Konusunu Oylayın.: Akli dengesi olmayan insanlar ölünce nereye gidecekler cennet mi cehennem mi?

5 üzerinden 4.20 | Toplam : 5 kişi
Akli dengesi olmayan insanlar ölünce nereye gidecekler cennet mi cehennem mi?
  1. 15.Şubat.2013, 00:50
    1
    Misafir

    Akli dengesi olmayan insanlar ölünce nereye gidecekler cennet mi cehennem mi?






    Akli dengesi olmayan insanlar ölünce nereye gidecekler cennet mi cehennem mi? Mumsema akli dengesi olmayan insanlar ölünce nereye gidecekler cennet mi cehennem mi? yoksa onlar için ayrı bir yer var mıdır? lütfen çabuk yazın çok acil!!!


  2. 15.Şubat.2013, 00:50
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 15.Şubat.2013, 01:03
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: akli dengesi olmayan insanlar ölünce nereye gidecekler cennet mi cehennem mi?




    Delilerin ahiretteki / kıyamet
    günü durumları ne olacak? Araf ehli olacağına dair görüş bildirenler var, siz ne
    diyorsunuz?


    Arasât,
    mahşer gününde toplanılan yer; yani kıyâmet gününde dirilişten hemen
    sonra toplanılan haşir ve neşir meydânıdır. Tüm insanlar ve tüm cinler Arasât
    Meydânında Allah’ın emriyle ve izniyle toplanacaklar. Akıllısıyla, delisiyle,
    kâfiriyle, Müslümanıyla, zâlimiyle, mazlûmuyla. Büyük Muhâsebenin yapılacağı,
    Mahkeme-i Kübrâ’nın kurulacağı, haşir ve neşir için hazırlanan büyük meydan.

    Dünyâdan, zâlim izzetinde, mazlûm zilletinde
    kalarak göçüp gidiyor çoğu zaman. Zâlimin zillet içinde, mazlûmun da izzet
    içinde haşredilip neşredileceği, muhâkeme göreceği, hesap sorulacağı ve adâlet-i
    mutlakanın tahakkuk edeceği bir gün gelecek, bir meydan Allah’ın emriyle ve
    irâdesiyle açılacak.1

    A’râf ise,
    lûgatte yüksekliklerin zirvesi, tepelerin, burçların ve sûrların yüksek
    kısımları demektir. Konumuzla ilgili olarak
    A’râf,
    cennet ile cehennem arasında bulunan yüksek kısımların,
    burçların, tepelerin ve sûrların yüksek yerleridir. Bu mânâ ile “A’râf”, Kur’ân’da A’râf Sûresinde geçen bir
    tâbirdir. Bu sûrede “a’râf” hakkında
    bilgi verildiğinden sûreye de ad olmuştur. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:


    “İki taraf
    (Cennet ile Cehennem) arasında bir perde vardır; (burada) A’râf üzerinde her iki
    tarafı da sîmâlarından tanıyan adamlar vardır. Cennetliklere: “Size selâm olsun!” derler. Bunlar henüz
    Cennet’e girmeyen ve fakat orayı uman kimselerdir. Gözleri Cehennemlikler
    üzerine çevrilince de: “Rabbimiz! Bizi zâlimlerle
    berâber bulundurma!”
    derler. A’râf ehli, sîmâlarından tanıdıkları
    (Cehennem’deki) bir takım adamlara derler ki: “Ne
    çokluğunuz ve ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size hiçbir fayda sağlamadı.
    Allah’ın kendilerine hiçbir fayda erdirmeyeceğine dâir yemin ettiğiniz kimseler
    bunlar mı?”
    (Sonra Cennet ehline dönerek): “Girin Cennet’e! Artık size ne korku, ne de hüzün
    yoktur!
    ” (derler.)”
    2
    A’râf ehli kimlerdir?
    A’râf’ta hangi vasıftaki insanlar bulunacaklardır? Ve A’râf’ta ne kadar
    kalınacaktır?


