Konusunu Oylayın.: Müslüman kadın ahlakı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Müslüman kadın ahlakı
  1. 17.Ocak.2013, 01:16
    1
    Misafir

    Müslüman kadın ahlakı

  2. 20.Ocak.2013, 05:58
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: müslüman kadın ahlakı




    Kuran’a göre kadının ve erkeğin karakteri, toplumun değer yargılarına ya da süregelen gelenek ve göreneklere göre değil, Allah’ın bildirdiği “ideal Müslüman ahlakına” göre şekillenmektedir. Bu ahlakı yaşayan Müslüman kadın son derece güçlü ve sağlam bir kişiliğe sahiptir. Ve bu kişiliği toplum nezdinde bir üstünlük elde edebilmek için değil, sadece Allah’ın rızasını ve sevgisini kazanabilmek için yaşar.

    Bir insanın kişiliğini güzelleştirip üstün hale getiren, karakterini sağlamlaştıran, ahlakını güzelleştiren, tavırlarını etkileyici kılan o kişinin fiziksel özellikleri değil, imanı, Allah korkusu ve takvasıdır. Bu, Allah’ın Kuran ile bildirdiği önemli bir sırdır.
    Kuran ahlakı, insanlara olabilecek en güçlü, en sağlam ve en güzel kişiliği kazandırır. Allah’ın, “... Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz...” (Mü-minun Suresi, 71) ayetiyle bildirdiği gibi, Kuran ahlakını yaşamak insanlara ‘şan ve şeref’ kazandırmaktadır. Dolayısıyla bu ahlakı yaşayan bir kadın, saygı duyulacak, onurlu ve vakarlı bir karaktere sahip olur. İşte mümin bir kadın da, -eğer Kuran ahlakına göre yaşamıyorlarsa- yaşadığı toplumdan, ailesinden ya da arkadaş çevresinden aldığı telkinler her ne olursa olsun, karakterini Allah’ın beğendiği ve hoşnut olacağı ahlakı ölçü alarak, Kuran ahlakına göre belirler. Kuran ahlakından uzak yaşayan toplumlarda kadın ya da erkek karakterinde görülen tüm zaaflardan, zayıflıklardan, saplantılardan ve tavır bozukluklarından kurtularak, bunların yerine güzel ahlakın getirdiği güçlü bir karakter geliştirirler. Şimdi Müslüman kadının bu örnek karakterini başlıklar halinde inceleyelim:

    Müslüman Kadın Allah’a Teslim Olmuştur

    Allah’a samimi bir kalple iman etmiş ve derin bir Allah korkusuyla boyun eğmiştir. Allah’tan başka bir İlah olmadığını, O’nun tüm varlıkların tek hakimi ve herşeyin üstünde, sonsuz güç sahibi olduğunu kavramıştır.
    Yalnızca Allah’tan korkar ve yalnızca O’nun rızasını hedefler.

    Yalnızca Allah’tan yardım ister. Hiçbir zaman için insanlara yönelik bir beklenti içerisinde olmaz. Kendisine, her ne zorlukla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar, “... Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir” (Şuara Suresi, 62) diyerek Allah’a tevekkül eden peygamberlerin üstün ahlakını örnek alır.

    Müslüman Kadının Tek Hedefi Allah’ın Rızasını Kazanmaktır

    Kuran ahlakına göre yaşamayan toplumlarda kadın karakterinin önemli özelliklerinden biri, bu kimselerin ufuklarını olabildiğince daraltmış, ideallerini, düşüncelerini ve yaşam tarzlarını olabildiğince dar bir alan ile sınırlandırmış olmalarıdır. Müslüman kadın ise tüm sorumluluklarının bilincinde olan insandır. Bu yüzden hiçbir zaman sadece kendi ihtiyaçlarının peşine düşüp, yalnızca kendisini ilgilendiren birkaç sorumluluğu yerine getirip Allah’ın bildirdiği yükümlülükleri göz ardı edemez. Hayata dair ideallerini, düşüncelerini sadece bu şekilde sınırlandırmaz. Dünyanın dört bir yanındaki zorluk içerisindeki insanların, açlık çeken, salgın hastalıklarla mücadele eden, savaş ve çatışma ortamlarının zorluğunu yaşayan çocukların, kadınların, yaşlıların tüm sıkıntılarını adeta kendi sorunuymuş gibi düşünüp onlara çözüm ulaştırabilmek için elinden gelen gayreti gösterir.

