Konusunu Oylayın.: İnsanın kıyameti ölümüdür

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İnsanın kıyameti ölümüdür
  1. 18.Ocak.2013, 20:50
    1
    Misafir

    İnsanın kıyameti ölümüdür

  2. 27.Ocak.2013, 23:44
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: insanın kıyameti ölümüdür




    Her İnsanın Ölümü Kendi Kıyametidir.

    Hasan GÜLER

    (Ey Habîbim!) Sana "Onun gelip dayanması ne zaman?" diye kıyametten soruyorlar. De ki "Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onu vakti (geldiği)nde ortaya çıkaracak ancak O'dur!" (O kıyâmet) göklerde ve yerde (olan bütün mahlûkata) ağır gelmiştir! Size ancak ansızın gelecektir! Sanki Sen ondan haberdarmışsın gibi, Sana soruyorlar. De ki "Onun ilmi ancak Allah katındadır; fakat insanların çoğu (bu ilmin Allah'a âit olduğunu) bilmezler!" (A'raf, 187)
    Son zamanlarda hangi kanalı açsanız kıyametin ne zaman olacağına dair varsayımların döndüğü bir programa rastlamamanız içten bile değil. Her kanalda kendini uzman zanneden ya da öyle olduğunu göstermeye çalışan insanlar, kıyamet saatine ilişkin varsayımlarda bulunuyorlar. Kimisi Nostradamus'un kehanetlerinden tutun da Maya takvimine göre dünyanın sonunun gelişini belirten târihlere atıflarda bulunarak; yok o alâmet, yok bu alâmet diyerek kendilerince kıyametin gününü kestirmeye çalışıyorlar. Hakkını da yemeyelim, bazı akl-ı selim din adamlarımız ise kıyamet saatinin ne zaman geleceğini tahmin etmek yerine kıyamet gününe nasıl hazırlanmak gerektiğine dair de birşeyler söylüyor hiç olmazsa. Bu da sevindirici bir durum.
    Diğer bir âyet: Şübhesiz Allah ki kıyamet (vakti) hakkındaki bilgi ancak O'nun katındadır. Ve yağmuru (O) indirir. Rahimlerde olanı da (O) bilir. Ve hiç kimse yarın (amel cihetiyle) ne kazanacağını bilemez. Hem hiç kimse hangi yerde öleceğini bilemez. Şübhesiz ki Allah, Alîm (sizin bilmediğiniz herşeyi bilen)dir, Habîr (herşeyden haberdâr olan)dır. (Lokman, 34)
    "Allah, kitâbı ve mîzânı (adâleti) hak ile indirendir. Hem ne bilirsin, belki de kıyamet yakındır! (Şûra, 17)
    Yine Şûra Sûresi'nde bir sonraki âyete çok dikkat etmek gerek. Çünkü bu kıyamet saatine ilişkin tartışmalara da bir son koyar nitelikte: Ona inanmayanlar, onu acele isterler! Îman edenler ise, ondan korkan kimselerdir ve (onlar) gerçekten onun hak olduğunu bilirler. Dikkat edin! Kıyamet hakkında tartışanlar, elbette (haktan) uzak bir dalâlet içindedirler. (Şûra, 18)
    Yukarıdaki âyette geçen durum ile inananlar ne kadar çok sık karşılaştıklarını hemen söyleyeceklerdir. Gerçekten de inanmayanların ortak özelliği "Mâdem Allah var, hadi bana zarar versin ya da hadi kıyameti getirsin" gibi zavallı sayılacak çıkışlar olurken; kıyamet gününden ve o gün gelecek azaptan çekinip ürperenlerin ise inançlılar olduğunu hemen fark edeceksiniz.
    Hâlbuki göklerin ve yerin gaybı Allah'a âiddir. Kıyâmetin kopması ise, ancak bir göz açıp kapama gibi veya daha yakındır. Şübhesiz ki Allah, herşeye hakkıyla gücü yetendir. (Nahl, 77)
