Konusunu Oylayın.: Hz. Aişe (r.a.) validemiz ve Hz. Ömer (r.a.) neden nifak endişesi taşıyan sahabeler arasındadırlar?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz. Aişe (r.a.) validemiz ve Hz. Ömer (r.a.) neden nifak endişesi taşıyan sahabeler arasındadırlar?
  1. 31.Ocak.2013, 02:36
    1
    Misafir

    Hz. Aişe (r.a.) validemiz ve Hz. Ömer (r.a.) neden nifak endişesi taşıyan sahabeler arasındadırlar?






    Hz. Aişe (r.a.) validemiz ve Hz. Ömer (r.a.) neden nifak endişesi taşıyan sahabeler arasındadırlar? Mumsema Hz. Aişe (r.a.) validemiz ve Hz. Ömer (r.a.) neden nifak endişesi taşıyan sahabeler arasındadırlar?


  2. 31.Ocak.2013, 09:00
    2
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,605
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 70
    Bulunduğu yer: Stuttgart/Istanbul/Ankara

    Cevap: Hz. Aişe (r.a.) validemiz ve Hz. Ömer (r.a.) neden nifak endişesi taşıyan sahabeler arasındad




    Değerli kardeşimiz;

    O büyük insanlar kendilerini diğer müminlerin yanında üstün görmemişler, aksine kendilerini en aşağı bir mümin seviyesinde görmüşlerdir. Bu onların tevazuyu zahirde değil hakikatte yaşamalarından ve ümitle korku arasında bulunmanın manasını idrak etmiş olmalarındandır.

    Peygamberimiz'e Cebrail münafıkların isimlerini bildirmişti. Bunu bilen sahabelerin de -ümit ile korku arasında bulunma keyfiyetlerinden dolayı- acaba o listede benim de adım var mı diye endişe etmiş olmaları normaldir.

    Hz. Ömer'in şu sözü de bu konuyla yakından alakadardır:

    “Eğer ‘bir kişi hariç, bütün insanlar cennete gidecek’ dense, o kişinin ben olabileceğimi düşünürüm; o kadar Allah’ın azabından, gazabından korkarım. Şayet ‘Bir kişi dışında bütün insanlar cehenneme girecek’ denilse, o kişinin ben olabileceğimi düşünürüm; o kadar Allah’ın rahmetinden ümit varım”

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  3. 31.Ocak.2013, 09:00
    2
    Aciz Kul



    Değerli kardeşimiz;

    O büyük insanlar kendilerini diğer müminlerin yanında üstün görmemişler, aksine kendilerini en aşağı bir mümin seviyesinde görmüşlerdir. Bu onların tevazuyu zahirde değil hakikatte yaşamalarından ve ümitle korku arasında bulunmanın manasını idrak etmiş olmalarındandır.

    Peygamberimiz'e Cebrail münafıkların isimlerini bildirmişti. Bunu bilen sahabelerin de -ümit ile korku arasında bulunma keyfiyetlerinden dolayı- acaba o listede benim de adım var mı diye endişe etmiş olmaları normaldir.

    Hz. Ömer'in şu sözü de bu konuyla yakından alakadardır:

    “Eğer ‘bir kişi hariç, bütün insanlar cennete gidecek’ dense, o kişinin ben olabileceğimi düşünürüm; o kadar Allah’ın azabından, gazabından korkarım. Şayet ‘Bir kişi dışında bütün insanlar cehenneme girecek’ denilse, o kişinin ben olabileceğimi düşünürüm; o kadar Allah’ın rahmetinden ümit varım”

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  4. 31.Ocak.2013, 12:55
    3
    Misafir

    Cevap: Hz. Aişe (r.a.) validemiz ve Hz. Ömer (r.a.) neden nifak endişesi taşıyan sahabeler arasındad

    Değerli kardeşimiz;
    O büyük insanlar kendilerini diğer sahabelerden üstün görmemişlerdir. Bu durumları, tevazuyu zahirde değil hakikatte yaşamalarından ve ümitle korku arasında bulunmanın manasını idrak etmiş olmalarındandır.

    Peygamberimiz'e Cebrail münafıkların isimlerini bildirmişti. Bunu bilen sahabelerin de -ümit ile korku arasında bulunma keyfiyetlerinden dolayı- acaba o listede benim de adım var mı diye endişe etmiş olmaları normaldir.

