Konusunu Oylayın.: Kuranda mürtedin cezası

5 üzerinden 4.40 | Toplam : 10 kişi
Kuranda mürtedin cezası
  1. 20.Şubat.2013, 21:53
    1
    Misafir

    Kuranda mürtedin cezası






    Kuranda mürtedin cezası Mumsema Kuranda mürtedin cezası hakkında eğitici bilgilere ihtiyacım var yardımcı olur musunuz ?


  2. 20.Şubat.2013, 21:53
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Kuranda mürtedin cezası hakkında eğitici bilgilere ihtiyacım var yardımcı olur musunuz ?

  3. 23.Şubat.2013, 20:05
    2
    Ebu Ducane
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2008
    Üye No: 8931
    Mesaj Sayısı: 820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: kuranda mürtedin cezası




    kuranda mürtedin cezası
    Bir müslümanın dinini değiştiştirip irtidâdı; görülmesi, duyulması, itiraf etmesi veya iki âdil müslüman tarafından şâhitlik edilmesi hallerinde sâbit olur.

    Mürtedin cezası, eğer tevbe etmezse öldürülmektir: "Dinini değiştireni öldürün" (Buhârî, Cihâd, 149). Ulemanın çoğunluğu kadın için de aynı hükmün uygulanacağı görüşündedirler. Ancak Hanefiler bu konuda farklı görüştedirler. Kadınların öldürülmesini nehyeden hadisin (Ebû Dâvud, Cihad, 121) hükmünün geneli kapsadığını iddia ederek irtidad eden kadının öldürülmeyeceği görüşünü ileri sürmüşlerdir (İbn Kudâme, el-Muğnî, Mısır (t.y.), VIII/125; Seyyid Sâbık, Fıkhu's-Sünne, Kahire, (t.y.), II/385 vd.).

    Mürtede had uygulanmadan önce, tevbe edip İslâm'a dönmesi telkin edilir. Fakat bunun ne şekilde uygulanacağı hakkında ihtilâf vardır. Âlimlerin çoğunluğunun görüşüne göre, üç defa tevbe etmesi istendikten sonra öldürülür. Hz. Ömer (r.a.), irtidad edenin üç gün hapsedilip tevbe etmeye çağrılması ve bu zaman zarfında yiyecek olarak suçluya sadece ekmek verilmesi gerektiğini bildirmiştir.

    Hz. Ali (r.a.), bu müddeti bir ay olarak uygulamıştır. en-Nahaî ise bunun bir zamanla sınırlandırılmaması ve tevbe edene kadar sürekli İslam'a çağrılması gerektiği görüşünü ileri sürmüştür. Ancak, bu görüş, Sünnet ve icmâ ile sâbit olan irtidad cezasının uygulanmasını imkânsız kılacağından itibara şâyân değildir.

    İmam Mâlik, Leys, İshak ve Ebû Hanîfe; zındıkın ve irtidat edip tevbe ettikten sonra tekrar dinden dönenin tevbesinin dikkate alınmayacağını ve haddin uygulanacağını kabul etmişlerdir. Çünkü zındıkın mürted sayılmasını gerektiren önceki görüşlerinden döndüğü hiç bir zaman açık olarak tesbit edilemez. Allah Teâlâ; "Ancak, tevbe edip kendilerini düzelten ve Allah'ın indirdiğini açıklayanlar müstesnâ" (2/Bakara, 160) buyurmaktadır. Dinden dönmeyi birkaç defa tekrarlayanların tevbelerinin kabul edilmeyeceğine delil olarak da şu âyet-i kerîme gösterilmektedir: "İman edip sonra inkâr eden, sonra imân edip tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenleri Allah ne bağışlayacak ne de doğru yola eriştirecektir." (4/Nisâ, 137)

    Müslüman anne babadan doğan ve müslüman olarak yetişen kimse irtidat edince, tevbe etmeye çağrılmadan had uygulanır. Fakat daha önce küfre girip sonra müslüman olan kimse tevbeye çağrılır. Allah'a ve Rasûlüne küfreden kimse de tevbe etmeye çağrılmadan öldürülür. Böyle bir kimse tevbe etse dahi durum değişmez. Çünkü, Allah'a ve Rasûlüne küfretmek haddi gerektirir. Tevbe ise haddi düşürmez (İbn Kudâme, a.g.e., 125 vd.).

