Konusunu Oylayın.: Salavatın sevabı ve feyzi sınırsızdır

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Salavatın sevabı ve feyzi sınırsızdır
  1. 04.Şubat.2013, 20:52
    1
    Misafir

    Salavatın sevabı ve feyzi sınırsızdır






    Salavatın sevabı ve feyzi sınırsızdır Mumsema Salavatın sevabı ve feyzi sınırsızdır


  2. 04.Şubat.2013, 20:52
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 07.Şubat.2013, 16:59
    2
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,605
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 70
    Bulunduğu yer: Stuttgart/Istanbul/Ankara

    Cevap: Salavatın sevabı ve feyzi sınırsızdır




    Salavatın sevabı ve feyzi sınırsızdır

    Sevabı ve feyzi aklımıza ve havsalamıza sığmayan, sevap ve feyiz kaynaklarımızdan birisi de Peygamber Efendimiz'e (asm) getirdiğimiz salâvatlardır.

    Bediüzzaman Hazretlerinin bildirdiğine göre Peygamber Efendimiz'in (asm) yüksek makamı, biz günahkâr ümmeti için İlâhî bir sofra hükmündedir. Bize Cenâb-ı Allah'ın dünyada da, ahirette de, mahşerde de lütfettiği bütün ihsanlar, bütün feyizler, bütün nimetler o yüksek sofradan akıyor.
    Cenâb-ı Allah ve O'nun sevgili Resûlü Hazret-i Muhammed (asm) bizi o yüksek sofraya dâvet ediyor. İşte bizim Peygamber Efendimiz'e (asm) okuduğumuz salâvatlar, o yüksek sofraya edilen dâvete icabetimizdir. Nitekim dâvete icabet edersek, o yüksek sofradan nasibimizi alırız. Bu nasip bizi Allah'ın rızasına ve Cennete ulaştırmaya yeter.
    Allah'ın ve meleklerin de salâvat getirdiğini haber veren Kur'ân, salâvat getirmeyi bize de emrediyor: “Şüphesiz ki Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salât ederler. Ey iman edenler, siz de ona salât edin, tam bir teslimiyetle de selâm verin”
    Beşir İbnu Sa'd: “Ey Allah'ın Resulü! Bize Allah Teâlâ Hazretleri, sana salât okumamızı emretti. Sana nasıl salât okuyabiliriz?” diye sordu.
    Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:
    “Şöyle söyleyin: ‘Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrahîme ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammedin kemâ bârekte alâ âl-i İbrahime inneke hamîdun mecîd.” (Meâli: Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in âline rahmet kıl, tıpkı İbrahim'e rahmet kıldığın gibi. Muhammed'i ve Muhammed'in âlini mübarek kıl. Tıpkı İbrahim'in âlini mübarek kıldığın gibi.)
    Salâvat Peygamber Efendimizin (asm) mübarek ismini işittiğimiz anda kısaca “Aleyhissalatü vesselâm” (Ona salât ve selâm olsun), ya da “Sallallahü Aleyhi Vesellem” (Allahım! Ona salât ve selâm eyle!) ya da “Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihî ve sellim.” (Allahım! Efendimiz Muhammede, onun âline ve ashabına salât ve selâm eyle!) cümleleriyle yapılır. Salâvatla ilgili daha başka cümleler de vardır.
    Ebû Talha (ra) bildirmiştir ki: “Bir gün Resûlullah (asm), mübarek yüzünde bir sevinç olduğu halde geldi. Kendisine:
    “Yüzünüzde bir sevinç görüyoruz!” dedik.
    “Bana melek geldi ve şu müjdeyi verdi: ‘Ey Muhammed! Rabbin diyor ki: ‘Sana salâvat okuyan herkese benim on rahmette bulunmam, selâm okuyan herkese de benim on selâm okumam ümmetine ikram olarak sana yetmez mi?”
    İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: Resûlullah (asm) buyurdular ki: “Kıyamet günü bana insanların en yakını, bana en çok salâvat okuyandır.”
    Hz. İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: “Resûlullah (asm) buyurdular ki: ‘Yeryüzünde Allah'ın seyyah melekleri vardır. Onlar ümmetimin selâmını anında bana ulaştırırlar.”
    Amr İbnu Rabi'a (ra) anlatıyor: “Resûlullah (asm) buyurdular ki: ‘Bana salâvat okuyan hiçbir mü'min yoktur ki ona melekler rahmet duâsı etmemiş olsun. Bu, bana salâvat okuduğu müddetçe devam eder. Öyleyse kul bunu, ister az, ister çok yapsın!”
    Ubey İbnu Ka'b (ra) anlatıyor: “Resulullah (asm) gecenin üçte ikisi geçince kalkar ve:
    “Ey insanlar! Allah'ı zikredin! Allah'ı zikredin! ‘Sarsıcı' kesinlikle gelecektir; ‘takipçi' de onun arkasından gelecektir. Ölüm, içindeki şiddet ve sıkıntılarla gelecek. Öyleyse ahirete hazırlanın!” derdi.
    “Ey Allah'ın Resûlü! Ben sana çok salât okumak istiyorum. Sana ne kadar salât u selâm okuyayım?” dedim. Resulullah (asm):
    “Dilediğin kadar!” buyurdular.
    “Dörtte bir (yeter mi)?” dedim.
    “Dilediğin kadar! Eğer arttırırsan, bu senin için daha hayırlı!” buyurdular.
    “Üçte iki!” dedim.
    “Dilediğin kadar! Eğer arttırırsan, bu senin için daha iyi!” buyurdular.
    “Duâmın tamamını size salât u selâm okumaya ayırayım mı?” dedim.
    “Dileklerinin kabul edilmesi ve günahlarının affedilmesi için böyle yap!” buyurdular.

