Konusunu Oylayın.: Hz. Alinin Fazileti ve Menkıbeleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hz. Alinin Fazileti ve Menkıbeleri
  1. 28.Ocak.2013, 23:59
    1
    Misafir

    Hz. Alinin Fazileti ve Menkıbeleri






    Hz. Alinin Fazileti ve Menkıbeleri Mumsema benim adım sudenaz bunu duyunca çok ama çok sevindim, ve çok heycanlandım.


  2. 28.Ocak.2013, 23:59
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    benim adım sudenaz bunu duyunca çok ama çok sevindim, ve çok heycanlandım.


    Benzer Konular

    - Gavs haz. menkıbeleri

    - Hz.Osman (ra) menkıbeleri

    - Hz.Ali (ra) menkıbeleri

    - Hz.Ebubekir (ra) menkıbeleri

    - Hz.Ömer (ra) menkıbeleri

  3. 29.Ocak.2013, 01:59
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,652
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Hz. Alinin Fazileti ve Menkıbeleri




    Hz. Alinin Fazileti, Menkıbeleri

    1. Peygamberimiz (sav) buyurdular: “Sende yedi haslet var ki kıyamette bunlarla kimse sana yetişemez. İman bakımından mü’minlerin ilkisin. Allah’a olan ahdini en çok gözeten sensin. Allah’ın emrini en çok uygulayan sensin. Tebaaya karşı en merhametli olan sensin. Adalet, müsavat ve taksimatı en iyi yapan sensin. Hüküm vermede en bilgili oaln sensin. Kıyamette meziyet bakımından en iyi olan sensin. Bu nedenle Allah, Allah’ın Resulü ve Cibril senden razıdır.

    2. Allah Resulü Hz. Ali’yi uzaktan gördü ve “İşte Arabın efendisi” buyurdular. Hz. Aişe (ra) “Arabın efendisi siz değil misiniz yâ Resulallah!” dedi. Peygamberimiz (sav) “Ben insanların efendisiyim. Ali Arab’ın efendisidir” buyurdular.

    3. Allah resulü bir gün Ali’yi gördü ve şöyle selam verdi: “Esselâmü Aleyke yâ Ebâ Reyhâneteyn” Sana selam olsun ey iki cennet çiçeğinin babası!”

    4. Bir gün peygamberimiz (sav) sahabelerine şöyle buyurdular. “Allah bana dört kişiyi sevdiğini söyledi, benim de onları sevmemi istedi.” Sahabeler “Kimdir bunlar?” dediklerinde “Onlar kimlerdir yâ Resulallah?” dediler. Peygamberimiz (sav) “Onlar Ali, Ebu Zer, Selman ve Mikdat” buyurdular.

    5. Peygamberimiz (sav) bir gün Hz. Ali’ye şöyle buyurdu: “Ente Seyyidün fi’d-dünyâ ve seyyidün fi’l-âhireti men ehabbeke ehabbenî ve habîbüke habîbullah…” “Sen dünya ve ahiretin efendisisin. Kim seni severse beni sevmiş olur, seni seveni Allah sever” buyurdular.

    6. Hz. Ali (ra) zaruri ihtiyaçlarını Kûfe çarşısından alır ve elinde taşıyarak evine götürürdü. “Biz götürelim de ehl-i beyte hizmet etmiş olalım” diyenlere de “Aile reisi bunları taşımaya daha layıktır. Evine ve ehline hizmet kişiye noksanlık vermez, şeref verir” diye cevap verirdi.

    7. Halife olmadan önce nasıl sade bir hayat yaşamışsa halife olduktan sonra da aynen öyle yaşamıştır. Bir gün birisi sordu: “Ey Mü’minlerin Emiri! Neden yamalıklı elbise giyiyorsunuz?” Cevap verdi: “Bu kalbi dünya süs ve ziynetinden temizler ve mü’minlere iyi örnek olur” buyurdular.

    8. Bir gün birisi çok güzel bir yemek göndermişti. Hz. Ali (ra) “Çok güzel bir yemek; ama yiyemem, nefsim alışır” dedi ve geri gönderdi.

    9. Bir gün peygamberimiz (sav) Hz. Ali’ye hitaben “Yâ Ali! Allah kimseyi senin gibi züht ve takva libası ile süslemedi. Bu zühd ve takva sende varken ne sen dünyadan ne de dünya senden bir şey alamaz” buyurdular.

    10. Hz. Ali (ra) bir şiirinde şöyle demiştir:
    “Âdî dünyanın aldattığı insana yazıklar olsun.
    O süse ve ziynete aldanır kimseye faydası olmaz.
    Dünya güzel bir kadın şeklinde geldi de ona dedim:
    Sen git başkasını aldat, ben sende çok tez bıkarım.
    Hem sana aldanacak cahillerden değilim ben…
    Peygamberin pâk cesedi toprak altında dururken,
    Sana kanmak muhal bana, benden fayda yoktur sana.”

    11. Ahnef b. Kays anlatıyor. Bir gün Ali’nin (ra) evine gittim. Arpa ekmeği yiyordu. “Ey Allah’ın halifesi, niçin böyle yapıyorsun? Niçin herkesin yediği helal yemeklerden kaçıyorsun?” dedim. Bana döndü ve “İmam olanlara halkın zayıfları gibi yaşamak ve gıdalanmak icap eder, ta ki yoksullar şikâyetçi olmasınlar, senginler de mallarına güvenmesinler” dedi.

    12. Peygamberimiz (sav) Ali’ye (ra) şöyle dua etti: “Allahümme’nsur nem nasara Aliyyen. Allahümme erkim men erkeme Aliyyen. Allahümmehzül men hazele Aliyyen.” “Allahım! Ali’ye yardım edene yardım et. Ali’ye ikram edene ikram et. Ali’yi zelil edeni zelil et…”

    13. Ali (ra) için “O mü’minlerin efendisi, müttakilerin velisi, seçkin insanların kumandanıdır” denilmiştir.

    14. Enes b. Mâlik (ra) anlatıyor: “Allah Resulü ile oturuyorduk. Ensar’dan Ebu Ukal (ra) sordu: “Ey Allah’ın Resulü! Senden sonra insanların üstünü kimdir?” Peygamberimiz (sav) “Ebu Bekir Sıddıktır” buyurdular. “Sonra?” dedi. “Ömerü’l-Faruk’tur” “Sonra?” dedi “Osman b. Affan’dır” “Sonra?” diyince “Ali b. Ebi Taliptir” buyurdular. Ebu Ukayl “Ey Allah’ın resulü! Ali’yi en sona bırakmadınız mı?” diyince peygamberimiz (sav) “Vay sana yâ Ebâ Ukayl! Benim son peygamber olduğumu bilmiyor musun?” buyurdular.

