Konusunu Oylayın.: İnsanların Önemsemediği, Sakınılması Gereken Haramlar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İnsanların Önemsemediği, Sakınılması Gereken Haramlar
  1. 27.Ocak.2013, 10:16
    1
    Misafir

    İnsanların Önemsemediği, Sakınılması Gereken Haramlar






    İnsanların Önemsemediği, Sakınılması Gereken Haramlar Mumsema İnsanların Önemsemediği, Sakınılması Gereken Haramlar


  2. 27.Ocak.2013, 10:16
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 28.Ocak.2013, 11:31
    2
    Ravza Sevdam
    Medine'nin Gülüne Hasret

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Nisan.2012
    Üye No: 95433
    Mesaj Sayısı: 635
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Bulunduğu yer: Medine de olmak isterdim

    Cevap: İnsanların Önemsemediği, Sakınılması Gereken Haramlar




    İNSANLARIN ÖNEMSEMEDİĞİ SAKINILMASI GEREKEN HARAMLAR

    Rasûlullah'ın (s.a.v.)
    sahabelerinden Nevvas b. Sem'an (r.a.) Rasûlullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu
    rivayet eder:
    "Allah, dosdoğru bir yolu
    size örnek verir. O yolun iki yanında duvarlar ve duvarlarda, üzerlerinden
    tutturularak sarkıtılmış perdelerle örtülü açık kapılar vardır. Yolun başında
    bir davetçi şöyle diyerek çağırır:
    "Ey insanlar! hepiniz bu
    yola koyulun ve sağa sola sapmayın!" Bir davetçi de yolun üzerinde çağırır ve
    sizden biri o kapılardan birini aralamak istediğinde şöyle der: "Yazıklar olsun!
    Açma onu! Eğer açarsan oradan içeriye girersin." Bu yol İslam'dır. Perdeler,
    Allah'ın koyduğu ölçülerdir. Açık kapılar ise Allah'ın haram kıldıklarıdır.
    Yolun başındaki davetçi Allah'ın Kitabıdır. Yukarıdaki davetçi ise Allah'ı
    hatırlatıcıdır ve her müslüman kalbinde bulunur."[1]