    Süleyman KÖSMENE


  4. 07.Şubat.2013, 16:59
    2
    Aciz Kul



    Salavatın sevabı ve feyzi sınırsızdır

    Sevabı ve feyzi aklımıza ve havsalamıza sığmayan, sevap ve feyiz kaynaklarımızdan birisi de Peygamber Efendimiz'e (asm) getirdiğimiz salâvatlardır.

    Bediüzzaman Hazretlerinin bildirdiğine göre Peygamber Efendimiz'in (asm) yüksek makamı, biz günahkâr ümmeti için İlâhî bir sofra hükmündedir. Bize Cenâb-ı Allah'ın dünyada da, ahirette de, mahşerde de lütfettiği bütün ihsanlar, bütün feyizler, bütün nimetler o yüksek sofradan akıyor.
    Cenâb-ı Allah ve O'nun sevgili Resûlü Hazret-i Muhammed (asm) bizi o yüksek sofraya dâvet ediyor. İşte bizim Peygamber Efendimiz'e (asm) okuduğumuz salâvatlar, o yüksek sofraya edilen dâvete icabetimizdir. Nitekim dâvete icabet edersek, o yüksek sofradan nasibimizi alırız. Bu nasip bizi Allah'ın rızasına ve Cennete ulaştırmaya yeter.
    Allah'ın ve meleklerin de salâvat getirdiğini haber veren Kur'ân, salâvat getirmeyi bize de emrediyor: “Şüphesiz ki Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salât ederler. Ey iman edenler, siz de ona salât edin, tam bir teslimiyetle de selâm verin”
    Beşir İbnu Sa'd: “Ey Allah'ın Resulü! Bize Allah Teâlâ Hazretleri, sana salât okumamızı emretti. Sana nasıl salât okuyabiliriz?” diye sordu.
    Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:
    “Şöyle söyleyin: ‘Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrahîme ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammedin kemâ bârekte alâ âl-i İbrahime inneke hamîdun mecîd.” (Meâli: Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in âline rahmet kıl, tıpkı İbrahim'e rahmet kıldığın gibi. Muhammed'i ve Muhammed'in âlini mübarek kıl. Tıpkı İbrahim'in âlini mübarek kıldığın gibi.)
    Salâvat Peygamber Efendimizin (asm) mübarek ismini işittiğimiz anda kısaca “Aleyhissalatü vesselâm” (Ona salât ve selâm olsun), ya da “Sallallahü Aleyhi Vesellem” (Allahım! Ona salât ve selâm eyle!) ya da “Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihî ve sellim.” (Allahım! Efendimiz Muhammede, onun âline ve ashabına salât ve selâm eyle!) cümleleriyle yapılır. Salâvatla ilgili daha başka cümleler de vardır.
    Ebû Talha (ra) bildirmiştir ki: “Bir gün Resûlullah (asm), mübarek yüzünde bir sevinç olduğu halde geldi. Kendisine:
    “Yüzünüzde bir sevinç görüyoruz!” dedik.
    “Bana melek geldi ve şu müjdeyi verdi: ‘Ey Muhammed! Rabbin diyor ki: ‘Sana salâvat okuyan herkese benim on rahmette bulunmam, selâm okuyan herkese de benim on selâm okumam ümmetine ikram olarak sana yetmez mi?”
    İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: Resûlullah (asm) buyurdular ki: “Kıyamet günü bana insanların en yakını, bana en çok salâvat okuyandır.”
    Hz. İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: “Resûlullah (asm) buyurdular ki: ‘Yeryüzünde Allah'ın seyyah melekleri vardır. Onlar ümmetimin selâmını anında bana ulaştırırlar.”
    Amr İbnu Rabi'a (ra) anlatıyor: “Resûlullah (asm) buyurdular ki: ‘Bana salâvat okuyan hiçbir mü'min yoktur ki ona melekler rahmet duâsı etmemiş olsun. Bu, bana salâvat okuduğu müddetçe devam eder. Öyleyse kul bunu, ister az, ister çok yapsın!”
    Ubey İbnu Ka'b (ra) anlatıyor: “Resulullah (asm) gecenin üçte ikisi geçince kalkar ve:
    “Ey insanlar! Allah'ı zikredin! Allah'ı zikredin! ‘Sarsıcı' kesinlikle gelecektir; ‘takipçi' de onun arkasından gelecektir. Ölüm, içindeki şiddet ve sıkıntılarla gelecek. Öyleyse ahirete hazırlanın!” derdi.
    “Ey Allah'ın Resûlü! Ben sana çok salât okumak istiyorum. Sana ne kadar salât u selâm okuyayım?” dedim. Resulullah (asm):
    “Dilediğin kadar!” buyurdular.
    “Dörtte bir (yeter mi)?” dedim.
    “Dilediğin kadar! Eğer arttırırsan, bu senin için daha hayırlı!” buyurdular.
    “Üçte iki!” dedim.
    “Dilediğin kadar! Eğer arttırırsan, bu senin için daha iyi!” buyurdular.
    “Duâmın tamamını size salât u selâm okumaya ayırayım mı?” dedim.
    “Dileklerinin kabul edilmesi ve günahlarının affedilmesi için böyle yap!” buyurdular.

    Süleyman KÖSMENE





+ Yorum Gönder