    15. Peygamberimiz (sav) buyurdular: “Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır.” (Tirmizi, 4:374, H. No: 3969) Bu nedenle Abdullah b. Abbas (ra) “İlmin onda dokuzu Ali’ye gerisi tüm insanlara verilmiştir” demiştir. Bunda yadırganacak ve akla uymayacak bir şey yoktur. İlim, bütün ilimlerin şahı ve padişahı olan iman ilmi ve marifetullah’tır. Bütün fenni ilimler ancak bu ilimle değer kazanır. İlimler marifetullah’a vesile olmazsa cehildir. Marifetullah da tamamıyla Hz. Ali’de vardır.

    16. Abdullah b. Mesut (ra) der ki, “Hz. Ali (ra) dışında “Bir müşkülünüz varsa bana danışınız” diyen insan bulunmaz. Çünkü o diyor ki: “Ey Nâs! Allah’ın kitabını bana sorun. Hangi ayet nâzil olmuşsa ben onun kim hakkında, nerede, ne için nâzil olduğunu bilirim” derdi.

    17. Bir gün peygamberimiz (sav) ile dururken bir sahabe geldi. Birinin öküzü diğerinin merkebini öldürmüştür. Merkeb sahibi hak dava eder. Peygamberimiz (sav) “Bir hüküm verin” buyurur. Sahabenin biri “Şuursuz hayvanların fiillerinden sahibi mesul olmaz” der. Peygamberimiz (sav) Hz. Ali’ye döner ve “Yâ Ali! Hükmü sen ver” buyurur. Hz. Ali (ra) sorar. “Her iki hayvan da başıboş mu idi?” der. “Merkep bağlı öküz ise başıboştu” derler. “Öyle ise merkebin tazmini gerekir” diye cevap verir. Peygamberimiz (sav) bu hükmü beğenir ve “İçinizde en iyi hüküm vereniniz Ali’dir” buyururlar.

    18. Bir gün Hz. Ali (ra) ata binerken bir Yahudi gelir “Yâ Ali! Bana öyle bir sayı söyle ki birden ona kadar tüm sayılara bölünsün de kesirsiz olsun” der. Hz. Ali (ra) cevap verdi: “Haftanın günlerini senenin günlerine çarp bu sayıyı bulursun” der. Yahudi çarpar ve gerçekten böyle olduğunu görür ve Ali’nin (ra) ilmine hayran olur. (7x360 = 2520)

    19. İki kişi bir araya gelerek yanlarında bulunan çörekleri yemeye başlarlar. Birinin üç diğerinin beş çöreği vardır. Bir üçüncü şahıs gelir. Beraber yerler. Üçüncü şahıs 8 dirhem bırakır gider. Beş çöreğin sahibi beş dirhemi alır. 3 dirhemi de üç çörek sahibine bırakır. Adam hakkına razı olmaz ve Hz. Ali’ye (ra) giderler. Hz. Ali (ra) sorar: “Hak ölçüsü ile hükmedersem zarar edersin. İsterseniz helalleşin. Adam “Hayır hak ölçüsü ile hakkımı istiyorum” der. Hz. Ali (ra) dedi. “Adam sana iki kuruş fazla vermiş. Senin hakkın bir kuruş, onunki yedi kuruştur. “Nasıl olur?” dedi adam. “Hak hüküm böyledir ve hakkın budur” dedi. “İzah eder misin?” dediği zaman Hz. Ali (ra) “Üçünüz de çörekten yediğiniz için 8 çöreği 3 ile çarparız. 24 parça olur. Üç çörek sahibinin hakkı 9 sülüs, 5 çörek sahibinin malı ise 15 sülüstür. Yediklerinizi çıkarırsanız 9-8=1 pay üç çörek sahibine, 15-8=7 pay 5 çörek sahibine kalır. Böylece üç çörek sahibinin hakkı 1 kuruş, 5 çörek sahibinin hakkı ise 7 kuruş olur” dedi.

    20. Peygamberimiz (sav) buyuruyor: “Hubb-u Aliyyin hasenetün, lâ tedurru maahâ seyyietün” yani, “Ali’yi sevene günahı zarar vermez” buyurdular.

    21. Hz. Ali (ra) şairdi. Şiirinden bir örnek:

    “Ennâsü min ciheti’t-temâsüli ekfâü. İnsanların kök itibarıyla birdir.
    Ebûhüm Âdemün, ve’l-ümmü Havvâü. Babaları Âdem, anneleri Havvâdır.

    Fe in yekün lehüm fî asluhüm şerefün Şeref onların aslında olsaydı,
    Yüfâhirûne bihî fe’ttînü ve’l-mâü Su ve çamur ile övünürlerdi.

    Mâ’l-fahrü illâ li-ehli’l-İlmi innehüm, Ancak ilim sahibi övünebilir
    Ale’l-hüdâ limen istihdâmî edillâü Hak ve hidayet delilleri onlardır.

    Ve kadrü küllü emrin mâ kâne yuhsinühû Herkes kendi işi ile övünür
    Ve’l-câhilûne li-ehli’l-ilmi a’dâü Cahiller ehl-i ilme düşmandır.

    Ve in eteyte bi-cûdin fî zevî nesebin Şayet cömertlik neseb olsaydı
    Fe inne nisbetünâ cûdin ve ulyâü Bizim nisbetimiz yüce olurdu

    Fe izze bi-ilmin teiş hayyen bihî ebeden İlim sahibi ebediyen yaşar
    Ennâsü mevtâ ve ehlü’l-ilmi ahyâü. İnsanlar ölü ilim sahibi haydır.

