Konusunu Oylayın.: Hz. Peygamber ve insan hakları

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hz. Peygamber ve insan hakları
  1. 25.Ocak.2013, 13:45
    1
    Misafir

    Hz. Peygamber ve insan hakları

  2. 26.Ocak.2013, 14:48
    2
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: Hz. Peygamber ve insan hakları




    HZ. PEYGAMBER VE İNSAN HAKLARI

    Yrd. Doç. Dr. Saffet SANCAKLI

    GİRİŞ
    Günümüz dünyasında en çok gündeme gelen ve tartışılan değerlerin başında
    insan hakları gelmektedir. Tarihin hiçbir döneminde bugün olduğu kadar hak ve
    özgürlükler bu denli tartışılmamıştır. İnsan haklarının korunmadığı ve güvence altına
    alınmadığı bir yerde kargaşa ve anarşi kaçınılmazdır. Bir milletin medenî olma ölçütü
    salt sanayileşmesi veya teknolojik gelişimini tamamlaması olmayıp insan haklarına
    gösterdiği değerlerle de ilişkilidir.
    1948 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler insan hakları evrensel
    beyannamesinin maddeleri, İslâm dininin bu alanda getirmiş olduğu evrensel ilkeleriyle
    paralellik arz etmektedir. Dolayısıyla insan haklarının günümüzün bir buluşu, yeni bir
    icadı gibi sunulması doğru değildir. İnsan hakları bütün ilâhi dinlerin ilgi alanında olan
    hususlardır. İnsan ve toplum hayatıyla ilişkili olan insan haklarının, ilâhi dinlerin ve bu
    dinlerin tebliğcisi konumunda olan peygamberlerin ilgi alanında olmadığını düşünmek
    de mümkün değildir. Peygamberlerin gönderiliş amaçlarından birisi; insana insanca
    yaşamayı öğretmek, insan haklarını yeryüzünde ikâme etmektir. Bütün peygamberlerin
    ortak yönü, insan haklarını doğal bir güvenceye almaktır. Dolayısıyla yeryüzünde insan
    hakları alanındaki mücadele yeni başlamış olmayıp insanlık tarihi kadar eskidir. Hz.
    Peygamber, insan haklarının ikamesi için mücadele vermiş ve insan hakları ihlallerine
    müdahale etmiştir. O’nun hayatını, uygulamalarını ve hadislerini tetkik ettiğimizde bu 24 Yrd. Doç. Dr. Saffet Sancaklı
    gerçeği açıkça müşahede etmek mümkündür. Özellikle insan hakları açısından vedâ
    hutbesi
    1
    ve Medine vesikası
    2
    başlı başına incelenmeye ve tahlil edilmeye değer
    niteliktedir.
    İnsanın doğuştan beraberinde getirdiği ve Allah’ın kendisine bahşettiği
    dokunulmaz hakları elinden almaya veya kısıtlamaya hiçbir kimsenin hakkı yoktur.
    Örneğin bir kişinin yaşama, bir dine mensup olma gibi haklarını elinden almak veya bu
    hakları kısıtlamak isteyen kişi, kendisini bir nevi ilâh yerine koymuş olur. Dolayısıyla
    kişinin doğuştan getirdiği bu tür haklara kimsenin dokunmaması ve bu açıdan kişinin
    rahatsız edilmemesi gerekir. İnsana gösterilecek saygı burada başlar. Aynı zamanda
    insan haklarının korunması vicdanlara bırakılan bir husus olmayıp, dinî bir zorunluluk
    ve yükümlülüktür.
    İnsan hakları, devlet ve siyasi otorite tarafından bireye verilmiş bir lütuf
    olmayıp, bireyin yaşam için vazgeçemeyeceği doğal hakkıdır. Bu haklardan yoksun
    yaşayan insanın hayatı değerli olmaktan çıkar.
    3
    İnsan fıtratına dayanan insan hakları kavramında, temel hak ve hürriyetlerin sayısı
    oldukça çoktur. Bu makalemizde belli başlı insan hakları hadisler baz alınarak
    incelenmeye çalışılacaktır.
    1- HAK KAVRAMI VE ÖNEMİ
    Kur'ân-ı Kerim’de, hadislerde ve diğer İslâmî kaynaklarda hak kavramı, çok
    geniş yelpazede ele alınmakta; kişinin Allah’a, insanlara, hayvanlara ve çevresine karşı
    hakları söz konusu edilmektedir. Bâtılın zıttı olan hak kavramı, “doğru, gerçek, görev,
    sorumluluk, borç” gibi anlamları yanında “korunması, gözetilmesi ya da sahibine
    ödenmesi gerekli olan maddi ve manevî imkan, değer, pay, eşya ve menfaatler”

