Konusunu Oylayın.: Cuma hutbesi ilahi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Cuma hutbesi ilahi
  1. 18.Ocak.2013, 16:09
    1
    Misafir

    Cuma hutbesi ilahi

  2. 25.Ocak.2013, 03:38
    2
    NuN
    Üye

    Profili:
    NuN
    Üyelik Tarihi: 16.Ağustos.2007
    Üye No: 1953
    Mesaj Sayısı: 2,081
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: cuma hutbesi ilahi




    cuma hutbesi ilahi

    سم الله الرحمن الرحيم
    تَبَارَكَ الَّذِي بِيَدِهِ الْمُلْكُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِير ٌالَّذِي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيَاةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلا وَهُوَ الْعَزِيزُ الْغَفُورُ {2}
    قال النبي صلي الله عليه وسلم:
    يُبْعَثُ كُلُّ عَبْدٍ عَلىَ مَا مَاتَ عَلَيْهِ {3}
    “ÖLÜME HAZIR OLMAK”
    Aziz Mü’minler!

    Hepimiz biliyoruz ki, her başlangıcın bir sonu, her canlının bir ömrü ve her ömrün bir ölü-mü vardır. Kâinatı var eden Allah, onu emrine râm etmiş, fıtrat kanunlarına uymaya, zamanı gelince de ölüme mahkûm etmiştir.
    Kâinatın özü insan da zamanı gelince elbet ölecektir. Hayat kadar gerçek olan ölümü kabul-lenmemek mümkün mü? Ölüm bu hayatın sonu olmakla birlikte insan için bir son değil, fani âlemden ebediyet yurduna geçiştir. Yunus:
    “Ölümden ne korkarsın,
    Korkma ebedî varsın,”
    derken, bunu anlatmış, merhum Necip Fazıl da :
    “Ebedî gençlik ölüm desem kimse inanmaz.
    Taş ihtiyarlar, servi çürür, ölüm yıpranmaz.”
    dizeleriyle bunu ifade etmiştir.
    Ölüm, yerin üstünde görüp geçirdiğimiz rüya gibi hayatın yerin altında gerçeğe dönüşerek devam etmesidir denilebilir.
    Kur’ân, ölüm ve sonrasındaki gerçekler-den şöyle bahseder:
    “Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile.” “Her canlı ölümü tadacaktır. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz ve siz ancak bize döndürüleceksiniz.” Ve “Kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size mutlaka tastamam verilecektir.”[1]

    Değerli Mü’minler!

    Ömür; doğumla başlayıp mezara kadar de-vam eden bir yolculuktur. Önemli olan; nerede, ne zaman, nasıl ve ne şekilde karşılaşacağımızı bilmediğimiz ölüme hazır olmaktır. Her an bekle-diğimiz misafire evimizi nasıl hazırlarsak, ölüme de kendimizi hazırlamalıyız. Görüyoruz ki, bunun bir sırası yoktur. Bin bir hayalle yatıp gözünü öteki dünyada açanları düşünelim. Madem ki yolcuyuz ve her an çağrılacak durumdayız, neden çantamız hazır, amellerimiz derli toplu değil? Neden içimizdeki kin ve nefreti silip sevgi ve merhametle doldurmuyor, amel defterlerimizi gözden geçirip, eksiklerimizi tamamlamıyoruz?

    Değerli Kardeşlerim!

    Bu gerçeğe hazır olmak, onu her an hatır-lamakla olur. Bu da; Kurân’a sarılmak ve her an birimizi alıp götüren ölümü düşünmekle müm-kündür. Geçici zevkler bizi aldatmasın. Ölümü hatırlamak ta bizi korkutmasın. Çünkü ömrünü ve rızkını tamamlamadan hiç kimse ölmez.
    Ölümü hatırlamak; yani ilahî huzurda he-sap verme düşüncesi, geçici zevklere aldanmayı önler. Allah'a isyana engel olur, gönlümüzü yu-muşatır. Şımarıklığı giderir, haksızlıkları, hasedi, kin ve nefreti silip dünya sıkıntılarını hafifletir ve ömrü değerlendirir. Unutmayalım ki, değerlendi-rilmeyen ömür boşa harcanmış bir servettir.
    Hutbenin başında okuduğum âyette Allah (cc), hayat ve ölüm gerçeğini şöyle ebedileştirir:
    “Mutlak hükümdarlık elinde olan Allah yüceler yücesidir ve O’nun her şeye gücü yeter. O, hanginizin daha güzel davranacağını sına-mak için ölüm ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.” [2]

    Muhterem Müslümanlar!

    Bir imtihanda olduğumuzu, iki melek tara-fından, kameraya alınır gibi tüm davranışlarımı-zın tespit edildiğini, bunların bir gün önümüze konulacağını biliyoruz. O halde, doğru ve yanlı-şın ortaya çıktığı gün, utanıp pişman olacağımız işlerden kaçınalım. Sevgili Peygamberimiz (sav)’in:
    “Her kul öldüğü hal üzere diriltilir”[3] sözünü unutmayalım. Allah’ın rızası üzere yaşa-yıp O’na iyi kul olarak kavuşmaya gayret edelim.
    _____________________________
    [1] Nisâ, 4/78; Enbiyâ, 21/35; Âl-i İmrân, 3/185.
    [2] Mülk, 67/1-2.
    [3] Müslim, Sahîh, “Cennet”, 83.


