Konusunu Oylayın.: Hz. Peygamber Ve İnsan Onuru (hutbe)

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 27 kişi
Hz. Peygamber Ve İnsan Onuru (hutbe)
  1. 18.Ocak.2013, 04:44
    1
    Misafir

    Hz. Peygamber Ve İnsan Onuru (hutbe)






    Hz. Peygamber Ve İnsan Onuru (hutbe) Mumsema Hz. Peygamber Ve İnsan Onuru (hutbe)


  2. 18.Ocak.2013, 04:44
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 20.Ocak.2013, 02:33
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Hz. Peygamber Ve İnsan Onuru (hutbe)




    Hz. Peygamber Ve İnsan Onuru (hutbe)

    İNSAN VE İNSAN SEVGİSİ

    Muhterem Müslümanlar!

    Yüce Rabbimiz insanı en değerli bir varlık olarak yaratmış ona akıl gibi en büyük nimeti vererek onu şerefli kılmıştır. En son ve en mükemmel din olan İslam beşeriyet arasındaki ilişkilerin düzenli ve intizamlı olması için bir takım ilke ve kurallar koymuştur, bu ilkelerden biri’de insan sevgisidir. Her şeyin kaynağı sevgidir.
    Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde, Sevgili Peygamberimiz (SAV) de hadislerinde bütün Müslümanların kardeş olduğunu vurgulamış, bir ayet-i kerimesinde Rabbimiz şöyle buyurmuştur. “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allaha karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin”(1)
    “Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin, sonra içinize korku düşer kuvvetiniz elden gider” (2)
    Peygamberimizde şöyle buyurur; “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de kâmil mü’min olamazsınız”(3) Müminler birbirini sevmekte, birbirine acımakta ve yekdiğerini korumakta bir ceset gibidir. Cesedin herhangi bir uzvu rahatsız olursa …. Sair azalarıda bu yüzden humma ve uykusuzluğa tutulurlar (4)

    Aziz Mü’minler!

    Toplumları bir araya getiren onları birbirine ısındırıp kaynaştıran sevgidir. Bu gün ilmi araştırmalar şunu ortaya koymuştur. Sevilerek güzel ve tatlı sözlerle bakılıp büyütülen çiçekler daha iştahlı olmakta ve daha hızlı gelişip büyümekte, sevgi ve ilgi göstermeden yetiştirilenler ise iştahsız ve solgun olmaktadır. Sevgi hakkında büyük insanların çok güzel sözleri vardır.












    Hz. Mevlana “Bu kapı ümitsizlik kapısı değildir, ne olursan ol yine gel.” Hacı Bektaş Veli “Bir olalım, iri olalım, diri olalım.”, Hak Aşığı Yunus Emre de “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü, ben gelmedim kavga için benim işim sevgi için, Hak’ın yeri gönüllerdir gönüller yapmaya geldim.” ”Gelin tanış olalım yad isek bilişelim, sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.” diyerek insanlığa yol göstermişlerdir.

    Muhterem Mü’minler!

    Hutbemi Peygamber (SAV) efendimizin bir hadisi şerifiyle bitiriyorum. “Allahu Taala kıyamet gününde benim için birbirini sevenler nerededir? Onları gölgemden başka gölge bulunmayan bir günde arşımın gölgesinde gölgelendireceğim”(5) buyuruyor




    HAZIRLAYININ ADI : Ramazan KARCI


  4. 20.Ocak.2013, 02:33
    2
    Üye



    Hz. Peygamber Ve İnsan Onuru (hutbe)

    İNSAN VE İNSAN SEVGİSİ

    Muhterem Müslümanlar!

    Yüce Rabbimiz insanı en değerli bir varlık olarak yaratmış ona akıl gibi en büyük nimeti vererek onu şerefli kılmıştır. En son ve en mükemmel din olan İslam beşeriyet arasındaki ilişkilerin düzenli ve intizamlı olması için bir takım ilke ve kurallar koymuştur, bu ilkelerden biri’de insan sevgisidir. Her şeyin kaynağı sevgidir.
    Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde, Sevgili Peygamberimiz (SAV) de hadislerinde bütün Müslümanların kardeş olduğunu vurgulamış, bir ayet-i kerimesinde Rabbimiz şöyle buyurmuştur. “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allaha karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin”(1)
    “Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin, sonra içinize korku düşer kuvvetiniz elden gider” (2)
    Peygamberimizde şöyle buyurur; “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de kâmil mü’min olamazsınız”(3) Müminler birbirini sevmekte, birbirine acımakta ve yekdiğerini korumakta bir ceset gibidir. Cesedin herhangi bir uzvu rahatsız olursa …. Sair azalarıda bu yüzden humma ve uykusuzluğa tutulurlar (4)

    Aziz Mü’minler!