    * Yard. Doç. Dr. İnönü Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Öğretim Üyesi.
    1
    Veda hutbesinin metni ve kaynakları için bk. Muhammed Hamidullah, el-Vesâiku’s-Siyâsiyye, sh., 379
    vd., terc., Vecdi Akyüz, Kitabevi Yay., İst., 1997.
    2
    Medine vesikasının maddeleri için bk. Muhammed Hamidullah, İslâm Peygamberi, I, 131-134, terc.,
    M.Said Mutlu, İrfan Yay, İst., el-Vesâiku’s-Siyâsiyye, sh., 63 vd.; Salih Tuğ, İslâm Ülkelerinde
    Anayasa Hareketleri, sh., 31-40, İrfan Yay., İst., 1969; Ekrem Ziya Umerî, Medine Toplumu, sh., 56-
    59, terc., Nureddin Yıldız, Risâle Yay., İst., 1992.
    3
    Şekerci Osman, İnsan Hakları Alanında Temel Belgeler ve İslâm, sh., 17, Nûn Yay., İst., 1996. Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi III (2003), Sayı: 2 25
    anlamında da kullanılmaktadır.
    4
    Yüce Allah’ın güzel isimlerinden biri olan “hak”
    kelimesinin çoğulu olan hukukun gayesi, hakların kime âit olduğunun belirlenmesi,
    hakların korunması ve haklara yapılan tecavüzün, zorbalıkların ortadan kaldırılmasıdır.
    5
    Dolayısıyla insanın kanı akıtılmaz, canına kıyılmaz, namusuna, toprağına, mesleğine,
    meskenine ve cinsiyetine dokunulmaz.
    6
    Yüzlerce âyet ve hadisin ortak ifadesinden
    İslâm’ın bu konulardaki görüşleri ortaya çıkmaktadır. Fert ve toplumların her yönüyle
    hak ve sorumluluklarının belirlenmesi ve dengelenmesi İslâm dininin ana konularından
    birini teşkil etmektedir.
    7
    Önemli olan insanın sahip olduğu haklarıyla beraber onur,
    şeref, namus ve iffetiyle yaşamasını sağlamaktır.
    İnsan fıtratıyla örtüşen insan hakları kavramının zihinlerde yaptığı çağrışım
    insanın sahip olduğu özgürlüklerdir. Yani insan haklarından anlaşılan onun
    özgürlükleridir.
    8
    “Hak ve özgürlük, aslında bir tek gerçeğin iki yönüdür, bir
    madalyonun iki yüzü gibidir. Çünkü özgürlük bir hak olduğu gibi, her hak da özgürlükle
    gerçekleşebilir. Hak, özgürlüğün konusu, özgürlük ise hakkın gerçekleşme vasıtasıdır.”
    9
    Hak ve özgürlüklerin insanın kişiliğine bağlı olarak, doğal, dokunulmaz, vazgeçilemez,
    engellenemez, kısıtlanamaz, devredilemez ve evrensel olduğunda görüş birliği vardır.
    10
    Yüce Allah’ın, üstün ve mükerrem bir varlık olan insana bahşettiği bu hakların bir
    bütün olarak ele alınmayıp aralarında ayırım yapılması da doğru değildir. Herkes için
    gerekli olan insan haklarına önem vermeyen ve bu haklara riâyet etmeyen toplumlar
    medeni olamazlar. İlâhi bir kaynaktan beslenmeyen insan hakları uygulamalarında her
    zaman eksiklik ve çifte standart söz konusu olacaktır.

    4
    Heyet, İlmihal II (İslâm ve Toplum), sh., 527, İSAM, İst., 1999. Hak kavramıyla ilgili geniş tahlil için
    bk.Ünalan Abdülkadir, İslâm Hukuku Açısından Hak ve Hakkın Kötüye Kullanılması, sh., 11vd., İzmir,
    1997. Ayrıca hak kelimesinin lügat manası için bk. İbn Manzur, Lisânu’l-Arab, II, 332, Dâru Sadr,
    Beyrut, trs. ; Cevherî, İsmail b. Hammad, es-Sıhâh, IV, 1460-1461, Mısır, 1982; Râğıb el-İsfehânî, elMüfredât fî Garîbi’l-Kur'ân , sh., 125, Kahraman Yay., İst., 1986; Cürcânî, es-Seyyid Şerif Ali b.
    Muhammed, et-Ta’rifât, sh., 61, İst., 1327; Çağırıcı Mustafa, Hak Mad., T.D.V.İ.A., XV, 137, İst.,
    1997.
    5
    Muhammed Tâhir b. Âşûr, Mekâsıdu’ş-Şerîati’l-İslâmiyye (İslâm Hukuk Felsefesi Gaye Problemi), sh.,
    211, terc. Vecdi Akyüz-Mehmet Erdoğan, Rağbet Yay., 3. bsk., İst., 1999.
    6
    Abdullah Draz, İslâm’ın İnsana Verdiği Değer, sh., 46, terc., Nureddin Demir, Kayıhan Yay., İst.,
    1983.
    7
    Bardakoğlu Ali, Hak Mad., T.D.V.İ.A., XV, 139, İst., 1997.
    8
    Özdağ Ümit, Batı’da İnsan Haklarının Doğuşu, sh., 17, Doğu’da ve Batı’da İnsan Hakları (Kutlu
    Doğum Haftası: 1993-1994), T.D.V.Y., Ank., 1996.
    9
    Kocaoğlu A.Mehmet, Ekonomik ve Sosyal Haklar, sh., 1065-1066, Yeni Türkiye, sayı: 22, Ank., 1998.
    10
    Karatepe Şükrü, İnsan Haklarının İlâhî Temelleri, sh., 109, Doğu’da ve Batı’da İnsan Hakları (Kutlu
    Doğum Haftası: 1993-1994), T.D.V.Y., Ank., 1996. 26 Yrd. Doç. Dr. Saffet Sancaklı
    Hz. Peygamber’in -hayatı boyunca- insanlarla olan ilişkileri çok yoğun bir
    şekilde geçmiş ve O sürekli sosyal hayatın merkezinde yer almıştır. O,“İnsanlarla
    haşir-neşir olup ezalarına katlanan müslüman, insanlara karışmayıp ezalarına
    katlanmayan müslümandan daha hayırlıdır.”
    11
    buyurarak toplumdan ayrı yaşanmasını
    tasvip etmemiştir. Peygamberlik öncesi ve sonrasında sürekli hakkın savunucusu olmuş,
    haksızlığa uğrayan mağdur kişilerin yanında yer almıştır. Daha gençlik yıllarında
    haksızlığa, zulme, zorbalığa ve adâletsizliğe karşı mücadele vermiş, bu bağlamda
    faaliyet gösteren ve iç güvenliği sağlamayı hedefleyen Hilfu'l-Fudûl (Faziletliler
    sözleşmesi) adlı sivil toplum teşkilatına girmede tereddüt etmemiş ve bu teşkilatta bilfiil
    çalışmıştır.
    12
    Her türlü zulme ve haksızlığa karşı mücadele amacıyla ihdas edilmiş olan,
    ancak Cahiliyye döneminin bir ürünü olan bu teşkilata katılmıştır.
    13
    Hz. Peygamber'in,
    genç yaşta bu teşkilata katılmak suretiyle daha o zamanda insan haklarına ne derece
    önem verdiği anlaşılmaktadır. Hz. Peygamber risâlet görevinden sonra da bu olayı
    zaman zaman hatırlayarak davet edildiği takdirde yine böyle bir toplulukta yer
    alabileceğini ifade etmiştir.
    14
    Onun bu tavrı, Cahiliyye ürünü olup olmadığına
    bakmaksızın hak ve faziletten yana olmanın bizatihi İslâm’ın gereği olduğuna bir işaret
    olarak kabul edilebilir.
    15
    2- İNSANIN DEĞERİ VE ONURU
    Şu bir gerçek ki, bir toplumda insan haklarına değer verilip verilmediği insan
    unsuruna verilen değerden anlaşılmaktadır. Nerede insana değer veriliyor ve insana
    saygı duyuluyorsa orada insan haklarının varlığından söz edilebilir. Dolayısıyla insan
    hakları konusunda en önemli husus insan unsurudur. İslâm dini insana en büyük değeri
    vererek evrende en değerli varlık olduğunu ilan etmiş ve eşref-i mahlukât olduğunu
    bildirmiştir. Akıl ve irade sahibi olmakla diğer varlıklardan ayrılan ve üstün hale gelen