    Hz. Ömer'in şu sözü de bu konuyla yakından alakadardır:

    “Eğer ‘bir kişi hariç, bütün insanlar cennete gidecek’ dense, o kişinin ben olabileceğimi düşünürüm; o kadar Allah’ın azabından, gazabından korkarım. Şayet ‘Bir kişi dışında bütün insanlar cehenneme girecek’ denilse, o kişinin ben olabileceğimi düşünürüm; o kadar Allah’ın rahmetinden ümit varım”

    İbnu Ebi Müleyke rahimehullah anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ashabından olup da Bedir Gazvesi'ne katılanlardan otuz kadarına yetiştim. Hepsi de kendi hesabına nifaktan korkuyorlar ve dinlerinde fitneye düşmekten kendilerini emniyette hissetmiyorlardı." [Buharî, İman 36 (Bab başlığında kaydetti).]

    1- Hadis, mü'minin iman üzere son nefesini vereceğinden emin olmayıp, "nifaka düşer miyim endişesiyle her an tetikte olması gereğini te'yid ediyor."

    İbnu Hacer, hadisin açıklanması sadedinde İbnu Ebi Müleyke'nin karşılaştığı ve dolayısıyla imanından endişe içinde olan, nifaka düşmekten korku duyanları belirtme sadedinde Hz. Aişe, kızkardeşi Esma, Ümmü Seleme, Dört Addullahlar, Ebu Hureyre, Ukbe İbnu'l-Haris, Misver İbnu'l-Mahreme vs'nin ismini zikreder. Devamla der ki: "Bunların amelde nifaka düşmekten korktuklarını cezmen söylüyor. Esasen, başkalarından bunun aksine bir rivayet de mevcut değildir. Dolayısıyla sanki burada bir icma mevcuttur. Çünkü mü'mine amelinde, her an, ihlasa muhalif birşeyler arız olabilir. Onların böyle bir durumdan korkmaları illa da onlardan bunun vukuunu gerektirmez. Bu, onların vera ve takvadaki mübalağalarından ileri gelen bir haldir. Allah onlardan razı olsun, şefaatçilerimiz kılsın."

    İbnu Battal der ki: "Onlar korktular, çünkü ömürleri uzadı ve beklemedikleri değişmelere şahit oldular, bunları bertaraf etmeye güçleri yetmedi. Sükut ile müdahene haline düşmekten korktular."

    2- Hadisin devamında İbnu Ebi Müleyke der ki: "Onlardan hiçbiri imanda, Hz. Cebrail ve Mikail imanı üzere olduğunu iddia etmedi." İbnu Müleyke, bu sözüyle o yüce sahabilerin kendilerine iman meselesinde nifakın arız olmadığını cezmen söylemediklerini belirtmektedir. Çünkü, bu husus, Cibril aleyhisselam'ın imanı mevzuunda cezmen ifade edilir.

    3- Buhârî hazretleri, aynı rivayetin devamına Hasan Basri rahimehullah'ın şu sözünü ekler: "(Allah Teala'dan) ancak mü'min korkar, ondan kendini ancak münafık emniyette hisseder."

    Nitekim ayet-i kerimede "Rabbinin makamından korkana iki cennet vardır" (Rahman 46). Bir başka ayette de "Hüsrana düşmüş bir kavmden başka kimse Allah'ın mekrinden emin değildir" (A'raf 99) buyurulur.

    Dikkat edersek Hasan Basri'nin kelamında korkulacak şey mezkur değildir. Alimlerden bir kısmı, kastedilen şeyin "Allah" olduğunu söylemiştir. Diğer bir kısım alimler de nifak olduğunu söylemiştir. Siyak nifak görüşünü destekler ise de, her iki mefhum da muhtevaya uygundur. (bk. Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi, c. 16 Nifak Bölümü, Hadis no: 4: 5768)
    İlave bilgi için tıklayınız:

    "Havf ve reca (korku ve ümit) arasında olmak" ne demektir?

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  5. 31.Ocak.2013, 12:55
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Değerli kardeşimiz;
    O büyük insanlar kendilerini diğer sahabelerden üstün görmemişlerdir. Bu durumları, tevazuyu zahirde değil hakikatte yaşamalarından ve ümitle korku arasında bulunmanın manasını idrak etmiş olmalarındandır.