    Mürtedin irtidat etmesiyle birlikte, bütün sâlih amelleri silinir ve o ebedî olarak Cehennemde kalır: "Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, işte onların dünya ve âhirette amelleri boşa gitmiştir. İşte cehennemlikler onlardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır." (2/Bakara, 2/217)

    Bu, tevbe edilmediği takdirde böyledir. Mürted tevbe ettiği takdirde, irtidat etmeden önceki amellerinin yok olup olmayacağı hususunda İslâm âlimleri arasında görüş ayrılıkları vardır. İmam Şâfiî'ye göre irtidad edip, sonra İslâm'a dönenin haccı da dâhil hiç bir ameli düşmez. İmam Mâlik'e göre ise amellerinin tamamı, irtidad ettiği an düşer (el-Kurtubî, el-Cami'li Ahkâmi'l-Kur'an, Beyrut 1965, III/48).

    İrtidatla birlikte evlilik akdi fesh olur. Ancak mürted tekrar İslâm'a döner ve her iki taraf evliliklerini sürdürmek isterse, yeniden bir nikâh akdi ve mehir söz konusu olmaz. Hanefîler kocanın irtidadına bağlı boşanmayı bâ'in talak olarak kabul etmişlerdir. Mürted, müslüman yakınlarına mirasçı olamadığı gibi, o öldüğünde de müslüman yakınları ona mirasçı olamazlar: "Kâfir müslümana, müslüman da kâfire mirasçı olamaz." (Buhârî, Ferâiz, 26; Müslim, Ferâiz, 1)


  4. 23.Şubat.2013, 20:05
    2
    Devamlı Üye



    kuranda mürtedin cezası
    Bir müslümanın dinini değiştiştirip irtidâdı; görülmesi, duyulması, itiraf etmesi veya iki âdil müslüman tarafından şâhitlik edilmesi hallerinde sâbit olur.

    Mürtedin cezası, eğer tevbe etmezse öldürülmektir: "Dinini değiştireni öldürün" (Buhârî, Cihâd, 149). Ulemanın çoğunluğu kadın için de aynı hükmün uygulanacağı görüşündedirler. Ancak Hanefiler bu konuda farklı görüştedirler. Kadınların öldürülmesini nehyeden hadisin (Ebû Dâvud, Cihad, 121) hükmünün geneli kapsadığını iddia ederek irtidad eden kadının öldürülmeyeceği görüşünü ileri sürmüşlerdir (İbn Kudâme, el-Muğnî, Mısır (t.y.), VIII/125; Seyyid Sâbık, Fıkhu's-Sünne, Kahire, (t.y.), II/385 vd.).

    Mürtede had uygulanmadan önce, tevbe edip İslâm'a dönmesi telkin edilir. Fakat bunun ne şekilde uygulanacağı hakkında ihtilâf vardır. Âlimlerin çoğunluğunun görüşüne göre, üç defa tevbe etmesi istendikten sonra öldürülür. Hz. Ömer (r.a.), irtidad edenin üç gün hapsedilip tevbe etmeye çağrılması ve bu zaman zarfında yiyecek olarak suçluya sadece ekmek verilmesi gerektiğini bildirmiştir.

    Hz. Ali (r.a.), bu müddeti bir ay olarak uygulamıştır. en-Nahaî ise bunun bir zamanla sınırlandırılmaması ve tevbe edene kadar sürekli İslam'a çağrılması gerektiği görüşünü ileri sürmüştür. Ancak, bu görüş, Sünnet ve icmâ ile sâbit olan irtidad cezasının uygulanmasını imkânsız kılacağından itibara şâyân değildir.