    11
    Tirmizî, Ebû İsa Muhammed b. İsa, Sünen, Kıyâme, B.55, thk., A.M.Şakir-M.F.Abdülbaki- İ.Adve
    Avad, Kahire, 1938.
    12
    İbn Hişâm, Abdülmelik b. Hişâm, es-Sîretü’n-Nebeviyye, I, 94, thk., Süheyl Zekar, Dâru’l-Fikr,
    Beyrut, 1992; İbnü'1-Esîr el-Cezerî, Ebu’l-Hasan Ali b. Muhammed, el-Kâmil fi’t-Târîh, II, 26-27,
    Dâru’l-Kitâbi’l-Arabî, 6. bsk., Beyrut, trs.
    13
    Kırbaşoğlu M.Hayri, İslâm ve İnsan Hakları Üzerine -Eleştirel Bir Yaklaşım-, sh., 279, Yeni Türkiye,
    sayı: 21, Ank., 1998.
    14
    İbn Hişâm, a.g.e., I, 94; Muhammed Hamidullah, İslâm Peygamberi, I, 49-50.
    15
    Kırbaşoğlu M.Hayri, a.g.m., sh., 279. Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi III (2003), Sayı: 2 27
    insan, sadece bedeni varlığı ile değil, manevi yönleriyle de değerlidir. İnsan salt et ve
    kemikten müteşekkil mekanik bir varlık olmayıp ruh ve bedeniyle beraber bir bütündür.
    “Muhakkak ki, Biz insanı en güzel şekilde yarattık, sonra onu aşağıların en
    aşağısına indirdik, yalnız inanıp hayırlı işler yapanlar bundan müstesnadır. Onlara
    kesintisiz mükâfat vardır”
    16
    “And olsun ki, Biz insanoğullarını şerefli kıldık”
    17
    Dolayısıyla saygın bir konumda bulunan ve yeryüzünün halifesi onuruna sahip olan
    insana saygı göstermek onun hak ve hürriyetlerine saygı göstermekle başlar.
    18
    İslâm
    dininin insana verdiği değeri hiçbir ideoloji vermemiştir. Bununla beraber İslâm dininin
    fevkalade önem verdiği hususlardan biri de -ki bu da insan hakları açısından önemli bir
    husus- üstün manevi değerlerle mücehhez kılarak insan haklarına saygılı insan-ı kâmil
    dediğimiz insan tipini (üstün insan modelini) yetiştirmektir. Bu insan tipi
    yetiştirilmediği sürece kanuni zorlamalar olsa da insan haklarının istenilen düzeyde
    uygulanması mümkün değildir. Hz. Peygamber kendi döneminde bu amacı
    gerçekleştirmiş, kendinden sonraki dönemlerde bu insan tipinin yetişmesi için örnek
    teşkil etmiş ve gerekli mesajları vermiştir.
    Hz. Peygamber, iyi insan tipinin oluşması için gereken tedbirleri almış, bunları
    kendi döneminde uygulamalı olarak göstermiştir. İyi ve erdemli insan olmayı teşvik
    eden hadislerin çokluğu da dikkat çekmektedir. “Her iyilik sadakadır.”
    19
    “Bir iyiliğe
    öncülük eden kimseye o iyiliği yapanın ecri gibi sevap vardır.”
    20
    “Müslüman elinden ve
    dilinden başkalarının emin olduğu kişidir.”
    21
    “Sizden biriniz kendisi için istediğini
    kardeşi için de istemedikçe imân etmiş olamaz.
    22
    “Her kim bir iyilik yaparsa ona, ondan
    yediyüze kadar sevap yazılır.”
    23
    "Sizin en hayırlınız ahlâkı en güzel olanınızdır."
    24
    ,
    “İyilik güzel ahlâktan ibarettir...”
    25
    “İnsanların en hayırlısı, ömrü uzun, ameli güzel

    16
    Tîn, 95/4 -5.
    17
    İsrâ, 17/70.
    18
    Akgündüz Ahmet, İnsan Hakları Alanında Temel Belgeler ve İslâm, sh., 23, Nûn Yay., İst., 1996.
    19
    Buhârî, Ebû Abdillah Muhammed b. İsmail, Sahîh-i Buhârî, Edeb, 33, Çağrı Yay., 2.bsk., İst., 1982;
    Müslim, Ebu’l-Hüseyn Müslim b. Haccâc, el-Câmiu’s-Sahîh, Zekât, H.No:53, thk., M. F. Abdülbaki,
    Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-Arabî, Beyrut, 1956 . Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Süleyman b. Eş’as, es-Sicistânî,
    Sünen, Edeb, B. 60, Çağrı Yay., İst., 1981.
    20
    Müslim, İmâre, H.No: 133; Ebû Dâvûd, Edeb, B. 115; Tirmizî, İlim, B. 14.
    21
    Buhârî, İmân, B.4; Müslim, İmân, H.No: 65; Ebû Dâvûd, Cihâd, B. 2; Tirmizî, İmân, B.12; Nesâî, Ebû
    Abdirrahman Ahmed b. Şuayb, Sünen, İmân, B. 9, Çağrı Yay. İst. 1981.
    22
    Buhârî, İmân, B.7; Müslim, İmân, H.No: 71.
    23
    Müslim, İmân, H.No: 204.
    24
    Buhârî, Edeb, B. 38; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 185, Çağrı Yay., İst., 1982.
    25
    Müslim, Birr, B.14-15; Tirmizî, Zühd, B.52. 28 Yrd. Doç. Dr. Saffet Sancaklı
    olanıdır.”
    26
    Esas olan insanlara yardım etmek, iyilik yapmak ve hizmet etmektir.
    Müslüman, tüm varlıklara karşı sorumlu ve görevleri olan kişidir. Hak, adâlet, şefkat,
    merhamet ve hoşgörü sahibi olan bir kimse, diğer varlıklara karşı hakkaniyete titizlik
    gösterme konusunda son derece dikkatli olacaktır. Böyle bir anlayışta olan insan, hiçbir
    canlıya zarar vermemek için çaba sarf edecektir. Hatta o, yolda insanları rahatsız edecek
    bir maddeyi bertaraf etmekle sorumlu olduğu bilincindedir.
    27
    İslâm, kötü insan tipinin
    oluşmaması için de gereken tedbirleri almış ve kötü insan tipiyle mücadele etmiştir.
    Nitekim hadiste kötülüklerle mücadele hususunda şu strateji verilmektedir: “Kim bir
    kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle
    değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki,
    bu imanın en zayıf derecesidir.”
    28
    Böylece İslâm’ın amacı üstün insanî niteliklere sahip
    bireyler yetiştirerek topluma kazandırmaktır.