    Peygamberimiz'e Cebrail münafıkların isimlerini bildirmişti. Bunu bilen sahabelerin de -ümit ile korku arasında bulunma keyfiyetlerinden dolayı- acaba o listede benim de adım var mı diye endişe etmiş olmaları normaldir.

    Hz. Ömer'in şu sözü de bu konuyla yakından alakadardır:

    “Eğer ‘bir kişi hariç, bütün insanlar cennete gidecek’ dense, o kişinin ben olabileceğimi düşünürüm; o kadar Allah’ın azabından, gazabından korkarım. Şayet ‘Bir kişi dışında bütün insanlar cehenneme girecek’ denilse, o kişinin ben olabileceğimi düşünürüm; o kadar Allah’ın rahmetinden ümit varım”

    İbnu Ebi Müleyke rahimehullah anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ashabından olup da Bedir Gazvesi'ne katılanlardan otuz kadarına yetiştim. Hepsi de kendi hesabına nifaktan korkuyorlar ve dinlerinde fitneye düşmekten kendilerini emniyette hissetmiyorlardı." [Buharî, İman 36 (Bab başlığında kaydetti).]

    1- Hadis, mü'minin iman üzere son nefesini vereceğinden emin olmayıp, "nifaka düşer miyim endişesiyle her an tetikte olması gereğini te'yid ediyor."

    İbnu Hacer, hadisin açıklanması sadedinde İbnu Ebi Müleyke'nin karşılaştığı ve dolayısıyla imanından endişe içinde olan, nifaka düşmekten korku duyanları belirtme sadedinde Hz. Aişe, kızkardeşi Esma, Ümmü Seleme, Dört Addullahlar, Ebu Hureyre, Ukbe İbnu'l-Haris, Misver İbnu'l-Mahreme vs'nin ismini zikreder. Devamla der ki: "Bunların amelde nifaka düşmekten korktuklarını cezmen söylüyor. Esasen, başkalarından bunun aksine bir rivayet de mevcut değildir. Dolayısıyla sanki burada bir icma mevcuttur. Çünkü mü'mine amelinde, her an, ihlasa muhalif birşeyler arız olabilir. Onların böyle bir durumdan korkmaları illa da onlardan bunun vukuunu gerektirmez. Bu, onların vera ve takvadaki mübalağalarından ileri gelen bir haldir. Allah onlardan razı olsun, şefaatçilerimiz kılsın."

    İbnu Battal der ki: "Onlar korktular, çünkü ömürleri uzadı ve beklemedikleri değişmelere şahit oldular, bunları bertaraf etmeye güçleri yetmedi. Sükut ile müdahene haline düşmekten korktular."

    2- Hadisin devamında İbnu Ebi Müleyke der ki: "Onlardan hiçbiri imanda, Hz. Cebrail ve Mikail imanı üzere olduğunu iddia etmedi." İbnu Müleyke, bu sözüyle o yüce sahabilerin kendilerine iman meselesinde nifakın arız olmadığını cezmen söylemediklerini belirtmektedir. Çünkü, bu husus, Cibril aleyhisselam'ın imanı mevzuunda cezmen ifade edilir.

    3- Buhârî hazretleri, aynı rivayetin devamına Hasan Basri rahimehullah'ın şu sözünü ekler: "(Allah Teala'dan) ancak mü'min korkar, ondan kendini ancak münafık emniyette hisseder."

    Nitekim ayet-i kerimede "Rabbinin makamından korkana iki cennet vardır" (Rahman 46). Bir başka ayette de "Hüsrana düşmüş bir kavmden başka kimse Allah'ın mekrinden emin değildir" (A'raf 99) buyurulur.

    Dikkat edersek Hasan Basri'nin kelamında korkulacak şey mezkur değildir. Alimlerden bir kısmı, kastedilen şeyin "Allah" olduğunu söylemiştir. Diğer bir kısım alimler de nifak olduğunu söylemiştir. Siyak nifak görüşünü destekler ise de, her iki mefhum da muhtevaya uygundur. (bk. Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi, c. 16 Nifak Bölümü, Hadis no: 4: 5768)
    İlave bilgi için tıklayınız:

    "Havf ve reca (korku ve ümit) arasında olmak" ne demektir?

