Konusunu Oylayın.: Hz Zeyd kimdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz Zeyd kimdir?
  1. 23.Ocak.2013, 19:24
    1
    Misafir

    Hz Zeyd kimdir?






    Hz Zeyd kimdir? Mumsema hz zeyd kimdir


  2. 23.Ocak.2013, 19:24
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 24.Ocak.2013, 03:00
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: hz zeyd kimdir?




    hz zeyd kimdir?

    Zeyd b. Harise
    (Radîyâllahû Anh)

    Kısa boylu, esmer tenli, karayağız yassı ve yayvan burunlu idi. Babası İbnu Şerâhil b. Kâb, annesi ise Sûdâ binti Sâlebe b. abdi Âmir'dir.

    Kısa boylu, esmer tenli, karayağız yassı ve yayvan burunlu idi. Babası İbnu Şerâhil b. Kâb, annesi ise Sûdâ binti Sâlebe b. abdi Âmir'dir.
    Zeyd bin Hârise’nin annesi Sûdâ, Zeyd’i yanına alıp kendi kavmi olan Beni Ma'niler’i ziyarete gitmişti.
    O sırada başka kabilenin süvarileri Beni Ma'niler’in yurduna baskın yapmışlardı. İşte bu baskında Zeydi de yakalayarak Ukaz Panayırı’na götürüp bir köle gibi satışa çıkarmışlardı. Kendisini Hakim b. Hızâm, halası olan; Rasûlüllah Sallellahü Aleyhi ve Sellem’in pâk zevceleri Hazreti Hatice için dört yüz dirheme satın almıştı.
    Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem Zeyd'i görünce:
    Eğer bu köle benim olsaydı, muhakkak onu azâd ederdim! diyerek ona karşı bir sevgi duymuştu.
    Hazreti Hatice anamız da bunun üzerine Zeyd’i Peygamberimize bağışladı. Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem’de onu bağışladı. Zeyd o zaman sekiz yaşlarındaydı.
    Daha sonra Zeyd'in babası Hârise; oğlunun bir baskınla kaçırılıp köle olarak satıldığını işitince son derece telaşlanmış, tasalanmış, ağlayıp sızlamış, hatta oğlu üzerine şiirler söylemişti.
    Hazreti Zeyd'in Mekke'de olduğunu, Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem’in yanında olduğunu haber aldığında, Zeyd Radiyallahü Anh’ın babası Hârise ile amcası Kâb, kurtulmalık akçesini yanlarına alarak Mekke’ye geldiler. Tabi ki bu hadise Vahiy ve Peygamberlik gelmeden önce vukû buluyor.
    Geldiler, kendilerini tanıttılar, çocuklarını geri almak istediklerini, onun için verilen ücreti de verebileceklerini beyan ederek Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem’e şöyle dediler:
    Yanında bulunan oğlumuz için sana geldik. Bize lütfet, ihsanda bulun da fazla ücret istemeyip kolaylık göster. Onun kurtulmalık akçesini sana sunalım, dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem buyurdular ki:
    Ben sizlere iyiliğin, ihsanın daha fazlasını yapacağım. Hazreti Zeyd’i çağırıp kendisini muhayyer bırakacağım. Sizi tercih ederse, kurtulmalık akçesi almadan size veririm. Fakat beni tercih ederse, beni tercih edene, ben hiç kimseyi tercih etmem (yani veremem) buyurunca, dediler ki:
    Sen bize karşı gerçekten çok büyük bir lütuf ve ihsan da bulundun!
    Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem hemen Zeyd Radiyallahü Anh’ı çağırarak sordu:
    Şunları tanır mısın?
    Evet!
    Kimdir bunlar?
    Bu babamdır, şu da amcamdır.
    Sen benim kim olduğumu öğrendin. Seni nasıl koruduğumu, senin üzerine nasıl titreyip durduğumu da gördün. Şimdi, ister beni tercih et yanımda kal! İstersen onları tercih et ve babanla birlikte git! Bunun üzerine Zeyd Radiyallahü Anh atılarak
    Yemin ederim ki: Ben seni hiçbir kimseye tercih etmem. Sen bana, baba ve ana makâmındasın. Ben ancak senin yanında kalırım.
    Hazreti Zeyd Radiyallahü Anh’ ın babası ve amcası bu işe çok şaşırdılar. Hiç böyle bir şey beklemiyorlardı. Dedilerki:
    Yazık sana ey Zeyd! Köleliği, hürriyete ve ailene tercih mi ediyorsun?
    Ben bu zâttan öyle şeyler gördüm ki. Ona hiç bir zaman hiçbir kimseyi tercih edemem. Ondan hiç ayrılmıyacağım.
    Peygamebirimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem Zeyd Radiyallahü Anh’ ın bu bağlılığını görünce, onun bu tavrından son derece memnun kaldı. Elinden tukup onu evinin avlusuna; Hicr denen yere götürerek, orada bulunanlara yüksek sesle:
    “Ey hazır bulunanlar! Şahid olunuz ki, Zeyd bundan böyle benim oğlumdur. Ben ona vâris'im, o da bana vârisdir”, buyurdu. Bu durumu gören Zeyd Radiyallahü Anh’ın babası ve amcasının gönülleri hoş olur. Ferahlar ve gözleri arkada kalmadan memleketlerine dönerler.
    Bu Hâdîseden sonra Mekke' liler ona, Zeyd İbni Muhammed (Muhammed'in oğlu Zeyd) diye isim taktılar ve böyle çağırdılar.
    Cahiliyye devrinde bir kimse, birini oğul edindiği zaman, halk o oğulluğu oğul edinenin adı ile çağırır ve babalığın mirasına da vâris olurdu. Lâkin İslamiyet gelip şu ayetler nazil olunca:
    “Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o Allah’ın Rasûlü ve Peygamberlerin sonuncusudur”. (Ahzab, 40)
    "Onları (evlat edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın, Allah Celle Celalühu katında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onlar sizin dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır". (Ahzab, 5)
    İşte bu ayetler ininceye kadar Zeyd Radiyallahü Anh’ı Zeyd bin Muhammed diye çağırırlardı.
    Sonra Zeyd bin Hârise diye çağırılmaya başlandı.
    Böylece Peygamberlik sebebiyle veya üvey evlatlık yoluyla birbirlerine babaoğul nazarıyla bakmakla, hatta böyle isimlendirmekle nesep bağının hükmü hâsıl olmayacağı belirtilmiş oldu.