    3- YAŞAM HAKKI VE CAN GÜVENLİĞİ
    İnsan haklarının en başında yaşama hakkı ve can güvenliği gelmektedir. Çünkü
    yaşam hakkı diğer tüm hakların kaynağı durumundadır. Allah’ın verdiği cana kimsenin
    kıyma hakkı yoktur. Bunun ağır bir suç olduğu Kur'ân’da şöyle anlatılır: “...Haksız yere
    bir cana kıyan kimse sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Birine hayat veren kimse
    de bütün insanlara hayat vermiş gibidir.”
    29
    “Allah’ın haram kıldığı cana kıymayın...”
    30
    “Haklı bir sebep olmadıkça Allah’ın haram kıldığı cana kıymayın.”
    31
    Yaşama hakkı ve
    güvencesi içerisinde olmayan bir kişinin dengeli ve sağlıklı bir yaşam sürmesi
    düşünülemez.
    Hz Peygamber, insan yaşamı ve değeri üzerinde çokça durmuş ve târihî vedâ
    hutbesinde “(Mü'minler), bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl
    mukaddes bir ay ise canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir. Her türlü
    tecâvüzden korunmuştur.” buyurarak
    32
    müslümanların can, mal, ırz ve namus

    26
    Tirmizî, Zühd, B. 21-22.
    27
    Bk. Müslim, Birr, H.No: 131.
    28
    Müslim, İmân, H.No:78. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten, B. 11; Nesâî, İmân, B. 17.
    29
    Mâide, 5/32.
    30
    İsra, 17/33.
    31
    En’âm, 6/151.
    32
    Buhârî, Edeb, B. 43, Hacc, B. 132; Müslim, Birr, H.No: 32, Kasâme, H.No: 29-30, Hacc, H.No: 147.
    Ayrıca bk. Buhârî, Diyât, B. 6, Mezâlim, B. 33, İlim, B.37, Meğâzî, B.77, Edâhî, B.5, Hudûd, B. 9, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi III (2003), Sayı: 2 29
    güvenliğine vurguda bulunmuş, insanların sulh, sükûnet içerisinde birbirlerinin
    haklarına riâyet ederek yaşamalarını istemiştir. İnsanın kendi hayatına saygı duyması
    gerektiği gibi başkalarının hayatına da saygı göstermesi gerekir. Dolayısıyla insan,
    intihar yoluyla kendi yaşamına kastedemeyeceği gibi başkalarının hayatına da
    kastedemez. Kendisiyle ve insanlarla barışık olan bir insandan böyle bir hareket
    beklenemez. Ayrıca Hz. Peygamber, intihar etmenin cezayı gerektirdiğini hadislerinde
    bildirmiştir.
    33
    Anne karnında cinayet olan kürtaj da insan yaşamına verilen değerden
    dolayı yasaklanmıştır.
    Hz. Peygamber, insanın dirisine değer verdiği gibi ölüsüne de değer vermiştir.
    Bir gün ashâbıyla otururken yanlarından bir Yahudi cenazesinin geçtiğini farkedince
    hürmeten ayağa kalkmıştır. Yanındakiler bu durumu yadırgamış olmalılar ki, “Ya
    Rasûlallah, bu bir Yahudi cenazesidir.” deyince Hz. Peygamber, “O insan değil
    midir?” cevabını vermiştir.
    34

    Tarih boyunca İslâm toplumlarında gayr-i müslim toplumlarda yaşanan kazıklı
    voyvodalar, insanların canlı canlı hayvanlara parçalattırılması, ölü insan kellelerinin
    sokaklarda dolaştırılması gibi insanlık dışı olaylar yaşanmamıştır.
    35
    Dolayısıyla
    İslam’da insanın dirisine de ölüsüne de saygı gösterilmiştir.
    İnsanın yaşama hakkı hiçbir kimse tarafından elinden alınamayacağı gibi devlet
    tarafından da alınamaz. İnsanın her türlü hakkını koruyabilmesi ve bu haklarından
    faydalanabilmesi için fizikî varlığını sürdürmesi gereklidir. Bu açıdan insanlar
    “öldürülmezlik” hakkına sahiptir.
    36
    İslâm, kişilerin özel hayatıyla ilgili hususları da koruma altına almıştır. İnsanları
    kırıcı ve rencide edici hususlar olan gıybet, iftira, dedikodu, alay etmek, kusurları
    araştırmak, insanları hakir görmek, evlere izinsiz girmek, tecessüs gibi onur kırıcı şeyler
    yasaklanmıştır. Bu tür kötü huylar, insanı/toplumu huzursuz ettiği gibi, kaba kuvvetin
    kullanılmasına ve cinayetlerin işlenmesine de yol açabilir.

    Fiten, B. 8, Tevhid, B. 24; Müslim, Kasâme, H.No: 25; Ebû Davud, Sünne, B. 32; Tirmizî, Diyât,
    B.22. Hz. Peygamber’in vedâ hutbesi kütüb-i sitte’nin muhtelifler yerlerinde yer almaktadır.
    33
    Bk.Müslim, İmân, H.No:175; Tirmizî, Tıb, B. 7.
    34
    Buhârî, Cenâiz, B.50.
    35
    Batıda insanlık dışı yaşanan olaylarla ilgili bk. Thomas Paine, İnsan hakları, sh., 38-39, terc.,
    M.Osman Dostel, M.E.B.Y., İst., 1998.
    36
    Aydın Hakkı, İslâm ve Modern Hukukta İşkence, sh., 20, Beyan Yay., İst., 1997.