    İyi ameli olanlar Cennet’e, kötü ameli olanlar da
    Cehennem’e girmiş olduklarına göre, A’râf ehlinin kimler olduklarını tahmin
    etmek sanırım daha kolaydır; A’râf ehli, ortada olanlardır.

    Amel bakımından
    ortada nasıl olunur?


    Hiçbir peygamberin tebliğini duymamış olarak
    ölenler bu gruba girebileceği gibi; küçük iken ölen müşrik ve kâfir çocuklarının
    da bu grupta oldukları söylenmiştir. İyi ve kötü amelleri eşit olan mü’minler de
    a’râf ehlindendir. Dünyada hiç teklifle muhatap
    olmamış sırf mecnun ve delilerin de A’râf ehlinden olduğu görüşleri
    mevcuttur.
    Yani kalbinde Allah’a îman ve mârifet bulunmayan, ama inkâr da
    etmemiş olanlar; ibâdeti olmadığı gibi, isyanı da bulunmayanlar; sevapları da,
    günahları da olmayan veya eşit olanların A’râf ehlinden oldukları tahmin
    edilmektedir.

    Yine de “A’râf”
    tâbirini müteşâbih kabul etmek ve doğrusunu ve hakîkatını Allah’ın
    ilmine ve takdirine bırakmak daha doğru olacaktır. Çünkü A’râf ehlinin kimler
    olacağı hususunda net bir nass bulunmamaktadır. Yukarıda zikrettiğimiz âyetlerde
    de A’râf ehlinin kimler olacağı açıklanmamıştır. Sâdece A’râf’ın mevcûdiyeti
    kesindir ve Cennet’le Cehennem arasında bir mevki olduğu da şüphe götürmez.

    Ancak A’râf ehlinin, böyle amel bakımından ortada
    bulunanlardan müteşekkil olduğunu kabul eden âlimler de, burada Arâf ehlinin
    fazla kalmayacağını söylerler. İmam-ı Gazâlî’ye
    göre A’râf ehli, ehl-i necâttır;
    Cehennem azabından kurtulmuşlardır; bu
    kimseler bir müddet burada tutulacaklar, nihâyet Cenâb-ı Hak inşaallah onları da
    Cennet’ine alacaktır. Çünkü kıyâmet gününde Cennet ile Cehennem’den başka bir
    makam yoktur.3

    Âyet ve hadislerde, ehl-i Cehennemin bir kısmının
    da günahları kadar yandıktan sonra Cehennem’den çıkarılacağı ve Cennet’e
    girecekleri müjdelenmiştir. Meselâ Buhârî ve Müslim’in zikrettiği bir İbn-i
    Mes’ud (ra) hadîsinde Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) Cehennemden çıkıp da
    Cennet’e gireceklerin en sonuncusunun ahvâlini beyan eder.


    "Bu adam emekleyerek Cehennem’den çıkar. Azîz ve
    Celîl olan Allah, bu kimseye: “Git Cennet’e
    gir!”
    buyurur. Adam Cennet’e varır, ama Cennet’i dolu olarak görür.
    Bunun üzerine: “Yâ Rabbi! Cennet’i dolu olarak
    gördüm!”
    der. Cenâb-ı Hak: “Cennet’e gir!
    Sana dünyanın on mislisi kadar Cennet vardır!”
    der. O kul şaşırır,
    hayretinden: “Yâ Rabbi! Sen âlemlerin Melik’i
    olduğun halde bana gülüyor musun? Benimle alay mı ediyorsun?
    ” der.” İbn-i
    Mes’ud der ki: “And olsun ki ben Allah Resûlünün (asm) bunu anlattıktan sonra
    azı dişleri görününceye kadar güldüğünü gördüm. Şöyle diyordu: ‘İşte bu, Cennet ehlinin makamca en düşük
    olanıdır!’
    ”4
    Cehennemden en son çıkan birisine, dünyanın on katı
    büyüklüğünde bir Cennet verileceği müjdelendiğine göre; hiç Cehennem’e girmemiş
    ve Allah’ın gazabına uğramamış A’râf ehli daha evlâ olarak, inşaallah ehl-i
    Cennettirler.