    22. Derrar b. Hamza’ya dediler ki: “Ali’yi bize anlatın.” Şöyle dedi: “Hz. Ali (ra) hikmetle söyler, adâletle hükmeder, yüreğinden ilim fışkırır, lisanından hikmet akardı. Dünyanın süs ve ziynetinden tiksinirdi. Geceleri işi ibadetti. Allah korkusundan ağlar ve olayların sebeplerini derinliğine düşünürdü. Giyiminde sade ve temiz, yemesi basit ve çok azdır. Aramızda bizden birisidir, bir şey soracak olursak ilmini ortaya koyardı. Bir toplantıya davet edersek hemen gelirdi. Aramızda ülfet olduğu halde heybetinden huzurunda konuşamazdık. Dine bağlı olanlara saygılı, fakirlere ilgilidir. Kuvvetli onun korkusundan zulme meyledemez, zayıf olan da adaletinden yoksun kalmazdı” diye cevap verdi.

    23. Niçin Ali’yi bu kadar çok seversin diyenlere Derrar b. Hamza şöyle demiştir: “Üç faziletinden dolayı onu çok seviyorum. Öfkesine hâkimdir, sözüne sadıktır, hükmünde âdildir.”

    24. Hz. Ömer (ra) onun için şöyle demiştir: “Levlâ Aliyyin, le heleke Ömer.” “Ali olmasaydı, Ömer helak olurdu.”

    25. Peygamberimiz (sav) “Âdem’in ilmine, Nuh’un anlayışına, İbrâhim’in ahlakına bakmak isteyen Ali b. Ebi Talib’in yüzüne baksın” buyurdular.

    26. Hz. Ali (ra) peygamberimizden 580 hadis rivayet etmiştir.

    27. Peygamberimiz (sav) bir gün “Yâ Ali! Benden sonra cennetin kapısından hesapsız cennete girecek olanların ilkisin” buyurdular.

    28. Hz. Ali’nin bir kürkü vardı. Cemel’de kaybolmuştu. Bir gün çarşıda bir Yahudi’nin sırtında gördü. Hz. Ali adamdan kürkünü isteyince Yahudi reddetti ve iş mahkemeye intikal etti. Mahkeme reisi Kadı Şüreyh Hz. Ali’den şahit istedi. Hz. Ali (ra) de Hz. Hasan’ı şahit gösterdi. Kadı Şüreyh “O senin yakınındır, olmaz” dedi ve şahitliğini kabul etmedi. Sonuçta hüküm Hz. Ali’nin aleyhine cereyan etti. Yahudi kürkü aldı ve çıkacağı zaman geriye döndü ve “Yâ Ali! Doğrusu kürk senindir. Madem dininiz bu derece adalete önem veriyor, o din haktır” dedi ve Müslüman oldu.

    29. Bir gün adamın birisi geldi Hz. Ali’ye “Bir günah işlediğim zaman ne yapmalıyım?” diye sordu. Hz. Ali (ra) “Tövbe etmelisin” diye cevap verdi. Adam “Ya yine aynı günahı işlersem?” Hz. Ali (ra) “Yine tövbe etmen gerekir” dedi. Adam sordu “Ne zamana kadar tövbe etmeliyim?” Hz. Ali (ra) “Şeytanı susturup mağlup edene kadar” diye cevap verdi.

    30. Hz. Ali (ra) bir gün şöyle dedi: “Yanında Allah’ın, Resulullah’ın ve Evliyânın sünneti olmayan kimsensin hiçbir şeyi yok demektir. Sordular “Allah’ın sünneti nedir?” Cevap verdi: “Sırrı gizlemektir.” “Resulullah’ın sünneti nedir?” “İnsanlara güzel ahlakla muamele etmek ve onları idare etmektir.” “Evliyanın sünneti nedir?” “İnsanlardan gelen eza ve cefaya katlanmaktır” dedi ve ilave etti: “Sizden öncekiler üç hasletle vasiyetleşirlerdi. Birincisi, ahiret için çalışana Allah din ve dünyası için kâfidir. İkincisi, gizli hallerini iyileştirenin Allah açık hallerini iyileştirir. Üçüncüsü, Allah ile arasını düzelten kimseni insanlarla münasebetini Allah düzeltir.”

    31. Hz. Ali (ra) bir gün şöyle dedi: “Allah yanından insanların hayırlısı ol. Nefsinin yanında insanların şerlisi ol. İnsanların yanında onlardan birisi ol.”

    32. Hz. Ali (ra) dedi: “Kim ilmi isterse cenneti istemiş olur. Kim de günahı isterse cehennemi istiyor demektir.”

    33. Hz. Ali (ra) buyurdu: “Dünyada nimet olarak İslam yeter. Meşguliyet olarak itaat yeter. İbret olarak ölüm yeter. Şeref olarak Allah’a kul olmak yeter.”

    34. Hz. Ali (ra) dedi: “Dört şey devam ettiği sürece din ve dünya baki kalır. Zenginler mallarında cimrilik etmezlerse… Âlimler bildikleri ile amel ettikçe… Cahiller bilmediklerini öğrenmeye kibirlenmedikçe… Fakirler dinlerini dünyalarına satmadıkça…”

    35. Hz. Ali (ra) dedi ki: “Dört şeyin azı da çoktur. Ağrı, fakirlik, ateş ve düşman…”

    36. Hz. Ali (ra) dedi ki: “Amellerin güç olanı dört haslettir. Öfkeli iken affetmek. Sıkıntıda iken cömert olmak. Tenhada nefsini korumak. Korktuğu ve menfaat umduğu kimse için hakkı söylemek.”

    37. Hz. Ali (ra) dedi ki: “Beş huy olmasaydı insanlar hep Salih olurdu. Cehle kanaat. Dünyaya hırs. Malda cimrilik. Amelde riyakârlık. Kendi görüşünü beğenmek.”