    Müslüman Kadın Asildir

    Basit tavırlara, küçük çıkarlara tenezzül etmeyen bir karaktere sahiptir.

    Kıskançlık, dedikodu yapmak, alaycılık, kapris, ikiyüzlülük ve benzeri tavırların Allah’ın razı olmayacağı, insanı küçük düşüren, asaletten uzaklaştıran ve kişiliğini zedeleyen davranışlar olduğunu bilir. Bu ve benzeri tavırların hiçbirine tenezzül etmez.

    Kuran ahlakına uygun bir tavır içerisinde olmanın insanı daima en asil konuma getireceğini bilerek bu konuda kararlılık gösterir.

    Kuran ahlakını yaşaması nedeniyle her an vakarlı bir kişilik sergiler. Örneğin karşısındaki insanların bir kusurunu gördüğü zaman bunu asla alay konusu yapmaz, aksine en güzel şekilde bu kusuru telafi etmeye çalışır. Bir başkasının kendisinden üstün olan bir yönü varsa, buna karşı kıskançlık duymak yerine, onu güzel bir tarzda onore edip bu yönünü över.

    Karşılaştığı her tavra, olabilecek en asil karşılığı vermeye çalışır, Kuran ahlakına en uygun olan tavrı gösterir. Karşısındaki insanlar kendisine basit tavırlarla karşılık verseler bile, o yine de asil ve vakarlı tavırlarından ödün vermez, asaletinde kararlılık gösterir.

    Müslüman Kadın İffetli ve Onurludur

    Allah Kuran’ın pek çok ayetiyle iffetin önemine ve kadına kazandırdığı değere de dikkat çekmiştir. Allah, bir ayette iffetin önemini “... onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur...” (Ahzab Suresi, 59) ifadesiyle bildirmiştir. İffet, bir kadına saygınlık ve onur kazandırmakta ve onun toplum içerisinde eziyet görmesini engellemektedir. Mümin kadınlar, Allah’ın Kuran’da bildirdiği tüm sınırlara en güzel şekilde uyarak onur, vakar ve saygınlık kazanmış olurlar. Böyle bir insanın tüm tavırlarından, konuşmalarından, hareketlerinden, yüzündeki ifadeden, bakışlarından, gülüşünden ne kadar iffetli ve vakarlı bir kimse olduğunu anlayabilmek mümkündür. İffetli bir kadının doğal bir asaleti, insani bir heybeti ve güvenilir bir kişiliği vardır. Nitekim Allah bir Kuran ayetinde “... Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir...” (Fetih Suresi, 29) ifadesiyle, müminlerin yüzlerinden tanındıklarını haber vermiştir.

    Müslüman Kadın Güçlü Bir Karaktere Sahiptir, İradelidir

    İnsanların kınamalarından etkilenmeyen güçlü bir şahsiyete sahiptir. Kuran ahlakını yaşamayan kadınlarda görülebilen zayıflıklara Allah’ın izniyle hiçbir zaman kapılmaz.

    Bir kimsenin yersiz bir sözü, tavrı ya da eleştirisi, zayıflık gösterip güçsüz düşmesine, cesaretinin kırılmasına neden olmaz.

    Alınganlık, karamsarlık gibi duygusal tepkiler vermeyi hiçbir zaman için kendisine yakıştırmaz.

    Her ne olursa olsun Allah’a tevekkül eder. Başına her ne gelirse gelsin, Allah’ın sonsuz adaletli olduğunu, herşeyi görüp bildiğini, kimsenin ‘hurma çekirdeğindeki bir iplikçik’ kadar bile haksızlığa uğratılmayacağını bilmenin rahatlığını yaşar ve Allah’a teslim olur. (Nisa Suresi, 49)

    Müslüman Kadın İtidalli ve Dengelidir

    Müslüman kadın, Allah’ın gösterdiği yola uyması sebebiyle güçlü ve üstün bir kişilik kazanmıştır. Rehberi Kuran ahlakı ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetleri olduğu için olaylar karşında göstereceği tavırlar, vereceği tepkiler hep İslam ahlakına göre olur. Bu da ona itidalli ve dengeli bir kişilik kazandırır. Aklı, vicdanı, tavırları, konuşmaları hep Kuran ahlakının getirdiği istikrarı yansıtır. Bundan dolayı da güvenilir bir karaktere sahiptir.