    İmam Mâlik, Leys, İshak ve Ebû Hanîfe; zındıkın ve irtidat edip tevbe ettikten sonra tekrar dinden dönenin tevbesinin dikkate alınmayacağını ve haddin uygulanacağını kabul etmişlerdir. Çünkü zındıkın mürted sayılmasını gerektiren önceki görüşlerinden döndüğü hiç bir zaman açık olarak tesbit edilemez. Allah Teâlâ; "Ancak, tevbe edip kendilerini düzelten ve Allah'ın indirdiğini açıklayanlar müstesnâ" (2/Bakara, 160) buyurmaktadır. Dinden dönmeyi birkaç defa tekrarlayanların tevbelerinin kabul edilmeyeceğine delil olarak da şu âyet-i kerîme gösterilmektedir: "İman edip sonra inkâr eden, sonra imân edip tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenleri Allah ne bağışlayacak ne de doğru yola eriştirecektir." (4/Nisâ, 137)

    Müslüman anne babadan doğan ve müslüman olarak yetişen kimse irtidat edince, tevbe etmeye çağrılmadan had uygulanır. Fakat daha önce küfre girip sonra müslüman olan kimse tevbeye çağrılır. Allah'a ve Rasûlüne küfreden kimse de tevbe etmeye çağrılmadan öldürülür. Böyle bir kimse tevbe etse dahi durum değişmez. Çünkü, Allah'a ve Rasûlüne küfretmek haddi gerektirir. Tevbe ise haddi düşürmez (İbn Kudâme, a.g.e., 125 vd.).

    Mürtedin irtidat etmesiyle birlikte, bütün sâlih amelleri silinir ve o ebedî olarak Cehennemde kalır: "Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, işte onların dünya ve âhirette amelleri boşa gitmiştir. İşte cehennemlikler onlardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır." (2/Bakara, 2/217)

    Bu, tevbe edilmediği takdirde böyledir. Mürted tevbe ettiği takdirde, irtidat etmeden önceki amellerinin yok olup olmayacağı hususunda İslâm âlimleri arasında görüş ayrılıkları vardır. İmam Şâfiî'ye göre irtidad edip, sonra İslâm'a dönenin haccı da dâhil hiç bir ameli düşmez. İmam Mâlik'e göre ise amellerinin tamamı, irtidad ettiği an düşer (el-Kurtubî, el-Cami'li Ahkâmi'l-Kur'an, Beyrut 1965, III/48).

    İrtidatla birlikte evlilik akdi fesh olur. Ancak mürted tekrar İslâm'a döner ve her iki taraf evliliklerini sürdürmek isterse, yeniden bir nikâh akdi ve mehir söz konusu olmaz. Hanefîler kocanın irtidadına bağlı boşanmayı bâ'in talak olarak kabul etmişlerdir. Mürted, müslüman yakınlarına mirasçı olamadığı gibi, o öldüğünde de müslüman yakınları ona mirasçı olamazlar: "Kâfir müslümana, müslüman da kâfire mirasçı olamaz." (Buhârî, Ferâiz, 26; Müslim, Ferâiz, 1)

  5. 18.Ocak.2017, 10:13
    3
    Misafir

    Yorum: Kuranda mürtedin cezası

    Merak ettim bunları söyleyenler kimler? Peki peygamberimiz Hz. Muhammed S.A.V. bu konu hakkında ne demiştir? Yoksa adam bir diğer adamın karısına göz koyup mürted ilan ettikten sonra karısına sahip olmak için yapılan bir şeymidir? Kuranı kerimde böyle bir şey var mıdır?Varsa ayetlerini söyler misiniz?