    38. Hz. Ali (ra) dedi ki: “Nimetler altıdır: İslam, Kur’an, Resul-i Ekrem, âfiyet, ayıpların gizlenmesi, insanlara muhtaç olmamak…”

    39. Hz. Ali (ra) dedi ki: “Huşusu olmayan namazda, boş şeylerden sakınmadan tutulan oruçta, Tefekkürsüz Kur’an okumada, İffetsiz ilimde, Cömertliksiz malda, Muhatapsız kardeşlikte, Bekası olmayan nimette, İhlaslı olmayan duada hayır yoktur.”


    40. Hz. Ali (ra) bir şiirinde şöyle der:
    “Kâle’n-necmü ve’t-tabîbü kilâhümâ
    Len yehşuru’l-ecdâsü kultü ileyhimâ
    Fein yekü kâziben fe-lestü bi-hâsirin
    Ve in yekü sâdıkan fe’l-husrânü aleyhimâ.

    “Müneccim ile tabib bana geldiler
    Cesetler hiç dirilmeyecek dediler.
    Dedim, yalancı isem bir zararım yok
    Şayet doğru isem çok yazık olur size.”

    41. Hz. Ali (ra) der ki: “İyilik ettiğin kimsenin emiri, istediğin kimsenin esiri, müstağnî olduğun kimsenin de dengi olursun.”

    42. Hz. Ali (ra) der ki: “Alçakça söylenen söze cevap verme! Onu söyleyenin sepetinde daha nice alçak sözler vardır. Size yine cevap verir. Buna fırsat vermiş olursun.”

    43. Hz. Ali (ra) der ki: “İnsanın ahmaklığı üç şeyle anlaşılır. Sözleri saçma sapandır. Soruları bir şeye taalluk etmez. İşlerinde daima öfke hâkimdir.”

    44. Hz. Ali (ra) der ki: Ayıpları örtmek, nefsini selâmete ulaştırmak istersen çok dinle az konuş. Böylece fikrin terakki eder, kalbin nurlanır ve insanlara karşı taarruzda bulunmamış olursun.”

    45. Hz. Ali (ra) der ki: “İnsanlar dört sınıftır. Bilmediğin bilen isteklidir, ona öğretin. Bildiğini bilen âlimdir, ondan öğrenin. Bildiğini bilmeyen uykudadır onu uyandırın. Bilmediği halde fetva vermeye kalkar, o ahmaktır, ondan kendinizi sakının.”

    46. Hz. Ali’ye (ra) sordular: “Rabbini gördün mü?” Cevap verdi: “Görmediğim rabbe ibadet etmem; ancak o akılla ve kalple görülür. Gözler onu görmez; ama kalpler iman hakikatleriyle onu idrak ederler. Şunu da bilin ki; perde-i gayb açılsa yakînim ziyadeleşmez.”

    47. Biri Hz. Ali’ye (ra) geldi ve sordu: “Kader Nedir?” Hz. Ali (ra) cevap verdi: “O derin bir okyanustur; ona dalma!” “Kaza nedir?” dedi. Hz. Ali (ra) “O karanlık bir yoldur; ona girme!” dedi. Adam ısrar etti “Bana kaderi anlat.” Hz. Ali (ra) cevap verdi: “Beni dinlemiyorsun. Söyle bakalım Allah’ın rahmeti kullarında önce midir, sonra mıdır?” Adam dedi “Allah’ın rahmeti mahlûkatından öncedir.” Hz. Ali (ra) “Bu adama hürmet edin. Bu müslümandır” dedi. Adam yine döndü ve sordu: “Benim oturmam ve kalkmam, memnun olmam ve rahatsız olmam Allah’ın kaderi ile midir?” Hz. Ali (ra) bu inatçı adama cevap verdi “Sana bazı sorular soracağım, anlayacaksın ki her şey kader ile takdir edilmiştir ve her şey Allah’ın dilediği gibi olur.
    - Allah yarattıklarını istediği gibi mi yaratmıştır, yoksa onların istediği gibi mi?
    - Allah istediği şekilde yaratmıştır.
    - Allah mahlûkatı kendi istediği şey için mi yaratmıştır, yoksa onların istediği şey için mi yaratmıştır?
    - Allah kendi istediği şey için yaratmıştır.
    - Mahşerde kullar Allah’ın isteği ile mi gelirler, yoksa kullar kendi istekleri ile mi gelirler?
    - Allah’ın isteği ile gelirler.
    - Söyle bakalım anne ve babanı sen mi seçtin?
    - Allah seçmiştir.
    - Söyle bakalım cinsiyetini sen mi belirledin Allah mı tespit etti?
    - Elbette Allah tespit etmiştir.
    - Söyle bakalım ırkını ve milletini sen mi seçtin, yoksa Allah mı seçti?
    - Elbette Allah seçti?
    - Söyle bakalım bedenini, aklını ve kabiliyetlerini sen mi belirledin yoksa Allah mı onları sana dilediği gibi verdi?
    - Elbette Allah’ın belirlediği ve verdiği şekilde olmuştur.
    Hz. Ali (ra) şöyle dedi: “Haydi git işine! Görüyorsun ki bu hususlarda senin hiçbir rolün ve isteğin yoktur. Kaderin ve isteklerin sana bırakılmış değildir. Bunları sana veren Allah senden hayırlı amel istemektedir. Git hayırlı amelleri işlemeye ve Allah’ı razı etmeye çalış.”

    48. Hz. Ali’nin (ra) kardeşi Âkil borca girmişti. Kûfe’ye halife olan kardeşinin yanına geldi. 100.000 dirhem olan borcunun hazineden ödenmesini talep etti. Hz. Ali (ra) ona “maaşımı alınca sana maaşımdan yardımda bulunurum” dedi. Âkil, “Hazine senin elinde değil mi?” diye sordu. Hz. Ali (ra) “O müslümanların malıdır. Ondan hakkımız olmayanı almak hırsızlığın en büyüğüdür” diye cevap verdi.

    49. Hz. Ali (ra) son zamanlarda sık sık mezarlığa gider ve uzun müddet orada kalırdı. Kendisine “Niçin böyle yapıyorsun?” diyenlere “Onlar sözlerime itiraz etmiyorlar ve benim gıybetimi yapmıyorlar” şeklinde cevap veriyordu.