    Müslüman Kadın Duygusal Bir Kişilik Göstermez

    Duygusallık, din ahlakının yaşanmadığı toplumlarda olumsuz bir tavır olarak algılanmaz. Bu nedenle bu toplumlarda duygusallıktan kaynaklanan “alınma, yakınma, darılma, ağlama, içine kapanma, durgunluk, kıskançlık, kızgınlık” gibi tavır bozuklukları, “insanın içinden gelen duygular” olduğu öne sürülerek olabildiğince teşvik edilir.

    Oysa bu düşünce tümüyle yanlıştır. Özellikle de Kuran ahlakının yaşanmadığı toplumlarda hakim olan kadın karakterinde görülen duygusallık, insanın zayıf bir kişilik göstermesine neden olur. Kişi olaylar karşısında duygularının kendisini yönlendirdiği şekilde hareket ettiği için akılcılıktan büyük ölçüde uzaklaşır. Mantıklı ve doğru düşünemeyecek, isabetli çıkarımlar yapamayacak hale gelir.

    Müslüman kadınsa, duygusallığın, insanın aklını perdelediğini, doğru düşünebilmesini, gerçekleri olduğu gibi görebilmesini engellediğini, insanı zayıf, dirençsiz ve güçsüz hale getirdiğini bilir. Kuran ahlakına göre yaşamayan toplumlarda kadın karakteriyle özdeşleşen; duygulanmak, üzüntüye kapılmak, ağlamak, söylenmek, öfkelenmek, kıskançlığa kapılmak, küsmek ve içine kapanmak gibi tavırların, iman sahibi bir insanın karakteriyle bağdaşmayacak özellikler olduğunun da şuurundadır. Ayrıca bu tarz tavırlardan sakınıp güçlü bir kişilik sergilemenin, bu hatalı karaktere sahip kadınlar için de güzel bir örnek olacağını bilir, bu şuur ve sorumluluk bilinciyle hareket eder.

    Müslüman Kadın Boş Sözlerden ve Boş İşlerden Sakınır

    Boş sözlere dalmak ya da boş işlerle oyalanmak, Kuran ahlakına göre yaşamayan toplumlardaki kadın karakterinde sıkça görülebilen tavırlardır. Oysa Allah Kuran’ın bir ayetinde iman edenler için, “Onlar, ‘tümüyle boş’ şeylerden yüz çevirenlerdir.” (Müminun Suresi, 3) diye buyurmuştur.

    Müslüman kadın, Allah’ın insan için dünya hayatında çok kısıtlı bir ömür süresi belirlediğini ve zamanın hızla tükendiğini bilmektedir. İnsanların ahiret hayatında Allah’ın sonsuz cennetini, rahmetini ve rızasını kazanabilmek için ellerindeki tek imkan ise dünya hayatındaki bu ömür süreleridir. Bu nedenle Müslüman kadınlar, yaşadıkları her anın kendileri için çok kıymetli olduğunu bilerek hareket ederler. Tek bir anlarını bile boş bir işle oyalanarak, boş sözlere dalarak geçirmelerinin büyük bir kayıp olacağının ve bunun, ahirette insanın büyük bir pişmanlık duymasına neden olabileceğinin farkındadırlar. Her anlarını bu dikkat açıklığı ile geçirir ve daima Allah’ın rızasını kazanabileceklerini umdukları işlere yönelirler. Allah’ın “Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır.” (Al-i İmran Suresi, 114) ayetiyle bildirdiği gibi, yaşadıkları her anı Allah’ın rızasını kazanabilmek için ‘hayırlarda yarışarak’ geçirirler.

    Müslüman Kadın ve Müslüman Erkek Aynı Ahlaka Sahiptir

    Görüldüğü gibi mümin kadınların üstün ahlak özellikleri, Kuran ahlakına göre yaşamayan toplumlarda yaygın olarak yaşanan kadın karakterinden çok farklıdır. Çünkü Kuran ahlakından uzak olan toplumlarda yaşayan kadınlar, genellikle toplum tarafından kendilerine uygun görülen ve nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar gelen ortak bir karakteri yaşamaktadırlar. Bu tür toplumlarda kadın için ayrı erkek için ayrı ahlak özellikleri belirlenmiştir.