    Hamd, ancak Allah'adır. O'na
    hamdeder, O'ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve kötü
    amellerimizden Allah'a sığınırız. Allah'ın hidayete erdirdiği kimseyi saptıracak
    yoktur. Ve saptırdığı kimseyi de başkası hidayete erdiremez. Allah'tan başka
    ilah olmadığına şehadet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur. Şehadet ederim ki
    Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür.
    Şüphesiz Allah Subhanehu ve
    Teâlâ ihmali caiz olmayan farzlar koydu. Aşılması caiz olmayan sınırlar ve
    çiğnenmesi caiz olmayan haramlar belirledi. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    "Allah'ın: Kitab'ında helal
    kıldığı helal, haram kıldığı haramdır. Sustuğu şeyler ise bağışlanmıştır.
    Allah'tan olan bu bağışa razı olun. Çünkü Allah unutkan değildir."[2]
    Sonra şu ayet'i okudu:
    "Senin Rabbin unutkan
    değildir." (Necm: 53/3-4)[3]
    Haramlar, Allah azze ve
    celle'nin koyduğu sınırlardır.
    "Bunlar Allah'ın koyduğu
    sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayın." (Bakara: 2/187)
    Allah subhanehu, sınırlarını
    aşan ve haramlarını çiğneyenleri tehdit etmiş ve şöyle buyurmuştur:
    "Kim Allah'a ve peygamberine
    karşı isyan eder ve sınırlarını aşarsa Allah onu devamlı kalacağı bir ateşe
    sokar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır." (Nisa: 4/14)
    Rasûlullah'ın (s.a.v.):
    "Size neyi yasaklamışsam
    ondan sakının, neyi emretmişsem ondan gücünüz yettiği kadarını yapın."[4]
    buyruğu gereğince haramlardan kesinlikle uzak durmamız gerekir.
    Nefsine uymuş, zayıf kişilikli
    ve bilgisiz bir takım insanların, arka arkaya haramların zikredildiğini işitince
    kızdığını ve şöyle söylediğini görürsünüz:
    "Herşey haram. Haram demedik
    hiç bir şey bırakmadınız. Hayatımızdan bıktırdınız. Yaşantımızı karalara
    boğdunuz ve canımızı sıktınız. Siz haramdan ve haram demekten başka bir şey
    bilmez misiniz!? Din kolaydır, dinde genişlik vardır. Allah bağışlayıcı ve
    merhamet sahibidir."
    Onlara cevap olarak şöyle
    deriz: Allah celle ve ala dilediği hükmü koyar. O'nun hükmüne itiraz edecek
    yoktur. O, hikmet sahibidir ve her şeyden haberdardır. O -subhanehu- dilediğini
    helal ve dilediğini haram kılar. Allah azze ve celle'ye kulluğumuzun
    gereklerinden biri de O'nun verdiği hükme razı olup tam anlamıyla teslimiyet
    göstermektir.
    O'nun -subhanehu- hükümleri
    ilminden, hikmetinden ve adaletinden kaynaklanmıştır. Anlamsız boş şeyler ve
    oyun/eğlence değildir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
    "Rabbinin sözü doğruluk ve
    adalet bakımından tamdır. O'nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. O her şeyi
    işiten ve bilendir." (En'am: 6/115)
    Allah azze ve celle helal ve
    haramların belirlendiği ölçüyü bize bildirerek şöyle buyuruyor:
    "Onlara temiz şeyleri helal
    pis şeyleri haram kılar." (A'raf: 7/157)
    Temiz/faydalı şeyler helal,
    pis/zararlı şeyler haramdır. Bir şeyi helal ya da haram kılmak yalnızca Allah'ın
    hakkıdır.[5]
    Kendisinde bu hakkı gören veya
    başkasının bu hakka sahip olduğuna inanan küfrü'l ekber ile İslam dairesinden
    çıkmıştır, kafirdir.
    "Yoksa onların, Allah'ın
    izin vermediği bir dini getiren ortakları mı var?" (Şura: 42/21)
    Ayrıca, Kur'an ve Sünnet'i
    bilen ilim sahiplerinin dışında hiç kimsenin helal ve haram hakkında konuşması
    caiz değildir. Helal ve haramla ilgili bilgisizce konuşana ağır uyarı vardır.
    Allah Teâlâ şöyle buyurur:
    "Dillerinizin uydurduğu
    yalana dayanarak: "Bu helaldir, şu da haramdır" demeyin, çünkü Allah'a karşı
    yalan uydurmuş oluyorsunuz." (Nahl: 16/116)
    Haramlığı kesin olan şeyler
    Kur'an'da ve Sünnet'te belirtilmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
    "De ki: Gelin Rabbinizin
    size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiç bir şeyi ortak koşmayın,
    ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin." (En'am:
    6/151)
    Sünnet'te de haram kılınan bir
    çok şey bildirilmiştir. Rasûlullah'ın (s.a.v.) şu sözü buna örnektir:
    "Şüphesiz Allah; içkinin,
    murdar/ölmüş hayvanın (leşin), domuzun ve putların satışını haram kılmıştır."[6]
    Rasûlullah (s.a.v.)
    "Allah şüphesiz bir şeyi
    haram kılınca onun ücretini de haram kılar."[7]
    Bazen, naslar arasında -Allah
    Teâlâ'nın yiyeceklerle ilgili haramları bildirmesi gibi- belirli bir grup
    haramdan bahsedilir. Şöyle buyurur:
    "Leş, kan, domuz eti,
    Allah'tan başkası adına boğazlanan; (ölmeden yetişip kestikleriniz hariç)
    boğulmuş, (taş, ağaç vb. ile) vurulup öldürülmüş, yukardan yuvarlanıp ölmüş,
    boğazlanıp ölmüş, yırtıcı hayvanlarca parçalanmış hayvanlar; dikili taşlar
    (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size
    haram kılındı." (Maide: 5/3)
    Allah subhanehu nikahla ilgili
    haramları belirterek şöyle buyurur:
    "Analarınız, kızlarınız,
    kızkardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kızkardeş kızları,
    sizi emziren (süt) analarınız, süt bacılarınız ve eşlerinizin anaları size haram
    kılındı." (Nisa: 4/23)
    Ve yine kazançlarla ilgili
    haramları zikrederek şöyle buyuruyor:
    "Allah; alım-satımı helal,
    faizi haram kılmıştır." (Bakara: 2/275)
    Kullarına karşı merhametli olan