    50. Hz. Ali (ra) der ki: “Kişi dilinin altıda gizlidir. Konuşturunuz nasıl biri olduğunu anlayacaksınız.”
    M. Ali KAYA

    Etiketler: Hz. Ali Menkıbe Hz. Alinin Fazileti İlim Akıl Fazilet Arabın Efendisi


  4. 29.Ocak.2013, 01:59
    2
    Moderatör



    Hz. Alinin Fazileti, Menkıbeleri

    1. Peygamberimiz (sav) buyurdular: “Sende yedi haslet var ki kıyamette bunlarla kimse sana yetişemez. İman bakımından mü’minlerin ilkisin. Allah’a olan ahdini en çok gözeten sensin. Allah’ın emrini en çok uygulayan sensin. Tebaaya karşı en merhametli olan sensin. Adalet, müsavat ve taksimatı en iyi yapan sensin. Hüküm vermede en bilgili oaln sensin. Kıyamette meziyet bakımından en iyi olan sensin. Bu nedenle Allah, Allah’ın Resulü ve Cibril senden razıdır.

    2. Allah Resulü Hz. Ali’yi uzaktan gördü ve “İşte Arabın efendisi” buyurdular. Hz. Aişe (ra) “Arabın efendisi siz değil misiniz yâ Resulallah!” dedi. Peygamberimiz (sav) “Ben insanların efendisiyim. Ali Arab’ın efendisidir” buyurdular.

    3. Allah resulü bir gün Ali’yi gördü ve şöyle selam verdi: “Esselâmü Aleyke yâ Ebâ Reyhâneteyn” Sana selam olsun ey iki cennet çiçeğinin babası!”

    4. Bir gün peygamberimiz (sav) sahabelerine şöyle buyurdular. “Allah bana dört kişiyi sevdiğini söyledi, benim de onları sevmemi istedi.” Sahabeler “Kimdir bunlar?” dediklerinde “Onlar kimlerdir yâ Resulallah?” dediler. Peygamberimiz (sav) “Onlar Ali, Ebu Zer, Selman ve Mikdat” buyurdular.

    5. Peygamberimiz (sav) bir gün Hz. Ali’ye şöyle buyurdu: “Ente Seyyidün fi’d-dünyâ ve seyyidün fi’l-âhireti men ehabbeke ehabbenî ve habîbüke habîbullah…” “Sen dünya ve ahiretin efendisisin. Kim seni severse beni sevmiş olur, seni seveni Allah sever” buyurdular.

    6. Hz. Ali (ra) zaruri ihtiyaçlarını Kûfe çarşısından alır ve elinde taşıyarak evine götürürdü. “Biz götürelim de ehl-i beyte hizmet etmiş olalım” diyenlere de “Aile reisi bunları taşımaya daha layıktır. Evine ve ehline hizmet kişiye noksanlık vermez, şeref verir” diye cevap verirdi.

    7. Halife olmadan önce nasıl sade bir hayat yaşamışsa halife olduktan sonra da aynen öyle yaşamıştır. Bir gün birisi sordu: “Ey Mü’minlerin Emiri! Neden yamalıklı elbise giyiyorsunuz?” Cevap verdi: “Bu kalbi dünya süs ve ziynetinden temizler ve mü’minlere iyi örnek olur” buyurdular.

    8. Bir gün birisi çok güzel bir yemek göndermişti. Hz. Ali (ra) “Çok güzel bir yemek; ama yiyemem, nefsim alışır” dedi ve geri gönderdi.

    9. Bir gün peygamberimiz (sav) Hz. Ali’ye hitaben “Yâ Ali! Allah kimseyi senin gibi züht ve takva libası ile süslemedi. Bu zühd ve takva sende varken ne sen dünyadan ne de dünya senden bir şey alamaz” buyurdular.

    10. Hz. Ali (ra) bir şiirinde şöyle demiştir:
    “Âdî dünyanın aldattığı insana yazıklar olsun.
    O süse ve ziynete aldanır kimseye faydası olmaz.
    Dünya güzel bir kadın şeklinde geldi de ona dedim:
    Sen git başkasını aldat, ben sende çok tez bıkarım.
    Hem sana aldanacak cahillerden değilim ben…
    Peygamberin pâk cesedi toprak altında dururken,
    Sana kanmak muhal bana, benden fayda yoktur sana.”

    11. Ahnef b. Kays anlatıyor. Bir gün Ali’nin (ra) evine gittim. Arpa ekmeği yiyordu. “Ey Allah’ın halifesi, niçin böyle yapıyorsun? Niçin herkesin yediği helal yemeklerden kaçıyorsun?” dedim. Bana döndü ve “İmam olanlara halkın zayıfları gibi yaşamak ve gıdalanmak icap eder, ta ki yoksullar şikâyetçi olmasınlar, senginler de mallarına güvenmesinler” dedi.

    12. Peygamberimiz (sav) Ali’ye (ra) şöyle dua etti: “Allahümme’nsur nem nasara Aliyyen. Allahümme erkim men erkeme Aliyyen. Allahümmehzül men hazele Aliyyen.” “Allahım! Ali’ye yardım edene yardım et. Ali’ye ikram edene ikram et. Ali’yi zelil edeni zelil et…”

    13. Ali (ra) için “O mü’minlerin efendisi, müttakilerin velisi, seçkin insanların kumandanıdır” denilmiştir.

    14. Enes b. Mâlik (ra) anlatıyor: “Allah Resulü ile oturuyorduk. Ensar’dan Ebu Ukal (ra) sordu: “Ey Allah’ın Resulü! Senden sonra insanların üstünü kimdir?” Peygamberimiz (sav) “Ebu Bekir Sıddıktır” buyurdular. “Sonra?” dedi. “Ömerü’l-Faruk’tur” “Sonra?” dedi “Osman b. Affan’dır” “Sonra?” diyince “Ali b. Ebi Taliptir” buyurdular. Ebu Ukayl “Ey Allah’ın resulü! Ali’yi en sona bırakmadınız mı?” diyince peygamberimiz (sav) “Vay sana yâ Ebâ Ukayl! Benim son peygamber olduğumu bilmiyor musun?” buyurdular.