    Kuran’da ise Allah kadın ve erkek için ayrı birer karakter bildirmemiş, tüm insanları “tek bir Müslüman karakteri”ne uymaya çağırmıştır. Kuran ahlakına göre kadının ve erkeğin karakteri, toplumun değer yargılarına ya da süregelen gelenek ve göreneklere göre değil, Allah’ın bildirdiği “ideal Müslüman ahlakına” göre şekillenmektedir. Bu ahlakı yaşayan Müslüman kadınlar ve erkekler son derece güçlü ve sağlam bir kişiliğe sahiptirler. Ömürleri boyunca bu üstün ahlakı sergileyen müminlerin Allah Katında görecekleri karşılık bir ayette şöyle müjdelenmiştir:

    “Erkek olsun, kadın olsun inanmış olarak kim salih bir amelde bulunursa, onlar cennete girecek ve onlar, bir ‘çekirdeğin sırtındaki tomurcuk kadar’ bile haksızlığa uğramayacaklardır.” (Nisa Suresi, 124)

    Müslüman kadın her işinde Kuran’ı rehber edinir ve Peygamberimiz (sav)’in ahlakını örnek alır. Bu sayede Allah’ın izniyle daima isabetli tavırlarda bulunur, hikmetli kararlar alır ve yaptığı her işte en iyi neticelere varır.

    Kuran Ahlakından Uzak Toplumlardaki Yanlış “Kadın Karakteri” Anlayışı

    Kuran ahlakının yaşanmadığı toplumlarda belli başlı kurallar ve karakter çeşitleri vardır. Böyle toplumlarda her insanın yaşaması gereken karakter ve yaşam tarzı bazı kalıpçı gelenekler doğrultusunda önceden belirlenmiştir. Sözgelimi çocuk, daha olgun bir karaktere sahip olsa da, çocuk gibi davranmalıdır. Kendisinden beklenen tavırlar, konuşmalar, günlük yaşayış şekli bellidir. Bunların aksine bir davranış ise yadırganır.

    “Kadın karakteri” de aynı şekilde kadınlar için toplum tarafından seçilip beğenilen özelliklerden oluşur. Oysaki Kuran ahlakından uzak bir toplumda belirlenmiş olan bu kadın karakteri baştan sona çarpıklıklarla doludur. Bunların en önemlisi kuşku yok ki, kadının beden olarak erkekten güçsüz olması nedeniyle, karakter olarak da zayıf olması gerektiği şeklindeki yanlış inançlarıdır.


    ilimaraştırma



  3. 20.Ocak.2013, 05:58
    2
    Silent and lonely rains



    Kuran’a göre kadının ve erkeğin karakteri, toplumun değer yargılarına ya da süregelen gelenek ve göreneklere göre değil, Allah’ın bildirdiği “ideal Müslüman ahlakına” göre şekillenmektedir. Bu ahlakı yaşayan Müslüman kadın son derece güçlü ve sağlam bir kişiliğe sahiptir. Ve bu kişiliği toplum nezdinde bir üstünlük elde edebilmek için değil, sadece Allah’ın rızasını ve sevgisini kazanabilmek için yaşar.

    Bir insanın kişiliğini güzelleştirip üstün hale getiren, karakterini sağlamlaştıran, ahlakını güzelleştiren, tavırlarını etkileyici kılan o kişinin fiziksel özellikleri değil, imanı, Allah korkusu ve takvasıdır. Bu, Allah’ın Kuran ile bildirdiği önemli bir sırdır.
    Kuran ahlakı, insanlara olabilecek en güçlü, en sağlam ve en güzel kişiliği kazandırır. Allah’ın, “... Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz...” (Mü-minun Suresi, 71) ayetiyle bildirdiği gibi, Kuran ahlakını yaşamak insanlara ‘şan ve şeref’ kazandırmaktadır. Dolayısıyla bu ahlakı yaşayan bir kadın, saygı duyulacak, onurlu ve vakarlı bir karaktere sahip olur. İşte mümin bir kadın da, -eğer Kuran ahlakına göre yaşamıyorlarsa- yaşadığı toplumdan, ailesinden ya da arkadaş çevresinden aldığı telkinler her ne olursa olsun, karakterini Allah’ın beğendiği ve hoşnut olacağı ahlakı ölçü alarak, Kuran ahlakına göre belirler. Kuran ahlakından uzak yaşayan toplumlarda kadın ya da erkek karakterinde görülen tüm zaaflardan, zayıflıklardan, saplantılardan ve tavır bozukluklarından kurtularak, bunların yerine güzel ahlakın getirdiği güçlü bir karakter geliştirirler. Şimdi Müslüman kadının bu örnek karakterini başlıklar halinde inceleyelim:

    Müslüman Kadın Allah’a Teslim Olmuştur

    Allah’a samimi bir kalple iman etmiş ve derin bir Allah korkusuyla boyun eğmiştir. Allah’tan başka bir İlah olmadığını, O’nun tüm varlıkların tek hakimi ve herşeyin üstünde, sonsuz güç sahibi olduğunu kavramıştır.
    Yalnızca Allah’tan korkar ve yalnızca O’nun rızasını hedefler.

