Konusunu Oylayın.: Cuma hutbe: insan onuru

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Cuma hutbe: insan onuru
  1. 18.Ocak.2013, 18:32
    1
    Misafir

    Cuma hutbe: insan onuru






    Cuma hutbe: insan onuru Mumsema cuma hutbe: insan onuru


  2. 18.Ocak.2013, 18:32
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 19.Ocak.2013, 02:10
    2
    İnanc
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Şubat.2012
    Üye No: 93990
    Mesaj Sayısı: 2,028
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Yalan Dünyada Bir Yer.

    Cevap: cuma hutbe: insan onuru




    Cuma Hutbesi 07.12.2012

    İnsan onuru ve hakları


    بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ

    يَا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَأْكُلُوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ اِلاَّ اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَلَا تَقْتُلُوا اَنْفُسَكُمْ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيما


    Bismillâhirrahmânirrahîm
    [Rahmân ve rahîm Allah’ın adıyla]
    “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helak etmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.”

    [Nisâ sûresi, âyet 29-30]


    Muhterem mü’minler,

    İnsan, Rabbimizin, başka varlıklara vermediği özelliklerle yaratmış olduğu bir varlıktır. Fizikî, ruhî ve aklî özellikler açısından onu en güzel bir biçimde yaratmıştır. İlk yaratılış aşamasında ona en güzel biçimi verdikten sonra “kendi ruhundan” üflemiş ve melekleri ona secde ettirmiştir. En hassas dengeleriyle, yerde ve gökte ne varsa onun emrine vermiştir. Allah gökyüzünü onun için yıldızlarla süslemiştir. Yeryüzünü onun için döşek kadar rahat edebileceği şekilde yaratmıştır. Türlü türlü ve tertemiz yiyecek ve içecekleri onun zevkine sunmuştur. Tabiatı tüm güzellikleriyle onun gözünü gönlünü şenlendirmek için süslemiştir. Allah her şeyi onun hizmetine vermiş onu da en yüce amaç olan Kendisine kulluk için yaratmıştır. İnsan, Rabbinin kendisine vermiş olduğu değeri, O’na kulluk edebildiği ölçüde muhafaza eder.

    Muhterem Kardeşlerim,

    Her insan bizim gibi Allah’ın özenle yarattığı bir varlıktır. Dili, dini, rengi, cinsiyeti, sosyal statüsü, ekonomik durumu ne olursa olsun herkes kuldur ve o kulun Rabbi Allah-u teâladır. Bu sebeple İslam literatüründe insan hakları, “kul hakkı” olarak tabir edilmiştir. Kulun hakkına saygı göstermeyen o kulun Rabbine saygısızlık etmiş olur. Her insanın yaşama hakkı vardır. Can kutsaldır. Bir insanın yaşamına kıymak tüm insanların yaşamına kıymaktır. Bir insanın yaşamasına vesile olmak tüm insanlığı yaşatmak gibidir. Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Kim, bir cana kıymamış, ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir canı öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de onu(n hayatını kurtarmak suretiyle) yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur.” [1]

    Her insanın malı kutsaldır. Yüce kitabımızda şöyle buyurulur: “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helak etmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.” [2] Her insanın onuru kutsaldır. Dinimizde yalan, dedi kodu, gıybet (hoşa gitmeyeceği bir şeyi başkasının arkasından konuşmak), iftira, hakaret, kötü lakap takmak gibi insan onurunun zedelenmesine sebep olan şeyler, cezası çok büyük günahlardandır. Her insanın, başkalarının haklarını çiğnememek şartıyla inanma ve inancını yaşama hakkı vardır. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm‘de; hak ile batılın tam bir şekilde açıklandığını, dileyenin iman edip dileyenin inkar edebileceğini, hakikati kabul edip ona uyanları cennetin, aksini tercih edenleri ise cehennemin beklediğini, kimsenin müslüman olmaya zorlanamayacağını, peygamberin vazifesinin sadece hakkı insanlara tebliğ etmek olduğunu bildirmiştir.

    Değerli Mü’minler,

    İnsan hakları hususunda çok dikkatli olmamız gereken alanlardan birisi de kamu haklarıdır. Parklar, bahçeler, sokaklar, toplu taşıma araçları, su, enerji gibi ortak tüketim ve kullanım alanlarında insanlara zarar verecek şekilde tasarruflarda bulunmak, yalan beyanda bulunarak devlet malından faydalanmak telâfisi imkânsız kul haklarındandır. Haklarına dikkat etmemiz gereken sadece kendi dindaşlarımız veya soydaşlarımız değildir. İçinde bulunduğumuz ülke göz önünde bulundurulduğunda başkalarına karşı yaptığımız haksızlığın vebalinin daha ağır olduğunu unutmamalıyız. Çünkü dinimizi güzel temsil etmek dünya dolusu menfaatten daha hayırlı olmasına karşın, yüce dinimiz hakkında insanların güvenini sarsmak ise bir o kadar veballi bir durumdur. Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm‘de diğer dinlerden olanlara haksızlık etmek bir tarafa, müslüman olmadılar diye bir takım kişilere hayırda bulunmaktan kaçınan müslümanları uyarmış, “Onların hidayetlerinden sen sorumlu değilsin” [3] buyurmuştur.

    Hutbemi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)‘in üzerinden asırlar geçtikçe insan hakları açısından anlamı ve değeri daha da artan Veda Hutbesinde yer alan şu ifadeleriyle bitirmek istiyorum: “Ey İnsanlar! Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.” [4]

    [1] Mâide, 5/32.
    [2] Nisâ, 4/29.
    [3] Zümer, 39/41.
    [4] Müslim, Hac 19; Tirmizî, Fiten 2; İbn Mâce, Fiten 2.