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  6. 31.Ocak.2013, 13:07
    4
    ELHAMDULİLLAH
    İnşaAllah Devamlı Üye.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Eylül.2012
    Üye No: 97696
    Mesaj Sayısı: 454
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Hz. Aişe (r.a.) validemiz ve Hz. Ömer (r.a.) neden nifak endişesi taşıyan sahabeler arasındad

    Hiç bir müslüman NİFAK ENDİŞESİ içerisinde olmaz....

    Zira NİFAK'ın kendisinden fersah fersah uzak olduğunu bilir.

    Efendim rivayetlerde böyle bişey var....!!!!

    KÜLLİYEN YALAN....

    Rivayetleri kendine din edinmiş bir güruhla, Allah ve Rasulu(S.A.V.)'in dini arasında tabiidir ki fark var.

    Bir müslüman TÖVBE ettiği zaman nasıl arkasına dönüpte bakmaz. O tövbesinin NASUH olduğunu bilir ve AFFA UĞRADIĞI hakkında en ufak bir ŞÜPHE TAŞIMAZ'sa.....

    EMİR'UL MÜMİN'in'de Asla ve Kat'a böyle bir şüphe içerisinde olmaz.

    Bu şüphe ile AMEL ETTİLER ve bu şüphe üzere GİTTİLER deniyorsa eğer. Muhakkak ki; mutlak bir KÜFRÜN MALİKLERİ olarak bu hal üzere can verdiler. Zira Hazreti Ömer(R.A.) ve Hazreti Aişe(R.A.) Validemize isnad ettikleri hal KÜFRÜN HALİ'dir. Onlara bu KÜFR'ü isnad edenin hali, her ne olursa olsun CEHENNEME GİDEN YOL değilmidir.

    Kendisine ilim adamı denen hangi KÜFFAR bu hal ile ASHAB'ı TECHİZ ETME gayreti içerisinde NAKİL YAPTIM demiştir. Diyebilmiştir.

    NAKLİ SAHİH OLMAYANIN hali CEHENNEMDE YERİ HAZIRLANAN KÜFFARIN HALİ'nden aşağımı olacaktır.

    Rab'bim, bu nesle, sözde NAKLEDİLEN KÜFR'ün müsebbiblerinin ve o KÜFR'ü devam ile kendilerini vazifeli addedenlerin hallerinden bizi İnşaAllah ve Biiznillah uzak eylesin. Amin.

    Hülasa bu ve benzeri bir çok nakiller vardır. Biz bu nakilleri SURET'İ KAT'İYE'de RED ederiz.

    O ASHAB Kİ; GÖKTEKİ YILDIZLAR GİBİDİR..... Onlara uymak HAK'tır ve Onlar HAK hususunda asla şüpheye varmazlar. Şüphede olmazlar. Biz kendilerinde şüphe olan ve kendilerinden şüphelenen bir dinin mensuplarından şüphe duyarak uymadık bu dine.

    LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN(S.A.V.) RESULULLAH


  7. 31.Ocak.2013, 13:07
    4
    İnşaAllah Devamlı Üye.
    Hiç bir müslüman NİFAK ENDİŞESİ içerisinde olmaz....

    Zira NİFAK'ın kendisinden fersah fersah uzak olduğunu bilir.

    Efendim rivayetlerde böyle bişey var....!!!!

    KÜLLİYEN YALAN....

    Rivayetleri kendine din edinmiş bir güruhla, Allah ve Rasulu(S.A.V.)'in dini arasında tabiidir ki fark var.

    Bir müslüman TÖVBE ettiği zaman nasıl arkasına dönüpte bakmaz. O tövbesinin NASUH olduğunu bilir ve AFFA UĞRADIĞI hakkında en ufak bir ŞÜPHE TAŞIMAZ'sa.....

    EMİR'UL MÜMİN'in'de Asla ve Kat'a böyle bir şüphe içerisinde olmaz.

    Bu şüphe ile AMEL ETTİLER ve bu şüphe üzere GİTTİLER deniyorsa eğer. Muhakkak ki; mutlak bir KÜFRÜN MALİKLERİ olarak bu hal üzere can verdiler. Zira Hazreti Ömer(R.A.) ve Hazreti Aişe(R.A.) Validemize isnad ettikleri hal KÜFRÜN HALİ'dir. Onlara bu KÜFR'ü isnad edenin hali, her ne olursa olsun CEHENNEME GİDEN YOL değilmidir.

    Kendisine ilim adamı denen hangi KÜFFAR bu hal ile ASHAB'ı TECHİZ ETME gayreti içerisinde NAKİL YAPTIM demiştir. Diyebilmiştir.

