Konusunu Oylayın.: Ayet ve Hadisler Işığında Sahabe (r.anhüm)’ün Üstünlüğü

5 üzerinden 3.83 | Toplam : 6 kişi
Ayet ve Hadisler Işığında Sahabe (r.anhüm)’ün Üstünlüğü
  1. 16.Şubat.2013, 17:39
    1
    Misafir

    Ayet ve Hadisler Işığında Sahabe (r.anhüm)’ün Üstünlüğü






    Ayet ve Hadisler Işığında Sahabe (r.anhüm)’ün Üstünlüğü Mumsema Ayet ve Hadisler Işığında Sahabe (r.anhüm)’ün Üstünlüğü hakkında bir yazı yazar mısınız ?


  2. 16.Şubat.2013, 17:39
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 16.Şubat.2013, 22:07
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,632
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Ayet ve Hadisler Işığında Sahabe (r.anhüm)’ün Üstünlüğü




    Ehl-i sünnet ve’l-cemaat’e mensup olan bütün mü’minler sahabe’nin üstün bir makama sahip olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Bu hususu beyan eden birçok âyet ve hadis-i şerifler bulunmaktadır.

    Bu ayki makalemizde âyet ve hadisler ışığında Ashâb-ı Kiram’ın üstünlüğünden bahsetmek istiyorum. Çünkü zamanımızda, İslam medeniyetinin ilkleri olan ve şeriatın hamilleri olan Ashâb-ı Kiram hakkında yakışıksız sözler edilmektedir.

    Ashâb, kendi aralarında fazilet yönüyle derecelere ayrılmaktadır. İslam’a ilk giren sahabeler ile Efendimiz (s.a.v.)’i son demlerinde bir defa görmüş olan sahabeler arasında fazilet farklılığı vardır. Ancak bundan sarf-ı nazar ederek, hiçbir ayrım yapmadan hepsini sahâbe olmaları hasebiyle sevmek ve onlara gerekli ihtiramı göstermek mü’min olmanın bir gereğidir.

    Ashâbın faziletini bildiren âyet-i kerimelerden bir kaçı şu şekildedir:

    1- “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz…” (Âl-i İmrân, 3/110)

    2- “(İman ve amelde) öne geçenler ise (âhirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar Allah nezdinde yakınlığa erdirilmiş kimselerdir.” (el-Vâkıa, 56/10-11)


    Mevzu ile alakalı hadis-i şeriflerden bazıları da şöyledir:

    1- Efendimiz (s.a.v.)’e insanların en hayırlıları kimlerdir diye sorulduğunda: “Benim içinde bulunduğum asrın insanları (ashâbım)dır. Sonra ikinci, sonra üçüncü asrın insanlarıdır.” buyurmuştur. (Buhârî, Fedâilu’s-Sahâbe, 1)

    2- “Ashâbıma dil uzatmayın. Sizden biriniz Uhud dağı kadar altın tasadduk etseniz yine de onlardan birinin bir müd harcamasına sevapça ulaşamazsınız.” (Buhârî, Fedâilu’s-Sahâbe, 4)


    Bu iki kaynakta gelen bu ve benzeri naslar, ayrıma yer vermeden bütün sahabeyi över ve ta’dil eder (adaletli sayar).

    Ehl-i Sünnet’in bilinmesi gereken diğer bir görüşü ise, fazilette sahabeye kimsenin yetişemeyeceği görüşüdür. Yani herhangi bir sahabi, kendi aralarındaki fazilet sıralamasında en sonda bile yer alsa, sonradan gelen Tâbiîn, Tebeu’t-Tâbiîn ve diğerlerinden en faziletli kişilere nazaran daha üstündür. Bir başka ifadeyle ümmetin ilim, irfan, velayet yönleriyle en mümtaz olan kişileri bile, fazilet yönüyle en aşağı derecede olan sahabeye yetişemez. İslam uleması bu görüşlerine delil olarak şu hadisi zikretmişlerdir. “Ashâbıma dil uzatmayın. Sizden biriniz Uhud dağı kadar altın tasadduk etseniz yine de onlardan birinin bir müd harcamasına sevapça ulaşamazsınız.”

