Konusunu Oylayın.: Hadislerin doğruluğunu nasıl anlarız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hadislerin doğruluğunu nasıl anlarız?
  1. 19.Şubat.2013, 03:20
    1
    Misafir

    Hadislerin doğruluğunu nasıl anlarız?

  2. 24.Şubat.2013, 02:09
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Hadislerin doğruluğunu nasıl anlarız?




    Mustalahu'l-Hadis ilmi Efendimiz Hz. Peygamber (S.A.V.)'in hadislerini uydurma, yalan, hata ve tahriften korumak için ted*vin edilen isnad ve metne ilişkin ya da ravi ve merviye dair kai*de ve konuların toplamından ibarettir. Bu kurallar, hadisin sened ve metin bakımından korunması, ravi ve mervinin duru*munun beyanı, makbulün makbul olmayandan, sahihin zayıf*tan, nasihin mensûhtan ayırdedilmesi ve bundan neşet edip dallanan diğer hadis ilimleriyle ilgilidir. Bütün bunlar Mustalahu'l-Hadis ya da Usûlu'l-Hadis veya kısaca el-Mustalah ilmi olarak ifade edilmektedir.

    Büyük alim Üstâd Süleyman en-Nedvî (rahimehullâh)'nin rivayetin önemi ve rivayet tenkidinin gerekliliğiyle ilgili önemli bir açıklamasını burada aktarmayı uygun gördük. Bu açıkla*mada Usûlu'l-Hadis, başka bir ifadeyle Mustalahu'l-Hadîs'in güzel ve vecîz bir tanımı yapılmıştır. Nedvî, Sünnetin manası ve konumunu beyan sadedinde şöyle der;

    "Rivayet, insanoğlu için zarurî olan bir husustur. Hiçbir ilim ve hiçbir dünyevî iş nakil ve rivayete başvurmaktan kendini alı*koyamaz. Zira her insanın bütün olaylarda bizzat hazır bu*lunması mümkün değildir. Hazır bulunmayanların haberdar olmalan da ancak sözlü veya yazılı rivayet yoluyla mümkündür. Sonsaki kuşakların aynı hadiseden haberdar olmaları da bir ön*ceki nesilden rivayet ve naki! yoluyla gerçekleşebilir. Geçmiş ve mevcut ümmetlere ait tarihî bilgiler, din ve mezhepler, filozof*lara ait teoriler ve milletlerin tecrüb î ve icatları sadece bu yolla yani nakil ve rivayet yoluyla bize ulaşmıştır. Kur'an-ı Kerim de bize rivayet yoluyla intikal etmiştir. Ancak burada Kur'an'la ha*dis arasında bir fark vardır. Şöyle ki: Kur'an-ı Kerim'in tevatürle nakledilmesine karşın, hadisler sayılı raviler tarafından bize ak*tarılmıştır. Fakat bu raviler, meçhul olmayıp meşhur kimselerdir. Keza bunlar durumları, davranıştan bilinen ve isnatları korunan kişilerdir. Kur'an ve hadis arasındaki bu fark, yakîn ve itimad derecesi bakımından bir farklılık gerektirir. Yoksa kabul ve itibar etme noktasında bir farklılık doğurmaz. Bu her müslürnanın ka*bul ettiği bir farktır. Hiç kimse Kur'an ve Sünnetin bütün yön*lerden eşit olduğunu ileri sürmemektedir.

    Hadis Usûlü

    Hadisler de genel anlamdaki "haber" kategorisine girdiğin*den bunları tenkid edip, sahihini sahih olmayandan ayırmak İçin bize ulaşan genel haber ve rivayetlerin tenkidinde kullandı*ğımız tenkit usûlünü kullanmamız gerekmektedir. Başka bir ifa*deyle herhangi bir haber bize ulaştığında ne yapıyorsak aynı tavn hadislere de uygulamak durumundayız. Öncelikle haberini işittiğimiz ravinin durumuna ve güvenilir olup olmadığına baka*rız. Sonra onun haberi kendisinden aktardığı şahsın durumuna bakarız. Aradaki ravilerin sonuncusuna varıncaya kadar bu işi devam ettiririz. Sonra raviler zincirinin en üst tarafında bulunan şahsın olaya bizzat tanık olup olmadığına, olayı anlayıp muha*faza edecek durumda olup olmadığına bakarız. Daha sonra ak*tarılan haberi inceler, onun bizzat nisbet edildiği şahsın du*rumuna uygun düşüp düşmediğine, o zaman ve ortamda ger*çekleşip gerçekleşmeyeceğine bakarız.

    İşte bu ve benzeri kuralları muhaddisler hadis tenkidinde kullanmış ve bunları "hadis usûlü" ismiyle adlandırmışlardır. Bu kurallar sayesinde sahih hadisleri, sahih olmayan hadislerden ay ırdetmişlerdir."