    Bedîüzzaman Hazretleri de şu dünyanın sekeratını (ölüm ânını), âyât-ı Kur'âniyenin (Kur'ân âyetlerinin) işaret ettiği surette tahayyül (hayal) etmek istersen, bak: Şu kâinatın eczaları (parçaları), dakik, ulvî bir nizam ile birbirine bağlanmış. Hafî (gizli), nâzik, latif bir râbıta (bağ) ile tutunmuş ve o derece bir intizam içindedir ki eğer ecram-ı ulviyeden (büyük cisimler) tek bir cürm, "Kün (ol)" emrine veya mihverinden (yörünge) çık hitabına mazhar olunca, şu dünya sekerata (can çekişmeye) başlar. Yıldızlar çarpışacak, ecramlar dalgalanacak, nihâyetsiz feza-yı âlemde milyonlar gülleleri, küreler gibi büyük topların müthiş sadâları (ses) gibi vâveylâya (çığlık) başlar. Birbirine çarpışarak, kıvılcımlar saçarak, dağlar uçarak, denizler yanarak yeryüzü düzlenecek. İşte şu mevt (ölüm) ve sekerat ile Kadîr-i Ezelî kâinatı çalkalar; kâinatı tasfiye edip Cehennem ve Cehennem'in maddeleri bir tarafa, Cennet ve Cennet'in mevadd-ı münâsibeleri (Cennet maddeleri) başka tarafa çekilir, âlem-i âhiret tezâhür (ortaya çıkar) eder. (Sözler)
    Hâlbuki Allah âyetinde bizlere kıyamet saatine ilişkin bilginin yalnızca kendisine âit olduğunu açık açık söylemiş. Gerisi hikâye. Demek ki her canlının da ölümü tadacağı gün gibi âşikâr iken ve mezarlık girişlerinde de olsa en azından önünden geçen bir kaç yüz ya da bin kişiye bunu hergün hatırlatırken "Kıyamet saatini bilsek ne olur, bilmesek ne olur" diye düşünmeden edemiyorum. Ecel celladı her zaman arkamızdadır. Önemli olan kıyamete, daha doğrusu her insanın kendi kıyameti olan ölümüne hazırlanması değil mi? Evet âyette de denildiği gibi nereden bileceksin, bekli de kıyamet saati çok yakındır. Her zaman her yerde kendi kıyametimizle ilgilenmemiz lâzım.
    Sahâbeden biri, ev inşâ etmektedir. Hz. Peygamber (sallallahu alehi vesellem) de oradan geçer ve der ki "Dikkat edin, ölüm size yapmakta olduğunuz bu evden daha yakındır." Yani siz bu evi bitirmeden, ölüm sizin dünyadaki görevinizi bitirebilir.
    Sahâbe mesajı almıştır, çünkü duygular açıktır.
    Ne demek istiyor Hz. Peygamberimiz (asm)? "İşinizi terk edin, istirahate çekilin, bırakın" demiyor elbette. Ancak "Hayatın en âcil ihtiyacını karşılarken bile, sakın ama sakın ölümü unutmayın. Eliniz işle meşgulken, zihniniz, fikriniz, hayaliniz ölümü düşünsün. İşinize renk, hayatınıza ahenk gelsin."
    Her halde mesaj buydu. Ve bütün duyguları açık olan sahâbe efendilerimiz derhal ama derhal verilen mesajı alıyorlardı. Biz de bu hatırayı duyduğumuzda mesajı alabiliyorsak ve şöyle bir an için olsun durulup üstümüzden, başımızdan dünyanın tozlarını silkebiliyorsak o mesaj bize de ulaşmış, yerini bulmuş demektir.
    Rabbim! Ölümün kötü hâl*le*rin*den ve hayatın içine devekuşu gibi başımızı sokup o büyük günü unutmaktan, duygularımızın diriliğini kaybetmekten, son nefeste Kelime-i Şehâdeti söyleyememekten ve kabir azabından bizleri muhafaza eyle!..