  6. 18.Ocak.2017, 10:13
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Merak ettim bunları söyleyenler kimler? Peki peygamberimiz Hz. Muhammed S.A.V. bu konu hakkında ne demiştir? Yoksa adam bir diğer adamın karısına göz koyup mürted ilan ettikten sonra karısına sahip olmak için yapılan bir şeymidir? Kuranı kerimde böyle bir şey var mıdır?Varsa ayetlerini söyler misiniz?

  7. 18.Ocak.2017, 17:02
    4
    Sabır
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Mayıs.2014
    Üye No: 103593
    Mesaj Sayısı: 133
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Yorum: Kuranda mürtedin cezası

    Yukarıdaki yazı kim ne demişse numaraları ile birlik verilmiştir zaten.


  8. 18.Ocak.2017, 17:02
    4
    Sabır - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Yukarıdaki yazı kim ne demişse numaraları ile birlik verilmiştir zaten.

  9. 06.Mart.2018, 01:16
    5
    canTürk
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Mart.2018
    Üye No: 117186
    Mesaj Sayısı: 1
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Yorum: Kuranda mürtedin cezası

    verdiğin cevaptaki kaynakların neredeyse hepsi hadis. sadece 1 tane ayet var ancak o ayette de mürtedlerin öldürülmesi gerektiği yazmıyor. sünnetler burada kuran a uymuyor. verdiğin cevaplar tamamen yalnış. Allah öldürün demiyor ama siz hala öldürülmesi gerektiğini savunuyorsunuz. yanlış yoldasınız.


  10. 06.Mart.2018, 01:16
    5
    canTürk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    verdiğin cevaptaki kaynakların neredeyse hepsi hadis. sadece 1 tane ayet var ancak o ayette de mürtedlerin öldürülmesi gerektiği yazmıyor. sünnetler burada kuran a uymuyor. verdiğin cevaplar tamamen yalnış. Allah öldürün demiyor ama siz hala öldürülmesi gerektiğini savunuyorsunuz. yanlış yoldasınız.

  11. 06.Mart.2018, 02:35
    6
    Omer Faruk
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Kasım.2017
    Üye No: 115673
    Mesaj Sayısı: 385
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Yorum: Kuranda mürtedin cezası

    Tevrat ve İncil’e göre dinden dönenlerin öldürülmesi gerekir. Allah’ın Elçisi, henüz vahiy inmeyen hususlarda önceki şeriatlara uymakla emrolunduğu için, bir müddet dinden dönenlerin öldürülmesine hükmetmiştir. Kendisinden bu yönde rivayet edilen hadisler, bunun varlığını göstermektedir. Ancak daha sonra bu hüküm Kur’ân ile neshedilmiştir. Aslında gelenek farkında olmadan, recm konusunda olduğu gibi dinden dönenin öldürülmesi konusunda da önceki şeriatların hükmünü devam ettirmektedir. Bunun temelinde, meselelere Kur’ân merkezli bakmama alışkanlığı vardır. Geleneğe göre sünnet, müstakil bir delil kabul edildiği için, hadisler Kur’ân bağlamında düşünülmemekte, Kur’ân’da olmadığı söylenen pek çok şeyin sünnetle düzenlendiği kabul edilmektedir. Böylece, Kuran ve sünnette birbirinden farklı iki hüküm görüldüğünde her iki hükmün de bir meselenin farklı yönlerini düzenlediği düşünülebilmektedir. Gelenekte Kur’ân-Sünnet ilişkisi bozulmuş, Sünnet, müstakil bir delil kabul edilmiş, mürtedin öldürülmesinde olduğu gibi birçok konuda tarihi arka plan göz ardı edilerek, Kur’ân’a ters düzenlemeler yapılmıştır. Bu tavır, müslümanları hayatın dışına itmiştir.


