Konusunu Oylayın.: Örnek Müslüman Kadın Hz. Aişe

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Örnek Müslüman Kadın Hz. Aişe
  1. 17.Ocak.2013, 01:20
    1
    Misafir

    Örnek Müslüman Kadın Hz. Aişe

  2. 23.Ocak.2013, 02:56
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,585
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Örnek Müslüman Kadın Hz. Aişe




    Örnek bir İslam kadını: Hz. Aişe


    Hz. Peygamber'in kadın erkek bütün ümmetine örnek olması gibi, eşi Aişe de hassaten Müslüman hanımlar açısından örnek bir şahsiyettir.
    20 Temmuz Cuma akşamı İktibas Kayseri temsilciliğinde düzenlenen Ramazan programı çerçevesinde konuşmacı Firdevs Akan, Resulullah'ın eşi Hz. Aişe'yi anlattı. Firdevs Hanım'ın konuşması özetle şöyleydi:

    Örnek bir İslam kadını: Hz. Aişe

    Hz. Aişe’nin hayatı Müslüman hanımlar için örnek olması sebebiyle son derece ehemmiyeti haizdir. Hz. Peygamber'in kadın erkek bütün ümmetine örnek olması gibi, eşi Aişe de hassetsen Müslüman hanımlar açısından örnek bir şahsiyettir.

    Her Müslüman hanım onun hayatında kendisi için nice örnekler ve dersler bulur. Çünkü hayatın bütün cilveleri, bütün değişimleri onun hayatında tecelli etmiştir. Kızlık, eşlik, dulluk, sevinç ve keder, mutluluk ve musibet gibi haller Hz. Aişe'nin hayatında örnek alınacak birer hadise olarak görünür. Bu tertemiz hayat; ilmi, amel, ahlaki, derslerle paha biçilmez birer hazine kıymetinde örneklerle doludur. Bu itibarla Hz. Aişe'nin tarihi temiz ve olgun kadınların aynasıdır. Müslüman kadının gerçek hüviyetini, bütün temizliği ve berraklığı ile o aynada görür.

    Ebu Bekir'in iyi yetişmiş kızı ve Hz. Peygamberin eşi

    Hz. Peygambere ilk inananlardan Ebu Bekir ve ummu Raman çiftinin kızı olan Aişe, risaletin ilk yıllarında Mekke'de dünyaya geldi. Aklı ermeye başladığı çocukluğunun erken yıllarından itibaren kendisini dindar bir ailenin içerisinde buldu. İlk öğrenimini Mekke'nin kültürlü insanlarından sayılan babası ile onun en yakın dostu olan ve hemen her gün bir iki defa evlerini ziyaret eden Hz. Peygamberden aldı. Başta şiir, edebiyat, nesep ve tarih olmak üzere bir çok malumatı bu konularda ihtisas sahibi olan babasından öğrendi.

    Onun çocukluk yıllarına ait bazı anekdotlar, Kur'an'ın yanı sıra Hz. Peygamber ve Ebu Bekir'in onun üzerinde ne denli etkin olduklarını gösterir. Oyuncakları içerisinde atın kanatlı oluşunun sebebini soran Hz. peygambere Süleyman'ın atlarının kanatlı olduğu şeklinde verdiği Hz. Peygamberi hoşnut eden cevabı onun küçük yaştan beri sahip olduğu zekasını ve muhakeme gücünü ortaya koymaktadır.

    Hz. Aişe, tartışmalı olmakla birlikte, oldukça erken yaşlarda Hz. Peygamber ile Mekke de nişanlanmış ve üç yıl sonra hicretin ilk yıllarında Medine'de evlenmiş olmalıdır. Böylece o, Hz. Ebu Bekir gibi bir babanın evinden Allah rasulünün evine intikal etti ve gelişmesini, yetişmesini, şahsiyetinin olgunlaşmasını Hz. Peygamberin evinde tamamlama imkanı buldu. Sahip olduğu kabiliyetlere Hz. Peygamberin desteği de eklenince, onun baba evinde aldığı eğitim, vahyin aydınlattığı Peygamber evinde Kur'an ve sünnet eğitimiyle dahada gelişti,oldunlaştı ve derinleşti.

    Hz. Aişe'nin gençliğinden kemaline kadar hayatı, yüksek ahlakın canlı bir numunesi olan Resul-i Ekrem'in zevcesi olarak geçmişti. En yüksek terbiyeyi en büyük öğretici olan Hz. Peygamberden alan Hz. Aişe'nin de ahlakının en yüksek derecesinde olması tabii idi.

