+ Yorum Gönder
Soru ve Cevaplar ve Misafir Soruları Kategorisinden Az gülünüz çok ağlayınız ayetini nasıl anlamalıyız? Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. Misafir

    Az gülünüz çok ağlayınız ayetini nasıl anlamalıyız?






  2. Ercan
    Devamlı Üye

    Cevap: Az gülünüz çok ağlayınız ayetini nasıl anlamalıyız?


    Reklam



    Cevap: Bahsedilen ayet şu şekildedir.

    "Artık kazanmakta olduklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar!" ( Tevbe Suresi 82 )

    Az gülünüz çok ağlayınız sözü için ise Rana kardeş gerekli açıklamayı daha önce yapmış .

    Sevgili Peygamberimiz buyurmuştur ki: "Eğer bildiğim kadarını bilseydiniz, durmadan Rabbinize yalvarır, ağlardınız. Eğer bildiğim kadarını bilseydiniz, Yataklarınızda duramazdınız.”

    Güzel ahlak sahibi olmak isteyen bir kimse gülmesinde de ölçülü olmalıdır. Çok gülmemeli, gülünce kahkaha ile gülmemelidir. Bu hususta da Sevgili Peygamberimiz rehber edinmelidir.

    Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) insanların en mütebessimi idi. Hiçbir zaman kahkaha ile gülmez, güldükleri zaman sadece tebessüm ederek gülerlerdi. (Şemail–i Şerif, 243).

    Hz. Aişe (r.a.) bu mevzuda şöyle demektedir: “Peygamber Efendimiz’in bir kez olsun tam bir biçimde güldüğüne rastlamadım. O hep gülümserdi.”
    Hz. Abdullah b. Haris b. Cez şöyle demektedir: “Peygamber Efendimiz’den daha çok gülümseyen kimseyi görmedim. Peygamber Efendimizin gülmeleri hep gülümseme idi.”
    Şimdi de mevzu ile ilgili hadis–i şeriflerden iki tanesine bakalım: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şöyle buyurduğunu naklediyor: “Haramlardan sakın ki, insanların en abidi olasın. Allah’ın taksimine razı ol ki, halkın en zengini olasın. Komşuna iyilik yap ki, (kamil) mü’min olasın. Nefsin için sevdiğini insanlar için de sev ki, (halis) Müslüman olasın. Bir de sakın çok gülme. Zira fazla gülme kalbi öldürür.” (Ramûz, c.1/13–7)

    Ebû Zer Gifârî (r.a.) Resulullah’ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu anlattı: “Eğer bildiğim kadarını bilseydiniz, az güler çok ağlardınız.”
    “Eğer benim bildiğim kadarını bilseydiniz, dağlara çıkardınız. Eğer bildiğim kadarını bilseydiniz, durmadan Rabbinize yalvarır, ağlardınız. Yataklarınızda duramazdınız.” (Tenbihü’l–Gafilin, c.1/222).


+ Yorum Gönder