    15. Peygamberimiz (sav) buyurdular: “Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır.” (Tirmizi, 4:374, H. No: 3969) Bu nedenle Abdullah b. Abbas (ra) “İlmin onda dokuzu Ali’ye gerisi tüm insanlara verilmiştir” demiştir. Bunda yadırganacak ve akla uymayacak bir şey yoktur. İlim, bütün ilimlerin şahı ve padişahı olan iman ilmi ve marifetullah’tır. Bütün fenni ilimler ancak bu ilimle değer kazanır. İlimler marifetullah’a vesile olmazsa cehildir. Marifetullah da tamamıyla Hz. Ali’de vardır.

    16. Abdullah b. Mesut (ra) der ki, “Hz. Ali (ra) dışında “Bir müşkülünüz varsa bana danışınız” diyen insan bulunmaz. Çünkü o diyor ki: “Ey Nâs! Allah’ın kitabını bana sorun. Hangi ayet nâzil olmuşsa ben onun kim hakkında, nerede, ne için nâzil olduğunu bilirim” derdi.

    17. Bir gün peygamberimiz (sav) ile dururken bir sahabe geldi. Birinin öküzü diğerinin merkebini öldürmüştür. Merkeb sahibi hak dava eder. Peygamberimiz (sav) “Bir hüküm verin” buyurur. Sahabenin biri “Şuursuz hayvanların fiillerinden sahibi mesul olmaz” der. Peygamberimiz (sav) Hz. Ali’ye döner ve “Yâ Ali! Hükmü sen ver” buyurur. Hz. Ali (ra) sorar. “Her iki hayvan da başıboş mu idi?” der. “Merkep bağlı öküz ise başıboştu” derler. “Öyle ise merkebin tazmini gerekir” diye cevap verir. Peygamberimiz (sav) bu hükmü beğenir ve “İçinizde en iyi hüküm vereniniz Ali’dir” buyururlar.

    18. Bir gün Hz. Ali (ra) ata binerken bir Yahudi gelir “Yâ Ali! Bana öyle bir sayı söyle ki birden ona kadar tüm sayılara bölünsün de kesirsiz olsun” der. Hz. Ali (ra) cevap verdi: “Haftanın günlerini senenin günlerine çarp bu sayıyı bulursun” der. Yahudi çarpar ve gerçekten böyle olduğunu görür ve Ali’nin (ra) ilmine hayran olur. (7x360 = 2520)

    19. İki kişi bir araya gelerek yanlarında bulunan çörekleri yemeye başlarlar. Birinin üç diğerinin beş çöreği vardır. Bir üçüncü şahıs gelir. Beraber yerler. Üçüncü şahıs 8 dirhem bırakır gider. Beş çöreğin sahibi beş dirhemi alır. 3 dirhemi de üç çörek sahibine bırakır. Adam hakkına razı olmaz ve Hz. Ali’ye (ra) giderler. Hz. Ali (ra) sorar: “Hak ölçüsü ile hükmedersem zarar edersin. İsterseniz helalleşin. Adam “Hayır hak ölçüsü ile hakkımı istiyorum” der. Hz. Ali (ra) dedi. “Adam sana iki kuruş fazla vermiş. Senin hakkın bir kuruş, onunki yedi kuruştur. “Nasıl olur?” dedi adam. “Hak hüküm böyledir ve hakkın budur” dedi. “İzah eder misin?” dediği zaman Hz. Ali (ra) “Üçünüz de çörekten yediğiniz için 8 çöreği 3 ile çarparız. 24 parça olur. Üç çörek sahibinin hakkı 9 sülüs, 5 çörek sahibinin malı ise 15 sülüstür. Yediklerinizi çıkarırsanız 9-8=1 pay üç çörek sahibine, 15-8=7 pay 5 çörek sahibine kalır. Böylece üç çörek sahibinin hakkı 1 kuruş, 5 çörek sahibinin hakkı ise 7 kuruş olur” dedi.

    20. Peygamberimiz (sav) buyuruyor: “Hubb-u Aliyyin hasenetün, lâ tedurru maahâ seyyietün” yani, “Ali’yi sevene günahı zarar vermez” buyurdular.

    21. Hz. Ali (ra) şairdi. Şiirinden bir örnek:

    “Ennâsü min ciheti’t-temâsüli ekfâü. İnsanların kök itibarıyla birdir.
    Ebûhüm Âdemün, ve’l-ümmü Havvâü. Babaları Âdem, anneleri Havvâdır.

    Fe in yekün lehüm fî asluhüm şerefün Şeref onların aslında olsaydı,
    Yüfâhirûne bihî fe’ttînü ve’l-mâü Su ve çamur ile övünürlerdi.

    Mâ’l-fahrü illâ li-ehli’l-İlmi innehüm, Ancak ilim sahibi övünebilir
    Ale’l-hüdâ limen istihdâmî edillâü Hak ve hidayet delilleri onlardır.

    Ve kadrü küllü emrin mâ kâne yuhsinühû Herkes kendi işi ile övünür
    Ve’l-câhilûne li-ehli’l-ilmi a’dâü Cahiller ehl-i ilme düşmandır.

    Ve in eteyte bi-cûdin fî zevî nesebin Şayet cömertlik neseb olsaydı
    Fe inne nisbetünâ cûdin ve ulyâü Bizim nisbetimiz yüce olurdu

    Fe izze bi-ilmin teiş hayyen bihî ebeden İlim sahibi ebediyen yaşar
    Ennâsü mevtâ ve ehlü’l-ilmi ahyâü. İnsanlar ölü ilim sahibi haydır.