    Allah, çokluk ve çeşit bakımından sayılamayacak kadar iyi ve temiz şeyleri
    bizler için helal kılmıştır. Bu nedenle mübahları tek tek bildirmemiştir. Çünkü
    sayılamayacak kadar çoktur. Belirli bir sayıda olduğu için bilelim ve sakınalım
    diye haramları tek tek belirtmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
    "Allah, çaresiz yemek
    zorunda kaldığınız dışında haram kıldığı şeyleri size detaylı bir şekilde
    açıklamıştır." (En'am: 6/119)
    Helalleri ise temiz olması
    kaydıyla, genel olarak bildirmiştir. Şöyle buyurur:
    "Ey insanlar! Yeryüzünde
    bulunanların helal ve temiz olanlarından yeyin." (Bakara: 2/168)
    Eşyada aslolanın -haramlığına
    ilişkin bir delil gelmedikçe- helallik olması O'nun rahmetindendir. Allah
    Subhanehu ve Teâlâ'nın keremindendir, kullarına gösterdiği genişliktendir.
    Bizlerin buna boyun eğip hamdetmesi ve şükretmesi gerekir.
    Bazı insanlar, haramların tek
    tek sayıldığını görünce şer'i hükümlere tahammülsüzlükleri sebebiyle sıkılırlar.
    Bu, imanlarının zayıflığından ve şeriatı gereği gibi anlayamamalarından
    kaynaklanır. Bu gibi kimseler, dinin kolaylık olduğuna ikna olmaları için acaba
    helal olan şeylerin kendilerine birer birer sayılmasını mı istiyorlar? Şeriatın
    yaşamlarını zorlaştırmadığından şüpheleri kalmaması için temiz şeylerin
    çeşitlerinin kendilerine tek tek sıralanmasını mı bekliyorlar?
    Kesilmiş deve, inek,
    keçi-koyun, tavşan, geyik, dağ keçisi, tavuk, güvercin, ördek, kaz ve deve kuşu
    etinin...
    Çekirge ve balık ölüsünün...
    Sebzelerin, baklagillerin,
    meyvelerin, diğer tahılların ve faydalı ürünlerin...
    Su, süt, bal, yağ ve
    sirkenin...
    Tuz, kişniş ve baharatların...
    Tahta, demir, kum, çakıl,
    plastik, cam ve kauçuk kullanmanın...
    Binek hayvanlarına, arabalara,
    trenlere, gemilere ve uçaklara binmenin...
    Klima, buzdolabı, çamaşır
    makinası, kurutma makinası, öğütme makinası, hamur yoğurma makinası, kıyma
    makinası ve meyve sıkacağı kullanmanın...
    Tıp, mühendislik, ölçü,
    gözetleme, astronomi, yapı, su ve petrol çıkarma, madencilik, arıtma, tahliye,
    matbaacılık ve bilgisayar alanlarında kullanılan çeşitli aletlerin...
    Pamuk, keten, yün, kıl, tüy ve
    kullanılması mübah olan derilerin...
    Naylon ve polyesterden yapılan
    giysileri giymenin...
    Bütün bunların helal olduğunun
    kendilerine söylenmesini mi istiyorlar?
    Nikahta, alım-satımda, kefalet
    ve havale işlemlerinde, kira konusunda, marangozluk, demircilik, tamircilik ve
    hayvan çobanlığında aslolanın helallik olduğunu söylemek mi gerekiyor?
    Sıralamaya ve saymaya devam
    edecek olursak bitirebilir miyiz acaba? Buna rağmen, onlara ne oluyor ki
    neredeyse bahsedileni hiç anlamıyorlar!?
    Dinin kolaylık olduğunu ileri
    sürmeleri doğrudur fakat bununla istenilen yanlıştır. Dindeki kolaylık anlayışı
    insanların arzu ve isteklerine göre değildir. Bilakis, şeriatın getirdiği ölçüye
    göredir. Şüphesiz din kolaylıktır. Dinin kolaylık olduğunu yanlış bir şekilde
    öne sürerek haram işlemeye delil getirmekle şer'i kolaylıkları ve ruhsatları
    kullanmak arasında büyük fark vardır. Namazları birleştirmek (cem') ve kısaltmak
    (kasr), yolculukta oruç tutmak; yolcu olmayanın bir gün-bir gece, yolcu olanın
    üç gün-üç gece çoraplar ya da mesh üzerine meshetmesi; su kullanımından
    korkulduğu zaman teyemmüm yapılması, hastalık veya şiddetli yağmur anında
    namazın birleştirilmesi (cem'), evlenmek isteyen kimsenin evlenmek istediği
    namahrem kadına bakmasının caizliği, yemin keffaretinde köle azad etmek ve fakir
    doyurmak ya da giydirmek arasındaki seçiminin serbest bırakılması, çaresizlik
    anında leş yemenin caizliği bu kolaylıklardandır.
    Bunlara ilave olarak
    müslümanın, haram olan şeylerin haram kılınmasında hikmetler olduğunu bilmesi
    gerekir. Allah, bu haramlarla kullarını imtihan eder ve ne yaptıklarına bakar.
    Cennet ehlinin cehennem ehlinden üstün olmasının sebeplerinden biri de cehennem
    ehlinin cehennemi kuşatan şehvetlere dalmalarıdır. Cennet ehli ise cennet
    yolundaki zorluklara sabır gösterir. Şayet bu imtihan olmasaydı isyan edenle
    itaat eden belli olmazdı. İman sahipleri mükellefiyetlerin zorluğuna sevap
    kazanma gözüyle ve Allah'ın emrini yerine getirerek rızasını kazanma gözüyle
    bakar. Ve bu zorluk onlara kolay gelir. Münafıklarsa, mükellefiyetlerin
    zorluğuna sıkıntı, ızdırap ve yoksunluk anlayışıyla bakar. Bu sebeple onlara çok
    ağır gelir ve onlar için ibadet zorlaşır.
    İtaatkar kimse haramları terk
    etmekle haz duyar. Allah için bir şeyi terkederse Allah daha hayırlısını
    bağışlar. Ve o kişi kalbinde imanın lezzetini hisseder.
    Değerli okuyucu, şeriatça
    haramlığı kesin olan bazı haramları Kur'an ve Sünnet'ten haramlığını belirten
    delillerle birlikte bu kitapta bulacaktır.[8]
    Bu yasaklar, müslümanlar arasında yaygınlaşan ve bir çok kişinin yaptığı
    şeylerdir. Bunları dile getirerek açıklamayı ve öğüt vermeyi diledim. Allah'tan
    kendim ve müslüman kardeşlerim için hidayet ve başarı, Allah subhanehu'nun
    sınırları önünde durmayı, haramlardan bizleri uzaklaştırmasını ve kötülüklerden
    korumasını dilerim. Allah ne güzel koruyucudur ve O merhametlilerin en
    merhametlisidir.[9]


