Konusunu Oylayın.: Rızık ve tevekkül nedir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Rızık ve tevekkül nedir
  1. 06.Şubat.2013, 14:39
    1
    Misafir

    Rızık ve tevekkül nedir

  2. 07.Şubat.2013, 23:20
    2
    Hanzala
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Ocak.2012
    Üye No: 93817
    Mesaj Sayısı: 375
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: rızık ve tevekkül nedir




    RIZIK:
    Sözlükte "nasip, pay ve şans" anlamlarıına gelir. Ayrıca maddî ihtiyaç için gerekli olan nimet, insanın yararlanabildiği her türlü mal ve varlık olarak da tanımlanmıştır. Kur'ân'da, Allah'ın insana maddî ve manevî yönden sayılmayacak kadar nimet verdiğine dikkat çekilerek şöyle buyurulmaktadır: "Allah'ın nimetini saymaya kalksanız, onu sayamazsınız. Hakikaten Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir." (Nahl, 16/18). Mu'tezile ve ehl-i sünnet mensupları rızkı, farklı tanımlamışlardır. Ehl-i sünnete göre rızık, kendisinden yararlanılmak üzere, Allah'ın canlılara verdiği şeydir. Kul ondan faydalandığı (yediği) zaman bu, kendisine rızık olur. Helal veya haram olması onun rızık olmasına engel değildir. Mu'tezile ise rızkı, sahip olunan ve üzerinde tasarruf hakkı bulunan şey olarak tanımlamıştır. Bu durumda Mu'tezileye göre haram, rızık değildir. Ancak meşru yoldan elde edilip yenen şey rızık kabul edilebilir.
    İnsanın helal ve meşru bir şekilde rızık temin etmesi emredilmiştir. Çünkü ibadetin yerine getirilmesi ancak vücudun sağlıklı olmasıyla mümkündür. Bu da gıda, su, örtünme vs. gibi temel ihtiyaçların önceden hazırlanmasını gerektirmektedir. O nedenledir ki Cenab-ı Hak bizi çalışıp kazanmaya teşvik etmiştir: "Namaz kılınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lutfundan isteyin..." (Cum'a, 62/10), "Allah içinizden hasta olanları, Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah'ın yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir." (Müzzemmil, 73/20) Allah'ın emir ve yasaklarına riayet eden peygamberler de çalışmaya, sanat ve meslek edinmeye, özellikle el emekleri ve alın terleriyle geçinmeye dikkat etmişlerdir. Şu hadis de çalışıp rızık kazanmanın gerekliliğini vurgulamaktadır: "Hiçbir kimse, elinin emeği ile kazandığını yemekten daha hayırlı bir kazanç yememiştir. İşte Allah'ın peygamberi Dâvûd da kendi elinin emeğini yerdi." (Buhârî, Büyû', 15) (F.K.)

    TEVEKKÜL:
    Sözlükte "dayanmak, güvenmek, vekil tutmak" anlamlarına gelen tevekkül, din dilinde; her hususta Allah'a güvenmek, dayanmak, teslim olmak işlerini Allah'a havale etmek demektir.
    Tevekkül kavramı Kur'ân'da türevleriyle birlikte 69 defa geçmiştir. Israrla Allah'a tevekkül edilmesi emredilmiş (Mâide, 5/11; Tevbe, 9/51), "?Allah'a tevekkül edene Allah yeter?" (Talak, 65/3) denilmiş, peygamberlerin (Tevbe, 9/129; Hûd, 11/56) ve gerçek müminlerin Allah'a tevekkül ettikleri (Enfâl, 8/2-3) bildirilmiştir.
    Allah'a tevekkül; Allah'ın yardımına, çalışanın emeklerini boşa çıkarmayacağına, sevabını, ücretini tam vereceğine, duaları kabul edeceğine, âdil olduğuna ve haksızlık etmeyeceğine inanmak ve güvenmektir. Tevekkül, çalışmadan, sebeplere sarılmadan işi Allah'a havale etmek değildir. İnsan her ne iş yapıyorsa yapsın, o işini kurallarına uygun olarak yapacak, çalışacak, sabredecek, Allah'tan başarısı için yardım isteyecek ve Allah'ın kendisini muvaffak kılacağına itimat edecektir. Bu husus, Ankebût sûresinin 58-59. âyetlerinde açıkça ifade edilmiştir. "Çalışanların ücreti ne güzeldir. Onlar ki sabrederler ve Rablerine tevekkül ederler." Buna göre, çalışma, sabır ve tevekkül birlikte olacaktır. Çalışmadan işleri Allah'a havale etmek doğru olmadığı gibi Allah'ı devre dışı bırakmak da doğru değildir. Allah'ın izni ve yardımı olmadan başarılı olmak mümkün değildir. Bir çiftçiyi düşünelim. Toprağı sürecek, işleyecek, zamanında ve kurallarına uygun olarak tohumu ekecek, gerektiğinde sulayacak, gübreleyecek, koruyacak, kendine düşeni yaptıktan sonra gerisini Allah'a havale edecek, iyi ürün vermesini Allah'tan bekleyecek, Allah'ın emeğini zayi etmeyeceğine inanacaktır. Bunları yapmadan Allah'a tevekkül etmek, tevekkül değil miskinliktir. "Ben gereken her şeyi yaptım, iyi ürün alırım, Allah ne yapacak", demek de Allah'ı tanımamaktır. Allah yağmur vermeyiverse, ne olacak? Bir âfetle mahsulü yok ediverse, kim engel olacak?
    Tevekkül edene mütevekkil denir.