  12. 06.Mart.2018, 02:35
    6
    Omer Faruk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Tevrat ve İncil’e göre dinden dönenlerin öldürülmesi gerekir. Allah’ın Elçisi, henüz vahiy inmeyen hususlarda önceki şeriatlara uymakla emrolunduğu için, bir müddet dinden dönenlerin öldürülmesine hükmetmiştir. Kendisinden bu yönde rivayet edilen hadisler, bunun varlığını göstermektedir. Ancak daha sonra bu hüküm Kur’ân ile neshedilmiştir. Aslında gelenek farkında olmadan, recm konusunda olduğu gibi dinden dönenin öldürülmesi konusunda da önceki şeriatların hükmünü devam ettirmektedir. Bunun temelinde, meselelere Kur’ân merkezli bakmama alışkanlığı vardır. Geleneğe göre sünnet, müstakil bir delil kabul edildiği için, hadisler Kur’ân bağlamında düşünülmemekte, Kur’ân’da olmadığı söylenen pek çok şeyin sünnetle düzenlendiği kabul edilmektedir. Böylece, Kuran ve sünnette birbirinden farklı iki hüküm görüldüğünde her iki hükmün de bir meselenin farklı yönlerini düzenlediği düşünülebilmektedir. Gelenekte Kur’ân-Sünnet ilişkisi bozulmuş, Sünnet, müstakil bir delil kabul edilmiş, mürtedin öldürülmesinde olduğu gibi birçok konuda tarihi arka plan göz ardı edilerek, Kur’ân’a ters düzenlemeler yapılmıştır. Bu tavır, müslümanları hayatın dışına itmiştir.

  13. 06.Mart.2018, 08:38
    7
    vel Fecr
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Şubat.2018
    Üye No: 116932
    Mesaj Sayısı: 328
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Bulunduğu yer: Ahir Zaman

    Yorum: Kuranda mürtedin cezası

    islama göre öldürülmesi gerekiyor. ama öldürüldikten sonra müslüman mezarlığına mı, gayri müslüman mezarlığınamı gömüleceğine dair ihtilaf var. çoğunluk ise gayri müslüman mezarlığına gömülmesi görüşünde.

    tabi tevbe edip geri dönmesi ayrı birşey.


  14. 06.Mart.2018, 08:38
    7
    Devamlı Üye
    islama göre öldürülmesi gerekiyor. ama öldürüldikten sonra müslüman mezarlığına mı, gayri müslüman mezarlığınamı gömüleceğine dair ihtilaf var. çoğunluk ise gayri müslüman mezarlığına gömülmesi görüşünde.

    tabi tevbe edip geri dönmesi ayrı birşey.

  15. 06.Mart.2018, 12:09
    8
    Omer Faruk
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Kasım.2017
    Üye No: 115673
    Mesaj Sayısı: 385
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Yorum: Kuranda mürtedin cezası

    Bu konuda mürtede direk ölüm cezası verilememesinin delilleri şunlardır;
    1- Kur'an'da bu konuda delil yoktur
    2- Hadislerde varolan deliller ise "zanni" olup Kur'an derecesinde "mütevatir" değildir.
    3- Hadislerde yer alan mürtedlerin öldürülmesinin sebebi, "inkar" değil, İslam'a savaş açmış olmalarıdır.
    4- Aynı durumdaki kadınların öldürülmemesi, Serahsî el-Mebsût isimli eserinde (Siyer-Mürted bölümü) Ebû Hanîfe'nin bu konudaki yorumunu uzunca naklediyor. Hz. Peygamber'in savaşta kadınların öldürülmelerini yasakladığına dair hadisleri aktarıyor ve Peygamberimizin, savaşta öldürülen bir kadın için "Bu savaşmaz ki..." ifadesinden hareketle şu kesin ifadeye yer veriyor: Bu söz gösteriyor ki, dininden dönenin öldürülmesi -dinden dönme- eylemine değil, savaş açma karar ve eylemine bağlıdır, bu sebeple kadınlar öldürülemezler; çünkü onlar savaşmazlar."

