişsin!

    Delikanlı kendisini kınayan ve uyaran adama sordu merak içinde:

    -Nedir o hikaye, anlatır mısın?

    Adam anlatmaya başladı:

    -Şu günlerde işittim daha. Bir Allah dostu çocuğuna demiş ki:

    “Ey babasının canı!

    Bekar yaşa, evde ne varsa yoksullara ver. Cömert ol, dünya malına değer verme!”

    Çocuk ileriyi görenlerden, akıllı ve tecrübeli biriymiş. Demiş ki babasına teşekkürden sonra:

    “Bir harman bir senede meydana gelir. Onu bir dakikada yakmak insanlığa yakışmaz.

    Zarurete katlanmak, yoksulluk çekmemek için genişlik vaktinde hesaplı hareket etmek gerekir!”

    İşin özü:

    Hayatta denge kuralı vardır.

    Ölçülü olmak gerekir.

    Uç noktalardan uzak durmak, ifrat ve tefritten kaçınmak lazımdır.

    Akıllı kişi; kınanıp kaybettiklerinin hasretini çekecek kadar gereksiz yere saçıp savurmaz, büsbütün eli açık olmaz.

    Eli sıkı olup cimrileşmez de hiç…

    Akrabaya, yoksula, yetime, yolcuya, darda kalmışa hakkını verir, yardım eder.





+ Yorum Gönder