    Dolayısıyla
    deliler de nihâyet, Allah’ın lütfuyla ve izniyle Cennet’e girerler.


    Dipnotlar:

    1. Sözler, 54;
    2.
    A’râf Sûresi, 7/46-49;
    3. İhyâ, 4/57;
    4. R.Sâlihîn, 188.

    İlave bilgi için tıklayınız:

    Araf ehli...

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet














  4. 15.Şubat.2013, 01:03
    2
    Moderatör



    Delilerin ahiretteki / kıyamet
    günü durumları ne olacak? Araf ehli olacağına dair görüş bildirenler var, siz ne
    diyorsunuz?


    Arasât,
    mahşer gününde toplanılan yer; yani kıyâmet gününde dirilişten hemen
    sonra toplanılan haşir ve neşir meydânıdır. Tüm insanlar ve tüm cinler Arasât
    Meydânında Allah’ın emriyle ve izniyle toplanacaklar. Akıllısıyla, delisiyle,
    kâfiriyle, Müslümanıyla, zâlimiyle, mazlûmuyla. Büyük Muhâsebenin yapılacağı,
    Mahkeme-i Kübrâ’nın kurulacağı, haşir ve neşir için hazırlanan büyük meydan.

    Dünyâdan, zâlim izzetinde, mazlûm zilletinde
    kalarak göçüp gidiyor çoğu zaman. Zâlimin zillet içinde, mazlûmun da izzet
    içinde haşredilip neşredileceği, muhâkeme göreceği, hesap sorulacağı ve adâlet-i
    mutlakanın tahakkuk edeceği bir gün gelecek, bir meydan Allah’ın emriyle ve
    irâdesiyle açılacak.1

    A’râf ise,
    lûgatte yüksekliklerin zirvesi, tepelerin, burçların ve sûrların yüksek
    kısımları demektir. Konumuzla ilgili olarak
    A’râf,
    cennet ile cehennem arasında bulunan yüksek kısımların,
    burçların, tepelerin ve sûrların yüksek yerleridir. Bu mânâ ile “A’râf”, Kur’ân’da A’râf Sûresinde geçen bir
    tâbirdir. Bu sûrede “a’râf” hakkında
    bilgi verildiğinden sûreye de ad olmuştur. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:


    “İki taraf
    (Cennet ile Cehennem) arasında bir perde vardır; (burada) A’râf üzerinde her iki
    tarafı da sîmâlarından tanıyan adamlar vardır. Cennetliklere: “Size selâm olsun!” derler. Bunlar henüz
    Cennet’e girmeyen ve fakat orayı uman kimselerdir. Gözleri Cehennemlikler
    üzerine çevrilince de: “Rabbimiz! Bizi zâlimlerle
    berâber bulundurma!”
    derler. A’râf ehli, sîmâlarından tanıdıkları
    (Cehennem’deki) bir takım adamlara derler ki: “Ne
    çokluğunuz ve ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size hiçbir fayda sağlamadı.
    Allah’ın kendilerine hiçbir fayda erdirmeyeceğine dâir yemin ettiğiniz kimseler
    bunlar mı?”
    (Sonra Cennet ehline dönerek): “Girin Cennet’e! Artık size ne korku, ne de hüzün
    yoktur!
    ” (derler.)”
    2
    A’râf ehli kimlerdir?
    A’râf’ta hangi vasıftaki insanlar bulunacaklardır? Ve A’râf’ta ne kadar
    kalınacaktır?


    İyi ameli olanlar Cennet’e, kötü ameli olanlar da
    Cehennem’e girmiş olduklarına göre, A’râf ehlinin kimler olduklarını tahmin
    etmek sanırım daha kolaydır; A’râf ehli, ortada olanlardır.

    Amel bakımından
    ortada nasıl olunur?