    Bu konudaki hadislerin "zanni" olup, Kur'an gibi 1. derecede muhkem olmaması ölüm gibi geri dönülemez bir karar için yeterli değildir. Dolayısıyla "delalet-i kat'i subuti kat'i" olmayan bir delil ile kişinin ölümüne karar vermek zulüm olur.

    Rasulullah (A.S)'ın bu hükmü yukarıda da zikrettiğim gibi Kur'an'daki ayetlerin inişinden önce söylediğini düşünüyorum. Eğer Allah zülcelal böyle ağır bir hükmün mutlak olarak uygulanmasını isteseydi Kur'an'ı hakiminde yer verirdi. Çünkü; İslam'ın zaruri maslahatlar dediğimiz 5 esası; can, mal, akıl, din, nesil emniyeti aslı temellerdir. Bu bağlamda bir babanın çocuğunu kasten öldürdüğünde bile, "baba şefkatinin buna izin vermeyeceği" şüphesiyle, babaya kısas cezası düşer uygulanmaz. "Şek ile yakîn zail olmaz" diye bilinen kaide gereğince, can emniyeti esastır canın helal olması ancak şüphe olmayan "delalet-i kat'i, subuti kat'i" delil ile mümkündür.

    Bugün DEAŞ gibi örgütler ve 1990'larda Türkiye'de çıkan hizbullahçı diye bilen örgüt önce müslümanları tekfir ediyor sonra da bu hüküm gereğince katlini caiz görüyorlardı. Bunları düşünmeden bu hükmü nas gibi sunmanın sonuçlarını iyi tefekkür etmek gerek, vesselam. Allah'u A'lem, Allah'a emanet olunuz.


  16. 06.Mart.2018, 12:09
    8
    Omer Faruk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Bu konuda mürtede direk ölüm cezası verilememesinin delilleri şunlardır;
    1- Kur'an'da bu konuda delil yoktur
    2- Hadislerde varolan deliller ise "zanni" olup Kur'an derecesinde "mütevatir" değildir.
    3- Hadislerde yer alan mürtedlerin öldürülmesinin sebebi, "inkar" değil, İslam'a savaş açmış olmalarıdır.
    4- Aynı durumdaki kadınların öldürülmemesi, Serahsî el-Mebsût isimli eserinde (Siyer-Mürted bölümü) Ebû Hanîfe'nin bu konudaki yorumunu uzunca naklediyor. Hz. Peygamber'in savaşta kadınların öldürülmelerini yasakladığına dair hadisleri aktarıyor ve Peygamberimizin, savaşta öldürülen bir kadın için "Bu savaşmaz ki..." ifadesinden hareketle şu kesin ifadeye yer veriyor: Bu söz gösteriyor ki, dininden dönenin öldürülmesi -dinden dönme- eylemine değil, savaş açma karar ve eylemine bağlıdır, bu sebeple kadınlar öldürülemezler; çünkü onlar savaşmazlar."

    Bu konudaki hadislerin "zanni" olup, Kur'an gibi 1. derecede muhkem olmaması ölüm gibi geri dönülemez bir karar için yeterli değildir. Dolayısıyla "delalet-i kat'i subuti kat'i" olmayan bir delil ile kişinin ölümüne karar vermek zulüm olur.

    Rasulullah (A.S)'ın bu hükmü yukarıda da zikrettiğim gibi Kur'an'daki ayetlerin inişinden önce söylediğini düşünüyorum. Eğer Allah zülcelal böyle ağır bir hükmün mutlak olarak uygulanmasını isteseydi Kur'an'ı hakiminde yer verirdi. Çünkü; İslam'ın zaruri maslahatlar dediğimiz 5 esası; can, mal, akıl, din, nesil emniyeti aslı temellerdir. Bu bağlamda bir babanın çocuğunu kasten öldürdüğünde bile, "baba şefkatinin buna izin vermeyeceği" şüphesiyle, babaya kısas cezası düşer uygulanmaz. "Şek ile yakîn zail olmaz" diye bilinen kaide gereğince, can emniyeti esastır canın helal olması ancak şüphe olmayan "delalet-i kat'i, subuti kat'i" delil ile mümkündür.