    Ashab-ı Kiram, insanlığın en mümtaz neslidir. Rasûlullah (s.a.v.)’le sohbet, onlara öyle bir feyiz, öyle bir şeref kazandırmıştır ki bu dereceye kimse ulaşamaz.

    Sahâbe’nin Üstün Yönleri:

    Ashabın sayamayacağımız kadar çok üstünlükleri vardır. Bunlardan bazılarını ayetler ışığında zikretmek istiyorum:

    1- Efendimiz (s.a.v.)’e iman etmeleri ve gerçek mü’min olmaları. Rasûlullah (s.a.v.)’in sohbetinde bir lahza dahi bulunmaları ile kemal bulmuşlardır. “İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihat edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.” (el-Enfal, 8/74) Ashab-ı Kiram, iman yolunda hicret ve cihat ederek gerçek mü’minlerden olmuş ve Kur’an’ın övgüsüne mazhar olmuşlardır.

    2- Mallarıyla canlarıyla cihat etmeleri. Sahabelerin bu vasfı şöyle ifade edilmektedir: “Fakat peygamber ve beraberindeki mü’minler, mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (et-Tevbe, 9/88)

    3- Takva sahibi olmaları. “Allah ise, Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. Zaten onlar, buna lâyık ve ehil idiler. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir.” (el-Feth, 48/26)

    4- Allah’ın rızasını kazanan nesil olmaları. Kul için en büyük hedef ve şeref Rabbin rızasını kazanmaktır ki onlar bu hedefi yakalamışlardır. “(İslâm’ı kabulde) öne geçen ilk Muhacirler ve Ensar ile iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da ondan razı olmuşlardır. Allah onlara içinden ırmaklar akan içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.” (et-Tevbe, 9/100)

    5- Dini ikame için seçilmiş nesil olmaları.

    “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz…” (Âl-i İmrân, 3/110)

    6- İslâm’ın gelişine ve yayılmasına şahit olup dini en güzel şekilde yaşamaları. Onlar, hayır ve hakkı bütün güzellikleriyle ortaya çıkarmışlar, şer ve batılı ise bütün çirkinlikleriyle gözler önüne sermişlerdir. “Duyduk ve itaat ettik” anlayışı ile itaatte ve amelde çok büyük bir çığır açmışlardır. “Muhammed, Allah’ın Rasûlü’dür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde halinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir.” (el-Feth, 48/29)


    Ashabın bazı üstünlükleri aynı şekilde hadislerle de zikretmek istiyorum. Hadis kitaplarımızın Fedail, Fedâilü’s-Sahabe ve Menâkıb bölümlerinde sahabe neslini gerek topluca gerekse de ayrı ayrı bildiren ve tanıtan hadisler bulunmaktadır.

    Sahabelerin genel olarak faziletini bildiren hadis-i şeriflerin bir kısmını şöyle sıralayabiliriz:

    1- "İnsanların en hayırlıları" (Bkz., Buhârî, Şehâdet, 9) Onlar, insanlık âlemi için örnek bir nesil olmuşlardır. İnsanlık tarihi içinde (nebiler ve rasûller dışında) en hayırlı nesil sahabîlerdir.