    KONU DEVAMI


  3. 24.Şubat.2013, 02:09
    2
    Moderatör



    Mustalahu'l-Hadis ilmi Efendimiz Hz. Peygamber (S.A.V.)'in hadislerini uydurma, yalan, hata ve tahriften korumak için ted*vin edilen isnad ve metne ilişkin ya da ravi ve merviye dair kai*de ve konuların toplamından ibarettir. Bu kurallar, hadisin sened ve metin bakımından korunması, ravi ve mervinin duru*munun beyanı, makbulün makbul olmayandan, sahihin zayıf*tan, nasihin mensûhtan ayırdedilmesi ve bundan neşet edip dallanan diğer hadis ilimleriyle ilgilidir. Bütün bunlar Mustalahu'l-Hadis ya da Usûlu'l-Hadis veya kısaca el-Mustalah ilmi olarak ifade edilmektedir.

    Büyük alim Üstâd Süleyman en-Nedvî (rahimehullâh)'nin rivayetin önemi ve rivayet tenkidinin gerekliliğiyle ilgili önemli bir açıklamasını burada aktarmayı uygun gördük. Bu açıkla*mada Usûlu'l-Hadis, başka bir ifadeyle Mustalahu'l-Hadîs'in güzel ve vecîz bir tanımı yapılmıştır. Nedvî, Sünnetin manası ve konumunu beyan sadedinde şöyle der;

    "Rivayet, insanoğlu için zarurî olan bir husustur. Hiçbir ilim ve hiçbir dünyevî iş nakil ve rivayete başvurmaktan kendini alı*koyamaz. Zira her insanın bütün olaylarda bizzat hazır bu*lunması mümkün değildir. Hazır bulunmayanların haberdar olmalan da ancak sözlü veya yazılı rivayet yoluyla mümkündür. Sonsaki kuşakların aynı hadiseden haberdar olmaları da bir ön*ceki nesilden rivayet ve naki! yoluyla gerçekleşebilir. Geçmiş ve mevcut ümmetlere ait tarihî bilgiler, din ve mezhepler, filozof*lara ait teoriler ve milletlerin tecrüb î ve icatları sadece bu yolla yani nakil ve rivayet yoluyla bize ulaşmıştır. Kur'an-ı Kerim de bize rivayet yoluyla intikal etmiştir. Ancak burada Kur'an'la ha*dis arasında bir fark vardır. Şöyle ki: Kur'an-ı Kerim'in tevatürle nakledilmesine karşın, hadisler sayılı raviler tarafından bize ak*tarılmıştır. Fakat bu raviler, meçhul olmayıp meşhur kimselerdir. Keza bunlar durumları, davranıştan bilinen ve isnatları korunan kişilerdir. Kur'an ve hadis arasındaki bu fark, yakîn ve itimad derecesi bakımından bir farklılık gerektirir. Yoksa kabul ve itibar etme noktasında bir farklılık doğurmaz. Bu her müslürnanın ka*bul ettiği bir farktır. Hiç kimse Kur'an ve Sünnetin bütün yön*lerden eşit olduğunu ileri sürmemektedir.

    Hadis Usûlü

    Hadisler de genel anlamdaki "haber" kategorisine girdiğin*den bunları tenkid edip, sahihini sahih olmayandan ayırmak İçin bize ulaşan genel haber ve rivayetlerin tenkidinde kullandı*ğımız tenkit usûlünü kullanmamız gerekmektedir. Başka bir ifa*deyle herhangi bir haber bize ulaştığında ne yapıyorsak aynı tavn hadislere de uygulamak durumundayız. Öncelikle haberini işittiğimiz ravinin durumuna ve güvenilir olup olmadığına baka*rız. Sonra onun haberi kendisinden aktardığı şahsın durumuna bakarız. Aradaki ravilerin sonuncusuna varıncaya kadar bu işi devam ettiririz. Sonra raviler zincirinin en üst tarafında bulunan şahsın olaya bizzat tanık olup olmadığına, olayı anlayıp muha*faza edecek durumda olup olmadığına bakarız. Daha sonra ak*tarılan haberi inceler, onun bizzat nisbet edildiği şahsın du*rumuna uygun düşüp düşmediğine, o zaman ve ortamda ger*çekleşip gerçekleşmeyeceğine bakarız.

    İşte bu ve benzeri kuralları muhaddisler hadis tenkidinde kullanmış ve bunları "hadis usûlü" ismiyle adlandırmışlardır. Bu kurallar sayesinde sahih hadisleri, sahih olmayan hadislerden ay ırdetmişlerdir."


    KONU DEVAMI





+ Yorum Gönder