Konusunu Oylayın.: Mevlana ve hacı bektaş velinin ortak yönleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 8 kişi
Mevlana ve hacı bektaş velinin ortak yönleri
  1. 14.Şubat.2013, 22:43
    1
    Misafir

    Mevlana ve hacı bektaş velinin ortak yönleri






    Mevlana ve hacı bektaş velinin ortak yönleri Mumsema mevlana ve hacı bektaş velinin ortak yönleri


  2. 14.Şubat.2013, 22:43
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 16.Şubat.2013, 02:27
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Mevlana ve hacı bektaş velinin ortak yönleri




    Cevap:Mevlâna Ve Hacı Bektaşi Veli

    Mevlâna'nın yaşadığı devir, tasavvuf vadisinin Anadolu'ya açıldığı. Anadolu'da filizlenip, kökleştiği. dalbudak saldığı bir devirdir. Şeyh Ömer Şühreverdî, Muhyiddin Arabî, Fahreddin İrakî, Necmeddin Dâye gibi tasavvuf büyükleri Anadolu'ya gelmiş, saygı ve sevgi görmüşlerdir. Bu devirde Horasan'dan Anadolu'ya gelerek yerleşen erenlerden biri de Bektaşi tarikatının pîr'i Hacı Bektaşi Velîdir.

    Hacı Bektaşi Velî, 1209 yılında Nişapur'da doğmuş, Hoca Ahmed Yesevî'nin halifesi Lokman-ı Perendî'nin dervişi olmuş, onüçüncü yüzyıl ortalarında, birçok mutasavvıflar gibi Anadolu'ya göçerek, bugünkü Hacıbektaş kasabasının bulunduğu Suluca Karahüyük'te yerleşmiştir. Bir süre sonra. Babaî'lerin reisi Baba İshak'ın halifesi olan Hacı Bektaş-ı Velî, Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev II. tarafından Babaî isyanlarının bastırılmasından sonra, etrafına toplanan Türkmen aşiretlerini irşada başlamış, kısa zamanda büyük bir şöhret yapmıştır.

    Biri Selçuklu devletinin başşehri Konya'da daha çok aydın bir çevreye, diğeri Kırşehir taraflarında halk topluluğuna seslenen bu iki kutup. Mevlâna Celâleddin ile Hacı Bektaşi Velî'nin aralarında manevî bir bağın bulunduğu, birbirlerini tanıdıkları şüphesizdir. Her iki pîr'in de meşrep bakımından ayrılsalar bile yollan aynıdır. Hiçbir zaman tarikat kurucusu olmadıkları halde vefatlarından sonra, kendi adlarına kurulan Mevlevilik ve Bektaşîlik tarikatları aralarındaki rekabet yüzünden, bunları birbirine karsı gibi göstermiş, birbirlerinden ayırmaya çalışmıştır. Bir destan havası içinde Hacı Bektaş'ın menkıbelerinden bahseden velâyetnâme'ye göre. Mevlâna ve Şems-i Tebrizî, Hacı Bektaş'tan feyz alan, ona uyan bir derviştir. Velâyetnâme'ye göre, Hacı Bektaş'ın 133 gösterdiği kerametler. Mevlâna'dan çok üstündür. Mevlevi menkıbelerinde ise, her ikisi arasındaki münasebetler daha ağırbaşlı, daha âlımanedir. Her iki tarafın menkıbelerinde müşterek olan taraf ise. bu iki tasavvuf pir'inin zaman zaman birbirlerine dervişler göndermeleri. gönül anıp gönül vermeleridir.

    Bu rivayetlerden birine göre. Harı Bektaş müridlerinden Baba İshak'ı Konya'ya göndererek su haberi iletmiştir.

    — Eğer hakikat eriyse ve hakikati bulduysa, âleme ne diye gürültü salıyor, yok hakikati bulamamışsa ne diye aramıyor?

    Baba İshak. Karahüyük'ten Konya'ya gelmiş ve Mevlâna'nın huzuruna girmişti. Bu yıllar Mevlâna'nın coşkunluk devresidir. Semâ etmekte, gazeller söylemektedir. Baba İshak'ı görür görmez:

    — Dostu görmediysen ne diye aramıyorsun, sevgiliye ulaştıysan ne diye çalıp çığırmıyorsun?

    diye başlayan bir gazeli okumaya başlamıştı. Bu gazeli kendisine ve pir'i Hacı Bektas-ı Velîye bir cevap sayan Baba Ishak, hiçbir şey söylemeden, geri dönmüş. Kırşehir yolunu tutmuştur.