    2- Enes (r.a.) şöyle demiştir: Nebî (s.a.v.) önünden bir ce¬naze geçirildi. Sahâbîler bu cenazeyi hayırla övdüler. Nebî (s.a.v.) de: "Vâcib oldu" buyurdu. Sonra başka bir cenaze daha geçirildi. Sa¬hâbîler onun üzerine de şer ile konuştular yahut ravi: Bunun gayrisini söyledi, demiştir. Nebî (s.a.v.) yine: "Vâcib oldu” buyurdu. Kendisine: “Yâ Rasûlallah! Şu cenaze için "Vâcib oldu" dediniz; şu cenaze için de yine "Vâcib oldu" dediniz?” denildi. Rasûlullah (s.a.v.):"Mü'minlerden meydana gelen kavmin şehadeti kabul edil¬miştir. Mü'minler Allah'ın yeryüzündeki şahitleridir.” buyurdu. (Buhârî, Şehâdât, 6) Bu mana tüm mü’minler için genel olsa da Peygamberimiz (s.a.v.), onların şahadetini tasdik etmiştir.

    3- Onların derecesine ulaşmanın mümkün olmayışı. “Ashâbım hakkında kötü söz söylemeyiniz. Sizden biriniz uhud dağı kadar altın tasadduk etseniz yine de onlardan birinin bir müd harcamasına sevapça ulaşamazsınız. (Buhârî, Fedâilu’s-Sahâbe, 4)

    4- Efendimiz (s.a.v.)’in talim ve terbiyesine yetişmeleri. Sahabeler, sohbet-i Rasul ile olgunlaşmışlardır. Kızını diri diri gömecek kadar kalp katılığına sahip olan kişilerin, bir saatlik hatta ve hatta bir lahzalık nebevi sohbetten sonra karıncaya basmayacak kadar ruh inceliğine sahip oluyor. Bu örnek, bu hakikati bizlere açıkça bildirmektedir.


    Peygamber Efendimiz (s.a.v.), asırlar önce İslâmiyeti tebliğ etmekle görevli kılınmış ve bu görevini yerine getirerek bütün hayatı boyunca İslâmiyeti insanlara tebliğ etmiştir. O’na tâbî olan ashab-ı kiram ise İslâmiyeti O’nunla birlikte yaşayarak ve yaşatarak ikame etmişlerdir. Gayretleriyle, mücâdeleleriyle, fedakârlıklarıyla ve Allah için uğruna akıttıkları tertemiz kanlarıyla…

    Faydalanılan Eserler:


    - İbrahim CANAN, Peygamber Yıldızları Sahabe Dünyası, Yeni Asya Yay., İstanbul 1996.

    - Prof. Dr. İ. Lütfi ÇAKAN, Sahâbe Kıvamı, İFAV Yay., İstanbul 2011, 2. Baskı.
    Bu Yazı'nın Yazarı : Harun APAYDIN



  4. 16.Şubat.2013, 22:07
    2
    Moderatör



    Ehl-i sünnet ve’l-cemaat’e mensup olan bütün mü’minler sahabe’nin üstün bir makama sahip olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Bu hususu beyan eden birçok âyet ve hadis-i şerifler bulunmaktadır.

    Bu ayki makalemizde âyet ve hadisler ışığında Ashâb-ı Kiram’ın üstünlüğünden bahsetmek istiyorum. Çünkü zamanımızda, İslam medeniyetinin ilkleri olan ve şeriatın hamilleri olan Ashâb-ı Kiram hakkında yakışıksız sözler edilmektedir.

    Ashâb, kendi aralarında fazilet yönüyle derecelere ayrılmaktadır. İslam’a ilk giren sahabeler ile Efendimiz (s.a.v.)’i son demlerinde bir defa görmüş olan sahabeler arasında fazilet farklılığı vardır. Ancak bundan sarf-ı nazar ederek, hiçbir ayrım yapmadan hepsini sahâbe olmaları hasebiyle sevmek ve onlara gerekli ihtiramı göstermek mü’min olmanın bir gereğidir.