    NAKLİ SAHİH OLMAYANIN hali CEHENNEMDE YERİ HAZIRLANAN KÜFFARIN HALİ'nden aşağımı olacaktır.

    Rab'bim, bu nesle, sözde NAKLEDİLEN KÜFR'ün müsebbiblerinin ve o KÜFR'ü devam ile kendilerini vazifeli addedenlerin hallerinden bizi İnşaAllah ve Biiznillah uzak eylesin. Amin.

    Hülasa bu ve benzeri bir çok nakiller vardır. Biz bu nakilleri SURET'İ KAT'İYE'de RED ederiz.

    O ASHAB Kİ; GÖKTEKİ YILDIZLAR GİBİDİR..... Onlara uymak HAK'tır ve Onlar HAK hususunda asla şüpheye varmazlar. Şüphede olmazlar. Biz kendilerinde şüphe olan ve kendilerinden şüphelenen bir dinin mensuplarından şüphe duyarak uymadık bu dine.

    LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN(S.A.V.) RESULULLAH


  8. 31.Ocak.2013, 13:31
    5
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Hz. Aişe (r.a.) validemiz ve Hz. Ömer (r.a.) neden nifak endişesi taşıyan sahabeler arasındad

    ELHAMDULILLAH sen cok bilgili gibi davraniyorsun ama cahil oldugun belli!!
    Sahih hadisleri elinin tersiyle itmek neymiş ahrette görürsün


  9. 31.Ocak.2013, 13:31
    5
    Üye
    ELHAMDULILLAH sen cok bilgili gibi davraniyorsun ama cahil oldugun belli!!
    Sahih hadisleri elinin tersiyle itmek neymiş ahrette görürsün


  10. 31.Ocak.2013, 14:11
    6
    ELHAMDULİLLAH
    İnşaAllah Devamlı Üye.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Eylül.2012
    Üye No: 97696
    Mesaj Sayısı: 454
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Hz. Aişe (r.a.) validemiz ve Hz. Ömer (r.a.) neden nifak endişesi taşıyan sahabeler arasındad

    Takdir RAB'bimindir İMAM kardeşim....

    O'nun NAR'ıda hoş. NUR'uda.

    O'nun NUR'una talip olupta, NAR'ına düşersek eğer. RAB'bimin takdiridir ve bizi muhatab edinipte o NAR ile teçhiz etmiştirde biz o hükme RIZA gösteripte, bu halin kendimizden olduğunu bilipte NARINA YANARIZ Elhamdulillah.

    O'nun NAR'ına talip olupta, NUR'una düşersek eğer. RAB'bimin takdiridir ve bizi muhatap edinipte O NUR ile teçhiz etmiştirde biz o hükme RIZA gösteripte, bu halin kendimizden olduğunu bilipte NURUNA YANARIZ Elhamdulillah.

    Biz asla ve kat'a cehaletinden dolayı muzdarip olanlardan olmadık.

    Allah ve Rasulu (S.A.V.)'e ve ASHAB'ına atılan her türlü iftirayıda VİCDANIMIZDA RED ederiz. Bedeli CEHENNEM DAHİ OLSA....

    Öyle olur ki; RAB'bimin NAR'ıda NUR'uda HOŞ, SELİM ve SALİM olur Elhamdulillah, İnşaAllah ve Biiznillah.


  11. 31.Ocak.2013, 14:11
    6
    İnşaAllah Devamlı Üye.
    Takdir RAB'bimindir İMAM kardeşim....

    O'nun NAR'ıda hoş. NUR'uda.

    O'nun NUR'una talip olupta, NAR'ına düşersek eğer. RAB'bimin takdiridir ve bizi muhatab edinipte o NAR ile teçhiz etmiştirde biz o hükme RIZA gösteripte, bu halin kendimizden olduğunu bilipte NARINA YANARIZ Elhamdulillah.

    O'nun NAR'ına talip olupta, NUR'una düşersek eğer. RAB'bimin takdiridir ve bizi muhatap edinipte O NUR ile teçhiz etmiştirde biz o hükme RIZA gösteripte, bu halin kendimizden olduğunu bilipte NURUNA YANARIZ Elhamdulillah.

    Biz asla ve kat'a cehaletinden dolayı muzdarip olanlardan olmadık.