    Kırşehir Beyi Nureddin Cacaoglu da Hacı Bektaş-i Velînin müridleri arasındaydı. Yine "Menakıb" kitaplarının verdikleri bilgilere göre. Nureddin Cacaogiu bir gün şeyhi Hacı Bektaş'a:

    — Şeriata uymak ve namaz kılmak gerektir. Halbuki siz bunları yerine getirmiyorsunuz

    demişti. Bunun üzerine. Hacı Bektas abdest almak üzere derhal su istemiş. Cacaoğlu da ibriği, çeşmeden doldurarak getirmişti. İbriği döktüğü zaman su yerine kan akmıştı. Cacaoğlu, şaşırmış. Hacı Bektaş-i Velîde:

    — Görüyorsun ya, bununla abdest alınmaz., diyerek ibriği itmişti.

    Anlatılan bu olay üzerine, Mevlâna şöyle dedi:

    — Temizi pislemek, berrak suları kana çevirmek önemli değil. Asl olan, kanı berrak suya çevirmektir. Mürşid ona derler ki şarabı şerbet yapsın. Mürşid odur ki, bakırlaşmış gönülleri tam ayar altına çevirsin. Mürsid. müşkülün hal kapısıdır.

    Olay doğru veya yanlış Mevlâna'nın cevabında Mevlâna'nın rnürşidliginin ta kendisi görülmekte Şenıs'te de bu var. bu anlayış var. O'nun "Mâkalât" adı eserinden alınan şu sözler bu anlayışın tam ve olgun ifadeleri:

    — Marifet, kalbin Allahya yönelişi. Allah ile bir olmasıdır. Diriyi öldür, bu marifet değildir. Ölüyü diriltebiliyor, cahili âlim yapabiliyor musun? Ham ruhları pisirebiliyor. ona yeni bir sekil verebiliyor musun? İste ilâhî hüner buradadır.

    Mevlâna ile Hacı Bektas-ı Velî arasında geçtiği tahmin edilen olaylar, sohbetler uzar gider. Ne var ki bunlar tarikatlar teşekkül ettikten sonra sövlenrnis "Menakıb" kitaplarına geçmiş sözler. Bunları büyütmek, bunları sürdürmek, her iki mürşidin de ruhlarını üzer.

    Aslolan fikirdir, mânâdır. Mevlâna, Konya'da bulduğu yüksek kültürlü bir ortamda, fikirlerini, devrin yüksek edebiyat dili olan farsça ile vermiş, eserler ortaya koymuştur. Hacı Bektas'in etrafında ise öz be öz Türkler, göçebe Türkmenler, daha doğrusu Anadolu halkı vardır. Onlara, onların anlayacağı "Türkçe" ile seslenmiştir. Bu sözler zamanında derlenip toparlanmadığı için de büyük eserleri yoktur. Hacı Bektas. bütün edebi gücüyle, hüneriyle eser yazsa bile bunu okuyup anlayacak çevresi yoktur. Bu bakımdan birisi halka, öteki aydına rehberlik etmiş ve birbirlerini tamamlamışlardır. Ama ne yapalım ki, vefatlarından sonra kurulan tarikatlar, onların yollarını ayırmış, birbirlerini kınar, birbirlerini kırar duruma düşmüşlerdir. Mânâ bir tarafa itilmiş. şekiller, kalıplar yerleşmiş, bu sefer de rekabetler başlamıştır.

    Yoksa devrinde Hacı Bektaş-ı Velî, Mevlâna'ya saygı duyan ve onun gerçek dostları arasında bulunan bir mürşiddir. Devrin mutasavvıfları arasında kutup yıldızı gibi parlayan Mevlâna'yı takdir etmektedir. Hacı Bektaş'ın halifesi Baba İshak'ın torunlarından Elvan Celebinin elimizdeki tek nüsha "Menakıbnâme" sinde Mevlâna şu sözlerle övülmektedir:

    Ol Celâl, ol kemal. İbn-i kemâl llnı-ü erıuar içinde bedr-i rnisal Rahmetullahi aleyhi Mevlâna Mahz-i gene i revan idi cana

    İste bu sevginin belgesi, işte bir örnek. Söz burada biter


  4. 16.Şubat.2013, 02:27
    2
    Editör



    Cevap:Mevlâna Ve Hacı Bektaşi Veli

    Mevlâna'nın yaşadığı devir, tasavvuf vadisinin Anadolu'ya açıldığı. Anadolu'da filizlenip, kökleştiği. dalbudak saldığı bir devirdir. Şeyh Ömer Şühreverdî, Muhyiddin Arabî, Fahreddin İrakî, Necmeddin Dâye gibi tasavvuf büyükleri Anadolu'ya gelmiş, saygı ve sevgi görmüşlerdir. Bu devirde Horasan'dan Anadolu'ya gelerek yerleşen erenlerden biri de Bektaşi tarikatının pîr'i Hacı Bektaşi Velîdir.