    Toplumları bir araya getiren onları birbirine ısındırıp kaynaştıran sevgidir. Bu gün ilmi araştırmalar şunu ortaya koymuştur. Sevilerek güzel ve tatlı sözlerle bakılıp büyütülen çiçekler daha iştahlı olmakta ve daha hızlı gelişip büyümekte, sevgi ve ilgi göstermeden yetiştirilenler ise iştahsız ve solgun olmaktadır. Sevgi hakkında büyük insanların çok güzel sözleri vardır.












    Hz. Mevlana “Bu kapı ümitsizlik kapısı değildir, ne olursan ol yine gel.” Hacı Bektaş Veli “Bir olalım, iri olalım, diri olalım.”, Hak Aşığı Yunus Emre de “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü, ben gelmedim kavga için benim işim sevgi için, Hak’ın yeri gönüllerdir gönüller yapmaya geldim.” ”Gelin tanış olalım yad isek bilişelim, sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.” diyerek insanlığa yol göstermişlerdir.

    Muhterem Mü’minler!

    Hutbemi Peygamber (SAV) efendimizin bir hadisi şerifiyle bitiriyorum. “Allahu Taala kıyamet gününde benim için birbirini sevenler nerededir? Onları gölgemden başka gölge bulunmayan bir günde arşımın gölgesinde gölgelendireceğim”(5) buyuruyor




    HAZIRLAYININ ADI : Ramazan KARCI


  5. 12.Nisan.2013, 02:15
    3
    find
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Mayıs.2007
    Üye No: 802
    Mesaj Sayısı: 732
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9

    Cevap: Hz. Peygamber Ve İnsan Onuru (hutbe)

    PEYGAMBERİMİZ VE İNSAN ONURU KONULU CUMA HUTBESİ

    وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِي آدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُم مِّنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلَى كَثِيرٍ مِّمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلاً

    Değerli Kardeşlerim!

    Peygamber Efendimiz (s.a.s), veda haccındaki bir konuşmasında şunları söyledi:

    “Bu Kurban Bayramı gününüz, buZilhicce ayınız, bu Mekke şehriniz nasıl saygın ise kanlarınız, mallarınız, şeref ve haysiyetiniz de aynı şekilde saygındır, dokunulmazdır… Dikkat edin! Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Müslümana, gönül rızası olmadan kardeşinin malı helâl olmaz…”[i]

    Merhamet Peygamberi, insanın değerini, haysiyetini bu sözleriyle ilan ediyordu asırlar öncesinden. Zira O, beşerin özlediği ve hak ettiği değerleri ihyâ için Alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir rahmet elçisiydi. Nitekim öyle de oldu. Rabbimizin, “Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.”[ii]“Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık.”[iii]diyerek taltif ettiği insan, O Kutlu elçiyle bir kez daha muştulandı. O’nun sözleri ve hayatı bizler için en güzel örnek oldu. O’nun öğrettikleri, insanlığın karanlık dünyasını aydınlattı. İnsanlık O Nûrile, Efendimiz ileyeniden onurlandı.

    Kardeşlerim!

    “Küçüklerimize sevgi ile muamele etmeyen bizden değildir.”[iv]buyuran Efendimiz, çocukları onurlandırdı. EbûUmeyr ismindeki bir çocuğun çok sevdiği bir kuşu vardı. Bir gün kuş öldü ve çocuk bir hayli üzüldü. Efendimiz, çocuğun evine giderek onu teselli etti ve acısına ortak oldu.[v]

    Peygamberimiz, kıyamet günü arşın gölgesinde barınacaklar arasında Rabbine ibadet ederek yetişen gençleri de sayarak[vi] onları onurlandırdı. Gençleri, kendilerine olan güveni ve verdiği değerden dolayı çok önemli görevlere getirdi. Daha yirmili yaşlarındaki Cafer, Habeşistan Kralı karşısında İslam’ı savundu. Muâz, Yemen’e vali tayin edildi. Üsâme, önde gelen sahabilerin yer aldığı orduya komutanlık etti. Zeyd, Kutlu Nebi’nin vahiy katibi olma bahtiyarlığına erişti.