    Kanaatkar, mütevazi, aynı zamanda vakur ve cömert idi. Çocuğu olmadığı için annelik duygusunu tadamamış olan Hz. Aişe öksüz ve fakir çocukları yanına alır, onların terbiye ve yetiştirilmesine itina eder, sonra da onları evlendirirdi. Bir çok köle ve cariyesini azad etmişti. Metanet ve takva sahibi, şefkatli ve ibadete düşkün bir kadındı. Hz. Peygamberle birlikte gece ibadetlerini ihmal etmeyen Hz. Aişe kadınlarla namaz kılarken onlara imamlık etmiş ayrıca her yıl hacca gitmiştir.

    Hz. Aişe bir çok savaşa katılacak kadar korkusuz; devesine atlayıp siyasi bir harekete kalkışacak kadar atak ve özgür, askeri bir seferi idare edebilecek kadar komuta gücüne sahipti.

    Hz. Aişe zekası, anlayışı, kuvvetli hafızası, güzel konuşması, Kur'an'ı Kerim'i ve Hz. Peygamberi en iyi bir şekilde anlamaya çalışması gibi vasıfları sayesinde Hz. Peygamberin yanında müstesna bir mevki kazandı.

    Hz. Peygamberin gece yolculuklarında kendisiyle sohbet yapabilmek için Hz. Aişe'yi tercih etmesi, bazı davetlere onun da gelmesi şartıyla kabul etmesi, bardağa onun ağzının değdiği yerden içmesi, abdest ve namaz arasında hatta oruçlu iken bile onu öpmesi ona karşı gösterdiği sevgi ve samimiyeti gösterirken; tahyir hadisesinde kendisine düşünme ve seçme imkanı verildiği halde Hz. Aişe'nin hiç tereddüt etmeden derhal Hz. Peygamberi tercih etmesi onun da kocasına olan sevgisini ve bağlılığını göstermektedir. Hz. Peygamber henüz çocuk yaşta olan Aişe'nin oyun ve oyuncakları ile ilgilenmiş onunla koşu yapmış; hatta ona mescide kılıç kalkan oynayanları seyrettirmiştir.

    Hanımları arasında Hz. Peygamberi en çok kıskanan ve sevgisini kazanmak için en çok gayret sarf eden de o idi. Hz. Peygamberin ilk destekçisi olması sebebiyle kendisini daima hayır dualarla andığından olmalı, en çok da hiç görmediği Hz. Hatice'yi kıskanmaktaydı. Kaynaklar onun bu kıskançlığının yansıdığı bir çok olay nakletmiştir.

    Hz. Aişe, Hz. Peygambere karşı beslediği derin sevgi yanında ona itaat ve emirlerine dikkat etmekle de temayüz etmişti. O her bakımdan Resul-i Ekrem'in yar ve yardımcısıydı. Her hususta onun emri ve talimatı doğrultusunda hareket ediyordu. Dindarlığı ve takva sahibi oluşuyla Resul-i Ekrem'in en sadık en fedakar ve en samimi arkadaşı idi. Karı koca olan bu iki büyük insan arasındaki sevgi ve kaynaşma aralarındaki samimiyet ve sıcak ilişki, ama daima muhafaza ettikleri vakar ve nezahet, bütün Müslüman çiftler için en güzel örneği teşkil etmiştir.

    Hz. Peygamber ile birlikte bir çok savaşa iştirak eden Hz. Aişe, Uhud savaşında sırtında su taşıma, haber toplama ve yaralılara bakma gibi hizmetlerde çalıştığı gibi, Hudeybiye musalahasında da bulundu. Hendek savaşı ile Beni Müstalik gazvesine de katıldı. Bu sonuncusundan dönerken düşürdüğü gerdanlığını aramak üzere geride kalması sebebiyle ‘İfk hadisesi' diye bilinen meşhur iftiraya maruz kaldı. Münafıkların başlattığı ve bazı Müslümanların da iştirak ettiği bu iftira sebebiyle üzüntüsünden yemeden içmeden kesilen ağlamaktan dolayı göz yaşları tükenen Hz. Aişe yüce Allah'ın onun hakkında indirdiği (24/Nur 11-12) ayetlerle aklandı. Anne ve babasının ısrarına rağmen Peygambere teşekkür etmeyip, onu en ızdıraplı günlerinde desteklemediği için, kendisini tezkiye eden Yüve Allah'a hamd etmeyi yeğledi.

    Özellkle ifk hadisesinde başta Hz. Peygambere olmak üzere Hz. Ali ve Hassan b. Sabit'e karşı gösterdiği tavır ve tepkiler onun ne denli sabırlı, tahammüllü, kendinden emin, gururlu, vakarlı ve izzet nefis sahibi biri olduğunu göstermektedir.