  3. 27.Ocak.2013, 23:44
    2
    Üye



    Her İnsanın Ölümü Kendi Kıyametidir.

    Hasan GÜLER

    (Ey Habîbim!) Sana "Onun gelip dayanması ne zaman?" diye kıyametten soruyorlar. De ki "Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onu vakti (geldiği)nde ortaya çıkaracak ancak O'dur!" (O kıyâmet) göklerde ve yerde (olan bütün mahlûkata) ağır gelmiştir! Size ancak ansızın gelecektir! Sanki Sen ondan haberdarmışsın gibi, Sana soruyorlar. De ki "Onun ilmi ancak Allah katındadır; fakat insanların çoğu (bu ilmin Allah'a âit olduğunu) bilmezler!" (A'raf, 187)
    Son zamanlarda hangi kanalı açsanız kıyametin ne zaman olacağına dair varsayımların döndüğü bir programa rastlamamanız içten bile değil. Her kanalda kendini uzman zanneden ya da öyle olduğunu göstermeye çalışan insanlar, kıyamet saatine ilişkin varsayımlarda bulunuyorlar. Kimisi Nostradamus'un kehanetlerinden tutun da Maya takvimine göre dünyanın sonunun gelişini belirten târihlere atıflarda bulunarak; yok o alâmet, yok bu alâmet diyerek kendilerince kıyametin gününü kestirmeye çalışıyorlar. Hakkını da yemeyelim, bazı akl-ı selim din adamlarımız ise kıyamet saatinin ne zaman geleceğini tahmin etmek yerine kıyamet gününe nasıl hazırlanmak gerektiğine dair de birşeyler söylüyor hiç olmazsa. Bu da sevindirici bir durum.
    Diğer bir âyet: Şübhesiz Allah ki kıyamet (vakti) hakkındaki bilgi ancak O'nun katındadır. Ve yağmuru (O) indirir. Rahimlerde olanı da (O) bilir. Ve hiç kimse yarın (amel cihetiyle) ne kazanacağını bilemez. Hem hiç kimse hangi yerde öleceğini bilemez. Şübhesiz ki Allah, Alîm (sizin bilmediğiniz herşeyi bilen)dir, Habîr (herşeyden haberdâr olan)dır. (Lokman, 34)
    "Allah, kitâbı ve mîzânı (adâleti) hak ile indirendir. Hem ne bilirsin, belki de kıyamet yakındır! (Şûra, 17)
    Yine Şûra Sûresi'nde bir sonraki âyete çok dikkat etmek gerek. Çünkü bu kıyamet saatine ilişkin tartışmalara da bir son koyar nitelikte: Ona inanmayanlar, onu acele isterler! Îman edenler ise, ondan korkan kimselerdir ve (onlar) gerçekten onun hak olduğunu bilirler. Dikkat edin! Kıyamet hakkında tartışanlar, elbette (haktan) uzak bir dalâlet içindedirler. (Şûra, 18)
    Yukarıdaki âyette geçen durum ile inananlar ne kadar çok sık karşılaştıklarını hemen söyleyeceklerdir. Gerçekten de inanmayanların ortak özelliği "Mâdem Allah var, hadi bana zarar versin ya da hadi kıyameti getirsin" gibi zavallı sayılacak çıkışlar olurken; kıyamet gününden ve o gün gelecek azaptan çekinip ürperenlerin ise inançlılar olduğunu hemen fark edeceksiniz.
    Hâlbuki göklerin ve yerin gaybı Allah'a âiddir. Kıyâmetin kopması ise, ancak bir göz açıp kapama gibi veya daha yakındır. Şübhesiz ki Allah, herşeye hakkıyla gücü yetendir. (Nahl, 77)