    Hacı Bektaşi Velî, 1209 yılında Nişapur'da doğmuş, Hoca Ahmed Yesevî'nin halifesi Lokman-ı Perendî'nin dervişi olmuş, onüçüncü yüzyıl ortalarında, birçok mutasavvıflar gibi Anadolu'ya göçerek, bugünkü Hacıbektaş kasabasının bulunduğu Suluca Karahüyük'te yerleşmiştir. Bir süre sonra. Babaî'lerin reisi Baba İshak'ın halifesi olan Hacı Bektaş-ı Velî, Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev II. tarafından Babaî isyanlarının bastırılmasından sonra, etrafına toplanan Türkmen aşiretlerini irşada başlamış, kısa zamanda büyük bir şöhret yapmıştır.

    Biri Selçuklu devletinin başşehri Konya'da daha çok aydın bir çevreye, diğeri Kırşehir taraflarında halk topluluğuna seslenen bu iki kutup. Mevlâna Celâleddin ile Hacı Bektaşi Velî'nin aralarında manevî bir bağın bulunduğu, birbirlerini tanıdıkları şüphesizdir. Her iki pîr'in de meşrep bakımından ayrılsalar bile yollan aynıdır. Hiçbir zaman tarikat kurucusu olmadıkları halde vefatlarından sonra, kendi adlarına kurulan Mevlevilik ve Bektaşîlik tarikatları aralarındaki rekabet yüzünden, bunları birbirine karsı gibi göstermiş, birbirlerinden ayırmaya çalışmıştır. Bir destan havası içinde Hacı Bektaş'ın menkıbelerinden bahseden velâyetnâme'ye göre. Mevlâna ve Şems-i Tebrizî, Hacı Bektaş'tan feyz alan, ona uyan bir derviştir. Velâyetnâme'ye göre, Hacı Bektaş'ın 133 gösterdiği kerametler. Mevlâna'dan çok üstündür. Mevlevi menkıbelerinde ise, her ikisi arasındaki münasebetler daha ağırbaşlı, daha âlımanedir. Her iki tarafın menkıbelerinde müşterek olan taraf ise. bu iki tasavvuf pir'inin zaman zaman birbirlerine dervişler göndermeleri. gönül anıp gönül vermeleridir.

    Bu rivayetlerden birine göre. Harı Bektaş müridlerinden Baba İshak'ı Konya'ya göndererek su haberi iletmiştir.

    — Eğer hakikat eriyse ve hakikati bulduysa, âleme ne diye gürültü salıyor, yok hakikati bulamamışsa ne diye aramıyor?

    Baba İshak. Karahüyük'ten Konya'ya gelmiş ve Mevlâna'nın huzuruna girmişti. Bu yıllar Mevlâna'nın coşkunluk devresidir. Semâ etmekte, gazeller söylemektedir. Baba İshak'ı görür görmez:

    — Dostu görmediysen ne diye aramıyorsun, sevgiliye ulaştıysan ne diye çalıp çığırmıyorsun?

    diye başlayan bir gazeli okumaya başlamıştı. Bu gazeli kendisine ve pir'i Hacı Bektas-ı Velîye bir cevap sayan Baba Ishak, hiçbir şey söylemeden, geri dönmüş. Kırşehir yolunu tutmuştur.

    Kırşehir Beyi Nureddin Cacaoglu da Hacı Bektaş-i Velînin müridleri arasındaydı. Yine "Menakıb" kitaplarının verdikleri bilgilere göre. Nureddin Cacaogiu bir gün şeyhi Hacı Bektaş'a:

    — Şeriata uymak ve namaz kılmak gerektir. Halbuki siz bunları yerine getirmiyorsunuz

    demişti. Bunun üzerine. Hacı Bektas abdest almak üzere derhal su istemiş. Cacaoğlu da ibriği, çeşmeden doldurarak getirmişti. İbriği döktüğü zaman su yerine kan akmıştı. Cacaoğlu, şaşırmış. Hacı Bektaş-i Velîde:

    — Görüyorsun ya, bununla abdest alınmaz., diyerek ibriği itmişti.

    Anlatılan bu olay üzerine, Mevlâna şöyle dedi:

    — Temizi pislemek, berrak suları kana çevirmek önemli değil. Asl olan, kanı berrak suya çevirmektir. Mürşid ona derler ki şarabı şerbet yapsın. Mürşid odur ki, bakırlaşmış gönülleri tam ayar altına çevirsin. Mürsid. müşkülün hal kapısıdır.