    Ashâbın faziletini bildiren âyet-i kerimelerden bir kaçı şu şekildedir:

    1- “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz…” (Âl-i İmrân, 3/110)

    2- “(İman ve amelde) öne geçenler ise (âhirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar Allah nezdinde yakınlığa erdirilmiş kimselerdir.” (el-Vâkıa, 56/10-11)


    Mevzu ile alakalı hadis-i şeriflerden bazıları da şöyledir:

    1- Efendimiz (s.a.v.)’e insanların en hayırlıları kimlerdir diye sorulduğunda: “Benim içinde bulunduğum asrın insanları (ashâbım)dır. Sonra ikinci, sonra üçüncü asrın insanlarıdır.” buyurmuştur. (Buhârî, Fedâilu’s-Sahâbe, 1)

    2- “Ashâbıma dil uzatmayın. Sizden biriniz Uhud dağı kadar altın tasadduk etseniz yine de onlardan birinin bir müd harcamasına sevapça ulaşamazsınız.” (Buhârî, Fedâilu’s-Sahâbe, 4)


    Bu iki kaynakta gelen bu ve benzeri naslar, ayrıma yer vermeden bütün sahabeyi över ve ta’dil eder (adaletli sayar).

    Ehl-i Sünnet’in bilinmesi gereken diğer bir görüşü ise, fazilette sahabeye kimsenin yetişemeyeceği görüşüdür. Yani herhangi bir sahabi, kendi aralarındaki fazilet sıralamasında en sonda bile yer alsa, sonradan gelen Tâbiîn, Tebeu’t-Tâbiîn ve diğerlerinden en faziletli kişilere nazaran daha üstündür. Bir başka ifadeyle ümmetin ilim, irfan, velayet yönleriyle en mümtaz olan kişileri bile, fazilet yönüyle en aşağı derecede olan sahabeye yetişemez. İslam uleması bu görüşlerine delil olarak şu hadisi zikretmişlerdir. “Ashâbıma dil uzatmayın. Sizden biriniz Uhud dağı kadar altın tasadduk etseniz yine de onlardan birinin bir müd harcamasına sevapça ulaşamazsınız.”

    Ashab-ı Kiram, insanlığın en mümtaz neslidir. Rasûlullah (s.a.v.)’le sohbet, onlara öyle bir feyiz, öyle bir şeref kazandırmıştır ki bu dereceye kimse ulaşamaz.

    Sahâbe’nin Üstün Yönleri:

    Ashabın sayamayacağımız kadar çok üstünlükleri vardır. Bunlardan bazılarını ayetler ışığında zikretmek istiyorum:

    1- Efendimiz (s.a.v.)’e iman etmeleri ve gerçek mü’min olmaları. Rasûlullah (s.a.v.)’in sohbetinde bir lahza dahi bulunmaları ile kemal bulmuşlardır. “İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihat edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.” (el-Enfal, 8/74) Ashab-ı Kiram, iman yolunda hicret ve cihat ederek gerçek mü’minlerden olmuş ve Kur’an’ın övgüsüne mazhar olmuşlardır.

    2- Mallarıyla canlarıyla cihat etmeleri. Sahabelerin bu vasfı şöyle ifade edilmektedir: “Fakat peygamber ve beraberindeki mü’minler, mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (et-Tevbe, 9/88)

    3- Takva sahibi olmaları. “Allah ise, Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. Zaten onlar, buna lâyık ve ehil idiler. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir.” (el-Feth, 48/26)

    4- Allah’ın rızasını kazanan nesil olmaları. Kul için en büyük hedef ve şeref Rabbin rızasını kazanmaktır ki onlar bu hedefi yakalamışlardır. “(İslâm’ı kabulde) öne geçen ilk Muhacirler ve Ensar ile iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da ondan razı olmuşlardır. Allah onlara içinden ırmaklar akan içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.” (et-Tevbe, 9/100)

    5- Dini ikame için seçilmiş nesil olmaları.