    Yalnızca Allah’tan yardım ister. Hiçbir zaman için insanlara yönelik bir beklenti içerisinde olmaz. Kendisine, her ne zorlukla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar, “... Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir” (Şuara Suresi, 62) diyerek Allah’a tevekkül eden peygamberlerin üstün ahlakını örnek alır.

    Müslüman Kadının Tek Hedefi Allah’ın Rızasını Kazanmaktır

    Kuran ahlakına göre yaşamayan toplumlarda kadın karakterinin önemli özelliklerinden biri, bu kimselerin ufuklarını olabildiğince daraltmış, ideallerini, düşüncelerini ve yaşam tarzlarını olabildiğince dar bir alan ile sınırlandırmış olmalarıdır. Müslüman kadın ise tüm sorumluluklarının bilincinde olan insandır. Bu yüzden hiçbir zaman sadece kendi ihtiyaçlarının peşine düşüp, yalnızca kendisini ilgilendiren birkaç sorumluluğu yerine getirip Allah’ın bildirdiği yükümlülükleri göz ardı edemez. Hayata dair ideallerini, düşüncelerini sadece bu şekilde sınırlandırmaz. Dünyanın dört bir yanındaki zorluk içerisindeki insanların, açlık çeken, salgın hastalıklarla mücadele eden, savaş ve çatışma ortamlarının zorluğunu yaşayan çocukların, kadınların, yaşlıların tüm sıkıntılarını adeta kendi sorunuymuş gibi düşünüp onlara çözüm ulaştırabilmek için elinden gelen gayreti gösterir.

    Müslüman Kadın Asildir

    Basit tavırlara, küçük çıkarlara tenezzül etmeyen bir karaktere sahiptir.

    Kıskançlık, dedikodu yapmak, alaycılık, kapris, ikiyüzlülük ve benzeri tavırların Allah’ın razı olmayacağı, insanı küçük düşüren, asaletten uzaklaştıran ve kişiliğini zedeleyen davranışlar olduğunu bilir. Bu ve benzeri tavırların hiçbirine tenezzül etmez.

    Kuran ahlakına uygun bir tavır içerisinde olmanın insanı daima en asil konuma getireceğini bilerek bu konuda kararlılık gösterir.

    Kuran ahlakını yaşaması nedeniyle her an vakarlı bir kişilik sergiler. Örneğin karşısındaki insanların bir kusurunu gördüğü zaman bunu asla alay konusu yapmaz, aksine en güzel şekilde bu kusuru telafi etmeye çalışır. Bir başkasının kendisinden üstün olan bir yönü varsa, buna karşı kıskançlık duymak yerine, onu güzel bir tarzda onore edip bu yönünü över.

    Karşılaştığı her tavra, olabilecek en asil karşılığı vermeye çalışır, Kuran ahlakına en uygun olan tavrı gösterir. Karşısındaki insanlar kendisine basit tavırlarla karşılık verseler bile, o yine de asil ve vakarlı tavırlarından ödün vermez, asaletinde kararlılık gösterir.

    Müslüman Kadın İffetli ve Onurludur

    Allah Kuran’ın pek çok ayetiyle iffetin önemine ve kadına kazandırdığı değere de dikkat çekmiştir. Allah, bir ayette iffetin önemini “... onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur...” (Ahzab Suresi, 59) ifadesiyle bildirmiştir. İffet, bir kadına saygınlık ve onur kazandırmakta ve onun toplum içerisinde eziyet görmesini engellemektedir. Mümin kadınlar, Allah’ın Kuran’da bildirdiği tüm sınırlara en güzel şekilde uyarak onur, vakar ve saygınlık kazanmış olurlar. Böyle bir insanın tüm tavırlarından, konuşmalarından, hareketlerinden, yüzündeki ifadeden, bakışlarından, gülüşünden ne kadar iffetli ve vakarlı bir kimse olduğunu anlayabilmek mümkündür. İffetli bir kadının doğal bir asaleti, insani bir heybeti ve güvenilir bir kişiliği vardır. Nitekim Allah bir Kuran ayetinde “... Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir...” (Fetih Suresi, 29) ifadesiyle, müminlerin yüzlerinden tanındıklarını haber vermiştir.