  3. 26.Ocak.2013, 14:48
    2
    Devamlı Üye



    HZ. PEYGAMBER VE İNSAN HAKLARI

    Yrd. Doç. Dr. Saffet SANCAKLI

    GİRİŞ
    Günümüz dünyasında en çok gündeme gelen ve tartışılan değerlerin başında
    insan hakları gelmektedir. Tarihin hiçbir döneminde bugün olduğu kadar hak ve
    özgürlükler bu denli tartışılmamıştır. İnsan haklarının korunmadığı ve güvence altına
    alınmadığı bir yerde kargaşa ve anarşi kaçınılmazdır. Bir milletin medenî olma ölçütü
    salt sanayileşmesi veya teknolojik gelişimini tamamlaması olmayıp insan haklarına
    gösterdiği değerlerle de ilişkilidir.
    1948 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler insan hakları evrensel
    beyannamesinin maddeleri, İslâm dininin bu alanda getirmiş olduğu evrensel ilkeleriyle
    paralellik arz etmektedir. Dolayısıyla insan haklarının günümüzün bir buluşu, yeni bir
    icadı gibi sunulması doğru değildir. İnsan hakları bütün ilâhi dinlerin ilgi alanında olan
    hususlardır. İnsan ve toplum hayatıyla ilişkili olan insan haklarının, ilâhi dinlerin ve bu
    dinlerin tebliğcisi konumunda olan peygamberlerin ilgi alanında olmadığını düşünmek
    de mümkün değildir. Peygamberlerin gönderiliş amaçlarından birisi; insana insanca
    yaşamayı öğretmek, insan haklarını yeryüzünde ikâme etmektir. Bütün peygamberlerin
    ortak yönü, insan haklarını doğal bir güvenceye almaktır. Dolayısıyla yeryüzünde insan
    hakları alanındaki mücadele yeni başlamış olmayıp insanlık tarihi kadar eskidir. Hz.
    Peygamber, insan haklarının ikamesi için mücadele vermiş ve insan hakları ihlallerine
    müdahale etmiştir. O’nun hayatını, uygulamalarını ve hadislerini tetkik ettiğimizde bu 24 Yrd. Doç. Dr. Saffet Sancaklı
    gerçeği açıkça müşahede etmek mümkündür. Özellikle insan hakları açısından vedâ
    hutbesi
    1
    ve Medine vesikası
    2
    başlı başına incelenmeye ve tahlil edilmeye değer
    niteliktedir.
    İnsanın doğuştan beraberinde getirdiği ve Allah’ın kendisine bahşettiği
    dokunulmaz hakları elinden almaya veya kısıtlamaya hiçbir kimsenin hakkı yoktur.
    Örneğin bir kişinin yaşama, bir dine mensup olma gibi haklarını elinden almak veya bu
    hakları kısıtlamak isteyen kişi, kendisini bir nevi ilâh yerine koymuş olur. Dolayısıyla
    kişinin doğuştan getirdiği bu tür haklara kimsenin dokunmaması ve bu açıdan kişinin
    rahatsız edilmemesi gerekir. İnsana gösterilecek saygı burada başlar. Aynı zamanda
    insan haklarının korunması vicdanlara bırakılan bir husus olmayıp, dinî bir zorunluluk
    ve yükümlülüktür.
    İnsan hakları, devlet ve siyasi otorite tarafından bireye verilmiş bir lütuf
    olmayıp, bireyin yaşam için vazgeçemeyeceği doğal hakkıdır. Bu haklardan yoksun
    yaşayan insanın hayatı değerli olmaktan çıkar.
    3
    İnsan fıtratına dayanan insan hakları kavramında, temel hak ve hürriyetlerin sayısı
    oldukça çoktur. Bu makalemizde belli başlı insan hakları hadisler baz alınarak
    incelenmeye çalışılacaktır.
    1- HAK KAVRAMI VE ÖNEMİ
    Kur'ân-ı Kerim’de, hadislerde ve diğer İslâmî kaynaklarda hak kavramı, çok
    geniş yelpazede ele alınmakta; kişinin Allah’a, insanlara, hayvanlara ve çevresine karşı
    hakları söz konusu edilmektedir. Bâtılın zıttı olan hak kavramı, “doğru, gerçek, görev,
    sorumluluk, borç” gibi anlamları yanında “korunması, gözetilmesi ya da sahibine
    ödenmesi gerekli olan maddi ve manevî imkan, değer, pay, eşya ve menfaatler”

    * Yard. Doç. Dr. İnönü Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Öğretim Üyesi.
    1
    Veda hutbesinin metni ve kaynakları için bk. Muhammed Hamidullah, el-Vesâiku’s-Siyâsiyye, sh., 379
    vd., terc., Vecdi Akyüz, Kitabevi Yay., İst., 1997.
    2
    Medine vesikasının maddeleri için bk. Muhammed Hamidullah, İslâm Peygamberi, I, 131-134, terc.,
    M.Said Mutlu, İrfan Yay, İst., el-Vesâiku’s-Siyâsiyye, sh., 63 vd.; Salih Tuğ, İslâm Ülkelerinde
    Anayasa Hareketleri, sh., 31-40, İrfan Yay., İst., 1969; Ekrem Ziya Umerî, Medine Toplumu, sh., 56-
    59, terc., Nureddin Yıldız, Risâle Yay., İst., 1992.
    3
    Şekerci Osman, İnsan Hakları Alanında Temel Belgeler ve İslâm, sh., 17, Nûn Yay., İst., 1996. Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi III (2003), Sayı: 2 25
    anlamında da kullanılmaktadır.
    4
    Yüce Allah’ın güzel isimlerinden biri olan “hak”
    kelimesinin çoğulu olan hukukun gayesi, hakların kime âit olduğunun belirlenmesi,
    hakların korunması ve haklara yapılan tecavüzün, zorbalıkların ortadan kaldırılmasıdır.
    5
    Dolayısıyla insanın kanı akıtılmaz, canına kıyılmaz, namusuna, toprağına, mesleğine,
    meskenine ve cinsiyetine dokunulmaz.
    6
    Yüzlerce âyet ve hadisin ortak ifadesinden
    İslâm’ın bu konulardaki görüşleri ortaya çıkmaktadır. Fert ve toplumların her yönüyle
    hak ve sorumluluklarının belirlenmesi ve dengelenmesi İslâm dininin ana konularından
    birini teşkil etmektedir.
    7
    Önemli olan insanın sahip olduğu haklarıyla beraber onur,
    şeref, namus ve iffetiyle yaşamasını sağlamaktır.
    İnsan fıtratıyla örtüşen insan hakları kavramının zihinlerde yaptığı çağrışım
    insanın sahip olduğu özgürlüklerdir. Yani insan haklarından anlaşılan onun
    özgürlükleridir.
    8
    “Hak ve özgürlük, aslında bir tek gerçeğin iki yönüdür, bir
    madalyonun iki yüzü gibidir. Çünkü özgürlük bir hak olduğu gibi, her hak da özgürlükle
    gerçekleşebilir. Hak, özgürlüğün konusu, özgürlük ise hakkın gerçekleşme vasıtasıdır.”
    9
    Hak ve özgürlüklerin insanın kişiliğine bağlı olarak, doğal, dokunulmaz, vazgeçilemez,
    engellenemez, kısıtlanamaz, devredilemez ve evrensel olduğunda görüş birliği vardır.
    10
    Yüce Allah’ın, üstün ve mükerrem bir varlık olan insana bahşettiği bu hakların bir
    bütün olarak ele alınmayıp aralarında ayırım yapılması da doğru değildir. Herkes için
    gerekli olan insan haklarına önem vermeyen ve bu haklara riâyet etmeyen toplumlar
    medeni olamazlar. İlâhi bir kaynaktan beslenmeyen insan hakları uygulamalarında her
    zaman eksiklik ve çifte standart söz konusu olacaktır.

