Konusunu Oylayın.: Dua ederken Peygamberimiz sadece arefe günü mü elini bitiştirirdi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Dua ederken Peygamberimiz sadece arefe günü mü elini bitiştirirdi?
  1. 24.Ocak.2013, 20:01
    1
    Misafir

    Dua ederken Peygamberimiz sadece arefe günü mü elini bitiştirirdi?






    Dua ederken Peygamberimiz sadece arefe günü mü elini bitiştirirdi? Mumsema Peygamberimiz sadece arefe günü mü elini bitiştirirdi?


  2. 24.Ocak.2013, 20:01
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 06.Şubat.2013, 17:46
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Dua ederken Peygamberimiz sadece arefe günü mü elini bitiştirirdi?




    Dua ederken eller birleştirilebilir veya ayrı tutulabilir.
    Bu iki durumunda delilleri vardır.

    Alıntı
    Dua sırasında avuçlar yukarıya gelecek şekilde elleri açık tutmak, istek ve niyazın anlamına uygun bir haldir. Ellerin yukarıya, göğe doğru kaldırılması Allah’ın gökte, belli bir mekânda oluşundan değil, göklerin yücelik ve azameti temsil etmesi sebebiyledir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) dua ederken bazen koltuklarının beyazlığı görünecek kadar ellerini kaldırırdı (Buhârî, Deavât, 23). Hz. Peygamber (s.a.s.) buyuruyor ki; “Allah’a avuçlarınızı yukarıya getirerek dua edin, ellerinizin tersini değil. Duayı bitirdiğiniz zaman da ellerinizi yüzünüze sürün.” (Ebû Dâvûd, Salât, 358). Ancak, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in, bela ve musibetler sırasında dua ederken avuçları yere bakacak şekilde dua ettiği de rivayet edilmiştir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, XXI, 170; Azîmâbâdî, Avnü’l-Ma’bûd, IV, 251). Rasûlüllah’ın ellerini kaldırmadan da dua ettiği rivayet edilmiştir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, XX, 231). Dua sırasında normal olarak omuz hizasına kadar kaldırılan ellerin (Buhârî, Deavât, 50) arası normal aralıkta tutulur. “Hz. Peygamber (s.a.s.) dua sırasında ellerini bir araya getirdi.” şeklindeki rivayet, “ellerini bir hizada tuttu; biri aşağıda, biri yukarıda değildi.” şeklinde yorumlanmıştır (Tahtâvî, Hâşiye ala Merâki’l-Felâh, Beyrut 1997, I, 214). Namazlardan sonra veya başka zamanlarda dua ederken elleri yüze sürmek, duada el kaldırıldığında sünnettir (Ebû Dâvûd, Salât, 358; Edeb 107). El kaldırmadan dua edildiği zaman, ellerin yüze sürülmesi gerekmez (Tahtâvî, Hâşiye ala Merâki’l-Felâh, I, 318).



  4. 06.Şubat.2013, 17:46
    2
    Administrator



    Dua ederken eller birleştirilebilir veya ayrı tutulabilir.
    Bu iki durumunda delilleri vardır.

    Alıntı
    Dua sırasında avuçlar yukarıya gelecek şekilde elleri açık tutmak, istek ve niyazın anlamına uygun bir haldir. Ellerin yukarıya, göğe doğru kaldırılması Allah’ın gökte, belli bir mekânda oluşundan değil, göklerin yücelik ve azameti temsil etmesi sebebiyledir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) dua ederken bazen koltuklarının beyazlığı görünecek kadar ellerini kaldırırdı (Buhârî, Deavât, 23). Hz. Peygamber (s.a.s.) buyuruyor ki; “Allah’a avuçlarınızı yukarıya getirerek dua edin, ellerinizin tersini değil. Duayı bitirdiğiniz zaman da ellerinizi yüzünüze sürün.” (Ebû Dâvûd, Salât, 358). Ancak, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in, bela ve musibetler sırasında dua ederken avuçları yere bakacak şekilde dua ettiği de rivayet edilmiştir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, XXI, 170; Azîmâbâdî, Avnü’l-Ma’bûd, IV, 251). Rasûlüllah’ın ellerini kaldırmadan da dua ettiği rivayet edilmiştir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, XX, 231). Dua sırasında normal olarak omuz hizasına kadar kaldırılan ellerin (Buhârî, Deavât, 50) arası normal aralıkta tutulur. “Hz. Peygamber (s.a.s.) dua sırasında ellerini bir araya getirdi.” şeklindeki rivayet, “ellerini bir hizada tuttu; biri aşağıda, biri yukarıda değildi.” şeklinde yorumlanmıştır (Tahtâvî, Hâşiye ala Merâki’l-Felâh, Beyrut 1997, I, 214). Namazlardan sonra veya başka zamanlarda dua ederken elleri yüze sürmek, duada el kaldırıldığında sünnettir (Ebû Dâvûd, Salât, 358; Edeb 107). El kaldırmadan dua edildiği zaman, ellerin yüze sürülmesi gerekmez (Tahtâvî, Hâşiye ala Merâki’l-Felâh, I, 318).






+ Yorum Gönder