  3. 07.Şubat.2013, 23:20
    2
    Devamlı Üye



    RIZIK:
    Sözlükte "nasip, pay ve şans" anlamlarıına gelir. Ayrıca maddî ihtiyaç için gerekli olan nimet, insanın yararlanabildiği her türlü mal ve varlık olarak da tanımlanmıştır. Kur'ân'da, Allah'ın insana maddî ve manevî yönden sayılmayacak kadar nimet verdiğine dikkat çekilerek şöyle buyurulmaktadır: "Allah'ın nimetini saymaya kalksanız, onu sayamazsınız. Hakikaten Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir." (Nahl, 16/18). Mu'tezile ve ehl-i sünnet mensupları rızkı, farklı tanımlamışlardır. Ehl-i sünnete göre rızık, kendisinden yararlanılmak üzere, Allah'ın canlılara verdiği şeydir. Kul ondan faydalandığı (yediği) zaman bu, kendisine rızık olur. Helal veya haram olması onun rızık olmasına engel değildir. Mu'tezile ise rızkı, sahip olunan ve üzerinde tasarruf hakkı bulunan şey olarak tanımlamıştır. Bu durumda Mu'tezileye göre haram, rızık değildir. Ancak meşru yoldan elde edilip yenen şey rızık kabul edilebilir.
    İnsanın helal ve meşru bir şekilde rızık temin etmesi emredilmiştir. Çünkü ibadetin yerine getirilmesi ancak vücudun sağlıklı olmasıyla mümkündür. Bu da gıda, su, örtünme vs. gibi temel ihtiyaçların önceden hazırlanmasını gerektirmektedir. O nedenledir ki Cenab-ı Hak bizi çalışıp kazanmaya teşvik etmiştir: "Namaz kılınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lutfundan isteyin..." (Cum'a, 62/10), "Allah içinizden hasta olanları, Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah'ın yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir." (Müzzemmil, 73/20) Allah'ın emir ve yasaklarına riayet eden peygamberler de çalışmaya, sanat ve meslek edinmeye, özellikle el emekleri ve alın terleriyle geçinmeye dikkat etmişlerdir. Şu hadis de çalışıp rızık kazanmanın gerekliliğini vurgulamaktadır: "Hiçbir kimse, elinin emeği ile kazandığını yemekten daha hayırlı bir kazanç yememiştir. İşte Allah'ın peygamberi Dâvûd da kendi elinin emeğini yerdi." (Buhârî, Büyû', 15) (F.K.)

    TEVEKKÜL:
    Sözlükte "dayanmak, güvenmek, vekil tutmak" anlamlarına gelen tevekkül, din dilinde; her hususta Allah'a güvenmek, dayanmak, teslim olmak işlerini Allah'a havale etmek demektir.
    Tevekkül kavramı Kur'ân'da türevleriyle birlikte 69 defa geçmiştir. Israrla Allah'a tevekkül edilmesi emredilmiş (Mâide, 5/11; Tevbe, 9/51), "?Allah'a tevekkül edene Allah yeter?" (Talak, 65/3) denilmiş, peygamberlerin (Tevbe, 9/129; Hûd, 11/56) ve gerçek müminlerin Allah'a tevekkül ettikleri (Enfâl, 8/2-3) bildirilmiştir.
    Allah'a tevekkül; Allah'ın yardımına, çalışanın emeklerini boşa çıkarmayacağına, sevabını, ücretini tam vereceğine, duaları kabul edeceğine, âdil olduğuna ve haksızlık etmeyeceğine inanmak ve güvenmektir. Tevekkül, çalışmadan, sebeplere sarılmadan işi Allah'a havale etmek değildir. İnsan her ne iş yapıyorsa yapsın, o işini kurallarına uygun olarak yapacak, çalışacak, sabredecek, Allah'tan başarısı için yardım isteyecek ve Allah'ın kendisini muvaffak kılacağına itimat edecektir. Bu husus, Ankebût sûresinin 58-59. âyetlerinde açıkça ifade edilmiştir. "Çalışanların ücreti ne güzeldir. Onlar ki sabrederler ve Rablerine tevekkül ederler." Buna göre, çalışma, sabır ve tevekkül birlikte olacaktır. Çalışmadan işleri Allah'a havale etmek doğru olmadığı gibi Allah'ı devre dışı bırakmak da doğru değildir. Allah'ın izni ve yardımı olmadan başarılı olmak mümkün değildir. Bir çiftçiyi düşünelim. Toprağı sürecek, işleyecek, zamanında ve kurallarına uygun olarak tohumu ekecek, gerektiğinde sulayacak, gübreleyecek, koruyacak, kendine düşeni yaptıktan sonra gerisini Allah'a havale edecek, iyi ürün vermesini Allah'tan bekleyecek, Allah'ın emeğini zayi etmeyeceğine inanacaktır. Bunları yapmadan Allah'a tevekkül etmek, tevekkül değil miskinliktir. "Ben gereken her şeyi yaptım, iyi ürün alırım, Allah ne yapacak", demek de Allah'ı tanımamaktır. Allah yağmur vermeyiverse, ne olacak? Bir âfetle mahsulü yok ediverse, kim engel olacak?
    Tevekkül edene mütevekkil denir.





+ Yorum Gönder