    4
    Heyet, İlmihal II (İslâm ve Toplum), sh., 527, İSAM, İst., 1999. Hak kavramıyla ilgili geniş tahlil için
    bk.Ünalan Abdülkadir, İslâm Hukuku Açısından Hak ve Hakkın Kötüye Kullanılması, sh., 11vd., İzmir,
    1997. Ayrıca hak kelimesinin lügat manası için bk. İbn Manzur, Lisânu’l-Arab, II, 332, Dâru Sadr,
    Beyrut, trs. ; Cevherî, İsmail b. Hammad, es-Sıhâh, IV, 1460-1461, Mısır, 1982; Râğıb el-İsfehânî, elMüfredât fî Garîbi’l-Kur'ân , sh., 125, Kahraman Yay., İst., 1986; Cürcânî, es-Seyyid Şerif Ali b.
    Muhammed, et-Ta’rifât, sh., 61, İst., 1327; Çağırıcı Mustafa, Hak Mad., T.D.V.İ.A., XV, 137, İst.,
    1997.
    5
    Muhammed Tâhir b. Âşûr, Mekâsıdu’ş-Şerîati’l-İslâmiyye (İslâm Hukuk Felsefesi Gaye Problemi), sh.,
    211, terc. Vecdi Akyüz-Mehmet Erdoğan, Rağbet Yay., 3. bsk., İst., 1999.
    6
    Abdullah Draz, İslâm’ın İnsana Verdiği Değer, sh., 46, terc., Nureddin Demir, Kayıhan Yay., İst.,
    1983.
    7
    Bardakoğlu Ali, Hak Mad., T.D.V.İ.A., XV, 139, İst., 1997.
    8
    Özdağ Ümit, Batı’da İnsan Haklarının Doğuşu, sh., 17, Doğu’da ve Batı’da İnsan Hakları (Kutlu
    Doğum Haftası: 1993-1994), T.D.V.Y., Ank., 1996.
    9
    Kocaoğlu A.Mehmet, Ekonomik ve Sosyal Haklar, sh., 1065-1066, Yeni Türkiye, sayı: 22, Ank., 1998.
    10
    Karatepe Şükrü, İnsan Haklarının İlâhî Temelleri, sh., 109, Doğu’da ve Batı’da İnsan Hakları (Kutlu
    Doğum Haftası: 1993-1994), T.D.V.Y., Ank., 1996. 26 Yrd. Doç. Dr. Saffet Sancaklı
    Hz. Peygamber’in -hayatı boyunca- insanlarla olan ilişkileri çok yoğun bir
    şekilde geçmiş ve O sürekli sosyal hayatın merkezinde yer almıştır. O,“İnsanlarla
    haşir-neşir olup ezalarına katlanan müslüman, insanlara karışmayıp ezalarına
    katlanmayan müslümandan daha hayırlıdır.”
    11
    buyurarak toplumdan ayrı yaşanmasını
    tasvip etmemiştir. Peygamberlik öncesi ve sonrasında sürekli hakkın savunucusu olmuş,
    haksızlığa uğrayan mağdur kişilerin yanında yer almıştır. Daha gençlik yıllarında
    haksızlığa, zulme, zorbalığa ve adâletsizliğe karşı mücadele vermiş, bu bağlamda
    faaliyet gösteren ve iç güvenliği sağlamayı hedefleyen Hilfu'l-Fudûl (Faziletliler
    sözleşmesi) adlı sivil toplum teşkilatına girmede tereddüt etmemiş ve bu teşkilatta bilfiil
    çalışmıştır.
    12
    Her türlü zulme ve haksızlığa karşı mücadele amacıyla ihdas edilmiş olan,
    ancak Cahiliyye döneminin bir ürünü olan bu teşkilata katılmıştır.
    13
    Hz. Peygamber'in,
    genç yaşta bu teşkilata katılmak suretiyle daha o zamanda insan haklarına ne derece
    önem verdiği anlaşılmaktadır. Hz. Peygamber risâlet görevinden sonra da bu olayı
    zaman zaman hatırlayarak davet edildiği takdirde yine böyle bir toplulukta yer
    alabileceğini ifade etmiştir.
    14
    Onun bu tavrı, Cahiliyye ürünü olup olmadığına
    bakmaksızın hak ve faziletten yana olmanın bizatihi İslâm’ın gereği olduğuna bir işaret
    olarak kabul edilebilir.
    15
    2- İNSANIN DEĞERİ VE ONURU
    Şu bir gerçek ki, bir toplumda insan haklarına değer verilip verilmediği insan
    unsuruna verilen değerden anlaşılmaktadır. Nerede insana değer veriliyor ve insana
    saygı duyuluyorsa orada insan haklarının varlığından söz edilebilir. Dolayısıyla insan
    hakları konusunda en önemli husus insan unsurudur. İslâm dini insana en büyük değeri
    vererek evrende en değerli varlık olduğunu ilan etmiş ve eşref-i mahlukât olduğunu
    bildirmiştir. Akıl ve irade sahibi olmakla diğer varlıklardan ayrılan ve üstün hale gelen