    Zeyd bin Hârise Radiyallahü Anh, Hazreti Ali Radiyallahü Anh’ den sonra, erkeklerden Zeyd bin Hârise müslüman olmuş ve namaz kılmıştır.
    Onun hakkında Rasûlüllah Sallellahü Aleyhi ve Sellem’in bir çok Hâdisi Şerif’leri vardır. Bir keresinde kendisine şöyle buyurmuştur:
    Ey Zeyd! Sen bizim kardeşimiz ve azâdlımızsın! Sen bana kavmimin en sevimlisisin buyurarak iltifat etmişlerdir.
    Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem Zeyd b. Hârise hakkında:
    “Vallahi benim katımda insanların en sevimlisi idi. Onun oğlu Üsame bin Zeyd hakkında da:
    O’ndan sonra onun oğluda, benim için insanların en sevimlilerindendir!" buyurmuştur.
    Hatta Kur'anı Kerim’de Rasûlüllah’ın ashabından hiç kimsenin ismi zikrolunmamış iken Zeyd Radiyallahü Anh’ın ismi geçmektedir.
    Zeyd bin Hârise Radiyallahü Anh’ın, Rasulullah Sallellahü Aleyhi ve Sellem’in yerini belirtmek konusunda Hazreti Aişe anamız der ki:
    Rasûlüllah Aleyhissalâtü Vesselam Zeyd'i bir seriyye'ye göndermişse, mutlaka komutan yapmıştır. Eğer sağ olsaydı yerine halife tayin ederdi.
    Hazreti Ömer Radiyallahü Anh’ın halifeliği sırasında Üsame bin Zeyd'e üçbin beşyüz dinar, kendi oğlu Abdullah'a ise üç bin dinar tahsis etmişti. Abdullah bin Ömer babasına:
    Neden Üsameyi benden üstün tuttun?! Vallahi o hiç bir savaş meydanında beni geçmiş değildir! diye itiraz edince, Hazreti Ömer:
    Usame'nin babası Zeyd, Rasûlüllah’a, senin babandan daha sevgili, Üsame'de Rasûlüllah’a senden daha sevgili olduğu için, Rasûlüllah'ın sevdiği kişiyi, benim sevdiğime üstün tuttum! demiştir.
    Zeyd bin Hârise Radiyallahü Anh, Bedir, Uhud, Hendek, Heyber ve diğer bütün savaşlara katılmış, yedi seriyyeye kumandanlık etmiş, hicretin sekizinci yılında Rasûlüllah Sallellahü Aleyhi ve Sellem, Suriye'ye ordu çıkardığı zaman Mü' te'de üçbin kişilik İslam ordusunun başkomutanı olarak O’nu tayin etmiş ve şöyle buyurmuştur:
    “Zeyd kumandandır. O şehit olursa yerine Cafer, o da şehit olursa Abdullah İbnu Revâha komutan olacak”.
    Ve Rasûlüllah Sallellahü Aleyhi ve Sellem’in buyurduğu gibi; yüzbin kişilik Rum ordusu ile çarpışan, üç bin kişilik İslam askerinin başında bulunan Zeyd bin Hârise Radiyallahü Anh, diğer komutanlarla beraber şehit olmuştu. Bunların kutlu şehadetini Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem vahiy yoluyla haber almış, Medine'de sahabeye haber vermişti. Buna Rasûlüllah Sallellahü Aleyhi ve Sellem ağlamış, şehid olduklarına şahitlik etmiştir.
    Allah Celle Celalühu onlardan razı olsun. Bizleri de şefaatlerine nail etsin. AMİN!