    [1]
    İmam Ahmed, Müsned: 1/182; Hakim, Müstedrek: 1/73. Hakim Müslim'in şartı
    üzere olduğunu söyler. El-Mişkat'ın tahricinde Zehebi'nin buna katıldığı
    belirtilir ve ve "O (Zehebi'nin) dediği gibidir." denilir. 1/67.

    [2]
    Hakim: 2/375; Elbani, Gayetü'l-Meram'da sf: 14. Hasen olduğunu söyler.

    [3]
    Burada anlatılan, meleklerin ve hadis inkarcılarının iddia ettikleri gibi
    Kur'an'da haramlığı belirtilenlerin dışında hiçbir haram olmaması değildir.
    Kur'an'da belirtilmeyen fakat Rasulullah'ın (s.a.v.) lisanıyla haram
    kılınanlar da haramdır. "Çünkü O, hevasından konuşmaz. ‘Onun konuşması
    kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir." (Necm: 53/3-4)
    Nitekim yazarın kasdından da bu olmadığı ileriki sayfalarda açıkça
    görülecektir. (Çeviren İsmail Yaşa)

    [4]
    Müslim Kitabu'l-Fedail. Hadis no: 130 (Abdulbaki baskısı)

    [5]
    Rasulullah'ın (s.a.v.) bir şeyin haram ya da helal olduğunu bildirmesi de
    yine Allah'ın haram ya da helal kılmasıyladır. Rasulullah'tan (s.a.v.) sonra
    kendisine vahiy gelen olmayacağı için kimse bu hakka sahip değildir.
    (Çeviren İsmail Yaşa)

    [6]
    Ebu Davud: 3486; Sahih-i Ebu Davud: 977. Sahih olduğunda ittifak edilmiştir.
    (Abdulaziz b. Abdullah)

    [7]
    Darekutni: 3/7. Sahih hadis.

    [8]
    Bazı alimler, haramlarla ya da –büyük günahlar gibi- belirli haram
    çeşitleriyle ilgili kitaplar yazmıştır. Haramlar konusundaki değerli
    kitaplardan biri de Ebu'n-Nahhas ed-Dımeşki'nin –Allah Teala kendisine
    rahmet eylesin- "Tenbihul Ğafilin an A'malu'l-Cahilin" isimli eseridir.

    [9]
    Bu kitabı, en başta Şeyh Abdulaziz b. Abdullah olmak üzere birçok kimse
    gözden geçirdi. Şeyh Abdulaziz b. Abdullah'ın eklemelerini dipnotta köşeli
    parantez içinde belirterek eklemelerin kendisine ait olduğuna işaret ettim.

    Muhammed Salih el-Müneccid, İnsanların
    Önemsemediği Sakınılması Gereken Haramlar, Karınca Yayınları: 5-12.



  4. 28.Ocak.2013, 11:31
    2
    Medine'nin Gülüne Hasret



    İNSANLARIN ÖNEMSEMEDİĞİ SAKINILMASI GEREKEN HARAMLAR

    Rasûlullah'ın (s.a.v.)
    sahabelerinden Nevvas b. Sem'an (r.a.) Rasûlullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu
    rivayet eder:
    "Allah, dosdoğru bir yolu
    size örnek verir. O yolun iki yanında duvarlar ve duvarlarda, üzerlerinden
    tutturularak sarkıtılmış perdelerle örtülü açık kapılar vardır. Yolun başında
    bir davetçi şöyle diyerek çağırır:
    "Ey insanlar! hepiniz bu
    yola koyulun ve sağa sola sapmayın!" Bir davetçi de yolun üzerinde çağırır ve
    sizden biri o kapılardan birini aralamak istediğinde şöyle der: "Yazıklar olsun!
    Açma onu! Eğer açarsan oradan içeriye girersin." Bu yol İslam'dır. Perdeler,
    Allah'ın koyduğu ölçülerdir. Açık kapılar ise Allah'ın haram kıldıklarıdır.
    Yolun başındaki davetçi Allah'ın Kitabıdır. Yukarıdaki davetçi ise Allah'ı
    hatırlatıcıdır ve her müslüman kalbinde bulunur."[1]