    Bugün DEAŞ gibi örgütler ve 1990'larda Türkiye'de çıkan hizbullahçı diye bilen örgüt önce müslümanları tekfir ediyor sonra da bu hüküm gereğince katlini caiz görüyorlardı. Bunları düşünmeden bu hükmü nas gibi sunmanın sonuçlarını iyi tefekkür etmek gerek, vesselam. Allah'u A'lem, Allah'a emanet olunuz.

  17. 06.Mart.2018, 12:53
    9
    vel Fecr
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Şubat.2018
    Üye No: 116932
    Mesaj Sayısı: 328
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Bulunduğu yer: Ahir Zaman

    Yorum: Kuranda mürtedin cezası

    Kardeşler 4 mezhep imamının 3'ü tevbe etmediği takdirde öldürülmesi görüşündeyken bize pek bir laf düşmez.
    merak eden araştırabilir.


  18. 06.Mart.2018, 12:53
    9
    Devamlı Üye
    Kardeşler 4 mezhep imamının 3'ü tevbe etmediği takdirde öldürülmesi görüşündeyken bize pek bir laf düşmez.
    merak eden araştırabilir.

  19. 06.Mart.2018, 12:58
    10
    Realite
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Şubat.2018
    Üye No: 116996
    Mesaj Sayısı: 56
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Yorum: Kuranda mürtedin cezası

    Kardeşler 4 mezhep imamının 3'ü tevbe etmediği takdirde öldürülmesi görüşündeyken bize pek bir laf düşmez.
    merak eden araştırabilir.

    @vel Fecr;


    Hata etmişlerdir kardeşim.Namaz kılmayan'ın bile hükmü ölüm.Böyle birsey olabilir mi?Hadisi yanlış yorumlamışlar.

    Fakat ebu hanife nin bu konuda hükmü yok.öğrencisi fikir beyan etmiş.Lakin ebu hanifenin kendi ağzından dediği birsey yok.


  20. 06.Mart.2018, 12:58
    10
    Realite - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Kardeşler 4 mezhep imamının 3'ü tevbe etmediği takdirde öldürülmesi görüşündeyken bize pek bir laf düşmez.
    merak eden araştırabilir.

    @vel Fecr;


    Hata etmişlerdir kardeşim.Namaz kılmayan'ın bile hükmü ölüm.Böyle birsey olabilir mi?Hadisi yanlış yorumlamışlar.

    Fakat ebu hanife nin bu konuda hükmü yok.öğrencisi fikir beyan etmiş.Lakin ebu hanifenin kendi ağzından dediği birsey yok.

  21. 06.Mart.2018, 12:58
    11
    Realite
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Şubat.2018
    Üye No: 116996
    Mesaj Sayısı: 56
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Yorum: Kuranda mürtedin cezası

    @Ömer Faruk;

    Yazdıklarına katılıyorum.Saçma sapan hükümler. Ne kuran ne sünnette böyle birsey yok.Olan hadiste zaten savas zamanı islama karsı zarar veren kisiler ile alakalı.

    Şeriat yönetiminde "namaz kılmayan"ın bile öldürüleceği hükmünü vermişlerki bu bile saçma. Böyle birsey olmaz.Hata etmişlerdir.Ne kuran da ve ne hadiste böyle birsey yok.Namaz kılmayanın öldürülmesi diye birsey olabilir mi? Saçma sapan.Olan hadiside yanlış yorumlamışlar.Hadiste Peygamberin öncesinde ne söylediği belli değil sonrasında ne söylediği belli değil. Bundan hüküm çıkarılmaz.

    "Kim dininden dönerse, onu öldürün"

    Bu hadisin öncesinde ve sonrasında peygamberin ne dediği belli değil.sadece bir cümleye bakarak hüküm çıkarmayı sende doğru bulamazsın bende doğru bulmuyorum.

    Ne malum cümlenin öncesinde peygamberin şöyle demediği;

    -Islama savaş açmak,hainlik yapmak,bozgunculuk cikarmak,düşmanla işbirliği yapmak amacıyla kim dininden dönerse onu öldürün.gibisinden birşey demediği ne malum.ya da sonunda çünkü diyerek "İslama savaş açmış , hainlik ediyorsa vs." ya da birşey anlatıyor savaş meydanında düşmanın tarafına gecip kim dininden dönerse onu öldürün gibisinden bisey dedi belki.

    Bu yüzden böyle bir hadise bakıp hüküm çıkarmayı doğru bulmuyorum.


  22. 06.Mart.2018, 12:58
    11
    Realite - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    @Ömer Faruk;

    Yazdıklarına katılıyorum.Saçma sapan hükümler. Ne kuran ne sünnette böyle birsey yok.Olan hadiste zaten savas zamanı islama karsı zarar veren kisiler ile alakalı.

    Şeriat yönetiminde "namaz kılmayan"ın bile öldürüleceği hükmünü vermişlerki bu bile saçma. Böyle birsey olmaz.Hata etmişlerdir.Ne kuran da ve ne hadiste böyle birsey yok.Namaz kılmayanın öldürülmesi diye birsey olabilir mi? Saçma sapan.Olan hadiside yanlış yorumlamışlar.Hadiste Peygamberin öncesinde ne söylediği belli değil sonrasında ne söylediği belli değil. Bundan hüküm çıkarılmaz.

    "Kim dininden dönerse, onu öldürün"

    Bu hadisin öncesinde ve sonrasında peygamberin ne dediği belli değil.sadece bir cümleye bakarak hüküm çıkarmayı sende doğru bulamazsın bende doğru bulmuyorum.

    Ne malum cümlenin öncesinde peygamberin şöyle demediği;

    -Islama savaş açmak,hainlik yapmak,bozgunculuk cikarmak,düşmanla işbirliği yapmak amacıyla kim dininden dönerse onu öldürün.gibisinden birşey demediği ne malum.ya da sonunda çünkü diyerek "İslama savaş açmış , hainlik ediyorsa vs." ya da birşey anlatıyor savaş meydanında düşmanın tarafına gecip kim dininden dönerse onu öldürün gibisinden bisey dedi belki.

    Bu yüzden böyle bir hadise bakıp hüküm çıkarmayı doğru bulmuyorum.

  23. 06.Mart.2018, 13:05
    12
    vel Fecr
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Şubat.2018
    Üye No: 116932
    Mesaj Sayısı: 328
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Bulunduğu yer: Ahir Zaman

    Yorum: Kuranda mürtedin cezası

    Realite. Fitnemisin bilmiyorum ama televizyon programlarındaki sözde hocalar gibi konuşma.

    yanlış düşünmüşler dediğin mezhep imamlarının amelini fıkıhını taklit ediyorsun. önce burdan başla o zaman.

    aklına göre bu dini yorumlama lütfen. ha dersen ki ben 4 mezhep imamımdan daha iyi biliyorum kendi mezhebimi buldum sana hiçbirşey söylemem.


  24. 06.Mart.2018, 13:05
    12
    Devamlı Üye
    Realite. Fitnemisin bilmiyorum ama televizyon programlarındaki sözde hocalar gibi konuşma.

    yanlış düşünmüşler dediğin mezhep imamlarının amelini fıkıhını taklit ediyorsun. önce burdan başla o zaman.

    aklına göre bu dini yorumlama lütfen. ha dersen ki ben 4 mezhep imamımdan daha iyi biliyorum kendi mezhebimi buldum sana hiçbirşey söylemem.




+ Yorum Gönder
Git 124 Son