    Hastalığı şiddetlenince Hz. Peygamber, diğer hanımlarının da izni ile son günlerini onun evinde geçirmeyi tercih etmiş; hatta ruhunu onun kucağındayken teslim etmiştir.

    Bir siyasi hareket lideri

    Hz. Peygamberin vefatı ile hayatının baharında on sekiz yaşında dul kaldı. Dulluğu hayatının sonuna kadar devem edecek olan bu genç, hareketli ve zeki olan müminlerin annesi enerjisini ve yeteneklerini giderek daha çok siyasi kanallara aktaracaktı.

    İlk iki halife ile münasebetleri karşılıklı saygı ve anlayış içerisinde geçti ve bu dönemde herhengi bir siyasi faaliyette bunmadı.

    Hz. Peygamberin en sevgili eşi olması münasebetiyle Hz. Ömer'in kendisine oniki bin dirhem tahsis ettiği Hz. Aişe başta kadınlarla ilgili konular olmak üzere, çeşitli fıkhi meselelerde Hz. Ömer'in sık sık baş vurduğu bir danışmanı gibi idi.

    Müslüman hanımlardan beklenen sadece evlerine kapanıp iyi bir anne olmaları değil her türlü sosyal siyasal faalyetlere katılmak suretiyle, iyi bir toplum oluşturmaya aktif bir biçimde katılmalarıdır. İşte Hz. Aişe bu hareketiyle en azından bunu ilk örneğini sergilemiştir. Her ne kadar siyasi hareketi ile başaramamışsa da ilim ve irşad faaliyetleri ile bu hedefini rahatlıkla gerçekleştirmiş ve son dercede başarılı olmuştur.
    Hz. Aişe'nin toplumun ıslahı, gittikçe kötüleşen gidişatın düzeltilmesi adına siyasi işlere katılması, aynı zamanda Müslüman kadının sahip olduğu hukukun sınırlı olmadığını gösteren bir delildir. O kendi hayatıyla Müslüman bir hanımın da erkek gibi dini ilmi içtimai, siyasi, kısaca her türlü dünyevi işi ve vazifeyi başarabileceğini isbat etmiş bilhassa İslam kadınının sahip olduğu hukukun ne kadar yüksek olduğunu, ne derece yükseltildiğini göstermiş ve canlı bir örneği olmuştur.

    Haber: H. Akan


  3. 23.Ocak.2013, 02:56
    2
    Moderatör



    Örnek bir İslam kadını: Hz. Aişe


    Hz. Peygamber'in kadın erkek bütün ümmetine örnek olması gibi, eşi Aişe de hassaten Müslüman hanımlar açısından örnek bir şahsiyettir.
    20 Temmuz Cuma akşamı İktibas Kayseri temsilciliğinde düzenlenen Ramazan programı çerçevesinde konuşmacı Firdevs Akan, Resulullah'ın eşi Hz. Aişe'yi anlattı. Firdevs Hanım'ın konuşması özetle şöyleydi:

    Örnek bir İslam kadını: Hz. Aişe

    Hz. Aişe’nin hayatı Müslüman hanımlar için örnek olması sebebiyle son derece ehemmiyeti haizdir. Hz. Peygamber'in kadın erkek bütün ümmetine örnek olması gibi, eşi Aişe de hassetsen Müslüman hanımlar açısından örnek bir şahsiyettir.

    Her Müslüman hanım onun hayatında kendisi için nice örnekler ve dersler bulur. Çünkü hayatın bütün cilveleri, bütün değişimleri onun hayatında tecelli etmiştir. Kızlık, eşlik, dulluk, sevinç ve keder, mutluluk ve musibet gibi haller Hz. Aişe'nin hayatında örnek alınacak birer hadise olarak görünür. Bu tertemiz hayat; ilmi, amel, ahlaki, derslerle paha biçilmez birer hazine kıymetinde örneklerle doludur. Bu itibarla Hz. Aişe'nin tarihi temiz ve olgun kadınların aynasıdır. Müslüman kadının gerçek hüviyetini, bütün temizliği ve berraklığı ile o aynada görür.

    Ebu Bekir'in iyi yetişmiş kızı ve Hz. Peygamberin eşi

    Hz. Peygambere ilk inananlardan Ebu Bekir ve ummu Raman çiftinin kızı olan Aişe, risaletin ilk yıllarında Mekke'de dünyaya geldi. Aklı ermeye başladığı çocukluğunun erken yıllarından itibaren kendisini dindar bir ailenin içerisinde buldu. İlk öğrenimini Mekke'nin kültürlü insanlarından sayılan babası ile onun en yakın dostu olan ve hemen her gün bir iki defa evlerini ziyaret eden Hz. Peygamberden aldı. Başta şiir, edebiyat, nesep ve tarih olmak üzere bir çok malumatı bu konularda ihtisas sahibi olan babasından öğrendi.

