Konusunu Oylayın.: Takva ve vera ne demektirler?

5 üzerinden 3.00 | Toplam : 2 kişi
Takva ve vera ne demektirler?
  1. 24.Ocak.2013, 19:23
    1
    Misafir

    Takva ve vera ne demektirler?






    Takva ve vera ne demektirler? Mumsema Takva ve vera yolculuğunda 10 önemli nokta!


  2. 24.Ocak.2013, 19:23
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 27.Ocak.2013, 16:02
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Takva ve vera ne demektirler?




    Takva nedir ? Vera Nedir ?

    Takva , korkma, sakınma, Allah korkusuyla günahlardan korunmak demektir. Muttaki, takva üzere yaşayan mü’min demek olur.

    Takvada ilk akla gelen, haramları terktir. Bunu, mekruhlardan sakınma takip eder. Mekruh, çirkin bulunan, hoş karşılanmayan fiil, söz ve hâllere denir. Bunların terk edilmeleri de takvadandır. Daha sonra şüpheliler karşımıza çıkar. Bunların da mekruhlar gibi haramla bir başka komşulukları vardır. Hakkında kesin bir hüküm olmayan işlerde, takvaya uygun olanı, haram olma ihtimalini gözeterek o fiilleri terk etmektir. Sonra mübah ve helâl olanlar gelir. Bunlardan yeteri kadar istifade edip israftan sakınmak da takvadandır.

    Allah Resûlü (asm.) “Helâl belli, haram da bellidir. Fakat bu ikisinin arasında şüpheli şeyler vardır.” diye başlayan bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur: “Nasıl bir çoban, koruluğun kenarında koyun otlattığında, koyunlarının her an koruluğa girme ihtimali varsa, şüpheli şeylerden korunmayanın da harama düşme ihtimali öylece vardır.”

    Şüpheli, haramın en yakın komşusudur. O araziye girenin bir süre sonra haram sahasına düşmesi kuvvetle muhtemeldir. Şüpheliden sakınanlarla haram arasına bir tampon bölge girmiş oluyor.

    Kur’an-ı Kerimden bir takva dersi:

    “...Yakıtı insanlar ve taşlar olan ve kâfirler için hazırlanan o dehşetli ateşten sakının.” (Bakara Sûresi, 2/14) Tefsir alimlerimiz, bu âyet-i kerimede sözü edilen taşların, putlar olduğunu söylerler. Bu âyet-i kerimede yakıtı taşlar olan bir cehennemin dehşeti yanında, mümini ürperten bir başka tehdit daha vardır. O da putlarla beraber yanma, aynı mekânda birlikte bulunma, onların tâbi olduğu muameleye maruz kalma zilletidir.

    Takva ve salih amel, ruh ve kalbin terakkisinde iki esastırlar. Salih amel ile manevi kârlar elde edilir. Takva ile de bu kâr korunur ve zararlardan uzak kalınır. Zarar yollarını kapamayan bir insan, kazandığından çok daha fazlasını kaybedebilir ve bu yolun sonu iflasa çıkar.

    İflasla ilgili şu hadis-i şerif çok ürkütücü ve korkutucudur:

    “Ümmetimden müflis o kişidir ki; kıyamet günü namaz, oruç ve zekât gibi ameller ile gelir. Buna karşılık ona buna sövmüş, iftira etmiş, kiminin malını yemiş, kiminin kanını dökmüş ve kimini de dövmüştür. Ahirette bu iyilikleri hak sahiplerine dağıtılır. İyilikleri yetmeyip bittiği zaman da hak sahiplerinin günahlarından bir kısmı alınıp kendisine yüklenir ve cehenneme atılır.” (bk. (Müslim, Birr 6; Tirmizî, Kıyamet 2)

    Takvanın üç mertebesi vardır:

    1. Şirkten takva: İman ederek şirkten korunmak. Kişi böylece ebedî cehennemde kalmaktan korunmuş olur.

