Konusunu Oylayın.: Tevekkül neye denir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Tevekkül neye denir
  1. 06.Şubat.2013, 14:11
    1
    Misafir

    Tevekkül neye denir






    Tevekkül neye denir Mumsema tevekkül neye denir


  2. 06.Şubat.2013, 14:11
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 07.Şubat.2013, 10:42
    2
    Yolcu
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Mart.2012
    Üye No: 94846
    Mesaj Sayısı: 169
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 31

    Cevap: tevekkül neye denir




    tevekkül ne anlama gelir

    Insanın kendine yüklenen bütün görevleri yaptıktan sonra işin sonucunu Allah`a bırakması, O`nun yaratacağı neticeyi güven ve rıza ile karşılayıp, insanlardan bir beklenti içerisinde olmaması. Kısaca Allah`a güvenip, akibetinden endişe etmemesi.

    "Tevekkül", "vekalet" kökünden türemiş bir kelimedir. Aynı kökten olan "vekîl" kişinin kendi işini gördürmek üzere yetki verdiği insandır. Avukat da vekildir. "Müvekkil" vekil edinen, "tevkil" ise vekil kılma, vekil edinme demektir. Aynı kökten olan "ittikâl" biraz da tembellik içeren ve boşa gidebilecek bir güvenme ve dayanmayı anlatır. Tevekkülde kelimenin "kalıbı" gereği bir zorlama vardır. Bu da herhangi bir konuda aklı ve bedeni gücünü, yani metod ve eylem fonksiyonunu kullanmayı, dayanılıp itimat edilecek yere bunun sonucunda dayanmayı ifade eder. "Bir kere azmettin mi artık Allah`a tevekkül et" ayeti buna açıkça işaret eder. Allah`ın sözleri arasında çelişki olmayacağına göre tevekkülün, hiç bir iş yapmadan Allah`tan birşey beklemekle bir ilişkisi olamaz. Allah kuluna çeşitli ibadetler yüklemiş, çalışmasını, ilim öğrenmesini rızkını aramasını, düşmanlarına karşı güç tedarik etmesini, bilmediğini bilene sormasını, işlerinde istişare etmesini (şura), kendisine yakarmasını, dua etmesini, adil olmasını, yani her şeyi en uygun yerine koymasını, bunun için metod ve yöntem bilmesini emretmektedir. Diğer yönden kendisine "tevekkül" etmesini istemekte ve tevekkül edenleri sevdiğini söylemektedir. Demek ki tevekkül bütün bu emirleri yerine getirdikten sonra duyulan bir iç huzur, itminan ve güven olayıdır. Tamamen materyalist ve pozitivist bakışla dahi tevekkülün bulunması bir şey kaybettirmeyeceği gibi, bulunmamasının moral ve psikolojik açıdan kaybı söz konusudur. Mütevekkil (tevekkül eden), "insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır" kuralı karşısında aklî ve bedenî görevini yapacak, bundan öte Allah vekilimdir, deyip işiniO`na havale ederek, sonuç ne olursa olsun ona rıza duygusuyla, bir de iç yorgunluğu yaşamayacaktır. Mütevekkil olmayanın da maddi planda fazlalık olarak yapacağı bir şey yoktur. Hatta maddi vesileleri bir emir telakki etmediğinden belki de daha az esbaba sarılacaktır. Sonra da telaşlı, sıkıntılı bir bekleyişe girecek ve umduğu sonucu alamadığından da dövünecek ve sinirleri gerginleşecektir. Elmalılı bunu: "unutmamak gerekir ki, tevekkül, görevini Allah`a havale etmek değil, emri O`na havale etmektir. Bir çokları bunu kavrayamayıp tevekkülü, vazifeyi terketme sanırlar... Bu ise Allah`a tevekkül ve itimat değil, O`nun ilah olarak emrine itimatsızlıktır, küfürdür... Iyi bilmeli ki, tevekkülün hülasası emre itimat ederek vazifesini sevmektir" diye açıklar.


  4. 07.Şubat.2013, 10:42
    2
    Yolcu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Özel Üye



    tevekkül ne anlama gelir

    Insanın kendine yüklenen bütün görevleri yaptıktan sonra işin sonucunu Allah`a bırakması, O`nun yaratacağı neticeyi güven ve rıza ile karşılayıp, insanlardan bir beklenti içerisinde olmaması. Kısaca Allah`a güvenip, akibetinden endişe etmemesi.

    "Tevekkül", "vekalet" kökünden türemiş bir kelimedir. Aynı kökten olan "vekîl" kişinin kendi işini gördürmek üzere yetki verdiği insandır. Avukat da vekildir. "Müvekkil" vekil edinen, "tevkil" ise vekil kılma, vekil edinme demektir. Aynı kökten olan "ittikâl" biraz da tembellik içeren ve boşa gidebilecek bir güvenme ve dayanmayı anlatır. Tevekkülde kelimenin "kalıbı" gereği bir zorlama vardır. Bu da herhangi bir konuda aklı ve bedeni gücünü, yani metod ve eylem fonksiyonunu kullanmayı, dayanılıp itimat edilecek yere bunun sonucunda dayanmayı ifade eder. "Bir kere azmettin mi artık Allah`a tevekkül et" ayeti buna açıkça işaret eder. Allah`ın sözleri arasında çelişki olmayacağına göre tevekkülün, hiç bir iş yapmadan Allah`tan birşey beklemekle bir ilişkisi olamaz. Allah kuluna çeşitli ibadetler yüklemiş, çalışmasını, ilim öğrenmesini rızkını aramasını, düşmanlarına karşı güç tedarik etmesini, bilmediğini bilene sormasını, işlerinde istişare etmesini (şura), kendisine yakarmasını, dua etmesini, adil olmasını, yani her şeyi en uygun yerine koymasını, bunun için metod ve yöntem bilmesini emretmektedir. Diğer yönden kendisine "tevekkül" etmesini istemekte ve tevekkül edenleri sevdiğini söylemektedir. Demek ki tevekkül bütün bu emirleri yerine getirdikten sonra duyulan bir iç huzur, itminan ve güven olayıdır. Tamamen materyalist ve pozitivist bakışla dahi tevekkülün bulunması bir şey kaybettirmeyeceği gibi, bulunmamasının moral ve psikolojik açıdan kaybı söz konusudur. Mütevekkil (tevekkül eden), "insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır" kuralı karşısında aklî ve bedenî görevini yapacak, bundan öte Allah vekilimdir, deyip işiniO`na havale ederek, sonuç ne olursa olsun ona rıza duygusuyla, bir de iç yorgunluğu yaşamayacaktır. Mütevekkil olmayanın da maddi planda fazlalık olarak yapacağı bir şey yoktur. Hatta maddi vesileleri bir emir telakki etmediğinden belki de daha az esbaba sarılacaktır. Sonra da telaşlı, sıkıntılı bir bekleyişe girecek ve umduğu sonucu alamadığından da dövünecek ve sinirleri gerginleşecektir. Elmalılı bunu: "unutmamak gerekir ki, tevekkül, görevini Allah`a havale etmek değil, emri O`na havale etmektir. Bir çokları bunu kavrayamayıp tevekkülü, vazifeyi terketme sanırlar... Bu ise Allah`a tevekkül ve itimat değil, O`nun ilah olarak emrine itimatsızlıktır, küfürdür... Iyi bilmeli ki, tevekkülün hülasası emre itimat ederek vazifesini sevmektir" diye açıklar.





+ Yorum Gönder