    Olay doğru veya yanlış Mevlâna'nın cevabında Mevlâna'nın rnürşidliginin ta kendisi görülmekte Şenıs'te de bu var. bu anlayış var. O'nun "Mâkalât" adı eserinden alınan şu sözler bu anlayışın tam ve olgun ifadeleri:

    — Marifet, kalbin Allahya yönelişi. Allah ile bir olmasıdır. Diriyi öldür, bu marifet değildir. Ölüyü diriltebiliyor, cahili âlim yapabiliyor musun? Ham ruhları pisirebiliyor. ona yeni bir sekil verebiliyor musun? İste ilâhî hüner buradadır.

    Mevlâna ile Hacı Bektas-ı Velî arasında geçtiği tahmin edilen olaylar, sohbetler uzar gider. Ne var ki bunlar tarikatlar teşekkül ettikten sonra sövlenrnis "Menakıb" kitaplarına geçmiş sözler. Bunları büyütmek, bunları sürdürmek, her iki mürşidin de ruhlarını üzer.

    Aslolan fikirdir, mânâdır. Mevlâna, Konya'da bulduğu yüksek kültürlü bir ortamda, fikirlerini, devrin yüksek edebiyat dili olan farsça ile vermiş, eserler ortaya koymuştur. Hacı Bektas'in etrafında ise öz be öz Türkler, göçebe Türkmenler, daha doğrusu Anadolu halkı vardır. Onlara, onların anlayacağı "Türkçe" ile seslenmiştir. Bu sözler zamanında derlenip toparlanmadığı için de büyük eserleri yoktur. Hacı Bektas. bütün edebi gücüyle, hüneriyle eser yazsa bile bunu okuyup anlayacak çevresi yoktur. Bu bakımdan birisi halka, öteki aydına rehberlik etmiş ve birbirlerini tamamlamışlardır. Ama ne yapalım ki, vefatlarından sonra kurulan tarikatlar, onların yollarını ayırmış, birbirlerini kınar, birbirlerini kırar duruma düşmüşlerdir. Mânâ bir tarafa itilmiş. şekiller, kalıplar yerleşmiş, bu sefer de rekabetler başlamıştır.

    Yoksa devrinde Hacı Bektaş-ı Velî, Mevlâna'ya saygı duyan ve onun gerçek dostları arasında bulunan bir mürşiddir. Devrin mutasavvıfları arasında kutup yıldızı gibi parlayan Mevlâna'yı takdir etmektedir. Hacı Bektaş'ın halifesi Baba İshak'ın torunlarından Elvan Celebinin elimizdeki tek nüsha "Menakıbnâme" sinde Mevlâna şu sözlerle övülmektedir:

    Ol Celâl, ol kemal. İbn-i kemâl llnı-ü erıuar içinde bedr-i rnisal Rahmetullahi aleyhi Mevlâna Mahz-i gene i revan idi cana

    İste bu sevginin belgesi, işte bir örnek. Söz burada biter


  5. 24.Kasım.2014, 21:56
    3
    yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2014
    Üye No: 104691
    Mesaj Sayısı: 1,411
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15
    Bulunduğu yer: Allah'ıma Seferdeyim..

    Cevap: Mevlana ve hacı bektaş velinin ortak yönleri

    Mevlana İle Hacı Bektaş Veli




    Bir adamcağız kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi birşey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli'nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu. Durumu Hacı Bektaş Veli 'ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli helal değildir diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergahına gider ve aynı durumu Mevlana 'ya anlatır. Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmediğini söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar.
    Mevlana şöyle der:
    - Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz, ama o kabul etmeyebilir.
    Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergahına gider ve Hacı Bektaş Veli'ye, Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli'ye sorar.
    Hacı Bektaş da şöyle der:
    - Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise, Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.


  6. 24.Kasım.2014, 21:56
    3
    Mum Ve Merhem Olabilmek..
    Mevlana İle Hacı Bektaş Veli




    Bir adamcağız kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi birşey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli'nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu. Durumu Hacı Bektaş Veli 'ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli helal değildir diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergahına gider ve aynı durumu Mevlana 'ya anlatır. Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmediğini söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar.
    Mevlana şöyle der:
    - Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz, ama o kabul etmeyebilir.
    Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergahına gider ve Hacı Bektaş Veli'ye, Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli'ye sorar.
    Hacı Bektaş da şöyle der:
    - Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise, Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.


  7. 18.Ocak.2015, 15:33
    4
    Misafir

    Cevap: Mevlana ve hacı bektaş velinin ortak yönleri

    Ikisinin de sözleri hem düşündürüyor hem de iyiliğe yönlendiriyor.


  8. 18.Ocak.2015, 15:33
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Ikisinin de sözleri hem düşündürüyor hem de iyiliğe yönlendiriyor.





+ Yorum Gönder