    Müslüman Kadın Güçlü Bir Karaktere Sahiptir, İradelidir

    İnsanların kınamalarından etkilenmeyen güçlü bir şahsiyete sahiptir. Kuran ahlakını yaşamayan kadınlarda görülebilen zayıflıklara Allah’ın izniyle hiçbir zaman kapılmaz.

    Bir kimsenin yersiz bir sözü, tavrı ya da eleştirisi, zayıflık gösterip güçsüz düşmesine, cesaretinin kırılmasına neden olmaz.

    Alınganlık, karamsarlık gibi duygusal tepkiler vermeyi hiçbir zaman için kendisine yakıştırmaz.

    Her ne olursa olsun Allah’a tevekkül eder. Başına her ne gelirse gelsin, Allah’ın sonsuz adaletli olduğunu, herşeyi görüp bildiğini, kimsenin ‘hurma çekirdeğindeki bir iplikçik’ kadar bile haksızlığa uğratılmayacağını bilmenin rahatlığını yaşar ve Allah’a teslim olur. (Nisa Suresi, 49)

    Müslüman Kadın İtidalli ve Dengelidir

    Müslüman kadın, Allah’ın gösterdiği yola uyması sebebiyle güçlü ve üstün bir kişilik kazanmıştır. Rehberi Kuran ahlakı ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetleri olduğu için olaylar karşında göstereceği tavırlar, vereceği tepkiler hep İslam ahlakına göre olur. Bu da ona itidalli ve dengeli bir kişilik kazandırır. Aklı, vicdanı, tavırları, konuşmaları hep Kuran ahlakının getirdiği istikrarı yansıtır. Bundan dolayı da güvenilir bir karaktere sahiptir.

    Müslüman Kadın Duygusal Bir Kişilik Göstermez

    Duygusallık, din ahlakının yaşanmadığı toplumlarda olumsuz bir tavır olarak algılanmaz. Bu nedenle bu toplumlarda duygusallıktan kaynaklanan “alınma, yakınma, darılma, ağlama, içine kapanma, durgunluk, kıskançlık, kızgınlık” gibi tavır bozuklukları, “insanın içinden gelen duygular” olduğu öne sürülerek olabildiğince teşvik edilir.

    Oysa bu düşünce tümüyle yanlıştır. Özellikle de Kuran ahlakının yaşanmadığı toplumlarda hakim olan kadın karakterinde görülen duygusallık, insanın zayıf bir kişilik göstermesine neden olur. Kişi olaylar karşısında duygularının kendisini yönlendirdiği şekilde hareket ettiği için akılcılıktan büyük ölçüde uzaklaşır. Mantıklı ve doğru düşünemeyecek, isabetli çıkarımlar yapamayacak hale gelir.

    Müslüman kadınsa, duygusallığın, insanın aklını perdelediğini, doğru düşünebilmesini, gerçekleri olduğu gibi görebilmesini engellediğini, insanı zayıf, dirençsiz ve güçsüz hale getirdiğini bilir. Kuran ahlakına göre yaşamayan toplumlarda kadın karakteriyle özdeşleşen; duygulanmak, üzüntüye kapılmak, ağlamak, söylenmek, öfkelenmek, kıskançlığa kapılmak, küsmek ve içine kapanmak gibi tavırların, iman sahibi bir insanın karakteriyle bağdaşmayacak özellikler olduğunun da şuurundadır. Ayrıca bu tarz tavırlardan sakınıp güçlü bir kişilik sergilemenin, bu hatalı karaktere sahip kadınlar için de güzel bir örnek olacağını bilir, bu şuur ve sorumluluk bilinciyle hareket eder.

    Müslüman Kadın Boş Sözlerden ve Boş İşlerden Sakınır

    Boş sözlere dalmak ya da boş işlerle oyalanmak, Kuran ahlakına göre yaşamayan toplumlardaki kadın karakterinde sıkça görülebilen tavırlardır. Oysa Allah Kuran’ın bir ayetinde iman edenler için, “Onlar, ‘tümüyle boş’ şeylerden yüz çevirenlerdir.” (Müminun Suresi, 3) diye buyurmuştur.