    Bedîüzzaman Hazretleri de şu dünyanın sekeratını (ölüm ânını), âyât-ı Kur'âniyenin (Kur'ân âyetlerinin) işaret ettiği surette tahayyül (hayal) etmek istersen, bak: Şu kâinatın eczaları (parçaları), dakik, ulvî bir nizam ile birbirine bağlanmış. Hafî (gizli), nâzik, latif bir râbıta (bağ) ile tutunmuş ve o derece bir intizam içindedir ki eğer ecram-ı ulviyeden (büyük cisimler) tek bir cürm, "Kün (ol)" emrine veya mihverinden (yörünge) çık hitabına mazhar olunca, şu dünya sekerata (can çekişmeye) başlar. Yıldızlar çarpışacak, ecramlar dalgalanacak, nihâyetsiz feza-yı âlemde milyonlar gülleleri, küreler gibi büyük topların müthiş sadâları (ses) gibi vâveylâya (çığlık) başlar. Birbirine çarpışarak, kıvılcımlar saçarak, dağlar uçarak, denizler yanarak yeryüzü düzlenecek. İşte şu mevt (ölüm) ve sekerat ile Kadîr-i Ezelî kâinatı çalkalar; kâinatı tasfiye edip Cehennem ve Cehennem'in maddeleri bir tarafa, Cennet ve Cennet'in mevadd-ı münâsibeleri (Cennet maddeleri) başka tarafa çekilir, âlem-i âhiret tezâhür (ortaya çıkar) eder. (Sözler)
    Hâlbuki Allah âyetinde bizlere kıyamet saatine ilişkin bilginin yalnızca kendisine âit olduğunu açık açık söylemiş. Gerisi hikâye. Demek ki her canlının da ölümü tadacağı gün gibi âşikâr iken ve mezarlık girişlerinde de olsa en azından önünden geçen bir kaç yüz ya da bin kişiye bunu hergün hatırlatırken "Kıyamet saatini bilsek ne olur, bilmesek ne olur" diye düşünmeden edemiyorum. Ecel celladı her zaman arkamızdadır. Önemli olan kıyamete, daha doğrusu her insanın kendi kıyameti olan ölümüne hazırlanması değil mi? Evet âyette de denildiği gibi nereden bileceksin, bekli de kıyamet saati çok yakındır. Her zaman her yerde kendi kıyametimizle ilgilenmemiz lâzım.
    Sahâbeden biri, ev inşâ etmektedir. Hz. Peygamber (sallallahu alehi vesellem) de oradan geçer ve der ki "Dikkat edin, ölüm size yapmakta olduğunuz bu evden daha yakındır." Yani siz bu evi bitirmeden, ölüm sizin dünyadaki görevinizi bitirebilir.
    Sahâbe mesajı almıştır, çünkü duygular açıktır.
    Ne demek istiyor Hz. Peygamberimiz (asm)? "İşinizi terk edin, istirahate çekilin, bırakın" demiyor elbette. Ancak "Hayatın en âcil ihtiyacını karşılarken bile, sakın ama sakın ölümü unutmayın. Eliniz işle meşgulken, zihniniz, fikriniz, hayaliniz ölümü düşünsün. İşinize renk, hayatınıza ahenk gelsin."
    Her halde mesaj buydu. Ve bütün duyguları açık olan sahâbe efendilerimiz derhal ama derhal verilen mesajı alıyorlardı. Biz de bu hatırayı duyduğumuzda mesajı alabiliyorsak ve şöyle bir an için olsun durulup üstümüzden, başımızdan dünyanın tozlarını silkebiliyorsak o mesaj bize de ulaşmış, yerini bulmuş demektir.
    Rabbim! Ölümün kötü hâl*le*rin*den ve hayatın içine devekuşu gibi başımızı sokup o büyük günü unutmaktan, duygularımızın diriliğini kaybetmekten, son nefeste Kelime-i Şehâdeti söyleyememekten ve kabir azabından bizleri muhafaza eyle!..





+ Yorum Gönder