    Kıymetli Kardeşlerim!

    Allah Resulü,“Sizinhayırlılarınızkadınlarınaiyidavrananl ardır.”[vii]sözüylekadınıonurlandırdı. MescidiNebevi’yisüpürenyaşlıbirkadınvardı.BiraraRe sûlullahonugöremeyinceneredeolduğunusordu.“Öldü” dediler.Peygamberimiz: “Bana haberverseydinizya!”buyurdu. Ardındankadınınmezarınagiderekcenazenamazıkıldırdı veduaetti.[viii]

    Efendimiz,“Büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.”[ix]buyurarakyaşlıları onurlandırdı. Mekke'nin Fethi'nde Ebû Bekir, yüz yaşına yaklaşmış olan babasını Peygamberimizin huzuruna getirdi. Bu duruma canı sıkılan Efendimiz, "Keşke bu ihtiyarı buraya kadar yormasaydın. Ben onu ziyaret ederdim" buyurdu.[x]

    Kardeşlerim!

    Allah Resûlü, engellileri onurlandırdı. Bazı bedensel kusurları sebebiyle topluma katılmaktan çekinen ve bu yüzden çölde yaşamayı tercih eden, Zâhir isminde bir sahâbî vardı. Efendimiz, her gördüğünde ona iltifat ederdi. Bir gün, Zahir’in kendisinin hiçbir değeri olmadığını söylemesi üzerine Peygamberimiz şöyle dedi: “Hayır! Sen, hiç de değersiz değilsin! Aksine Allah katında çok kıymetlisin!"[xi]

    Ayrıca merhamet Peygamberi,görme engelli olan Abdullah ibn-i ÜmmüMektum’u müezzinlik görevine getirdi. Sefere çıkarken kendi vekaletini on üç defa ona verdi.

    Ve Peygamberimiz, insanı onurlandırdı. Birgünashâbtanbirgruplaotururkenyanlarındanbircena zegeçti.Peygamberimizcenazeyigörünceayağakalktı.Ya nındakileronunbirMüslümancenazesiolmadığınısöyledi ler.AncakGönüllerSultanı, "Olsun, o da birinsandeğil mi?”cevabınıverdi.[xii]

    Ashab-ı Kiramın önde gelenlerinden Ebû Zer ile Bilâl-i Habeşi arasında bir tartışma yaşandı. Tartışmanın etkisiyle Ebu Zer kendine hakim olamadı ve Bilal'e "Siyah kadının oğlu" deyiverdi. Bu söz, renginden dolayı hor görülen Bilal'e ağır geldi. Dayanamayarak rahatsızlığını Efendimize arz etti. Efendimiz, son derece müteessir oldu ve hemen Ebu Zer'i çağırdı. Ona, "Sende hala cahiliye kalıntıları görüyorum. Kişi hiç anasından dolayı ayıplanır mı?” diyerek serzenişte bulundu. Ebu Zer, bu sözünden dolayı binlerce kez pişman oldu ve Bilal’den özür diledi.[xiii]

    İşte, Efendimizbusözleriveuygulamalarıylainsanıonurlandı rdı.O ırk, renk,cinsiyet, mal-mülk,zenginlik, soy-sop gibimaddîvegeçiciölçülerehiçitibaretmedi. “Allah sizin görünüşünüze, malınıza, mülkünüze bakmaz; yalnızca kalplerinize ve amellerinize bakar.”[xiv]sözü ile de bu anlayışı zihinlere ve gönüllere nakşetti.

    Kardeşlerim!

    Günümüzde yıkık ve biçare nice gönüller, horlanıp itilenler, yalnızlığa terkedilenler, onuru ve haysiyeti zedelenenler,insanlığını yitirenler, Rahmet Elçisi’nin ilkeleriyle hayat bulmaya ne kadar da muhtaç. O’nun ümmeti olan bizlerde, bu ilkeleri yaşama ve yaşatma konusundaki sorumluluğumuzu göz ardı etmeyelim. Yüce Rabbimiz, bizleri onun yolundan ayırmasın ve şefaa

    [i]Tirmizi, Tefsiru’l-Kur’an, 9; Ayrıca bkz. Buhari, İlim, 9; Müslim, Kasâme, 29-30, Hac, 147.