    11
    Tirmizî, Ebû İsa Muhammed b. İsa, Sünen, Kıyâme, B.55, thk., A.M.Şakir-M.F.Abdülbaki- İ.Adve
    Avad, Kahire, 1938.
    12
    İbn Hişâm, Abdülmelik b. Hişâm, es-Sîretü’n-Nebeviyye, I, 94, thk., Süheyl Zekar, Dâru’l-Fikr,
    Beyrut, 1992; İbnü'1-Esîr el-Cezerî, Ebu’l-Hasan Ali b. Muhammed, el-Kâmil fi’t-Târîh, II, 26-27,
    Dâru’l-Kitâbi’l-Arabî, 6. bsk., Beyrut, trs.
    13
    Kırbaşoğlu M.Hayri, İslâm ve İnsan Hakları Üzerine -Eleştirel Bir Yaklaşım-, sh., 279, Yeni Türkiye,
    sayı: 21, Ank., 1998.
    14
    İbn Hişâm, a.g.e., I, 94; Muhammed Hamidullah, İslâm Peygamberi, I, 49-50.
    15
    Kırbaşoğlu M.Hayri, a.g.m., sh., 279. Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi III (2003), Sayı: 2 27
    insan, sadece bedeni varlığı ile değil, manevi yönleriyle de değerlidir. İnsan salt et ve
    kemikten müteşekkil mekanik bir varlık olmayıp ruh ve bedeniyle beraber bir bütündür.
    “Muhakkak ki, Biz insanı en güzel şekilde yarattık, sonra onu aşağıların en
    aşağısına indirdik, yalnız inanıp hayırlı işler yapanlar bundan müstesnadır. Onlara
    kesintisiz mükâfat vardır”
    16
    “And olsun ki, Biz insanoğullarını şerefli kıldık”
    17
    Dolayısıyla saygın bir konumda bulunan ve yeryüzünün halifesi onuruna sahip olan
    insana saygı göstermek onun hak ve hürriyetlerine saygı göstermekle başlar.
    18
    İslâm
    dininin insana verdiği değeri hiçbir ideoloji vermemiştir. Bununla beraber İslâm dininin
    fevkalade önem verdiği hususlardan biri de -ki bu da insan hakları açısından önemli bir
    husus- üstün manevi değerlerle mücehhez kılarak insan haklarına saygılı insan-ı kâmil
    dediğimiz insan tipini (üstün insan modelini) yetiştirmektir. Bu insan tipi
    yetiştirilmediği sürece kanuni zorlamalar olsa da insan haklarının istenilen düzeyde
    uygulanması mümkün değildir. Hz. Peygamber kendi döneminde bu amacı
    gerçekleştirmiş, kendinden sonraki dönemlerde bu insan tipinin yetişmesi için örnek
    teşkil etmiş ve gerekli mesajları vermiştir.
    Hz. Peygamber, iyi insan tipinin oluşması için gereken tedbirleri almış, bunları
    kendi döneminde uygulamalı olarak göstermiştir. İyi ve erdemli insan olmayı teşvik
    eden hadislerin çokluğu da dikkat çekmektedir. “Her iyilik sadakadır.”
    19
    “Bir iyiliğe
    öncülük eden kimseye o iyiliği yapanın ecri gibi sevap vardır.”
    20
    “Müslüman elinden ve
    dilinden başkalarının emin olduğu kişidir.”
    21
    “Sizden biriniz kendisi için istediğini
    kardeşi için de istemedikçe imân etmiş olamaz.
    22
    “Her kim bir iyilik yaparsa ona, ondan
    yediyüze kadar sevap yazılır.”
    23
    "Sizin en hayırlınız ahlâkı en güzel olanınızdır."
    24
    ,
    “İyilik güzel ahlâktan ibarettir...”
    25
    “İnsanların en hayırlısı, ömrü uzun, ameli güzel

    16
    Tîn, 95/4 -5.
    17
    İsrâ, 17/70.
    18
    Akgündüz Ahmet, İnsan Hakları Alanında Temel Belgeler ve İslâm, sh., 23, Nûn Yay., İst., 1996.
    19
    Buhârî, Ebû Abdillah Muhammed b. İsmail, Sahîh-i Buhârî, Edeb, 33, Çağrı Yay., 2.bsk., İst., 1982;
    Müslim, Ebu’l-Hüseyn Müslim b. Haccâc, el-Câmiu’s-Sahîh, Zekât, H.No:53, thk., M. F. Abdülbaki,
    Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-Arabî, Beyrut, 1956 . Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Süleyman b. Eş’as, es-Sicistânî,
    Sünen, Edeb, B. 60, Çağrı Yay., İst., 1981.
    20
    Müslim, İmâre, H.No: 133; Ebû Dâvûd, Edeb, B. 115; Tirmizî, İlim, B. 14.
    21
    Buhârî, İmân, B.4; Müslim, İmân, H.No: 65; Ebû Dâvûd, Cihâd, B. 2; Tirmizî, İmân, B.12; Nesâî, Ebû
    Abdirrahman Ahmed b. Şuayb, Sünen, İmân, B. 9, Çağrı Yay. İst. 1981.
    22
    Buhârî, İmân, B.7; Müslim, İmân, H.No: 71.
    23
    Müslim, İmân, H.No: 204.
    24
    Buhârî, Edeb, B. 38; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 185, Çağrı Yay., İst., 1982.
    25
    Müslim, Birr, B.14-15; Tirmizî, Zühd, B.52. 28 Yrd. Doç. Dr. Saffet Sancaklı
    olanıdır.”
    26
    Esas olan insanlara yardım etmek, iyilik yapmak ve hizmet etmektir.
    Müslüman, tüm varlıklara karşı sorumlu ve görevleri olan kişidir. Hak, adâlet, şefkat,
    merhamet ve hoşgörü sahibi olan bir kimse, diğer varlıklara karşı hakkaniyete titizlik
    gösterme konusunda son derece dikkatli olacaktır. Böyle bir anlayışta olan insan, hiçbir
    canlıya zarar vermemek için çaba sarf edecektir. Hatta o, yolda insanları rahatsız edecek
    bir maddeyi bertaraf etmekle sorumlu olduğu bilincindedir.
    27
    İslâm, kötü insan tipinin
    oluşmaması için de gereken tedbirleri almış ve kötü insan tipiyle mücadele etmiştir.
    Nitekim hadiste kötülüklerle mücadele hususunda şu strateji verilmektedir: “Kim bir
    kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle
    değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki,
    bu imanın en zayıf derecesidir.”
    28
    Böylece İslâm’ın amacı üstün insanî niteliklere sahip
    bireyler yetiştirerek topluma kazandırmaktır.