    Hamd, ancak Allah'adır. O'na
    hamdeder, O'ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve kötü
    amellerimizden Allah'a sığınırız. Allah'ın hidayete erdirdiği kimseyi saptıracak
    yoktur. Ve saptırdığı kimseyi de başkası hidayete erdiremez. Allah'tan başka
    ilah olmadığına şehadet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur. Şehadet ederim ki
    Muhammed O'nun kulu ve rasulüdür.
    Şüphesiz Allah Subhanehu ve
    Teâlâ ihmali caiz olmayan farzlar koydu. Aşılması caiz olmayan sınırlar ve
    çiğnenmesi caiz olmayan haramlar belirledi. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    "Allah'ın: Kitab'ında helal
    kıldığı helal, haram kıldığı haramdır. Sustuğu şeyler ise bağışlanmıştır.
    Allah'tan olan bu bağışa razı olun. Çünkü Allah unutkan değildir."[2]
    Sonra şu ayet'i okudu:
    "Senin Rabbin unutkan
    değildir." (Necm: 53/3-4)[3]
    Haramlar, Allah azze ve
    celle'nin koyduğu sınırlardır.
    "Bunlar Allah'ın koyduğu
    sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayın." (Bakara: 2/187)
    Allah subhanehu, sınırlarını
    aşan ve haramlarını çiğneyenleri tehdit etmiş ve şöyle buyurmuştur:
    "Kim Allah'a ve peygamberine
    karşı isyan eder ve sınırlarını aşarsa Allah onu devamlı kalacağı bir ateşe
    sokar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır." (Nisa: 4/14)
    Rasûlullah'ın (s.a.v.):
    "Size neyi yasaklamışsam
    ondan sakının, neyi emretmişsem ondan gücünüz yettiği kadarını yapın."[4]
    buyruğu gereğince haramlardan kesinlikle uzak durmamız gerekir.
    Nefsine uymuş, zayıf kişilikli
    ve bilgisiz bir takım insanların, arka arkaya haramların zikredildiğini işitince
    kızdığını ve şöyle söylediğini görürsünüz:
    "Herşey haram. Haram demedik
    hiç bir şey bırakmadınız. Hayatımızdan bıktırdınız. Yaşantımızı karalara
    boğdunuz ve canımızı sıktınız. Siz haramdan ve haram demekten başka bir şey
    bilmez misiniz!? Din kolaydır, dinde genişlik vardır. Allah bağışlayıcı ve
    merhamet sahibidir."
    Onlara cevap olarak şöyle
    deriz: Allah celle ve ala dilediği hükmü koyar. O'nun hükmüne itiraz edecek
    yoktur. O, hikmet sahibidir ve her şeyden haberdardır. O -subhanehu- dilediğini
    helal ve dilediğini haram kılar. Allah azze ve celle'ye kulluğumuzun
    gereklerinden biri de O'nun verdiği hükme razı olup tam anlamıyla teslimiyet
    göstermektir.
    O'nun -subhanehu- hükümleri
    ilminden, hikmetinden ve adaletinden kaynaklanmıştır. Anlamsız boş şeyler ve
    oyun/eğlence değildir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
    "Rabbinin sözü doğruluk ve
    adalet bakımından tamdır. O'nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. O her şeyi
    işiten ve bilendir." (En'am: 6/115)
    Allah azze ve celle helal ve
    haramların belirlendiği ölçüyü bize bildirerek şöyle buyuruyor:
    "Onlara temiz şeyleri helal
    pis şeyleri haram kılar." (A'raf: 7/157)
    Temiz/faydalı şeyler helal,
    pis/zararlı şeyler haramdır. Bir şeyi helal ya da haram kılmak yalnızca Allah'ın
    hakkıdır.[5]
    Kendisinde bu hakkı gören veya
    başkasının bu hakka sahip olduğuna inanan küfrü'l ekber ile İslam dairesinden
    çıkmıştır, kafirdir.
    "Yoksa onların, Allah'ın
    izin vermediği bir dini getiren ortakları mı var?" (Şura: 42/21)
    Ayrıca, Kur'an ve Sünnet'i
    bilen ilim sahiplerinin dışında hiç kimsenin helal ve haram hakkında konuşması
    caiz değildir. Helal ve haramla ilgili bilgisizce konuşana ağır uyarı vardır.
    Allah Teâlâ şöyle buyurur:
    "Dillerinizin uydurduğu