    Müslüman kadın, Allah’ın insan için dünya hayatında çok kısıtlı bir ömür süresi belirlediğini ve zamanın hızla tükendiğini bilmektedir. İnsanların ahiret hayatında Allah’ın sonsuz cennetini, rahmetini ve rızasını kazanabilmek için ellerindeki tek imkan ise dünya hayatındaki bu ömür süreleridir. Bu nedenle Müslüman kadınlar, yaşadıkları her anın kendileri için çok kıymetli olduğunu bilerek hareket ederler. Tek bir anlarını bile boş bir işle oyalanarak, boş sözlere dalarak geçirmelerinin büyük bir kayıp olacağının ve bunun, ahirette insanın büyük bir pişmanlık duymasına neden olabileceğinin farkındadırlar. Her anlarını bu dikkat açıklığı ile geçirir ve daima Allah’ın rızasını kazanabileceklerini umdukları işlere yönelirler. Allah’ın “Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır.” (Al-i İmran Suresi, 114) ayetiyle bildirdiği gibi, yaşadıkları her anı Allah’ın rızasını kazanabilmek için ‘hayırlarda yarışarak’ geçirirler.

    Müslüman Kadın ve Müslüman Erkek Aynı Ahlaka Sahiptir

    Görüldüğü gibi mümin kadınların üstün ahlak özellikleri, Kuran ahlakına göre yaşamayan toplumlarda yaygın olarak yaşanan kadın karakterinden çok farklıdır. Çünkü Kuran ahlakından uzak olan toplumlarda yaşayan kadınlar, genellikle toplum tarafından kendilerine uygun görülen ve nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar gelen ortak bir karakteri yaşamaktadırlar. Bu tür toplumlarda kadın için ayrı erkek için ayrı ahlak özellikleri belirlenmiştir.

    Kuran’da ise Allah kadın ve erkek için ayrı birer karakter bildirmemiş, tüm insanları “tek bir Müslüman karakteri”ne uymaya çağırmıştır. Kuran ahlakına göre kadının ve erkeğin karakteri, toplumun değer yargılarına ya da süregelen gelenek ve göreneklere göre değil, Allah’ın bildirdiği “ideal Müslüman ahlakına” göre şekillenmektedir. Bu ahlakı yaşayan Müslüman kadınlar ve erkekler son derece güçlü ve sağlam bir kişiliğe sahiptirler. Ömürleri boyunca bu üstün ahlakı sergileyen müminlerin Allah Katında görecekleri karşılık bir ayette şöyle müjdelenmiştir:

    “Erkek olsun, kadın olsun inanmış olarak kim salih bir amelde bulunursa, onlar cennete girecek ve onlar, bir ‘çekirdeğin sırtındaki tomurcuk kadar’ bile haksızlığa uğramayacaklardır.” (Nisa Suresi, 124)

    Müslüman kadın her işinde Kuran’ı rehber edinir ve Peygamberimiz (sav)’in ahlakını örnek alır. Bu sayede Allah’ın izniyle daima isabetli tavırlarda bulunur, hikmetli kararlar alır ve yaptığı her işte en iyi neticelere varır.

    Kuran Ahlakından Uzak Toplumlardaki Yanlış “Kadın Karakteri” Anlayışı

    Kuran ahlakının yaşanmadığı toplumlarda belli başlı kurallar ve karakter çeşitleri vardır. Böyle toplumlarda her insanın yaşaması gereken karakter ve yaşam tarzı bazı kalıpçı gelenekler doğrultusunda önceden belirlenmiştir. Sözgelimi çocuk, daha olgun bir karaktere sahip olsa da, çocuk gibi davranmalıdır. Kendisinden beklenen tavırlar, konuşmalar, günlük yaşayış şekli bellidir. Bunların aksine bir davranış ise yadırganır.

    “Kadın karakteri” de aynı şekilde kadınlar için toplum tarafından seçilip beğenilen özelliklerden oluşur. Oysaki Kuran ahlakından uzak bir toplumda belirlenmiş olan bu kadın karakteri baştan sona çarpıklıklarla doludur. Bunların en önemlisi kuşku yok ki, kadının beden olarak erkekten güçsüz olması nedeniyle, karakter olarak da zayıf olması gerektiği şeklindeki yanlış inançlarıdır.


    ilimaraştırma






+ Yorum Gönder