    [ii]Tîn, 95/4.

    [iii]İsrâ, 17/70.

    [iv]TirmiziBirr, 15.

    [v]Buhârî, Edeb, 112; EbûDâvûd, Edeb, 69.

    [vi]Buhârî, Ezan, 36.

    [vii]Tirmizi, Radâ, 11.

    [viii]Buhârî, Salât, 74; Müslim, Cenaiz, 71.

    [ix]TirmiziBirr, 15.

    [x]İbnHişâm, II, 405-406.

    [xi]Tirmizî, Şemâil, 104.

    [xii]Müslim, Cenâiz, 81; EbûDavûd, Cenâiz, 46.

    [xiii]Buhârî, İman, 22; Müslim, Eymân, 40.

    [xiv]Müslim, Birr ve Sıla, 34.

    Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü





  6. 12.Nisan.2013, 02:15
    3
    Devamlı Üye
    PEYGAMBERİMİZ VE İNSAN ONURU KONULU CUMA HUTBESİ

    وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِي آدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُم مِّنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلَى كَثِيرٍ مِّمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلاً

    Değerli Kardeşlerim!

    Peygamber Efendimiz (s.a.s), veda haccındaki bir konuşmasında şunları söyledi:

    “Bu Kurban Bayramı gününüz, buZilhicce ayınız, bu Mekke şehriniz nasıl saygın ise kanlarınız, mallarınız, şeref ve haysiyetiniz de aynı şekilde saygındır, dokunulmazdır… Dikkat edin! Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Müslümana, gönül rızası olmadan kardeşinin malı helâl olmaz…”[i]

    Merhamet Peygamberi, insanın değerini, haysiyetini bu sözleriyle ilan ediyordu asırlar öncesinden. Zira O, beşerin özlediği ve hak ettiği değerleri ihyâ için Alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir rahmet elçisiydi. Nitekim öyle de oldu. Rabbimizin, “Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.”[ii]“Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık.”[iii]diyerek taltif ettiği insan, O Kutlu elçiyle bir kez daha muştulandı. O’nun sözleri ve hayatı bizler için en güzel örnek oldu. O’nun öğrettikleri, insanlığın karanlık dünyasını aydınlattı. İnsanlık O Nûrile, Efendimiz ileyeniden onurlandı.

    Kardeşlerim!

    “Küçüklerimize sevgi ile muamele etmeyen bizden değildir.”[iv]buyuran Efendimiz, çocukları onurlandırdı. EbûUmeyr ismindeki bir çocuğun çok sevdiği bir kuşu vardı. Bir gün kuş öldü ve çocuk bir hayli üzüldü. Efendimiz, çocuğun evine giderek onu teselli etti ve acısına ortak oldu.[v]

    Peygamberimiz, kıyamet günü arşın gölgesinde barınacaklar arasında Rabbine ibadet ederek yetişen gençleri de sayarak[vi] onları onurlandırdı. Gençleri, kendilerine olan güveni ve verdiği değerden dolayı çok önemli görevlere getirdi. Daha yirmili yaşlarındaki Cafer, Habeşistan Kralı karşısında İslam’ı savundu. Muâz, Yemen’e vali tayin edildi. Üsâme, önde gelen sahabilerin yer aldığı orduya komutanlık etti. Zeyd, Kutlu Nebi’nin vahiy katibi olma bahtiyarlığına erişti.

    Kıymetli Kardeşlerim!

    Allah Resulü,“Sizinhayırlılarınızkadınlarınaiyidavrananl ardır.”[vii]sözüylekadınıonurlandırdı. MescidiNebevi’yisüpürenyaşlıbirkadınvardı.BiraraRe sûlullahonugöremeyinceneredeolduğunusordu.“Öldü” dediler.Peygamberimiz: “Bana haberverseydinizya!”buyurdu. Ardındankadınınmezarınagiderekcenazenamazıkıldırdı veduaetti.[viii]

    Efendimiz,“Büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.”[ix]buyurarakyaşlıları onurlandırdı. Mekke'nin Fethi'nde Ebû Bekir, yüz yaşına yaklaşmış olan babasını Peygamberimizin huzuruna getirdi. Bu duruma canı sıkılan Efendimiz, "Keşke bu ihtiyarı buraya kadar yormasaydın. Ben onu ziyaret ederdim" buyurdu.[x]

    Kardeşlerim!