    yalana dayanarak: "Bu helaldir, şu da haramdır" demeyin, çünkü Allah'a karşı
    yalan uydurmuş oluyorsunuz." (Nahl: 16/116)
    Haramlığı kesin olan şeyler
    Kur'an'da ve Sünnet'te belirtilmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
    "De ki: Gelin Rabbinizin
    size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiç bir şeyi ortak koşmayın,
    ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin." (En'am:
    6/151)
    Sünnet'te de haram kılınan bir
    çok şey bildirilmiştir. Rasûlullah'ın (s.a.v.) şu sözü buna örnektir:
    "Şüphesiz Allah; içkinin,
    murdar/ölmüş hayvanın (leşin), domuzun ve putların satışını haram kılmıştır."[6]
    Rasûlullah (s.a.v.)
    "Allah şüphesiz bir şeyi
    haram kılınca onun ücretini de haram kılar."[7]
    Bazen, naslar arasında -Allah
    Teâlâ'nın yiyeceklerle ilgili haramları bildirmesi gibi- belirli bir grup
    haramdan bahsedilir. Şöyle buyurur:
    "Leş, kan, domuz eti,
    Allah'tan başkası adına boğazlanan; (ölmeden yetişip kestikleriniz hariç)
    boğulmuş, (taş, ağaç vb. ile) vurulup öldürülmüş, yukardan yuvarlanıp ölmüş,
    boğazlanıp ölmüş, yırtıcı hayvanlarca parçalanmış hayvanlar; dikili taşlar
    (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size
    haram kılındı." (Maide: 5/3)
    Allah subhanehu nikahla ilgili
    haramları belirterek şöyle buyurur:
    "Analarınız, kızlarınız,
    kızkardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kızkardeş kızları,
    sizi emziren (süt) analarınız, süt bacılarınız ve eşlerinizin anaları size haram
    kılındı." (Nisa: 4/23)
    Ve yine kazançlarla ilgili
    haramları zikrederek şöyle buyuruyor:
    "Allah; alım-satımı helal,
    faizi haram kılmıştır." (Bakara: 2/275)
    Kullarına karşı merhametli olan
    Allah, çokluk ve çeşit bakımından sayılamayacak kadar iyi ve temiz şeyleri
    bizler için helal kılmıştır. Bu nedenle mübahları tek tek bildirmemiştir. Çünkü
    sayılamayacak kadar çoktur. Belirli bir sayıda olduğu için bilelim ve sakınalım
    diye haramları tek tek belirtmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
    "Allah, çaresiz yemek
    zorunda kaldığınız dışında haram kıldığı şeyleri size detaylı bir şekilde
    açıklamıştır." (En'am: 6/119)
    Helalleri ise temiz olması
    kaydıyla, genel olarak bildirmiştir. Şöyle buyurur:
    "Ey insanlar! Yeryüzünde
    bulunanların helal ve temiz olanlarından yeyin." (Bakara: 2/168)
    Eşyada aslolanın -haramlığına
    ilişkin bir delil gelmedikçe- helallik olması O'nun rahmetindendir. Allah
    Subhanehu ve Teâlâ'nın keremindendir, kullarına gösterdiği genişliktendir.
    Bizlerin buna boyun eğip hamdetmesi ve şükretmesi gerekir.
    Bazı insanlar, haramların tek
    tek sayıldığını görünce şer'i hükümlere tahammülsüzlükleri sebebiyle sıkılırlar.
    Bu, imanlarının zayıflığından ve şeriatı gereği gibi anlayamamalarından
    kaynaklanır. Bu gibi kimseler, dinin kolaylık olduğuna ikna olmaları için acaba
    helal olan şeylerin kendilerine birer birer sayılmasını mı istiyorlar? Şeriatın
    yaşamlarını zorlaştırmadığından şüpheleri kalmaması için temiz şeylerin
    çeşitlerinin kendilerine tek tek sıralanmasını mı bekliyorlar?
    Kesilmiş deve, inek,
    keçi-koyun, tavşan, geyik, dağ keçisi, tavuk, güvercin, ördek, kaz ve deve kuşu
    etinin...
    Çekirge ve balık ölüsünün...
    Sebzelerin, baklagillerin,
    meyvelerin, diğer tahılların ve faydalı ürünlerin...
    Su, süt, bal, yağ ve
    sirkenin...
    Tuz, kişniş ve baharatların...
    Tahta, demir, kum, çakıl,