    22. Derrar b. Hamza’ya dediler ki: “Ali’yi bize anlatın.” Şöyle dedi: “Hz. Ali (ra) hikmetle söyler, adâletle hükmeder, yüreğinden ilim fışkırır, lisanından hikmet akardı. Dünyanın süs ve ziynetinden tiksinirdi. Geceleri işi ibadetti. Allah korkusundan ağlar ve olayların sebeplerini derinliğine düşünürdü. Giyiminde sade ve temiz, yemesi basit ve çok azdır. Aramızda bizden birisidir, bir şey soracak olursak ilmini ortaya koyardı. Bir toplantıya davet edersek hemen gelirdi. Aramızda ülfet olduğu halde heybetinden huzurunda konuşamazdık. Dine bağlı olanlara saygılı, fakirlere ilgilidir. Kuvvetli onun korkusundan zulme meyledemez, zayıf olan da adaletinden yoksun kalmazdı” diye cevap verdi.

    23. Niçin Ali’yi bu kadar çok seversin diyenlere Derrar b. Hamza şöyle demiştir: “Üç faziletinden dolayı onu çok seviyorum. Öfkesine hâkimdir, sözüne sadıktır, hükmünde âdildir.”

    24. Hz. Ömer (ra) onun için şöyle demiştir: “Levlâ Aliyyin, le heleke Ömer.” “Ali olmasaydı, Ömer helak olurdu.”

    25. Peygamberimiz (sav) “Âdem’in ilmine, Nuh’un anlayışına, İbrâhim’in ahlakına bakmak isteyen Ali b. Ebi Talib’in yüzüne baksın” buyurdular.

    26. Hz. Ali (ra) peygamberimizden 580 hadis rivayet etmiştir.

    27. Peygamberimiz (sav) bir gün “Yâ Ali! Benden sonra cennetin kapısından hesapsız cennete girecek olanların ilkisin” buyurdular.

    28. Hz. Ali’nin bir kürkü vardı. Cemel’de kaybolmuştu. Bir gün çarşıda bir Yahudi’nin sırtında gördü. Hz. Ali adamdan kürkünü isteyince Yahudi reddetti ve iş mahkemeye intikal etti. Mahkeme reisi Kadı Şüreyh Hz. Ali’den şahit istedi. Hz. Ali (ra) de Hz. Hasan’ı şahit gösterdi. Kadı Şüreyh “O senin yakınındır, olmaz” dedi ve şahitliğini kabul etmedi. Sonuçta hüküm Hz. Ali’nin aleyhine cereyan etti. Yahudi kürkü aldı ve çıkacağı zaman geriye döndü ve “Yâ Ali! Doğrusu kürk senindir. Madem dininiz bu derece adalete önem veriyor, o din haktır” dedi ve Müslüman oldu.

    29. Bir gün adamın birisi geldi Hz. Ali’ye “Bir günah işlediğim zaman ne yapmalıyım?” diye sordu. Hz. Ali (ra) “Tövbe etmelisin” diye cevap verdi. Adam “Ya yine aynı günahı işlersem?” Hz. Ali (ra) “Yine tövbe etmen gerekir” dedi. Adam sordu “Ne zamana kadar tövbe etmeliyim?” Hz. Ali (ra) “Şeytanı susturup mağlup edene kadar” diye cevap verdi.

    30. Hz. Ali (ra) bir gün şöyle dedi: “Yanında Allah’ın, Resulullah’ın ve Evliyânın sünneti olmayan kimsensin hiçbir şeyi yok demektir. Sordular “Allah’ın sünneti nedir?” Cevap verdi: “Sırrı gizlemektir.” “Resulullah’ın sünneti nedir?” “İnsanlara güzel ahlakla muamele etmek ve onları idare etmektir.” “Evliyanın sünneti nedir?” “İnsanlardan gelen eza ve cefaya katlanmaktır” dedi ve ilave etti: “Sizden öncekiler üç hasletle vasiyetleşirlerdi. Birincisi, ahiret için çalışana Allah din ve dünyası için kâfidir. İkincisi, gizli hallerini iyileştirenin Allah açık hallerini iyileştirir. Üçüncüsü, Allah ile arasını düzelten kimseni insanlarla münasebetini Allah düzeltir.”

    31. Hz. Ali (ra) bir gün şöyle dedi: “Allah yanından insanların hayırlısı ol. Nefsinin yanında insanların şerlisi ol. İnsanların yanında onlardan birisi ol.”

    32. Hz. Ali (ra) dedi: “Kim ilmi isterse cenneti istemiş olur. Kim de günahı isterse cehennemi istiyor demektir.”

    33. Hz. Ali (ra) buyurdu: “Dünyada nimet olarak İslam yeter. Meşguliyet olarak itaat yeter. İbret olarak ölüm yeter. Şeref olarak Allah’a kul olmak yeter.”

    34. Hz. Ali (ra) dedi: “Dört şey devam ettiği sürece din ve dünya baki kalır. Zenginler mallarında cimrilik etmezlerse… Âlimler bildikleri ile amel ettikçe… Cahiller bilmediklerini öğrenmeye kibirlenmedikçe… Fakirler dinlerini dünyalarına satmadıkça…”

    35. Hz. Ali (ra) dedi ki: “Dört şeyin azı da çoktur. Ağrı, fakirlik, ateş ve düşman…”

    36. Hz. Ali (ra) dedi ki: “Amellerin güç olanı dört haslettir. Öfkeli iken affetmek. Sıkıntıda iken cömert olmak. Tenhada nefsini korumak. Korktuğu ve menfaat umduğu kimse için hakkı söylemek.”

    37. Hz. Ali (ra) dedi ki: “Beş huy olmasaydı insanlar hep Salih olurdu. Cehle kanaat. Dünyaya hırs. Malda cimrilik. Amelde riyakârlık. Kendi görüşünü beğenmek.”

    38. Hz. Ali (ra) dedi ki: “Nimetler altıdır: İslam, Kur’an, Resul-i Ekrem, âfiyet, ayıpların gizlenmesi, insanlara muhtaç olmamak…”

    39. Hz. Ali (ra) dedi ki: “Huşusu olmayan namazda, boş şeylerden sakınmadan tutulan oruçta, Tefekkürsüz Kur’an okumada, İffetsiz ilimde, Cömertliksiz malda, Muhatapsız kardeşlikte, Bekası olmayan nimette, İhlaslı olmayan duada hayır yoktur.”