    Onun çocukluk yıllarına ait bazı anekdotlar, Kur'an'ın yanı sıra Hz. Peygamber ve Ebu Bekir'in onun üzerinde ne denli etkin olduklarını gösterir. Oyuncakları içerisinde atın kanatlı oluşunun sebebini soran Hz. peygambere Süleyman'ın atlarının kanatlı olduğu şeklinde verdiği Hz. Peygamberi hoşnut eden cevabı onun küçük yaştan beri sahip olduğu zekasını ve muhakeme gücünü ortaya koymaktadır.

    Hz. Aişe, tartışmalı olmakla birlikte, oldukça erken yaşlarda Hz. Peygamber ile Mekke de nişanlanmış ve üç yıl sonra hicretin ilk yıllarında Medine'de evlenmiş olmalıdır. Böylece o, Hz. Ebu Bekir gibi bir babanın evinden Allah rasulünün evine intikal etti ve gelişmesini, yetişmesini, şahsiyetinin olgunlaşmasını Hz. Peygamberin evinde tamamlama imkanı buldu. Sahip olduğu kabiliyetlere Hz. Peygamberin desteği de eklenince, onun baba evinde aldığı eğitim, vahyin aydınlattığı Peygamber evinde Kur'an ve sünnet eğitimiyle dahada gelişti,oldunlaştı ve derinleşti.

    Hz. Aişe'nin gençliğinden kemaline kadar hayatı, yüksek ahlakın canlı bir numunesi olan Resul-i Ekrem'in zevcesi olarak geçmişti. En yüksek terbiyeyi en büyük öğretici olan Hz. Peygamberden alan Hz. Aişe'nin de ahlakının en yüksek derecesinde olması tabii idi.

    Kanaatkar, mütevazi, aynı zamanda vakur ve cömert idi. Çocuğu olmadığı için annelik duygusunu tadamamış olan Hz. Aişe öksüz ve fakir çocukları yanına alır, onların terbiye ve yetiştirilmesine itina eder, sonra da onları evlendirirdi. Bir çok köle ve cariyesini azad etmişti. Metanet ve takva sahibi, şefkatli ve ibadete düşkün bir kadındı. Hz. Peygamberle birlikte gece ibadetlerini ihmal etmeyen Hz. Aişe kadınlarla namaz kılarken onlara imamlık etmiş ayrıca her yıl hacca gitmiştir.

    Hz. Aişe bir çok savaşa katılacak kadar korkusuz; devesine atlayıp siyasi bir harekete kalkışacak kadar atak ve özgür, askeri bir seferi idare edebilecek kadar komuta gücüne sahipti.

    Hz. Aişe zekası, anlayışı, kuvvetli hafızası, güzel konuşması, Kur'an'ı Kerim'i ve Hz. Peygamberi en iyi bir şekilde anlamaya çalışması gibi vasıfları sayesinde Hz. Peygamberin yanında müstesna bir mevki kazandı.

    Hz. Peygamberin gece yolculuklarında kendisiyle sohbet yapabilmek için Hz. Aişe'yi tercih etmesi, bazı davetlere onun da gelmesi şartıyla kabul etmesi, bardağa onun ağzının değdiği yerden içmesi, abdest ve namaz arasında hatta oruçlu iken bile onu öpmesi ona karşı gösterdiği sevgi ve samimiyeti gösterirken; tahyir hadisesinde kendisine düşünme ve seçme imkanı verildiği halde Hz. Aişe'nin hiç tereddüt etmeden derhal Hz. Peygamberi tercih etmesi onun da kocasına olan sevgisini ve bağlılığını göstermektedir. Hz. Peygamber henüz çocuk yaşta olan Aişe'nin oyun ve oyuncakları ile ilgilenmiş onunla koşu yapmış; hatta ona mescide kılıç kalkan oynayanları seyrettirmiştir.

    Hanımları arasında Hz. Peygamberi en çok kıskanan ve sevgisini kazanmak için en çok gayret sarf eden de o idi. Hz. Peygamberin ilk destekçisi olması sebebiyle kendisini daima hayır dualarla andığından olmalı, en çok da hiç görmediği Hz. Hatice'yi kıskanmaktaydı. Kaynaklar onun bu kıskançlığının yansıdığı bir çok olay nakletmiştir.