    Allah ve Rasulu (S.A.V.)'e ve ASHAB'ına atılan her türlü iftirayıda VİCDANIMIZDA RED ederiz. Bedeli CEHENNEM DAHİ OLSA....

    Öyle olur ki; RAB'bimin NAR'ıda NUR'uda HOŞ, SELİM ve SALİM olur Elhamdulillah, İnşaAllah ve Biiznillah.


  12. 31.Ocak.2013, 19:08
    7
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,605
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 70
    Bulunduğu yer: Stuttgart/Istanbul/Ankara

    Cevap: Hz. Aişe (r.a.) validemiz ve Hz. Ömer (r.a.) neden nifak endişesi taşıyan sahabeler arasındad

    insan ne cekerse dilinden ceker, az konusmak lazim..


  13. 31.Ocak.2013, 19:08
    7
    Aciz Kul
    insan ne cekerse dilinden ceker, az konusmak lazim..


  14. 02.Şubat.2013, 19:44
    8
    Misafir

    Cevap: Hz. Aişe (r.a.) validemiz ve Hz. Ömer (r.a.) neden nifak endişesi taşıyan sahabeler arasındad

    İlim öğrenmede niyet önemlidir. Ameller niyetlere göre değer kazanır veya kaybeder. İlim konusunda gösterişten riyadan sakınmanın önemine işaret etmek için Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:

    "Alimler ile yarışmak ya da cahillere gösteriş yapmak için ilim öğrenmeye kalkışanları belki insanlar istikbal eder, alkışlarlar fakat onların yeri cehennemdir" (İbn Mace, Mukaddime 23)

    Batıl fırkaların ortaya çıkmasında da bu niyet bozukluğunun etkisi vardır. Fikrim doğru çıkacak, diğer alimlere üstün geleceğim diye yanlış fikirlerini yaymaya çalışan insanlar büyük mesuliyet altındadırlar. Amaç hakikati bulmak olmayıp da üstün gelmek olursa gurur, kibir, enaniyet gibi hislerle yanlış ve batıl fikirlere saplanıp kalırlar.

    İlim öğrenen insan, Allah’ın kendisine, ilmiyle neyin peşinde olduğunu soracağını ve ilmiyle amel edip etmemesine göre muamele edeceğini aklından çıkarmamalıdır.

    Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Kıyâmet günü hiç kimse beş şeyin hesabını vermeden bir yere kıpırdayamaz. Ömrünü nerede tükettiği, gençliğini nerelerde geçirdiği, malını nereden kazanıp nerelere harcadığı, ilmiyle ne tür ameller işlediği..." (Tirmizî, Sıfatu'l-kıyâme 1, hds.no: 2416)

    Bir adam gelip Hz. Peygambere "cehâletin aleyhime delil olmasını ne giderir?" diye sordu. Hz. Peygamber "ilim" buyurdu. "Peki, ilmin aleyhime delil olmasını ne önler?" diye sordu. Bu kez Hz. Peygamber, "amel" buyurdu. ( İbn Abdilberr, Cami', II, 11)

    Ali b. Ebî Talib de ulemaya şöyle hitap etmiştir:

    "-Ey ilim erbâbı, öğrendiklerinizle amel ediniz. Zira gerçek âlim, bildiğiyle amel eden ve ameli ilmine uyan kişidir..."

    Süfyân da şöyle der: "Eğer bildiğimle amel edersem, insanların en âlimi benim demektir. Eğer bildiğimle amel etmezsem, dünyada benden daha cahil kimse yok demektir."

    Ebu'd-Derdâ ise konuya bir oran getirir ve şöyle der:

    "Kim öğrendiklerinin onda biriyle amel ederse, Allah ona bilmediklerini öğrenme imkanı verir."

    Hz. Peygamber "Allah teâla ahlakın üstünlüklerini sever, düşüklerinden hoşlanmaz" buyurmuş, kendisinin de "ahlâkın güzelliklerini tamamlamak için gönderildiğini" bildirmiştir. Süfyan es-Sevri, "Hadisi kendinizle süsleyiniz, kendinizi hadisle süslemeyin" demiştir. Hz. Ali ise şöyle der;

    "-Ey ilim talibi, ilim bir takım faziletlere sahiptir. Bunların başı tevazu; gözü hasedden uzaklık; kulağı anlayış; dili doğruluk; hıfzı araştırma; kalbi iyi niyet; aklı eşyâyı ve vacip olan işleri bilmek; eli rahmet; ayağı ulemayı ziyâret; himmeti ayıplardan selâmet; hikmeti vera'; durağı necât; rehberi âfiyet; bineği vefâ; silahı yumuşak söz; kılıcı rıza; yayı idare (mudârâ); ordusu ulemâya komşuluk; malı edeb; zahiresi günahlardan uzak kalmak; azığı ma'ruf; suyu müvâdea; delili doğru yol; arkadaşı hayırlılarla sohbettir."