    Recep ÖZTÜRK
    Şişli Müftüsü


  3. 25.Ocak.2013, 03:38
    2
    NuN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    NuN
    Üye



    cuma hutbesi ilahi

    سم الله الرحمن الرحيم
    تَبَارَكَ الَّذِي بِيَدِهِ الْمُلْكُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِير ٌالَّذِي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيَاةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلا وَهُوَ الْعَزِيزُ الْغَفُورُ {2}
    قال النبي صلي الله عليه وسلم:
    يُبْعَثُ كُلُّ عَبْدٍ عَلىَ مَا مَاتَ عَلَيْهِ {3}
    “ÖLÜME HAZIR OLMAK”
    Aziz Mü’minler!

    Hepimiz biliyoruz ki, her başlangıcın bir sonu, her canlının bir ömrü ve her ömrün bir ölü-mü vardır. Kâinatı var eden Allah, onu emrine râm etmiş, fıtrat kanunlarına uymaya, zamanı gelince de ölüme mahkûm etmiştir.
    Kâinatın özü insan da zamanı gelince elbet ölecektir. Hayat kadar gerçek olan ölümü kabul-lenmemek mümkün mü? Ölüm bu hayatın sonu olmakla birlikte insan için bir son değil, fani âlemden ebediyet yurduna geçiştir. Yunus:
    “Ölümden ne korkarsın,
    Korkma ebedî varsın,”
    derken, bunu anlatmış, merhum Necip Fazıl da :
    “Ebedî gençlik ölüm desem kimse inanmaz.
    Taş ihtiyarlar, servi çürür, ölüm yıpranmaz.”
    dizeleriyle bunu ifade etmiştir.
    Ölüm, yerin üstünde görüp geçirdiğimiz rüya gibi hayatın yerin altında gerçeğe dönüşerek devam etmesidir denilebilir.
    Kur’ân, ölüm ve sonrasındaki gerçekler-den şöyle bahseder:
    “Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile.” “Her canlı ölümü tadacaktır. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz ve siz ancak bize döndürüleceksiniz.” Ve “Kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size mutlaka tastamam verilecektir.”[1]

    Değerli Mü’minler!

    Ömür; doğumla başlayıp mezara kadar de-vam eden bir yolculuktur. Önemli olan; nerede, ne zaman, nasıl ve ne şekilde karşılaşacağımızı bilmediğimiz ölüme hazır olmaktır. Her an bekle-diğimiz misafire evimizi nasıl hazırlarsak, ölüme de kendimizi hazırlamalıyız. Görüyoruz ki, bunun bir sırası yoktur. Bin bir hayalle yatıp gözünü öteki dünyada açanları düşünelim. Madem ki yolcuyuz ve her an çağrılacak durumdayız, neden çantamız hazır, amellerimiz derli toplu değil? Neden içimizdeki kin ve nefreti silip sevgi ve merhametle doldurmuyor, amel defterlerimizi gözden geçirip, eksiklerimizi tamamlamıyoruz?

    Değerli Kardeşlerim!

    Bu gerçeğe hazır olmak, onu her an hatır-lamakla olur. Bu da; Kurân’a sarılmak ve her an birimizi alıp götüren ölümü düşünmekle müm-kündür. Geçici zevkler bizi aldatmasın. Ölümü hatırlamak ta bizi korkutmasın. Çünkü ömrünü ve rızkını tamamlamadan hiç kimse ölmez.
    Ölümü hatırlamak; yani ilahî huzurda he-sap verme düşüncesi, geçici zevklere aldanmayı önler. Allah'a isyana engel olur, gönlümüzü yu-muşatır. Şımarıklığı giderir, haksızlıkları, hasedi, kin ve nefreti silip dünya sıkıntılarını hafifletir ve ömrü değerlendirir. Unutmayalım ki, değerlendi-rilmeyen ömür boşa harcanmış bir servettir.
    Hutbenin başında okuduğum âyette Allah (cc), hayat ve ölüm gerçeğini şöyle ebedileştirir:
    “Mutlak hükümdarlık elinde olan Allah yüceler yücesidir ve O’nun her şeye gücü yeter. O, hanginizin daha güzel davranacağını sına-mak için ölüm ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.” [2]

    Muhterem Müslümanlar!

    Bir imtihanda olduğumuzu, iki melek tara-fından, kameraya alınır gibi tüm davranışlarımı-zın tespit edildiğini, bunların bir gün önümüze konulacağını biliyoruz. O halde, doğru ve yanlı-şın ortaya çıktığı gün, utanıp pişman olacağımız işlerden kaçınalım. Sevgili Peygamberimiz (sav)’in:
    “Her kul öldüğü hal üzere diriltilir”[3] sözünü unutmayalım. Allah’ın rızası üzere yaşa-yıp O’na iyi kul olarak kavuşmaya gayret edelim.
    _____________________________
    [1] Nisâ, 4/78; Enbiyâ, 21/35; Âl-i İmrân, 3/185.
    [2] Mülk, 67/1-2.
    [3] Müslim, Sahîh, “Cennet”, 83.


    Recep ÖZTÜRK
    Şişli Müftüsü





+ Yorum Gönder