    2. Masiyetten takva: Büyük günahları işlemekten, küçüklerde de ısrardan sakınmak. Takvanın en yaygın mânâsı budur.

    3. Masivadan takva: Kalbini, Hak’tan alıkoyan her şeyden uzak tutmak.


    Sorularla İslamiyet



    VERA

    Vera; hayırlı ve övgüye değer amellere sarılıp, geçici dünya hevesi peşinde koşmayı terk etmeyi gerektirir. Yine vera; emredilen ve nehyedilen bütün dini hükümleri teferruatı ve incelikleriyle tatbik etmeyi gerektirir. Bunun gereği olarak, ağızdan giren ve çıkanın Allah ve Rasulü’nün sevdiği şeyler olmasına dikkat etmek, günaha düşmekten ve harama bulaşmaktan kaçınmak için şüpheli şeylerden uzak durmak, zerre kadar da olsa kimsenin hakkını üzerine geçirmemek veradır. Hz. Ebubekir (r.a.) “Bir nevi harama düşeriz korkusuyla yetmiş çeşit helali terkeyledik.” sözüyle vera örneği sergilemiştir.
    Gereksiz şeyleri terk etmek demek olan “malayani” yi terk etmek de vera cümlesindedir. Zaten Hz. Peygamber (s.a.v) bir hadisinde kişinin lüzumsuz şeyleri terk etmesinin o kişinin İslami güzelliği gereği, bir başka deyişle İslam’ı iyi anlayıp uyguladığının delili olduğunu söylemiştir. (Tirmizi, Zühd,11;İbn Mace, Fiten, 12)
    Vera ile Zühd arasındaki fark,vera şüpheli şeyleri, zühd ise ihtiyaç fazlasını terk etmektir. Vera’yı takva karşılığı alanlar olsa da vera; takvanın ileri bir merhalesidir. Veranın sevabı ve neticesi, ahirette hesabın hafif olmasını sağlar.
    Haramda vera(kaçınmak) dindarlıktır. Lakin bunun da dereceleri vardır. İmam-ı Gazali veranın dört derecesi olduğunu söyler:
    A_ Haram olan şeylerden kaçınmak,
    B_ Şüpheli şeylere karşı korunmak (ki bu salihlerin vera’ı dır)
    C_ Harama sebep olması ihtimalini düşünerek helali terk etmek (ki bu muttakilerin vera’ı dır)
    D_ Her ne kadar kendini harama düşürmeyecekse de, Allah’a yakınlığının artmayacak şekilde ömrünün bir kısmının boşa geçeceği korkusundan dolayı , bütün mevcudiyetiyle Allah’a teveccüh edip, Allah’ın dışında her şeyden yüz çevirmek (ki bu da sıdıkların vera’ı dır)
    Allah’ın helal kıldığı şeyleri, mubahları haram kılmak hiçbir kimsenin haddi değildir ve tehlikelidir.!!
    Peygamber Efendimiz(s.a.v)’in Vera ile ilgili bazı Hadis-i Şerifleri
    Ebu Hureyre(r.a.) anlatıyor: “Rasulullah(s.a.v) buyurdular ki: “Ey Ebu Hureyre, vera sahibi ol (harama götürme şüphesi olan şeylerden de kaçın) ki insanların Allah’a en iyi kulluk edeni olasın! Kanaatkarlığı esas al ki insanların Allah’a en iyi şükredeni olasın. Nefsin için sevdiğini insanlar için de sev ki (kamil) mü’min olasın. Sana komşu olanlara iyi komşuluk et ki (kamil bir) Müslüman olasın. Gülmeyi az yap, zira çok gülmek kalbi öldürür.”
    Ebu Zerr (r.a) anlatıyor: Rasulullah (s.a.v) buyurdular ki: “Tedbir gibi akıl yoktur. Sakınmak gibi vera yoktur. İyi huy gibi haseb (itibar vesilesi) yoktur.
    Ebu Zerr (r.a) anlatıyor: Rasulullah (s.a.v) buyurdular ki: Ben bir kelime “Bir ayet” biliyorum. Eğer insanların hepsi onu tutsaydılar hepsine kafi gelirdi. ‘Ashab: ‘Ey Allah’ın Rasulu , bu hangi ayettir?’ dediler, Aleyhissalatu vesselem: ‘Ve kim Allah’tan korkarsa, Allah o kimseye (darlıktan genişliğe) bir çıkış yolu ihsan eder.’ (talak-2) ayetini okudu.”
    Abdullah ibnu Amr (r.a) anlatıyor: “Rasulullah(s.a.v)’a : ‘En efdal insan kimdir?’ diye sorulmuştu. ‘kalbi mahmum(pak), dili doğru sözlü olan herkes’ buyurdular. Ashab: ‘doğru sözlülüğün ne demek olduğunu biliyoruz. Mahmumul kalb ne demektir?’ diye sordu.
    (Mahmumul kalb), Allah’tan korkan tertemiz kalptir, içinde günah yoktur, zulüm yoktur, kin yoktur, haset yoktur “ buyurdular.