    40. Hz. Ali (ra) bir şiirinde şöyle der:
    “Kâle’n-necmü ve’t-tabîbü kilâhümâ
    Len yehşuru’l-ecdâsü kultü ileyhimâ
    Fein yekü kâziben fe-lestü bi-hâsirin
    Ve in yekü sâdıkan fe’l-husrânü aleyhimâ.

    “Müneccim ile tabib bana geldiler
    Cesetler hiç dirilmeyecek dediler.
    Dedim, yalancı isem bir zararım yok
    Şayet doğru isem çok yazık olur size.”

    41. Hz. Ali (ra) der ki: “İyilik ettiğin kimsenin emiri, istediğin kimsenin esiri, müstağnî olduğun kimsenin de dengi olursun.”

    42. Hz. Ali (ra) der ki: “Alçakça söylenen söze cevap verme! Onu söyleyenin sepetinde daha nice alçak sözler vardır. Size yine cevap verir. Buna fırsat vermiş olursun.”

    43. Hz. Ali (ra) der ki: “İnsanın ahmaklığı üç şeyle anlaşılır. Sözleri saçma sapandır. Soruları bir şeye taalluk etmez. İşlerinde daima öfke hâkimdir.”

    44. Hz. Ali (ra) der ki: Ayıpları örtmek, nefsini selâmete ulaştırmak istersen çok dinle az konuş. Böylece fikrin terakki eder, kalbin nurlanır ve insanlara karşı taarruzda bulunmamış olursun.”

    45. Hz. Ali (ra) der ki: “İnsanlar dört sınıftır. Bilmediğin bilen isteklidir, ona öğretin. Bildiğini bilen âlimdir, ondan öğrenin. Bildiğini bilmeyen uykudadır onu uyandırın. Bilmediği halde fetva vermeye kalkar, o ahmaktır, ondan kendinizi sakının.”

    46. Hz. Ali’ye (ra) sordular: “Rabbini gördün mü?” Cevap verdi: “Görmediğim rabbe ibadet etmem; ancak o akılla ve kalple görülür. Gözler onu görmez; ama kalpler iman hakikatleriyle onu idrak ederler. Şunu da bilin ki; perde-i gayb açılsa yakînim ziyadeleşmez.”

    47. Biri Hz. Ali’ye (ra) geldi ve sordu: “Kader Nedir?” Hz. Ali (ra) cevap verdi: “O derin bir okyanustur; ona dalma!” “Kaza nedir?” dedi. Hz. Ali (ra) “O karanlık bir yoldur; ona girme!” dedi. Adam ısrar etti “Bana kaderi anlat.” Hz. Ali (ra) cevap verdi: “Beni dinlemiyorsun. Söyle bakalım Allah’ın rahmeti kullarında önce midir, sonra mıdır?” Adam dedi “Allah’ın rahmeti mahlûkatından öncedir.” Hz. Ali (ra) “Bu adama hürmet edin. Bu müslümandır” dedi. Adam yine döndü ve sordu: “Benim oturmam ve kalkmam, memnun olmam ve rahatsız olmam Allah’ın kaderi ile midir?” Hz. Ali (ra) bu inatçı adama cevap verdi “Sana bazı sorular soracağım, anlayacaksın ki her şey kader ile takdir edilmiştir ve her şey Allah’ın dilediği gibi olur.
    - Allah yarattıklarını istediği gibi mi yaratmıştır, yoksa onların istediği gibi mi?
    - Allah istediği şekilde yaratmıştır.
    - Allah mahlûkatı kendi istediği şey için mi yaratmıştır, yoksa onların istediği şey için mi yaratmıştır?
    - Allah kendi istediği şey için yaratmıştır.
    - Mahşerde kullar Allah’ın isteği ile mi gelirler, yoksa kullar kendi istekleri ile mi gelirler?
    - Allah’ın isteği ile gelirler.
    - Söyle bakalım anne ve babanı sen mi seçtin?
    - Allah seçmiştir.
    - Söyle bakalım cinsiyetini sen mi belirledin Allah mı tespit etti?
    - Elbette Allah tespit etmiştir.
    - Söyle bakalım ırkını ve milletini sen mi seçtin, yoksa Allah mı seçti?
    - Elbette Allah seçti?
    - Söyle bakalım bedenini, aklını ve kabiliyetlerini sen mi belirledin yoksa Allah mı onları sana dilediği gibi verdi?
    - Elbette Allah’ın belirlediği ve verdiği şekilde olmuştur.
    Hz. Ali (ra) şöyle dedi: “Haydi git işine! Görüyorsun ki bu hususlarda senin hiçbir rolün ve isteğin yoktur. Kaderin ve isteklerin sana bırakılmış değildir. Bunları sana veren Allah senden hayırlı amel istemektedir. Git hayırlı amelleri işlemeye ve Allah’ı razı etmeye çalış.”

    48. Hz. Ali’nin (ra) kardeşi Âkil borca girmişti. Kûfe’ye halife olan kardeşinin yanına geldi. 100.000 dirhem olan borcunun hazineden ödenmesini talep etti. Hz. Ali (ra) ona “maaşımı alınca sana maaşımdan yardımda bulunurum” dedi. Âkil, “Hazine senin elinde değil mi?” diye sordu. Hz. Ali (ra) “O müslümanların malıdır. Ondan hakkımız olmayanı almak hırsızlığın en büyüğüdür” diye cevap verdi.

    49. Hz. Ali (ra) son zamanlarda sık sık mezarlığa gider ve uzun müddet orada kalırdı. Kendisine “Niçin böyle yapıyorsun?” diyenlere “Onlar sözlerime itiraz etmiyorlar ve benim gıybetimi yapmıyorlar” şeklinde cevap veriyordu.

    50. Hz. Ali (ra) der ki: “Kişi dilinin altıda gizlidir. Konuşturunuz nasıl biri olduğunu anlayacaksınız.”
    M. Ali KAYA

    Etiketler: Hz. Ali Menkıbe Hz. Alinin Fazileti İlim Akıl Fazilet Arabın Efendisi





+ Yorum Gönder