    plastik, cam ve kauçuk kullanmanın...
    Binek hayvanlarına, arabalara,
    trenlere, gemilere ve uçaklara binmenin...
    Klima, buzdolabı, çamaşır
    makinası, kurutma makinası, öğütme makinası, hamur yoğurma makinası, kıyma
    makinası ve meyve sıkacağı kullanmanın...
    Tıp, mühendislik, ölçü,
    gözetleme, astronomi, yapı, su ve petrol çıkarma, madencilik, arıtma, tahliye,
    matbaacılık ve bilgisayar alanlarında kullanılan çeşitli aletlerin...
    Pamuk, keten, yün, kıl, tüy ve
    kullanılması mübah olan derilerin...
    Naylon ve polyesterden yapılan
    giysileri giymenin...
    Bütün bunların helal olduğunun
    kendilerine söylenmesini mi istiyorlar?
    Nikahta, alım-satımda, kefalet
    ve havale işlemlerinde, kira konusunda, marangozluk, demircilik, tamircilik ve
    hayvan çobanlığında aslolanın helallik olduğunu söylemek mi gerekiyor?
    Sıralamaya ve saymaya devam
    edecek olursak bitirebilir miyiz acaba? Buna rağmen, onlara ne oluyor ki
    neredeyse bahsedileni hiç anlamıyorlar!?
    Dinin kolaylık olduğunu ileri
    sürmeleri doğrudur fakat bununla istenilen yanlıştır. Dindeki kolaylık anlayışı
    insanların arzu ve isteklerine göre değildir. Bilakis, şeriatın getirdiği ölçüye
    göredir. Şüphesiz din kolaylıktır. Dinin kolaylık olduğunu yanlış bir şekilde
    öne sürerek haram işlemeye delil getirmekle şer'i kolaylıkları ve ruhsatları
    kullanmak arasında büyük fark vardır. Namazları birleştirmek (cem') ve kısaltmak
    (kasr), yolculukta oruç tutmak; yolcu olmayanın bir gün-bir gece, yolcu olanın
    üç gün-üç gece çoraplar ya da mesh üzerine meshetmesi; su kullanımından
    korkulduğu zaman teyemmüm yapılması, hastalık veya şiddetli yağmur anında
    namazın birleştirilmesi (cem'), evlenmek isteyen kimsenin evlenmek istediği
    namahrem kadına bakmasının caizliği, yemin keffaretinde köle azad etmek ve fakir
    doyurmak ya da giydirmek arasındaki seçiminin serbest bırakılması, çaresizlik
    anında leş yemenin caizliği bu kolaylıklardandır.
    Bunlara ilave olarak
    müslümanın, haram olan şeylerin haram kılınmasında hikmetler olduğunu bilmesi
    gerekir. Allah, bu haramlarla kullarını imtihan eder ve ne yaptıklarına bakar.
    Cennet ehlinin cehennem ehlinden üstün olmasının sebeplerinden biri de cehennem
    ehlinin cehennemi kuşatan şehvetlere dalmalarıdır. Cennet ehli ise cennet
    yolundaki zorluklara sabır gösterir. Şayet bu imtihan olmasaydı isyan edenle
    itaat eden belli olmazdı. İman sahipleri mükellefiyetlerin zorluğuna sevap
    kazanma gözüyle ve Allah'ın emrini yerine getirerek rızasını kazanma gözüyle
    bakar. Ve bu zorluk onlara kolay gelir. Münafıklarsa, mükellefiyetlerin
    zorluğuna sıkıntı, ızdırap ve yoksunluk anlayışıyla bakar. Bu sebeple onlara çok
    ağır gelir ve onlar için ibadet zorlaşır.
    İtaatkar kimse haramları terk
    etmekle haz duyar. Allah için bir şeyi terkederse Allah daha hayırlısını
    bağışlar. Ve o kişi kalbinde imanın lezzetini hisseder.
    Değerli okuyucu, şeriatça
    haramlığı kesin olan bazı haramları Kur'an ve Sünnet'ten haramlığını belirten
    delillerle birlikte bu kitapta bulacaktır.[8]
    Bu yasaklar, müslümanlar arasında yaygınlaşan ve bir çok kişinin yaptığı
    şeylerdir. Bunları dile getirerek açıklamayı ve öğüt vermeyi diledim. Allah'tan
    kendim ve müslüman kardeşlerim için hidayet ve başarı, Allah subhanehu'nun
    sınırları önünde durmayı, haramlardan bizleri uzaklaştırmasını ve kötülüklerden
    korumasını dilerim. Allah ne güzel koruyucudur ve O merhametlilerin en
    merhametlisidir.[9]