    Ramazan Akınkan
    İsk.Hatay


  4. 27.Ocak.2013, 16:02
    2
    Özel Üye



    Takva nedir ? Vera Nedir ?

    Takva , korkma, sakınma, Allah korkusuyla günahlardan korunmak demektir. Muttaki, takva üzere yaşayan mü’min demek olur.

    Takvada ilk akla gelen, haramları terktir. Bunu, mekruhlardan sakınma takip eder. Mekruh, çirkin bulunan, hoş karşılanmayan fiil, söz ve hâllere denir. Bunların terk edilmeleri de takvadandır. Daha sonra şüpheliler karşımıza çıkar. Bunların da mekruhlar gibi haramla bir başka komşulukları vardır. Hakkında kesin bir hüküm olmayan işlerde, takvaya uygun olanı, haram olma ihtimalini gözeterek o fiilleri terk etmektir. Sonra mübah ve helâl olanlar gelir. Bunlardan yeteri kadar istifade edip israftan sakınmak da takvadandır.

    Allah Resûlü (asm.) “Helâl belli, haram da bellidir. Fakat bu ikisinin arasında şüpheli şeyler vardır.” diye başlayan bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur: “Nasıl bir çoban, koruluğun kenarında koyun otlattığında, koyunlarının her an koruluğa girme ihtimali varsa, şüpheli şeylerden korunmayanın da harama düşme ihtimali öylece vardır.”

    Şüpheli, haramın en yakın komşusudur. O araziye girenin bir süre sonra haram sahasına düşmesi kuvvetle muhtemeldir. Şüpheliden sakınanlarla haram arasına bir tampon bölge girmiş oluyor.

    Kur’an-ı Kerimden bir takva dersi:

    “...Yakıtı insanlar ve taşlar olan ve kâfirler için hazırlanan o dehşetli ateşten sakının.” (Bakara Sûresi, 2/14) Tefsir alimlerimiz, bu âyet-i kerimede sözü edilen taşların, putlar olduğunu söylerler. Bu âyet-i kerimede yakıtı taşlar olan bir cehennemin dehşeti yanında, mümini ürperten bir başka tehdit daha vardır. O da putlarla beraber yanma, aynı mekânda birlikte bulunma, onların tâbi olduğu muameleye maruz kalma zilletidir.

    Takva ve salih amel, ruh ve kalbin terakkisinde iki esastırlar. Salih amel ile manevi kârlar elde edilir. Takva ile de bu kâr korunur ve zararlardan uzak kalınır. Zarar yollarını kapamayan bir insan, kazandığından çok daha fazlasını kaybedebilir ve bu yolun sonu iflasa çıkar.

    İflasla ilgili şu hadis-i şerif çok ürkütücü ve korkutucudur:

    “Ümmetimden müflis o kişidir ki; kıyamet günü namaz, oruç ve zekât gibi ameller ile gelir. Buna karşılık ona buna sövmüş, iftira etmiş, kiminin malını yemiş, kiminin kanını dökmüş ve kimini de dövmüştür. Ahirette bu iyilikleri hak sahiplerine dağıtılır. İyilikleri yetmeyip bittiği zaman da hak sahiplerinin günahlarından bir kısmı alınıp kendisine yüklenir ve cehenneme atılır.” (bk. (Müslim, Birr 6; Tirmizî, Kıyamet 2)

    Takvanın üç mertebesi vardır:

    1. Şirkten takva: İman ederek şirkten korunmak. Kişi böylece ebedî cehennemde kalmaktan korunmuş olur.

