Konusunu Oylayın.: Maturidiler ve Eş'ariler arasındaki farklılıklar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Maturidiler ve Eş'ariler arasındaki farklılıklar
  1. 24.Ocak.2013, 18:32
    1
    Misafir

    Maturidiler ve Eş'ariler arasındaki farklılıklar






    Maturidiler ve Eş'ariler arasındaki farklılıklar Mumsema Maturidiler ve Eş'ariler arasındaki farklılıklar


  2. 24.Ocak.2013, 18:32
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 24.Ocak.2013, 20:44
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,602
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Maturidiler ve Eş'ariler arasındaki farklılıklar




    EŞARİ MATURİDİ ARASINDAKİ FARKLAR



    1- Maturidi’lere göre Tekvin ( masivayı yok veya var etmek); diğer sıfatlar gibi Allah’ın sıfatıdır ve O’nunla kaimdir. Mükevvin = Yaratıcı’nın sıfatı Tekvin, mükevven = yaratılmıştan başka olduğu halde, masivanın var olmak zamanında, her cüzüne bağlıdır; Kudret ve İrade sıfatları gibi..

    Eşarilere göre tekvin sıfatı, hadistir; Allah’ın Zat’ıyla kaim değildir. Çünkü tekvin, Allah’ın fiili sıfatlarındandır. Halbuki fiili sıfatların hepsi de tekvin gibi hadistir. Zira kainat zatıyla ve sıfatıyla hadistir. Öyle ise Allah’ın fiili sıfatlarının hepsi hadistir. Çünkü masivaya müteallak ( bağlı olan), masivadır.

    Abdülaziz Debbağ’dan naklen İbni Mubarek; Hoca Ali Havas’tan naklen İmam Şarani derler ki: ‘ Varlığın varlığı, bilfiil hadis ve bilkuvve ezelidir. ‘

    Binaenaleyh her iki imamın sözleri birdir. Çünkü Maturidi’ye göre, varlık yok iken de, Allah teala Tekvin sıfatıyla vasıflanır. Aşari’ye göre ise, varlığın var olması = vücud, varlığın sıfatıdır. Zira varlık olmadan yoklukla ve yok değil iken vasıflanır. Bu ihtilaf, ihtilaf-ı lafzidir.

    2- Maturidilere göre Allah’ın kelamı ( konuşması) bizzat işitilmez, ancak ona delalet eden işitir.

    Eşarilere göre, Allah’ın kelamı bizzat işitilir; Musa Peygamber’in kıssasında beyan ve meşhur olduğu gibi..

    İbni Fevrek der ki: ‘ Bir kişi Kur’an’ı okurken iki şey işitir; okuyanın sesi, Allah’ın kelamı. ‘

    Kadı Bakıllani der ki: ‘ Harici adetlere binaen Allah’ın kelamı işitilmez. Velakin işitilmesi mümkündür. Allah dilediği kuluna tabii kanunların hilafına işittirir. Fakat işitilen, elbette harf ve lafızdan mücerred ve hali olarak vasıtasızdır. ‘

    Üstad Bediuzzaman Mesnevi’sinde şöyle der: ‘ Hafızlar Kur’an okurken, ister hafızı dinle.. İster Asrı saadetten.. ve istersen savt-ı ezeliden.. ‘

    Ebu İshak El-İsferayini ve tabileri derler ki: ‘Allah’ın kelamı, ne vasıta ile ne de vasıtasız olarak asla işitilmez.’ Ebu Mansur Maturidi’nin ihtiyar eylediği hüküm de böyledir.

    - Maturidilere göre, Allah hikmet lafzıyla vasıflanır; hikmet kelimesi ister ilim, ister hükümler manasında kullanılsın..

    Eşarilere göre eğer hikmetin manası, ilim ise, Allah onunla vasıflanır; hikmet sıfatı Allah’ın Zat’ıyla kaimdir.. ve ezelidir. Aksi halde, hikmet, ahkam ve hükmetmek manasında ise, o da tekvin gibidir; Allah onunla vasıflanmaz.

    4- Maturidilere göre, Allah’ın irade sıfatının her şeye şumülü vardır. Her hayrı, her şerri, küfrü ve imanı, taati ve isyanı, O hem diler, hem takdir eyler. Amma taatlerde dileği ve isteği, sevgisi ve emri vardır. Lakin isyan ve küfürde rızası, sevgisi ve emri yoktur.

    Eşarilere göre, irade ile rıza arasında fark yoktur. Allah’ın sevgisinin, irade gibi her şeye şumülü vardır.