    Kaynak : http://www.ditib.de/detail_predigt2.php?id=106&lang=en ( Tamamı Alıntıdır ).


  4. 19.Ocak.2013, 02:10
    2
    Devamlı Üye



    Cuma Hutbesi 07.12.2012

    İnsan onuru ve hakları


    بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ

    يَا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَأْكُلُوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ اِلاَّ اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَلَا تَقْتُلُوا اَنْفُسَكُمْ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيما


    Bismillâhirrahmânirrahîm
    [Rahmân ve rahîm Allah’ın adıyla]
    “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helak etmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.”

    [Nisâ sûresi, âyet 29-30]


    Muhterem mü’minler,

    İnsan, Rabbimizin, başka varlıklara vermediği özelliklerle yaratmış olduğu bir varlıktır. Fizikî, ruhî ve aklî özellikler açısından onu en güzel bir biçimde yaratmıştır. İlk yaratılış aşamasında ona en güzel biçimi verdikten sonra “kendi ruhundan” üflemiş ve melekleri ona secde ettirmiştir. En hassas dengeleriyle, yerde ve gökte ne varsa onun emrine vermiştir. Allah gökyüzünü onun için yıldızlarla süslemiştir. Yeryüzünü onun için döşek kadar rahat edebileceği şekilde yaratmıştır. Türlü türlü ve tertemiz yiyecek ve içecekleri onun zevkine sunmuştur. Tabiatı tüm güzellikleriyle onun gözünü gönlünü şenlendirmek için süslemiştir. Allah her şeyi onun hizmetine vermiş onu da en yüce amaç olan Kendisine kulluk için yaratmıştır. İnsan, Rabbinin kendisine vermiş olduğu değeri, O’na kulluk edebildiği ölçüde muhafaza eder.

    Muhterem Kardeşlerim,

    Her insan bizim gibi Allah’ın özenle yarattığı bir varlıktır. Dili, dini, rengi, cinsiyeti, sosyal statüsü, ekonomik durumu ne olursa olsun herkes kuldur ve o kulun Rabbi Allah-u teâladır. Bu sebeple İslam literatüründe insan hakları, “kul hakkı” olarak tabir edilmiştir. Kulun hakkına saygı göstermeyen o kulun Rabbine saygısızlık etmiş olur. Her insanın yaşama hakkı vardır. Can kutsaldır. Bir insanın yaşamına kıymak tüm insanların yaşamına kıymaktır. Bir insanın yaşamasına vesile olmak tüm insanlığı yaşatmak gibidir. Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Kim, bir cana kıymamış, ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir canı öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de onu(n hayatını kurtarmak suretiyle) yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur.” [1]

    Her insanın malı kutsaldır. Yüce kitabımızda şöyle buyurulur: “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helak etmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.” [2] Her insanın onuru kutsaldır. Dinimizde yalan, dedi kodu, gıybet (hoşa gitmeyeceği bir şeyi başkasının arkasından konuşmak), iftira, hakaret, kötü lakap takmak gibi insan onurunun zedelenmesine sebep olan şeyler, cezası çok büyük günahlardandır. Her insanın, başkalarının haklarını çiğnememek şartıyla inanma ve inancını yaşama hakkı vardır. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm‘de; hak ile batılın tam bir şekilde açıklandığını, dileyenin iman edip dileyenin inkar edebileceğini, hakikati kabul edip ona uyanları cennetin, aksini tercih edenleri ise cehennemin beklediğini, kimsenin müslüman olmaya zorlanamayacağını, peygamberin vazifesinin sadece hakkı insanlara tebliğ etmek olduğunu bildirmiştir.

    Değerli Mü’minler,

    İnsan hakları hususunda çok dikkatli olmamız gereken alanlardan birisi de kamu haklarıdır. Parklar, bahçeler, sokaklar, toplu taşıma araçları, su, enerji gibi ortak tüketim ve kullanım alanlarında insanlara zarar verecek şekilde tasarruflarda bulunmak, yalan beyanda bulunarak devlet malından faydalanmak telâfisi imkânsız kul haklarındandır. Haklarına dikkat etmemiz gereken sadece kendi dindaşlarımız veya soydaşlarımız değildir. İçinde bulunduğumuz ülke göz önünde bulundurulduğunda başkalarına karşı yaptığımız haksızlığın vebalinin daha ağır olduğunu unutmamalıyız. Çünkü dinimizi güzel temsil etmek dünya dolusu menfaatten daha hayırlı olmasına karşın, yüce dinimiz hakkında insanların güvenini sarsmak ise bir o kadar veballi bir durumdur. Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm‘de diğer dinlerden olanlara haksızlık etmek bir tarafa, müslüman olmadılar diye bir takım kişilere hayırda bulunmaktan kaçınan müslümanları uyarmış, “Onların hidayetlerinden sen sorumlu değilsin” [3] buyurmuştur.

    Hutbemi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)‘in üzerinden asırlar geçtikçe insan hakları açısından anlamı ve değeri daha da artan Veda Hutbesinde yer alan şu ifadeleriyle bitirmek istiyorum: “Ey İnsanlar! Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.” [4]

    [1] Mâide, 5/32.
    [2] Nisâ, 4/29.
    [3] Zümer, 39/41.
    [4] Müslim, Hac 19; Tirmizî, Fiten 2; İbn Mâce, Fiten 2.

    Kaynak : http://www.ditib.de/detail_predigt2.php?id=106&lang=en ( Tamamı Alıntıdır ).





+ Yorum Gönder