    2. Masiyetten takva: Büyük günahları işlemekten, küçüklerde de ısrardan sakınmak. Takvanın en yaygın mânâsı budur.

    3. Masivadan takva: Kalbini, Hak’tan alıkoyan her şeyden uzak tutmak.


    Sorularla İslamiyet



    VERA

    Vera; hayırlı ve övgüye değer amellere sarılıp, geçici dünya hevesi peşinde koşmayı terk etmeyi gerektirir. Yine vera; emredilen ve nehyedilen bütün dini hükümleri teferruatı ve incelikleriyle tatbik etmeyi gerektirir. Bunun gereği olarak, ağızdan giren ve çıkanın Allah ve Rasulü’nün sevdiği şeyler olmasına dikkat etmek, günaha düşmekten ve harama bulaşmaktan kaçınmak için şüpheli şeylerden uzak durmak, zerre kadar da olsa kimsenin hakkını üzerine geçirmemek veradır. Hz. Ebubekir (r.a.) “Bir nevi harama düşeriz korkusuyla yetmiş çeşit helali terkeyledik.” sözüyle vera örneği sergilemiştir.
    Gereksiz şeyleri terk etmek demek olan “malayani” yi terk etmek de vera cümlesindedir. Zaten Hz. Peygamber (s.a.v) bir hadisinde kişinin lüzumsuz şeyleri terk etmesinin o kişinin İslami güzelliği gereği, bir başka deyişle İslam’ı iyi anlayıp uyguladığının delili olduğunu söylemiştir. (Tirmizi, Zühd,11;İbn Mace, Fiten, 12)
    Vera ile Zühd arasındaki fark,vera şüpheli şeyleri, zühd ise ihtiyaç fazlasını terk etmektir. Vera’yı takva karşılığı alanlar olsa da vera; takvanın ileri bir merhalesidir. Veranın sevabı ve neticesi, ahirette hesabın hafif olmasını sağlar.
    Haramda vera(kaçınmak) dindarlıktır. Lakin bunun da dereceleri vardır. İmam-ı Gazali veranın dört derecesi olduğunu söyler:
    A_ Haram olan şeylerden kaçınmak,
    B_ Şüpheli şeylere karşı korunmak (ki bu salihlerin vera’ı dır)
    C_ Harama sebep olması ihtimalini düşünerek helali terk etmek (ki bu muttakilerin vera’ı dır)
    D_ Her ne kadar kendini harama düşürmeyecekse de, Allah’a yakınlığının artmayacak şekilde ömrünün bir kısmının boşa geçeceği korkusundan dolayı , bütün mevcudiyetiyle Allah’a teveccüh edip, Allah’ın dışında her şeyden yüz çevirmek (ki bu da sıdıkların vera’ı dır)
    Allah’ın helal kıldığı şeyleri, mubahları haram kılmak hiçbir kimsenin haddi değildir ve tehlikelidir.!!
    Peygamber Efendimiz(s.a.v)’in Vera ile ilgili bazı Hadis-i Şerifleri
    Ebu Hureyre(r.a.) anlatıyor: “Rasulullah(s.a.v) buyurdular ki: “Ey Ebu Hureyre, vera sahibi ol (harama götürme şüphesi olan şeylerden de kaçın) ki insanların Allah’a en iyi kulluk edeni olasın! Kanaatkarlığı esas al ki insanların Allah’a en iyi şükredeni olasın. Nefsin için sevdiğini insanlar için de sev ki (kamil) mü’min olasın. Sana komşu olanlara iyi komşuluk et ki (kamil bir) Müslüman olasın. Gülmeyi az yap, zira çok gülmek kalbi öldürür.”
    Ebu Zerr (r.a) anlatıyor: Rasulullah (s.a.v) buyurdular ki: “Tedbir gibi akıl yoktur. Sakınmak gibi vera yoktur. İyi huy gibi haseb (itibar vesilesi) yoktur.
    Ebu Zerr (r.a) anlatıyor: Rasulullah (s.a.v) buyurdular ki: Ben bir kelime “Bir ayet” biliyorum. Eğer insanların hepsi onu tutsaydılar hepsine kafi gelirdi. ‘Ashab: ‘Ey Allah’ın Rasulu , bu hangi ayettir?’ dediler, Aleyhissalatu vesselem: ‘Ve kim Allah’tan korkarsa, Allah o kimseye (darlıktan genişliğe) bir çıkış yolu ihsan eder.’ (talak-2) ayetini okudu.”
    Abdullah ibnu Amr (r.a) anlatıyor: “Rasulullah(s.a.v)’a : ‘En efdal insan kimdir?’ diye sorulmuştu. ‘kalbi mahmum(pak), dili doğru sözlü olan herkes’ buyurdular. Ashab: ‘doğru sözlülüğün ne demek olduğunu biliyoruz. Mahmumul kalb ne demektir?’ diye sordu.
    (Mahmumul kalb), Allah’tan korkan tertemiz kalptir, içinde günah yoktur, zulüm yoktur, kin yoktur, haset yoktur “ buyurdular.

    Ramazan Akınkan
    İsk.Hatay


  5. 10.Şubat.2017, 23:13
    3
    Misafir

    Yorum: Takva ve vera ne demektirler?

    Takva, ve, vera, aididet, ve, ubuduy, yet


  6. 10.Şubat.2017, 23:13
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Takva, ve, vera, aididet, ve, ubuduy, yet





+ Yorum Gönder