    5- Maturidilere göre, teklife bağlı bazı hükümlerin bilinmesi, akıl ile mümkündür. Zira akıl, eşyaların güzelliğini ve çirkinliğini bilmek hususunda bir alettir. İmanın lüzumlu olduğu ve Yaratıcı’ya şükretmek, akıl ile idrak olunur. Elbette akıl iman etmeye ileticidir. Çünkü Allah onu iletici yaratmıştır. İşte akıl peygamberlerden işittikten sonra inanmakla mükellef olduğu gibi, işitmeseydi dahi yine velinimeti olan Allah Teala’yı bilmesi gerekliliğini, yine peygamberlerden öğrenir.. Hatta Allah’ın varlığını idrak etmemekte, hiçbir kimse için mazeret yoktur. Çünkü yer, gök ve içindekileri insanoğlu görür. İşte bu kadar eserleri görüp inanmak mecburiyetindedir. Hatta hiçbir peygamber gönderilmemiş olsaydı bile Allah’a inanmak yine lüzumlu ve farz olurdu.

    Eşarilere göre, akıl ile hiçbir şey vacib veya haram olmaz. Vacib veya haram oluş; Allah’ın gönderdiği hukukla, yani kitab ve elçi ile bilinir. Her ne kadar akıl, çirkinliği ve iyiliği idrak etse de, teklife bağlı bütün hükümleri Şari’den işitmek ile idrak eder.

    6- Maturidiler dediler ki: Saidler bazen şaki, şakiler de bazen said olur. Eşariler: ‘Buna itibar yoktur; itibar akibetedir. Akıbet ise Allah’ın ilmine dayanır. Hiç kimse Allah’ın ilmini bilenemz. Öyleyse ‘ İnşaAllah mü’minim’ demek caiz olur’ dediler. Maturidiler dediler ki: Şek üzerinde ‘ İnşaAllah müminim’ demek caiz olmaz.

    Ehli tahkikten birçokları dediler ki: İman bir kimsenin kalbinde yerleşirse, artık akıbetinden korkulmaz.

    7- Maturidiye göre kulun gücünün yetmediği şeyde, ona İlahi teklifin yüklenmesi mümkün değildir. Fakat kulun gücünün yetmediği şeyi yüklenmesi mümkündür.

    Eşarilere göre, ikisi de mümkün değildir. Eşariler, El-Bakara suresinin son ayetini delil almışlardır.

    8- Maturidilere göre küfrün afuv olması; şeran ve alken mümkün değildir.

    Eşarilere göre ise, şeran değil; amma alken mümkündür.

    9- Maturidilere göre müminin ebediyen ateşte, kafirin de cennette kalması şeran ve alken mümkün değildir.

    Eşarilere göre şeran değil; amma alken mümkündür.

    10- Maturidlere göre, isim ve müsemmanın manaları birdir.

    Eşarilere göre bir değildir; zira isim, müsemma, tesmiye, ayrı ayrıdır.

    Her iki mezhebin arasında hükmeden bazı ehli ilim şöyle demişlerdir: Burada üç şey var:

    1- İsim müsemmanın aynıdır;
    2- İsim müsemmanın başkasıdır
    3- İsim ne aynıdır ne gayrıdır. İttifakla isim müsemmayı tayin etmek içindir; zira isim, müsemmasıyla vardır.

    11- Peygamberlerde, Maturidilere göre erkeklik şarttır. Eşarilere göre şart değildir. Bilicma, kadınlardan peygamber gelmemiştir.

    12- Kulun yaptığı işin ismi, Maturidilere göre kisb=kazançtır; halk=yaratmak değildir. Binaenaleyh Allah’ın yaptığı işe halk denilir, kisb denilmez. Fe, ayn, lam’dan ibaret fiil kelimesi, kisb ve halk manasını kuşatır.

    Eşarilere göre fiilin iki manası vardır: (1) Hakiki manası, ki var demektir. (2) Mecazi manasıdır. Kulun yaptığı işe mecaz olarak fiil denilir. Kulun yapamadığı işe de halk denilir. Kulun yapabildiği şeylere hakiki mana olarak kisb denilir.

    İttifakla halk=yaratma, Allah’a mahsustur, ister yaratma, vasıtayla olsun ve ister vasıtasız olsun.. Kul yaptığı işin yaratıcısı değildir.

    Hadumi Hazretleri ‘ El-Berika Fi Şerhi Tarikat-il Muhammediyye’ adlı kitabında, İmam Eşari ve İmam Maturidi’nin aralarındaki ihtilafları yetmişbeşe kadar çıkarmış ise de, temel olarak Ehli Sünnetin aralarındaki ihtilaf meseleleri onikidir. O da niza-i lafziden ibarettir.