    [1]
    İmam Ahmed, Müsned: 1/182; Hakim, Müstedrek: 1/73. Hakim Müslim'in şartı
    üzere olduğunu söyler. El-Mişkat'ın tahricinde Zehebi'nin buna katıldığı
    belirtilir ve ve "O (Zehebi'nin) dediği gibidir." denilir. 1/67.

    [2]
    Hakim: 2/375; Elbani, Gayetü'l-Meram'da sf: 14. Hasen olduğunu söyler.

    [3]
    Burada anlatılan, meleklerin ve hadis inkarcılarının iddia ettikleri gibi
    Kur'an'da haramlığı belirtilenlerin dışında hiçbir haram olmaması değildir.
    Kur'an'da belirtilmeyen fakat Rasulullah'ın (s.a.v.) lisanıyla haram
    kılınanlar da haramdır. "Çünkü O, hevasından konuşmaz. ‘Onun konuşması
    kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir." (Necm: 53/3-4)
    Nitekim yazarın kasdından da bu olmadığı ileriki sayfalarda açıkça
    görülecektir. (Çeviren İsmail Yaşa)

    [4]
    Müslim Kitabu'l-Fedail. Hadis no: 130 (Abdulbaki baskısı)

    [5]
    Rasulullah'ın (s.a.v.) bir şeyin haram ya da helal olduğunu bildirmesi de
    yine Allah'ın haram ya da helal kılmasıyladır. Rasulullah'tan (s.a.v.) sonra
    kendisine vahiy gelen olmayacağı için kimse bu hakka sahip değildir.
    (Çeviren İsmail Yaşa)

    [6]
    Ebu Davud: 3486; Sahih-i Ebu Davud: 977. Sahih olduğunda ittifak edilmiştir.
    (Abdulaziz b. Abdullah)

    [7]
    Darekutni: 3/7. Sahih hadis.

    [8]
    Bazı alimler, haramlarla ya da –büyük günahlar gibi- belirli haram
    çeşitleriyle ilgili kitaplar yazmıştır. Haramlar konusundaki değerli
    kitaplardan biri de Ebu'n-Nahhas ed-Dımeşki'nin –Allah Teala kendisine
    rahmet eylesin- "Tenbihul Ğafilin an A'malu'l-Cahilin" isimli eseridir.

    [9]
    Bu kitabı, en başta Şeyh Abdulaziz b. Abdullah olmak üzere birçok kimse
    gözden geçirdi. Şeyh Abdulaziz b. Abdullah'ın eklemelerini dipnotta köşeli
    parantez içinde belirterek eklemelerin kendisine ait olduğuna işaret ettim.

    Muhammed Salih el-Müneccid, İnsanların
    Önemsemediği Sakınılması Gereken Haramlar, Karınca Yayınları: 5-12.



  5. 28.Ocak.2013, 13:23
    3
    bassedas
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Kasım.2012
    Üye No: 98797
    Mesaj Sayısı: 52
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: İnsanların Önemsemediği, Sakınılması Gereken Haramlar

    benim bu devirde gözlemlediğim israf ve küfürlü konuşmak var. artık kimse umursamıyor bile sanki.


  6. 28.Ocak.2013, 13:23
    3
    bassedas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    benim bu devirde gözlemlediğim israf ve küfürlü konuşmak var. artık kimse umursamıyor bile sanki.


  7. 28.Ocak.2013, 17:29
    4
    Ravza Sevdam
    Medine'nin Gülüne Hasret

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Nisan.2012
    Üye No: 95433
    Mesaj Sayısı: 635
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Bulunduğu yer: Medine de olmak isterdim

    Cevap: İnsanların Önemsemediği, Sakınılması Gereken Haramlar

    Bayanların ve erkeklerin tokalaşması da eklenebilir.Çünkü aile içerisin de dahi abdestinin bozulduğu akrabalarla sarılıp tokalaşabiliyor insanlar.


  8. 28.Ocak.2013, 17:29
    4
    Medine'nin Gülüne Hasret
    Bayanların ve erkeklerin tokalaşması da eklenebilir.Çünkü aile içerisin de dahi abdestinin bozulduğu akrabalarla sarılıp tokalaşabiliyor insanlar.


  9. 14.Ağustos.2015, 22:29
    5
    Acizanekul
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Ocak.2015
    Üye No: 105259
    Mesaj Sayısı: 242
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: İnsanların Önemsemediği, Sakınılması Gereken Haramlar

    Kendisine namahrem olan kadınlara dokunmak haram olsa da guslü gerektirmez ve Hanefi mezhebine göre abdesti de bozmaz. Sorularla islamiyet


    Lütfen yanlış bilgi vermeyin


  10. 14.Ağustos.2015, 22:29
    5
    Devamlı Üye
    Kendisine namahrem olan kadınlara dokunmak haram olsa da guslü gerektirmez ve Hanefi mezhebine göre abdesti de bozmaz. Sorularla islamiyet


    Lütfen yanlış bilgi vermeyin





+ Yorum Gönder