    “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz…” (Âl-i İmrân, 3/110)

    6- İslâm’ın gelişine ve yayılmasına şahit olup dini en güzel şekilde yaşamaları. Onlar, hayır ve hakkı bütün güzellikleriyle ortaya çıkarmışlar, şer ve batılı ise bütün çirkinlikleriyle gözler önüne sermişlerdir. “Duyduk ve itaat ettik” anlayışı ile itaatte ve amelde çok büyük bir çığır açmışlardır. “Muhammed, Allah’ın Rasûlü’dür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde halinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir.” (el-Feth, 48/29)


    Ashabın bazı üstünlükleri aynı şekilde hadislerle de zikretmek istiyorum. Hadis kitaplarımızın Fedail, Fedâilü’s-Sahabe ve Menâkıb bölümlerinde sahabe neslini gerek topluca gerekse de ayrı ayrı bildiren ve tanıtan hadisler bulunmaktadır.

    Sahabelerin genel olarak faziletini bildiren hadis-i şeriflerin bir kısmını şöyle sıralayabiliriz:

    1- "İnsanların en hayırlıları" (Bkz., Buhârî, Şehâdet, 9) Onlar, insanlık âlemi için örnek bir nesil olmuşlardır. İnsanlık tarihi içinde (nebiler ve rasûller dışında) en hayırlı nesil sahabîlerdir.

    2- Enes (r.a.) şöyle demiştir: Nebî (s.a.v.) önünden bir ce¬naze geçirildi. Sahâbîler bu cenazeyi hayırla övdüler. Nebî (s.a.v.) de: "Vâcib oldu" buyurdu. Sonra başka bir cenaze daha geçirildi. Sa¬hâbîler onun üzerine de şer ile konuştular yahut ravi: Bunun gayrisini söyledi, demiştir. Nebî (s.a.v.) yine: "Vâcib oldu” buyurdu. Kendisine: “Yâ Rasûlallah! Şu cenaze için "Vâcib oldu" dediniz; şu cenaze için de yine "Vâcib oldu" dediniz?” denildi. Rasûlullah (s.a.v.):"Mü'minlerden meydana gelen kavmin şehadeti kabul edil¬miştir. Mü'minler Allah'ın yeryüzündeki şahitleridir.” buyurdu. (Buhârî, Şehâdât, 6) Bu mana tüm mü’minler için genel olsa da Peygamberimiz (s.a.v.), onların şahadetini tasdik etmiştir.

    3- Onların derecesine ulaşmanın mümkün olmayışı. “Ashâbım hakkında kötü söz söylemeyiniz. Sizden biriniz uhud dağı kadar altın tasadduk etseniz yine de onlardan birinin bir müd harcamasına sevapça ulaşamazsınız. (Buhârî, Fedâilu’s-Sahâbe, 4)

    4- Efendimiz (s.a.v.)’in talim ve terbiyesine yetişmeleri. Sahabeler, sohbet-i Rasul ile olgunlaşmışlardır. Kızını diri diri gömecek kadar kalp katılığına sahip olan kişilerin, bir saatlik hatta ve hatta bir lahzalık nebevi sohbetten sonra karıncaya basmayacak kadar ruh inceliğine sahip oluyor. Bu örnek, bu hakikati bizlere açıkça bildirmektedir.


    Peygamber Efendimiz (s.a.v.), asırlar önce İslâmiyeti tebliğ etmekle görevli kılınmış ve bu görevini yerine getirerek bütün hayatı boyunca İslâmiyeti insanlara tebliğ etmiştir. O’na tâbî olan ashab-ı kiram ise İslâmiyeti O’nunla birlikte yaşayarak ve yaşatarak ikame etmişlerdir. Gayretleriyle, mücâdeleleriyle, fedakârlıklarıyla ve Allah için uğruna akıttıkları tertemiz kanlarıyla…

    Faydalanılan Eserler:


    - İbrahim CANAN, Peygamber Yıldızları Sahabe Dünyası, Yeni Asya Yay., İstanbul 1996.

    - Prof. Dr. İ. Lütfi ÇAKAN, Sahâbe Kıvamı, İFAV Yay., İstanbul 2011, 2. Baskı.
    Bu Yazı'nın Yazarı : Harun APAYDIN






+ Yorum Gönder