    Ehli Sünnetin Nazarı İtikadın Ölçüsüdür.s.41-42 Üstaz İsmail Çetin. Dilara Yayınları


  4. 24.Ocak.2013, 20:44
    2
    Moderatör



    EŞARİ MATURİDİ ARASINDAKİ FARKLAR



    1- Maturidi’lere göre Tekvin ( masivayı yok veya var etmek); diğer sıfatlar gibi Allah’ın sıfatıdır ve O’nunla kaimdir. Mükevvin = Yaratıcı’nın sıfatı Tekvin, mükevven = yaratılmıştan başka olduğu halde, masivanın var olmak zamanında, her cüzüne bağlıdır; Kudret ve İrade sıfatları gibi..

    Eşarilere göre tekvin sıfatı, hadistir; Allah’ın Zat’ıyla kaim değildir. Çünkü tekvin, Allah’ın fiili sıfatlarındandır. Halbuki fiili sıfatların hepsi de tekvin gibi hadistir. Zira kainat zatıyla ve sıfatıyla hadistir. Öyle ise Allah’ın fiili sıfatlarının hepsi hadistir. Çünkü masivaya müteallak ( bağlı olan), masivadır.

    Abdülaziz Debbağ’dan naklen İbni Mubarek; Hoca Ali Havas’tan naklen İmam Şarani derler ki: ‘ Varlığın varlığı, bilfiil hadis ve bilkuvve ezelidir. ‘

    Binaenaleyh her iki imamın sözleri birdir. Çünkü Maturidi’ye göre, varlık yok iken de, Allah teala Tekvin sıfatıyla vasıflanır. Aşari’ye göre ise, varlığın var olması = vücud, varlığın sıfatıdır. Zira varlık olmadan yoklukla ve yok değil iken vasıflanır. Bu ihtilaf, ihtilaf-ı lafzidir.

    2- Maturidilere göre Allah’ın kelamı ( konuşması) bizzat işitilmez, ancak ona delalet eden işitir.

    Eşarilere göre, Allah’ın kelamı bizzat işitilir; Musa Peygamber’in kıssasında beyan ve meşhur olduğu gibi..

    İbni Fevrek der ki: ‘ Bir kişi Kur’an’ı okurken iki şey işitir; okuyanın sesi, Allah’ın kelamı. ‘

    Kadı Bakıllani der ki: ‘ Harici adetlere binaen Allah’ın kelamı işitilmez. Velakin işitilmesi mümkündür. Allah dilediği kuluna tabii kanunların hilafına işittirir. Fakat işitilen, elbette harf ve lafızdan mücerred ve hali olarak vasıtasızdır. ‘

    Üstad Bediuzzaman Mesnevi’sinde şöyle der: ‘ Hafızlar Kur’an okurken, ister hafızı dinle.. İster Asrı saadetten.. ve istersen savt-ı ezeliden.. ‘

    Ebu İshak El-İsferayini ve tabileri derler ki: ‘Allah’ın kelamı, ne vasıta ile ne de vasıtasız olarak asla işitilmez.’ Ebu Mansur Maturidi’nin ihtiyar eylediği hüküm de böyledir.

    - Maturidilere göre, Allah hikmet lafzıyla vasıflanır; hikmet kelimesi ister ilim, ister hükümler manasında kullanılsın..

    Eşarilere göre eğer hikmetin manası, ilim ise, Allah onunla vasıflanır; hikmet sıfatı Allah’ın Zat’ıyla kaimdir.. ve ezelidir. Aksi halde, hikmet, ahkam ve hükmetmek manasında ise, o da tekvin gibidir; Allah onunla vasıflanmaz.

    4- Maturidilere göre, Allah’ın irade sıfatının her şeye şumülü vardır. Her hayrı, her şerri, küfrü ve imanı, taati ve isyanı, O hem diler, hem takdir eyler. Amma taatlerde dileği ve isteği, sevgisi ve emri vardır. Lakin isyan ve küfürde rızası, sevgisi ve emri yoktur.

    Eşarilere göre, irade ile rıza arasında fark yoktur. Allah’ın sevgisinin, irade gibi her şeye şumülü vardır.