    3- YAŞAM HAKKI VE CAN GÜVENLİĞİ
    İnsan haklarının en başında yaşama hakkı ve can güvenliği gelmektedir. Çünkü
    yaşam hakkı diğer tüm hakların kaynağı durumundadır. Allah’ın verdiği cana kimsenin
    kıyma hakkı yoktur. Bunun ağır bir suç olduğu Kur'ân’da şöyle anlatılır: “...Haksız yere
    bir cana kıyan kimse sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Birine hayat veren kimse
    de bütün insanlara hayat vermiş gibidir.”
    29
    “Allah’ın haram kıldığı cana kıymayın...”
    30
    “Haklı bir sebep olmadıkça Allah’ın haram kıldığı cana kıymayın.”
    31
    Yaşama hakkı ve
    güvencesi içerisinde olmayan bir kişinin dengeli ve sağlıklı bir yaşam sürmesi
    düşünülemez.
    Hz Peygamber, insan yaşamı ve değeri üzerinde çokça durmuş ve târihî vedâ
    hutbesinde “(Mü'minler), bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl
    mukaddes bir ay ise canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir. Her türlü
    tecâvüzden korunmuştur.” buyurarak
    32
    müslümanların can, mal, ırz ve namus

    26
    Tirmizî, Zühd, B. 21-22.
    27
    Bk. Müslim, Birr, H.No: 131.
    28
    Müslim, İmân, H.No:78. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten, B. 11; Nesâî, İmân, B. 17.
    29
    Mâide, 5/32.
    30
    İsra, 17/33.
    31
    En’âm, 6/151.
    32
    Buhârî, Edeb, B. 43, Hacc, B. 132; Müslim, Birr, H.No: 32, Kasâme, H.No: 29-30, Hacc, H.No: 147.
    Ayrıca bk. Buhârî, Diyât, B. 6, Mezâlim, B. 33, İlim, B.37, Meğâzî, B.77, Edâhî, B.5, Hudûd, B. 9, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi III (2003), Sayı: 2 29
    güvenliğine vurguda bulunmuş, insanların sulh, sükûnet içerisinde birbirlerinin
    haklarına riâyet ederek yaşamalarını istemiştir. İnsanın kendi hayatına saygı duyması
    gerektiği gibi başkalarının hayatına da saygı göstermesi gerekir. Dolayısıyla insan,
    intihar yoluyla kendi yaşamına kastedemeyeceği gibi başkalarının hayatına da
    kastedemez. Kendisiyle ve insanlarla barışık olan bir insandan böyle bir hareket
    beklenemez. Ayrıca Hz. Peygamber, intihar etmenin cezayı gerektirdiğini hadislerinde
    bildirmiştir.
    33
    Anne karnında cinayet olan kürtaj da insan yaşamına verilen değerden
    dolayı yasaklanmıştır.
    Hz. Peygamber, insanın dirisine değer verdiği gibi ölüsüne de değer vermiştir.
    Bir gün ashâbıyla otururken yanlarından bir Yahudi cenazesinin geçtiğini farkedince
    hürmeten ayağa kalkmıştır. Yanındakiler bu durumu yadırgamış olmalılar ki, “Ya
    Rasûlallah, bu bir Yahudi cenazesidir.” deyince Hz. Peygamber, “O insan değil
    midir?” cevabını vermiştir.
    34

    Tarih boyunca İslâm toplumlarında gayr-i müslim toplumlarda yaşanan kazıklı
    voyvodalar, insanların canlı canlı hayvanlara parçalattırılması, ölü insan kellelerinin
    sokaklarda dolaştırılması gibi insanlık dışı olaylar yaşanmamıştır.
    35
    Dolayısıyla
    İslam’da insanın dirisine de ölüsüne de saygı gösterilmiştir.
    İnsanın yaşama hakkı hiçbir kimse tarafından elinden alınamayacağı gibi devlet
    tarafından da alınamaz. İnsanın her türlü hakkını koruyabilmesi ve bu haklarından
    faydalanabilmesi için fizikî varlığını sürdürmesi gereklidir. Bu açıdan insanlar
    “öldürülmezlik” hakkına sahiptir.
    36
    İslâm, kişilerin özel hayatıyla ilgili hususları da koruma altına almıştır. İnsanları
    kırıcı ve rencide edici hususlar olan gıybet, iftira, dedikodu, alay etmek, kusurları
    araştırmak, insanları hakir görmek, evlere izinsiz girmek, tecessüs gibi onur kırıcı şeyler
    yasaklanmıştır. Bu tür kötü huylar, insanı/toplumu huzursuz ettiği gibi, kaba kuvvetin
    kullanılmasına ve cinayetlerin işlenmesine de yol açabilir.

    Fiten, B. 8, Tevhid, B. 24; Müslim, Kasâme, H.No: 25; Ebû Davud, Sünne, B. 32; Tirmizî, Diyât,
    B.22. Hz. Peygamber’in vedâ hutbesi kütüb-i sitte’nin muhtelifler yerlerinde yer almaktadır.
    33
    Bk.Müslim, İmân, H.No:175; Tirmizî, Tıb, B. 7.
    34
    Buhârî, Cenâiz, B.50.
    35
    Batıda insanlık dışı yaşanan olaylarla ilgili bk. Thomas Paine, İnsan hakları, sh., 38-39, terc.,
    M.Osman Dostel, M.E.B.Y., İst., 1998.
    36
    Aydın Hakkı, İslâm ve Modern Hukukta İşkence, sh., 20, Beyan Yay., İst., 1997.






+ Yorum Gönder