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  15. 02.Şubat.2013, 19:44
    8
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    İlim öğrenmede niyet önemlidir. Ameller niyetlere göre değer kazanır veya kaybeder. İlim konusunda gösterişten riyadan sakınmanın önemine işaret etmek için Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:

    "Alimler ile yarışmak ya da cahillere gösteriş yapmak için ilim öğrenmeye kalkışanları belki insanlar istikbal eder, alkışlarlar fakat onların yeri cehennemdir" (İbn Mace, Mukaddime 23)

    Batıl fırkaların ortaya çıkmasında da bu niyet bozukluğunun etkisi vardır. Fikrim doğru çıkacak, diğer alimlere üstün geleceğim diye yanlış fikirlerini yaymaya çalışan insanlar büyük mesuliyet altındadırlar. Amaç hakikati bulmak olmayıp da üstün gelmek olursa gurur, kibir, enaniyet gibi hislerle yanlış ve batıl fikirlere saplanıp kalırlar.

    İlim öğrenen insan, Allah’ın kendisine, ilmiyle neyin peşinde olduğunu soracağını ve ilmiyle amel edip etmemesine göre muamele edeceğini aklından çıkarmamalıdır.

    Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Kıyâmet günü hiç kimse beş şeyin hesabını vermeden bir yere kıpırdayamaz. Ömrünü nerede tükettiği, gençliğini nerelerde geçirdiği, malını nereden kazanıp nerelere harcadığı, ilmiyle ne tür ameller işlediği..." (Tirmizî, Sıfatu'l-kıyâme 1, hds.no: 2416)

    Bir adam gelip Hz. Peygambere "cehâletin aleyhime delil olmasını ne giderir?" diye sordu. Hz. Peygamber "ilim" buyurdu. "Peki, ilmin aleyhime delil olmasını ne önler?" diye sordu. Bu kez Hz. Peygamber, "amel" buyurdu. ( İbn Abdilberr, Cami', II, 11)

    Ali b. Ebî Talib de ulemaya şöyle hitap etmiştir:

    "-Ey ilim erbâbı, öğrendiklerinizle amel ediniz. Zira gerçek âlim, bildiğiyle amel eden ve ameli ilmine uyan kişidir..."

    Süfyân da şöyle der: "Eğer bildiğimle amel edersem, insanların en âlimi benim demektir. Eğer bildiğimle amel etmezsem, dünyada benden daha cahil kimse yok demektir."

    Ebu'd-Derdâ ise konuya bir oran getirir ve şöyle der:

    "Kim öğrendiklerinin onda biriyle amel ederse, Allah ona bilmediklerini öğrenme imkanı verir."

    Hz. Peygamber "Allah teâla ahlakın üstünlüklerini sever, düşüklerinden hoşlanmaz" buyurmuş, kendisinin de "ahlâkın güzelliklerini tamamlamak için gönderildiğini" bildirmiştir. Süfyan es-Sevri, "Hadisi kendinizle süsleyiniz, kendinizi hadisle süslemeyin" demiştir. Hz. Ali ise şöyle der;

    "-Ey ilim talibi, ilim bir takım faziletlere sahiptir. Bunların başı tevazu; gözü hasedden uzaklık; kulağı anlayış; dili doğruluk; hıfzı araştırma; kalbi iyi niyet; aklı eşyâyı ve vacip olan işleri bilmek; eli rahmet; ayağı ulemayı ziyâret; himmeti ayıplardan selâmet; hikmeti vera'; durağı necât; rehberi âfiyet; bineği vefâ; silahı yumuşak söz; kılıcı rıza; yayı idare (mudârâ); ordusu ulemâya komşuluk; malı edeb; zahiresi günahlardan uzak kalmak; azığı ma'ruf; suyu müvâdea; delili doğru yol; arkadaşı hayırlılarla sohbettir."

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder