Konusunu Oylayın.: Ahiret inancı hayatımızı nasıl etkilemektedir?

5 üzerinden 4.69 | Toplam : 13 kişi
Ahiret inancı hayatımızı nasıl etkilemektedir?
  1. 19.Şubat.2013, 04:22
    1
    Misafir

    Ahiret inancı hayatımızı nasıl etkilemektedir?






    Ahiret inancı hayatımızı nasıl etkilemektedir? Mumsema Ahiret inancı hayatımızı nasıl etkilemektedir konu hakkında eğitici bir yazı yazar mısınız ?


  2. 19.Şubat.2013, 04:22
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 19.Şubat.2013, 11:03
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,585
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Ahiret inancı hayatımızı nasıl etkilemektedir?




    Ahret Gününe inacın İnsan Hayatı Üzerindeki Etkileri Nelerdir?

    Âhiret gününe ve bu günde olacak hâdiselere inanmanın, îman esasları içinde hususî ve mühim bir yeri vardır Kur'an-ı Kerîm'de îman esasları çok defa "Allah'a ve âhiret gününe îman" olarak özetlenir
    Allah'ın kudret ve irâdesi ile yaratılan insan, bu dünyada az veya çok yaşadıktan sonra ölecek, bedeni çürüyerek toprak olacaktır Fakat insanın cevherini, hakikî varlığını ve üstün cihetini teşkîl eden ruh, maddî olmadığı için yaşamaya devam edecektir
    İnsanı ilk defa yoktan vâr eden Allah, onun cismini kıyâmet günü tekrar yaratacak, ruhunu ona döndürerek tekrar diriltecek, bu dünyada yaptıklarından hesaba çekip ceza ve mükâfatını verecektir
    Onun için insanın, dünya hayatına inandığı ve oradaki saadetine çalıştığı gibi, âhiret hayatına da inanması ve oradaki mutluluğu için de çalışması gerekir Aslında bu dünya bir deneme yeri, bir imtihan salonu ve âhiretin ekin mahallidir Burada ne ekilirse, orada o biçilecektir Bu sebeble âhiret hayatı, dünya hayatının gayesidir İnsan dünyası için çalıştığı gibi, ebedî hayat yeri olan âhireti için, oradaki saadet ve mutluluğu için de çalışmalıdır
    Bu ise onun âhirete inanarak Allah'ın emirlerine uyması, yasaklarından kaçması, hayırlı işleri yapması, böylece Rabbinin rızasını kazanması, yani, tam bir İslâmî hayat yaşaması ile mümkündür
    Peygamberimiz bu bakımdan "Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın hemen ölecekmiş gibi âhiret için çalışınız" buyurmuştur
    Âhirete îmanın önemini bu şekilde belirttikten sonra, insan hayatı üzerindeki te'sirlerini de şu şekilde özetleyebiliriz:
    Yüce Allah'a ve ebediyet ülkesi ahirete îman, insanların ümidlerini yenilemek, acılarını hafifletmek ve karşılaştığı zorlukları yenmekte en büyük yardımcıdır
    Çünkü böyle bir îmana sâhip olan bir kimse, bütün musibetlere sabırla karşılık verir, başına gelen felâketler karşısında ümidsizliğe düşmeden, o engelleri aşmaya şevkle ve ümidle çalışır
    Âhirete îman, insanı iki güzel vasfa sâhip kılar:
    1 Bollukta, verdiği nimetler için Allah'a şükretmek,
    2 Darlıkta ise, hâline sabretmek ve Rabbine isyân etmemek
    Allah'a ve âhirete îman, insanı daima iyilik ve hayır işlemeye, şerden ve kötülüklerden kaçınmaya, ahlâk ve fazilet ile zinetlenmeye, Allah'tan korkarak her işinde O'nun koyduğu İlâhî ölçülere uymaya da sevkeder
    Böyle bir îman sâhibi, hiçbir işinde doğruluktan ayrılmaz Her şey'i zamanında ve eksiksiz yapar Nefsine, ailesine, çevresine, vatan ve milletine, hattâ insanlığa karşı dürüst hareket eder Onlara samimî olarak sevgi ve şefkat göstermeyi, faydalı olmayı, hizmet edebilmeyi kendine hayat düsturu bilir
    Hak ve adaletten de ayrılmaz, kimseye zulmetmez Zengin olmak istese, kötü yollara sapmaz, hile yapmaz, kimseyi aldatmaz Malını daima hayırlı ve faydalı işlere sarfeder Kendi hakkını bilir, başkalarının da hukukunu gözetir Fakir ve düşkünlere yardım elini uzatmaktan zevk duyar Kendisi için sevdiğini mü'min kardeşi için de sever Çünkü o, ceza ve mükâfat günü olan âhirete kesin olarak inanmakta, bu dünyada yapılan işlerin orada hesabının verileceğini bilmekte, her hareketini bu esasa göre ayarlamaktadır Bu esas, ferd ve cem'iyetin hayatını düzenleyen, sulh ve huzuru te'min eden çok önemli bir faktördür

    Mehmet Dikmen




  4. 19.Şubat.2013, 11:03
    2
    Moderatör



    Ahret Gününe inacın İnsan Hayatı Üzerindeki Etkileri Nelerdir?

    Âhiret gününe ve bu günde olacak hâdiselere inanmanın, îman esasları içinde hususî ve mühim bir yeri vardır Kur'an-ı Kerîm'de îman esasları çok defa "Allah'a ve âhiret gününe îman" olarak özetlenir
    Allah'ın kudret ve irâdesi ile yaratılan insan, bu dünyada az veya çok yaşadıktan sonra ölecek, bedeni çürüyerek toprak olacaktır Fakat insanın cevherini, hakikî varlığını ve üstün cihetini teşkîl eden ruh, maddî olmadığı için yaşamaya devam edecektir
    İnsanı ilk defa yoktan vâr eden Allah, onun cismini kıyâmet günü tekrar yaratacak, ruhunu ona döndürerek tekrar diriltecek, bu dünyada yaptıklarından hesaba çekip ceza ve mükâfatını verecektir
    Onun için insanın, dünya hayatına inandığı ve oradaki saadetine çalıştığı gibi, âhiret hayatına da inanması ve oradaki mutluluğu için de çalışması gerekir Aslında bu dünya bir deneme yeri, bir imtihan salonu ve âhiretin ekin mahallidir Burada ne ekilirse, orada o biçilecektir Bu sebeble âhiret hayatı, dünya hayatının gayesidir İnsan dünyası için çalıştığı gibi, ebedî hayat yeri olan âhireti için, oradaki saadet ve mutluluğu için de çalışmalıdır
    Bu ise onun âhirete inanarak Allah'ın emirlerine uyması, yasaklarından kaçması, hayırlı işleri yapması, böylece Rabbinin rızasını kazanması, yani, tam bir İslâmî hayat yaşaması ile mümkündür
    Peygamberimiz bu bakımdan "Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın hemen ölecekmiş gibi âhiret için çalışınız" buyurmuştur
    Âhirete îmanın önemini bu şekilde belirttikten sonra, insan hayatı üzerindeki te'sirlerini de şu şekilde özetleyebiliriz:
    Yüce Allah'a ve ebediyet ülkesi ahirete îman, insanların ümidlerini yenilemek, acılarını hafifletmek ve karşılaştığı zorlukları yenmekte en büyük yardımcıdır
    Çünkü böyle bir îmana sâhip olan bir kimse, bütün musibetlere sabırla karşılık verir, başına gelen felâketler karşısında ümidsizliğe düşmeden, o engelleri aşmaya şevkle ve ümidle çalışır
    Âhirete îman, insanı iki güzel vasfa sâhip kılar:
    1 Bollukta, verdiği nimetler için Allah'a şükretmek,
    2 Darlıkta ise, hâline sabretmek ve Rabbine isyân etmemek
    Allah'a ve âhirete îman, insanı daima iyilik ve hayır işlemeye, şerden ve kötülüklerden kaçınmaya, ahlâk ve fazilet ile zinetlenmeye, Allah'tan korkarak her işinde O'nun koyduğu İlâhî ölçülere uymaya da sevkeder
    Böyle bir îman sâhibi, hiçbir işinde doğruluktan ayrılmaz Her şey'i zamanında ve eksiksiz yapar Nefsine, ailesine, çevresine, vatan ve milletine, hattâ insanlığa karşı dürüst hareket eder Onlara samimî olarak sevgi ve şefkat göstermeyi, faydalı olmayı, hizmet edebilmeyi kendine hayat düsturu bilir
    Hak ve adaletten de ayrılmaz, kimseye zulmetmez Zengin olmak istese, kötü yollara sapmaz, hile yapmaz, kimseyi aldatmaz Malını daima hayırlı ve faydalı işlere sarfeder Kendi hakkını bilir, başkalarının da hukukunu gözetir Fakir ve düşkünlere yardım elini uzatmaktan zevk duyar Kendisi için sevdiğini mü'min kardeşi için de sever Çünkü o, ceza ve mükâfat günü olan âhirete kesin olarak inanmakta, bu dünyada yapılan işlerin orada hesabının verileceğini bilmekte, her hareketini bu esasa göre ayarlamaktadır Bu esas, ferd ve cem'iyetin hayatını düzenleyen, sulh ve huzuru te'min eden çok önemli bir faktördür

    Mehmet Dikmen




  5. 06.Kasım.2014, 16:05
    3
    Misafir

    Cevap: Ahiret inancı hayatımızı nasıl etkilemektedir?

    Ahirete iman herşeyden önce insana bir hedef ve yön verir.

    Yaratılışındaki gaye, hikmet ve hedefi öğretir. Bu inanca sahip olan kişilerin oluşturduğu toplum doğruluktan ayrılmaz. Kazancını doğru yerlerde arar. Hileye, aldatma ve rüşvete yaklaşmaz. Kendi hakkını bildiği gibi başkalarının hakkını da gözeterek kimseye haksızlık yapmaz.

    Bu inanca sahip kişi, dini ve dünyevi görevlerini eksiksiz yerine getirir.

    Çünkü mükafat ve ceza gününün varlığına inanarak herkesin bu dünyada yaptıklarının hesabını Allah’ın huzurunda vereceğini bilir. Bu inanç, insanların kalbinde barış duygularının gelişmesine yol açar. Barış duygusu ile adalet gerçekleştirilir. Adalet duygusuna sahip olan insan da kendisini mutlak adaletin gerçekleşeceği kıyamet gününe tam anlamıyla hazır duruma getirir.

    Bu inanç kişilerin ümitlerini yeniler. Acılarını hafifletir.

    Hayat boyu karşılaştığı zorluklara katlanmasını sağlar. Ahirete iman, insanı hayır işlemeye, kötülüklerden kaçınmaya ve üstünlükleri benimsemeye yöneltir. Ahirete inanan kişi, son nefesini verme anında geçmişini düşünür, yaptığı hayırlı işlerden dolayı huzur duyar. Çünkü ölüm onun için bir yok oluş değil, sonsuz bir yaşamın başlangıcıdır. Ahiret inancı dünya yaşamına aşırı bağlılığı önler. Başkalarına karşı iyilik etme fikrini geliştirir.

    Ahirete iman insanda tam bir sorumluluk duygusu getirir.

    Hukuki ve Ahlaki yönden çok önemli bir yaptırım olur. Her insanın başına bir polis veya asker dikemeyeceğimize göre ahirette hesap verme duygusu insanların kendi kendilerini kontrol etmelerini sağlar. Toplumda şiddet ve terör olayları azalır. İşlemiş olduğu her hareketin, söylemiş olduğu her sözün kaydedildiğine ve mutlaka ahirette onun hesabını vereceğine inanan kimse, daha dikkatli hareket etmek, konuştuğu sözlerin kötü ve gönül kırıcı olmamasına özen gösterir.

    Unutmamamız gereken bir husus, cennet ve cehennemin bu dünyada kazanılacağıdır.

    Bu yüzden dünya ahiretin tarlasıdır. Dünya tarlasına ne ekilirse ahirette de o biçilir. Onun için her insan ölüm gelmeden önce aklını kullanıp dünyanın değerini bilmelidir. İnsan dünyaya bir kez gelir ve ölünceye kadar ne yapabilmiş ise onu azık olarak ahirete götürür. İyilik yapmış olan, gittiği yerde o iyiliğin sevap ve ödülünü bulur. Kötülük yapanlar da onun cezasını görürler. Bu yüzden ahirette yiyeceğimiz azığı şimdiden iyi hazırlamaya çalışmalı ve ahirete yarayacak hayırlı işler yapmalıyız.

    Ahireti kazanmak için dünyayı hor görmemiz ve kötülememiz gerekmez.

    Elbette ki dünya hayatı ahiretin yanında daha kısadır. Göz açıp kapanıncaya kadar geçer. İnsanlara verdiği mutluluk sınırlıdır. Fakat kazanmak istediğimiz ahiretin yolu bu dünyadan geçer. Bu yüzden her insanın bu dünyayı elde etmeye çalışması gerekecektir. Gerçek müslüman hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışır. Ahireti kazanacağım diye dünyayı ve nimetlerini terketmemeli, dünyayı kazanacağım diye ahiret için hazırlık yapmayı ihmal etmemelidir. Ne dünya için ahireti, ne de ahiret için dünyayı terketmelidir. Her ikisine de eşit ağırlık vererek hem bu dünyayı hem de ahireti kazanmaya çalışmalıdır. Böylece dünya-ahiret dengesini kurmalıdır.

    Ahirete inanan insanlar huzurlu ve mutludurlar.

    Çünkü ahirette vereceği hesabın korkusuyla, dünyada kimseye zulüm ve kötülük yapmazlar. İnsanları sever ve yardım ederler. Aç gözlü olmazlar, kötülük düşünmezler. Allah’ın hoşnutluğu ve rızasını kazanmak ve cennetle ödüllendirilmek için sürekli iyilik yaparlar. Ahirete inanan kişi kendisine verilen görevi eksiksiz ve zamanında yapmaya çalışır. Çünkü yapmadığı takdirde bunun hesabını ahirette vereceğini bilir. Kendisine bir şey emanet edildiğinde ona ihanet etmez. Güven duyulan bir insan olur. Başkalarının malına, canına, namusuna , hakkına ve hürriyetine zarar vermez. Böyle kimselerin oluşturduğu toplumda karşılıklı sevgi, saygı, ve güven olduğu gibi huzur ve mutluluk da olur. Ahiret inancı, kişilerin birbiriyle yardımlaşmalarını, birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde olmalarına katkıda bulunur. İnsan daima iyiyi, ve doğruyu araştırır. Hazıra konmayı, kısa yollardan haksız kazançlar elde etmeyi düşünmez. Dinin emir ve yasaklarından, güzel ahlakın kurallarından ayrılmaz. Kimseye kötülük etmez, zarar vermez. Zamanını ve kendisine verilen nimetleri boşa harcamaz. Aklını, bilgisini ve gücünu israf ederek kötüye kullanmaz. Düzenli ve huzurlu olur. İnsanlara saygılı ve merhametli olur.

    Dr. Mustafa Akman



  6. 06.Kasım.2014, 16:05
    3
    kayıtsız üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    kayıtsız üye
    Misafir
    Ahirete iman herşeyden önce insana bir hedef ve yön verir.

    Yaratılışındaki gaye, hikmet ve hedefi öğretir. Bu inanca sahip olan kişilerin oluşturduğu toplum doğruluktan ayrılmaz. Kazancını doğru yerlerde arar. Hileye, aldatma ve rüşvete yaklaşmaz. Kendi hakkını bildiği gibi başkalarının hakkını da gözeterek kimseye haksızlık yapmaz.

    Bu inanca sahip kişi, dini ve dünyevi görevlerini eksiksiz yerine getirir.

    Çünkü mükafat ve ceza gününün varlığına inanarak herkesin bu dünyada yaptıklarının hesabını Allah’ın huzurunda vereceğini bilir. Bu inanç, insanların kalbinde barış duygularının gelişmesine yol açar. Barış duygusu ile adalet gerçekleştirilir. Adalet duygusuna sahip olan insan da kendisini mutlak adaletin gerçekleşeceği kıyamet gününe tam anlamıyla hazır duruma getirir.

    Bu inanç kişilerin ümitlerini yeniler. Acılarını hafifletir.

    Hayat boyu karşılaştığı zorluklara katlanmasını sağlar. Ahirete iman, insanı hayır işlemeye, kötülüklerden kaçınmaya ve üstünlükleri benimsemeye yöneltir. Ahirete inanan kişi, son nefesini verme anında geçmişini düşünür, yaptığı hayırlı işlerden dolayı huzur duyar. Çünkü ölüm onun için bir yok oluş değil, sonsuz bir yaşamın başlangıcıdır. Ahiret inancı dünya yaşamına aşırı bağlılığı önler. Başkalarına karşı iyilik etme fikrini geliştirir.

    Ahirete iman insanda tam bir sorumluluk duygusu getirir.

    Hukuki ve Ahlaki yönden çok önemli bir yaptırım olur. Her insanın başına bir polis veya asker dikemeyeceğimize göre ahirette hesap verme duygusu insanların kendi kendilerini kontrol etmelerini sağlar. Toplumda şiddet ve terör olayları azalır. İşlemiş olduğu her hareketin, söylemiş olduğu her sözün kaydedildiğine ve mutlaka ahirette onun hesabını vereceğine inanan kimse, daha dikkatli hareket etmek, konuştuğu sözlerin kötü ve gönül kırıcı olmamasına özen gösterir.

    Unutmamamız gereken bir husus, cennet ve cehennemin bu dünyada kazanılacağıdır.

    Bu yüzden dünya ahiretin tarlasıdır. Dünya tarlasına ne ekilirse ahirette de o biçilir. Onun için her insan ölüm gelmeden önce aklını kullanıp dünyanın değerini bilmelidir. İnsan dünyaya bir kez gelir ve ölünceye kadar ne yapabilmiş ise onu azık olarak ahirete götürür. İyilik yapmış olan, gittiği yerde o iyiliğin sevap ve ödülünü bulur. Kötülük yapanlar da onun cezasını görürler. Bu yüzden ahirette yiyeceğimiz azığı şimdiden iyi hazırlamaya çalışmalı ve ahirete yarayacak hayırlı işler yapmalıyız.

    Ahireti kazanmak için dünyayı hor görmemiz ve kötülememiz gerekmez.

    Elbette ki dünya hayatı ahiretin yanında daha kısadır. Göz açıp kapanıncaya kadar geçer. İnsanlara verdiği mutluluk sınırlıdır. Fakat kazanmak istediğimiz ahiretin yolu bu dünyadan geçer. Bu yüzden her insanın bu dünyayı elde etmeye çalışması gerekecektir. Gerçek müslüman hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışır. Ahireti kazanacağım diye dünyayı ve nimetlerini terketmemeli, dünyayı kazanacağım diye ahiret için hazırlık yapmayı ihmal etmemelidir. Ne dünya için ahireti, ne de ahiret için dünyayı terketmelidir. Her ikisine de eşit ağırlık vererek hem bu dünyayı hem de ahireti kazanmaya çalışmalıdır. Böylece dünya-ahiret dengesini kurmalıdır.

    Ahirete inanan insanlar huzurlu ve mutludurlar.

    Çünkü ahirette vereceği hesabın korkusuyla, dünyada kimseye zulüm ve kötülük yapmazlar. İnsanları sever ve yardım ederler. Aç gözlü olmazlar, kötülük düşünmezler. Allah’ın hoşnutluğu ve rızasını kazanmak ve cennetle ödüllendirilmek için sürekli iyilik yaparlar. Ahirete inanan kişi kendisine verilen görevi eksiksiz ve zamanında yapmaya çalışır. Çünkü yapmadığı takdirde bunun hesabını ahirette vereceğini bilir. Kendisine bir şey emanet edildiğinde ona ihanet etmez. Güven duyulan bir insan olur. Başkalarının malına, canına, namusuna , hakkına ve hürriyetine zarar vermez. Böyle kimselerin oluşturduğu toplumda karşılıklı sevgi, saygı, ve güven olduğu gibi huzur ve mutluluk da olur. Ahiret inancı, kişilerin birbiriyle yardımlaşmalarını, birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde olmalarına katkıda bulunur. İnsan daima iyiyi, ve doğruyu araştırır. Hazıra konmayı, kısa yollardan haksız kazançlar elde etmeyi düşünmez. Dinin emir ve yasaklarından, güzel ahlakın kurallarından ayrılmaz. Kimseye kötülük etmez, zarar vermez. Zamanını ve kendisine verilen nimetleri boşa harcamaz. Aklını, bilgisini ve gücünu israf ederek kötüye kullanmaz. Düzenli ve huzurlu olur. İnsanlara saygılı ve merhametli olur.

    Dr. Mustafa Akman



  7. 04.Ocak.2017, 18:08
    4
    Misafir

    Yorum: Ahiret inancı hayatımızı nasıl etkilemektedir?

    teşekkürler Ahiret inancının hayatımıza etkilerini çok güzel açıkladınız.


  8. 04.Ocak.2017, 18:08
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    teşekkürler Ahiret inancının hayatımıza etkilerini çok güzel açıkladınız.


  9. 04.Ocak.2017, 18:27
    5
    Misafir

    Yorum: Ahiret inancı hayatımızı nasıl etkilemektedir?

    Evet benimde işime yaradı, katılıyorum sana


  10. 04.Ocak.2017, 18:27
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Evet benimde işime yaradı, katılıyorum sana





+ Yorum Gönder