    Hiçbir peygamberin tebliğini duymamış olarak
    ölenler bu gruba girebileceği gibi; küçük iken ölen müşrik ve kâfir çocuklarının
    da bu grupta oldukları söylenmiştir. İyi ve kötü amelleri eşit olan mü’minler de
    a’râf ehlindendir. Dünyada hiç teklifle muhatap
    olmamış sırf mecnun ve delilerin de A’râf ehlinden olduğu görüşleri
    mevcuttur.
    Yani kalbinde Allah’a îman ve mârifet bulunmayan, ama inkâr da
    etmemiş olanlar; ibâdeti olmadığı gibi, isyanı da bulunmayanlar; sevapları da,
    günahları da olmayan veya eşit olanların A’râf ehlinden oldukları tahmin
    edilmektedir.

    Yine de “A’râf”
    tâbirini müteşâbih kabul etmek ve doğrusunu ve hakîkatını Allah’ın
    ilmine ve takdirine bırakmak daha doğru olacaktır. Çünkü A’râf ehlinin kimler
    olacağı hususunda net bir nass bulunmamaktadır. Yukarıda zikrettiğimiz âyetlerde
    de A’râf ehlinin kimler olacağı açıklanmamıştır. Sâdece A’râf’ın mevcûdiyeti
    kesindir ve Cennet’le Cehennem arasında bir mevki olduğu da şüphe götürmez.

    Ancak A’râf ehlinin, böyle amel bakımından ortada
    bulunanlardan müteşekkil olduğunu kabul eden âlimler de, burada Arâf ehlinin
    fazla kalmayacağını söylerler. İmam-ı Gazâlî’ye
    göre A’râf ehli, ehl-i necâttır;
    Cehennem azabından kurtulmuşlardır; bu
    kimseler bir müddet burada tutulacaklar, nihâyet Cenâb-ı Hak inşaallah onları da
    Cennet’ine alacaktır. Çünkü kıyâmet gününde Cennet ile Cehennem’den başka bir
    makam yoktur.3

    Âyet ve hadislerde, ehl-i Cehennemin bir kısmının
    da günahları kadar yandıktan sonra Cehennem’den çıkarılacağı ve Cennet’e
    girecekleri müjdelenmiştir. Meselâ Buhârî ve Müslim’in zikrettiği bir İbn-i
    Mes’ud (ra) hadîsinde Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) Cehennemden çıkıp da
    Cennet’e gireceklerin en sonuncusunun ahvâlini beyan eder.


    "Bu adam emekleyerek Cehennem’den çıkar. Azîz ve
    Celîl olan Allah, bu kimseye: “Git Cennet’e
    gir!”
    buyurur. Adam Cennet’e varır, ama Cennet’i dolu olarak görür.
    Bunun üzerine: “Yâ Rabbi! Cennet’i dolu olarak
    gördüm!”
    der. Cenâb-ı Hak: “Cennet’e gir!
    Sana dünyanın on mislisi kadar Cennet vardır!”
    der. O kul şaşırır,
    hayretinden: “Yâ Rabbi! Sen âlemlerin Melik’i
    olduğun halde bana gülüyor musun? Benimle alay mı ediyorsun?
    ” der.” İbn-i
    Mes’ud der ki: “And olsun ki ben Allah Resûlünün (asm) bunu anlattıktan sonra
    azı dişleri görününceye kadar güldüğünü gördüm. Şöyle diyordu: ‘İşte bu, Cennet ehlinin makamca en düşük
    olanıdır!’
    ”4
    Cehennemden en son çıkan birisine, dünyanın on katı
    büyüklüğünde bir Cennet verileceği müjdelendiğine göre; hiç Cehennem’e girmemiş
    ve Allah’ın gazabına uğramamış A’râf ehli daha evlâ olarak, inşaallah ehl-i
    Cennettirler.

    Dolayısıyla
    deliler de nihâyet, Allah’ın lütfuyla ve izniyle Cennet’e girerler.


    Dipnotlar:

    1. Sözler, 54;
    2.
    A’râf Sûresi, 7/46-49;
    3. İhyâ, 4/57;
    4. R.Sâlihîn, 188.

    İlave bilgi için tıklayınız:

    Araf ehli...

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet

















+ Yorum Gönder