    5- Maturidilere göre, teklife bağlı bazı hükümlerin bilinmesi, akıl ile mümkündür. Zira akıl, eşyaların güzelliğini ve çirkinliğini bilmek hususunda bir alettir. İmanın lüzumlu olduğu ve Yaratıcı’ya şükretmek, akıl ile idrak olunur. Elbette akıl iman etmeye ileticidir. Çünkü Allah onu iletici yaratmıştır. İşte akıl peygamberlerden işittikten sonra inanmakla mükellef olduğu gibi, işitmeseydi dahi yine velinimeti olan Allah Teala’yı bilmesi gerekliliğini, yine peygamberlerden öğrenir.. Hatta Allah’ın varlığını idrak etmemekte, hiçbir kimse için mazeret yoktur. Çünkü yer, gök ve içindekileri insanoğlu görür. İşte bu kadar eserleri görüp inanmak mecburiyetindedir. Hatta hiçbir peygamber gönderilmemiş olsaydı bile Allah’a inanmak yine lüzumlu ve farz olurdu.

    Eşarilere göre, akıl ile hiçbir şey vacib veya haram olmaz. Vacib veya haram oluş; Allah’ın gönderdiği hukukla, yani kitab ve elçi ile bilinir. Her ne kadar akıl, çirkinliği ve iyiliği idrak etse de, teklife bağlı bütün hükümleri Şari’den işitmek ile idrak eder.

    6- Maturidiler dediler ki: Saidler bazen şaki, şakiler de bazen said olur. Eşariler: ‘Buna itibar yoktur; itibar akibetedir. Akıbet ise Allah’ın ilmine dayanır. Hiç kimse Allah’ın ilmini bilenemz. Öyleyse ‘ İnşaAllah mü’minim’ demek caiz olur’ dediler. Maturidiler dediler ki: Şek üzerinde ‘ İnşaAllah müminim’ demek caiz olmaz.

    Ehli tahkikten birçokları dediler ki: İman bir kimsenin kalbinde yerleşirse, artık akıbetinden korkulmaz.

    7- Maturidiye göre kulun gücünün yetmediği şeyde, ona İlahi teklifin yüklenmesi mümkün değildir. Fakat kulun gücünün yetmediği şeyi yüklenmesi mümkündür.

    Eşarilere göre, ikisi de mümkün değildir. Eşariler, El-Bakara suresinin son ayetini delil almışlardır.

    8- Maturidilere göre küfrün afuv olması; şeran ve alken mümkün değildir.

    Eşarilere göre ise, şeran değil; amma alken mümkündür.

    9- Maturidilere göre müminin ebediyen ateşte, kafirin de cennette kalması şeran ve alken mümkün değildir.

    Eşarilere göre şeran değil; amma alken mümkündür.

    10- Maturidlere göre, isim ve müsemmanın manaları birdir.

    Eşarilere göre bir değildir; zira isim, müsemma, tesmiye, ayrı ayrıdır.

    Her iki mezhebin arasında hükmeden bazı ehli ilim şöyle demişlerdir: Burada üç şey var:

    1- İsim müsemmanın aynıdır;
    2- İsim müsemmanın başkasıdır
    3- İsim ne aynıdır ne gayrıdır. İttifakla isim müsemmayı tayin etmek içindir; zira isim, müsemmasıyla vardır.

    11- Peygamberlerde, Maturidilere göre erkeklik şarttır. Eşarilere göre şart değildir. Bilicma, kadınlardan peygamber gelmemiştir.

    12- Kulun yaptığı işin ismi, Maturidilere göre kisb=kazançtır; halk=yaratmak değildir. Binaenaleyh Allah’ın yaptığı işe halk denilir, kisb denilmez. Fe, ayn, lam’dan ibaret fiil kelimesi, kisb ve halk manasını kuşatır.

    Eşarilere göre fiilin iki manası vardır: (1) Hakiki manası, ki var demektir. (2) Mecazi manasıdır. Kulun yaptığı işe mecaz olarak fiil denilir. Kulun yapamadığı işe de halk denilir. Kulun yapabildiği şeylere hakiki mana olarak kisb denilir.

    İttifakla halk=yaratma, Allah’a mahsustur, ister yaratma, vasıtayla olsun ve ister vasıtasız olsun.. Kul yaptığı işin yaratıcısı değildir.

    Hadumi Hazretleri ‘ El-Berika Fi Şerhi Tarikat-il Muhammediyye’ adlı kitabında, İmam Eşari ve İmam Maturidi’nin aralarındaki ihtilafları yetmişbeşe kadar çıkarmış ise de, temel olarak Ehli Sünnetin aralarındaki ihtilaf meseleleri onikidir. O da niza-i lafziden ibarettir.

    Ehli Sünnetin Nazarı İtikadın Ölçüsüdür.s.41-42 Üstaz İsmail Çetin. Dilara Yayınları





+ Yorum Gönder