    Saadet Yıldızları
    Sahabei Kiram
    Ahmet ŞAFAK



  4. 24.Ocak.2013, 03:00
    2
    Moderatör



    hz zeyd kimdir?

    Zeyd b. Harise
    (Radîyâllahû Anh)

    Kısa boylu, esmer tenli, karayağız yassı ve yayvan burunlu idi. Babası İbnu Şerâhil b. Kâb, annesi ise Sûdâ binti Sâlebe b. abdi Âmir'dir.

    Kısa boylu, esmer tenli, karayağız yassı ve yayvan burunlu idi. Babası İbnu Şerâhil b. Kâb, annesi ise Sûdâ binti Sâlebe b. abdi Âmir'dir.
    Zeyd bin Hârise’nin annesi Sûdâ, Zeyd’i yanına alıp kendi kavmi olan Beni Ma'niler’i ziyarete gitmişti.
    O sırada başka kabilenin süvarileri Beni Ma'niler’in yurduna baskın yapmışlardı. İşte bu baskında Zeydi de yakalayarak Ukaz Panayırı’na götürüp bir köle gibi satışa çıkarmışlardı. Kendisini Hakim b. Hızâm, halası olan; Rasûlüllah Sallellahü Aleyhi ve Sellem’in pâk zevceleri Hazreti Hatice için dört yüz dirheme satın almıştı.
    Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem Zeyd'i görünce:
    Eğer bu köle benim olsaydı, muhakkak onu azâd ederdim! diyerek ona karşı bir sevgi duymuştu.
    Hazreti Hatice anamız da bunun üzerine Zeyd’i Peygamberimize bağışladı. Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem’de onu bağışladı. Zeyd o zaman sekiz yaşlarındaydı.
    Daha sonra Zeyd'in babası Hârise; oğlunun bir baskınla kaçırılıp köle olarak satıldığını işitince son derece telaşlanmış, tasalanmış, ağlayıp sızlamış, hatta oğlu üzerine şiirler söylemişti.
    Hazreti Zeyd'in Mekke'de olduğunu, Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem’in yanında olduğunu haber aldığında, Zeyd Radiyallahü Anh’ın babası Hârise ile amcası Kâb, kurtulmalık akçesini yanlarına alarak Mekke’ye geldiler. Tabi ki bu hadise Vahiy ve Peygamberlik gelmeden önce vukû buluyor.
    Geldiler, kendilerini tanıttılar, çocuklarını geri almak istediklerini, onun için verilen ücreti de verebileceklerini beyan ederek Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem’e şöyle dediler:
    Yanında bulunan oğlumuz için sana geldik. Bize lütfet, ihsanda bulun da fazla ücret istemeyip kolaylık göster. Onun kurtulmalık akçesini sana sunalım, dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem buyurdular ki:
    Ben sizlere iyiliğin, ihsanın daha fazlasını yapacağım. Hazreti Zeyd’i çağırıp kendisini muhayyer bırakacağım. Sizi tercih ederse, kurtulmalık akçesi almadan size veririm. Fakat beni tercih ederse, beni tercih edene, ben hiç kimseyi tercih etmem (yani veremem) buyurunca, dediler ki:
    Sen bize karşı gerçekten çok büyük bir lütuf ve ihsan da bulundun!
    Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem hemen Zeyd Radiyallahü Anh’ı çağırarak sordu:
    Şunları tanır mısın?
    Evet!
    Kimdir bunlar?
    Bu babamdır, şu da amcamdır.
    Sen benim kim olduğumu öğrendin. Seni nasıl koruduğumu, senin üzerine nasıl titreyip durduğumu da gördün. Şimdi, ister beni tercih et yanımda kal! İstersen onları tercih et ve babanla birlikte git! Bunun üzerine Zeyd Radiyallahü Anh atılarak
    Yemin ederim ki: Ben seni hiçbir kimseye tercih etmem. Sen bana, baba ve ana makâmındasın. Ben ancak senin yanında kalırım.
    Hazreti Zeyd Radiyallahü Anh’ ın babası ve amcası bu işe çok şaşırdılar. Hiç böyle bir şey beklemiyorlardı. Dedilerki:
    Yazık sana ey Zeyd! Köleliği, hürriyete ve ailene tercih mi ediyorsun?
    Ben bu zâttan öyle şeyler gördüm ki. Ona hiç bir zaman hiçbir kimseyi tercih edemem. Ondan hiç ayrılmıyacağım.
    Peygamebirimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem Zeyd Radiyallahü Anh’ ın bu bağlılığını görünce, onun bu tavrından son derece memnun kaldı. Elinden tukup onu evinin avlusuna; Hicr denen yere götürerek, orada bulunanlara yüksek sesle:
    “Ey hazır bulunanlar! Şahid olunuz ki, Zeyd bundan böyle benim oğlumdur. Ben ona vâris'im, o da bana vârisdir”, buyurdu. Bu durumu gören Zeyd Radiyallahü Anh’ın babası ve amcasının gönülleri hoş olur. Ferahlar ve gözleri arkada kalmadan memleketlerine dönerler.
    Bu Hâdîseden sonra Mekke' liler ona, Zeyd İbni Muhammed (Muhammed'in oğlu Zeyd) diye isim taktılar ve böyle çağırdılar.
    Cahiliyye devrinde bir kimse, birini oğul edindiği zaman, halk o oğulluğu oğul edinenin adı ile çağırır ve babalığın mirasına da vâris olurdu. Lâkin İslamiyet gelip şu ayetler nazil olunca:
    “Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o Allah’ın Rasûlü ve Peygamberlerin sonuncusudur”. (Ahzab, 40)
    "Onları (evlat edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın, Allah Celle Celalühu katında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onlar sizin dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır". (Ahzab, 5)
    İşte bu ayetler ininceye kadar Zeyd Radiyallahü Anh’ı Zeyd bin Muhammed diye çağırırlardı.
    Sonra Zeyd bin Hârise diye çağırılmaya başlandı.
    Böylece Peygamberlik sebebiyle veya üvey evlatlık yoluyla birbirlerine babaoğul nazarıyla bakmakla, hatta böyle isimlendirmekle nesep bağının hükmü hâsıl olmayacağı belirtilmiş oldu.
    Zeyd bin Hârise Radiyallahü Anh, Hazreti Ali Radiyallahü Anh’ den sonra, erkeklerden Zeyd bin Hârise müslüman olmuş ve namaz kılmıştır.
    Onun hakkında Rasûlüllah Sallellahü Aleyhi ve Sellem’in bir çok Hâdisi Şerif’leri vardır. Bir keresinde kendisine şöyle buyurmuştur:
    Ey Zeyd! Sen bizim kardeşimiz ve azâdlımızsın! Sen bana kavmimin en sevimlisisin buyurarak iltifat etmişlerdir.
    Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem Zeyd b. Hârise hakkında:
    “Vallahi benim katımda insanların en sevimlisi idi. Onun oğlu Üsame bin Zeyd hakkında da:
    O’ndan sonra onun oğluda, benim için insanların en sevimlilerindendir!" buyurmuştur.
    Hatta Kur'anı Kerim’de Rasûlüllah’ın ashabından hiç kimsenin ismi zikrolunmamış iken Zeyd Radiyallahü Anh’ın ismi geçmektedir.
    Zeyd bin Hârise Radiyallahü Anh’ın, Rasulullah Sallellahü Aleyhi ve Sellem’in yerini belirtmek konusunda Hazreti Aişe anamız der ki:
    Rasûlüllah Aleyhissalâtü Vesselam Zeyd'i bir seriyye'ye göndermişse, mutlaka komutan yapmıştır. Eğer sağ olsaydı yerine halife tayin ederdi.
    Hazreti Ömer Radiyallahü Anh’ın halifeliği sırasında Üsame bin Zeyd'e üçbin beşyüz dinar, kendi oğlu Abdullah'a ise üç bin dinar tahsis etmişti. Abdullah bin Ömer babasına:
    Neden Üsameyi benden üstün tuttun?! Vallahi o hiç bir savaş meydanında beni geçmiş değildir! diye itiraz edince, Hazreti Ömer:
    Usame'nin babası Zeyd, Rasûlüllah’a, senin babandan daha sevgili, Üsame'de Rasûlüllah’a senden daha sevgili olduğu için, Rasûlüllah'ın sevdiği kişiyi, benim sevdiğime üstün tuttum! demiştir.
    Zeyd bin Hârise Radiyallahü Anh, Bedir, Uhud, Hendek, Heyber ve diğer bütün savaşlara katılmış, yedi seriyyeye kumandanlık etmiş, hicretin sekizinci yılında Rasûlüllah Sallellahü Aleyhi ve Sellem, Suriye'ye ordu çıkardığı zaman Mü' te'de üçbin kişilik İslam ordusunun başkomutanı olarak O’nu tayin etmiş ve şöyle buyurmuştur:
    “Zeyd kumandandır. O şehit olursa yerine Cafer, o da şehit olursa Abdullah İbnu Revâha komutan olacak”.
    Ve Rasûlüllah Sallellahü Aleyhi ve Sellem’in buyurduğu gibi; yüzbin kişilik Rum ordusu ile çarpışan, üç bin kişilik İslam askerinin başında bulunan Zeyd bin Hârise Radiyallahü Anh, diğer komutanlarla beraber şehit olmuştu. Bunların kutlu şehadetini Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem vahiy yoluyla haber almış, Medine'de sahabeye haber vermişti. Buna Rasûlüllah Sallellahü Aleyhi ve Sellem ağlamış, şehid olduklarına şahitlik etmiştir.
    Allah Celle Celalühu onlardan razı olsun. Bizleri de şefaatlerine nail etsin. AMİN!



    Saadet Yıldızları
    Sahabei Kiram
    Ahmet ŞAFAK






+ Yorum Gönder