    Hz. Aişe, Hz. Peygambere karşı beslediği derin sevgi yanında ona itaat ve emirlerine dikkat etmekle de temayüz etmişti. O her bakımdan Resul-i Ekrem'in yar ve yardımcısıydı. Her hususta onun emri ve talimatı doğrultusunda hareket ediyordu. Dindarlığı ve takva sahibi oluşuyla Resul-i Ekrem'in en sadık en fedakar ve en samimi arkadaşı idi. Karı koca olan bu iki büyük insan arasındaki sevgi ve kaynaşma aralarındaki samimiyet ve sıcak ilişki, ama daima muhafaza ettikleri vakar ve nezahet, bütün Müslüman çiftler için en güzel örneği teşkil etmiştir.

    Hz. Peygamber ile birlikte bir çok savaşa iştirak eden Hz. Aişe, Uhud savaşında sırtında su taşıma, haber toplama ve yaralılara bakma gibi hizmetlerde çalıştığı gibi, Hudeybiye musalahasında da bulundu. Hendek savaşı ile Beni Müstalik gazvesine de katıldı. Bu sonuncusundan dönerken düşürdüğü gerdanlığını aramak üzere geride kalması sebebiyle ‘İfk hadisesi' diye bilinen meşhur iftiraya maruz kaldı. Münafıkların başlattığı ve bazı Müslümanların da iştirak ettiği bu iftira sebebiyle üzüntüsünden yemeden içmeden kesilen ağlamaktan dolayı göz yaşları tükenen Hz. Aişe yüce Allah'ın onun hakkında indirdiği (24/Nur 11-12) ayetlerle aklandı. Anne ve babasının ısrarına rağmen Peygambere teşekkür etmeyip, onu en ızdıraplı günlerinde desteklemediği için, kendisini tezkiye eden Yüve Allah'a hamd etmeyi yeğledi.

    Özellkle ifk hadisesinde başta Hz. Peygambere olmak üzere Hz. Ali ve Hassan b. Sabit'e karşı gösterdiği tavır ve tepkiler onun ne denli sabırlı, tahammüllü, kendinden emin, gururlu, vakarlı ve izzet nefis sahibi biri olduğunu göstermektedir.

    Hastalığı şiddetlenince Hz. Peygamber, diğer hanımlarının da izni ile son günlerini onun evinde geçirmeyi tercih etmiş; hatta ruhunu onun kucağındayken teslim etmiştir.

    Bir siyasi hareket lideri

    Hz. Peygamberin vefatı ile hayatının baharında on sekiz yaşında dul kaldı. Dulluğu hayatının sonuna kadar devem edecek olan bu genç, hareketli ve zeki olan müminlerin annesi enerjisini ve yeteneklerini giderek daha çok siyasi kanallara aktaracaktı.

    İlk iki halife ile münasebetleri karşılıklı saygı ve anlayış içerisinde geçti ve bu dönemde herhengi bir siyasi faaliyette bunmadı.

    Hz. Peygamberin en sevgili eşi olması münasebetiyle Hz. Ömer'in kendisine oniki bin dirhem tahsis ettiği Hz. Aişe başta kadınlarla ilgili konular olmak üzere, çeşitli fıkhi meselelerde Hz. Ömer'in sık sık baş vurduğu bir danışmanı gibi idi.

    Müslüman hanımlardan beklenen sadece evlerine kapanıp iyi bir anne olmaları değil her türlü sosyal siyasal faalyetlere katılmak suretiyle, iyi bir toplum oluşturmaya aktif bir biçimde katılmalarıdır. İşte Hz. Aişe bu hareketiyle en azından bunu ilk örneğini sergilemiştir. Her ne kadar siyasi hareketi ile başaramamışsa da ilim ve irşad faaliyetleri ile bu hedefini rahatlıkla gerçekleştirmiş ve son dercede başarılı olmuştur.
    Hz. Aişe'nin toplumun ıslahı, gittikçe kötüleşen gidişatın düzeltilmesi adına siyasi işlere katılması, aynı zamanda Müslüman kadının sahip olduğu hukukun sınırlı olmadığını gösteren bir delildir. O kendi hayatıyla Müslüman bir hanımın da erkek gibi dini ilmi içtimai, siyasi, kısaca her türlü dünyevi işi ve vazifeyi başarabileceğini isbat etmiş bilhassa İslam kadınının sahip olduğu hukukun ne kadar yüksek olduğunu, ne derece yükseltildiğini göstermiş ve canlı bir örneği olmuştur.

    Haber: H. Akan





+ Yorum Gönder