    Allah Resûlü, engellileri onurlandırdı. Bazı bedensel kusurları sebebiyle topluma katılmaktan çekinen ve bu yüzden çölde yaşamayı tercih eden, Zâhir isminde bir sahâbî vardı. Efendimiz, her gördüğünde ona iltifat ederdi. Bir gün, Zahir’in kendisinin hiçbir değeri olmadığını söylemesi üzerine Peygamberimiz şöyle dedi: “Hayır! Sen, hiç de değersiz değilsin! Aksine Allah katında çok kıymetlisin!"[xi]

    Ayrıca merhamet Peygamberi,görme engelli olan Abdullah ibn-i ÜmmüMektum’u müezzinlik görevine getirdi. Sefere çıkarken kendi vekaletini on üç defa ona verdi.

    Ve Peygamberimiz, insanı onurlandırdı. Birgünashâbtanbirgruplaotururkenyanlarındanbircena zegeçti.Peygamberimizcenazeyigörünceayağakalktı.Ya nındakileronunbirMüslümancenazesiolmadığınısöyledi ler.AncakGönüllerSultanı, "Olsun, o da birinsandeğil mi?”cevabınıverdi.[xii]

    Ashab-ı Kiramın önde gelenlerinden Ebû Zer ile Bilâl-i Habeşi arasında bir tartışma yaşandı. Tartışmanın etkisiyle Ebu Zer kendine hakim olamadı ve Bilal'e "Siyah kadının oğlu" deyiverdi. Bu söz, renginden dolayı hor görülen Bilal'e ağır geldi. Dayanamayarak rahatsızlığını Efendimize arz etti. Efendimiz, son derece müteessir oldu ve hemen Ebu Zer'i çağırdı. Ona, "Sende hala cahiliye kalıntıları görüyorum. Kişi hiç anasından dolayı ayıplanır mı?” diyerek serzenişte bulundu. Ebu Zer, bu sözünden dolayı binlerce kez pişman oldu ve Bilal’den özür diledi.[xiii]

    İşte, Efendimizbusözleriveuygulamalarıylainsanıonurlandı rdı.O ırk, renk,cinsiyet, mal-mülk,zenginlik, soy-sop gibimaddîvegeçiciölçülerehiçitibaretmedi. “Allah sizin görünüşünüze, malınıza, mülkünüze bakmaz; yalnızca kalplerinize ve amellerinize bakar.”[xiv]sözü ile de bu anlayışı zihinlere ve gönüllere nakşetti.

    Kardeşlerim!

    Günümüzde yıkık ve biçare nice gönüller, horlanıp itilenler, yalnızlığa terkedilenler, onuru ve haysiyeti zedelenenler,insanlığını yitirenler, Rahmet Elçisi’nin ilkeleriyle hayat bulmaya ne kadar da muhtaç. O’nun ümmeti olan bizlerde, bu ilkeleri yaşama ve yaşatma konusundaki sorumluluğumuzu göz ardı etmeyelim. Yüce Rabbimiz, bizleri onun yolundan ayırmasın ve şefaa

    [i]Tirmizi, Tefsiru’l-Kur’an, 9; Ayrıca bkz. Buhari, İlim, 9; Müslim, Kasâme, 29-30, Hac, 147.

    [ii]Tîn, 95/4.

    [iii]İsrâ, 17/70.

    [iv]TirmiziBirr, 15.

    [v]Buhârî, Edeb, 112; EbûDâvûd, Edeb, 69.

    [vi]Buhârî, Ezan, 36.

    [vii]Tirmizi, Radâ, 11.

    [viii]Buhârî, Salât, 74; Müslim, Cenaiz, 71.

    [ix]TirmiziBirr, 15.

    [x]İbnHişâm, II, 405-406.

    [xi]Tirmizî, Şemâil, 104.

    [xii]Müslim, Cenâiz, 81; EbûDavûd, Cenâiz, 46.

    [xiii]Buhârî, İman, 22; Müslim, Eymân, 40.

    [xiv]Müslim, Birr ve Sıla, 34.

    Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü








+ Yorum Gönder